Köksal / Türkiye - 30253/06 - 26.11.2013 tarihli karar [II. Bölüm]
Olaylar — Başvurana, özel bir banka tarafından, yüksek olsa da yıllık enflasyon oranının altında kalan faiziyle birlikte, ilam harcı ödenmesine hükmedilmiştir. Daha sonra, başvuran, eski Borçlar Kanunu’nun 105. maddesi uyarınca, ilam harcına uygulanan faiz ile enflasyon oranları arasındaki farka ilişkin olarak, munzam zararın tazmini davası açmış ve dört yıl süren davanın sonucunda, başvurana bir tazminat daha verilmesine hükmedilmiş ve söz konusu tazminat başvurana ödenmiştir. Ardından, başvuran, aynı madde uyarınca, hükmedilen ek tazminat kendisine ödenene kadar söz konusu miktarda meydana gelen değer kaybının tazmin edilmesi amacıyla bir dava daha açmıştır. Ancak, Yargıtay’ın, 105. maddede belirtilen hukuk yolunun sadece ana borç için geçerli olduğuna hükmetmesi nedeniyle, söz konusu davadan sonuç alınamamıştır.
Hukuki Değerlendirme — 1 No.lu Ek Protokol’ün 1. Maddesi: Başvuran, bankaya yönelik tazminat taleplerini dile getirebileceği, sözleşmeden kaynaklanan ihtilafın etkin ve adil bir şekilde ve usuli güvencelerin tam anlamıyla dikkate alınarak karara bağlanmasını sağlayacak adli bir mekanizmanın mevcut olduğuna herhangi bir şekilde itiraz etmemiştir. Ayrıca, Devletlerin, belirli bir tazminatın piyasa etkenlerine bağlı olarak değer kaybetmesini önlemek gibi genel bir yükümlülüğü bulunmamasına rağmen, davalı Devlet, ilam harcıyla birlikte ödenmesine hükmedilen faizin, değer kaybından kaynaklanan munzam zararı karşılamadığı hallerde, eski Borçlar Kanunu’nun 105. maddesi kapsamında, alacaklıları enflasyonun etkinlerinden korumaya yönelik bir güvence sağlamaktadır. Bu sayede, başvuran, faiz ile enflasyon oranları arasındaki farktan doğan munzam zararıyla ilgili olarak, en yüksek faizin uygulanması talebiyle, tazminat davası açabilmiştir. Bahsi geçen hukuk yolları dikkate alındığında ve 1 No.lu Ek Protokol’ün 1. Maddesi kapsamında, şahsi taleplere enflasyonun etkileri dikkate alınmaksızın varsayılan faiz oranının uygulanması gibi bir yükümlülüğün söz konusu olmadığı göz önünde bulundurulduğunda, başvuranın 105. madde uyarınca açtığı ikinci davadan sonuç alamaması nedeniyle uğradığı munzam zararın, 1 No.lu Ek Protokol’ün 1. Maddesi kapsamında Devlet açısından herhangi bir yükümlülük doğurduğu söylenemez.
Sonuç: kabul edilemez (açıkça dayanaktan yoksun).
Full & Egal Universal Law Academy