AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no. 48654/06
Umut KONUR ve Diğerleri / Türkiye
Başkan
Valeriu Griţco,
Hakimler
Ivana Jelić,
Darian Pavli,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla, 19 Mart 2019 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
Yukarıda belirtilen 21 Kasım 2006 tarihli başvuruyu göz önünde bulundurarak,
Davalı Hükümetin görüşlerini ve başvuranların karşı görüşlerini dikkate alarak,
Gerçekleştirilen müzakereler sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR
1. Başvuranlar Umut Konur ve Gülnar Konur, sırasıyla 1981 ve 1939 doğumlu Türk vatandaşları olup, Zonguldak’ta ikamet etmektedirler.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”) kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
3. Dava konusu olaylar, taraflarca beyan edildiği haliyle, aşağıdaki gibi özetlenebilir.
4. Birinci başvuran, ikinci başvuranın oğludur.
5. Başvuranlara ait apartman dairesinin bulunduğu bina, 17 Ağustos 1999 tarihinde meydana gelen deprem sonucunda yıkılmıştır. Tapu kayıtlarına bakıldığında, birinci başvuranın söz konusu apartman dairesinin maliki, ikinci başvuranın ise intifa hakkı sahibi olduğu anlaşılmaktadır.
6. İkinci başvuran, belirtilmemiş bir tarihte idareye başvurarak, deprem sonucunda evleri zarar gören ailelere yeni bir konut veya maddi destek sağlanmasını öngören 7269 sayılı Kanun kapsamında “hak sahibi” olarak kabul edilmesini talep etmiştir.
7. İdare, 29 Şubat 2000 tarihinde, ikinci başvuranın, söz konusu apartman dairesinin mülkiyetinin kendisine ait olduğunu kanıtlayacak yazılı delil sunmadığı gerekçesiyle, 7269 sayılı Kanun kapsamında hak sahibi olarak kabul edilmesi yönündeki talebi reddetmiştir.
8. Birinci başvuran, belirtilmemiş bir tarihte, 29 Şubat 2000 tarihli idari işlemin iptali talebiyle İstanbul İdare Mahkemesinde (“İdare Mahkemesi”) dava açmıştır.
9. İdare Mahkemesi, 12 Aralık 2001 tarihinde, dava konusu idari işlemin ikinci başvuranı ilgilendiriyor olması nedeniyle, birinci başvuranın söz konusu işlemin iptali talebiyle dava açmasında hukuki bir menfaati bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir.
10. Danıştay, 20 Şubat 2004 tarihinde, birinci başvuranın, söz konusu apartman dairesinin maliki olarak, bu tür bir dava açmada hukuki menfaatinin bulunduğuna karar vermiştir. Dolayısıyla, 12 Aralık 2001 tarihli kararı bozarak davayı İdare Mahkemesine geri göndermiştir.
11. İdare Mahkemesi, 22 Haziran 2005 tarihinde, idarenin 29 Şubat 2000 tarihli işleminin iptaline karar vermiştir. İdare Mahkemesi, başvuranlar tarafından sunulan tapu belgesinden, kendilerinin söz konusu apartman dairesinin maliki ve intifa hakkı sahibi olduğunun anlaşıldığını belirtmiştir. Bu nedenle, idarenin 29 Şubat 2000 tarihli işleminin kanuna uygun olmadığı kanaatine varmıştır.
12. İdare Mahkemesinin kararı, 16 Kasım 2005 tarihinde idareye tebliğ edilmiştir. Söz konusu karara karşı temyiz başvurusunda bulunulmamıştır.
13. İdare, 7 Ağustos 2006 tarihinde, birinci başvuranın 7269 sayılı Kanun kapsamında hak sahibi olduğunu kabul etmiştir. Bu işlem, 21 Aralık 2006 tarihinde ilgili Bakanlık tarafından onaylanmıştır.
14. 14 Kasım 2012 tarihinde, birinci başvurana bir konut tahsis edilmiştir. Ancak, birinci başvuran, söz konusu konutun mülkiyetini alması için gerekli usulü işlemleri yerine getirmemiştir. Sonuç olarak, 7269 sayılı Kanun’un amaçları doğrultusunda hak sahibi statüsü ortadan kalkmıştır.
ŞİKÂYETLER
15. Başvuranlar, Sözleşme’nin bazı maddeleri kapsamında, yerel makamların, İdare Mahkemesinin 22 Haziran 2005 tarihli kararına uymadıkları konusunda şikâyette bulunmuştur.
16. Başvuranlar, 24 Ekim 2018 tarihli görüşlerinde, 7269 sayılı Kanun kapsamında hak sahiplerine sağlanan konutların kalitesi ve maliyetiyle ilgili bazı yeni iddialar ileri sürmüşlerdir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
17. Başvuranların şikâyetleri, esas olarak, lehlerine verilmiş olan 22 Haziran 2005 tarihli İdare Mahkemesi kararının uygulanmadığı iddiasına ilişkindir.
18. Mahkeme, söz konusu şikâyetin, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi ve Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi kapsamına girdiği kanısındadır (bk. diğer pek çok karar arasında, Güler ve Kekeç / Türkiye, no. 33994/06 ve 36271/06, §§ 20-28, 7 Haziran 2011).
19. Hükümet, diğer hususların yanı sıra, birinci başvuranın 7 Ağustos 2006 tarihinde hak sahibi olarak kabul edildiğini, bu işlemin ilgili Bakanlık tarafından 21 Aralık 2006 tarihinde onaylandığını ve İdare Mahkemesinin 22 Haziran 2005 tarihli kararının uygulandığını belirtmiştir.
20. Başvuranlar, idarenin, birinci başvuranın hak sahibi olarak kabul edilmesi yönündeki işleminin, İdare Mahkemesinin kararından 14 ay sonra gerçekleştirildiğini ileri sürmüşlerdir.
21. Mahkeme, dava konusu kararın, birinci başvuranın idare tarafından hak sahibi olarak kabul edildiği 7 Ağustos 2006 tarihinde, yani kararın idareye tebliğ edildiği 16 Kasım 2005 tarihinden itibaren 9 aydan daha kısa bir süre içinde uygulandığını gözlemlemektedir. Mahkeme, bu sürenin, Sözleşme kapsamında bir sorunu gündeme getirecek kadar uzun olmadığı kanaatindedir (bk. diğer pek çok karar arasında, Şerbănescu / Romanya (k.k.), no. 43638/10, § 9, 1 Aralık 2016).
22. Mahkeme, ayrıca, davanın davalı Hükümete bildirilmesinin ardından, başvuranların, 7269 sayılı Kanun kapsamında hak sahiplerine sağlanan konutların kalitesi ve maliyetiyle ilgili bazı yeni iddialar ileri sürdüklerini kaydetmektedir (bk. yukarıda 16. paragraf).
23. Mahkeme, bu bağlamda, somut başvuruya konu olan İdare Mahkemesinin 22 Haziran 2005 tarihli kararının, sadece idarenin 29 Şubat 2000 tarihli işleminin iptaliyle ilgili olduğunu, 7269 sayılı Kanun kapsamındaki konut tahsis yöntemleriyle alakalı olmadığını gözlemlemektedir.
24. Her halükarda, başvuranların 24 Ekim 2018 tarihli görüşlerinde konut tahsis yöntemleriyle ilgili olarak dile getirdikleri hususlar yeni şikâyet olarak değerlendirilebilecek olsa dahi, Mahkeme, Sözleşme veya Protokolleri ile koruma altına alınan hakların ve özgürlüklerin ihlal edildiğini gösteren bir durum görmemektedir.
25. Dolayısıyla, bu başvuru açıkça dayanaktan yoksun olup, Sözleşme’nin 35. maddesinin 3. fıkrasının (a) bendi ve 4. fıkrası uyarınca reddedilmelidir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, İngilizce dilinde tanzim edilmiş ve 11 Nisan 2019 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıValeriu Griţco
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy