T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
T.C.
KONYA "TÜRK MİLLETİ ADINA"
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLLERİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizin ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile verilen hüküm istinaf incelemesinden geçmiş, Konya BAM . HD'nin 30/09/2020 gün ve ... E. ... K. sayılı ilamı mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiş olup, dosya yukarıda belirtilen esas sırasına kaydı yapılarak yapılan yargılaması sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili 26/10/2017 tarihli dilekçesiyle; 20.08.2008 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde müvekkilinin yaralandığını, tedavi gideri, bakıcı gideri, maluliyet nedeniyle uğranılan zarar olmak üzere belirlenecek maddi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı davanın reddini istemiştir.
Davalı ... Sigorta Şirketi vekili 23/11/2017 tarihli cevap dilekçesiyle; İşbu dava ile öne sürülen tazminat talep hakkının zamanaşımına uğradığını, davacı yana 30/10/2019 tarihinde 7.993,78 TL ve 12/02/2010 tarihinde 634,92 TL ödendiğini, müvekkilinin sorumluluğunu yerine getirdiğini, kabul anlamına gelmemekle müvekkil şirketin ancak sigortaladığı araç işleteninin sorumluluğu nispetinde zarardan sorumlu tutulabileceğini, haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Dilekçeler aşaması tamamlanmış, taraflara duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilerek duruşma açılmıştır.
İncelenen dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde;
Dava, "Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)" davasıdır.
Mahkememizce Ankara Trafik Tescil Şube Müdürlüğüne, ... Sigorta A.Ş.ye, Konya SGK İl Müdürlüğüne, Diyarbakır Trafik Denetleme Şube Müdürlüğüne, Diyarbakır . Asliye Ceza Mahkemesine, Selçuklu İlçe Emniyet Müdürlüğüne müzekkereler yazılmış, gelen yazı cevapları incelenmek suretiyle dosyamız arasına konulmuştur.
Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından hazırlanan 02.05.2018 tarihli maluliyet raporunda özetle; Davacının uğradığı trafik kazası neticesinde; geçici iş göremezlik süresinin 18 ayı bulacağı, günü bulacağı, 3 aylık sürede bakıcıya ihtiyacı olacağı ve kişiye verilecek tedavi giderinin ise toplam 5.277,84TL olacağı belirtilmiştir.
Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından hazırlanan 13.07.2018 tarihli maluliyet raporunda özetle; Davacının uğradığı trafik kazası neticesinde; meydana gelen arızanın % 10,3 oranında kalıcı sakatlık olduğu belirtilmiştir.
Maluliyet raporu sonrası dosya tazminat hesabı için aktüer bilirkişiye tevdi edilmiştir.
Bilirkişi ... tarafından düzenlenen 27/06/2018 tarihli raporda özetle;Bilirkişi ... tarafından düzenlenen 27/06/2018 tarihli raporda özetle; Davacı için %75 kusur oranı gözetilerek 1.437,08 TL bakıcı gideri zararı ile 3.958,38 TL tedavi gideri zararının hesaplandığı mahkememize bildirilmiştir. Aynı bilirkişi 05/04/2019 tarihli ek raporunda özetle; Davacı için %75 kusur oranı gözetilerek 1.437,08 TL bakıcı gideri zararı ile 3.958,38 TL tedavi gideri zararı ve 126.124,62 TL maluliyet zararının hesaplandığı, ancak davaya konu sigorta poliçesinin bakiye maluliyet teminat tutarının 117.006,22 TL olduğu göz önünde bulundurularak maluliyet zararı bakımından davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe maluliyet bakiye teminat tutarı olan 117.006,22 TL'yi aşamayacağı kanaati mahkememize bildirilmiştir.
18/09/2019 tarihli Adli Tıp Kurumunun raporu ile; Sürücü ...'in %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, sürücü ...’in kusursuz olduğu, sürücü ...'nin kusursuz olduğu tespit edilmiştir.
Yapılan yargılama sonunda Mahkememizin 10/03/2020 gün ve ... Esas ... Karar sayılı ilam ile davacının davasının kabulüne karar verilmiş, karara karşı istinaf yoluna gidilmesi üzerine Konya BAM . HD'nin 01/10/2020 gün ve ... E. ... K. sayılı ilamı ile Mahkememizin kararı kaldırılmış ve dava ... E. sıramıza kaydedilmiştir.
BAM . HD. 27/03/2025 tarihli kararında özetle; " ... Somut olayda, kaza 20/08/2008 tarihinde meydana gelmiş olup, davacının maluliyeti ile ilgili olarak "gelişen bir durumun" olup olmadığı hususu KTK'nın 111. maddesindeki 2 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanabilirliği açısından önem arzetmektedir. Bu durumda dosyanın tümüyle 2008 ve 2016 yıllarına ilişkin tüm tıbbi bilgi ve belgelerin dosyaya kazandırılmasından sonra Adli Tıp Kurumu Başkanlığına gönderilerek trafik kazası sonucu oluşan yaralanmanın tedaviyle hangi tarihte tamamen sona erdiği, bu yaralanmadan dolayı belirlenip, davacı tarafın 2008 yılında belirlenen % 3 maluliyetine ilişkin rapordan sonra 2016 yılında alınan rapora göre dava konusu kazadan dolayı gelişen ve yeni ortaya çıkan bir durumun olup olmadığı varsa gelişen durum nedeniyle artan maluliyet oranının kaza tarihinde yürürlükte bulunan Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü uyarınca tespiti konusunda rapor alınmadan davanın kabulü yanlıştır. Mahkemece davacının tüm tedavi belgeleri getirtilerek dosya tümü ile Adli Tıp Kuruluna gönderilerek; davacının yaralanması nedeniyle tedavileri tamamlanarak hangi tarihte sağlığına kavuşmuş sayılacağı, gelişen bir durum bulunup bulunmadığı, tedavilerinin ne zaman sona ereceği, vücut çalışma gücü kaybının hangi tarihte kesin olarak belirlenebilir duruma geldiği, olay tarihinde yürürlükte bulunan Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü hükümleri dikkate alınarak rapor alınmalıdır. Mahkemece bu hususta gerekli rapor alındıktan sonra gelişen durumun varlığı olup olmadığı da dikkate alınarak davalı sigorta şirketi açısından hak düşürücü sürenin dolup dolmadığı hakkında değerlendirme yapılması gerektiği halde eksik inceleme ile karar verildiği anlaşılmakla davalı sigortanın istinafı yerindedir. Kaldırma sebebine göre davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek bulunmamaktadır. Esasa etki eden hususlarda delillerin eksik toplandığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesi kararının duruşma yapılmaksızın kaldırılması ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye iadesine.... " şeklinde karar vermiştir.
Kaldırma kararı sonrası davacının meydana gelen kaza sebebiyle görmüş olduğu tedaviye ilişkin olmak üzere tedavi evrakları ve raporlar dosyamız arasına alınmıştır.
21/06/2022 tarihli Adli Tıp Kurumunun raporu ile; ...'ün 20/08/2008 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının 85/9529 karar sayılı Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü hükümlerinden yararlanılarak ve mesleği bildirilmekle, E cetveline göre %12.2 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, İyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 18 aya kadar uzayabileceği tespit edilmiştir.
23/12/2022 tarihli Adli Tıp Kurumunun raporu ile; ...'ün dava konusu 20/08/2008 tarihli kaza nedeniyle görmüş olduğu tedavilerin tamamlanarak hangi tarihte sağlığına kavuşmuş sayılacağı ve tedavisinin ne zaman sona erdiği hususlarının kişinin tedavi görmüş olduğu birim ve tedavisini düzenleyen hekimlerden sorulmasının gerektiği, İyileşme süresinin travma sonucu kişide meydana gelen lezyonlarda anatomik, fizyolojik ve rehabilitasyon sonucu kişinin durumunda artık bir değişiklik beklenmediği zamana kadar gereken süreyi ifade ettiği, bu sürenin kişinin yaşı, sağlığı, organ ve kemik yapısı, komplikasyonların oluşup oluşmaması ile kişiden kişiye değişebileceği, verilen iyileşme süresinin normal şartlarda bu tür lezyonlardaki ortalama iyileşme süresi olduğu, Adli Tıbbi uygulamalarda kişinin son durum muayenesinin bu süre sonunda yapılarak kişide vücut çalışma gücü kaybı hususunda görüş bildirildiği cihetiyle; bu sürenin kişide dava konusu yaralanmaya bağlı olarak ortalama 18 (onsekiz) ay olduğu tespit edilmiştir.
02/10/2023 tarihli Adli Tıp Kurumunun raporu ile; ...'ün 20/08/2008 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı sağ humerus distal diafiz ve sağ 3. Metakarp basis kırığı sonucu gelişen yaralanmasına bağlı olarak; İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 18 (onsekiz) aya kadar uzayabileceği, 18(onsekiz) boyunca maluliyetinin %100 olduğu, 18 ay sonundan itibaren ise maluliyetinin 85/9529 karar sayılı Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü hükümlerinden yararlanılarak ve mesleği bildirilmemekle Grup1 kabul olunarak: Gr1 VII (12Aa……….10)A %14, E cetveline göre %12.2 (yüzdeoniki) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, Mahkemesince sorulduğu üzere, Kişi hakkında 03/09/2009 tarihinde düzenlenen raporda tanımlanan maluliyet oranı ile 16/03/2016 tarihinden düzenlenen maluliyet oranlarının kişinin yapılan muayenesindeki farklılıklarından kaynaklandığı tespit edilmiştir.
Meram Tıp Fakültesi Hastanesinden alınan 22/12/2023 tarihli raporda özetle; Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri tüzüğüne göre; davacının kalıcı sakatlık oranının Bingöl devlet hastanesi başhekimliği tarafından tanzim edilen 03/09/2009 tarihli sağlık kurulu raporunda %3, Beyhekim Devlet Hastanesi tarafından tanzim edilen 16/03/2016 tarihli sağlık kurulu raporunda ise %10 olarak belirlenmesi karşısında; ilgili üst yazınızda belirtilen a, b, c, d hususlarında rapor tanzimi istenilmiş olup, ilgili hususlarda rapor tanziminin üstte belirtilen sağlık kurulu muayene sonuçları(eklem hareket açıklığı dereceleri, kas gücü, atrofi, kısalık, angülasyon dereceleri , radyolojik sonuç raporları v.b) olmadan tıbben mümkün olmadığı, ilgili sağlık kurulu raporlarındaki muayene sonuçlarının dosya içeriğiyle ve şahısla birlikte gönderilmesinin gerektiği tespit edilmiştir.
Meram Tıp Fakültesi Hastanesinden alınan 13/005/2024 tarihli raporda özetle; Davacı ...'ün 20.08.2008 tarihinde uğradığı trafik kazası neticesinde, Bingöl Devlet Hastanesinin 03.09.2009 tarihli sağlık kurulu raporunda şahsın yaralanmalarını değerlendiren muayene bulgularının olmadığının görüldüğü, ilgili muayene bulguları olmadan şahsın ilgili tarihteki kesin maluliyef oranını hesaplamanın tıbben mümkün olmadığı, Beyhekim Devlet Hastanesinin 16.09.2016 tarihli sağlık kurulu raporunda şahsın yaralanmalarını değerlendiren muayene bulgularının olmadığının görüldüğü, ilgili muayene bulguları olmadan şahsın ilgili tarihteki kesin maluliyet oranını hesaplamanın tıbben mümkün olmadığı, iki sağlık kurulu raporlarındaki farkın dosya içeriğinde de yer alan 21.09.2023 tarihli ve 2918 karar nolu adli tip kurumu başkanlığı raporunda da belirtildiği gibi kişinin yapılan muayenesindeki farklılıklardan kaynaklanmış(maluliyet oranın artabileceği veya azalabileceği) olabileceği, ancak şahsın yaralanmalarını değerlendiren muayene bulgularının olmadığının görüldüğü, ilgili muayene bulguları olmadan aradaki Maluliyet farkının kesin olarak neden kaynaklandığını tespit etmenin tibben mümkün olmadığı, Artan Maluliyet oranın hangi tarih itibariyle netleştiğinin tespitinin 03.09.2009 ve 16.03.2016 tarihindeki maluliyet oranının tespitinin eldeki tıbbi verilerle tıbben mümkün olmamasından dolayı cevaplanamadığı hususları tespit edilmiştir.
Meram Tıp Fakültesi Hastanesinden alınan 13/01/2025 tarihli raporda özetle; Artan maluliyet oranın hangi tarih itibariyle netleştiğinin tespitinin 03.09.2009 ve 16.03.2016 tarihindeki maluliyet oranının tespitinin eldeki tıbbi verilerle tbben mümkün olmamasından dolayı cevaplanamadığı, Adli Tıp Kurumu değerlendirilmesinde verilen Maluliyet oranları farkının değişen muayene farklılıklarından kaynaklandığının tespitinin yapıldığı, muayene farklılıklarının tespit edilebilmesi için muayene bulgularının gönderilmesinin gerektiği, şahsın 21.09.2023 tarihli maluliyet oranının %12.2 olduğunun görüldüğü, 21.12.2022 18588 karar nolu raporda, Kişinin dava konusu 20/08/2008 tarihli kaza nedeniyle görmüş olduğu tedavilerin tamamlanarak hangi tarihte sağlığına kavuşmuş sayılacağı ve tedavisinin ne zaman sona erdiği hususlarının kişinin tedavi görmüş olduğu tedavisini düzenleyen birim ve hekimlerden sorulmasının gerektiği hususları tespit edilmiştir.
Mahkememizin 10/03/2020 tarihli kararında; “18/09/2019 tarihli adli tıp kurumu raporu uyarınca davacının içinde bulunduğu davalı sigorta şirketince sigortalı bulunan ... plakalı araç sürücüsünün yüzdeyüz oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı esas alınarak; aktüer bilirkişisi roporu uyarınca 1.437,08TL bakıcı gideri zararı, 3.958,38TL tedavi gideri zararı ve 126.124,62TL maluliyet zararı hesaplanmıştır. İşbu raporun hükme esas alınması, sigorta poliçesi teminat limiti ve davacı vekilinin 08/04/2019 tarihli talep artırım dilekçesi uyarınca aşağıdaki şekilde karar verilmiştir." şeklinde karar verilmiştir.
Konya BAM. . HD.'nin ... Esas ... Karar sayılı 30/09/2020 tarihli ilam ile; gerekli rapor alındıktan sonra gelişen durumun varlığı olup olmadığı da dikkate alınarak, davalı sigorta şirketi açısından hak düşürücü sürenin dolup dolmadığının tespiti istendiğinden, BAM kaldırma kararı doğrultusunda gerekli raporlar alınmış, alınan raporlar doğrultusunda, davacının gelişen maluliyeti tespit edilemediğinden ve ATK raporunda maluliyet farklılığının kişinin yapılan muayenesindeki farklılıktan dolayı ortaya çıktığı açıklaması (02/10/2023 tarihli ATK raporu) nedeniyle ve ibraname tarihinden itibaren 2 yıllık hak düşürücü süre geçtiğinden, davanın reddine karar verilmiş, alınan raporların Konya BAM. . HD.'nin kaldırma kararına uygun, denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli olduğu kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle ;
1-Davacının davasının REDDİNE,
2-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 615,40 TL maktu karar ve ilam harcından, ıslah harcı ile birlikte peşin alınan 431,40 TL. harcın mahsubu ile kalan 184,00 TL eksik harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan 88,07 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, davalı vekili için 30.000 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yatırılan gider avansından artan kısmın, 6100 s. HMK'nın 333. maddesine göre karar kesinleştiğinde ve re'sen davacıya iadesine,
Dair ; davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 30/09/2025
Katip Hakim