T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
T.C.
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ "TÜRK MİLLETİ ADINA"
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VASİSİ :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLLERİ :
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak; müvekkili nüfus kaydına göre 79 yaşında olup gerçek yaşının daha büyük olduğunu, davacının dava dışı öz kızı ... ve damadı ... tarafından kaçırıldığını, kaçırıldığı dönemde emekli maaşından başka geliri olmayan ve okuma yazma bilmeyen kısıtlı adayı ...'den öz kızı ...'nin toplamda 400.000,00 TL bedelli iki senet, damadı ...'ninde 117.500,00 TL bedelli bir adet senet aldığını, öz kızı ve damadının senetleri cirolayarak dava dışı üçüncü bir şahıs eliyle Konya .İcra Müdürlüğü'nün ... Esas ve ... Esas sayılı dosyaları ile takibe konulduğunu, müvekkilinin tek malvarlığı olan evinin haczedildiğini ve satış günü verildiğini, takip konusu senetlerin yasal olarak geçersiz ve yok hükmünde olduğunu, öncelikle HMK 389 ve 209.madde kapsamında İstanbul Anadolu .İcra Müdürlüğü'nün ... talimat sayılı dosyasından yapılacak olan cebri satışın mahkemece teminatsız olarak tedbiren durdurulmasına ve takiplerin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özet olarak; davacının iddialarını kabul etmediklerini, müvekkilinin senet üzerinde kendisinden önce yer alan cirantalarla iletişime geçerek davacının takip konusu senetleri imzaladığı tarihte "akli melekelerinin yerinde olduğuna dair" doktor raporu olduğu bilgisine ulaştığını, davacının iddiaları satışın iptaline yönelik yapılmış olup, kötü niyetli olduğunu, davacıya atanan vasinin takipten sonra ve hatta Konya .Asliye Hukuk Mahkemesinin ... E. ve Konya .Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı dosyası açılmadan yalnızca 4 gün önce tayin edildiğini, davacının mahkemeye sunmuş olduğu evraklarla mahkemeyi yanıltmak istediğini, müvekkilinin takibe konu senetlerde son ciranta yetkili hamil olduğunu, yerel mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararı usul ve yasaya aykırı olup , icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemeyeceğini, açıklanan nedenlerle ihtiyati tedbir kararına itirazlarının kabulü ile tedbir kararının kaldırılmasını haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
20/03/2024 tarihli ATK raporu ile; muris hakkında işlem tarihinde fiil ehliyetini müessir ve kişide şuur ve hareket serbestisi ile olayları kavrayıp onlardan sağlıklı sonuçlara varabilme yeteneğini ortadan kaldıracak veya azaltacak mahiyet ve derecede akıl hastalığı, akıl zayıflığı, bunama hali veya organik defisiter araz içinde bulunduğunu gösteren tıbbi bulgu ve belgeye rastlanmadığı, kendisinde mevcut sistemik hastalıkların da tek başına fiil ehliyetini etkilemeyeceği, murisin işlem tarihinde telkinlere mukavim olabileceği, kendi hür iradesi istikametinde serbest olarak eylem ve işlemlere girişebileceği tıbbi kanaatine varıldığı, bu duruma göre ...’in 22/11/2018 tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğunun kabulünün uygun bulunduğu tespit edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, "Menfi Tespit" davasıdır.
Taraflar arasındaki ihtilaf; davacının davaya ve takibe konu bonoların tanzim edildiği tarihte okuma yazma bilip bilmediği, davacı okuma yazma bilmiyorsa kambiyo senedi düzenlemesinin mümkün olup olmadığı, yine tanzim tarihinde davacının fiil ehliyetinin bulunup bulunmadığı, bonoların geçersiz olup olmadığı ile bu bonolar nedeniyle davacının borçlu olup olmadığı hususlarından ibarettir.
Davacı tarafın okuma yazma bilmediğinden bahisle senedin geçersiz olduğu iddiasına yönelik yapılan incelemede;6100 Sayılı HMK'nın 206/1 maddesi kapsamında imza atamayanların mühür ya da alet ya da parmak izi kullanmak suretiyle belge düzenlemesinden bahsetmiş ve bu kapsamda söz konusu belgelerin senet niteliği taşıyabilmesi için noterler tarafından düzenleme biçiminde oluşturulması şartı getirilmiştir. Ancak mahkememiz dosyasında davacı, davaya konu bonoya imza atmıştır. Dava dilekçesi ve aşamalarda salt davaya konu bononun, anılan yasa hükmü kapsamında geçersizliği olgusuna dayanılmıştır. Kural olarak bir kimsenin okuma yazma bilmemesi, imza kullanması halinde, kambiyo senedi düzenlemesine engel değildir. (Yargıtay .HD. 15/03/2016 gün, ... Esas-... Karar) Tüm bu anlatılanlardan dolayı davacının bu iddiasının reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı tarafın hukuki fiil ehliyetine haiz olmadığından dolayı senedin geçersiz olduğu iddiasına yönelik yapılan incelemede ; dava ve takibe konu bono, unsurları itibariyle geçerli bulunmaktadır. Sebepten bağımsız olarak soyut bir hukuki işlem şeklinde olan senetten dolayı borç altına giren kişilerin bu senedin bedelsiz ya da senetten dolayı borçlu bulunmadığı iddiasında ispat külfeti borçluya aittir. Genel karine gereğince borç ikrar anlamı taşıyan bonodan dolayı alacaklının alacağını ispat etmesi zorunluluğu bulunmamaktadır. Dosya kapsamında bulunan ATK 4. İhtisas Dairesinin 22/03/2024 tarihli raporuna göre davacının senedin düzenlenme tarihi olan 22/11/2018 tarihi itibariyle hukuki işlem ehliyetine haiz olduğu belirtildiğinden davacının bu iddialarının da reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı tarafın bonoyu zorla imzaladığı iddiasına yönelik yapılan incelemede ise; davacı tarafça bu yönde herhangi bir delil ibraz edilmediği, davalı hakkında yapılan ceza soruşturmasının takipsizlikle sonuçlandığı ve takipsizlik kararının kesinleştiği, konusu suç teşkil eden hususlarda yemin teklif edilmesi mümkün olmadığından davacıya yemin delilinin hatırlatılmadığı, bu bakımdan davacının tüm iddialarını ispatlayamadığı sonucuna varıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının Davasının REDDİNE
2-Alınması gereken 615,40 TL maktu harçtan, peşin ve tamamlama harcı ile birlikte alınan 8.100,78 TL harcın mahsubu ile bakiye 7.485,38 TL fazla yatırılan harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 1.320 TL. yargılama giderinin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
4-Davacı tarafından yapılan yapılan giderlerin kendi üzerine bırakılmasına,
5-Davalı taraf kendini vekille temsil ettiğinden, A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve taktir olunan 30.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmının 6100 sayılı HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde kendilerine iadesine,
Dair ; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı 06/03/2025
Katip Hakim
e-imzalıdır e-imzalıdır