T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... E. - ... K.
T.C.
KONYA TÜRK MİLLETİ ADINA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - (T.C. Kimlik No: ...)
VEKİLİ : Av. ... - [
DAVALI : ... - (T.C. Kimlik No: ...)
VEKİLLERİ :
DAVA : TAPU İPTALİ TESCİL ve ALACAK
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili 19/09/2022 tarihli dilekçesi, 10/05/2023 tarihli 1. tavzih ve 04/03/2024 tarihli 2. tavzih beyanları ile; tarafların 08/10/2009 tarihli protokol ile aralarındaki ortaklığı sonlandırmaya karar verdiklerini beyan ederek, protokol gereğince Eskişehir ili, ... ilçesi, ... köyü, ... parsel sayılı taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile 1/2'sinin davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, bu taşınmazdaki fabrikada bulunan makinelerin mülkiyetinin 1/2'sinin de davacıya ait olduğunun tespitine ve ayrıca bu fabrikanın dava tarihinden geriye dönük son 5 yıl için kira gelirlerinden dolayı davacıya düşen 1/2 pay karşılığı 1.000 TL.'nin 20/11/2016 tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Dilekçeler aşaması tamamlanmış, taraflara duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilerek duruşma açılmıştır.
Davalı vekili, öncelikle zamanaşımı ve yetki itirazı ile arabulucuk dava şartı yokluğu itirazında bulunmuş, davacının davasının esastan da reddini istemiştir.
Açılan dava Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sırasına kaydedilmiş, Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/12/2022 gün ve ... E. ... K. sayılı yetkisizlik kararı verilmiş, kararın kesinleşmesi, talep ve tevzi üzerine dava mahkememizin ... E. sırasına kaydedilmiştir.
Davacı tarafından arabuluculuk son tutanağı ve 08/10/2009 tarihli protokol suretleri ibraz edilmiş, dava konusu taşınmazın tapu kaydı, Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sayılı davasına ilişkin kesinleşmiş karar sureti, tarafların ortak oldukları dava dışı ... Ltd. Şti.'ye ilişkin ticaret sicili müdürlüğü kayıtları dosyamıza getirtilmiş, davalı tarafından dava konusu taşınmazın kiraya verilmesine ilişkin kira sözleşmesi sureti sunulmuş, ilgili banka şubesine müzekkere yazılmış, talimatla 29/09/2023 tarihinde keşif yapılması sağlanmış, fen bilirkişisinden 05/10/2023 tarihli, diğer bilirkişi heyetinden 19/12/2023 tarihli rapor alınmıştır.
Davacı vekili 22/01/2024 tarihli ıslah dilekçesiyle, tapu iptali ve tescil yönünden dava değerinin 3.609.790,56 TL., makinelerin mülkiyetinin tespiti yönünden dava değerinin 875.000 TL. olduğunu beyan etmiş, kira alacağı yönünden de 1.000 TL.'lik taleplerini 817.014 TL.'ye yükseltmiştir.
İncelenen dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde;
Dava, "Tapu İptali Tescil ve Alacak" davasıdır.
Somut olayda ; davacı taraf, taraflar arasındaki 08/10/2009 tarihli protokole istinaden tapu iptali tescil, ilgili makinelerin mülkiyetinin yarısının kendisine ait olduğunun tespitini ve dava konusu taşınmazın son 5 yıllık kira (ecrimisil) bedelinin 1/2'sinin faizi ile beraber davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı taraf, zamanaşımı itirazında bulunmuş ise de; 08/10/2009 tarihli protokolün tamamen ifa edilmemiş ve zamanaşımı süresi bu nedenle başlamamış olması nedeniyle zamanaşımı itirazının reddine karar verilmiştir.
Davalı taraf, yetki itirazında bulunmuş, Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesince yetki itirazı kabul edilerek dosya mahkememize gönderilmiş, mahkememiz tarafından dava sonuçlandırılmıştır.
Davalı taraf, zorunlu arabuluculuğa ilişkin dava şartı yokluğu itirazında bulunmuş ise de; davacı tarafından yığılan talepler şeklinde davanın açılması ve Yargıtay . HD’nin 17/02/2020 gün ve ... E. ... K. sayılı emsal içtihadında da belirtildiği üzere, yığılan talepler içerisinde arabuluculuğa tabi olmayan tapu iptali ve tescil talebinin de bulunması karşısında davanın zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığı sonucuna varılmıştır.
08/10/2009 tarihli protokolün incelenmesinde, davacı ve davalı ile birlikte dava dışı diğer ortakların biraraya gelip aralarındaki ortaklığı sonlandırma konusunda anlaşmaya vardıkları, Birol ve ...'ın diğer ortaklara karşı yükümlülüklerini yerine getirmeleri karşısında Sivrihisar'daki fabrikanın ... ve ...'a geçtiğinin kararlaştırıldığı görülmüştür.
Tapu kaydının incelenmesinde, söz konusu fabrikanın bulunduğu Eskişehir ili, ... ilçesi, ... parsel sayılı tarla vasfındaki taşınmazın 20/10/2009 tarihinden itibaren sadece davalı ... adına kayıtlı olduğu görülmüştür.
Davalı ...'ın sözleşmeyi inkar etmemesi, fabrikanın bulunduğu taşınmazın sadece kendi adına kayıtlı olması, protokolden doğan tüm yükümlülüklerin davalı tarafından dava dışı ... karşı ifa edildiğinin belirtilmesi karşısında, protokolde yazılı fabrikanın bulunduğu dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile 1/2'sinin davacı adına tapuya tesciline karar vermek gerekmiştir.
Yine protokolde, sadece taşınmazın değil fabrikanın davacı ve davalıya geçeceğinin bildirilmesi karşısında, bu fabrikada bulunan dava konusu makinelerin mülkiyetinin yarısının da davacıya ait olduğunun tespitine karar vermek gerekmiştir.
Dava konusu mermer fabrikasının 3. kişilere kiraya verilmek suretiyle gelir elde edildiği anlaşılmıştır. Davalı taraf, kendisinin verdiği vekalete istinaden kira sözleşmesinin davacı tarafından yapıldığını ve kira gelirlerinin de davacı tarafından tahsil edildiğini iddia etmiş, davacı taraf kira gelirlerinin kendisi tarafından tahsil edildiğini kabul etmemiştir.
Dava dışı ... Tic. Ltd. Şti.'nin ticari defterlerine ulaşılamadığından kira gelirlerinin kim tarafından tahsil edildiği konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılamamış, ilgili banka şubesine müzekkere yazılarak, davacının dava konusu fabrikaya ilişkin kira gelirini tahsil edip etmediği araştırılmış, banka kayıtlarından da fabrikanın kira gelirine ilişkin herhangi bir tahsilat tespit edilememiştir. Davalı tarafın cevap dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanması nedeniyle davalıya, kira gelirinin kim tarafından tahsil edildiği konusunda davacıya yemin teklif edip etmeyecekleri sorulmuş, davalı tarafın yemin teklif etmesi üzerine davacının talimatla yeminli beyanları alınmış, davacı kira gelirini hiçbir şekilde tahsil etmediğine dair yemin etmiştir.
Yargıtay HGK’nın 23.01.2020 gün ve ... E. ... K. sayılı emsal içtihadına göre de, "Ecrimisilde; bir malın hak sahibinin izni ve rızası dışında kötü niyetli olarak işgal ve kullanımı söz konusudur...
Nitekim TMK'nın 995. maddesinin birinci fıkrasında, iyi niyetli olmayan zilyedin geri vermekle yükümlü olduğu şeyi haksız alıkoymuş olması yüzünden hak sahibine verdiği zararlar ve elde ettiği veya elde etmeyi ihmal eylediği ürünler karşılığında tazminat ödemek zorunda olduğu hüküm altına alınmıştır.
Bu zararın en azı kira geliri karşılığı olan zarardır. Ancak, haksız işgalden doğan zarar her zaman kira geliri karşılığı olan zarar kadar olmayıp çok daha kapsamlı olabilir. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal veya hor kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda şeklinde tanımlanan olumsuz zarar ecrimisilin kapsamını belirler.
Görüleceği üzere işgal tazminatı hakkının doğumu, başlıca iki koşulun gerçekleşmiş olmasına bağlıdır. Bunlar; işgal eylemini gerçekleştiren kişinin kötü niyetli oluşu ve işgal nedeniyle hak sahibinin zarara uğramasıdır.
Haksız zilyetlikte, kişiye zilyetliği sağlamaya yetki veren bir hak bulunmamaktadır. Zilyedin gerçekte bir hakkı olmadığını bilip bilmemesi ve bilebilecek durumda olup olmamasına göre de haksız zilyetlik "iyi niyetli zilyetlik" ve "kötü niyetli zilyetlik" şeklinde ayrıma tabi tutulmaktadır.
Kötü niyetli zilyet, eşya üzerindeki hakimiyetinin bir hakka dayanmadığını, diğer bir anlatımla zilyetliğinin hakka uygun bulunmadığını bilen ya da somut olayın özelliklerine göre bilmesi gereken kişidir. TMK'nın 3. maddesi uyarınca, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyi niyet iddiasında bulunamaz.
Kuşku yoktur ki, zilyedin iyi veya kötü niyetli oluşu, mahkemelerce her somut olay ve durumun özelliği dikkate alınarak takdir edilecektir.
Diğer yandan "yolsuz tescil" kavramı üzerinde de durulmalıdır.
Bilindiği gibi, Türk hukuk sisteminde tapu kayıtlarının oluşumunda "illilik", diğer bir anlatımla "sebebe bağlılık" prensibi esas alınmış olup, bu prensip uyarınca tescilin geçerli ve haklı bir sebebe dayanması zorunluluğu bulunmaktadır.
Bu husus 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 1024. maddesinin ikinci fıkrasında "Bağlayıcı olmayan bir hukuki işleme dayanan veya hukuki sebepten yoksun bulunan tescil yolsuzdur" şeklinde açıklanmıştır. Yasa maddesindeki bu tanımdan anlaşılacağı gibi gerçek hak durumuna uymayan tescil, yolsuz tescildir. Bu yolsuz tescil durumu, tescilin kurucu unsurlarından biri veya bir kaçının eksik olması nedeniyle başlangıçtan itibaren söz konusu olabileceği gibi sakat bir terkin veya tadil yüzünden sonradan da oluşabilir.
Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş veya bir tescil yolsuz olarak terkin olunmuş ya da değiştirilmiş ise bu yüzden ayni hakkı zedelenen kimse, TMK'nın 1025. maddesine göre tapu sicilinin düzeltilmesini dava edebilir.
Yolsuz tescil hâlinde, taşınmaz üzerindeki hak sahipliğinde gerçek anlamda bir değişiklik olmadığından, davayı kazanan davacı lehine bir ayni hak tesis edilmez. Sadece, tapu kütüğündeki yolsuz kayıtla gerçek hak durumu arasındaki aykırılık giderilerek davacının ayni hakkının bulunduğu tespit edilir. Diğer bir anlatımla, düzeltmenin yapılmasıyla birlikte maddi hukuk bakımından mevcut olmakla birlikte tapu kütüğünde şeklen bulunmayan haklar gerçek hak durumunu gösterir şekilde düzeltilir. Bu nedenledir ki, TMK'nın 1025. maddesinde tapu sicilinin düzeltilmesi kavramına yer verilmiş, dolayısıyla yolsuz tescilin doğuracağı sakıncaların önlenmesi ve hak sahibinin tasarruf işlemlerini yapma imkânına kavuşması amaçlanmıştır. Ne var ki, düzeltmenin yapılmasına kadar iyi niyetli üçüncü kişilerin bu tescile dayanarak kazandıkları ayni haklar ve her türlü tazminat hakları saklıdır.
Bundan dolayı düzeltme davası sonucunda davanın esası hakkında verilen karar, kural olarak bir tespit hükmü niteliğindedir. Bu niteliği uyarınca da kurucu değil, açıklayıcı mahiyettedir. Karara konu tescil işleminin baştan itibaren geçersiz olduğu tespitini içerdiğinden iptal hükmü geriye etkili olarak sonuç doğurmaktadır."
Dava konusu taşınmazın tamamının 20/10/2009 tarihinde davalı adına tescil edilmesi, davacıya ait 1/2 pay yönünden yolsuz tescil niteliğinde olduğu, dava konusu mermer fabrikasının bulunduğu taşınmazın tapu kaydının iptali ile 1/2'sinin davacı adına tesciline ilişkin mahkememizce verilen hükmün, yukarıda yazılı Yargıtay HGK emsal kararında da açıklandığı üzere açıklayıcı bir nitelikte bir hüküm olduğu, 08/10/2009 tarihli protokolün ifa edildiği ve bu fabrikanın davacı ve davalıya geçtiği tarihe kadar geriye etkili sonuç doğuracağı kanaatine varılmıştır.
Protokolde yer alan ... tarafından davacı ve davalıya karşı açılan Ankara . Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... E. sayılı davasının ön inceleme duruşmasında, davalı ... beyanlarında protokolden doğan yükümlülükleri yerine getirdiklerini, Sivrihisar'daki işletme ve makineleri kendi şahsına geçtiğini beyan etmiş ve tapu kaydına göre de bu taşınmaz 20/10/2009 tarihinde ve protokolden sonra davalı adına tescil edilmiş olduğundan, mahkememizin tapu iptali ve tescil hükmünün 20/10/2009 tarihine kadar geriye etkili sonuç doğurduğu sonucuna varılmıştır. Kaldı ki, davalı taraf protokolden doğan yükümlülüklerin dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık süreden sonra ifa edildiğini iddia da etmemiştir.
Kira sözleşmesinin 01/10/2013 tarihli ve 8 yıl süreli olup, davalıya vekaleten davacı tarafından imzalanmasına rağmen, asıl kiraya verenin davalı olması, davalının bu fabrikanın dava tarihinden geriye dönük 5 yıllık kira gelirinden davacıya düşen 1/2 payı davacıya verdiğini ispat edememesi, söz konusu fabrikanın bulunduğu taşınmazın davalıya tescilinin tescil tarihi itibariyle ve davacının 1/2 hissesi yönünden yolsuz tescil niteliğinde olması nedeniyle, dava tarihinden geriye dönük 5 yıllık kira gelirinin (ecrimisilin) yarısının da davacıya verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Dosya kapsamına uygun görülerek hükme esas alınan bilirkişi heyetinin 19/12/2023 tarihli raporuna göre de, dava konusu taşınmazın 1/2 hissesinin dava tarihi itibariyle değerinin 3.636.635,56 TL., dava konusu makinelerin mülkiyetinin 1/2 hissesinin dava tarihi itibariyle değerinin 875.000 TL. ve dava konusu fabrikanın dava tarihinden geriye dönük 5 yıllık dönem için kira (ecrimisil) gelirinin 1/2'sinin 817.014 TL. olduğu sonucuna varılmıştır.
Davacı tarafın 22/01/2024 ıslah dilekçesiyle, ecrimisil talebini 817.014 TL.'ye yükselttiği ve dava tarihinden itibaren yasal faiz istediği görüldüğünden, 817.014 TL. ecrimisilin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar vermek gerekmiştir.
Tapu iptali ve tescil yönünden dava değeri 3.636.635,56 TL. olmasına rağmen, 22/01/2024 tarihli ıslah dilekçesinde 3.609.790,56 TL. gösterilmesine itibar edilmemiş, bu hususun kamu düzenine ilişkin olduğu sonucuna varılarak aradaki farkın harcının da tamamlanması sağlanmıştır.
Davacı tarafından dava öncesi arabuluculuğa başvurulmuş, 18/10/2021 tarihli arabuluculuk son tutanağı düzenlenmiş ise de, yukarıda açıklandığı üzere bu davanın zorunlu arabuluculuğa tabi olmaması nedeniyle, mahkememizce 18/10/2021 tarihli arabuluculuk son tutanağı zorunlu değil, ihtiyari arabuluculuk olarak değerlendirilmiştir. 6100 s. HMK'nin 323. maddesine ve 6325 s. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu hükümlerine göre de, ihtiyari arabuluculuk giderlerinin yargılama giderlerine dahil edilemeyeceği, bu giderlerin sadece davacının sorumluluğunda olduğu sonucuna varılmıştır.
Dava, mahkememize yetkisizlik kararı ile gelmiş ise de; Yargıtay HGK'nun 28.02.2019 gün ve ... E. ... K. sayılı emsal içtihadında da belirtildiği üzere, mahkememizce davanın kabulü ile davacı lehine vekâlet ücretine ve haksız çıkan taraf olan davalı aleyhine yargılama giderlerine hükmedildiğinden davalı lehine yetkisizlik kararından dolayı vekalet ücretine hükmedilmemiş ve oluşan vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle ;
1-Davacının davasının KABULÜ ile;
a) Eskişehir ili, ... ilçesi, ... mahallesi, ... parsel sayılı taşınmazın davalı ... adına olan tapu kaydının 1/2 hissesinin iptali ile (üzerindeki şerh ve kayıtlar muhafaza edilerek) davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, kalan 1/2 hissenin davalı ... üzerinde bırakılmasına,
b) Eskişehir ... İlçesi, ... Mahallesi, ... parsel sayılı taşınmazdaki işletmede (fabrikada) bulunan 1 adet 40 tonluk gezer Vinç'in, 1 adet 2 ayaklı ... Marka Este'nin, 1 adet 4 ayaklı Çift ... Marka Este'nin ve 1 adet Komatsu 3,5 tonluk Forklift'in 1/2 hissesinin davacıya ait olduğunun tespitine,
c) Eskişehir ... İlçesi, ... Mahallesi, ... parsel sayılı taşınmazdaki işletmenin 19/09/2022 dava tarihinden geriye dönük 5 yıllık ecrimisil (kira) geliri karşılığı 817.014 TL.'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Karar tarihi itibariyle (ve dava değerinin 3.636.635,56 + 875.000 + 817.014 = 5.328.649,56 TL. olduğunun kabulü ile) alınması gereken 364.000,01 TL. nispi karar ve ilam harcından, ıslah harçları dahil peşin alınan 91.000,60 TL. harcın mahsubu ile kalan 272.999,41 TL. harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından mükerrer olarak yatırılan 1.274,90 TL. keşif harcının istek halinde davacıya iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan peşin harç ve ıslah harçları dahil toplam 106.793,15 TL. yargılama gideri ile gerekçeli kararın tebliği için davacı avansından yapılacak olan 30 TL. e-tebligat gideri olmak üzere 106.823,15 TL. yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca (ve dava değerinin 5.328.649,56 TL. olduğunun kabulü ile) davacı vekili için 542.432,48 TL. nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Yetkisizlik kararından dolayı davalı vekilleri için davalı lehine vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
8-Mahkememizce ihtiyari sayılan arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 1.320 TL. yargılama giderinin, davacı ...'dan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
9-Davacı tarafından yatırılan gider avansından artan kısmın, 6100 s. HMK'nın 333. maddesine göre karar kesinleştiğinde ve re'sen davacıya iadesine,
Dair ; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, Konya BAM ilgili Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere ve oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.12/03/2025
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...