T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... E. - ... K.
T.C.
KONYA TÜRK MİLLETİ ADINA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI :
VEKİLLERİ :
DAVALI :
VEKİLLERİ :
İHBAR OLUNANLAR : 1- ... - (T.C. Kimlik No: ...)
2- ... - (T.C. Kimlik No: ...)
3- ... - (T.C. Kimlik No: ...)
4- ... - (T.C. Kimlik No: ...)
VEKİLLERİ :
5-
DAVA : AYIPLI ARACIN MİSLİ İLE DEĞİŞİMİ veya ALACAK
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili 19/10/2023 tarihli dilekçesiyle; davacı şirketin Konya . Noterliği'nin 28/09/2021 gün ve ... yevmiye nolu sözleşmesi ile davalı şirkete ait ... plakalı aracı davalı şirketten satın aldığını, aracın satın alınmasından sonra bu aracın yurda kaçak girdiğinden bahisle başlatılan Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... sayılı soruşturması nedeniyle aracın trafik kaydına tedbir konulduğunu ve aracın müsaderesi de istenilerek ilgili kişiler aleyhine Bakırköy . Ağır Ceza Mahkemesine ... E. sayılı dosya üzerinden açılan davanın halen derdest olduğunu beyan ederek, dava konusu aracın aynıyla değiştirilmesini, bu talebin kabul edilmemesi halinde ise aracın rayiç değerinin üzerine tedbir konulduğu tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Dilekçeler aşaması tamamlanmış, taraflara duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilerek duruşma açılmıştır.
Davalı vekili, öncelikle görev ve zamanaşımı itirazında bulunmuş, ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını beyan etmiş, davanın ... mirasçılarına ihbarını istemiş ve davanın esastan da reddini istemiştir.
Dava, ... mirasçılarına ihbar edilmiş, onların da davanın ... Tic. Ltd. Şti'ye ihbarını istemeleri üzerine, dava ... Tic. Ltd. Şti'ye de ihbar edilmiştir.
Davacı tarafından arabuluculuk son tutanak sureti, araç satış sözleşmesi sureti ve adi yazılı 23/02/2023 tarihli ayıp ihbarı ve tebliğ belgesi sureti ibraz edilmiş, Bakırköy . Ağır Ceza Mahkemesinin ... E. sayılı davasına ilişkin ilgili belge suretleri dosyamıza getirtilmiş, aracın Uyap trafik kaydı çıkartılmış, makine bilirkişisinden 04/06/2024 tarihli rapor ve 23/09/2024 tarihli ek rapor alınmıştır.
Davacı vekili 19/12/2024 tarihli talep artırım dilekçesiyle, alacak taleplerini 2.000 TL.den 4.400.000 TL.ye yükseltmiştir.
İncelenen dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde;
Dava, "Hukuki Ayıplı Aracın Misli ile Değiştirilmesi veya Alacak" davasıdır.
Somut olayda ; davacı taraf, noter satış sözleşmesi ile davalıdan satın aldığı aracın trafik kaydına ceza dosyasından satılamaz ve devredilemez şerhinin konulması, müsaderesinin istenilmesi ve bu şekilde tasarruf hakkının kısıtlanması nedeniyle, dava konusu aracın davalı tarafından misli ile değiştirilmesini, terditli olarak da bedelinin faiziyle tahsilini istemiştir.
Davalı taraf öncelikle, asliye hukuk mahkemelerinin görevli olduğundan bahisle görev itirazında bulunmuş ise de, davacı ve davalının tacir sıfatına sahip şirket olmaları ve davanın iki şirket arasındaki nispi ticari dava niteliğinde olması ve mahkememizin görevli olması nedeniyle görev itirazı reddedilmiştir.
Davalı taraf ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını ileri sürmüş ise de; dava konusu aracın trafik kaydına Bakırköy . Sulh Ceza Hakimliği'nin 31/01/2023 gün ve ... D.İş sayılı kararı ile ihtiyati tedbir konulması, davacının da davalıya 23/02/2023 tarihinde ayıba ilişkin ihtarname göndermesi, davacının tedbirden daha önce haberdar olduğuna dair bir delil sunulmaması karşısında davacı tarafın ayıbı öğrenir öğrenmez davalıya ihtarname gönderdiği ve ayıp ihbarının süresinde olduğu sonucuna varılmıştır.
Davalı taraf zamanaşımı def'inde bulunmuş ise de; dava konusu aracın satışının 28/09/2021 tarihinde yapılması, ayıp ihbarının 23/02/2023 tarihinde yapılıp, ihbarın da 06/03/2023 tarihinde tebliğ edilmesi karşısında, dava satıştan itibaren 2 yıllık süre geçtikten sonra açılmasına rağmen, ayıp ihbarının 2 yıllık süre geçmeden yapılmış olması nedeniyle, 6098 s. TBK'nin 231/1-son cümlesi gereğince davada zamanaşımı süresinin dolmadığı belirlenmiştir.
Yargıtay . HD’nin 25/01/2018 gün ve ... E. ... K. sayılı emsal içtihadında da belirtildiği üzere, dava konusu araç, fiilen zapt veya müsadere edilmediğinden davacının zapta karşı tekeffül hükümlerine göre dava açmakta hukuki yararı olmadığı halde, dava konusu aracın trafik kaydına ceza dosyasından tedbir konulması, tedbirin halen devam etmesi ve davacının bu araç üzerindeki tasarruf hakkının kısıtlanmış olması ve aracın hukuki ayıplı arac haline gelmesi nedeniyle davacının ayıba karşı tekeffül hükümlerine göre bu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu, davalı satıcının ayıpların varlığını bilmese ve hatta kusuru bulunmasa dahi onlardan sorumlu olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın 6098 s. TBK.'nun 219. vd. maddelerine göre çözülmesi gerektiği, davacının ayıba karşı tekeffül hükümleri gereği sözleşmeden dönüp bedelini isteyebileceği ve bu durumda aracın iadesinin de gerekeceği belirlenmiştir.
Ankara BAM . HD'nin 21/03/2022 gün ve ... E. ... K. sayılı emsal kararına göre, "davacınınsatın aldığı mala, kendisinin herhangi bir kusuru olmaksızın, kamu gücüyle el konulmuş; tasarruf hakkı kısıtlanmıştır. Hal böyle olunca; satın alan davacı açısından, o maldan elde edeceği faydanın, dava konusu menkule resmi makamlarca kamu gücüne dayanılarak el konulması tarihinde ortadan kalktığının kabulü gerekir ve böylece ortaya çıkan hukuki ayıptan -satıcının ayıba karşı tekeffülüne ilişkin hükümlere göre- davalı satıcı şirket sorumludur; burada davalının hukuki ayıbın ortaya çıkmasında kusurlu olup olmaması da sonuca etkili değildir. O halde, Bakırköy . Ağır Ceza mahkemesinde davaya konu aracı ithal eden firma yetkilileri hakkında açılan kamu davasında verilecek kararın -ki bu dava satıcı hakkında olsa dahi- satıcının ayıba karşı tekeffülüne dayalı eldeki davaya herhangi bir etkisi bulunmamaktadır. Mahkemece, aynı hususlara işaretle, hukuki ayıbın varlığının ve davalı satıcının bu ayıp nedeniyle, kusurlu olup olmadığına da bakılmaksızın, sorumluluğunun kabulü ile ceza davasının sonucu beklenmeden, sonuçta; satıcının ayıba karşı tekeffülü hükümleri çerçevesinde değerlendirme yapılarak, hükme varılmış olması yerindedir."
Yukarıda yazılı emsal BAM kararında da belirtildiği üzere, aracın hukuki ayıplı hale gelmesi, bu durumun halen devam etmesi, davalının bu durumu bilmese ve hatta kusuru bulunmasa dahi bu ayıptan sorumlu olması, davacının araç üzerindeki tasarruf hakkının kısıtlanmış olması ve bu davayı açmakta hukuki yaranının bulunması, ceza davasının sonucunun bu davaya bir etkisinin bulunmayacak olması nedeniyle, ceza davasının sonucu beklenilmemiştir.
Davacı, davasını terditli olarak açmış, öncelikle aracın misli ile (aynısı ile) değişimini olmazsa bedelinin tahsilini istemiştir.
6098 s. TBK'nın 227/1-4. maddesine göre, satılanın ayıplardan sorumlu olduğu hallerde davacı, imkan varsa aracın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteyebilir ise de; dava konusu aracın 2. el şeklinde davacıya satışının yapılmış olması, davalı şirketin araç bayii veya üreticisi ya da ithalatçısı olmaması nedeniyle aracın misli ile değiştirilmesine imkan olmadığı sonucuna varılmış, davacının terditli bu ilk talebi reddedilerek, terditli 2. talep olan alacak talebinin incelenmesine geçilmiştir.
6098 s. TBK'nın 229. maddesine göre, "Satış sözleşmesinden dönen alıcı, satılanı, ondan elde ettiği yararları ile birlikte satıcıya geri vermekle yükümlüdür. Buna karşılık alıcı da, satıcıdan aşağıdaki istemlerde bulunabilir:
1. Ödemiş olduğu satış bedelinin, faiziyle birlikte geri verilmesi.
2. Satılanın tamamen zaptında olduğu gibi, yargılama giderleri ile satılan için yapmış olduğu giderlerin ödenmesi.
3. Ayıplı maldan doğan doğrudan zararının giderilmesi.
Satıcı, kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alıcının diğer zararlarını da gidermekle yükümlüdür."
Dava konusu araç, davalı tarafından davacıya 28/09/2021 tarihinde 1.620.000 TL.ye satılmış, dosya kapsamına uygun görülerek hükme esas alınan bilirkişinin 04/06/2024 tarihli raporuna göre dava konusu aracın dava tarihi itibariyle 2. el piyasa değerinin 4.400.000 TL. olduğu belirlenmiştir. Davacı da, talep artırım dilekçesiyle alacak taleplerini 2.000 TL.'den 4.400.000 TL.ye yükseltmiştir. Burada çözülmesi gereken sorun davacının 1.620.000 TL.nin ödediği tarihten itibaren faiziyle beraber tahsilini mi isteyebileceği, yoksa aracın dava tarihindeki 2. el piyasa bedelini mi isteyebileceği hususudur.
1.920.000 TL.nin 28/09/2021 satış tarihi ile 19/10/2023 tarihleri arasındaki avans faizi 521.473,56 TL. olup, faizle beraber ana para toplamı ise 2.141.473,56 TL.dir. Bu yöntem benimsendiğinde davacının bu araçtan elde ettiği faydanın de araştırılması gerekir. Bu fayda kiralık araç kullanmak yerine kendi aracını kullanmak kabul edilebilir mi ya da başka bir yöntem var mıdır ?
Öncelikle davacının bu aracı kullanmaktan elde ettiği faydayı gösterecek objektif bir yöntem yoktur. Araç alma iradesini ve imkanını gösteren bir şirketin, faaliyet alanı, aracın özellik ve değeri gözönünde bulundurulduğunda araç almak yerine 2 yıl boyunca kiralık araç kullanmasını beklemenin ekonomik ve makul bir sebebi de yoktur. Söz konusu araç çok büyük maliyetli, iş makinası ve iş aracı gibi değerlendirilebilecek bir araç da olmadığından, araç kiralama bedelinin ödenmemesi araçtan elde edilen yarar olarak da görülemez.
Diğer yandan bu araç davacı tarafından satılmayıp davalıya iadesi gerektiğinden, alış fiyatı ile satış fiyatı arasındaki fark veya (enflasyon güncellemesi yapılarak ortaya çıkacak fark da) bu araçtan elde edilen fayda olarak görülemez.
Bilirkişinin ek raporundaki yöntem de (kullanılan yakıt bedelinin yarısı) araçtan elde edilen objektif ve ekonomik bir fayda olarak görülemez. Her hangi bir yasal veya içtihadi ya da ekonomik bir dayanağı yoktur.
Bir an için bu yöntemlerden birisi ile bulunacak bedelin araçtan elde edilen fayda olarak görülmesi ve yukarıda yazılı bedelden mahsup edilmesi halinde, davacı kusuru olmayan bir konuda, araç bedelinin yarısını kaybetmek gibi bir sonuçla karşılaşacak, davalı ise kusuru olmasa dahi ayıptan sorumlu olduğu halde, aldığı bedeli faiziyle beraber iade etmekle birlikte iade ettiği bedelin yaklaşık 2 katı değerinde bir araca yeniden sahip olacak adalet, hakkaniyet ve iyiniyet prensiplerine aykırı olarak davacı aleyhine sebepsiz zenginleşecektir. Yasanın iradesi asla bu değildir.
6098 s. TBK'nin 229/1. ve 3. fıkralarının ve hatta 229/son cümlenin birlikte değerlendirilmesi sonucu, davacın dava konusu aracın dava tarihindeki bedelini (4.400.000 TL.) isteyebileceği sonucuna varılmış, davacının talep artırım dilekçesiyle bu bedeli istediği görüldüğünden ve davacının dava konusu aracı kullanmasından doğan ve davalıya iadesi gereken ekonomik bir fayda da bulunmadığından, davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Davacı, alacağına dava konusu aracın trafik kaydına tedbir konulduğu tarihten itibaren avans faizi yürütülmesini istemiş ise de; ayıba karşı tekeffül davalarında, bedele hükmedilmesi halinde davacı lehine sebepsiz zenginleşmeye sebebiyet vermemek için aracın re'sen satıcaya iadesine karar verilmesinin gerekmesi, aracın halen davacının mülkiyetinde bulunması nedeniyle ve birlikte ifa prensipleri gözönünde bulundurularak, davacının aracın mülkiyetini davalıya iade ederek bedelin tahsilini isteyebileceği, davalının aracın mülkiyetini makul bir sürede almaktan kaçınması halinde ancak davacının bedel dışında ayrıca avans faizi de isteyebileceği sonucuna varılmış, davacının fer'i nitelikteki fazlaya ilişkin faiz talepleri reddedilmiştir.
Dava konusu aracın trafik kaydına ceza dosyasından tedbir konulmuş olması, bu tedbirin mülkiyetin davalıya iadesine engel teşkil edecek olması nedeniyle, gerek kararımızın infazının kolaylaştırılması, gerekse enflasyonist bir ortamda özellikle davacı tarafın ekonomik mağduriyetine sebebiyet verilmemesi için, tarafların bu kararın kesinleşmesini beklemeksizin (takdir ceza mahkemesine ait olmak üzere) dava konusu aracın mülkiyetinin davalıya iadesi ile sınırlı olmak ve davalının mülkiyeti devralmasından sonra aynı tedbir devam etmek üzere araç üzerindeki tedbirin kaldırılmasını ceza dosyasından isteyebileceklerine de karar vermek gerekmiştir.
Davacı taraf, dava öncesi arabulucuya başvurmuş ve arabulucu tarafından arabuluculuk son tutanağı düzenlenmiş ve bunun dava şartı arabuluculuk son tutanağı olduğu belirtilmiş ise de; terditli davalarda ilk talep (aracın misli ile değişimi) arabuluculuğa tabi olmadığı takdirde terditli ikinci talebin de (alacak) arabuluculuğa tabi olmadığı, bu tutanağın dava şartı olan değil ihtiyari arabuluculuk tutanağı niteliğinde olduğu kabul edilmiştir.
İhtiyari arabuluculuk giderlerinin yargılama giderlerine dahil olduğuna dair, arabuluculuk kanunu veya 6100 s. HMK'da bir düzenleme bulunmadığından, bu arabuluculuk giderleri yargılama giderlerine dahil edilmemiş, Hazine tarafından yapılan bu masrafların davacının tahsilinin gerektiği sonucuna varılmış ve oluşan vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle ;
1-Davacının davasının KABULÜ ile ;
a) Davalı tarafından davacıya satılmış olan ... plakalı (yeni plaka : ... ), ... şasi nolu aracın hukuki ayıplı olması nedeniyle, aracın dava tarihi itibariyle değeri olan 4.400.000 TL.'nin davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine,
b) Birlikte ifa kuralı gereğince, yukarıda yazılı bedelin tamamının ödenmesi ile aracın noter devir ve tescilinin noterlik güvenli ödeme yöntemi kullanılmak suretiyle aynı anda gerçekleştirilmesine,
c) Noter devir ve tescil masraflarının davalı şirket tarafından karşılanmasına,
ç) Davalı tarafın noter devir ve tescil işlemleri ile aracın yukarıda yazılı bedelinin ödenmesi işlemleri için, davacı tarafın davetine icabet etmemesi halinde, davacı tarafından davalıya Konya'daki hangi noterlikte, hangi gün ve saatte araç devir ve tescili için kendilerinin hazır olacağını açıklayarak göndereceği noter ihtarnamesinin davalıya tebliğine ve davacının da işlemler için ilgili noterlikte hazır olmasına rağmen, davalının (yetkilisinin) araç devir ve tescili için ilgili noterlikte, ilgili gün ve saatte hazır olmaması veya noterlik güvenli ödeme yöntemi ile araç bedelini ödememesi ya da noterlik devir ve tescil işlemlerini yapmak ve tamamlamaktan kaçınması halinde, ertesi gün temerrüt başlangıç tarihi başlangıcı kabul edilmek suretiyle, davacının araç bedelini bu temerrüt tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek avans (ticari) faiziyle birlikte (aracın karşı tarafa fiili devir ve noter tescili sağlanamamış olsa dahi) davalıdan talep edebileceğine, aksi halde davacının fer'i nitelikteki faiz talebinin tamanının reddine,
d) Bu kararın kesinleşmesini beklenilmeksizin, taraflardan herhangi birisinin dava konusu aracın kaydındaki mevcut ceza dosyasından konulan satılamaz/devredilemez şerhi nedeniyle, yeni malikin trafik kaydına bu tedbir ve şerh aktarılmak kaydıyla ve Mahkememizin bu kararının infazına münhasır olmak üzere, ceza dosyasındaki ihtiyati tedbirin kaldırılmasını, Bakırköy . Ağır Ceza Mahkemesinin ... E. sayılı dosyasından talep edebileceklerine,
2-Karar tarihi itibariyle (ve dava değerinin 4.400.000 TL. olduğunun kabulü ile) alınması gereken 300.564 TL. nispi karar ve ilam harcından, talep artırım harcı dahil peşin alınan 75.141 TL. harcın mahsubu ile kalan 225.423 TL. harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan peşin harç ve talep artırım harcı dahil 80.110,85 TL. yargılama gideri ile gerekçeli kararın tebliği için davacı avansından yapılacak olan 255 TL. tebligat gideri olmak üzere toplam 80.365,85 TL. yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalının kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca (ve dava değerinin 4.400.000 TL. olduğunun kabulü ile) davacı vekilleri için 496.000 TL. nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Mahkememizce ihtiyari sayılan arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 3.120 TL. yargılama giderinin, davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
7-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın, 6100 s. HMK'nın 333. maddesine göre karar kesinleştiğinde ve re'sen ilgili taraflara iadesine,
Dair ; davacı ve davalı vekilleri ile bir kısım ihbar olunanlar vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, Konya BAM ilgili Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere ve oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.14/07/2025
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...