T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
T.C.
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ "TÜRK MİLLETİ ADINA"
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO:
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVA :Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
KARARIN YAZILDIĞI TARİH:
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak; müvekkili davacının 05/07/2018 tarihinde, ... - ... Mah. Yolu, ... Kavşağı, ... Tesisi Mevkiinde eşi ... yönetimindeki, davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanan (... nolu zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesi) ... plaka sayılı aracı ile tek taraflı yaralanmalı trafik kazasının meydana geldiğini, müvekkilinin bu kaza sebebiyle ciddi bir şekilde yaralandığını ve çeşitli hastanelerde bir dizi tedavi ve ameliyat geçirdiğini, davalı şirkete yapılan başvuru sonucunda bu kazaya ilişkin olarak davalı şirket tarafından 80,691,00-TL'lik kısmi ödeme yapıldığını, ancak müvekkilinin geçici ve kalıcı iş göremezlik ve toplam kalıcı maluliyet oranları ile tadavi, bakıcı ve faturalandırılamayan ve SGK tarafından da karşılanmayan mecburi giderlerinin nazarında yapılan ödemenin oldukça düşük miktarda olması sebebiyle davalı şirkete başvuruda bulunulduğunu, ancak ne bu süreçte ne de zorunlu arabuluculuk sürecinde davalı şirketten müvekkile yapılan başkaca bir ödeme olmadığını, arabuluculuk görüşmelerinden de sonuç alınamadığını belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere müvekkili ... için, maddi tazminat talepleri açısından belirsiz alacak davası olarak görülerek belirlendiğinde arttırılmak üzere şimdilik; 1.000,00-TL geçici iş göremezlik tazminatının, 1.000,00-TL kalıcı iş göremezlik tazminatının, 1.000,00-TL bakıcı giderinin, 500-TL SGK'nın karşılamadığı ve faturalandırılamayan tedavi, ulaşım ve sair giderlerin kaza tarihinden, mümkün değilse muaccel olduğu tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve ücret-i vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özet olarak; davanın hak düşürücü süre geçtiğinden dolayı usulden reddinin gerektiğini, yapılan ödeme ile beraber ilgili başvurunun Karayolları Trafik Kanunu Madde 111 gereğince hak düşürücü süre içerisinde açılmadığından başvurunun reddinin gerektiğini, ödemeye ilişkin düzenlenen ibraneme ile anlaşma sağlanmış ve başvurucu tamamamen ibrasını kabul ettiğini, Karayolları Trafik Kanunu sorumluluğa ilişkin anlaşmanın maddesi gereğince ilgili ibranamenin hükümsüzlüğü 2 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğunu, başvurucu ile yapılan ibraname ekte olup 2 yıllık hak düşürücü süre geçtiğini, müvekkilinin yapılan ödeme ile sorumluluğunun sona erdiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte başvuruya konu kazaya karışan sayılı aracın müvekkili nezdinde Trafik Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, sorumluluğunun ise poliçe limiti ile sınırlı sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve zarar nispetinde olduğunu, kazaya sebep olan olayda öncelikle kusur durumunun ile akabinde davacının maluliyet durumunun tespitinin gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkili şirketin sigorta bedelini ödeme yükümlülüğü dava tarihinde muaccel hale geldiğini, bu sebeple sayın mahkemenizce faize hükmedilmesi halinde hükmedilecek faizin dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiz olduğunu belirterek; davanın reddine, yargılama harç ve giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
Mahkememizin 21/12/2023 tarih ... esas ... sayılı kararı BAM . Hukuk Dairesinin 27/03/2024 tarih ... esas ... karar sayılı ilamı ile kaldırılarak mahkememizin iş bu esasına kaydedilmiştir.
Konya İl Sağlık Müdürlüğünden ve davacının tedavi gördüğü diğer sağlık kurumlarından davacıya ait tedavi evrakları celp edilmiş, dosya ATK Başkanlığına gönderilerek 04/11/2024 tarihli ATK raporunda ; davacının dava konusu yaralanmaya bağlı olarak iyileşme süresinin 9 aya kadar uzayabileceği, dolayısıyla 05/04/2019 tarihinden sonra maluliyet oranının tespit edilebilir olduğu, davaının sürekli bakıma muhtaç olmadığı ancak iyileşme süresi içerisinde 2 ay boyunca başka birinin yardımına muhtaç olabileceği, gelişen bir durum, artan maluliyet durumlarının söz konusu olmadığı yönünde rapor düzenlenmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasıdır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 111. maddesinin ikinci fıkrasında tazminat miktarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar ve uzlaşmaların, yapıldığı tarihten itibaren iki sene içinde iptal edilir hükmü yer almaktadır. Yine aynı madde de,sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalarında geçersiz olduğu hüküm altına alınmıştır. Ne var ki, yapılan ödemenin de göz ardı edilmesi düşünülmemelidir. Yapılan ödemenin gerçek olması durumunda verilen ibraname ancak “makbuz” hükmünde kabul edilmeli ve ödenen miktar, hüküm altına alınacak tazminattan indirilmelidir.
Dosya kapsamındaki belge ve bilgilere göre davacının maluliyetine ilişkin tazminat hesabı yapıldığı ve hesaplanan tazminat için ibraname alınarak davacıya ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır.
2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun “Sorumluluğa İlişkin Anlaşmalar” başlıklı 111.maddesinde, tazminat miktarlarına ilişkin anlaşmaların iptali koşulu belirlenmiştir. Anılan düzenlemeye göre, bu Kanun'da öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. Tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler. Yasa'nın bu hükmünden yararlanmak için ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi, yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması da yeterlidir.
Davalı sigorta şirketi ibranameye dayanarak 2 yıllık hak düşürücü sürede dava açılmadığı için davacının bakiye tazminat isteminde bulunamayacağını savunmuştur. Ancak davacı vekilinin gelişen durumun olduğu, davacının maluliyetinin arttığı iddia edilmiştir.
Dosya kapsamında alınan ATK raporuna göre gelişen maluliyet olmadığı, maluliyet oranının 05/04/2019 tarihinden itibaren öğrenilebileceği belirtildiğinden davacının 2 yıllık hak düşürücü süre içinde davayı açmadığı anlaşıldığından davacının davasının hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine ilişkin karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının davasının hak düşürücü süre nedeniyle REDDİNE
2-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 615,40 TL maktu harçtan peşin ve tamamlama harcı ile birlikte alınan 1.023,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 408,30 TL fazla harcın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
3-Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 3.120 TL. yargılama giderinin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Kendisini vekille temsil eden davalı için, A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve taktir olunan 44.689,44 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmının HMK 333.maddesine göre karar kesinleştiğinde DAVACIYA İADESİNE,
Dair ; davacı vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.06/02/2025
Katip Hakim
e-imzalıdır e-imzalıdır