T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... E. - ... K.
T.C.
KONYA TÜRK MİLLETİ ADINA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLLERİ :
DAVA : İTİRAZIN İPTALİ
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili 01/06/2023 tarihli dilekçesiyle; davacının davalıdan 4 adet faturaya istinaden alacaklı olduğunu, alacağın ödenmemesi üzerine davalı hakkında icra takibi başlatıldığını, davalının takibe yaptığı itiraz üzerine takibin durduğunu ancak, itirazın haksız olduğunu beyan ederek, davalının Merkezi Takip Sisteminin ... E. sayılı takibine yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına ve davalının %40'dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Dilekçeler aşaması tamamlanmış, taraflara duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilerek duruşma açılmıştır.
Davalı vekili, öncelikle arabuluculuğa ilişkin dava şartı yokluğu itirazında bulunmuş, dava konusu faturaların sözleşmede yer almayan fiyatlandırmalara ilişkin olduğunu, davalının davacıya bu faturalardan dolayı borçlu olmadığını beyan ederek, davanın esastan da reddini ve davalının %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini istemiştir.
Davacı tarafından arabuluculuk son tutanağı sureti ile taraflar arasındaki protokol ve ek protokol suretleri ve takip konusu fatura suretleri ibraz edilmiş, ilgili icra takibine ilişkin belge suretleri dosyamıza getirtilmiş, faturalara ilişkin BA ve BS formları araştırılmış, Medaş ve Epiaş'a müzekkereler yazılmış, mali müşavir bilirkişilerden tarafların ticari defterlerine ilişkin 13/03/2024 tarihli rapor ve elektrik bilirkişisi ile nitelikli hesaplamalar bilirkişisinden oluşan bilirkişi heyetinden de 07/08/2024 tarihli rapor ve 17/02/2025 tarihli rapor alımıştır.
İncelenen dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde;
Dava, "İtirazın İptali" davasıdır.
Somut olayda ; davalı taraf, arabuluculuk dava şartı yokluğu yokluğu itirazında bulunmuş ise de; dava öncesi arabulucuya başvurulduğu ve tutanak düzenlendiği, son tutanağın da dosyaya sunulduğu görüldüğünden bu yöndeki itiraz yerinde görülmemiştir.
Davacı tarafından, davalı aleyhine, Merkezi Takip Sisteminin ... E. sayılı dosyası üzerinden, 18/01/2023 tarihinde, 4 adet faturaya istinaden fer'ileri ile birlikte toplam 1.644.449,31 TL.lik alacak nedeniyle icra takibi başlatılmış, davalının takibe yaptığı itiraz üzerine bu itirazın iptali davası açılmıştır.
Mali müşavir bilirkişinin raporuna göre; her iki tarafın ticari defter ve belgelerinin usulüne uygun olarak tutulduğu, dava konusu 4 adet toplam 2.170.109,05 TL.lik faturaların davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmasına rağmen, davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, tarafların defterleri arasındaki uyumsuzluğun bu 4 adet faturadan kaynaklandığı, davalı tarafından e-faturalara itiraz portalı üzerinden itiraz talebi oluşturduğu, itirazın davacı tarafından kabul edilmemesi üzerine de, davalının kanuni süresi içerisinde faturalara itirazını KEP adresi üzerinden davalıya bildirdiği anlaşılmıştır.
25.01.2021 tarihinde 31375 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No:... )'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No: ... ) ile 01.07.2021 tarihinden itibaren uygulanmak üzere, e-Belge (e-Fatura ve e-Arşiv Fatura) olarak düzenlenen belgeler, Form BA ve Form BS bildirimlerine dâhil edilmeyeceğinden, BA formlarının davalı aleyhine karine de teşkil etmeyeceği anlaşılmıştır.
Tarafların ticari defterleri dava konusu faturalar yönünden uyumsuz olup, defterlerinden birisine üstünlük tanınamayacağından, davacının alacağını ticari defterleri ile ispat edemediği sonucuna varılmıştır.
Dosya kapsamına uygun görülerek hükme esas alınan bilirkişi heyetinin 17/02/2025 tarihli ek raporuna göre de; icra takip tarihi olan 18/01/2023 tarihi itibariyle davalının davacıya borçlu değil, davacıdan 47.351,90 TL. alacaklı olduğu anlaşıldığından, davacının alacağını yazılı delillerle ispat edemediği sonucuna varılmıştır.
Davacı taraf, dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanmamış, dilekçelerin teatisinin tamamlanmasından (2. cevap dilekçesi verilmesinden) sonra sunduğu 04/102/2023 tarihli delil dilekçesiyle açıkça yemin deliline dayandığı görülmüştür.
Yargıtay . HD’nin 04/05/2017 gün ve ... E. ... K. sayılı emsal içtihadına göre de, "6100 sayılı HMK'nın 118 vd. maddelerinde yazılı yargılama usulü düzenlenmiştir. Temyize konu eldeki dava yazılı yargılama usulüne tabidir.
HMK'nun 122. maddesinde; dava dilekçesinin mahkeme tarafından davalıya tebliğ edileceği, 127. maddesinde; cevap dilekçesini verme süresinin, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki hafta olduğu, 136. maddesinde; davacının, cevap dilekçesinin kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde cevaba cevap dilekçesi; davalının da davacının cevabının kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde ikinci cevap dilekçesi verebileceği, 137. maddesinde; dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra ön inceleme yapılacağı, 140/5. maddesinde; ön inceleme duruşmasında, taraflara dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları için iki haftalık kesin süre verileceği, 141. maddede tarafların, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe; ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia veya savunmalarını genişletip yahut değiştirebileceği, ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra iddia veya savunmaların genişletilip değiştirilemeyeceği, ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümlerinin saklı olduğu düzenlenmiştir.
Dosyanın incelenmesinde, dava dilekçesinde yemin deliline dayanılmadığı anlaşılmaktadır. Dava dilekçesi 11/09/2013 tarihinde davalıya tebliğ edilmiş, cevap dilekçesi ise 19/11/2013 tarihinde iki haftalık süreden sonra sunulmuştur. Mahkemece 03/12/2013 tarihinde ön inceleme duruşması yapılmıştır. Davacı vekili ön inceleme duruşmasında; "...davalı tarafın cevap dilekçesini kabul etmiyoruz, zaten süresi içinde de değildir, ön inceleme aşaması tamamlanmıştır, tahkikak aşamasına geçilsin, delillerimiz toplansın..." şeklinde beyanda bulunmuştur. Mahkemece ön inceleme aşaması tamamlandığından tahkikat aşamasına geçilmesine karar verilerek, taraf vekillerine dilekçelerinde gösterdikleri ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmak veya başka yerden getirtilebilecek belgeleri getirtmek amacıyla gereken açıklamayı yapmak için ikişer hafta kesin süre verilmiştir. Davacı, "cevaba cevap ile 03/12/2013 tarihli ara karar gereği delillerin sunulması" konulu 13/12/2013 havale tarihli dilekçede ilk kez yemin deliline dayanmıştır.
Davacı dava dilekçesinde yemin deliline yer vermediği gibi, dilekçelerin teatisi aşamasında da yemin deliline dayanmamıştır. Ön inceleme duruşmasında ise; süresinden sonra sunulan cevap dilekçesine itiraz etmiş, ön inceleme aşamasının tamamlandığını bildirerek tarafını bağlayıcı beyanda bulunmuştur. Yemin delilini içeren 13/12/2013 tarihli dilekçe ise ön inceleme aşaması tamamlanıp tahkikat aşamasına geçildikten sonra ibraz edilmiştir. Şu halde davacı, dilekçelerin teatisi aşamasında dayanmadığı yeni bir delile dayanmıştır.
Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve davalı tarafça tahkikat aşamasında yeni delil sunulmasına açık muvafakat verilmediği de gözetildiğinde; yemin delili hükme esas alınarak karar verilmesi doğru değildir. Davacı, yemin delili dışındaki delillerle de davasını ispat edememiştir. Davanın kanıtlanamadığından reddine karar vermek gerekirken, yanılgılı gerekçe ile kabulüne hükmedilmesi usul ve yasaya uygun düşmemektedir."
Yukarıda yazılı Yargıtay emsal içtihadında da belirtildiği üzere, davacı taraf süresinde ve açıkça yemin deliline dayanmayıp, süresinden sonra yemin deliline dayanmış olduğundan ve bu şekilde yemin deliline dayanma hakkı bulunmadığından, davacı tarafa davalıya yemin teklif edip etmeyecekleri sorulmamıştır.
Davacı davasını herhangi bir delille ispat edemediğinden davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı da, fer'i nitelikte tazminat talebinde bulunmuş ise de; 2004 s. İİK'nin 67/2. maddesi gereğince davalı lehine fer'i nitelikte tazminata hükmedilebilmesi için takibin haksız olması yeterli olmayıp, takibin kötüniyetli olarak da yapılması gerekmektedir. 4721 s. MK'nın 3/1. maddesine göre iyiniyet karine olarak mevcut olduğundan ve davalının takibinin kötüniyetli olarak yapıldığını ispat edemediği anlaşıldığından, davalının da şartları oluşmayan fer'i nitelikteki tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve oluşan vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle ;
1-Davacının davasının İSPAT EDİLEMEMESİ NEDENİYLE REDDİNE,
2-Davalı tarafın fer'i nitelikteki tazminat talebinin reddine,
3-Peşin alınan 28.083,09 TL. nispi karar ve ilam harcından, karar tarihi itibariyle alınması gereken 615,40 TL. maktu ret karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 27.467,69 TL. harcın istek halinde davacıya iadesine,
4-Merkezi Takip Sistemi ... E. sayılı icra takibinden dolayı davacı tarafından icra dosyasına yatırılmış olan harcın, 492 s. Harçlar Kanunu'nun 29/3. maddesi gereğince davacıya iadesinin, ilgili icra müdürlüğünce takdir edilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderleri ile gerekçeli kararın tebliği için davacı avansından yapılacak olan yargılama giderlerinin davacının kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafından yapılan 40 TL. yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca (ve dava değerinin 1.644.449,31 TL. olduğunun kabulü ile) davalı vekilleri için 240.889,42 TL. nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 2.353,22 TL. yargılama giderinin, davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
9-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın, 6100 s. HMK'nın 333. maddesine göre karar kesinleştiğinde ve re'sen ilgili taraflara iadesine,
Dair ; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, Konya BAM ilgili Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere ve oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 07/05/2025
Başkan Üye Üye Katip