T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
T.C.
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ "TÜRK MİLLETİ ADINA"
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak; Davacı tarafından davalı ile arasında bulunan araç tamir işinden kaynaklı ticari ilişkiye istinaden 3 adet toplam tutarı 98.866,80 TL olan faturalar tanzim edildiği, müvekkilin bu faturalardan kaynaklı alacağını tahsil edemediğini, bu nedenle Konya . İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasından takip başlatıldığını, davalı tarafın itirazı üzerine takibin durdurulduğunu, yapılan arabuluculuk nelerinde de anlaşma sağlanamadığını, bu sebeple davanın kabulü ile takibin devamına karar verilmesini, davalının %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özet olarak; Davacı tarafın icra inkar tazminatı istemesinin yasal olmadığını, taraflar arasındaki ihtilafın yargılama yolu ile giderilebileceğini, davacı tarafın fatura dışında söz konusu hizmeti teslim ettiğine ilişkin bir belgenin bulunmadığını ve sunamayacağını, faturalara konu herhangi bir alacağının olmadığını, faturaya itirazın sadece fiyata ve tutara ilişkin olacağı, ancak ticaret kanunlara göre faturaya dayalı ürünlerin veya hizmetin teslim edildiğine dair bir belgenin bulunması gerektiği, fakat davacı faturalara konu tamir hizmetine ilişkin irsaliye, bakım ve tamir fişi vs. hiçbir belgenin bulunmadığı bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini, yargılama gideri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
Dilekçeler aşaması tamamlanmış olup, taraflara duruşma gün ve saatini bildirir davetiye çıkartılmıştır.
Konya Ticaret Sicil Müdürlüğünün ve Konya Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün cevabi yazıları dosya arasına alındı ve incelendi.
09/01/2025 tarihli bilirkişi raporu ile; davacı şirketin 2023 yılları ticari defterleri incelenmiş ve ; E defter uygulamasına tabi olduğu ve kayıtlarının yasal mevzuata uygun tutulduğu, taraflar arasında 2023 yılında başlayan ticari ilişkinin olduğu ve cari hesap şeklinde çalışıldığı, dosyada mevcut davalı şirket incelemesi yapılan bilirkişi raporu incelendiğinde; her iki tarafın ticari defter kayıtlarının birbirini doğrulamadığı, yalnızca davacı şirketin ticari defterlerinde takip konusu asıl alacak miktarının göründüğü, davalı şirkette borç görünmediği, davacı ticari defterlerinin alehte oluşacak bir kayıt olmadığı (davacının defterlerinde takip tarihi itibariyle davalı şirketten 98.866,80 TL alacak aslı göründüğü ), dava konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak dava konusu faturaların ticari defterlerde kayıtlı olduğu ancak ; E fatura olarak düzenlendiğinden açık yada kapalı fatura niteliğinde ibare olmayıp, fatura üzerinde banka ibanları bulunup; cari hesap muavin kayıtları mevcut olduğundan cari hesap şeklinde çalışıldığı ve yine faturaların tutarı itibariyle nakit ödeme (7.000 TL sınırı ) sınırının üzerinde olduğundan niteliği itibariyle açık fatura olarak değerlendirileceği, faturalara ilişkin BA ve BS formu tanzim edilmesi hususunda; 25.01.2021 tarihinde 31375 sayılı resmi gazetede yayımlanan Vergi Usül Kanunu Genel Tebliği gereği; düzenlenen faturaların davacı şirketin BS FORMU’ bildirme yükümlülüğü ortadan kalmış olduğundan yasal olarak bildirilmediği, mahkemece Gelir İdaresinden istendiği takdirde; Gelir idaresi sisteminde; ilgili formlar sistemce oluşturulmakta olup ; istendiğinde karşılıklı olarak Gelir İdaresi tarafından ibraz edilebileceği, incelenen kayıtlardan davacı tarafça herhangi bir iade faturasının tanzim edilmediği, taraflar arasında 2023 yılından itibaren cari hesap şeklinde bir ticari ilişkisi bulunduğu, dava konusu faturanın bedellerinin ödemesine ilişkin davacının 2023 yılı defter ve belgelerinde herhangi bir kayıt ve/veya belge bulunmadığı, dava ve takip konusu fatura ve cari hesap ilişkisinden dolayı davacını ticari defter ve belgelerine göre; davalı şirketten takip konusu edilen davalı şirket araç bakım faturaları nedeniyle; 15.04.2024 takip tarihi itibariyle 98.866,80 TL lik asıl alacağının göründüğü; mahkemece asıl alacağa karar verildiği takdirde; asıl alacak miktarına takip tarihinden önce; temerrüte düşürülmediğinden işlemiş faiz olmayacağı, takip tarihinden itibaren ticari faiz işleyeceği ancak talep edilen yasal faiz olduğundan; talebe bağlı kalınarak yasal faiz işlemesi gerektiği tespit edilmiştir.
19/12/2024 tarihli bilirkişi raporu ile; davalının ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu, davalı tarafın 2023 ve 2024 yılı defterlerinin sahibi lehine delil olma özelliği taşımadığı, davacı tarafça düzenlenen faturaların davalının defter kayıtlarında yer almadığı, davalı tarafça herhangi bir iade faturasının düzenlenmediği, davacı tarafça düzenlenen faturaların davalının defterlerinde kaydının bulunmadığından ödemeye ilişkin de herhangi bir kaydın bulunmadığı, davalı tarafın defterlerinde herhangi bir borç alacak ilişkisinden söz edilmeyeceği tespit edilmiştir.
05/06/2025 tarihli bilirkişi ek raporu ile; Davacı tarafça düzenlen faturalara istinaden kanun usul ve esaslar gereğince davalı tarafça herhangi bir işlem yapılmadığı, ayrıca bu hususta iade faturası da düzenlenmediği gibi herhangi bir itiraz/iptal talebinde bulunmadığı ve bu faturaların davalının ticari defter ve kayıtlarında yer almadığı tespit edilmiş olup, bu nedenle davalı tarafça sunulan defterlerin ve kayıtlarının takdiri sahibi lehine delil niteliği taşımadığı kanaatine varıldığı tespit edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, itirazın iptali isteminden ibarettir.
Davaya konu, Konya . İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takibinin 98.866,80 TL asıl alacak 6.192,04 TL işlemiş faiz olmak üzere 105.058,84 TL üzerinden başlatıldığı, takip dayanağı olarak faturaların gösterildiği, itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği ve itirazın hükümden düşürülmesi için eldeki itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır.
Taraflar arasındaki ihtilaf; Davaya ve takibe konu faturadaki hizmetin davalıya sunulup sunulmadığı, davacının bu fatura nedeniyle alacaklı olup olmadığı ve varsa alacak tutarının takip tarihi itibariyle ne kadar olduğu hususlarından ibarettir.
İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre itirazın iptali davasında; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17.09.2019 tarihli ve ... E., ... K.; 25.11.2020 tarihli ve ... E., ... K. sayılı ilamları)
Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; davanın kabulü hâlinde takibin devamı hükmünü de içerecektir.
Bu kapsamda itirazın iptali davası; icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. (Yargıtay HGK'nın 22/11/2022 gün ve ... ... - E K sayılı ilamı)
Eldeki davada, uyuşmazlığın her iki tarafı tacir olup, uyuşmazlık konusu iş her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgilidir. Bu nedenle fatura ve faturaların delil olma niteliği üzerinde de durmakta yarar vardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır. Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir. Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 Sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve ... E., ... K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Sözleşme ilişkisinin inkâr edilmesi durumunda öncelikle akdi ilişkinin ispat edilmesi gerekmektedir.
Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticarî defterlerine kaydedilmesi, faturaya konu hizmetin sunulduğuna karine teşkil eder. (Ems: Yargıtay HGK'nın 22/11/2022 gün ve ... ... - E K sayılı ilamı)
Karinenin varlığı hâlinde, karineye dayanan taraf sadece karinenin temelini ispatla yükümlüdür. Kesin kanunî karineler dışında, karşı taraf karinenin aksini ispat edebilir. Karine söz konusu olduğunda, karine ile kabul edilen durumun aksini ispat etmek gerekir. (Yargıtay HGK'nın ... E ... K sayılı ilamı)
Fatura akdin kurulumuna değil, ifasına ilişkin belge olduğundan faturaya dayalı alacak talebinde bulunmak için öncelikle akdî ilişkinin kanıtlanması gerekir. Bu nedenle faturaya dayalı alacağın ispatı kural olarak davacıya aittir.
Davanın her iki tarafı elektronik ticari defter tutmakta olup, işbu davada tarafların e-defter tuttukları ve alacak sebebi olan faturaların da e-fatura olması nedeni ile ticaret hayatında yakın zamanda yerini bulunan elektronik faturanın özelliği üzerinde durmak gerekir. Uygulamada e-temel fatura ve e-ticari fatura adı altında iki tür elektronik fatura düzenlenebilmektedir. Bu iki elektronik fatura arasındaki temel fark, faturanın düzenlenirken karşı tarafın onaylayıp onaylamamasına göre belirlenmektedir.
E-temel fatura düzenlenip sisteme yüklendiği anda muhatabın onayına gerek kalmaksızın muhatabın ticari defterlerine sistemsel olarak otomatik kayıt oluyorken, e-ticari fatura, fatura düzenlendiği anda değil, muhatabın faturayı sistemde inceleyip onay verdikten sonra muhatabın defter ve kayıtlarına işlenmektedir.
Yargıtay’ın yerleşik uygulaması bir tacirin faturayı defterlerine işlemesi halinde faturaya konu malın teslim edildiğine karine olarak kabul edilmektedir. Burada üzerinde durulması gereken husus, faturayı alan tacirin faturayı defterlerine işleme iradesidir. Muhatap, faturayı kendi defterlerine işleme iradesini göstermiş ise fatura ve içeriğini kabul etmiş sayılır.
Mahkememizce alınan bilirkişi raporu ile davacının davalıya e-temel fatura düzenlediği, e-temel faturanın kesildiği anda, muhatabın iradesi olmaksızın- sistemsel/otomatik olarak davalının defterlerine işlendiği, davalının faturayı kendi defterlerine kayıt etme iradesinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Dolayısı ile dava konusu faturalara konu malların davalıya teslim edildiğinin ispat yükü kural olarak davacı üzerindedir. Ancak somut olayda davalı faturalar defterine işlendikten sonra süresi içinde faturaya itiraz etmemiştir. Eğer davalı, e-temel faturalar defterlerine işlendiği tarihten itibaren yasal süresi içinde faturalara itiraz etse idi, fatura konusu malların davalıya teslim edildiğini ispat yükü davacı üzerinde olmaya devam edecekti. Ne var ki; davalı, fatura defterlerine sistemsel olarak otomatik kayıt edildikten sonra yasal süresi içinde faturayı iade etmemiştir.
Tüm bu yapılan açıklamalar karşısında delil durumu değerlendirildiğinde; davacının düzenlediği faturalara karşı davalının süresi içinde itiraz etmediği, davalının iade faturalarına konu malları davacıya iade ettiğini ispat edemediği, bu yönde bir delil sunmadığı gibi yemin deliline de dayanmadığı görülmüştür. İzah edilen nedenle davacının icra takip tarihinde davalıdan 98.866,80 TL alacağının olduğu görülmüştür. Davacı taraf icra dosyasında faiz talebinde bulunmuş ise de; davalı tarafı takipten önce temerrüte düşürdüğüne ilişkin herhangi bir delil ibraz etmediğinden davacının takipten önceki faiz talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı, davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesini istemiştir. İİK 67/2.maddesine göre "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın "yüzde yirmisinden" aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." Buna göre davacı lehine icra inkar tazminatına hükmetmek için İİK 67.maddesindeki itirazın iptaline özgü dava şartlarının yanında, davalının haksız olması, itirazın iptaline karar verilen alacağın likit olması ve davacının talebi gerekir. Yargıtay'ın yerleşik kararlarına före faturadan doğan alacak likit kabul edilmekte olup, itirazın iptaline karar verilen 98.866,80 TL'nin takdiren % 20'si oranında (19.773,36 TL) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar vermek gerekmiş ve mahkememizce aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE; davalının Konya .İcra Müdürlüğünün ... Esas nolu dosyasında yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 98.866,80 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık adi kanuni faiz işletilmesine,
2-Takip tarihine kadar işletilen faiz talebine bağlı fazlaya ilişkin istemin reddine,
3-Asıl alacağının %20'si olan 19.773,36 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
4-Alınması gereken 6.753,59 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 1.688,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.065,19 TL eksik harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
5-Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 3.600 TL. yargılama giderinden 3.387,82 TL'nin davalıdan, 212,18 TL'nin ise davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
6-Davacı tarafından yapılan 1.688,40 TL harç giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
7-Davacı tarafından yapılan 427,60 TL harç gideri ve 5.767,50 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 6.195,10 TL yargılama giderinden kabul ret oranına göre hesaplanan 5.829,97 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
8-Davacı taraf, kendini vekille temsil ettiğinden, A.A.Ü.T.'ne göre tayin ve taktir olunan 30.000 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
9-Davalı taraf, kendini vekille temsil ettiğinden, A.A.Ü.T.'ne göre tayin ve taktir olunan 6.192,04 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
10-Davacı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmının 6100 sayılı HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
Dair ; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 12/06/2025
Katip Hakim
e-imzalıdır e-imzalıdır
¸