T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
KONYA TÜRK MİLLETİ ADINA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ...
VEKİLİ :
DAVALI : ... - ... ...
VEKİLLERİ :
DAVA : Menfi Tespit
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
KARAR YAZMA TARİHİ :
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafça davacı kooperatif aleyhine; -30.08.2010 tanzim, 30.10.2010 ödeme tarihli 50.000,00 TL bedelli, 30.09.2010 tanzim, 30.11.2010 ödeme tarihli 50.000,00 TL bedelli, toplam miktarı 100.000,00 TL olmak üzere, alacaklısı ... olan 2 adet bononun Konya . İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyasıyla kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takibe konulduğunu, davacı kooperatifin davalıya böyle bir borcu bulunmadığını, yapılmış olan takibin haksız ve kötü niyetli olduğunu, Konya . İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası incelendiğinde bu maddede belirttikleri hususların açıkça ortaya çıkacağını, davacı kooperatifin son genel kurulunu 20.06.2010 tarihinde yaptığını, yapılan son genel kurulda kooperatif yönetim ve denetim kurullarının değiştiğini, takibe konu senetlerin tanzim tarihler itibariyle senet üzerinde imzası bulunan ... ve ...'ın yetkili kişiler olmadığı, zira 20.06.2010 tarihinde yapılan genel kurul ile yöneticilik görevlerinin son bulduğu, takibe konu senetler incelendiğinde senetlerin tanzim tarihinin 30.08.2010 ve 30.09.2010 olduğunun görüleceğini, bu durumda kooperatif adına senetlere imza atan ... ve ...'ın bu tarihlerde kooperatifi temsile ve imzaya yetkili kişiler olmadıklarının görüleceği, dilekçe ekinde mahkemeye sundukları 20.06.2010 tarihli Genel Kurul Tutanağı incelendiğinde bu hususun ortaya çıkacağını, öte yandan davalı ...'nın 13.12.2009 tarihli Genel Kurul'da Denetim Kurulu Yedek Üyeliğine seçildiğini, yani davalı ...'nın yasanın ve Yargıtay İçtihatlarının aradığı gibi iyi niyetli 3 kişi olmadığını, davalının, kooperatifin her türlü işleminden doğrudan doğruya bilgi sahibi olan bir kişi olduğunu, dolayısıyla davalının kooperatif yöneticilerinin değiştiğini bilmemesinin imkansız olduğunu, hatta bu kişinin denetçi olduğu için kooperatifin her türlü işlemini doğrudan bilen kişi olduğunu, kendilerinin ..., ... ve ... hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, bu kişilerin kooperatif kayıtlarında türlü usulsüzlükler yaptıklarını, defterleri yeni yönetime teslim etmediğini, hatta Konya ATM ... E., ... K. sayılı kooperatife kayyım atanmasına ilişkin dosyasında Mahkemece bu kişilerden kooperatif defterlerini sunması istenmesine rağmen defterleri Mahkemeye ibraz etmediklerini, tüm bu sebeplerden dolayı kooperatif defterlerine ulaşılamadığını, bu surette var olmayan borçlar yarattıklarını, hatta ...”ın yasak olmasına rağmen kooperatife karşı alacaklı olduğu iddiası ile başka dosyalardan icra takibi yaptığını üstelik bu takibi davalıya temlik ettiğini, yine davalının kooperatif denetçisi olması sebebiyle kooperatif ile ticaret yapma yasağı bulunduğunu, Koop. K. M. 59/6 açık olduğunu, bu kişilerin eylemlerinin ağır cezayı gerektirecek derecede olduğu ceza yargılaması sonucunda ortaya çıkacağını, takip konusu senetlerin “malen” düzenlendiğini, oysa kooperatifin kesinlikle mal almadığının ortada olduğunu, davalının kooperatife hiçbir mal vermediğini, davalı mal vermişse faturası nerededir?, Kime teslim edilmiştir? Hangi işçiler çalışmıştır? Hangi kamyonlarla ya da araçlarla bu malları getirmiştir? Sevk irsaliyeleri ne zaman ve kim tarafından düzenlenmiştir? Soruları sorulduğunu, davalının iyi niyetli 3. Kişi olmadığını, Kooperatif yöneticilerinin değişmiş olması, senetleri tek başına geçersiz hale getireceğini, dava konusu senetler dışında da davalının icraya koyduğu senetler olduğunu, davalının arz edildiği gibi hiçbir alacağı olmadığının bile bile ve hatta suç teşkil edecek şekilde dava konusu bonoları icraya koyduğu ve satış aşamasına getirmiş olması sebebiyle açıkça ki niyetli olduğundan 94 40'dan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, ileride telafisi imkansız zararların önüne geçilmesi için Konya . İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasının dava sonuna kadar durdurulmasına, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı tarafa usulüne uygun olarak davetiye tebliğ edilmiş, davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İcra takibine konu senetlerin keşide tarihi itibariyle kooperatifi temsile yetkili kişiler tarafından imzalandığını, en son 12.01.2010 tarihli yönetim kurulu üye isim ve yetki süresinin Konya Ticaret Müdürlüğünde tescilli olduğunu, 08.01.2010 tarihli kararı ile de 13.12.2009 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında 2 (iki) yıl müddetle yönetim kurulu başkanı ..., Başkan Yardımcısı ... ve muhasip üyesi ...'ın herhangi ikisinin MÜŞTEREKEN, kooperatifi temsile yetkili bulunduklarının sabit olduğunu, senetlerin keşide tarihleri itibariyle kooperatiflere bakmakla görevli kurum Çevre ve Şehircilik Müdürlükleri değil, Ticaret Sicil Müdürlükleri olduğu, Ticaret Sicil Kayıtları ile de (Ek:1) sabit olduğu üzere 13.12.2009 tarihinden itibaren 2 yıl müddetle müştereken yetkili bulunan ... ve ... tarafından dava konusu senetlerin yetki süreleri içerisinde 30.08.2010 ve 30.09.2010 tarihlerinde keşide edildiğini, senetlerin keşide tarihi itibariyle davacı kooperatifi temsile yetkili kişiler tarafından imza edildiğinden davacının bu yöndeki beyanları ve taleplerinin yersiz olduğunu, senetlerin keşide tarihlerinden ve icra takip tarihlerinden sonraki tarih olan 17.08.2011 tarihinden sonra Çevre ve Şehircilik Müdürlüğüne bildirilen kooperatif yönetim değişikliklerine dair kararların da davalıyı bağlamadığını, davacı kooperatifin 10.06.2010 tarihinde yeni yönetim seçtiği iddiası ve yeni yönetim tarafından senetlerin keşide edilmesi gerektiği yönündeki beyanlarının da iyi niyetli 3. Kişi konumumdaki davalıyı etkilemediğini, Açık kanun hükmü gereği kooperatif yönetim kurulu üyelerinin seçimle birlikte değil, 1163 sayılı Koop. K. m. 61 gereği, Ticaret Sicil Müdürlüğüne tescil ve ilanla hüküm ifade ettiğini, davalının, davacı kooperatiften alacaklı iyi niyetli 3. Kişi konumunda olduğunu, ticaret sicil kayıtlarının aleni olup, 3. Kişi alacaklı konumundaki davalıyı Ticaret Sicil Kayıtlarının bağladığını, Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtları ile de sabit olduğu üzere 13.12.2009 tarihinden itibaren 2 yıl müddetle yetkili kişiler tarafından dava konusu senetlerin imza edildiğini, davacı kooperatifin kendi iç ilişkisi içindeki yönetim değişikliği var ise de bu değişikliğin Ticaret Sicil Müdürlüğüne tescil edilmediğinden 3. Kişi konumundaki davalıyı bağlamadığını, yönetim değişikliğinin tescil ve ilan ile 3. Kişiler hakkında hüküm ifade ettiğini, bu konudaki iddia ve taleplerin kesinlikle kabul etmedikleri gibi ticaret sicil kayıtları ile de sabit olduğu üzere 3. Kişi konumundaki davacıyı etkilemediğini, davalının davacı kooperatiften alacaklı olmadığı, iyi niyetli olmadığı, dava konusu senetlerden dolayı davacı-kooperatifin borçlu bulunmadığı yönündeki beyanlarına ilişkin olarak; davaya konu senetlerin davalının davacı kooperatifteki iki adet villa üyeliğinden istifası nedeniyle sıralı senetler olarak verildiğini, davacı kooperatife ait defter ve kayıtlar ile de bu hususların sabit olduğunu, “Davalının 21.04.2006 tarihli satış sözleşmesi ile davacı kooperatife ait 44 nolu dubleks villayı 160.000 TL bedelli, 09.08.2006 tarihli satış sözleşmesi ile de 48 nolu dubleks villayı 165.000 TL bedelli olarak satın aldığını, daha sonra villaların zamanında teslim edilmemesi nedeniyle iki adet villa üyeliğinden 03.02.2009 tarihli dilekçesi ile istifa ettiğini, davacı kooperatif yönetim kurulu tarafından 04.02.2009 tarihinde üyelikten istifasının kabul edilerek sözleşmelerin karşılıklı olarak fesih edildiğini ve davalının iki adet villa üyeliği nedeniyle ödediği 325.000 TL alacağının davacı kooperatifin bilanço durumuna göre ödenmesine karar verildiğini, buna göre de; 10.01.2010 tarihinde davacı kooperatif tarafından; -30.09.2010 vade tarihli 25.000 TL bedelli, 30.10.2010 vade tarihli 50.000 TL bedelli, 30.11.2010 vade tarihli 50.000 TL bedelli, 30.12.2012 vade tarihli 50.000 TL bedelli, 30.01.2011 vade tarihli 50.000 TL bedelli, 30.02.2011 vade tarihli 50.000 TL bedelli ve 30.03.2011 vade tarihli 50.000 TL bedelli 50.000 TL bedelli toplam 325.000 TL bedelli senetlerin davalıya iki adet villa üyeliğinden istifası nedeniyle verildiğini, davalıya nakit olarak tamamen ödeme yapamayacakları belirtildiğinden davalı tarafından da iyi niyetli olarak vadeli senetlerin kabul edildiğini, bu hususun davacı kooperatife ait defter ve kayıtlar ile 10.01.2010 tarihli davacı-kooperatife ait senet tediye fişi ile de sabit olduğunu, dava konusu senetlerin de, bu sıralı senetlerden 30.10.2010 vade tarihli 50.000 TL bedelli ve 30.11.2010 vade tarihli 50.000 TL bedelli senetler olduğu, görüleceği üzere dava konusu senetlerin gerçek tanzim tarihlerinin davacı kooperatife ait defter ve kayıtlar ile 10.01.2010 tarihli senet tediye fişi ile de sabit olduğu üzere 10.01.2010 tarihi olduğunu, ancak senetlerin keşide tarihinin davacı kooperatif muhasebesi tarafından sehven 30.08.2010 ve 30.09.2010 tarihi olarak doldurulduğunu, Yargıtay'ın yerleşik içtihatları ile de sabit olduğu üzere “senetlerde tanzim tarihinin bulunması zorunlu unsur olmakla birlikte tanzim tarihinin sonradan doldurulmasının da mümkün olup tanzim tarihinin tanzim edildiği tarihten önce ve sonraki bir tarihi taşıyan bonoda geçerlidir”, bu sebeple öncelikli olarak dava konusu senetlerin gerçek tanzim tarihlerinin 10.01.2010 tarihi ve söz konusu senetlerin davalının davacı kooperatifteki iki adet villa üyeliğinden istifası nedeniyle verildiğini, ancak keşide tarihlerinin sehven 30.08.2010 ve 30.09.2010 yazıldığını, bu hususların senetlerin geçerliliğini etkilemediğini, dava konusu senetlerin gerçek tanzim tarihleri itibariyle de davacı-kooperatife yetkili yönetim kurulu üyeleri tarafından tanzim edildiğinin ortada olduğunu, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarının da aynı doğrultuda olduğunu, davacının 13.12.2009 tarihinde denetçi olduğu ve yönetim değişikliğinden haberdar olduğu, iyi niyetli olmadığı ve diğer iftiraya yönelik iddia ve beyanlarını da kesinlikle kabul etmediklerini, davacının 13.12.2009 tarihinde denetçi olmasının da üyelikten istifa sonucu doğan alacağına da engel teşkil etmediğini, davalının üyelikten istifası ile birlikte denetçilik görevinin de sona erdiğini, davalının 20.06.2010 tarihinde yapıldığı iddia edilen davacı kooperatifin yönetim değişikliğine dair genel kurulda bulunmadığı gibi haberdar da olmadığını, davalının davacı kooperatif üyeliğinden istifasının kabulü üzerine alacaklı 3. Kişi konumuna geçtiğini, davacı kooperatifin tescil ve ilan edilmeyen kendi iç ilişkisinin de davalıyı bağlamadığını ki, dava konusu senetlerin gerçek tanzim tarihlerinin 10.01.2010 tarihi olduğunu, bu hususun bizzat davacı kooperatif kayıtları ile sabit olduğunu, davacı kooperatifin 2009 yılı bilançosunda davalının üyelikten istifası nedeniyle 325.000 TL alacağı görünmekte iken, bu alacağının 2010 yılı bilançosunda borç senedine dönüştüğünden borç senedi kısmında 325.000 TL borç senedi olarak göründüğünü, bu nedenlerle davacı yanın maddi vakıalar konusundaki tüm iddia ve beyanlarının iftira olduğunu, haksız ve mesnetsiz davanın reddine, davalı lehine 96 40'tan aşağı olmamak üzere tazminata, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı üzerine tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; Davacı vekili 20.05.2010 tarihinde toplanan genel kurul ile sentleri tanzim eden ... ve ...'ın ibra edilmediğini, ibra edilmeyen bir yönetim kurulunun düzenlediği bonolardan davacı kooperatifin sorumluluğu da bulunmadığını, davalının ise bu kişilerle birlikte Denetim Kurulu üyesi olduğunu, davalı denetim kurulu üyesi olduğu için bu genel kurulda ibra edilmesi gereken kişiler arasında olduğunu, dolayısıyla davalının yapılan son genel kuruldan bilgisi olmadığı savunmasına itibar edilemeyeceğini, davalının 03.02.2009 tarihinde üyelikten istifa ettiğini dolayısıyla denetim kurulu üyeliğinin de bu tarihte sona erdiği savunmasına ilişkin olarak, oysa davalının 13.12.2009 tarihli genel kurulda Denetim Kuruluna seçildiğini, istifasının söz konusu olmadığını, denetim kurulu üyelerinin kooperatif üyesi olmak gibi bir zorunluluğu da bulunmadığını, dolayısıyla davalının “benim haberim yok” savunmasının dayanaksız kaldığını, davalının üyelikten istifa ettiği için bu senetler bana verildi dediğini, oysa geçmişe dönük yıllarda üyelikten ayrılan kişilerin üyelik aidatlarının 3 yıl sonra ödenmeye başlanacağı şeklinde kararlar verildiği, kooperatiften çok daha eskiden ayrılıp, alacakları olan kişilere alacakları ödenmediği gibi hiçbirine senet verilmediğini, hatta bu üyelerin bir kısmıyla ilgili olarak halen davaların devam ettiğini, zaten 13.12.2009 ve 20.06.2010 tarihli genel kurullarda eski üyelerin alacaklarının senet verilerek ödenmesine yahut nakden ödemesine dair bir karar da verilmediğini, yönetim kurulunun bu konuda hiçbir yetkisi bulunmadığını, zira yönetim kurulunun genel kuruldan almadığı bir yetkiyi kullanamayacağını, kaldı ki Koop. K. m. 23 gereğince kooperatif üyeleri arasında eşitlik ilkesi bulunduğunu, davalının iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, tanzim tarihinin bononun zorunlu unsurlarından olduğunu, tanzim tarihinde keşidecinin yetkili olmaması halinde, keşidecinin şahsen sorumlu olduğunu, bonoları tanzim eden ... ve ...'ın 20.06.2010 tarihinde ibra edilmeden yönetimden uzaklaştırıldığını, haklarında savcılığın halen kovuşturma yaptığını, kendilerinin iddiasının bonoların yetkisiz kişilerce düzenlenmiş olması olduğunu, kooperatife ait tüm defter ve kayıtların hakkında suç duyurusunda bulunulan eski başkan ... elinde olup, savcılığa Mart 2012 tarihinde teslim edildiğini, dolayısıyla bu kişi ile birlikte hareket eden davalının bu belgelerde oynama yapmış olmalarının kuvvetle muhtemel olduğunu düşündüklerini, şayet defterlerin noter kapanış kayıtları yok ya da zamanında yapılmamış ise bu defterlerin yazılı delil olarak kullanılamaz nitelikte olduğunu, çünkü bu defterlerde defteri elinde bulunduran kişinin istediği şekilde düzeltme yapabileceğini, ...”ın aynı zamanda davalı vekilinin de müvekkili olduğunu, bunların birlikte hareket ettiğini düşündüklerini, Mahkemeden sadece Ticaret Sicil Müdürlüğündeki kayıtların değil, ayı zamanda Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğündeki kayıtların da dosyaya celbini talep ettiklerini, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğündeki kayıtlarda davacı kooperatifin 20.06.2010 tarihli genel kurul tutanağının mevcut olduğunu, 20.05.2010 tarihinde yapılan genel kurulun geçerli bir genel kurul olduğunu, Konya . ATM ... E. ... K. sayılı ilamında yapılan genel kurulun geçerli bir genel kurul olduğundan zaten bahsedildiğini,yapılan bu genel kurul ile yönetime yetkili kişilerin değiştiğini, ancak dava konusu bonoların eski yönetimin keşide ettiğini, bu bonolardan dolayı davacı kooperatifin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, nitekim Yargıtay'ın istikrar kazanmış içtihatlarının da bu yönde olduğunu belirtmekle suç teşkil edecek şekilde dava konusu bonoları icraya koymuş ve satış aşamasına getirmiş olması sebebiyle açıkça kötü niyetli olduğundan %40 dan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve Ücreti vekâletin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili ikinci cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu senetleri tanzim eden yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmediği gerekçesiyle senetlerin geçersiz olacağı beyanının hukuki mesnetten yoksun olup, kesinlikle kabul etmediklerini, davacı kooperatifin yönetim kurulu üyelerini ibra edip etmemesinin kendi iç hukuki ilişkisi ile ilgili olup, dava konusu senetlerin geçerliliğini etkilemediğini, dava konusu senetlerin geçerliliğinin tanzim tarihi itibariyle yetkili kişiler tarafından tanzim edilmesi nedeniyle sabit olup, davacı- kooperatifin yönetim kurulu üyelerini ibra edip etmemesinin ya da sorumluluk davası açıp açmamasının 3. Kişi alacaklı konumundaki davacıya bağlamadığını, davacının iddiasının aksine davalının dava konusu senetlerin tanzim tarihleri itibariyle davacı kooperatifin denetim kurulu üyesi olmadığını, dava konusu senetlerin tanzim tarihinden yaklaşık 6 ay sonraki kooperatif değişikliğinden davalının bilgisinin bulunmadığını, davalının yönetim değişikliği tarihinde Haziran 2010'da davacı kooperatifin denetim kurulu üyesi olmadığı gibi yönetim değişikliğinin yapıldığı genel kurul toplantısına üyelikten istifa etmiş olması nedeniyle de katılmadığını, davacı kooperatifin istifa eden bazı üyelerin üyelik bedellerinin 3 yıl sonra ödenmeye başlandığı beyanının davalı ve dava konusu senetlerin geçerliliğini etkilemediğini, İcra takibine konu senetlerin keşide tarihi itibariyle kooperatifi temsile yetkili kişiler tarafından imza edildiğini, davacının iddia ettiğinin aksine 03.06.2010 tarihine kadar değil yapı kooperatiflerine ait kayıt ve bilgiler, gerekli ilanlar 17.08.2011 tarihine kadar ticaret sicil müdürlüklerinin görev ve yetki alanında olduğunu, 17.08.2011 tarihinde “çevre ve şehircilik bakanlığının teşkilat ve görevleri hakkında kanun hükmünde kararnamede değişiklik yapılmasına dair kanun hükmünde kararname” ile getirilen değişiklikle yapı kooperatiflerinin 17.08.2011 tarihinden sonra çevre ve şehircilik müdürlükleri bünyesine alındığını, davaya konu senetlerin keşide tarihi itibariyle kooperatife ait kayıt ve bilgiler ile gerekli ilanların Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından yapıldığını, Konya Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtları ile de sabit olduğu davacı kooperatife ait Ticaret Sicil Müdürlüğünde tescilli en son 12.01.2010 tarihli yönetim kurulu üye isim ve yetki süresinin tescilinin mevcut olduğunu, 08.01.2010 tarihli kararı ile de, 13.12.2009 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında 2 yıl müddetle yönetim kurulu başkanı ..., Başkan Yardımcısı ... ve muhasip üyesi ...'ın herhangi ikisinin müştereken kooperatifi temsile yetkili bulunduklarının sabit olduğunu, senetlerin keşide tarihleri itibariyle kooperatiflere bakmakla görevli kurumun Çevre ve Şehircilik il müdürlüğü değil, Ticaret Sicil Müdürlükleri olduğu, Ticaret Sicil Kayıtları ile de sabit olduğu üzere 13.12.2009 tarihinden itibaren 2 yıl müddetle müştereken yetkili bulunan ... ve ... tarafından dava konusu senetlerin yetki süresi içinde 30.08.2010 ve 30.09.2010 tarihlerinde keşide edildiğini, senetlerin keşide tarihleri itibariyle davacı kooperatifi temsile yetkili kişiler tarafından imza edildiğinden davacının bu yöndeki beyanların ve taleplerinin yersiz olduğu, senetlerin keşide tarihinden ve icra takip tarihlerinden sonraki tarih olan 17.08.2011 tarihinden sonra Çevre ve Şehircilik Müdürlüğüne bildirilen kooperatif yönetim değişikliğine dair kararların da davalıyı bağlamadığını, davacı kooperatifin 10.06.2010 tarihinde yeni yönetim seçtiği iddiası ve yeni yönetim tarafından senetlerin keşide edilmesi gerektiği yönündeki beyanlarının da iyi niyetli 3. Kişi konumundaki davalıyı etkilemediğini, davacı kooperatifin kendi iç ilişkisi içindeki yönetim değişikliği var ise de bu değişikliğin Ticaret Sicil Müdürlüğüne tescil edilmediğinden 3. Kişi konumundaki davalıyı bağlamadığını, davalının davacı kooperatiften alacaklı olduğunu, bunun kooperatif defter ve kayıtları ile de sabit olduğunu, bu nedenle davacı yanın davalının yönetim kurulu üyesi ile hareket ettiğine yönelik beyanlarının iftira niteliği taşıdığını, senetlerde tanzim tarihinin bulunması zorunlu unsur olmakla birlikte, tanzim tarihinin sonradan doldurulmasının da mümkün olup, tanzim tarihinin tanzim edildiği tarihten önce ve sonraki bir tarihi taşıyan bonoda geçerli olduğunu, dava konusu senetlerin gerçek tanzim tarihlerinin davacı kooperatife ait defter ve kayıtlar ile 10.01.2010 tarihli senet tediye fişi ile de sabit olduğu üzere 10.01.2010 tarihi olduğu, ancak senetlerin keşide tarihinin davacı kooperatif muhasebesi tarafından sehven 20.08.2010 ve 30.09.2010 tarihi olarak doldurulduğundan bahisle davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
I.DAVANIN NİTELENDİRİLMESİ
Taraflar arasında görülmekte olan davanın; T.C. Konya . İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra takibine dayanak bonolar yönüyle davacı kooperatifin davalı takip alacaklısına borçlu olmadığının tespiti talepli menfi tespit davası olduğu,
Taraflar arasındaki ihtilafın ise; Takibe dayanak bonoların keşide tarihi itibariyle keşidecilerinin davacı kooperatifi temsile yetkili kişiler olup olmadığı, davalı/takip alacaklısının bu durumu bilip bilmediği, takibe konusu senedin ihdas nedeni itibariyle bedeli olup olmadığı, bu bonolar yönüyle davacının davalıya borcu olup olmadığı, var ise miktarının ne olduğu hususlarında olduğu anlaşılmıştır.
II.DEĞERLENDİRME VE NETİCE
(1) DAVAYA DAYANAK İCRA DOSYASININ İNCELENMESİNDE: T.C. Konya . İcra Dairesinin ... Esas(Yeni Esas: 2018/9954) sayılı icra takip tarihinin 13/12/2010 tarihi olduğu, takip alacaklısının ..., takip borçlusunun ... Yapı Kooperatifi olduğu, takibin Kambiyo Senetlerine Mahsus(Örnek-10) İcra takibi olduğu, takibin 30/08/2010 Keşide, 30/10/2010 Vade Tarihli ve 50.000,00 TL bono ile 30/09/2010 Keşide, 30/11/2010 Vade Tarihli ve 50.000,00 TL bono olmak üzere alacak aslı 100.000,00 TL, takip öncesi işlemiş faiz 1.266,67 TL, komisyon 300,00 TL olmak üzere toplam 101.566,67 TL üzerinden başlatıldığı anlaşılmıştır .
(2) TAKİP DAYANAĞI BONOLARIN İNCELENMESİNDE;
(a) Keşide tarihinin 30/08/2010, vade tarihinin 30/10/2010, bedelinin 50.000,00 TL, keşidecisinin ... Yapı Kooperatifi, lehtarı/hamilinin ..., keşide yerinin Konya, İhdas Nedenini "Malen" olduğu, 6102 Sayılı TTK'nın 776 ve devamı maddeleri gereğince şeklen yapılan incelemede kambiyo vasfına haiz olduğu anlaşılmıştır.
(b) Keşide tarihinin 30/09/2010, vade tarihinin 30/11/2010, bedelinin 50.000,00 TL, keşidecisinin ... Konut Yapı Kooperatifi, lehtarı/hamilinin ..., keşide yerinin Konya, İhdas Nedenini "Malen" olduğu, 6102 Sayılı TTK'nın 776 ve devamı maddeleri gereğince şeklen yapılan incelemede kambiyo vasfına haiz olduğu anlaşılmıştır.
(3) HARÇ İKMALİ AÇISINDAN YAPILAN DEĞERLENDİRMEDE: T.C. Yargıtay . Hukuk Dairesinin 02/06/2022 Tarih ve ... Esas-... Karar sayılı ilamı gereğince davaya dayanak takip çıktıları üzerinden toplam dava değerinin 101.566,67 TL olduğu, bu tutar üzerinden yatırılması gereken peşin harç tutarının 1.734,50 TL olduğu, davacının davasını 100.000,00 TL üzerinden harçlandırarak 1.485,00 TL peşin harç yatırdığı, davacı tarafından yatırılan harç mahsup edildiğinde bakiye 249,50 TL eksik peşin harç kaldığı, davacı vekili tarafından eksik harç ikmalinin yapıldığı anlaşılmıştır.
(4) İHTİYATİ TEDBİR KARARI AÇISINDAN YAPILAN DEĞERLENDİRMEDE: Mahkememizin 17/02/2012 tarihli tensip zaptının 10 nolu ara kararı gereğince davacının ihtiyati tedbir kararının teminatsız olarak kabulü ile takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. edilmiş.
(5) CEZA KOVUŞTURMASI AÇISINDAN YAPILAN DEĞERLENDİRMEDE: Davacı kooperatif tarafından davalı/takip alacaklısı ile bono altında imzası bulunan kooperatif yöneticileri hakkında suç duyurusunda bulunulmuş, adı geçenler hakkında verilen beraat kararı T.C. Konya . Ağır Ceza Mahkemesinin ... Esas-... Karar sayılı dosyasının T.C. Yargıtay . Ceza Dairesinin 01/11/2023 Tarih ve ... Esas-... Karar sayılı ilamı ile suçtan doğrudan zarar görmeyen ... , ... , ... , ... , ... ve ... katılma hakları olmadığı gibi mahkemece usulsüz olarak ... hakkında verilen katılma kararının da hükümleri temyiz hakkı vermeyeceği anlaşılmakla temyiz başvurusunun reddine karar verilerek kesinleştiği anlaşılmıştır.
(6) BİLİRKİŞİ RAPORLARI AÇISINDAN YAPILAN DEĞERLENDİRMEDE: Mahkememizce ilgili ticaret sicil müdürlüğü ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İl Müdürlüğünden kooperatife ait tüm bilgi ve belgeler temin edilmiş ve akabinde davacı kooperatifin temin edilebilen tüm ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemeleri yaptırılmıştır.
(a) 22/10/2013 Tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle; Davalının 2 adet dubleks daire için kooperatife tercihli(Peşin Bedelli) üyeliği olduğu, davalı tarafından kooperatife mal veya hizmet tesliminden dolayı fatura düzenlediği, bu fatura haricinde davacı ile davalı arasında herhangi bir üye aidatı ödemesinin bulunmadığı, davacı kooperatifin 2010 yılı yevmiye defterinin 10/01/2010 tarihli ve 3 nolu yevmiye maddesinde davalının, davacı kooperatiften dairesine karşılık 325.000 TL sıralı senet aldığı, bakiye kalan 10.001,15 TL'nin ise kooperatiften açık hesap alacaklı olacak şekilde kayıt edildiği, dava ve takibe konu olan senetlerin davacı kooperatifin 10/01/2010 tarihli yevmiye defter kaydında sıralı olarak davalıya verilmiş senetler olduğu, takibe konu senetlerin tanzim tarihlerinin 30/08/2010 ve 30/09/2010 tarihleri yazılmış olmasına rağmen defter kayıtlarında kayıt tarihinin 10/02/2010 olduğu, bonolarda imzaları bulunan kooperatif yönetim kurulu üyelerinin görev sürelerinin 20/06/2010 tarihinde sona erdiği ancak kooperatif defterlerine kayıt edildiği tarih itibariyle üyelerin görevlerinin devam ettiği, kooperatif kayıtlarında ödemeye ilişkin bir kayıt yer almadığı, davacının 2010 yılı defterinin zorunlu olan kapanış tasdikinin olmamasından dolayı defterlerin sahibi lehine veya aleyhine delil olması hususunda takdirin Mahkemeye ait olduğu rapor edilmiştir.
(b) 26/08/2022 Tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle; Davacı Kooperatif Yönetim Kurulunun 21/04/2006 Tarih ve 51 sıra nolu kararında 26/01/2006 tarihinde yapılan olağan toplantısında alınan 12 nolu karar gereğince 44 nolu dublex villanın tercihli üye olarak davalıya satışına karar verildiği, 09/08/2006 Tarih ve 60 sıra nolu kararında ise 28/01/2006 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan 13 nolu karar gereğince 48. Blok numaralı dubleks villanın davalıya verilmesine, 1 kat daire tercihli üyeye verilemediğinden dolayı benzer daire bedeli olan 125.000,00 YTL’nin mahsup edilmesine, geri kalan 40.000 YTL’nin kooperatif yönetim kurulu ve tercihli üye arasında bir ödeme emri dahilinde belirlenerek dubleks villanın teknik özel şartlarını belirten tercihli üyelik sözleşmesinin yapılmasına oy birliği ile karar verildiği, yönetim kurulu kararının kooperatif Genel Kurulu tarafından verilen yetkiye dayandığı,
05/01/2009 Tarih ve 01 sıra nolu Yönetim Kurulu Kararı ile 04/02/2009 Tarih ve 08 sıra nolu Yönetim Kurulu Kararı ile dair satış sözleşmelerinin karşılıklı olarak fesh edildiği, üyeliğin feshine ilişkin 2 adet yönetim kurulu kararı bulunduğu, ilk kararda, kooperatifin zararları göz önüne alınarak üyelik alacağının % 30 eksiği ile 3 yıl sonra kendisine ödenmesine karar verilmişken, sonraki tarihli ikinci karar “kooperatiften doğan alacağının kooperatifin bilanço durumuna göre kendisine ödeme yapılması” şeklinde olduğu,
Davacı kooperatife ait Yevmiye defterinin 01/01/2010 Tarihli ve 1 nolu açılış maddesinde davalıya ilişkin hesapta 335.001,35 TL kayıt bulunduğu, davalının bu tutarda üye aidatı ödediği, 10/01/2010 tarihli 3 nolu yevmiye maddesinde, davalının kooperatif aidatlarının iadesine ilişkin olarak toplam 325.000 TL’lik toplam 7 adet senet verildiği, kalan borç ortaklar dışındaki borçların izlendiği diğer Çeşitli Borçlar Hesabına aktarıldığı, bu kayıt şekline göre davalının kooperatif ortaklığından ayrıldığının kabulünün gerektiği,
Dava konusu senetlerin üzerinde tanzim tarihi olarak 30/08/2010 ve 30/09/2010 tarihi yazılmış olmasına rağmen kooperatif yevmiye defterinde davalıya senetlerin verilmesine ilişkin yevmiye kaydı tarihinin 10/01/2010 tarihi olduğu,
Senetlerin tanzim tarihinin 10/01/2010 olarak kabul edilmesi halinde imzası bulunan yönetim kurulunun yetkili olduğu, Senetlerin tanzim tarihinin senetlerin üzerinde yazan 30/08/2010 ve 30/09/2010 tarihleri olarak kabul edilmesi halinde, bu tarih itibariyle imzası bulunan yönetim kurulunun yetkili olmadığı,
Davalının üyeliğinin sona ermesinden sonra yeni üye alınıp alınmadığı hususunun ve davalının kooperatiften ayrıldığı yıl olan 2009 yılına ilişkin kooperatif defterleri tarafımıza ibraz edilmediğinden bilançosuna ulaşılamadığı,
Üyeliğin feshine ilişkin 2 adet yönetim kurulu kararı bulunduğu, ilk kararda kooperatifin zararları göz önüne alınarak üyelik alacağının % 30 eksiği ile 3 yıl sonra kendisine ödenmesine karar verilmişken, sonraki tarihli ikinci karar “kooperatiften doğan alacağının kooperatifin bilanço durumuna göre kendisine ödeme yapılması” şeklinde olduğu, kooperatif defterlerinde 10/01/2010 tarihli kayıtta, davalıya 325.000 TL senet verilmesi durumu dikkate alındığında, ikinci kararın esas alındığı rapor edilmiştir.
(c) 16/12/2024 Tarihli Bilirkişi Ek Raporunda Özetle; Mahkememizce davacıya ait defter ve belgelerin eksik olması sebebiyle tüm defter ve belgelerin ibrazı için davacıya süre verilmiş, ilgili ceza mahkemesi ile iş mahkemesindeki defterler ile ilgili ticaret sicil müdürlüğü ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İl Müdürlüğünden kooperatife ait tüm bilgi ve belgeler temin edilmiş ve akabinde bilirkişiden ek rapor aldırılmıştır. Bilirkişi ek raporunda kök raporda yer alan defterler dışında yeni olarak 1999-2005 yıllarına
ait bir kısım büyük defter (kebir) ve envanter defterleri sunulduğu, bu defterlerin bir kısmının boş olduğu, yazılı olanlarda da bu defterlerin niteliği ve üye bazlı kayıt yapılmaması nedeniyle bir tespit
yapılamadığı, bu nedenle kök rapordaki tespitler dışında yeni bir tespit yapılamadığı rapor edilmiştir.
(7) NETİCE: Yukarıda yapılan açıklamalar, amir kanun hükümleri, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde;
(a) Davacı Kooperatif Yönetim Kurulunun 21/04/2006 Tarih ve 51 sıra nolu kararında 26/01/2006 tarihinde yapılan olağan toplantısında alınan 12 nolu karar gereğince 44 nolu dublex villanın tercihli üye olarak davalıya satışına karar verildiği, 09/08/2006 Tarih ve 60 sıra nolu kararında ise 28/01/2006 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan 13 nolu karar gereğince 48. Blok numaralı dubleks villanın davalıya verilmesine, 1 kat daire tercihli üyeye verilemediğinden dolayı benzer daire bedeli olan 125.000,00 YTL’nin mahsup edilmesine, geri kalan 40.000 YTL’nin kooperatif yönetim kurulu ve tercihli üye arasında bir ödeme emri dahilinde belirlenerek dubleks villanın teknik özel şartlarını belirten tercihli üyelik sözleşmesinin yapılmasına oy birliği ile karar verildiği,
(b) 05/01/2009 Tarih ve 01 sıra nolu Yönetim Kurulu Kararı ile 04/02/2009 Tarih ve 08 sıra nolu Yönetim Kurulu Kararı ile dair satış sözleşmelerinin karşılıklı olarak fesh edildiği, bu villalara ilişkin olarak dava konusu senetler ile dava konusu edilmeyen toplamda 325.000 TL’lik toplam 7 adet senet verildiği,
(c) İspat yükü Açısından Yapılan Değerlendirmede: Dava dilekçesinin incelenmesinde imza edenlerin yetkisine itirazın yanı sıra senetlerin bedelsiz olduğunun iddia edildiği, bir başka ifade ile taraflar arasında ticari ilişki olmadığının açıkça dava dilekçesinin 3. Sayfasında ikrar edildiği, davalı tarafından ise villaların süresinde teslim edilmemesi sebebiyle davalı tarafından ödenen bedele istinaden dava konusu bonoların düzenlendiğinin savunulduğu, bu savunma karşısında T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05/02/2019 Tarih ve ... Esas-... Karar sayılı ilamı da emsal alındığında "malen" kayıtlı ihdas nedeninin iki tarafça talil edilmesi sebebiyle ispat yükünün yer değiştirmediği,
(ç) Davacının ticari defter ve belgelerinin ilgili mevzuat hükümlerine uygun tutulmadığı, bu sebeple lehine delil niteliği taşımasa dahi 6100 Sayılı Kanunun 222/4 maddesi gereğince aleyhine delil niteliği taşıdığı,
(d) Senetlerin Gerçek Tanzim Tarihi ve İmza Edenlerin Yetkili Olup Olmadığı Açısından Yapılan Değerlendirmede: Her ne kadar dava konusu senetlerin üzerinde tanzim tarihi olarak 30/08/2010 ve 30/09/2010 tarihi yazılmış olmasına ise de kooperatif yevmiye defterinde davalıya senetlerin verilmesine ilişkin yevmiye kaydı tarihinin 10/01/2010 tarihi olduğu, bir başka ifade ile 6100 Sayılı Kanunun 201/1 maddesi de nazara alındığında senedin tanzim tarihine ilişkin davalı savunmasının, davacıya ait ticari defterlerde yer alan yevmiye kaydı ile ispatlandığı, buradan hareketle senedin gerçekte tanzim tarihinin 10/01/2010 tarihi olduğu ve bu tarih itibariyle keşide eden yönetim kurulu üyelerinin yetkisinin bulunduğu,
(e) Üyeliğin feshine ilişkin 2 adet yönetim kurulu kararı bulunduğu, ilk kararda kooperatifin zararları göz önüne alınarak üyelik alacağının % 30 eksiği ile 3 yıl sonra kendisine ödenmesine karar verilmişken sonraki tarihli ikinci kararda “kooperatiften doğan alacağının kooperatifin bilanço durumuna göre kendisine ödeme yapılması” şeklinde olduğu, kooperatif yevmiye defterlerinde yer alan 10/01/2010 tarihli kayıt da davalıya 325.000 TL tutuarında senet verilmesi durumu dikkate alındığında ikinci kararın esas alındığı, bu sebeple davalının alacağının muaccel olduğu,
(f) Ödemeye ilişkin ispat külfetinin davacı üzerinde olduğu lakin davacının herhangi bir ödeme iddiası bulunmadığı gibi incelenen ticari defter ve belgelerinde ödemeye ilişkin de bir kayıt bulunmadığı,
(g) Davacı kooperatifin ticari defter ve belgelerinin muhasebe usul ve esaslarına uygun olarak tutulmamış olması, tam olarak ibraz edilemesi ve davacının kooperatif ticari defter ve belgelerinin usulüne uygun olarak tutulmamasından davalının sorumlu tutulamayacağı da nazara alındığında davacının davasının reddine karar verilmesi hususunda Mahkememizde vicdani kanaat hasıl olmuştur.
(8) KÖTÜNİYET TAZMİNATI AÇISINDAN YAPILAN DEĞERLENDİRMEDE: Mahkememizin 17/02/2012 tarihli tensip zaptının 10 nolu ara kararı gereğince davacının ihtiyati tedbir kararının teminatsız olarak kabulü ile takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmakla .T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 19/04/2017 Tarih ve ... Esas-... Karar sayılı ilamı ile takip tarihi de nazara alınarak yasal şartların oluştuğuna kanaat edilmekle 2004 Sayılı Kanunun 72/4. Maddesi gereğince T.C. Konya . İcra Dairesi ... Esas sayılı icra dosyasında Mahkememizin kabulü ve menfi tespit davası sonucu tespit edilen miktar üzerinden %40 oranında hesaplanan 40.000,00 TL kötüniyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine dair Mahkememizde oluşan vicdani kanaatin tezahürü olarak aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacının davasının REDDİNE,
2-Dava takip alacaklısı lehine neticelendiğinden Mahkememizin 17/02/2012 Tarihli ara kararı ile verilen ihtiyati tedbir kararının 2004 Sayılı İİK'nın 72/4 maddesi gereğince DERHAL KALDIRILMASINA, bu hususta ilgili icra dairesine müzekkere yazılmasına,
3-Yasal şartların oluştuğuna kanaat edilmekle 2004 Sayılı Kanunun 72/4. Maddesi gereğince; T.C. Konya . İcra Dairesi ... Esas sayılı icra dosyasında Mahkememizin kabulü ve menfi tespit davası sonucu tespit edilen miktar üzerinden %40 oranında hesaplanan 40.000,00 TL kötüniyet tazminatının DAVACIDAN ALINARAK DAVALIYA VERİLMESİNE,
4-Dava açılırken peşin olarak alınan 1.485,00TL harç ve 249,50TL tamamlama harcı toplamı 1.734,50TL harçtan alınması gereken 615,40TL maktu harcın mahsubu ile fazla alınan 1.119,10TL karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafından karşılanan 38,40TL vekalet suret harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Davalı vekili yararına AAÜT'ye göre hesaplanan 30.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
8-6100 Sayılı HMK'nın 323–333. maddeleri gereğince hükmün verilmesinden kesinleşmesine kadar olan dönemde davacının sorumlu olduğu yargılama giderleri de ödendikten sonra var ise karar kesinleştiğinde; Kullanılamayan ve bakiye kalan gider avansının Hukuk Muhakemeleri Kanunun Gider Avansı Tarifesinin 5. Maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra talep eden tarafından hesap numarası bildirilmiş ise iade elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle, talep eden tarafından hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak İADESİNE,
DAİR; İş bu duruşmada hazır bulunanların yüzüne karşı, hazır bulunmayanların yokluğunda, kararın vekille temsil edilmeyen taraflar açısından kendilerine, vekille temsil edilen taraflar açısından ise 7201 Sayılı Kanununun 11. Maddesi gereğince taraf vekillerine tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ NEZDİNDE İSTİNAF KANUN YOLUNA müracaat etme hakları açık olmak üzere Türk Milleti adına verilen karar duruşma tutanağına geçirilerek açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/03/2025
Katip ... Hakim ...