T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
T.C.
KONYA TÜRK MİLLETİ ADINA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO:
HAKİM :
KATİP :
ALACAĞI TEMLİK EDEN
DAVACI :
VEKİLİ :
ALACAĞI TEMLİK ALAN
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
KARAR YAZMA TARİHİ :
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; İcra dosyası alacaklısının ... Aş, borçlusunun ... tek. Güv. Sis. Ltd Şti olan İstanbul . İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyası kapsamında Konya . İcra Müdürlüğünün ... talimat sayılı dosyası açıldığını, bu icra dosyası ile müvekkiline ait iş yerine gelinerek haksız haciz yapıldığını, bunun üzerine müvekkilinin mallarının mülkiyetinin kendisine ait olduğunu ve yapılan haczin haksız ve hukuka aykırı olduğunu ispat etmek amacıyla 12/03/2020 tarihinde Konya . İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile istihkak davasını ikame ettiğini, söz konusu dava neticesinde mahkemece yapılan yargılama sonucunda 22/12/2020 tarihinde haklı davanın kabulüne karar verildiğini, işbu kararın 24/12/2020 tarihinde kesinleştiğini, İstanbul . İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası kapsamında haciz adresi belirtilmeksizin haciz işleminin tatbiki için Konya . İcra Müdürlüğünün ... talimat dosyasına haciz yazıldığını, işbu haczin hukuka aykırı ve haksız olduğu yapılan istihkak davası yargılaması sonucu ve toplanan deliller ile sübuta erdiğini, davalı şirketin işbu haczi icra dosyası borçlularının adreslerinde değil, üçüncü kişi konumundaki müvekkilinin iş yerinde gerçekleştirildiğini, borçluların adresinin hiçbir zaman müvekkili şirketin adresi olmadığı gibi borçlular da hiçbir zaman söz konusu adreste faaliyet göstermediğini, müvekkili şirketin borçlu şirketle hiçbir bağı bulunmadığını, müvekkili ile borçlu şirketin faaliyet konularının da tamamen farklı olduğunu, haczedilen malların şirketin faaliyet alanına uygun olan mallar olduğunu, haczin gerçekleştirilmesi sırasında müvekkili şirketin adresinde borçlulara ait hiçbir evrakın bulunmadığı gibi borçlu şirket yetkilisi vb hiç kimse de haciz mahallinde hazır bulunmadığını, ayrıca haciz uygulanan iş yerinin müvekkiline ait olduğuna dair delil ve belgelerin haciz mahallinde derhal sunulduğunu, tüm bu nedenlerle davalının müvekkiline yönelik haksız ve kötüniyetli haczi sebebiyle müvekkili şirketin itibarının zedelenmesi nedeniyle uğranılan zarar dolayısıyla 150.000,00 TL manevi tazminatın haksız haciz tarihinden başlamak üzere uygulanabilecek en yüksek faiz oranı ile birlikte davalıdan tazmini ile davacıya verilmesine, haczedilen malların değer kaybı, nakliye ve hammaliye bedeli ile montaj masrafları, müvekkili şirketin haksız haciz neticesinde yoksun kaldığı hasılat ve kar kalemleri, ödemek durumunda kaldığı kira bedelleri ile personel giderleri, müvekkilinin ödemek zorunda kaldığı vekalet ücreti kalemlerinden oluşan maddi zarar kapsamında toplamda 10.000,00 TL maddi tazminatın haksız haciz tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tazmini ile davacıya verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı tarafa usulüne uygun olarak davetiye tebliğ edilmiş, davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İşbu dava yetkisiz mahkemede ikame edildiğini, yetkili mahkemeler davalı müvekkilinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi olan İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davacının tazminat talebinin Konya Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesinin ... E. ... K. sayılı ilamı ile kesin olarak reddedildiğini, müvekkilinin kötü niyetli olmadığına dair kesin karar verildiğini, işbu davanın kesin hüküm engeli nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, somut olayda dava konusu haciz işlemlerinde Konya Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi ... E. ... k. sayılı ilamı ile müvekkilinin kötü niyetli olmadığına ve aleyhine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına kesin olarak karar verildiğini, huzurdaki dava sırf müvekkil bankadan haksız ve sebepsiz nakdi menfaat sağlamak gayesiyle ikame edilmiş olduğunu, işbu davanın kesin hüküm engeli nedeniyle usulden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacı tarafın haksız ve kötü niyetli olarak ; müvekkili banakadan sebepsiz nakdi menfaat sağlama gaye ve çabası içerisinde işbu davayı ikame ettiğini, iş bu davadaki amaç sebepsiz zenginleşme ve maddi çıkar sağlamak amacına yönelik olduğunu, tüm bu nedenlerle yetkili mahkemelerin İstanbul Mahkemeleri olduğundan işbu davanın yetkisizlik nedeniyle usulden reddine, Konya Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesinin ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile müvekkilinin kötü niyetli olmadığına ve aleyhine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına kesin olarak karar verildiğinden sırf müvekkili bankadan haksız ve sebepsiz nakdi menfaat sağlamak gayesiyle ikame edilen işbu davanın daha önceden aynı konu hakkında kesin varlığı nedeniyle usulden reddine, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun şekilde sırf müvekkili bankadan haksız ve sebepsiz nakdi menfaat sağlamak gayesiyle ikame edilen işbu davanın esastan reddine, haksız ve kötü niyetli olarak ikame edilen işbu dava neticesinde davacı taraf aleyhine %20'den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
ÇEKİŞMELİ HUSUSLAR, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın Konya . İcra Müdürlüğünün ... talimat dosyasında davacıya ait iş yerinde haksız haciz nedeniyle yapılan işlemden dolayı maddi ve manevi tazminat hususunda olduğu anlaşılmıştır.
Konya . İcra Müdürlüğünün ... Talimat sayılı dosyasının uyap sistemi üzerinden dosya kapsamına kazandırılmıştır.
Konya . İcra Hukuk Mah ... Esas ... Karar sayılı dosyasının uyap üzerinden dosya kapsamına kazandırılmıştır.
Mahallinde 20/01/2022 günü bir SMMM, bir bilgisayar, bir ticaret mevzuatından kaynaklı nitelikli hesaplamalar konusunda uzman bilirkişi ve bir de haczedilen malların yıpranma ve değer kaybını belirleyebilecek bilirkişi refakate alınarak keşif yapılmıştır.
Keşif sonrası makine mühendisi, mobilya bilirkişisi ve bilgisayar bilirkişisinden oluşan bilirkişi heyetinin 12/04/2022 tarihli bilirkişi raporundan özetle; Mobilya bilirkişisinin tespitlerinde dava konusu eşyaların yedeimin deposunda yapılan inceleme sonrasında kullanılabilir durumda oldukları bunun yanında taşıma ve depolama şartlarından dolayı özellikle sandalyelerde fazla miktarda tozlanma ve ahşap kısımların bazı yerlerinde rötuşa ihtiyaç duyacak şekilde sürtme ve çizilmelere maruz kaldığının tespit edildiği, sandalyelerin döşemelerinin yenilenmesi için (160 TL kumaş, 120 TL destek süngeri, 150 TL işçilik toplam 430 TL/adet ) 62.350,00 TL, mobilya grubunun (masa servant) montaj ve temizliği ile oyun parkının kurulumu için 9.000,00 TL olmak üzere toplam 71.350,00 TL masraf yapılacağı değerlendirildiği, makine bilirkişisinin tespitlerinde 11/03/2020 tarihinde haciz işleminin yapıldığı, 01/04/2022 tarihi itibariyle toplam 2.el piyasa rayiç bedelinin 49.650,00 TL, haciz tarihli malzemelerin toplam 2.el piyasa rayiç bedelinin 53.215,00 TL, dava tarihi itibari ile söz konusu malzemelerin toplam 2.el piyasa rayiç bedelinin 35.150,00 TL olduğu, bilgisayar bilirkişisinin tespitlerinde haczedilerek yediemin deposuna kaldırılan dava konusu mallardan bilgisayar ve yan donanım niteliği taşıyan malların yediemin deposunda incelemeler yapıldığı ve görüntüler alındığı, malzemelerin uzun süre depoda bulunmaları nedeniyle tozlanmış oldukları, bilgisayar ve yan donanım fiyatlarının döviz kuru hareketine göre şekil aldığı, bu nedenle döviz kuru yükselmesi nedeniyle malzemelerin sıfır fiyatlarında yaşanan artış nedeniyle bu artışın ikinci el fiyatlarına da yansıdığı rapor edilmiştir.
Keşif sonrası aldırılan SMMM bilirkişisinin 07/10/2022 tarihli bilirkişi raporundan özetle; Davacı şirketin 2019 ve 2020 yılına ait ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin ve yevmiye defteri kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, davacı şirketin ticari defterlerine göre 11/03/2020 haciz tarihi öncesine ait cirosunun (01/01/2020-11/03/2020 arası) 306.926,36 TL olduğu, günlük cirosunun ise 4.384,66 TL'sine tekabül ettiği, davacı şirketin ticari defterleri esas alınarak 11/03/2020 haciz tarihinden sonra yapmış olduğu toplam giderlerinin toplamının 76.786,50 TL olduğu rapor edilmiştir.
Sunulan tüm bilirkişi raporları, dosyadaki bilgi ve belgeler taraf vekillerinin beyanları nazara alınarak davacı taleplerinin yerinde olup olmadığı yapılan haciz işleminin haksız olup olmadığı ve davacının talep edebileceği miktarların kalem kalem ve ayrı ayrı mahkeme ve taraf denetimine elverişli olacak şekilde belirlenerek rapor tanziminin istenilmesine, bu hususta dosyaya bir ticaret hukuku öğretim üyesi bilirkişi ile bir icra iflas hukuku öğretim üyesi bilirkişi ve de nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişisinden oluşan bilirkişi heyetine tevdii edilmek üzere İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılmış, bilirkişi heyetinin Mahkememize sunmuş olduğu 19/03/2023 tarihli raporundan özetle; Davacı tarafın "haczedilen ve muhafaza altına alınan malların değer kaybı" ve haczedilen ve muhafaza altına alınan malların nakliye, hamaliye ve montaj" bakımından uğramış olduğu zararın tazmini talep edebileceği, bilirkişi heyetlerinde bu alanda uzmanlığı bulunan bir bilirkişi bulunmadığından yeni bir hesaplama yapmalarının mümkün olmadığı, söz konusu zararın hesaplanmasına ilişkin olarak dosyada mevcut 12/04/2022 tarihli mabilya-makine bilgisayar bilirkişileri tarafından hazırlanan bilirkişi raporunun esas alınması hususunda takdirin mahkemede olduğu, davacı şirketin 01/01/2020- 11/03/2020 tarihleri arasındaki çalışmasından elde edilen 71 günlük cirosunun 306.926,36 TL olduğundan hareketle, 11/03/2020 tarihinden istihkak davasının kesinleştiği tarih olan 22/12/2020 tarih aralığındaki gelir kaybının hesaplanması yönündeki talebi bakımından haciz tarihi olan 11/03/2020 tarihi dikkate alındığında Covid-19 salgının ülkemizde ilan edildiği tarih olduğu ve bu tarihten sonra kısıtlamaların ve zorunlu kapamaların olduğu bir dönem yaşanmış olduğu, bu dönemde en çok etkilenen sektörlerden biride Cafe ve Restoranlar olduğu, 2019 yılına göre 2020 yılında %50 civarında ekonomik daralmanın gerçekleştiği dikkate alındığında faaliyetin karla sonuçlanmayacağı, haciz sonrası davacının faaliyetleri durdurulan işletmenin yapılan ticari defter incelenmesi sonucunda 11/03/2020 tarihinden sonra yapmış olduğu giderlerin toplamının 76.786,50 TL olduğu, ancak davacının gelir elde edebilmesi için bu giderlere katlanmak zorunda olduğu, gelir kaybının yanında ödemiş olduğu kira bedelini ve personel giderlerini de talep etmesinin yerinde olmadığı ancak bu hususta takdirin mahkemede olduğu, davacı tarafın söz konusu dava sürecinde avukatına ödediği tutarı, makbuzunu ibraz etmek suretiyle zarar kalemi olarak talep etmesiyle ilgili olarak Yargıtay . Hukuk Dairesinin 05/06/2017 tarihli ... Esas ... Karar sayılı kararında belirtilmiş olunduğu üzere bu zarar talebinin kabul edilebilir olmadığı, aksi kanaate olunması ve avukatlık ücretinin tazmini gerektiğini kabul etmesi halinde ise ilgili tarihteki TBBB asgari ücret tarifesi nezdinde tutar üzerinden kurulması gerektiği rapor edilmiştir.
Taraf vekillerinin bilirkişi raporuna karşı itiraz ve beyanları doğrultusunda itirazları karşılayacak mahiyette ek rapor tanzimi için dosyanın önceki bilirkişi heyetine tevdiine, ayrıca davacı vekilinin talepleri doğrultusunda günlük kazancın ne kadarlık kısmının işletmenin karı olduğu hususlarının hesaplanmasına yönelik heyete uzmanlık alanı restorant, cafe ve lokanta işletmesi ve fiyatlandırması olan bir bilirkişinin eklenerek rapor aldırılmak üzere yeniden bilirkişi heyetine tevdii edilmiş, bilirkişi heyetinin 13/09/2024 tarihli bilirkişi raporundan özetle; Muhafaza altına alınan malların davalının uhdesinde olduğu ve ahşap-elektronik malzemeler olması hasebiyle şuan bunların tekrar kullanılabilir olmadığı ve değerlerine dair itirazların tarafların göre alanı ve uzmanlığı dışında yer aldığı, bu yönüyle kök raporda yer alan tespitleri aynen korunduğu, davacı tarafın mahcuzların kullanılmaz durumda olmadığı iddiası doğrultusunda makine ve bilgisayar bilirkişisinin mahcuzların yeniden kullanılabilir durumda olup olmadığına dair bir tespite yer vermedikleri dikkate alınarak hacze konu mahcuzların kullanılabilir durumda olup olmadıkları, hangilerinin kullanılabilir durumda oldukları, kullanılabilir durumda olan mahcuzların değer kayıplarının tespiti hususunda uzman bir heyetten rapor aldırılması hususunda takdirin mahkemede olduğu, kök raporda yer verdikleri, mahcuzların bedellerinin ödenmesine dair bir hüküm tesis edilecek ise, davacının muhafaza altına alınan malların nakliye ve hamaliye bedeli ile montaj bedeline dair zarar iddiasına dair talebinin takdirinin mahkemeye ait olmak üzere, artık kabul edilebilir olmadığı, söz konusu mahcuzların değer kaybına dair bir hüküm tesis edilecek ise davacının nakliye ve hamaliye bedeli ile montaj bedeline dair talebinin hukuken kabul edilebilir olacağı, bu durumda hesap edilecek nakliye, hamaliye ve montaj bedeline dair hesaplamaların ise heyetlerinin uzmanlık alanı dışında kaldığı, yoksun kalınan kar ve hasılat talebine yönelik olarak kök rapordaki tespitlerinin aynen korunduğu, heyete eklenen sektörel bilirkişisinin de aynı yönde olduğu, faaliyetinin karla sonuçlanmayacağı kanaatlerini aynen koruduklarını, haciz sonrası davacının faaliyetleri durdurulan işletmenin yapılan ticari defter incelemesi soncunda 11/03/2020 tarihinden sonra yapmış oldukları giderlerin toplamının 76.786,50 TL olduğu, ancak davacının gelir elde edebilmesi için bu giderlere katlanmak zorunda olduğu, gelir kaybının yanında ödemiş olduğu kira bedelini ve personel giderlerini de talep etmesinin yerinde olmadığı ancak bu hususta takdirin mahkemeye ait olduğu, davacı tarafın söz konusu dava sürecinde avukatına ödediği tutarın, makbuzunu ibraz etmek suretiyle zarar kalemi olarak talep etmesiyle ilgili olarak Yargıtay . Hukuk Dairesinin 05/06/2017 tarihli ... Esas ... Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere bu zarar talebinin kabul edilebilir olmadığı, Mahkeme aksi kanaatte olması halinde ve avukatlık ücretinin tazmini gerektiğini kabul etmesi halinde ise ilgili tarihteki TBB asgari ücret tarifesi nezdindeki tutar üzerinden hüküm kurulması gerektiği, bu yöndeki kök rapordaki kanaatlerini aynen korunduğu, davalı tarafın Konya Bam . Hukuk Dairesinin ... Esas ve ... Karar sayılı ilamında kötüniyet tazminatına dair talebinin reddedildiğinden bahisle davanın usulen ikame edilemeyeceği iddiasına dair kök rapordaki tespitlerini aynen korunduğu rapor edilmiştir.
Mahkememizce aldırılan Makine, mobilya ve bilgisayar bilirkişinden oluşan bilirkişi heyetinin 07/11/2025 tarihli bilirkişi ek raporundan özetle; Mobilya ürünlerinin haciz tarihli ikince el fiyatlarının toplam 47.390,00 TL, hurda bedeli fiyatlarının toplam 7.621,00 TL, hurda bedeli düşülmüş fiyatların toplam bedelinin 39.769,00 TL olduğu, makine mühendisi bilirkişinin tespitlerinde haciz tarihi ile malzemelerin toplam 2.el piyasa rayiç bedelinden hurda bedeli veya değerleri düşüldükten sonra bakiye zarar bedelinin 53.215,00 TL-4.000,00-59.215,00 TL olduğu, bilgisayar bilirkişisinin tespitlerinde depoda tespit edilen ürünlerin görüntülerinin alındığı, tesipt edilemeyen ürünler yönünden muhafaza altına alma tarihi de dikkate alınarak cihazların elektronik cihaz olması nedeniyle bekleme süreleri ve güncel piyasa koşullarına göre eski teknolojik ürün olmaları değerlendirilerek ekonomik ömrü dolmuş hurda ürün olarak değerlendirildiği, elektronik cihaz olmaları, depoda bekleme süreleri, güncel piyasa koşullarına göre eski teknolojik kalmaları ve ekonomik ömürlerinin dolması nedeniyle kök raporda da belirtildiği şekilde muhafaza altına alma tarihindeki değerlerinin toplamı olan 13.150,00 TL olduğu aynı şekilde belirtildiğini,
Davacı ... şirket yetkilisi temlikname sunmuş ve davaya konu alacağın ...'a temlik edildiği görülmüştür.
Davacı vekilinin Mahkememize sunmuş olduğu 06/06/2026 tarihli dava değer artırım dilekçesinden özetle; Temlik alan ... yönünden vekâletname eksikliğinin giderildiğinin kabulüne, Davaya konu alacağın 160.000,00 TL’lik kısmının ...’a temlik edildiğinin ve hükmedilecek alacağın bu kısmı bakımından temlik alan ...’un hak sahipliğinin dikkate alınmasına, Mahkememizin 26/03/2026 tarihli ara kararı gereğince alacak kalemlerinin ayrıştırıldığına, maddi tazminat taleplerinin HMK m 107 kapsamında talep artırımı, aksi kanaatte ise HMK 176 devamı hükümleri kapsamında ıslah maliyetinde olmak üzere 178.920,50 TL'ye artırıldığının kabulüne, dava dilekçesindeki 150.000,00 TL manevi tazminat talebimizin aynen korunduğunun kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
Dava, haksız haciz nedeniyle maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.
Haksız hacizden dolayı alacaklının maddi tazminat ile sorumlu tutulabilmesi için; borçlunun malları için haciz kararı alınmış ve bu karar yerine getirilmiş olmalı, haciz koydurmuş olan alacaklı haksız çıkmış olmalı, borçlu (veya üçüncü kişi) malları üzerine haciz konulmuş olmasından bir zarar görmüş olmalı ve zarar ile haksız haciz arasında uygun illiyet bağı bulunmalıdır. Haciz haksız ve bundan maddi zarar doğmuşsa, alacaklı kusurlu olmasa dahi, zarar görene maddi tazminat ödemekle yükümlüdür. (Yargıtay . Hukuk Dairesi, 09/03/2021 tarih ... Esas, ... Karar)
Haksız ihtiyati haciz kararı alan alacaklının kusursuz sorumluluğu sadece maddi tazminat bakımından geçerli olup, manevi tazminat yönünden TBK’nın 49. maddesindeki koşulların oluşması gerekir. Bu maddeye dayalı sorumluluk ise, kusura dayalıdır.
1-Haczin haksızlığı ve kesin hüküm savunması yönünden;
Davalı bankanın alacaklı olduğu icra takibinde, takip borçlusu olmayan davacı şirkete ait işyerinde bulunan mallar haczedilmiş ve muhafaza altına alınmıştır. Davacı tarafından açılan istihkak davası sonucunda, mahcuzların davacı üçüncü kişiye ait olduğu kabul edilerek hacizlerin kaldırılmasına karar verilmiş; bu karar Konya Bam .HD ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile kesinleşmiştir.
Kesinleşen istihkak kararı dava konusu malların takip borçlusuna değil, davacı üçüncü kişiye ait olduğunu ve bu mallar üzerindeki haczin davacı yönünden haksız olduğunu ortaya koymaktadır.
İstihkak davasında İİK'ya özgü kötü niyet tazminatının hükmedilmemiş olması, haksız haciz nedeniyle genel hükümlere göre gerçek zararın tazmini istemine engel değildir. Bu nedenle davalının kesin hüküm itirazı yerinde görülmemiştir.
2-Davalının sorumluluğu yönünden;
Davalı banka, takip alacaklısı sıfatıyla haciz ve muhafaza işlemlerinin talep etmiş ve yürütmüştür. Davacı şirketin takip borçlusu olmadığı, haczedilen malların davacının işletme faaliyetinde kullandığı demirbaşlar olduğu ve davacının istihkak iddiasında bulunduğu davalı tarafça bilinmesine rağmen özellikle 11/03/2020 tarihli haciz ve muhafaza işleminin sürdürüldüğü anlaşılmıştır.
Davalı banka, alacaklı ve tacir sıfatıyla, borçluya ait olmayan üçüncü kişi mallarının haczedilmemesi konusunda gerekli dikkat ve özeni göstermekle yükümlüdür.
Haciz ve muhafaza işlemlerinin davacı şirketin rızası ile gerçekleşmediği, davacıya ait malların işletmeden alınarak yediemin deposuna götürüldüğü ve bu malların uzun süre davacının kullanımından mahrum kaldığı sabittir. Bu itibar ile davalının haksız haciz ve muhafaza işlemi ile doğrudan bağlantılı maddi zararlardan sorumlu olduğu kabul edilmiştir.
3-Mahcuz mallardan doğan zarar yönünden;
Eylemin haksız haciz iddiasına dayanması nedeniyle zararın haksız fiil tarihinde doğduğu kabul edilerek zararın bu tarih itibariyle belirlenmesi gerekecektir.
07/11/2025 tarihli bilirkişi ek raporunda mahcuz malların yediemin deposunda güncel durumları incelenmiş olup, mobilya, makine, tezgah, soğutma dolabı ve elektronik ürünlerin mevcut halleri ile itibarıyla kullanılabilir durumda olmadıkları tespit edilmiştir.
Bilirkişi heyetinin mahcuz malları yerinde inceleyerek malların niteliklerini, haciz tarihindeki ikinci el değerlerini, mevcut fiili durumlarını ve varsa hurda değerlerini ayrı ayrı dikkate almak suretiyle yaptığı hesaplama denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunmuştur.
Davalının zararın yediemin deposunda meydana geldiği ve yalnızca yedieminin sorumlu olacağı savunmasına itibar edilmemiştir. Malların yediemin deposuna bırakılmasına yol açan hukuki süreci başlatan ve malların davacının kullanımından çıkarılmasını talep eden davalı bankadır. Davacı, takip borçlusu olmadığı halde mallarından uzun süre mahrum kalmış, mahcuzların yıllarca muhafaza altında kalması sonucunda ekonomik ve fiili kullanım değeri ortadan kalkmıştır. Ayrıca davalının varsa yediemin veya diğer sorumlulara rücu imkanı, davacının doğrudan zararını tazminine engel değildir. Bu nedenle mahcuz mallar yönünden toplamda 102.134,00 TL maddi zararın davalıdan tahsili gerektiği sonucuna varılmıştır.
4-Haciz sonrası zorunlu giderler yönünden;
Davacı tarafın usulüne uygun tutulmuş ticari defter kayıtları da gözetilerek davacı şirketin 01/01/2020-11/03/2020 tarihleri arasında 71 günlük haciz öncesi cirosunun 306.926,36 TL olduğu, haciz tarihinden sonra ise şirketin kira, personel, mali müşavirlik, vergi, banka komisyonu vb zorunlu giderlere katlandığı ve bu giderlerin toplamının 76.786,50 TL olduğu hesaplanmıştır.
Dosya kapsamında davacının kazanç kaybı talebine ilişkin olarak haciz tarihinin covid 19 salgını ve zorunlu kapanmaların başladığı döneme rastladığı nedeniyle varsayımsal kazanç ve elde edilmesi beklenen kar kaybına hükmedilmemiştir.
Pandemi nedeniyle restoran sektöründe yaşanan genel daralma, davacının tüm işletme araçlarından haksız haciz nedeniyle mahrum kalmış olması olgusunu ve fiilen yapılan giderleri ortadan kaldırmamaktadır. Somut olayda pandemi koşulları nedeniyle farazi kar hesabı kabul edilmemiş, yalnızca belgelenen zorunlu giderlere hükmedilmiştir. Bu nedenle 76.786,50 TL'nin de davacının gerçek maddi zararı kapsamında olduğu kabul edilmiştir.
Buna göre toplam maddi zarar 178.920,50 TL'dir. Her ne kadar dava dilekçesinde bir kısım başka maddi zararlardan bahsedilmiş ise de davacının bedel artırım dilekçesi içeriği gözetilerek maddi tazminat davasının tam kabulüne karar verilmiştir.
5-Faiz başlangıcı yönünden;
Haksız fiilden doğan tazminat borcu zararın meydana geldiği tarihte muaccel olur. Somut olayda davacı işletmenin mallarını muhafaza altına alındığı ve zararın esas itibariyle doğmasına neden olan işlemin 11/03/2020 tarihinde gerçekleştirildiği gözetilerek faiz başlangıç tarihi bu tarih olarak belirlenmiştir.
Tarafların tacir olması, uyuşmazlığın davacı şirketin ve davalı bankanın ticari faaliyeti ile ilgili olması ve davacının talebi doğrultusunda avans faizine hükmedilmiştir.
6-Temlik yönünden;
Dosyaya sunulan Konya . Noterliğinin 23/12/2025 tarihli alacağın devri sözleşmesi ile dava konusu alacağın 160.000,00 TL'lik kısmının davacı şirket tarafından ...'a devredildiği anlaşılmıştır. Bu nedenle temlik belgesi gözetilerek hüküm kurulmuştur.
7-Manevi tazminat yönünden;
Tüzel kişilerin ticari itibar, saygınlık vb kişilik değerlerinin hukuka aykırı biçimde zedelenmesi halinde manevi tazminat talep etmeleri mümkündür. Bununla birlikte haksız haciz nedeniyle manevi tazminata hükmedilebilmesi için haczin sonradan haksız çıkması yeterli olmayıp davalının kötü niyetli veya ağır kusurlu hareket ettiğinin ve tüzel kişinin kişilik değerlerinde somut bir zedelenme meydana geldiğinin ortaya konulması gerekir.
Somut olayda davalının davacının ticari itibarını özellikle zedelemek amacıyla hareket ettiği, haciz işlemini salt zarar vermek kastıyla yürüttüğü veya haciz sırasında davacı şirketin kişilik değerlerine yönelik ayrıca saldırı niteliğinde davranışlarda bulunduğu ispatlanamamıştır.
Nitekim istihkak davasında da davalı bankanın kötü niyetli bulunduğu yönünde bir tespit yapılmamıştır. Bu nedenle manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Tüm bu nedenlerle aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın maddi tazminat istemi yönünden KABULÜ İLE;
-178.920,50 TL maddi tazminatın 11/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile, dosyada mevcut 23/12/2025 tarihli alacağın temliki sözleşmesi uyarınca 160.000,00 TL'sinin temlik alan ...'a, bakiye 18.920,50 TL'sinin davacı ... Ticaret Limited Şirketi'ne verilmesine,
2-Davacının manevi tazminat isteminin REDDİNE,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 12.222,06 -TL karar ve ilam harcından dava açılırken alınan 2.732,40-TL peşin harç, 2.884,74-TL tamamlama harcının mahsubu ile bakiye 6.604,92-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 59,30-TL başvurma harcı, 2.732,40-TL peşin harç ve 2.884,74-TL tamamlama harcı olmak üzere toplamda 5.676,44-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Hazine tarafından karşılanan 1.320,00 -TL arabuluculuk ücretinin haklılık oranına göre (178.920,50/328.920,50) hesaplanan 718,03-TL'sinin davalıdan alınarak, 601,97-TL'sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
6-Davacı tarafından karşılanan 1.012,00-TL posta ve tebligat gideri, 26.200,00-TL bilirkişi ücreti gideri, 571,00-TL keşif harcı, 366,00-TL keşif araç ücreti, 8,50-TL vekalet harcı gideri olmak üzere toplam 28.156,50-TL nin haklılık oranına göre (178.920,50/328.920,50) 15.316,09-TL'sinin davalıdan alınarak davacı yana verilmesine, bakiye kalan kısmının davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı tarafından karşılanan 8,50-TL vekalet ücreti giderinin haklılık oranına göre hesaplanan (150.000,00/328.920,50) 3,88-TL'sinin davacıdan alınarak davalı yana verilmesine, bakiye kalan kısmının davalı üzerinde bırakılmasına,
8-Maddi tazminat yönünden; Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden dolayı karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı yana verilmesine,
9-Manevi tazminat yönünden; Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden dolayı karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı yana verilmesine,
10-6100 Sayılı HMK'nın 323–333. maddeleri gereğince hükmün verilmesinden kesinleşmesine kadar olan dönemde davacının sorumlu olduğu yargılama giderleri de ödendikten sonra var ise karar kesinleştiğinde; Kullanılamayan ve bakiye kalan gider avansının Hukuk Muhakemeleri Kanunun Gider Avansı Tarifesinin 5. Maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra talep eden tarafından hesap numarası bildirilmiş ise iade elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle, talep eden tarafından hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak İADESİNE,
Dair; davacı ... vekilinin, davalı vekilinin yüzüne karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Konya Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere yapılan yargılama sonunda karar verildi. 02/07/2026
Katip Hakim