T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACILAR :
2- ... - ...
VEKİLİ : Av. ... -
DAVALILAR : 1-
2- ... - ... ...
3- ... - ... ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Kooperatif Yöneticilerinin Eylemleri Sebebiyle Tazminat
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
KARAR YAZIM TARİHİ :
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
HEYETİMİZCE GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
TALEP :
Davacılar vekili 14/02/2022 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin ... Konut Yapı Kooperatifinin paydaşları olduğunu, davalılarında bu kooperatifin yönetim kurulu üyeleri olduğunu, kooperatif 28/06/2018 tarihli genel kurulda alınan karar ile Konya ili, ... ilçesi, ... mahallesi, ... ada, ... parsel ve ... parsel sayılı iki adet arsa vasfındaki taşınmazın satılmasına veya kooperatif yönetim kurulu üyelerinin alacağı kararla kooperatif üyelerine devredilmesine ilişkin karar alındığını, alınan bu genel kurul kararının hukuka aykırı olduğunu, bakanlık temsilcisinde de bu karara şerh düşüldüğünü, alınan bu kararla bu iki taşınmazın biri tanesinin davalı ...'a diğerinin de dava dışı üçüncü bir kişiye devredildiğini, kooperatife ait bu taşınmazların devredilmesinin tamamen hukuka aykırı olduğunu, sonrasında yapılan 16/08/2018 tarihli genel kurulda müvekkilinin polis zoruyla toplantı huzurunu bozduğu gerekçesiyle genel kurul toplantısından çıkarıldığını, bu toplantıda alınan kararla kooperatifin feshine ilişin genel kurul kararı alındığını, kooperatife ait olup devredilen bu iki taşınmaz bedeline ilişkin müvekkillerine herhangi bir pay ödemesi yapılmadığını, davalıların kooperatifin içerisini boşaltmak suretiyle usulsüz işlemler yaparak kooperatifi tasfiye ettiklerini, taşınmazların satış tarihi itibariyle değerinin mahkememizce tespit edilmek üzere açılan davanın belirsiz alacak davası olduğunu, dava öncesinde yapılan arabuluculuk görüşmelerinden bir netice alınamadığını beyanla öncelikle ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir kararı verilerek dava konusu Konya ili, ... ilçesi, ... mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz üzerine tedbir konulmasına, ileride arttırılmak üzere şimdilik 10.000,00'er TL'nin davalılardan alınarak müvekkillerine verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 28/05/2025 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde müvekkili ... yönünden 10.000,00 TL belirsiz alacak olarak açılan davanın 72.714,43 TL'ye, müvekkili ... yönünden 10.000,00 TL belirsiz alacak olarak açılan davanın 72.714,43 TL'ye yükseltiklerini, bu bedeller üzerinden dava dilekçesindeki talepleri gibi karar verilmesini istemişlerdir.
CEVAP:
Davalılar vekili 21/03/2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle; somut davada müvekkillerinin davalı olarak gösterilemeyeceğini, davalı tarafın kooperatif tüzel kişiliğinin olması gerektiğini, kooperatifin tasfiye edildiğini, tüzel kişilik kazanması için ihya edilmesi gerektiğini, davacıların davada yasal olarak dava açma haklarının bulunmadığını bu nedenle öncelikle davanın husumet eksikliği nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, açılan davanın zaman aşımına uğradığını, zaman aşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, açılan davanın kooperatif genel kurulunun ibra kararına itiraz mahiyetinde açılabileceğini, bu hususla ilgili yasada geçen bir aylık dava açma süresinin de geçmiş olduğunu bu nedenle de davanın reddi gerektiğini, açılan davanın kooperatif yöneticilerinin sorumluluğuna dayandığı, bu hususta kooperatif tüzel kişiliğinin hasım gösterilmesi gerektiğini, müvekkillerinin kooperatif yöneticisi olarak iyi niyetli ve eksiksiz bir şekilde görevlerini yerine getirdiğini, adı geçen kooperatifte tasfiye işlemlerinin gerçekleştiği, bu durumun ticaret sicili kayıtlarında mevcut olduğu beyanla açılan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekaletname ücretlerinin davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmişlerdir.
DELİLLER:
Konya Ticaret Sicil Müdürlüğü ve Konya Çevre Şehircilik İl Müdürlüğünden davaya konu kooperatife ait bilgi ve belgeler, ... tapu müdürlüğünden davaya konu taşınmazların tapu kayıt bilgileri celp edilmiş, fen mühendisi, gayrimenkul değerlendirme uzmanı refakatinde davaya konu taşınmazın bulunduğu yerde keşif yapılarak bilirkişi heyetinden raporlar alınmış, muhasebe uzmanı ve nitelikli hesap uzmanı bilirkişi heyetinden raporlar alınmıştır.
Muhasebe uzmanı ve nitelikli hesap uzmanı bilirkişinin 25/06/2023 tarihli raporunda:
"Davacıların her birine dağıtılması gereken miktarların belirlenmesi yönünden;
a)Kooperatif ana sözleşmesinin Tasfiye Kurulunun Görevleri ve Tasfiyenin Yürütülmesi başlıklı 87. Maddesinin 11. Fıkrasında, “Kooperatifin borçlarının ve pay bedellerinin ödenmesinden sonra kalan miktar dağılma anında kayıtlı ortaklar veya hukuki halefleri arasında eşit olarak dağıtılır” denilmektedir.
Ana sözleşmenin ilgili maddesine göre öncelikle ortaklar tarafından yapılan ödemelerin tasfiye kalanından düşülmesi, kalanın ise ortaklar arasında eşit olarak dağıtılması gerekmektedir.
Dava dosyasında yer alan en son tarihli genel kurul evrakları 16.08.2018 tarihli genel kurul evraklarıdır. Bu evraklar arasında yer alan 16.08.2018 tarihli hazirun listesinde 10 ortak ismi bulunmaktadır. Ancak, bu ortaklar arasında, kooperatif mizanında Ortaklara Borçlar Hesabı altında yer alan ve 15.000 TL ödemesi olan ... bulunmamaktadır. Bu nedenle, ortakların tasfiye payları hesaplanırken, 15.000 TL’lik bu tutar Diğer Borç olarak dikkate alınmıştır. Bu durumda; tasfiye sonucu hesaplaması şu şekle dönüşmüştür:
Buna göre, 31.03.2023 tarihli raporumuzda yapılan hesaplamaya göre;
TASFİYE BİLANÇOSU (VARLIK SATIŞI SONUCU)
Varlıklar 894.719,46 TL
Kasa Mevcudu: 988,26 TL
Arsa Satışından Gelen 893.731,20 TL
Borçlar 167.575,20 TL
Satıcılar:6.242,00 TL
Ödenecek Vergi ve Fonlar: 1.280,00'TL
Ortaklara Borçlar: 160.053,20 TL (15.000 TL'lik kısmı
Sabriye AKKUŞ'a ait tutardır). Kalan Ortaklara Borçlar (160.053,20 — 15.000) 145.053,20 TL olmaktadır.
TASFİYE KALANI 727.144,26 TL Olarak hesaplanmıştır.
Önceki raporumuzda yer alan tasfiye kalanı hesaplamasına göre ortaklara borçlar ve diğer borçları aşan varlık tutarı 727.144,26 TL olabilecektir. Bu durumda ana sözleşme hükmüne göre bu tutar ortaklara eşit olarak dağıtılacaktır. Her bir ortağa düşen pay (727.144,26 TL / 10 ortak) 72.714,426 TL olmaktadır.
Tasfiye Kalanı Payı Toplam Hesabı Tutarı:
1.... 72.714,43TL
2.... 72.714,43TL
3.... 72.714,43TL
4.... 72.714,43TL
5.... 72.714,43TL
6.... 72.714,43TL
7.... 72.714,43TL
8.... 72.714,43TL
9.... 72.714,43TL
10.... 72.714,43TL
Ortaklara Borçlar Hesabında yer alan ... hazirun listesinde yer almadığından, ortak olarak dikkate alınmayıp, yatırdığı 15.000 TL diğer borç olarak kabul edilmiştir. Ayrıca, mizanda yer alan 0,70 TL sermaye, sermaye hesabı altında üyelere ait detay bulunmadığından tasfiye payında eşit dağıtım içinde yer almıştır..." kanaatleri bildirilmiştir.
Fen mühendisi ve gayrimenkul değerlendirme uzmanı bilirkişi heyetince mahkememize sunulan 03/07/2024 tarihli raporda özetle;
"...Dava konusu;
1-)Konya İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... cilt, ... sayfa, ... ada, ... parsel nolu, 732.97 m² yüz ölçümünde, Arsa vasıflı taşınmazın;
24.05.2024 Keşif Tarihinde;
-Arsa Değeri; 7.329.700,00 TL,
-Yapı Değeri; 966.211,00 TL,
-Arsa+Yapı Toplam Değeri = 8.295.911,00 TL,
12.07.2018 Devir Tarihinde;
-Arsa Değeri; 732.970,00 TL,
-Yapı Değeri; 63.100,00 TL,
-Arsa+Yapı Toplam Değeri = 796.070,00 TL,
14.02.2022 Dava Tarihinde;
-Arsa Değeri; 1.641.853,00 TL,
-Yapı Değeri; 177.467,00 TL,
-Arsa+Yapı Toplam Değeri = 1.819.320,00 TL,
2-)Konya İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... cilt, ... sayfa, ... ada, ... parsel nolu, 2.060.00 m² yüz ölçümünde, Betonarme Üç Katlı Mesken Ve Arsası ana taşınmaz nitelikli taşınmazın;
24.05.2024 Keşif Tarihinde;
-Arsa Değeri; 20.600.000,00 TL,
-Yapı Değeri; 4.893.904,00 TL,
-Arsa+Yapı Toplam Değeri = 25.493.904,00 TL,
12.07.2018 Devir Tarihinde;
-Arsa Değeri; 2.060.000,00 TL,
-Yapı Değeri; 319.602,00 TL,
-Arsa+Yapı Toplam Değeri = 2.379.602,00 TL,
14.02.2022 Dava Tarihinde;
-Arsa Değeri; 4.614.400,00 TL,
-Yapı Değeri; 898.880,00 TL,
-Arsa+Yapı Toplam Değeri = 5.513.280,00 TL...." kanaatleri bildirilmiştir.
Muhasebe uzmanı ve nitelikli hesap uzmanı bilirkişi heyetince mahkememize sunulan 10/03/2025 tarihli raporda özetle;
"...1. S.S. ... Konut Yapı Kooperatifi'nin 2000 yılından beri 20 kez yapılan genel kurul toplantısında davacı ...'un hazirun listesinin tümünde isminin yer aldığı bunlardan 13'ünde imzasının bulunduğu, | tanesine ise vekaleten katıldığı; ...'un hazirun listesinin tümünde isminin bulunduğu, bunlardan 9 tanesinde imzasının bulunduğu, | tanesine vekâleten katıldığı,
2. Taşınmazların devrine ilişkin kararın alındığı 28.06.2018 tarihli 2017 yılı genel kurul toplantı toplantısı hazirun cetveli ve Hulusi Arı tarafından imzalanan Bakanlık temsilcisi raporunun incelenmesi sonucunda, ilgili genel kurula 8 kayıtlı ortaktan 5'inin katıldığı ve kararın toplantıya gelen kişilerce oybirliği ile alındığı anlaşılmıştır. Bu nedenle genel kurul kararı, toplantı ve karar yeter sayısına uygun olarak alındığı,
3. 28.06.2018 tarihli 2017 yılı genel kurul toplantısının 5. maddesinde, Kooperatifler Kanunu m. 42/2-6'da öngörülen “....satımında takip edilecek usul”e ilişkin bir belirleme yapılmadığı,
4. Kooperatiflerde eşitlik ilkesine ilişkin Yargıtay tarafından verilen kararlar incelendiğinde, nispi eşitlik ilkesinin eşit durumda veya aynı konumda bulunan ortaklara, eşit şekilde davranılması anlamına geldiği, 28.06.2018 tarihli 2017 yılı genel kurul toplantısının 5. maddesinin bütün ortaklara yönelik olduğu, ilgili genel kurul kararında Bakanlık temsilcisi tarafından kararın Kooperatifler Kanunu m. 23'e aykırı olduğu yönünde bir şerh düşülmüşse de, şerhin gerekçesi; diğer bir ifadeyle, kararın eşitlik ilkesine aykırılığın nedeni anlaşılmadığı, takdir sayın Mahkemenize ait olmak üzere, ilgili genel kurulda alınan kararın nispi eşitlik ilkesine aykırı olmadığı,
5. 28.06.2018 tarihli 2017 yılı genel kurul toplantısının 5. maddesinin iyi niyet kuralına aykırılığı bakımından, alınan kararda kooperatif menfaatinin mi yoksa belirli üyelerinin menfaatinin mi üstün tutulduğunun tesit edilmesi gerektiği, kararda Bakanlık temsilcisi tarafından kararın eşitlik ilkesine aykırı olduğunun belirttikten sonra, kooperatif yönetimi tarafından kararın kooperatifin menfaatine olduğunun ifade edildiği, kararın objektif iyi niyet kuralına aykırı olup olmadığının Mahkemenizin takdirinde olduğu,
6. Kooperatifler Kanunu m. 53'e göre, iptal davası açma süresi toplantıyı kovalayan günden başlamak üzere bir ay olduğu, bu sürenin hak düşürücü süre olduğu, bir aylık süre içerisinde iptal davası açılmadığı takdirde, iptal davası açma hakkının kaybedileceği, süresinde açılmış olan bir iptal davasının bulunması hâlinde ise, öğreti ve Yargı kararlarına göre, genel kurul kararlarının kooperatif ile üçüncü kişi arasındaki hukuki ilişki açısından geçerlilik şartı olması durumunda, iptal kararının geçmişe etkili olacağı, Yargıtay tarafından verilen kararlara incelendiğinde yolsuz tescil hâlinde alıcının ilk el konumunda olması durumunda, iyiniyetli olup olmadığı önem arz etmediği, ancak bahse konu taşınmazı üçüncü kişiye devretmesi (ikinci el konumunda olması) durumunda incü kişi/kişilerin iyi niyeti korunacağına yönelik kararlar alındığı,
7. Kooperatife ait iki taşınmazın tapu ve resmi senet belgelerine göre devir bedeli ile taşınmazların değerine ilişkin mahkemenize sunulan bilirkişi raporundaki, taşınmazın devri anındaki değer arasında fark bulunması nedeniyle, takdir Mahkemenize ait olmak üzere, kooperatifin zarara uğradığı şeklinde yorumlanabileceği,
8. Takdir Mahkemenize ait olmak üzere, zararın mevcut olduğunun kabul edilmesi hâlinde, dava konusu uyuşmazlık bakımından, davacıların kooperatif genel kurulunda alınan karar sonucunda şirket malvarlığının azaltılması nedeniyle uğramış olduğu zarar doğrudan zarar olduğu; ancak şirketin bu doğrudan zararı, kooperatif üyelerini de etkilediğinde üyeler açısından dolaylı zarar da oluşturduğu,
9. KoopK m. 98 atfı ile anonim şirkete ilişkin hükümlerin, dava konusu uyuşmazlık bakımında uygulanabileceği, TTK m. 553/1'e göre, dava konusu uyuşmazlık bakımından doğrudan zararlar için, davacılar tarafından, kooperatif yönetim kurulu üyelerinin kusurlarının ispat edilmiş olması gerektiği
10. TTK m. 555 gereğince dolaylı zararlar nedeniyle, zararın ancak kooperatife ödenmesinin istenebileceği,
11. Yargıtay tarafından verilen bir kararda (Y. . HD., E. ... , K. ... , T. 18.2.2016) zararın miktarı için dava tarihindeki değerin esas alınması gerektiği belirtilmiştir. Ancak söz konusu parsellerin satışından kaynaklanan zararın hesaplanmasında, fili satış bedelleri ile fiili satış tarihindeki bilirkişilerce tespit edilen değerler, aynı tarih itibariyle olduğundan, aşağıda (a) maddesinde yapılan hesaplamanın zaman eşiği anlamında daha gerçekçi olacağı sayın Mahkemenizin takdiridir.
Taşınmazların değerine ilişkin bilirkişi raporu esas alındığında, taşınmazların satış bedeli ve devir tarihi ile dava tarihindeki değerler arasındaki farkın şu şekilde olduğu,
a) Bilirkişi Raporuna Göre Devir Tarihindeki Değer (12.07.2018) esas alındığında; ... Ada ... Parsel- 796.070,00 TL — 235.070,00 TL — 561.000,00 TL
... Ada ... Parsel 2.379.602,00 - 659.200,00 TL — 1.720.402,00 TL olmak üzere Toplam: 2.281.402,00 TL zarar ortaya çıkmaktadır.
b) Bilirkişi Raporuna Göre Dava Tarihindeki Değer (14.02.2022) esas alındığında; ... Ada ... Parsel— 1.819.320,00 TL — 235.070,00 TL — 1.584.250,00 TL
... Ada ... Parsel 5.513.280,00 TL - 659.200,00 TL — 4.854.080,00 TL olmak üzere 6.438.330,00 TL zarar ortaya çıkmaktadır.
12. Dava konusu uyuşmazlık bakımından, kooperatifin zarara uğradığının kabul edilmesi durumunda, farklılaştırılmış teselsül ilkesine ilişkin TTK m. 557'nin uygulama alanı bulacağı, bu kapsamda davalıların her birinin zarar verici eylem ve davranışındaki kusurları tespit edilerek, bu kusur oranına göre, sorumluluk miktarı tespit edileceği, davalı yönetim kurulu üyelerinin kusur oranının takdiri sayın Mahkemenize ait olduğu, ..." kanaatleri bildirilmiştir.
DAVANIN NİTELİĞİ, DELİLLER, DEĞERLENDİRİLME VE GEREKÇE:
Dava, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 62. Maddesi ve ayrıca aynı kanunun 98. maddesi atfıyla TTK'nun 553.maddesi uyarınca, kooperatif yöneticilerinin eylemleri sebebiyle uğranılan doğrudan zararın kooperatif ortağı olan davacılara ödenmesine yönelik tazminat davasıdır.
Davacılar vekilince, kooperatifin 28/06/2018 tarihli genel kurulda alınan kararı ile, Konya ili, ... ilçesi, ... mahallesi, ... ada, ... parsel ve ... parsel sayılı iki adet arsa vasfındaki taşınmazın satılmasına veya kooperatif yönetim kurulu üyelerinin alacağı kararla kooperatif üyelerine devredilmesine ilişkin karar alındığını, alınan bu genel kurul kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek terditli olarak, her iki talep de belirsiz alacak olarak (dava başında 10.000TL) istenilmek suretiyle; öncelikle taşınmazların dava tarihindeki değeri esas alınarak müvekkillerine düşen payın davalı kooperatif yöneticilerinden müşterek ve müteselsilen tahsili, bu mümkün değil ise taşınmazların devir tarihindeki değeri esas alınarak müvekkillerine düşen payın davalı kooperatif yöneticilerinden müşterek ve müteselsilen tahsili dava edilmiş, yargılama sırasında dosyaya sunulan bedel arttırım dilekçesi ile her iki davacı için talep edilen alacak miktarı 72.714,43TL'ye çıkartılmıştır.
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 62. Maddesi: " Yönetim Kurulu, kooperatif işlerinin yönetim için gereken titizliği gösterir ve kooperatifin başarısı ve gelişmesi yolunda bütün gayretini sarf eder.
Yönetim kurulu; kendi tutanakları, genel kurul tutanakları, ortak listeleri, gelir-gider hesapları ve yıllık bilançonun usulüne uygun olarak hazırlanması ve saklanmasından, tetkik olunmak üzere denetçilere verilmesinden sorumludur. Ayrıca görevi sona eren yönetim kurulu üyeleri tarafından sorumlulukları altında bulunan para, mal, defter, belge ve diğer kooperatif varlıklarının seçimlerin yapıldığı genel kurul toplantı tarihinden itibaren üç iş günü içinde tutanakla yeni seçilenlere teslimi zorunludur.
Yönetim Kurulu üyeleri ve kooperatif memurları, kendi kusurlarından ileri gelen zararlardan sorumludurlar. Bunların suç teşkil eden fiil ve hareketlerinden ve özellikle kooperatifin para ve malları bilanço, tutanak, rapor ve başka evrak, defter ve belgeleri üzerinde işledikleri suçlardan dolayı kamu görevlisi gibi cezalandırılır." hükmünü içermektedir.
6102 sayılı TTK'nun 553. Maddesi ise: "(1) Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar.
(2)Kanundan veya esas sözleşmeden doğan bir görevi veya yetkiyi, kanuna dayanarak, başkasına devreden organlar veya kişiler, bu görev ve yetkileri devralan kişilerin seçiminde makul derecede özen göstermediklerinin ispat edilmesi hâli hariç, bu kişilerin fiil ve kararlarından sorumlu olmazlar.
(3) Hiç kimse kontrolü dışında kalan, kanuna veya esas sözleşmeye aykırılıklar veya yolsuzluklar sebebiyle sorumlu tutulamaz; bu sorumlu olmama durumu gözetim ve özen yükümü gerekçe gösterilerek geçersiz kılınamaz." hükümlerini içermektedir.
Yöneticiler ve denetçiler aleyhine açılacak sorumluluk davasında asıl dava hakkı, ortaklığa aittir. Ancak, böyle bir davanın açılabilmesi, genel kurulun bu yönde bir karar almasına bağlıdır. Zarar gören ortakların da yöneticiler ve denetçiler aleyhine dava açma hakkı bulunmaktadır. Dava hakkının kullanılması, ortaklığın dava açma hakkında olduğu gibi, genel kurul kararına bağlı değildir. Ortakların dava açma hakları da doğrudan doğruya zarar ve dolaylı zarar durumuna göre değişiklik içerir. Yönetim ve denetim kurulu üyelerinin yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları ile ortaklığın malvarlığını azaltan veya kötüleştiren davranışları, ortaklar ve alacaklıların dolaylı zarar görmesine yol açar. Zira, bu tür tasarruflar payları oranında ortakları etkiler. Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların dolaylı zararıdır. Ancak, ortak TTK’nun 309 ve 340.maddeleri uyarınca (6102 s. TTK 553,555) dolaylı zarar dolayısıyla açtığı davada hükmedilecek tazminatı kendisi adına değil, ortaklığa verilmesi yönünde talepte bulunabilir. İkinci durum ise, doğrudan zarar halidir. Bu halde yöneticilerin veya denetçilerin eylemleri sonucunda ortakların ortaklığın zararından müstakil olarak gördükleri zararlar söz konusudur. Anılan zarar türünde ortaklığın zarar görüp görmemesinin bir önemi bulunmamaktadır. Esasen, bu zararın üçüncü kişinin gördüğü zarardan tek farkı,ortak olmanın sonucu olmasıdır. TTK'nun 336/5.maddesinde anlamını bulan bu dava türünde ise, ortaklar talep ettiği tazminatın kendisi adına hükmedilmesini isteyebilirler. ( Yargıtay . Hukuk Dairesi ... E. ... K.
Davacı vekili tarafından ortaya konulan iddia, netice-i talep olarak davacıların ortaklık payına düşen alacağın istenilmesi, davalı kooperatifin tasfiye edilmiş olması, yukarıda yer verilen Yargıtay içtihadı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davanın, doğrudan zarar davası olduğu neticesine varılmıştır. Ayrıca dava konusu kooperatifin tasfiye anındaki son yetkilileri müşterek yetki ile davalılardır. Hal böyle olunca, dava ehliyeti ve pasif husumet yönünden dosyada bir eksiklik olmadığı anlaşılmış, buna yönelen davalı vekili savunmaları yerinde görülmemiştir.
Davalı kooperatif yöneticileri hakkında genel kurulda alınan ibra kararının dava konu edilen eylemlerin tüm detaylarıyla görüşülüp karara bağlandığı açık ve somut ibra niteliğinde olmaması, örtülü ibra niteliğinde olması dikkate alınarak davalı yöneticiler hakkında alınan ibra kararının davanın görülmesine engel teşkil etmediği kanaatine varılmıştır. (Nitekim Yargıtay . Hukuk Dairesi ... E. ... K.)
Dava konusu kooperatifin tasfiye sonucunda 17/08/2018 tarihli tescil işlemi ile ticaret sicilinden terkin edilmiş (silinmiş) olduğu anlaşılmaktadır. Ne var ki işbu dava, yöneticilerin sorumluluğuna dayalı doğrudan zarar davası niteliğinde olduğundan dava konusu kooperatifin ihya edilmesine gerek bulunmamaktadır.
Davalı vekili tarafından dosyada zamanaşımı def'inde bulunulduğu görülmüştür.
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 98. maddesi atfıyla somut olayda tatbiki gerekli 6102 sayılı TTK'nun 560.maddesi: "(1) Sorumlu olanlara karşı tazminat istemek hakkı, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki ve her hâlde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Şu kadar ki, bu fiil cezayı gerektirip, Türk Ceza Kanununa göre daha uzun dava zamanaşımına tabi bulunuyorsa, tazminat davasına da bu zamanaşımı uygulanır." hükmünü amirdir.
6102 sayılı TTK’nın 560. maddesinde öngörülen bir diğer zamanaşımı süresi, ceza davası zamanaşımı süresidir. Ceza davası zamanaşımının uygulanabilmesi için tazminat sorumluluğuna neden olan fiilin ceza kanunlarına göre suç oluşturması veya cezayı gerektirmesi yeterli olup ayrıca fail hakkında ceza davası açılmış olması veya mahkumiyet kararı verilmiş olması, hatta soruşturma yapılması dahi gerekli değildir. (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu, 22.04.2022 T. ... E. ... K).
Davalıya iş bu dosyada yöneltilen eylem 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 155. maddesinde düzenlenen Güveni Kötüye Kullanma suçunu oluşturabilmektedir. 5237 sayılı TCK'nın 155/2. Maddesi, "Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi halinde, bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üçbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur." hükmünü içermektedir. TCK’nın 155/2. maddesi uyarınca davalıya isnat edilen eylemler güveni kötüye kullanma suçunun nitelikli halini oluşturacağından, ceza üst sınırı yedi yıl olan suç için uygulanması gereken dava zamanaşımı TCK’nın 66/1-d uyarınca 15 yıldır.
Bu haliyle somut olayda 15 yıllık uzamış zamanaşımı süresi dolmadığından davalının zamanaşımı defisi reddedilmiştir.
Yukarıda yapılan açıklamalar, toplanan deliller ve bilirkişi raporları ışığında işin esası değerlendirildiğinde;
Dava konusu ... Konut Yapı Kooperatifinin 28/06/2018 tarihli genel kurulunda alınan karar ile Konya ili, ... ilçesi, ... mahallesi, ... ada, ... parsel ve ... parsel sayılı iki adet arsa vasfındaki taşınmazın satılmasına dair karar alındığı, söz konusu genel kurul kararının toplantı ve karar yeter sayılarına riayet edilerek alındığı, genel kurulun kooperatife ait taşınmazların satış ve devrinde tek yetkili olması sebebiyle konunun genel kurulda karara bağlanmasına yasal engel bulunmadığı, bilirkişi heyeti raporunda da belirtildiği üzere, bakanlık temsilcisi tarafından kararın Kooperatifler Kanunu m. 23'e aykırı olduğu yönünde bir şerh düşülmüşse de, şerhin gerekçesi; diğer bir ifadeyle, kararın eşitlik ilkesine aykırılığın nedenin anlaşılmadığı, ilgili genel kurulda alınan kararın nispi eşitlik ilkesine veya objektif iyiniyet kurallarına aykırı bir yönünün bulunmadığı, kaldı ki bahse konu genel kurul kararının iptali veya yokluğunun tespiti yönünde kesinleşen bir mahkeme kararı veya bu yönde açılmış derdest bir dava bulunmadığı, bilahare taşınmazların satılarak paraya çevrildiği, dava konusu kooperatifin genel kurulda alınan tasfiye kararına binaen girdiği tasfiye sonucunda 17/08/2018 tarihli tescil işlemi ile ticaret sicilinden terkin edilmiş (silinmiş) olduğu ve iş bu dosyada kendisine husumet yöneltilen davalıların, kooperatifin müşterek yetkili son yetkilileri ve ayrıca tasfiye memuru oldukları, 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunun 83. Maddesi ve Yapı Kooperatifleri Tip Ana sözleşmesinin Tasfiye Kurulunun Görevleri ve Tasfiyenin Yürütülmesi başlıklı 82. Maddesinin 12. Fıkrasına göre, kooperatifin borçlarının ve pay bedellerinin ödenmesinden sonra kalan miktar dağılma anında kayıtlı ortaklar veya hukuki halefleri arasında eşit olarak dağıtılmasının gerektiği, 25/06/2023 tarihli bilirkişi heyeti raporunda tespit edildiği üzere, kooperatifin borçlarının ve pay bedellerinin ödenmesinden sonra tasfiye kalanının 727.144,26 TL olması gerektiği ve anılan kanun maddesi ve ana sözleşme hükmüne göre bu tutarın ortaklara eşit olarak dağıtılması gerektiği, kooperatifin kendisine pay verilmesi icap eden 10 ortağının bulunduğu ve buna göre her bir ortağa düşen payın (727.144,26 TL / 10 ortak) 72.714,426 TL olması gerektiği, buna rağmen davacıların da aralarında olduğu hiçbir kooperatif ortağına pay verilmeksizin bilanço kapanışlarının yapıldığı ve kooperatifin tasfiyesinin sonlandırıldığı, bu durumda davacılara düşen tasfiye paylarının davalı kooperatif yöneticilerinden tazminin gerektiği, her ne kadar dava dilekçesinde sözü edilen taşınmazların bedeli üzerinden talepte bulunulmuş ise de, taşınmazların satışının usul ve yasaya uygun genel kurul kararına dayandığı, çoğun içinde az da vardır prensibi ve usul ekonomisi gereğince davacıların kooperatif yöneticilerinden isteyebileceği alacağın ancak, kooperatifin tüm borçları ödendikten sonra arta kalan tasfiye bakiyesinden ortaklık paylarına düşen miktar kadar olabileceği, bu miktarın da her bir davacı için 72.714,43TL olduğu, davalı vekili tarafından dosyaya sunulan 17/06/2025 tarihli dilekçede müvekkillerinden birinin kesinleşen icra takibine dayalı olarak davalılardan alacağı olduğunu belirtmek suretiyle takas mahsup talebinde bulunulmuş ise de Yargıtay . Hukuk Dairesinin ... E. ... K. Sayılı ilamında belirtildiği üzere söz konusu talebin ancak cevap dilekçesinde defi olarak ileri sürülebilecek olması ve davacının bu talebe rıza göstermemesi sebebiyle kabulünün mümkün olmadığı, anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm tesisi gerekli olmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-DAVANIN KABULÜ İLE,
Davacı ... için 72.714,43TL,
Davacı ... için 72.714,43TL olmak üzere 145.428,86TL tazminatın 17/08/2018 tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine,
2-Hazine tarafından karşılanan 1.360,00 TL arabuluculuk giderinin davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 9.934,25 TL karar ve ilam harcından dava açılırken peşin olarak alınan 341,55 TL ve yargılama sırasında alınan 2.143,00 TL tamamlama harcı toplamı olan 2.484,55 TL harcın mahsubu ile bakiye 7.449,70 TL harcın davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından karşılanan 508,30 TL başvuru harçları, 11,50TL vekalet suret harcı, 341,55TL peşin harç, 2.143,00TL tamamlama harcı, 3.030,30TL keşif harcı, 12.000,00TL bilirkişi ücretleri ve 1.016,25TL posta-tebliğat gideri olmak üzere toplam 19.050,90TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,
5-Davalılar tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-AAÜT'ye göre 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a verilmesine,
7-AAÜT'ye göre 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a verilmesine,
8-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine,
Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince (2) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere ve oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 09/07/2025
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır