T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
T.C.
KONYA TÜRK MİLLETİ ADINA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO:
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLLERİ :
DAVALI :
VEKİLLERİ :
DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
KARAR YAZMA TARİHİ :
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin inşaat sektöründe, davalı ise mobilya sektöründe faaliyette bulunan firmalar olduğunu, taraflar arasında keşidecinin yükleniciliğini yaptığı bir inşaatın dairelerinin mobilya işlerinin muhatap tarafından yapılması yönünde 15.06.2020 tarihli bir taşeronluk sözleşmesi kurulduğunu, işbu sözleşmenin sair hükümlerine göre davalı tarafça, sözleşmeye konu dairelerin tüm mobilya ve kapı işlerinin imalatları yapılacak; karşılığında ise iş bitiminde aynı yerden üç adet dükkan nitelikli bağımsız bölüm kendilerine iş karşılığı olarak verileceğini, davalı tarafça üstlenilen bu işlerin küçük bir kısmı fiilen yapıldığını, buna karşılık davacı tarafça iyiniyetli olarak hemen dükkan tapularından birisi kendilerine verildiğini, bundan sonra davalı tarafından geri kalan çoğunluk dairelerin mobilya işleri yapılmadığını ve davalı taraf, inşaat alanından ayrıldığını ve fiilen terk ettiğini, kendisine yapılan sözlü uyarılara da cevap verilmediğini, inşaat mahallinde de uzun süredir mobilya işlerine yönelik bir faaliyette söz konusu olmadığını, mobilya işlerinin yapılmamasından dolayı da diğer sıra gelen kalem işleri de yapılamadığını ve böylece zincirleme bir şekilde işin süresi uzamakta ve çeşitli zararlar (gecikme cezası, artan maliyetler, hukuki sorunlar, kış şartları vs. gibi) doğduğunu, adı geçen sözleşme hükümleri uyarınca davacı taraf olmak üzere üzerilerine düşen tüm edimleri yerine getirmiş bulunduklarını, ancak davalının kusurlu ve geciken imalatları nedeniyle inşaat fiilen durduğunu ve devamı gereken iş ve imalatlara da geçilemediğini,doğan bu zararlardan elbette davalı taraf sorumlu bulunduğunu, davalı tarafa mevcut işini yapması için Konya .Noterliğinin 09.11.2021 gün ... yevmiye numaralı ihtarnamesi çekildiğini ancak olumlu bir cevap ve netice alınamadığını, davalının böylece geri kalan işleri yapmayacağını fiilen ve hukuken kabul ettiğini, davacı yüklenici bunun üzerine inşaatını tamamlamak üzere geri kalan mobilya işlerini dava dışı bir üçüncü firmalara yaptırmak zorunda kaldığını, ancak değişen fiyatlar nedeniyle ikinci kez pahalı olarak yaptırmak zorunda kaldığı işler ile ilk sözleşmeye uyulması halinde ödenmesi gereken ücret ve ayrıca bu gecikme nedeniyle zincirleme olarak uğranılan sair kalem haklarının kendilerinden tahsili istemleri bulunduğunu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın hukuki tabanı şu durumda yüklenicinin temerrüdün hükümlerini gösterdiğini, karşı tarafın bu süre zarfında mal kaçırmasının söz konusu olduğunu, çünkü müvekkilinin gelen harici duyumları göre karşı tarafın böyle bir hazırlık içerisinde olduğunu, bu malvarlığının kaçırılması halinde alacaklarının sonuçsuz kalmasının söz konusu olduğunu, tüm bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere alacaklarının tahsil imkanının kalmama ihtimali, uyuşmazlığın tipik alacaklarının yaklaşık ispat kurallarına göre kazanma ihtimalinin kuvvetli olması, bu yöne ilişkin maddi ve yoğun kanıtların bulunması, malvarlığının elden çıkarılması halinde yargıya yeni sorun iş yükü ve uyuşmazlıklarının gelmemesi, alacağımızın herhangi bir rehinle teminat altına alınmamış ve bir para alacağına ilişkin olması, yasanın aradığı gibi uyuşmazlık konusu olması nedeniyle adına İİK 257 vd. gereğince davalı tarafın her türlü taşınır ve taşınmazları üzerinde alacağımıza yetecek oranda mümkünse teminatsız olmadığı takdirde makul bir oranda belirlenecek teminat karşılığında ihtiyati haciz kararı verilmesine, davanın kabulü ile şimdilik 100.000,00 TL'nin noter ihtarnamesinin çekildiği tarih olan 09.11.2021 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekilinin Mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinden özetle; Davacı taraf dilekçesinde davalı müvekkili ile davacı arasında 15.06.2020 tarihli bir taşeronluk sözleşmesi kurulduğunu iddia ettiğini, öncelikle davacının ekte sunmuş olduğu belge bir taşeronluk sözleşmesi olmadığını, davalı müvekkilince düzenlenmiş olan bir teklif formu olduğunu, iş bu teklif formu davacı tarafın, davalı müvekkilinden yapılmasını istediği mobilya işlerine ilişkin olarak davalı müvekkilinin vermiş olduğu bir teklif formu olduğunu, iş bu teklif formunda da görüleceği üzere davalı müvekkilinin davacının kendisine belirttiği sayı olan 28 ve 68 dairelik projeler için teklif formu hazırladığını, iş bu teklif formuna ilişkin olarak davalı taraf ile ayrıca bir taşeronluk sözleşmesi imza edilmediğini, davacı tarafın her ne kadar dava dilekçesinde davalı müvekkilinin küçük bir kısma ilişkin imalat yapıldığı iddia edilmişse de bu husus gerçek dışı olup tarafların yapımı konusunda ayrıca anlaştığı ... ada, ... parselde yapılan 28 dairelik mobilya /kapı imalatı ve montajı tam ve eksiksiz şekilde davalı müvekkilinin sigortalı işçileri tarafından yapıldığını, davacının müvekkiline Konya ili ... ilçesi ... Mah. ... ada, ... parselde bulunan 28 dairelik projesini yapacağını, Konya ili ... ilçesi ... Mah ... ada, ... parselde yapmayı düşündüğü 68 dairelik projeyi de yani toplamda 96 dairelik iki farklı projenin tamamını imal etmesinin ekonomik olarak o an için mümkün olmadığını davalı müvekkiline bildirdiğini, taraflar bunun üzerine sözlü olarak yalnızca 28 dairelik projenin mobilya/kapı imalat işlerinin yapımı konusunda anlaştıklarını, bunun üzerine davalı müvekkilinin davacı tarafın bu yöndeki talebine göre 28 dairelik projedeki tüm edimlerini 15.06.2020 tarihli teklif formunun davacı tarafça 28 dairelik kısmının yapılması hususunda anlaşılması üzerine 3 ay içerisinde yerine getirdiğini, imalat ve montaj işlerini 2020 ekim ayında tamamladığını, müvekkilinin 28 dairelik bu projesinden sonra ara vermeden bir çok projenin de mobilya/kapı/dekorasyon imalat ve montajı işlerini aldığını ve yine tam zamanında eksiksiz şekilde teslim ettiğini, bunlara örnek verilecek olursa ... AŞ, ... AŞ, ... AŞ, ... Ltd. Şti. ... AŞ, ... Avm, ... AŞ, Konya Sanayi Odası, ... Avm, ... AŞ gibi daha bir çok büyük şirket ve diğer tüzel kişiliklerin mobilya/kapı/dekorasyon işlerini yaptığını, davacı taraf dava dilekçesinde de belirttiği üzere davalı müvekkiline yapmış olduğu iş karşılığı 28 dairelik projenin bulunduğu alandan dükkan teslim etmesi gerekirken bunu yapmadığını ve sürekli olarak davalı müvekkilini oyaladığını, müvekkilinin de bunu üzerine davacıya defaatle şifaen yasal yollara başvurup 28 dairelik mobilya/kapı imalat ve montaj işine karşılık alacağının ödenmesi için dava açacağını söylediğini, bunun akabinde davacı taraf 28 dairelik projesinin bulunduğu yerden dükkan veremeyeceğini söyleyerek yeni başlayacağı projeden verebileceğini davalı müvekkiline söylediğini, müvekkilinin alacağını kurtarmak adına söz konusu teklifi kabul ederek davacı tarafın yeni başlayacağı projeden dükkanını aldığını, başka bir ifadeyle davalı müvekkilinin eksiksiz ve tam olarak bitirdiği işe karşılık alacağı dükkanı, imalat yaptığı 28 dairelik projeden değil henüz imal dahi edilmemiş natamam bir projeden almak zorunda bırakıldığını, davacı tarafın her ne kadar dilekçesinde tarafların sözlü olarak anlaştığı 28 dairelik projeden kaynaklı tüm edimlerini yerine getirdiklerini iddia etse de davalı müvekkilinin eksiksiz ve tam olarak teslim edilen 28 dairelik mobilya/kapı imalat ve montaj işine karşılık aynı projeden verilmesi taahhüt edilen dükkan verilmediğini, dolayısıyla davacının edimlerini yerine getirdiği iddiası gerçek dışı olduğunu, davacının kötü niyetli olduğunun bir diğer göstergesi varlığını iddia ettiği sözleşmeye istinaden davalı müvekkilinin edimlerini yerine getirmediğinden bahisle zarar ettiğini söylemesi fakat hem de başka bir projeden davalı müvekkiline dükkan vermesi hususu olduğunu, davacının müspet ve menfi zararları olduğu iddiasının mevcutsa dinlenebilme olanağı bulunmadığını, davacı tarafça mağdur edilen ve zarara uğramış olan müvekkili olduğunu, müvekkilinin tarafların 28 dairelik proje mobilya kapı imalat ve montaj işine karşılık aynı projeden verilmesi gerekli dükkan verilmediğini, müvekkilinin alacağını kurtarmak için kabul ettiği dükkan ise başka bir projeden olup davacı taraf bu projeden vermiş olduğu dükkanın m2 fiyatı ilk taahhüt edilen dükkana göre daha düşük olmasına rağmen alacak mahsup hesabında daha fazla tutardan hesap görülmek suretiyle davalı müvekkilinin zarara uğratıldığını, davacının bırakın zarara uğramasını müvekkilinin alacağını kurtarma mecburiyetinden yararlanarak kara geçme durumu söz konusu olduğunu, tüm bu nedenlerle hukuka aykırı ve haksız davanın reddi ile ücreti vekaletinin ve yargılama giderlerinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
ÇEKİŞMELİ HUSUSLAR, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacı ile davalı arasında davacının inşaatını yaptığı dairelerin mobilya işlerinin yapılması yönünde taraflar arasında 15/06/2020 tarihli yapılan taşeron sözleşmesine göre davalının kusuru nedeniyle yapılamayan bakiye imalatın tamamlanmasından kaynaklı zararın tazmini hususunda olduğu anlaşılmıştır.
Konya Karatay Belediye Başkanlığı'na müzekkere yazılarak dava konusu taşınmazın imar işlem dosyasının ve buna ilişkin belgelerin onaylı suretlerinin gönderilmesinin istenilmiş, ilgili kayıtlar dosya kapsamına alınmıştır.
Tarafların ticari defterlerinin incelenmesi amacıyla dosya SMMM bilirkişisine tevdii edilmiş, SMMM bilirkişisinin 17/01/20230 tarihli bilirkişi raporundan özetle; Her iki tarafın ticari defter kayıtları incelenmek suretiyle davacı şirket ile davalı şirket arasında davacı şirket alacı ve davalı şirket de satıcı olmak üzere 2021 yılında 80.000,00 TL tutarındaki tek fatura ile gerçekleşmiş olan bir ticar ilişisinin olduğu, bu ticari ilişkinin her iki tarafın ticari defterlerinde de açık cari hesap şeklinde izlenmiş olduğu ve her iki tarafın ticari defter kayıtlarının aralarındaki ticari ilişki yönünden birbirini teyit etmekte olduğu, davacı şirketin ticari defterlerinde eksik işlerin yaptırıldığı bildirilmiş olan ... ... ile ilgili olarak yapılan incelemelerde ... tarafından davacı şirkete 599.999,98 TL bedelli faturanın düzenlenmiş olduğu, buna karşılık davacı şirket tarafından ...'ya 545.00,00 TL ödemenin yapılmış olduğu şeklinde kayıtların olduğu görüldüğü, davacı şirketin incelenen e-defter kayıtlarının usulüne uygun olarak tutulduğu, e defter kayıtlarının süresinde oluşturularak beratlarının da süresinde alınmış olduğunun görülmüş olduğu, davalı şirketin incelenen ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin süresinde yaptırılmış olduğu defterlerin usulüne uygun olarak tutulduğu, yevmiye defterlerinin kapanış tasdiklerinin de olduğu, süresinde yaptırıldığının görüldü rapor edilmiştir.
Davacı talepleri bakımından mahallinde keşif yapılmak suretiyle 18/05/2023 tarihinde bir inşaat, bir mobilya hususunda uzman bilirkişi ve bir borçlar hukuku alınanda uzman nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişisi refakate alınarak keşif yapılmıştır.
Keşiften sonra aldırılan bilirkişi heyetinin 09/11/2023 tarihli bilirkişi raporundan özetle; Davacı şirketin dava dışı şirket ile yaptığı ek sözleşme ve teknik bilirkişi tarafından yapılan imalatların dava tarih itibariyle değerinin 1.888.981,76 TL olduğu, 40 daire için anlaşılan miktarın 8 daireli ... ada 2 parsel nolu taşınmaz üzerinde bulunan bina için 504.000,00 TL + KDV, toplam 68 daireyi içeren ... ada ... parsel ve ... ada ... parsel nolu taşınmazlar üzerindeki binalar için 1.224.000,00 TL +KDV teklif verildiği görüldüğü, buna göre davalı firma tarafından hiç imalat yapılmadığı beyan edilen ... ada ... nolu taşınmaz üzerinde bulunan 40 daireli bina için davalı firmanın teklif bedelinin 720.000,00 TL+ KDV çıktığı, buna göre ... ada ... parsel nolu taşınmaz üzerindeki bina için taraflar arasında imzalanan 15/06/2020 tarihli teklif başlıklı belge kapsamındaki dosyaya sunulan teklif tarihlerindeki yerel piyasa rayiçleri ile farkın 880.832,00 TL +KDV çıktığı rapor edilmiştir.
Davacı vekilinin Mahkememize sunmuş olduğu 14/05/2024 tarihli ıslah dilekçesinden özetle; Islah dilekçelerinin kabulü ile karşı tarafa tebliğine, devamında ise davanın kabulü ile 1.105.000,00 TL zararımızın dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile tüm yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmiş, artırılan bedel üzerinden ıslah harcı yatırılmış, ıslah dilekçesi davalıya tebliğ edilmiştir.
Karatay Belediye Başkanlığına müzekkere yazılarak ... ada ... parselde inşa edilen 40 daire ve 12 dükkandan oluşan 2 bloğun inşaata başlama tarihinin bildirilmesi istenilmiş, ilgili kayıtlar dosya kapsamına alınmıştır.
Davalının bilirkişi kök ve ek rapora itirazların, Barter ödeme savunmalarını, hesaplama tarihine itirazlarını ve diğer hususlara ilişkin itirazlarını karşılar ve cevaplar nitelikte ek rapor hazırlamak üzere dosya kök ve ek rapor hazırlayan bilirkişi heyetine tevdii edilmiş, bilirkişi heyetinin 21/01/2025 tarihli ikinci ek raporundan özetle; Davalının kök ve ek rapora karşı itirazlarına yönelik heyetleri içerisinde gayrimenkul değerlendirme uzmanı bulunmadığından barter'a konu taşınmazların verilip/verilmesinden kaynaklı herhangi bir kar/zarar oluşup oluşmadığı hususunda değerlendirme yapılamadığı, ek rapora karşı itirazlarına yönelik taraflarınca sadece teknik hesaplamalar yapıldığı, önceki ek raporlarında kalan işler (fark, fazla ödeme) bedeli (teklif tarihleri itibariyle (Aralık-2021) hem dosya içerisindeki sözlşeme/teklifler kapsamında hem de yerel piyasa ile ayrı ayrı hesaplanarak Mahkeme takdirine sunulduğu, mali müşavir tarafından hazırlanan raporda tespit edildiği belirtilen 599.999,98 TL olduğu rapor edilmiştir.
Karatay Tapu Müdürlüğüne müzekkere yazılarak davaya konu parselin tüm tedavüllü tapu bilgilerinin ilk tesisinden itibaren gönderilmesi istenilmiş, ilgili kayıtlar dosya kapsamına alınmıştır.
Karatay Belediye Başkanlığına müzekkere yazılarak davaya konu parselde bulunan inşaatların kabasının hangi tarihte bittiğine dair varsa bilgi ve belgelerin gönderilmesi istenilmiş, ilgili kayıtlar dosya kapsamına alınmıştır.
Yapılması taahhüt edilen işin makul süredeki yeniden yapım bedeli ile sözleşmenin yapıldığı tarihte kendisinin sözleşme ilişkisine bağladığı teklife en yakın alınabilecek teklif fiyatı arasındaki farkın belirlenmesinin amacıyla dosya kök, ek ve ikinci ek rapor hazırlayan bilirkişi heyetine tevdii edilmiş, bilirkişi heyetinin 27/08/2025 tarihli üçüncü ek raporundan özetle; sözleşmenin yapıldığı tarihte kendisinin sözleşme ilişkisine bağladığı teklife en yakın alınabilecek teklif miktarı hususunda olağan akışta, yüklenici firmalar tarafından inşaatta yapılacak imalatlarla ilgili birçok teklif alındığı, yapılacak işin büyüklüğüne bağlı olarak söz konusu işi yapabilecek kapasiteye sahip firmalar arasında en uygun teklif veren firmalar ile anlaşma sağlandığını, bu anlamda sözleşme tarihindeki piyasa rayiçleri de dikkate alındığında taraflar arasında imzalanan sözleşmedeki birim fiyatların ilgili tarihler için makul olduğu, taraflar arasında yapılan sözleşme tarihinde davalı firmadan sonraki teklifin 750.000,00 TL +KDV (KDV dahi 885.000,00 TL) civarında olabileceği, sözleşme kapsamında olan imalatlar dikkate alındığında, söz konusu imalatların atölyede hazırlanma süresinin azami 3 ay olabileceği, bu anlamda Eylül 2020 tarihinde atölye hazırlanan imalatların montajının yapılmaya başlanması gerektiği, TUİK verileri incelendiğinde Haziran 2021 ile Eylül 2021 arasındaki artışın %6,13 olduğu, ayrıca ÇŞİDB Yüksek Fen Kurulu tarafından yayınlanan inşaat maliyet endekslerine göre, Haziran 2021 ile Eylül 2021 arasındaki artışın %5,95 olduğu, ancak Dünya genelince yayılan Covid-19 salgının Türkiye'de tespit edilen ilk vakasının, Sağlık Bakanlığı tarafından 11/03/2020 günü açıklandığı dikkate alındığında, yeniden yapım süresi içerisinde söz konusu virüs nedeni ile inşaat işlerinin yavaşladığı, bu anlamda maliyetlerin olağan dışı arttığı ve dışarı çıkma yasakları nedeni ile çalışılamayan günler de olduğu dikkate alındığında, yapılması taahhüt edilen işin makul süredeki yeniden yapım bedelinin de 825.000,00 TL +KDV (KDV dahil 973.500,00 TL) olabileceği, buna göre yapılması taahhüt edilen işin makul süredeki yeniden yapım bedeli ile sözleşmenin yapıldığı tarihte kendisinin sözleşme ilişkisine bağladığı teklife en yakın alınabilecek teklif fiyatı arasındaki farkın (KDV dahil ) 88.500,00 TL olabileceği rapor edilmiştir.
Davacı taraf; davalıdan, inşaatı tamamlamak üzere geri kalan mobilya işlerini başka firmalara yaptırmak zorunda kalındığından bundan kaynaklı oluşan zararını ve gecikme nedeniyle zincirleme oluşan diğer zararlarını talep etmiştir.
Taraflar arasında 28 daire ve 40 daire için ayrı anlaşmalar yapıldığı, 28 daire yönünden davalının yükümlülüklerini yerine getirdiği, karşılığının tam olarak alındığı sabittir. Uyuşmazlık konusu, 3 parsel üzerinde bulunan 40 daire ve 12 dükkanlık yerle ilgilidir.
Davalı taraf 3 nolu parselle ilgili bir sözleşme imzalanmadığını, davacıya verilen teklifin ilahinaye geçerli olmadığını, bu kısım yönünden anlaşma gereği 2 dükkanın kendisine devredilmemesi sebebiyle zaten davacının bir zararının da olmadığını savunmuştur.
Taraflar arasındaki sözleşme, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi niteliğindedir. Uyuşmazlığın, eser sözleşmesi hükümlerine göre değerlendirilip çözülmesi gerekli ve zorunludur.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 125. maddesi, karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde; borçlunun temerrüdü sonucu borç yerine getirilmemişse alacaklıya üç yetki tanımıştır: Bunlar; her zaman için ifa ve gecikme tazminatı isteğinde bulunma, derhal ifadan vazgeçip müspet zararının tazminini isteme ya da ifadan vazgeçip sözleşmeden dönerek menfi zararını isteyebilmedir. Borçlu temerrüdü nedeniyle sözleşmeden dönülmesi üzerine taraflar, TBK'nın 125/son maddesi uyarınca ifa yükümlülüğünden kurtulurlar ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler. Ancak, karşısındaki kişiye güvenerek sözleşme akdetmiş olan ve haklı durumda bulunan tarafın, bu sözleşmenin karşı tarafça yerine getirilmemesinden kaynaklanan hayal kırıklığının yanında ayrıca malvarlığında da eylemli bir azalma meydana gelmektedir. İşte, bu eylemli azalmaya olumsuz zarar (negative interesse) denilir.
Menfi (Olumsuz) zarar; sözleşmenin, karşı tarafça yerine getirileceğine olan güvenin boşa çıkması nedeniyle uğranılan eylemli zarardır. Başka bir anlatımla, sözleşme yapılmasaydı, uğranılmayacak olan zarardır. Dolayısıyla, karşı tarafın malvarlığına girsin veya girmesin, sözleşme nedeniyle alacaklının cebinden (malvarlığından) çıkan ve yasal olarak harcanan paradır. Doktrinde hakim olan görüşe ve Yargıtay uygulamasına göre, burada oluşan zarar menfi (olumsuz) zarardır. Menfi zarar genel bir anlatımla hukuken geçerli olmayan bir borç ilişkisinin geçerli olduğuna inanmaktan (güvenmekten) doğan zarardır. Kısaca bu zarar, alacaklının sözleşme yaptığı için uğradığı, sözleşme yapmamış olsa idi uğramayacağı zarar olup, sözleşmeye güvenilerek yapılan harcamaların (giderlerin) tamamı, başka bir anlatımla karşı tarafın malvarlığına girmese bile o sözleşme nedeniyle cepten çıkan paradır.
Öte yandan sözleşmeden dönme hâlinde taraflar, karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulurlar ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler. Bu durumda borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat edemezse alacaklı, sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir." şeklinde düzenlenmiştir.
Somut olayda; teklifin 15/06/2020 tarihinde yapıldığı, 24/11/2020 tarihinde inşaatın başlaması için izin alındığı, 10/09/2021 tarihinde inşaatta kat irtifakı kurulduğu, 04/10/2021 de inşaatın kabasının bittiği, %85 lik bitirme oranına ancak bu tarihte ulaşıldığı, davalının yapması gereken işler itibariyle yaklaşık olarak zaten bu tarihten önce işe başlamasının mümkün olmadığı, davacının 09/11/2021 tarihinde ihtarname ile sözleşmeyi feshettiği, yeni sözleşmeyi de başka bir yüklenici ile 10/12/2021 tarihinde imzaladığı tespit edilmiştir. Bu kapsamda davalı temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispatlamıştır. Tekliften yaklaşık 1,5 yıl sonra davalının ancak işe başlayabileceği düşünüldüğünde verilen teklif üzerinden davalının sözleşmeye devam etmesi kendisinden beklenemez. Davacının 1,5 yıl sonra davalıya ihtar çekerek 1,5 yıl önceki fiyatla işi yapmasını istemesi en başta dürüstlük ilkesine aykırıdır. Dikkat edilecek olursa bahsedilen dönem ülkemizdeki enflasyonist ortamın tavan yaptığı bir dönemdir. Zaten bu işi 1,5 yıl sonra, davalı da ancak kaba hesapla 1.000.000,00 TL civarına daha pahalıya yapabilirdi.
Sonuç olarak verilen teklif ve ilerleyen süreç, kabul ve icap içerdiğinden taraflar arasında sözleşme kurulmuştur, sonrasında bu süreçte sözleşme davacıdan kaynaklanan sebeplerle adeta askıda kalmış ve gelinen aşama itibariyle yeni bir sözleşme yapılması gerektiği, fiyatların güncellenmesi gerektiği bir hal almıştır. Tüm bu nedenlerle davacının davasında haklı olmadığı kanaatine ulaşılarak davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-DavanınREDDİNE,
2-Peşin alınan 1.107,77-TL ve ıslah harcı 17.439,99-TL olmak üzere toplam 18.547,74-TL harçtan alınması gereken 615,40-TL 'nin mahsubu ile fazla alınan 17.932,34-TL harcın kararın kesinleşmesi ve talep halinde davacıya İADESİNE,
3-Hazine tarafından karşılanan 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan 11,50- TL vekalet harcı ve 6.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplamda 6.011,50-TL masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden dolayı karar tarihinde yürürlükte bulunan AATÜ uyarınca 166.700,00 -TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-6100 Sayılı HMK'nın 323–333. maddeleri gereğince hükmün verilmesinden kesinleşmesine kadar olan dönemde davacının sorumlu olduğu yargılama giderleri de ödendikten sonra var ise karar kesinleştiğinde; Kullanılamayan ve bakiye kalan gider avansının Hukuk Muhakemeleri Kanunun Gider Avansı Tarifesinin 5. Maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra talep eden tarafından hesap numarası bildirilmiş ise iade elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle, talep eden tarafından hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak İADESİNE,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Konya Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere yapılan yargılama sonunda karar verildi 25/09/2025
Katip Hakim