T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
KONYA TÜRK MİLLETİ ADINA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO:
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
ASIL DAVADA
DAVACI : ... - ...
VEKİLİ :
DAVALI : ... - ... ...
VEKİLİ :
MAHKEMEMİZ DOSYASIYLA BİRLEŞEN KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN ... ESAS SAYILI DOSYASINDA
DAVACI : ... - ... ...
VEKİLİ :
DAVALI : ... - ...
VEKİLİ :
DAVA : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
KARAR YAZMA TARİHİ :
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Asıl davada davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle;Müvekkili şirketin Konya'da üretilen otomotiv yedek parçalarını Ortadoğu başta olmak üzere yurt dışında anlaşma sağladığı ana yedek parça toptancılarına sattığını, anlaştığı yurt dışı ana yedek parça firmalarının istediği parçaları Konya'da bulunan yedek parça üretici veya tedarikçilerine yaptırdığını ve kendi adına sattığını, davalı ile de anlaşma yaptığını, anlaşma çerçevesinde ürettirdiği bir kısım emtiayı Dubai menşeli bir firmaya ihraç ettiğini, fan göbek taşıyıcılarının Dubai'deki ana distribütör tarafından değişik ortadoğu ülkelerine satıldığını ve ancak tamamının arıza verdiğini, bunlardan bir kısmının iade edilebilirken bir kısmının ise diğer ülkelerde arızalı olması nedeni ile satıcılar tarafından değiştirilmek zorunda kalındığını, müvekkili şirketin davalıdan aldığı emtiaya kendi işletme giderleri yanında gümrük ve navlun giderleri ve satımın yurt dışına yapılması nedeni ile risk vs giderleri hesaplayarak belirli bir kar koyup sattığını, satışa konu emtianın tamamen tamir edilemez şekilde hasarlı olması ve tamamının takıldığı vasıtalarda arızaya yol açması nedeni ile alıcı Dubai firmasının müvekkiline iade faturası kestiğini, kesilen faturada emtia bedelinin 11.600 USD gösterildiğini, alıcı firmanın bu emtiayı gönderirken kendi ülkesinde 1.760 USD gümrük ödediğini, bu emtia için ise 487,50 USD navlun ödediğini, ödemelerin toplamı olan bedelden müvekkilinin alacağını mahsup ettiğini, müvekkili şirketin bu emtianın bozuk çıkması nedeni ile alıcı firma nezdinde 13.847,50 USD tutarında zarara uğradığını, arızalı olan ürünlerin iadesi sonrasında Türkiye'ye girdikten sonraki navlun ve taşınma gideri, gümrük gideri, gümrükçüye ekstra ödeme ve kargo gideri gibi giderlerin toplamı 1.188,39-TL gider yapıldığını, tüketiciler ile değişik ülkelerdeki alıcıların Dubai firmasına ödeme yapmadıklarından dolayı Dubai firmasının elindeki emtiayı geri iade ederken diğerlerinin bedelini de ödemediğini, davalının müvekkilinde oluşan zararı karşılamak yerine açık görünen faturayı müvekkili aleyhine Konya .İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibine koyduğunu ve birçok emtianın satışından alıcı firmaların vazgeçmiş olduklarını belirterek 13.847,50 USD'nin harca esas değeri olan 40.985,83-TL malların iadesi nedeni ile yurt dışı alıcıdan kaynaklı uğranılan zarara iadesi faturası tarihinden itibaren yürütülecek reeskont faizi ile birlikte hükmedilmesini, iade emtianın Türkiye'ye girişi ile müvekkiline gelişine kadar yapılan giderler karşılığı olan toplam 1.188,39-TL'ye yapıldıkları tarihten itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere hükmedilmesini, müvekkilinin yoksun kaldığı kar, itibar kaydı ve manevi tazminat karşılığı olmak üzere uğradığı zarar karşılığı olarak 20.000,00-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren reeskont avans faizi ile birlikte hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin oto yedek parça alanında faaliyet göstermekte olduğunu, yurt içi ve yurt dışına yedek parça satışı yaptığını, müvekkilinin bu ticareti gereği davacı ile alışveriş yapıldığını ve hem davacıya bazı oto yedek parçaları satıldığını, hem de davacıdan bazı oto yedek parçaları satın alındığını, müvekkilinin davacıdan satın almış olduğu oto yedek parçalarının arızalı çıkması neticesinde ürünlerin bir kısmının davacıya iade edildiğini, müvekkilinin 60 adet devirdaim gövdesini davacının 05/06/2015 tarihli 6764 numaralı 19.824,00-TL bedelli irsaliyeli faturası ile davacıdan satın aldığını, ürünlerin ayıplı çıkması sebebiyle 18 adet devirdaim gövdesini müvekkiline ait 02/07/2015 tarihli 5709 numaralı 5.947,20-TL bedelli irsaliyeli iade faturası ile davacıya iade ettiğini, müvekkilinin ürünlerinde herhangi bir ayıp veya arıza söz konusu olmadığını, davacının müvekkilinin pek çok farklı yedek parça ürünlerini satın aldığını, bu alışverişe ilişkin olarak müvekkiline ait 01/03/2016 tarihli 5804 numaralı 17.215,60 TL bedelli irsaliyeli açık fatura kesildiğini ve davacıya teslim edildiğini, davacının faturada belirtilen ürünlerin tamamını teslim almasına rağmen bedellerini ödemediğini, müvekkilinin bu faturaya dayalı alacağının ödenmesi için ihtarname gönderildiğini, 01/03/2016 tarihli 5804 numaralı 17.215,60-TL bedelli irsaliyeli açık fatura bedelinin davacıdan tahsili için Konya . İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibi başlatıldığını, davacının müvekkilinden aldığı ürünlerlerle ilgili bugüne kadar herhangi bir sıkıntı yaşanmadığını, müvekkiline hiçbir ihtar, ihbar, ürün iadesi vs. hiçbir bildirimde bulunulmadığını, davacının bu davayı açmasındaki asıl amacın müvekkilinin alacağına kavuşmasını engellemek ve müvekkil aleyhine haksız ve sebepsiz olarak zenginleşmek olduğunu belirterek davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen dosyada davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle;Müvekkili davacının davalı şirkete oto yedek parçaları sattığını, buna istinaden 01/03/2016 tarih ve ... seri numaralı 17.215,60-TL bedelli faturanın kesildiğini, faturada belirtilen malların davalıya teslim edilmiş olmasına rağmen fatura bedelinin müvekkiline ödenmediğini, bu nedenle davalı aleyhine Konya . İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, ancak davalının haksız ve yersiz itirazı nedeniyle takibin durdurulduğunu belirterek, davalı borçlunun icra dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, dava konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen dosyada davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle;Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile aynı konu ile ilgili olarak tazminat ve alacak davası ikame edildiğini, davanın konusunun davacı ile müvekkili şirket arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan dava konusu faturadaki mallar dahil başkaca malların da ayıplı olması nedeniyle müvekkili tarafından uğranılan zararlara ilişkin olduğunu, Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile işbu davanın ( Konya .ATM ... E. ) konusu ve tarafları aynı olduğundan, Konya .ATM ... E. sayılı dosyasının Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
ÇEKİŞMELİ HUSUSLAR, TOPLANAN DELİLLER, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Asıl dava ayıplı ürünler nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasıdır. Birleşen dava ise ödenmeyen faturaya dayalı olarak açılan itirazın iptali davasıdır.
Asıl davadaki taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacının davalıdan satın aldığı ürünlerin ayıplı olup olmadığı, buna dayalı olarak uğradığını iddia ettiği zararların tazmininin gerekip gerekmediği, birleşen davadaki uyuşmazlığın ise Konya . İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptalinin gerekip gerekmediği ve takipteki kadar davacının alacaklı olup olmadığı hususunda olduğu anlaşılmıştır.
Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan İtirazın İptali davasının 05/11/2019 tarih, ... Esas, ... Karar sayılı kararı ile verilen birleştirme kararı üzerine dava dosyası mahkememize intikal etmiştir.
Taraflarca bildirilen deliller toplanmış, Konya . İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası, fatura ve belgeler vs. tüm deliller toplanmıştır.
Davacı şirket vekili 19/06/2017 tarihli somutlaştırma dilekçesi ile diğer talepleri yanında menfi ve müspet zararlar olarak dilekçelerinde 20.000,00-TL talep ettiklerini, bu bedelin 10.000,00-TL'sinin kar kaybı, 10.000,00-TL'sinin ise manevi zarar olduğunu ifade etmiştir.
Mahallinde refakate makina mühendisi, mali müşavir bilirkişi ve bilgisayar konusunda uzman bilirkişi alınmak suretiyle mallar, bilgisayar ve taraf defterlerinin bulunduğu yerlerde keşif yapılmasına karar verilmiş olup sunulan raporda özetle; makine mühendisi bilirkişi ürünlerin ayıplı olduğunu, mali müşavir bilirkişi ise taraflar arasında ticari bir ilişki bulunduğunu, her iki tarafın defterleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde defterlerin usulüne uygun tutulduğunu, delil kabiliyetini haiz olduğunu, ...'ın Konya . İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında takip konusu olan 01/03/2016 tarih ve 17.215,60-TL'lik faturanın defterlerinde kayıtlı olduğunu, şirket defterlerinde ise söz konusu bedelin çok cüz'i bir farkla 17.104,80-TL olarak kayıtlı olduğunu beyan etmiş , bilgisayar uzmanı bilirkişi tarafından da keşifte incelenen bilgisayar üzerinde yapılan inceleme neticesinde taraflarca yapılan yazışmalar tespit edilmiştir.
Birleşen davaya konu icra takibindeki faturanın her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, icra takibine konu faturadaki mallarla ilgili yapılan yargılama esnasında davacı-birleşen dava davalısının bir ayıp iddiasında bulunmadığı, asıl davaya konu mallarla ilgili ayıp iddiasında bulunduğu bu sebeple birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Nitekim istinaf mahkemesince yapılan değerlendirme ile de birleşen dosya yönünden verilen karar kesinleşmiştir.
Asıl dosya yönünden ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığına yönelik olarak;
6102 sayılı TTK'nun 23/1-c maddesi gereğince; malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı 2 gün içerisinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içerisinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için durumu satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda 6098 sayılı TBK'nın 223/2. maddesi uygulanır. TBK’nın 223. maddesine göre; alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir, bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.
Öğretide ayıp satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır(Yargıtay HGK'nın 24.05.2017 tarih, ... E.- ... K. Sayılı kararı).
Ayıba karşı tekeffül borcu, satılan şeyde satıcı tarafından zikir ve vaat edilen vasıfların bulunmamasından veya satılan şeyin değerini yahut akit gereğince ondan beklenen faydaları azaltan veya kaldıran noksanları bulunmasından satıcının sorumlu tutulmasını ifade eder. Satıcının ayıba karşı tekeffül borcunun doğabilmesi için ayıbın sözleşmenin kurulduğu anda mevcut olması, ayıbın önemli olması, alıcının sözleşmenin kurulduğu anda ayıbın varlığından haberdar olmaması ve en nihayetinde alıcının kendisine düşen muayene ve ihbar yükümlülüklerini yerine getirmiş olması gerekir. Aksi halde satılan, alıcı tarafından mevcut haliyle kabul edilmiş sayılır.
Satış sözleşmesinde, satıcı zapttan ve ayıptan ari bir şekilde satılanın, mülkiyetini geçirmek amacıyla, zilyetliğini alıcıya devretmekle yükümlüdür. Satılanın ayıplı olması halinde alıcı TBK'nın 227/1. maddesinde düzenlenen seçimlik haklarını kullanabilir.
Ayıbın öğrenilmesinden itibaren TBK'nın 223/2. Maddesi gereği ayıp ihbarının derhal satıcıya yapılması gerekir. Aksi halde satılan iddia olunan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır. Görüldüğü üzere alıcının ayıba karşı tekeffül hükümlerinden yararlanabilmesi için muayene ve ihbar külfetini yerine getirmesi gerekir. Ancak, satıcının ağır kusurlu olması ya da satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gerekin ayıplar bakımından ayıp ihbarı aranmaz.
Somut olayda, taraflar arasında mal alım satımından kaynaklanan bir ticari ilişkinin var olduğu, 01/03/2016 tarihli faturanın ve ürünlerin davacıya teslim edildiği, daha sonra borcun ödenmemesi nedeniyle davalı tarafından 13/07/2016 tarihinde davacıya ihtarname gönderildiği, davacının 15/07/2016 tarihli ihtarname ile ayıp iddialarını ortaya koyduğu, taraflar arasındaki alım satımlara ve davacının davalıdan satın aldığı ürünlere dair faturalara bakıldığında ürünlerin teslim tarihlerinden oldukça zaman geçtikten sonra da davacının davalıdan ürün satın almaya devam ettiği, aralarındaki ticari ilişkinin sürdüğü görülmüştür.
Öte yandan Mahkememize sunulan Makine Mühendisi bilirkişisi tarafından 19/02/2024 tarihli ek bilirkişi raporunda özetle; Davacı vekili istinaf itirazında müvekkilinin oto yedek parça yan sanayi alanında faaliyet
gösterdiğini, imalatçı firmadan aldığı ürünleri yurt içi ve yurtdışına satışını yaptığını belirttiği,
davaya konu fan göbeği otomotiv parçası olduğundan satışını meslek edindiği kanaatini bildirir rapor sunulmuş olduğu, davacının davaya konu ürünün satıcılığını meslek edinen bir kişi olduğu anlaşılmıştır. Davacının mesleği itibariyle ürünleri satın ve teslim alırken kendisine düşen muayene ve ihbar yükümlülüklerini yerine getirmiş olması gerekir. Halbuki davacı, tüm dosya kapsamına göre muayene külfetini yerine getirdiğini ispatlayamamış olup, ürünleri sattığı kişilerden gelen ihbarlar sonucunda ayıbı ihbar ettiğini iddia etmektedir. Ürünler gizli ayıplı ise de davacının mesleği itibariyle zaten muayene yükümlülüğünü yerine getirip malı teslim aldıktan sonra 8 gün içerisinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için durumu satıcıya ihbarla yükümlüdür. TBK’nın 223. maddesine göre de; alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Bu anlamda davacının muayene külfetini yerine getirmediği ve ayıp ihbarını süresinde yapmadığı değerlendirilmiştir. Öte yandan davacının basiretli bir tacir gibi hareket ederek ayıpla ilgili karşı tarafa yapmış olduğu ilk bildirim, kendisine aylar sonra gönderilen ödeme ihtarnamesine verilen cevap iledir. Davacı tarafça dava dilekçesinde açıkça bahsedilmeyen mail ve yazışmaların usulüne uygun bir ihbar niteliğinde olmadığı, davacının TTK 18/3. Maddesine uygun bir ihbarda bulunmadığı, yazışma içeriklerinin davalı tarafça kabul edilmediği gibi belirli de olmadığı, bir an için bunların ihbar niteliğinde olduğu kabul edilse dahi davacının muayene ve ihbar külfetini malları teslim aldığında yerine getirmediği, davacının ürünleri sattığı kişi ya da firmalardan gelen geri dönüşlerden hemen sonra ihbarda bulunmasının ayıbın süresinde yapıldığı iddiası bakımından kabul edilebilir olmadığı değerlendirilmekle davacı- birleşen davalının davasının reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
A-)Asıl dava yönünden;
1-Davacı-birleşen dosya davalısının maddi tazminat ve manevi tazminat talebinin REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınan 1.061,79TL harçtan alınması gereken 615,40 TL maktu harcın mahsubu ile fazla alınan 446,39 TL karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davalı tarafından yapılan 162,10TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 4,30TL vekalet harcı olmak üzere toplam 166,40TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı vekili yararına AAÜT'ye göre hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
B-)Birleşen dava yönünden;
Davanın KISMEN KABULÜ İLE;
1-Davalının Konya .İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın 17.104,80 TL üzerinden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, 17.104,80-TL'ye takip tarihinden itibaren yıllık %9 ve değişen oranlarda yasal faiz işletilmesine,
2-Kabul edilen miktarın %20'si olan 3.420,96-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 1.168,43TL karar ve ilam harcından peşin alınan 305,96TL harcın mahsubu ile 862,47TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından karşılanan 31,40TL başvuru harcı, 305,96 TL peşin harç olmak üzere toplam 337,36TL'nin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
5-Davacı tarafından karşılanan 4,60TL vekalet harcı ve 337,30 TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 341,90 TL 'den davanın haklılık oranına göre (17.104,80/17.915,57) hesaplanan 325,77TL'nin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlasının davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı vekili tarafından yapılan 4,60TL vekalet harcı giderinin haklılık oranına göre (846,77/17.915,57) hesaplanan 0,22TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Davacı vekili yararına AAÜT'ye göre hesaplanan 17.104,80 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
8-Davalı vekili yararına AAÜT'ye göre hesaplanan 810,77 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı, birleşen dava yönünden kesin, asıl dava yönünden 6100 sayılı HMK m. 345 uyarınca gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Konya Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 20/03/2025
Katip ... Hakim ...