T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
KONYA TÜRK MİLLETİ ADINA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ... ...
VEKİLLERİ :
DAVALI : ... - ... ...
DAVA : Menfi Tespit (Alım Satım)
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
KARAR YAZMA TARİHİ :
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Alım Satım) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilini sunmuş olduğu dava dilekçesinden özetle; Müvekkilinin silah sanayinde çalışan bir şirket olduğunu, önceleri bir atölyede kapasitesinin altında yaptığı üretim son 2 yılda çok büyümüş ve atölye genişleyerek fabrika ölçeklerine ulaştığını, üretim tesisleri de arttığını, silah sanayiinde sektörel bazda 2021 yılı son çeyreğinden itibaren özellikle dış piyasadan yoğun talepler gelmeye başladığını ve sektör kapasitesinin sınırlarını zorlayacak tarzda üretim yapmaya, taleplere yetişmeye çalıştığını, müvekkili şirketin de bu yoğun taleplerden önemli bir pay aldığını ve çok ciddi oranlarda üretim ve satış yapmaya başladığını, aynı dönemde döviz kurundaki normal beklentilerle izah edilemeyecek tarzda artışlar sebebiyle hammadde, ara mallar ve üretim tesisleri için zorunlu olan yedek parça ve araçların fiyatlarında çok büyük yükselişler yaşandığını, üstelik dünya çapındaki arz eksikliği sebebiyle taleplere yetecek miktarda hammadde, ara mallar ve üretim araçlarına ulaşmak da imkansız hale geldiğini, bu sebeple de siparişler çok önceden verilip alım için sıraya girme ve en az 8-9 aylık bekleme sürelerine katlanmak mecburiyeti doğduğunu, müvekkilininözellikle hammadde ve üretim malzemeleri/araçları için davalıya değişik zamanlarda çoğunlukla düşük bedelli siparişler verdiğini ve çalışma sistemine göre değişik zamanlarda ödemeler yaptığını, ancak davalı şirketin özellikle hammadde, imalat çeliği için de aynı sistemle çalışabileceğini bildirmesi sonrasında da müvekkilinin davalıya imalat çeliği siparişi de verdiğini, bu oldukça yüksek bedelli bir sipariş olduğu için davalıyla anlaşılan tarzda, yani mal teslim sonrası ödeme şeklinde bu sipariş verildiğini ve fatura alındığını, bu kapsamda müvekkiline imalat çeliği için davalı tarafından bir fatura kesildiğini, davalının tanzim ettiği 26.04.2022 tarihli ... numaralı 672.458,40 TL bedelli fatura müvekkilinin kayıtlarına girdiğini, Aralık 2022 sonu olarak belirtilen teslim tarihi beklenmeye başlandığını, bu fatura kapsamında avans niteliğinde müvekkil 50.000,00 TL bedelli 30.12.2022 vade tarihli kambiyo senedi verdiğini, davalı şirketle imalat için gerekli olan bir kısım imalat araçları almak için de anlaşıldığını ve çoğunlukla küçük bedelli ve ani ihtiyaçlı alımlar yapıldığını, faturalar alındığını, çoğunlukla anlaşılan sistem dahilinde ödemeler değişik vasıtalarla nakit, eft ya da kambiyo senedi şeklinde yapıldığını, ancak davalıyla ilk anlaşma yapılıp ticari ilişki kurulduğunda oldukça yüksek bedelli bir sipariş (muhtelif makine kılavuz, elmas uç, parmak freze, şerit testere, ege, daire tel fırça, tornavida, mop zımpara, karpur freze, somun sıkma) verildiğini ve bu siparişteki mallar için de yukarıda sözü edilen şekilde yani ağırlıklı olarak teslim sonrası ödeme tarzında anlaşıldığını, bu malların davalı tarafından piyasadan değişik şekillerde temin edilmesinin uzun süreceği ve bu malların tesliminin gecikeceği, bu sebeple de teslimi ile birlikte ödeme sürecinin başlayacağı konusunda taraflar uzlaştıklarını, bu kapsamda müvekkiline davalı tarafından siparişle birlikte bir fatura kesildiğini, 11.01.2022 tarihli ... numaralı ve 200.930,40 TL bedelli bu fatura için aynı gün 30.000,00 TL bedelli senet verildiğini, ancak bu faturadaki malzemeler süreç içinde müvekkiline teslim edilmediğini, fatura bedelinden dolayı peşin ödeme hariç ödeme süreci başlamadığını ve davalı yanca da henüz bir işlem yapılmadığını, diğer düşük bedelli faturalardaki kısmi mal teslimleri ve ödemeleri yapıldığı için müvekkil beklemekte bir sakınca görmediğini, mal teslimi olmadığı için de ödeme yapmadığını, davaya konu edilen faturalardaki alacak, faiz ve bütün feriler açısından müvekkilinin borcu olmadığını, müvekkilinin bu fatura alacakları için temerrüde düşürülmüş de olmadığını, müvekkilinin şirketin ticari kayıtları, defterleri ile mal ve hammaddelerini gösterir bütün kayıtları da açıkça davalının faturadaki mallarının müvekkilde olmadığı ve müvekkilinin borcu olmadığını gösterdiğini, halen ticari kayıtları ve taraflar arasındaki cari hesap akımında müvekkil şirket alacaklı konumda olduğunu, ancak davalı şirket müvekkilinin alacaklı konumda olduğunu hiç dikkate almadan fatura ve senet bazlı icra takibi yapmaktan çekinmediğini, davalının açık bir şekilde haksız kazanç elde etme amacına yönelik olarak büyük meblağlı faturalar kestiğini, müvekkilinin hammadde ve üretim mallarındaki sıkıntılı temin sürecini kendi lehine kullandığı, küçük meblağlı faturalardaki malların bir kısmını piyasadan alıp müvekkiline vererek temin ettiğini, bu kısmi güven verici işlemleri sebebiyle büyük meblağlı siparişler aldığı, bu siparişler için hemen fatura kestiği, ama bu faturalardaki malları müvekkile göndermediği ve teslim etmediği, bu büyük meblağlı faturalara konu malların teslimiyle ilgili hiç bir belgesi ve işlemi olmadığı halde ibralaşmaya yanaşmadığının ortada olduğunu, hatta mal teslimi olmadığı halde avans olarak verilen kambiyo senedini dahi icra takibine konu etmekten çekinmediğini, davalının kötüniyetinin açıkça ortada olduğunu, müvekkilinin ticari hayatta var olan ve işlemlerini ağırlıklı olarak bankalar üzerinden yapan, bankalarla olan ticari ilişkisi ve ticari kredilerinden dolayı da ticari itibarının da zedelenmemesi gereken bir şirket olduğunu, yine müvekkili şirket ihalelere katılmak ve sözleşmelerle inşaat işleri yüklenme işinde de mali referans ve durumlarını sürekli olarak sözleşme karşı taraflarına belgelemek zorunda olan bir şirket olduğunu, davalının muhtemel icra takipleri ve haksız işlemleri müvekkilinin yeni ihaleler alamamasına, sözleşmeler imzalayamamasına ve devam eden işlerinde de sözleşme karşı tarafları nezdinde zor duruma düşmesine sebep olduğunu, üstelik muhtemel ihtiyati hacizler sebebiyle de haciz tehdidi altında işlem yapmak zorunda kalacağını, bu sebeple bir an önce davalıya borçlu olmadığının tespiti gerektiğini, tüm bu nedenlerle müvekkilinin davalının kestiği 11.01.2022 Tarihli ... numaralı ve 26.04.2022 Tarihli ... numaralı faturalar ile bu faturaların içeriğindeki malların bütün bedeli olan toplam 873.388,80 TL'den dolayı borçlu olmadığının tespitine, müvekkilinin cari hesaptan dolayı davalıya borçlu olmadığını tespitine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı tarafa usulüne uygun olarak davetiye tebliğ edilmiş, davalı davaya cevap vermemiştir.
Beyşehir . Asliye Hukuk Mahkemesinin 03/05/2023 tarih ... Esas ... Karar sayılı görevsizlik kararı ile Mahkememize gönderilerek Mahkememizin ... Esasına kaydı yapılmış, yargılamaya devam olunmuştur.
ÇEKİŞMELİ HUSUSLAR, DELİLLER, DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacı tarafın davalı tarafa dava tarihi itibari ile 11.01.2022 tarihli ... numaralı ve 26.04.2022 tarihli ... numaralı faturalardan ve taraflar arasındaki cari hesaptan kaynaklı olarak davalı tarafa borçlu olup olmadığı, borçlu ise ne miktarda borçlu olduğu hususlarına yönelik olduğu anlaşılmıştır.
Tarafların bağlı oldukları vergi dairelerine müzekkere yazılarak tarafların 2022-2023 yılı BA-BS formlarının gönderilmesinin istenilmiş, ilgili kayıtlar dosya kapsamına kazandırılmıştır.
Mahkememizce aldırılan SMMM bilirkişisinin 27/06/2024 tarihli bilirkişi raporundan özetle; İncelemesi yapılan davacının 2022 ve 2023 yılları Yevmiye, Envanter ve Kebir defterleri ve muhasebe usul ve esaslarına göre tanzim edildiği TTK ve VUK hükümlerine göre düzenlediği, ticari defterlerin birbirlerini teyit ettiği, sunulan 2022 ve 2023 yılı yevmiye defterlerinin kapanış tasdiklerinin süresi içerisinde son kaydı görüldü ibaresi ile notere tasdik ettirildiği, davacının 2022 ve 2023 yılı ticari defterini kendi lehine delil olarak kullanabileceği kanaatinde olduğu, Ba ve Bs bildirimlerine ilişkin tespitlerin ise 25/01/2021 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan 523 nolu VUK Tebliği kapsamında, elektronik olarak düzenlenen belgelerin 2021 Temmuz ayında itibaren BA-BS form bildirimlerine dahil edilmeyeceğini, tebliğin yürürlük tarihi 01/07/2021 olduğu, uyuşmazlık konusu faturaların davacının vme davalının Ba ve Bs formlarında bildirimi resen Gelir İdarisi tarafından yapıldığı, Temmu/2021 döneminden itibaren elektronik ortamda düzenlenen faturaların Ba ve Bs bildirimlerinin taraflar lehine delil olamayacağı kanaatinde olduğu, davacının 2022 ve 2023 yılları ticari defterlerinden yapılan tespitler de davacının ticari defter kayıtlarına göre davacı ile davalı arasındaki ticari ilişkinin 11/01/2022 tarihinde başladığı ve 28/01/2023 tarihinde sona erdiği, davacı tarafından davalıya ticari defter kayıtlarına göre 4 adet 50.000,00 TL ve 1 Adet 30.000,00 TL olmak üzere toplam 230.000,00 TL SNT açıklaması ile ödeme yapıldığı, SNT açıklamasının senetle ödeme olduğunun değerlendirildiği, davacının ticari defter kayıtlarına göre davacı tarafından davalı adına 28/01/2023 tarih ... nolu iade faturası ile 200.930,40 TL'lik mal iadesi yaptığı, ilgili iade faturalarının davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, iade edilen malların toplam bedelinin 873.388,80 TL olduğunun tespit edildiği, uyuşmazlık konusu malın alım ve alım iade faturalarının davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı tarafından davalıdan 2 adet mal alım faturası ile aldığı malların tamamını iade faturası ile iade ettiği ilgili faturaların davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, ayrıca davacı tarafından davalıya 28/01/2023 tarih ve ... nolu mal veya hizmet satış faturası ile kdv dahil mal veya hizmet satışı yaptığı ilgili faturanın davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının ticari defter kayıtlarında, davalı tarafından davacıya 25 adet mal veya hizmet satış faturası ile 955.411,01 mal veya hizmet satışı yaptığı, davacı tarafından davalıya 672.458,40 TL'lik ve 200.930,40 TL'lik mal veya hizmetin iade edildiği, 230.000,00 TL'lik davalıya senetle ödeme yapıldığı, ayrıca davacı tarafından 28/01/2023 tarihinde davalıya 207.414,53 TL mal veya hizmet satışı yapıldığı, davacının davalıya dava tarihi itibariyle borcu olmadığı davacının davalıdan ticari defter kayıtlarına göre 355.392,32 TL asıl alacağı olduğu rapor edilmiştir.
Dava, davaya konu faturalardan kaynaklı borçlu olunmadığının tespitine ilişkindir.
6100 sayılı HMK'nın 222. maddesinde ise ticari defterlerin delil olması düzenlenmiş olup; mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceği, ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulaması, belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği, bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtların birbirinden ayrılamayacağı, açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtlarının, sahibi aleyhine delil olduğu, taraflardan biri tacir olmasa dahi tacir olan diğer tarafın, ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden tarafın iddiasını ispat etmiş sayılacağı öngörülmüştür. Anılan maddede belirtilen koşullar gerçekleşmedikçe ticari defterlerin sahibi yararına delil olma niteliği bulunmayacağı gibi, hükme dayanak teşkil edemeyecektir.
6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddesi, ''Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.'' hükmünü içermektedir. Ancak faturanın içeriğine yasal süresi içerisinde itiraz edilmemesi faturada belirtilen verilerin doğru olduğu karinesini doğurmakla beraber, tek başına faturanın verilmesine neden olan iş veya hizmetin yapılmış olduğu, malın teslim edildiği anlamını taşımaz. Zira karşı tarafça akdi ilişkinin inkar edildiği hallerde, fatura düzenlenmesi ve tebliğ edilen bu faturaya süresinde itiraz edilmemesi tek başına alacağın varlığını göstermez (Bkz. Yargıtay . HD'nin 19/09/2016 tarihli ve ... E., ... K. sayılı kararı ile Yargıtay HGK'nın 01/07/2021 tarihli ve ... E., ... K. sayılı kararı).
" Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır." (Y. . HD. ... E. ... K. sayılı ilamı)
Yukarıda belirttilen emsal Yargıtay ilamı ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; mahkememizce taraflara ticari defterlerini sunmaları için süre verilmiş olup davalı ticari defterlerini ibraz etmediğinden usulüne uygun tutulmuş davacı ticari defterlerine göre alınan bilirkişi raporu ile davacının davalıya söz konusu faturalardan kaynaklı borçlu olmadığı, davalı defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının dava tarihinde yürürlükte olan HMK'nın 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan davacı incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerektiği, davacı taraf defterlerinin incelenmesi sonucu düzenlenen raporda;İncelemesi yapılan davacının 2022 ve 2023 yılları Yevmiye, Envanter ve Kebir defterleri ve muhasebe usul ve esaslarına göre tanzim edildiği TTK ve VUK hükümlerine göre düzenlediği, ticari defterlerin birbirlerini teyit ettiği, sunulan 2022 ve 2023 yılı yevmiye defterlerinin kapanış tasdiklerinin süresi içerisinde son kaydı görüldü ibaresi ile notere tasdik ettirildiği, davacının 2022 ve 2023 yılı ticari defterini kendi lehine delil olarak kullanabileceği kanaatinde olduğu, Ba ve Bs bildirimlerine ilişkin tespitlerin ise 25/01/2021 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan 523 nolu VUK Tebliği kapsamında, elektronik olarak düzenlenen belgelerin 2021 Temmuz ayında itibaren BA-BS form bildirimlerine dahil edilmeyeceği, tebliğin yürürlük tarihi 01/07/2021 olduğu, uyuşmazlık konusu faturaların davacının ve davalının Ba ve Bs formlarında bildirimi resen Gelir İdarisi tarafından yapıldığı, Temmuz/2021 döneminden itibaren elektronik ortamda düzenlenen faturaların Ba ve Bs bildirimlerinin taraflar lehine delil olamayacağı kanaatinde olduğu, davacının 2022 ve 2023 yılları ticari defterlerinden yapılan tespitler de davacının ticari defter kayıtlarına göre davacı ile davalı arasındaki ticari ilişkinin 11/01/2022 tarihinde başladığı ve 28/01/2023 tarihinde sona erdiği, davacı tarafından davalıya ticari defter kayıtlarına göre 4 adet 50.000,00 TL ve 1 Adet 30.000,00 TL olmak üzere toplam 230.000,00 TL SNT açıklaması ile ödeme yapıldığı, SNT açıklamasının senetle ödeme olduğunun değerlendirildiği, davacının ticari defter kayıtlarına göre davacı tarafından davalı adına 28/01/2023 tarih ... nolu iade faturası ile 200.930,40 TL'lik mal iadesi yaptığı, ilgili iade faturalarının davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, iade edilen malların toplam bedelinin 873.388,80 TL olduğunun tespit edildiği, uyuşmazlık konusu malın alım ve alım iade faturalarının davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı tarafından davalıdan 2 adet mal alım faturası ile aldığı malların tamamını iade faturası ile iade ettiği ilgili faturaların davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, ayrıca davacı tarafından davalıya 28/01/2023 tarih ve ... nolu mal veya hizmet satış faturası ile kdv dahil mal veya hizmet satışı yaptığı ilgili faturanın davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının ticari defter kayıtlarında, davalı tarafından davacıya 25 adet mal veya hizmet satış faturası ile 955.411,01 TL mal veya hizmet satışı yaptığı, davacı tarafından davalıya 672.458,40 TL'lik ve 200.930,40 TL'lik mal veya hizmetin iade edildiği, 230.000,00 TL'lik davalıya senetle ödeme yapıldığı, ayrıca davacı tarafından 28/01/2023 tarihinde davalıya 207.414,53 TL mal veya hizmet satışı yapıldığı, davacının davalıya dava tarihi itibariyle borcu olmadığı davacının davalıdan ticari defter kayıtlarına göre 355.392,32 TL asıl alacağı olduğu değerlendirilmekle davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davanın KABULÜ İLE;
1-Davacının davalıya 11/01/2022 tarihli ... numaralı ve 26.04.2022 Tarihli ... numaralı faturalar yönünden toplam 873.388,80TL'den dolayı borçlu olmadığının tespitine,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 59.661,19-TL karar ve ilam harcından dava açılırken alınan 14.915,30-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 44.745,89-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından karşılanan 179,90-TL başvurma harcı, 14.915,30 TL peşin harç, 828,50-TL posta ve tebligat gideri, 4.000,00-TL bilirkişi ücreti gideri, 25.60-TL vekalet harcı gideri olmak üzere toplam 19.949,30-TL'nin davalıdan alınarak davacı yana verilmesine,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden dolayı karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesaplanan 134.274,43 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı yana verilmesine,
5-6100 Sayılı HMK'nın 323–333. maddeleri gereğince hükmün verilmesinden kesinleşmesine kadar olan dönemde davacının sorumlu olduğu yargılama giderleri de ödendikten sonra var ise karar kesinleştiğinde; Kullanılamayan ve bakiye kalan gider avansının Hukuk Muhakemeleri Kanunun Gider Avansı Tarifesinin 5. Maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra talep eden tarafından hesap numarası bildirilmiş ise iade elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle, talep eden tarafından hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak İADESİNE,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda, kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Konya Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere yapılan yargılama sonunda karar verildi. 10/07/2025
Katip ... Hakim ...