T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
T.C.
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
DAVACI : 1-
: 2-
VEKİLLERİ :
DAVALILAR : 1-
VEKİLİ :
: 2-
3-
VEKİLİ :
DAVA : Tazminat
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
KARAR YAZIM TARİHİ :
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
HEYETİMİZCE GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
TALEP :
Davacılar vekili 07/11/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; 17/06/2023 tarihinde meydana gelen trafik kazasında müvekkillerinin murisi ...'ın vefat ettiğini, davalı ...'in araç sürücüsü, diğer davalı ...'in araç maliki ve davalı sigorta şirketinin araç sigortacısı olarak sorumluluklarının bulunduğunu, kaza sonunda tutulan kaza tespit tutanağı ile davalı araç sürücüsü ...'in asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini, kaza nedeniyle başlatılan soruşturma neticesinde Ereğli/Konya . Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ile açılan kamu davasında davalı araç sürücüsü sanık ...'e taksirle ölüme neden olma suçundan bilinçli taksir kapsamında mahkumiyet kararı verildiğini, davalı sigorta şirketine yapmış oldukları başvurunun da neticesiz kaldığını, dava öncesi başlatılan arabuluculuk görüşmesininde anlaşmazlıkla sonuçlandığını, müvekkillerinin murisin ölümü ile derin üzüntü içerisinde olduklarını, davalı tarafların bu süre içinde müvekkillerine yönelik hiçbir destekte bulunmadıklarını, muris ...'ın asgari ücretle Ereğli ilçesindeki bir mağazada çalıştığını, müvekkillerinin murisin desteğinden yoksun kaldıklarını beyanla fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla mahkememizce alınacak rapor sonrası arttırılmak üzere şimdilik müvekkili ... için 5.000,00TL, müvekkili ... için 5.000,00TL olmak üzere toplam 10.000,00TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı sigorta yönünden sigorta poliçe limitleriyle sınırlı olmak kaydıyla avans faiziyle birlikte davalılardan tahsiline, müvekkili ... için 1.000.000,00TL, müvekkili ... için 1.000.000,00TL olmak üzere toplam 2.000.000,00TL manevi tazminatının avans faiziyle birlikte davalılar ... ve ...'ten tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacılar vekili davalı sigorta vekilinin cevap dilekçesine karşı 18/12/2023 tarihli cevaba cevap dilekçesinde özetle; dava açılmadan önce davalı sigorta şirketine istenilen evraklarla birlikte başvuru yapıldığını ancak davalı sigorta şirketi tarafından taleplerine ilişkin hiçbir cevap verilmediğini, davalı sigorta şirketinin davaya konu kazaya ilişkin kusur oranlarına itirazlarının yersiz ve mesnetsiz olduğunu, davalı araç sürücüsü ...'in alkollü ve aşırı hızlı araç kullanmak suretiyle kazaya sebebiyet verdiğini, bu durumun yapılan ceza yargılamasında da ortaya çıktığını ve davalıya mahkumiyet kararı verildiğini, muris ...'ın yaşı küçük olduğundan dolayı sigorta bildirimi yapılmadığını ancak tanık beyanları ile murisin asgari ücretle çalıştığının ispat edilebileceğini, murisin müvekkili annesiyle birlikte yaşadığını, ailesinin geçimine destek olduğunu, müvekkilleri için hiçbir kurum veya kuruluştan gelir bağlanmadığını, destek ödemesi alınmadığını, davalı sigorta vekilinin faiz taleplerine ilişkin itirazlarının da yersiz ve haksız olduğunu, faiz taleplerinin hukuka uygun olduğunu beyanla davalı sigorta vekilinin cevap dilekçesindeki beyanlarını kabul etmedikleri, davanın talepleri gibi kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davacılar vekili davalılar ... ve ... vekilinin cevap dilekçesine karşı 05/02/2024 tarihli cevaba cevap dilekçesinde özetle; davalı ... açısından cevap dilekçesinin süresinde olmadığını bu nedenle cevap dilekçesini kabul etmediğini, süresi dışında sunulan beyanların savunmanın genişletilmesi kapsamına gireceğini, davalı vekilinin murisin emniyet kemeri takmaması ve araç sürücüsünün alkollü olduğunu bilerek araca binmesi gerekçeleriyle kazada murise kusur atfetmesinin hukuken kabul edilemez olduğunu, davalı ...'in oluşan kazada %100 kusurlu olduğunun açık olduğunu, davalı tarafın hatır taşıması iddialarını da kabul etmediklerini, davalı tarafın kaza nedeniyle müvekkilleriyle hiçbir iletişim kurmadığını, müvekkillerine destekte bulunmadığını, murisin aile bütçesine katkıda bulunduğunu bu durumunda yaygın bir yaşam biçimi olduğunu, yargıtay içtihatları doğrultusunda müvekkili ...'ın muris kardeşinin fiili desteğine ihtiyacı olduğundan bu müvekkili yönünden destekten yoksun kalma tazminatı talep edilebileceğini, davalı tarafın bu müvekkili yönünden tazminat talep etme hakkının olmadığı iddiasını kabul etmediklerini, müvekkillerinin murisin ölümü ile derin üzüntü içinde olduklarını, manevi tazminat taleplerinin de makul olduğunu beyanla davalı vekilinin cevap dilekçesindeki beyanlarını kabul etmedikleri, davanın talepleri gibi kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davacılar vekili 14/05/2025 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; dosya kapsamında alınan raporlar doğrultusunda dava dilekçesinde müvekkili ... yönünden 5.000,00TL olarak talep edilen destekten yoksun kalma tazminat taleplerini 1.132.967,52TL'ye yükselttiklerini beyanla talepleri gibi karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAPLAR:
Davalı sigorta vekili 25/11/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun teminat limiti ve kusur oranlarıyla sınırlı olduğunu, davaya konu kazaya ilişkin usulüne uygun olarak Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden kusur raporu alınması gerektiğini, alınacak raporda karayolları trafik kanununda ve genel şartlarda yapılan değişikliklerin dikkate alınması gerektiğini, poliçe kapmasında muris ...'ın babası ...'a 300.000,00TL destekten yoksun kalma tazminat bedelinin ödendiğini, davacılar yönünden yapılacak incelemede bu ödemeninde dikkate alınması gerektiğini, davacılardan murisin abisi ...'ın murisin desteğine ihtiyacı olup olmadığının ispat edilmesi gerektiğini ve bu davacı yönünden destekten yoksun kalma tazminatı talep edip edemeyeceğinin mahkememizce tespit edilmesi gerektiğini, SGK İl Müdürlüğünden davacılara bir gelir bağlanıp bağlanmadığının tespit edilmesi gerektiğini, müvekkili şirket yönünden kaza tarihi itibariyle faiz talep edilemeyeceğini, hesaplanacak tazminat bedelinden müterafik kusur indirimi ve hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini beyanla açılan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ... ve ... vekili 09/01/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davaya konu kaza nedeniyle Adli Tıp Kurumundan aldırılan kusur raporunda muris ...'ın tali kusurlu, müvekkillerinden araç sürücüsü ...'in asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini, bu durumun tazminat hesaplamalarında dikkate alınması gerektiğini, müvekkillerinden ...'in de kazada yaralandığını, murisin müvekkillerinin aracında Karaman iline akraba ziyareti yapıp döndükleri sırada davaya konu kazanın meydana geldiğini, murisin hatır taşıması kapsamında müvekkilinin aracında olduğunun açık olduğunu bu durumunda tazminat hesabında dikkate alınması gerektiğini, müvekkillerinden ...'in araç maliki olduğunu, oğlunun aracı aldığından ve Karaman iline gittiklerinden habersiz olduğunu, bu müvekkilinin tazminattan sorumlu tutulamayacağını, davacılardan ...'ın murisin abisi olup murisin desteğine muhtaç olmadığını, murisin yaşı reşit olan abisine bakmakla yükümlü olmadığını, davacı ...'ın da murisin annesi olduğunu ve çalışmakta olduğunu, annesinin de murisin desteğine ihtiyacı olmadığını, davacıların destekten yoksun kalma tazminat taleplerinin bu nedenlerle reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkillerinin yaşanan kazadan ötürü üzüntü duymadıkları iddiasının gerçek dışı olduğunu, aksinin kabulünün hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, aynı kazada müvekkilinin de yaralandığını, açılan ceza dosyasında mahkum edilerek hapis cezası ve idari para cezası aldığını, davacıların manevi tazminat taleplerinin fahiş olduğunu, manevi tazminat talebinin sebepsiz zenginleşme aracı olarak kullanılamayacağını, müvekkillerinin sosyal ekonomik durumlarının tespiti ile bu taleplerin çok yüksek olduğunun ortaya çıkacağını beyanla açılan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı sigorta vekili 29/12/2023 tarihli ikinci cevap dilekçesinde özetle; adli tıp kurumundan kusur durumunun tespit edilmesini, müvekkili şirket tarafından yapılan tazminat ödemesinin dikkate alınmasını beyanla cevap dilekçesindeki taleplerini tekrarla davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.
Davalılar ... ve ... vekili 26/02/2024 tarihli ikinci cevap dilekçesinde özetle; davacı vekilinin müvekkili ... yönünden cevap dilekçesinin süresinde olmadığı iddialarını doğru olmadığını, bu müvekkiline çıkarılan tebligatın 27/12/2023 tarihinde tebliğ edildiğini ve cevap dilekçelerinin 09/01/2024 tarihinde dosyaya sunulduğunu, dolayısıyla cevap dilekçelerinin süresi içinde dosyaya sunulduğunu, Adli Tıp kurumundan alınan kusur raporunda murisinde tali kusurlu olduğunun tespit edildiğini, bu kusur durumunun ve hatır taşıması durumunun dikkate alınması gerektiğini, müvekkillerinin oluşan kaza nedeniyle derin üzüntü duyduklarını, bu duruma ilişkin iddiaları da kabul etmediklerini, talep edilen manevi tazminat taleplerinin fahiş fiyatlar olduğunu beyanla cevap dilekçesindeki taleplerini tekrarla davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.
DELİLLER:
Mahkememizce, Ereğli . Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası, Ereğli C. Başsavcılığının ... soruşturma sayılı dosyası, celp edilmiş, davalı sigorta şirketinden davaya konu kazaya ilişkin ödeme yapılıp yapılmadığı da tespit edilerek ilgili bilgi ve belgeler, UYAP sisteminden kazaya karışan araçların trafik sicil kayıtları alınmış, Karaman SGK İl Müdürlüğünden davacılara ödeme yapılıp yapılmadığına ilişkin bilgi ve belgeler celp edilmiş, Emniyet müdürlüklerinden davacı ve davalı gerçek kişilerin sosyal ve ekonomik durumları araştırılmış, Adli Trafik bilirkişisi ve Adli Tıp Uzmanı bilirkişi heyetinden kusur raporu alınmış, Aktüerya hesap uzmanı bilirkişiden hesap raporu alınmıştır.
Ereğli . Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde; müştekilerinin ... olduğu ve ... olduğu, sanığının ... olduğu, mahkemece verilen 25/08/2023 tarih, ... esas, ... karar sayılı karar ile, sanık ...'in taksirle ölüme neden olma suçundan 4 yıl 5 ay 10 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına, alkol veya uyuşturucu maddenin etkisi altındayken araç kullanma suçundan hüküm kurulmasına yer olmadığına ilişkin karar verildiği, kararın istinaf incelemesinden geçerek 01/12/2023 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
DAVANIN NİTELİĞİ, DEĞERLENDİRİLME VE GEREKÇE:
Dava, trafik kazası sebebiyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacılar vekili, davalı ...'in sevk ve idaresindeki davalı ... adına tescilli ... plakalı otomobil ile dava dışı araç sürücüsü ...'un sevk ve idaresindeki ... Plakalı kamyonetin 17/06/2023 tarihinde karıştığı trafik kazası neticesinde, davalı ... idaresindeki araç içerisinde yolcu olarak bulunan müvekkillerinin desteği ...'ın vefat ettiğini ileri sürerek; tüm davalılardan destekten yoksun kalma tazminatı ve ayrıca davalı araç maliki ve sürücüsünden manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
Dava tarafları arasında, dava konusu trafik kazasındaki kusur durumu, davacıların uğradığı zararın türü ve miktarı, zararın davalılardan tazmin edilip edilemeyeceği; edilebilir ise ne miktarlarda tazmin edilebileceği, kazada müterafik kusur ve hatır taşıması durumlarının olup olmadığı hususları ihtilaflıdır.
Kazaya karışan ... aracın, kaza tarihinde davalı ... adına tescilli olduğu ve kaza sırasında sürücüsünün davalı ... olduğu, kaza sırasında müteveffa ...'ın bu araç içerisinde yolcu olarak bulunduğu ve aracın davalı sigorta şirketinin ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğu, kaza tarihinde geçerli sakatlanma/ölüm ve sağlık/tedavi gideri teminat limitlerinin 1.200.000,00'er TL olduğu, dosya kapsamına celp olunan bilgi ve belgelerden anlaşılmıştır.
Davanın, uzamış ceza zamanaşımı hükümlerine tabi olması ve kaza tarihinde geçerli TCK hükümlerine göre dava tarihi itibariyle 8 yıllık ceza dava zamanaşımı süresinin dolmamış olması karşısında, davalı vekilinin zamanaşımı def'isi yerinde görülmemiştir.
Trafik kazasından kaynaklı tazminat davaları davacının yerleşim yerinde de görülebileceğinden ve davacının dava tarihindeki yerleşim yeri Mahkememiz yetki sınırları içerisinde bulunduğundan iş bu davayı görmeye Mahkememiz yetkilidir.
2918 sayılı KTK'nın 85/1. Maddesine göre; Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.
2918 sayılı KTK'nın 85/5. Maddesine göre; İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.
2918 sayılı KTK'nın 90. Maddesine göre; Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.
Anayasa Mahkemesi’nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/7/2020 tarihli ve ... E, ... K sayılı Kararı ile, 2918 sayılı KTK'nın 90/1. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “…ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresinin ve ikinci cümlesinde yer alan “…ve genel şartlarda…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
2918 sayılı KTK'nın 91. Maddesine göre; İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.
2918 sayılı KTK'nın 97. Maddesine göre; Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.
2918 sayılı KTK'nın 99. Maddesine göre; Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar.
6098 sayılı TBK'nın 49. Maddesine göre; Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
6098 sayılı TBK'nın 50. Maddesine göre; Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.
6098 sayılı TBK'nın 53. Maddesine göre; Ölüm hâlinde uğranılan zararlar özellikle şunlardır: 1. Cenaze giderleri. 2. Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 3. Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar.
6098 sayılı TBK'nın 55. Maddesine göre; Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez. Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz.
Anılan yasal düzenlemelere istinaden bir motorlu aracın işletilmesi sırasında meydana gelen trafik kazasında, zarar görenlerin zararından, 6098 sayılı TBK'nın 49. Maddesi uyarınca araç sürücüsü, 2918 sayılı KTK'nın 85. Maddesi uyarınca araç işleteni ve şartları varsa teşebbüs sahibi ve 2918 sayılı KTK'nın 91. Maddesi uyarınca sigortacı müştereken ve müteselsilen sorumludur.
Trafik kazası nedeniyle zarara uğradığını iddia eden hak sahipleri tarafından açılan tazminat davalarında ispat yükü 6098 sayılı TBK'nın 50. Maddesi uyarınca zarar gören üzerinde olup, zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat etmek zorundadır.
Haksız eylem nedeniyle oluşan zararın tazminine karar verebilmek için, hukuka aykırı kusurlu eylem sonucu oluşan zarar ve hukuka aykırı kusurlu eylem ile zarar arasında uygun illiyet bağının mevcut olması gerekir.
Destekten yoksun kalma tazminatı, haksız fiil sonucu bir kişinin ölümü sonucunda ölenin yardımından mahrum kalanlara ödenecek bir tazminat türüdür. Bu tazminatın kaynağı olan 6098 sayılı TBK m. 53 öngörmüş olduğu hal, ölüm sonucu vukua gelen bir kısım zararların tazminini hükme bağlamaktadır. Bu hükme göre, ölenin yardımından faydalananlar, bu yüzden yoksun kaldıkları faydayı, tazminat olarak, sorumludan isteyebilirler. Kanun metninden de anlaşılacağı gibi destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Yani haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse BK'nın 45/2 maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir.
Destekten yoksun kalma zararının hesabında, destekten yoksun kalanlara müteveffanın sağlığında sağlamış olduğu yardımın miktarı belirlenmelidir. Bu belirlemede destek ile destek olunan kimse arasındaki yakınlığın derecesi, aralarındaki manevi bağ, davacıların yaşları, dahil oldukları sosyal ve ekonomik çevre, yaşam standartları, cinsiyetleri gibi bakım ilişkisine ve miktarına etkili olabilecek unsurlar da göz önünde bulundurulacaktır. Hayatın olağan akışı içinde, destek sayılan kimsenin baktığı kimselere gelirini belli paylara bölerek baktığı pek söylenemese de tazminat hesabında bir paylaştırma yapmak zorunlu hale gelmektedir.
Buna göre öncelikle gelirin tamamının, yardım görenlere tahsis olunmuş varsayılamayacağı, ölenin gelirinden bir bölümünü kendisine ayıracağı, bu tahsisten vazgeçilemeyeceği ve bu suretle yardımın (payların) geliri yutmaması ilkesi dikkate alınmalıdır. Ayrıca ölenin kendi geçim masraflarından artan miktarın tamamının (hiçbir tasarruf düşüncesine yer bırakmadan) destek görenlere dağıtılması da kabul olunamaz. Öte yandan, destek görecek kimselere ayrılacak miktar da bunların ihtiyaçlarının toplamı kadar olmalıdır. Bunun dışında destekten yoksun kalanlardan bir kısmının davacı olup diğer kısmının davacı olmadığı durumda talepte bulunmayan destek görenlerin paylarının da hesaplamada göz önünde tutulması gerekmektedir.
Yargıtay . Hukuk Dairesinin yerleşmiş içtihatlarına göre; çocuklar için destekten yoksun kalacakları sürenin belirlenmesinde yaşları, okuldaki eğitim durumları, içinde yaşadıkları sosyal ve ekonomik koşulların ayrı ayrı değerlendirilmesi, yüksek öğrenim yapacaklar ise, 25 yaşının doldurulmasına kadar; yüksek öğrenim yapmamakta ise yerleşik ve kabul gören uygulamaya göre, erkek çocukları için 18 yaşın, kız çocukları için 22 yaşın desteğin sona ereceği yaş olarak kabul edilerek hesaplama yapılması gerekmektedir.
Davacılar, davaya konu trafik kazasında vefat edenin anne ve ağabeyi olup, destekten mahrum kaldıklarını belirterek destekten yoksun kalma tazminatı isteminde bulunmuşlardır. Davacılar ile müteveffa arasındaki ölüm tarihindeki akrabalık durumu nedeniyle desteklik ilişkisi bulunduğu kabul edilmiştir.
Adli Trafik bilirkişisi ve Adli Tıp Uzmanı bilirkişi heyetince mahkememize sunulan 10/07/2024 tarihli raporda özetle;
"..... plakalı Otomobil Sürücüsü ...' bu kazanın oluşumunda 2918 sayılı KTK nun Madde-56/1-c (Önlerinde seyreden araçları güvenli ve yeterli bir mesafeden izlememek “Yakın takip”) ve Madde 52/1-b (Sürücüler Hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun getirdiği şartlara uydurmak zorundadırlar.) ve Madde 48/5 (Alkollü araç kullanmak) Kuralını ihlal ettiğinden olayda Asli Kural İhlali olup %100 (yüzde yüz) ORANINDA KUSURLU olduğu;
... Plakalı Kamyon Sürücüsü ...” ise bu kazada her hangi bir kural ihlali yapmadığı,
Tahkikat sürecinde alınan ifadeler, CD görüntüleri, olay yerinde çekilen fotoğraflar, adli trafik bilirkişi raporları ve diğer tutanaklardan müteveffa ...'ın emniyet kemerinin takılı olup olmadığı ile ilgili herhangi bir bilgi bulunmadığı,
Mütevveffanın ölümünün kafa içi kanama ve akciğer doku harabiyetine bağlı geliştiği, konuya yönelik yapılan ve yukarıda özetlenen adli tıbbi değerlendirmeler kapsamında müteveffa ...'ın kaza anında emniyet kemerinin bağlı olup olmadığı hususunun somut/net bulgularla tespitinin tıbben mümkün olmadığı..." kanaatleri bildirilmiştir.
Raporun dosya içerisindeki tüm raporları irdeler ve çelişkileri giderir mahiyette olması ve aynı zamanda kazanın oluş şeklinde ve dosya kapsamındaki delillere uygun nitelikte olması sebebiyle mahkememizce benimsenerek dava konusu kazada davalı ...'in %100 oranında tam kusurlu olduğu, kazada dava dışı diğer aracın sürücüsünün bir kusurunun bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Aktüerya hesap uzmanı bilirkişisi tarafından mahkememize sunulan 12/03/2025 tarihli raporda özetle;
"...Aktüerya bilirkişisi tarafından mahkememize sunulan 13/03/2025 tarihli hesap raporunda özetle;
"...
B) Destekten Yoksun Kalan Davacılar ve Destek Alma Süreleri
1) Desteğin annesi ...; ... doğumlu olup, kızının vefat ettiği 19.06.2023 tarihinde 41 yıl, 03 ay, 07 günlük olup 41 yaşındadır.
a) Davacı annenin, kaza tarihi itibariyle TRH 2010 Kadın Yaşam Tablosuna göre
bakiye ömrü 38,26 (38 yıl 03 ay 04 gün) yıl olup, (19.06.2023 + 04.03.0038) = 23.09.2061 tarihine kadar yaşayacağı kabul edilmiştir. Davacı annenin 23.09.2061 tarihine kadar kızının desteğinden yoksun kaldığı kabul edilmiştir.
b) Davacı annenin, kaza tarihi itibariyle PMF 1931 Yaşam Tablosuna göre bakiye ömrü 28 yıl 08 ay 26 gün olup, (19.06.2023 + 26.08.0028) = 15.03.2052 tarihine kadar yaşayacağı kabul edilmiştir. Davacı annenin 15.03.2052 tarihine kadar kızının desteğinden yoksun kaldığı kabul edilmiştir.
2) Desteğin babası ...; ... doğumlu olup, kızının vefat ettiği 19.06.2023 tarihinde 43 yıl, 00 ay, 18 günlük olup 43 yaşındadır.
a) Davacı babanın, kaza tarihi itibariyle TRH 2010 Erkek Yaşam Tablosuna göre bakiye ömrü 32,12 (32 yıl 01 ay 13 gün) yıl olup, (19.06.2023 + 13.01.0032) = 02.08.2055 tarihine kadar yaşayacağı kabul edilmiştir. Davacı babanın 02.08.2055 tarihine kadar oğlunun desteğinden yoksun kaldığı kabul edilmiştir.
b) Davacı babanın, kaza tarihi itibariyle PMF 1931 Yaşam Tablosuna göre bakiye ömrü 27 yıl 02 ay 06 gün olup, (19.06.2023 + 06.02.0027) = 25.08.2050 tarihine kadar yaşayacağı kabul edilmiştir. Davacı babanın 25.08.2050 tarihine kadar oğlunun desteğinden yoksun kaldığı kabul edilmiştir.
3) Kardeşi (Abisi) ...: ... doğumludur. Kız Kardeşi vefat ettiği zaman 19 yaşındadır. Yargıtay içtihatlarına göre; kardeşlerin birbirlerine destek olduklarının, iddia eden tarafından ispat edilmesi gerekmektedir. Mahkemeniz dosyası mündericatına göre; müteveffa desteğin 16 yaşında olması, abisinin 19 yaşında olması, davacının düzensiz işinin olması, müteveffanın öğrenci olması nazara alınarak, müteveffanın, davacıya destek olması, hayatın olağan akışına uygun değildir. Bu nedenle davacı için destek hesabı yapılmayacaktır.
1) Hesaplama müteveffa desteğe kusur verilmeden yapılmıştır.
2) Müteveffa destek ...'ın, 19.06.2023 tarihinde, trafik kazasından vefatı nedeniyle; davacı anne ...'ın talep edebileceği destekten yoksun kalma tazminatı,
TRH 2010 Yaşam Tablosuna göre 1.600.825,10 TL,
PMF 1931 Yaşam Tablosuna göre1.132.967,52 TL olarak hesaplanmıştır.
3) Mahkemeniz ara kararı gereği yapılan garame hesabına göre;
a) TRH 2010 Yaşam Tablosuna Göre
Annesi ... yönünden hesap edilen 1.600.825,10TL destekten yoksun kalma tazminatının teminat limiti olan 1.200.000,00TL üzerinden hesaplamasında 687.449,76TL olduğu,
Babası ... yönünden hesap edilen 1.193.546,55TL destekten yoksun kalma tazminatının teminat limiti olan 1.200.000,00TL üzerinden hesaplamasında 512.550,24TL olduğu,
b) PMF 1931 Yaşam Tablosuna Göre
Annesi ... yönünden hesap edilen 1.132.967,52TL destekten yoksun kalma tazminatının teminat limiti olan 1.200.000,00TL üzerinden hesaplamasında 628.597,75TL olduğu,
Babası ... yönünden hesap edilen 1.029.879,89TL destekten yoksun kalma tazminatının teminat limiti olan 1.200.000,00TL üzerinden hesaplamasında 571.402,25TL olduğu..." kanaatleri bildirilmiştir. ." kanaatleri bildirilmiştir.
Destek zararı tazminatının hesaplanmasında hükme esas alınması gereken yaşam formülünün TRH 2010 ya da PMF 1931 yaşam formüllerinden hangisinin olması gerektiğine ilişkin olarak yapılan değerlendirmede;
Konuya ilişkin Yargıtay . Hukuk Dairesinin Bölge Adliye Mahkemeleri kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi istemine ilişkin olarak vermiş olduğu, 30/05/2024 Tarih, ... Esas, ... Karar sayılı kararında;
"...
KTK'nın 85 inci maddesinin birinci fıkrasında; bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi hâlinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibinin, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı, 91 inci maddesinin birinci fıkrasında; işletenlerin, bu Kanun'un 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarının zorunlu olduğu, yine 90 ıncı maddesinin birinci fıkrasında ise; zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatların bu Kanunda öngörülen usul ve esaslara tabi olduğu ve 2918 sayılı Kanun'da düzenlenmeyen hususlar hakkında 6098 sayılı Kanun'un haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı şeklinde düzenleme getirilmiştir.
TBK'nın 49 ilâ 51 inci maddelerine göre, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlü olup zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispatla mükelleftir. Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.
TBK'nın "Bedensel zararlar" başlıklı 54 üncü maddesinde bedensel zararlar "özellikle" ifadesine yer verilmek suretiyle tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak örnekseme yoluyla açıklandıktan sonra, "Tazminatın belirlenmesi" başlıklı 55 inci maddenin birinci fıkrasında ise; "Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır." hükmüne yer verilmiştir.
Açıklanan düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere tazminatın hesaplanmasına yönelik somut kurallar bulunmadığından tazminatın (uğranılan gerçek zararın) belirlenmesine yönelik ilkeler, somut olayın özelliği gözetilmek suretiyle yeksenak uygulamaların ortaya konulabilmesi amacıyla ilgili Kanunlar çerçevesinde oluşturulan içtihatlarla belirlenmiştir.
Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir.
Sürekli iş göremezlik oranı tespit edilirken uygulamada yeksenaklığın oluşturulabilmesi amacıyla Dairemizin istikrar kazanmış kararlarında; kaza tarihine göre 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ilâ 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 ilâ 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 ilâ 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve 20.02.2019 tarihinden sonra ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik uyarınca sağlık kurulu raporu düzenlenmesi gerektiği vurgulanmaktadır.
Gerçek zararın belirlenmesine yönelik ilkeler (yukarıda açıklandığı üzere somut tazminat hesabına ilişkin belirlemeler) istikrar kazanan Dairemiz içtihatlarıyla belirlenmiş ve uygulamaya yön verilmiştir.
Buna göre haksız fiilden kaynaklanan zararın tespitinde haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri dikkate alınarak hesaplama yapılmaktadır. Oluşan zararın tespit edilmesinde aynı konuya yönelik aynı tarihlerde farklı düzenlemeler bulunmasının da genel ilkelerden ayrılmak için bir gerekçe olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Zira aksinin kabulü hukuki güvenlik ve istikrar ilkesine de aykırı düşmektedir. (Hukuk Genel Kurulu'nun 28.02.2024 tarihli, ... E, ... K sayılı kararı ile Hukuk Genel Kurulu'nun 28.02.2024 tarihli, ... E, ... K sayılı kararı da bu yöndedir.)
Trafik kazası sonucu bedensel zarara uğrayan ve buna dayalı olarak iş gücü kaybı tazminatı ile ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı isteminde bulunan hak sahiplerinin gerçek zararının belirlenmesi için bakiye ömrün belirlenmesi gerekmektedir. Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir tespit olduğundan gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle yapılan bilimsel çalışmalar sonucu “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmış olup bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içermesi ve yargı mercileri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından Dairemizce de tazminata esas bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinde TRH 2010 Yaşam Tablosu’nun kullanılmasının uygun olacağına dair içtihat değişikliğine gidilmiş olup istikrarlı şekilde bu yönde kararlar verilmeye devam edilmektedir. Uyuşmazlığın giderilmesine konu edilen iki husus hakkında da hem sürücü, hem işleten, hem de sigorta şirketleri açısından Daire uygulaması aynı şekildedir.
Dolayısıyla uyuşmazlığın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi'nin ilgili kararlarına göre giderilmesi gerekir.
KARAR: Trafik kazalarından kaynaklanan tazminat davalarında; sürekli iş göremezlik oranının tespitinde kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ilâ 01.09.2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 ilâ 01.06.2015 tarihleri arasında ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 ilâ 20.02.2019 tarihleri arasında ise Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve 20.02.2019 tarihinden sonra ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerinin uygulanmasına; tazminata esas bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinde TRH 2010 Yaşam Tablosu’nun kullanılmasına; Konya Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi'nin kesin kararları arasındaki görüş ve uygulama UYUŞMAZLIKLARININ BU ŞEKİLDE GİDERİLMESİNE... " şeklinde karar verilmiştir.
Yukarıda yer verilen Yargıtay içtihadında da değinildiği üzere, Trafik kazasından kaynaklı tazminat davalarında esas alınan bakiye ömür daha önceki yıllarda Fransa'dan alınan 1931 tarihli "PMF" cetvellerine göre saptanmakta ise de; Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi'nin çalışmalarıyla "TRH 2010" adı verilen "Ulusal Mortalite Tablosu" hazırlanmıştır. Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması gerekmektedir. Bu durumda tazminat davalarında zarar hesabında birliğin sağlanması ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içermesi göz önüne alındığında TRH 2010 Tablosu'na göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesi, güncel verilere ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olacaktır.
Dava konusu olayda da, aktüerya bilirkişisi tarafından TRH 2010 Tablosu'na göre belirlenen muhtemel bakiye ömür süresi ve %1,8 teknik faiz uygulanmadan, bilinmeyen/işleyecek devre hesabı yapılırken, bilinen son gelirin her yıl için %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi yöntemi kullanılarak hesap edilen zarar miktarına göre davacıların destek zararlarının belirlenmesi gerekmekte ise de davacı vekili bedel arttırımını ve talebini PMF 1931 yaşama formülüne göre hesaplanan tazminat miktarına özgülediğinden ve bu formüle göre hesaplanan tazminat miktarı daha düşük olduğundan, taleple bağlılık ilkesi uyarınca davacının talebi ile bağlı kalınarak davacı ...'ın PMF 1931 yaşam tablosuna göre hesaplanan 1.132.967,52TL tutarında (aşağıda izah edilecek hatır taşıması ve müterafik kusur indirimleri yapılmamış haliyle) destek zararının olduğu neticesine ulaşılmıştır.
Aktüerya hesap uzmanının yukarıda detayına yer verilen 13/03/2025 tarihli raporunda tespit ettiği üzere davacı ... kaza tarihinde 19 yaşındadır. Yargıtay içtihatlarına göre; kardeşlerin birbirlerine destek olduklarının, iddia eden tarafından ispat edilmesi gerekmektedir. Müteveffa desteğin 16 yaşında olması, davacı ağabeyinin 19 yaşında olması, adı geçen davacının düzensiz de olsa gelir getirici bir işinin olması, müteveffanın öğrenci olması, müteveffanın davacıya destek olduğunun olumlu kanaat oluşturacak şekilde dellilendirilmemesi nazara alınarak davacı ...'ın maddi tazminat davasının reddi gerekmiştir.
Davacı ... yönünden ise müteveffa ile desteklik ilişkisi bağlamında bir tereddüt bulunmadığından adı geçen davacı yönünden maddi tazminat davasının kabulü gerekmiştir.
Öte yandan iş bu dava öncesinde müteveffanın babası dava dışı ... ile davalı sigorta şirketi arasındaki arabuluculuk görüşmeleri sonucunda varılan anlaşma ile davalı sigorta şirketinin ...'a düşen destek miktarı kadar ibra edilmesi karşısında, aktüerya hesap uzmanın garame hesabına göre yaptığı hesaplama dikkate alınarak, davacı ... açısından kabul edilen maddi tazminat talebi için sigorta şirketinin sorumluluğu dava dışı ...'a düşen destek miktarı dışlanarak belirlenmiş ve hüküm buna göre tesis edilmiştir.
Manevi tazminat talebi açısından yapılan değerlendirmede ise;
Davacılar vekili manevi tazminat talebini davalı araç işleteni ve sürücüsüne yöneltmiştir.
TBK'nın 56. Maddesine göre; Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.
Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek, tazminata benzer fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin, bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminatı takdir etmesi gerekir( HGK 23/06/2004, ... ... )
Somut olayda; davacılar ile davalıların sosyal ve ekonomik durumları, kaza tarihinde paranın satın alma gücü, dosya kapsamına uygun olduğundan hükme esas alınan yukarıda belirtilen kusur raporu, müteveffa ile davacılar arasındaki yakınlık derecesi, olay sonrasında duyulan manevi acı hususları dikkate alınarak davacıların manevi tazminat isteminin aşağıdaki şekliyle kabulü gerekmiştir.
Dava konusu kazadaki müterafik kusur durumu ve hatır taşıması yönünden yapılan değerlendirmede;
Yerleşik yargıtay uygulamasına göre hatır taşımasının süresinde sunulan cevap dilekçesi ile defi olarak ileri sürülmesi gerekmektedir. (Nitekim Yargıtay HD nin ... esas ... karar sayılı ilamı)
Somut olayda davalı tarafça, hatır taşıması durumu süresinde defi olarak ileri sürülmüştür. Kaza nedeniyle yürütülen soruşturma aşamasında davalı araç sürücüsü müteveffa ile arkadaş olduklarını ve birlikte gezmeye çıktıklarını beyan etmiştir. Müteveffanın, araçta yolcu olarak bulunduğu ve sürücü ile arkadaş oldukları sabit olup davacının taşıma için arkadaşına ücret ödemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu kabul edilmiştir. Bu durumun aksi ispat edilemediğinden belirlenen maddi tazminat miktarından yerleşik Yargıtay uygulamasına göre %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılması gerekmiş ve yine aynı şekilde manevi tazminat tutarları belirlenirken yerleşik Yargıtay uygulamasına göre %20 oranında hatır taşıması indirimi dikkate alınmıştır. (Nitekim Yargıtay . Hukuk Dairesinin ... E. ... K. Sayılı ilamı)
6098 sayılı TBK'nın 52. Maddesine göre; Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir. Anılan yasal düzenlemede de belirtildiği üzere zarar görenin zararın oluşmasında ya da zararın artmasında bir ihmali varsa bu hususun tazminatın belirlenmesinde dikkate alınması gerekir. Bir başka deyişle zararın oluşumunda zarar görenin de müterafik kusurunun bulunması halinde tazminattan indirim yapılması gerekmektedir. Müterafik kusurun dikkate alınması için bu yönde yapılan bir savunmaya gerek olmayıp Mahkemece müterafik kusurun resen dikkate alınması gerekmektedir. Nitekim bu husus Yargıtay . Hukuk Dairesi'nin ... E ... K sayılı ilamında da vurgulanmıştır. Ayrıca müterafik kusur indirimi nedeniyle kısmen reddedilen tutar üzerinden davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmeyeceği noktasında da duraksama bulunmamaktadır.
Somut olayda, kaza tespit tutanağında davalı araç sürücüsü ...'in alkollü olduğunun belirtilmiş olması, davalı araç sürücüsünün bizzat kendisi tarafından karakola verilen ifadede de kaza sırasında alkollü olduğunu ikrar etmesi ve kaza sonrası yapılan kan tahlilinde 1,59 promil alkollü olduğunun saptanması, araç sürücüsünün ve desteğin arkadaş olarak birlikte yola çıktıkları ve bu sebeple de desteğin bilerek alkollü sürücünün aracında seyahat etmiş olmasının sabit olması nedeniyle belirlenen maddi tazminat miktarından yerleşik Yargıtay uygulamasına göre %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerekmiş ve yine aynı şekilde manevi tazminat tutarları belirlenirken yerleşik Yargıtay uygulamasına göre %20 oranında müterafik kusur indirimi dikkate alınmıştır.
Somut olaya emsal Yargıtay . Hukuk Dairesi ... E. ... K. Sayılı ilamı: "...Araç sürücüsü ile davacının arkadaş olmasına, kazanın piknik dönüşü meydana gelmiş olmasına ve alınan alkol promili nazara alındığında davacının, araç sürücüsü olan arkadaşının alkollü olduğunu bilemesinin mümkün olmadığına dair savunması hayatın olağan akışına uygun olmamasına göre, mahkemece davacının zararın meydana gelmesinde müterafik kusurlu görülerek tazminat miktarının indirim yapılmasında isabetsizlik yok ise de; TBK kapsamında mahkemece zararın belirlenmesinden sonra tazminattan indirim nedenleri olan 6098 sayılı TBK’nın 51. maddesinde (mülga 818 sayılı BK'nun 43. maddesi) düzenlenen hatır taşıması indirimi ve 6098 sayılı TBK’nın 52. maddesinde (mülga 818 sayılı BK'nun 44. maddesi) düzenlenen müterafik kusur indirimi sırasıyla uygulanarak, davalının sorumlu olacağı tazminat miktarı belirlenmelidir. Somut olayda, indirimin toplam %40 olarak yapıldığı ve bu şekilde yapılan indirim istinaf eden davacının aleyhine olduğundan davacının müterafik kusur ve oranına yönelik istinaf sebepleri bu nedenle yerinde olduğu gibi maddi tazminat talebi ile açılan davada TBK'nun 51. ve 52. maddelerinden kaynaklanan hakkaniyet ve takdiri indirimler nedeniyle davanın kısmen reddedilmesi halinde, indirimden dolayı reddedilen kısım için davalı yararına vekalet ücreti taktir edilemeyeceğinin gözetilmemesi de isabetli olmadığından, davacı vekilinin bu nedenlerle istinaf talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir..." şeklindedir.
Az yukarıda yer verilen Yargıtay içtihadı uyarınca, somut olayda hatır taşıması ve müterafik kusur durumu birlikte vuku bulduğundan hatır taşıması indirimi ve 6098 sayılı TBK’nın 52. maddesinde (mülga 818 sayılı BK'nun 44. maddesi) düzenlenen müterafik kusur indirimi sırasıyla uygulanarak, davalıların sorumlu olduğu tazminat miktarı aşağıdaki şekilde belirlenmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı ...'ın destekten yoksun kalma tazminatı talebinin ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı ...'ın destekten yoksun kalma tazminatı talebinin, dava konusu trafik kazasındaki müterafik kusur durumu ve ayrıca hatır taşıması durumu da dikkate alınarak KISMEN KABULÜ İLE;
725.099,21TL destekten yoksun kalma tazminatının, davalı sigorta şirketinin sorumluluğu kaza tarihinde geçerli ölüm/sakatlanma teminat klozu kapsamında 628.597,75TL ile sınırlı olmak kaydıyla, davalı sigorta şirketi yönünden 01/08/2023 tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden kaza tarihi olan 17/06/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine,
3-Davacı ...'ın manevi tazminat talebinin dava konusu trafik kazasındaki müterafik kusur durumu ve ayrıca hatır taşıması durumu da dikkate alınarak KISMEN KABULÜ İLE, 640.000,00TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'ten müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine,
4-Davacı ...'ın manevi tazminat talebinin dava konusu trafik kazasındaki müterafik kusur durumu ve ayrıca hatır taşıması durumu da dikkate alınarak KABULÜ İLE, 1.000.000,00TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'ten müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine,
5-Hazine tarafından karşılanan 3.200,00TL arabuluculuk giderinin (1/2 oranında) 1.600,00TL'sinin davalı ... Sigorta Anonim Şirketi'den, 1.600,00TL'sinin davacı ...'tan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
6-Harçlar Kanunu uyarınca kabul edilen maddi tazminat davası yönünden alınması gereken 49.531,53TL ve kabul edilen manevi tazminat davası yönünden alınması gereken 112.028,40TL olmak üzere toplam alınması gereken 161.599,93TL karar ve ilam harcından dava açılırken peşin olarak alınan 539,70TL harçlar ile yargılama sırasında alınan 6.595.30TL tamamlama harcı ve 3.852,58TL ıslah harcı toplamı olan 10.987,58TL harcın mahsubu ile bakiye 150.612,35TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, (davalı sigorta şirketinin 628.597,75/2.365.099,21 oranında hesaplanan 40.029,86TL'den diğer davalılar ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğuna, diğer davalıların tamamından sorumlu olduğuna,)
7-Davacı tarafından yapılan 539,70TL başvuru harçları, 269,85TL peşin harç, 6.595,30TL tamamlama harcı ve 3.852,58TL ıslah harcı toplamı olan 11.257,43TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, (davalı sigorta şirketinin 628.597,75/2.365.099,21 oranında hesaplanan 2.992,01TL'den diğer davalılar ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğuna, diğer davalıların tamamından sorumlu olduğuna,)
8-Davacı tarafından yapılan 38,40TL vekalet suret harcı, 10.000,00TL bilirkişi ücretleri, 713,75TL posta-tebligat gideri olmak üzere toplam 10.752,15TL yargılama giderinden haklılık oranına göre hesaplanan (3.132.967,52/3.137.967,52 oranında) 10.735,02TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, (davalı sigorta şirketinin 628.597,75/2.365.099,21 oranında hesaplanan 2.853,16TL'den diğer davalılar ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğuna, diğer davalıların tamamından sorumlu olduğuna,)
9-Davalı sigorta şirketi tarafından yapılan 38,40TL vekalet suret harcı yargılama giderinden haklılık oranına göre hesaplanan (1/2 oranında) 19,20TL'nin davacı ...'tan alınarak davalı sigorta şirketine verilmesine,
10-Davalılar ... ve ... tarafından yapılan 121,60TL vekalet suret harcı yargılama giderinden haklılık oranına göre hesaplanan (5.000,00/3.137.967,52 oranında) 0,19TL'nin davacı ...'tan alınarak davalılar ... ve ...'e verilmesine,
11-Davacı ... yönünden AAÜT'ye göre kabul edilen maddi tazminat talebi yönünden hesaplanan 112.764,88TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, (davalı sigorta şirketinin 628.597,75/725.099,21 oranında hesaplanan 97.757,31TL'den diğer davalılar ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğuna, diğer davalıların tamamından sorumlu olduğuna,)
12-Davacı ... yönünden AAÜT'ye göre reddedilen maddi tazminat talebi yönünden hesaplanan 5.000,00TL vekalet ücretinin davalılar ... Sigorta A.Ş., ... ve ...'e verilmesine,
13-Davacı ... yönünden AAÜT'ye göre kabul edilen manevi tazminat talebi yönünden hesaplanan 152.000,00TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'ten alınarak davacı ...'a verilmesine,
14-Davacı ... yönünden AAÜT'ye göre kabul edilen manevi tazminat talebi yönünden hesaplanan 100.000,00TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'ten alınarak davacı ...'a verilmesine,
15-Davacı ...'ın maddi tazminat talebi ve davacı ...'ın manevi tazminat talebi yönünden tam kabulü gerekirken müterafik kusur ve hatır taşıması hakkaniyet indirimlerinin uygulanmasından dolayı davanın kısmen kabulüne karar verildiğinden, bu talepler yönünden davacı aleyhine yargılama gideri ve karşı vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
16-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair; davacı vekili ile davalı sigorta vekilinin yüzüne karşı, davalılar ... ve ... vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince (2) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere ve oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.09/07/2025
Başkan Üye Üye Katip