T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
T.C.
KONYA TÜRK MİLLETİ ADINA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
KARAR YAZMA TARİHİ :
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında sözleşme imzalandığı, sözleşme kapsamında davalı tarafa 3 adet çek verildiğini, davalı şirketin, davacı şirket ile anlaşmaya vardığı sözleşmeyi gereği gibi yerine getirmemesi nedeniyle davacı şirketin söz konusu sözleşmeyi Kocaeli . Noterliği'nin ... Yevmiye nosu ve 11 Ekim 2022 tarihli ihtarnamesi kapsamında feshettiğini ve verilen çeklerin henüz tahsil edilmeyenlerinin iadesini, tahsil edilen çeklerin ise bedellerinin iadesini talep ettiğini, davalı şirkete gönderilen ihtarname kapsamındaki taleplerin hiçbiri davalı şirketçe yerine getirilmediğinden davalı aleyhine Konya . İcra Dairesi'nin ... nolu dosyasında icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin iş bu icra takibine haksız şekilde itirazda bulunduğu gibi nedenlerle fazlaya ilişkin her tür talep ve dava hakları saklı tutarak; davacı şirket ile davalı firma arasındaki iş ortaklık sözleşmesi kapsamında davalı şirkete verilen ve davalı tarafça tahsil edilen/cirolanan çek bedellerinin ve bu bedellere icra başlangıç tarihine kadar işlemiş faizlerin toplamı olan 153.565,64 TL'nin, dava sırasında işleyecek yasal faizlerinin, fer-i tüm alacak kalemlerinin ve haksız itiraz nedeniyle %20 den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatının, davalı tarafça ödenmesi gereken kesin vade tarihinden itibaren işletilecek ticari faizi, yargılama giderleri ve avukatlık ücretiyle birlikte davalıdan tahsilini, davalının taşınır taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki ve bankalardaki hak ve alacakları üzerine cebri icra yoluyla satışı ve 3. Şahıslara devri engelleyici nitelikte “İhtiyati Tedbir” şerhi konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket yetkilisinin cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında yapılan sözleşme nedeniyle davacı tarafın toplam 150.595,00TL olmak üzere çek verdiğini, yapılacak işle ilgili peşinat gerektiğinden davacının bilgisi dahilinde çeklerin faktöringe kırdırıldığını, bu kırdırma ile 17.464,75TL kırdırma parası kesildiğini 133.130,25TL nakit faktöring şirketlerince ödendiğini, bu paradan davacı tarafın talebi üzerine 40.000,00TL'nin iade edildiğini, şirket kasasına 93.130,25TL para girdiğini, kasaya giden bu paranın daha sonra işin gerçekleşmemesi ile şantiye gideri olarak harcandığını, davacı şirketin bu hususları bilmesine rağmen ihtarname çektiğini, sözleşmeyi tek taraflı feshettiğini belirttiğini, bu ihtarnameye cevap verdiklerini, yapılan takip talebine süresi içinde itirazda bulundukları gibi nedenlerle davanın reddi hususunda gereğinin yapılmasını talep etmiştir.
ÇEKİŞMELİ HUSUSLAR, TOPLANAN DELİLLER, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davalının Konya . İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının iptalinin gerekip gerekmediği, davacının takipteki kadar davalıdan alacaklı olup olmadığı hususunda olduğu görülmüştür.
Konya . Noterliğine, Kocaeli Gelir Dairesine ve Konya Gelir Dairesine yazılan müzekkerelere cevap verildiği görülmüştür.
Mahkememizin 27/06/2024 tarihli duruşma zaptı ile dosyanın bilirkişiye gönderilmesine karar verilmiştir.
Mahkememize sunulan 19/09/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı tarafın defter ve belgelerin incelenmesinde davalı şirkete ait herhangi bir fatura düzenlenmesi ve iadesi, çek verildiğine dair kayıt, bir cari hesap ilişkisi ve verilen bir çek ve ödemesine dolayısıyla bir borç alacak ilişkisine rastlanmadığını bildirir rapor sunulduğu görülmüştür.
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı taraf, taraflar arasındaki iş sözleşmesi kapsamında yapılacak işin davalı tarafından yapılmaması nedeniyle davacı tarafça davalıya verilen çek bedellerinin iadesine konu bedel için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptalini talep etmektedir.
Davacı taraf, 06/02/2025 tarihli dilekçesi ile davasını tamamen ıslah ettiğini, taraflar arasında uyuşmazlıklar bulunduğu, başlangıçta ticari alacak olarak talep edilen miktarların, aslında davalı şirketin haksız eylemleri nedeniyle uğranılan zararlara dayalı tazminat taleplerine dönüşmesini gerektirdiği, ezcümle başlangıçta talep edilen ticari alacakların yerini, işin yapılmamasından doğan zararlar, gecikme nedeniyle oluşan maddi kayıplar ve davalı şirketin haksız eylemleri sonucu uğranılan zarar taleplerinin aldığını bildirmiştir. Tamamen ıslah dilekçesinin netice-i talep kısmından açıkça görüleceği üzere; davacı taraf ilk dava dilekçesindeki ve takipteki miktarı ve itirazın iptali davasını değiştirmemiş yalnızca alacağın sebeplerini değiştirmiştir.
Uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasında, itirazın iptali davasının hukuki niteliği üzerinde durulması gerekmektedir.
İtirazın iptali davası müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan bir eda davasıdır. Madde metninde de açıkça belirtildiği üzere takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı genel mahkemede açılır ve genel hükümlere göre görülür. Alacaklı bu davada genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava etmektedir.
İtirazın iptali davası itirazın hükümden düşürülmesi ana başlığı altında düzenlenmekle takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı ele alınması gereken, sonucuyla takibin devamına etkili bir dava türü olarak karşımıza çıkmaktadır ve takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır. Öyle ki, genel hükümlere göre harca tabi olan itirazın iptali davasında alacaklı yan isterse takip talebinde bulunurken yatırmış olduğu binde beş harcı geri alabilir ve itirazın iptali davası harcına mahsubunu isteyebilir (492 sayılı Harçlar Kanunu m. 28/a, 29/I, III).
Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talepnamesine konu olan ve borçlu yanca itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır.
Diğer taraftan, İİK’nin 67.maddesinin son fıkrasında alacaklının itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davası açamamışsa umumi hükümler dairesinde alacağını dava etme hakkının saklı olduğu ifade edilmiştir. Bu da bir yıllık süre içinde açılan itirazın iptali davası ile süre geçirildikten sonra açılan alacak davaları arasında her ikisi de genel hükümlere tabi olmakla birlikte ispat yöntemleri ve hukuki sonuçları bakımından bir fark olduğunu ortaya koymaktadır. Zira süresi içinde açılan dava itirazın iptali davasıdır ve itirazın iptali davasının kazanılması hâlinde borçlunun itirazı iptal edilmiş olur. Bunun üzerine alacaklı itiraz üzerine durmuş olan icra takibine devam edilmesini isteyebilir. Süresinden sonra açılan davada ise itirazın iptali değil alacağa hükmedilmesi istenecektir ve verilen kararın takibe etkisi bulunmamaktadır. Şu durumda itirazın iptali davasında ispat edilecek olanın takibe ve borçlunun itirazına konu alacak olduğunda ve itirazın iptali davası için bu alacağın sebebinin değiştirilme olanağının bulunmadığında kuşku bulunmamaktadır.
Somut olayda, kural olarak davacı tabiki davasını tamamen ıslah edebilir ancak tamamen ıslah edilen bu davada alacağın sebebinin değiştirilerek davaya esas "takibe yapılan itirazın iptalinin talep edilebilmesi" mümkün değildir. Zira yukarıda anlatıldığı üzere itirazın iptali davası için bu alacağın sebebinin değiştirilme olanağının bulunmadığında kuşku bulunmamaktadır. Bu nedenlerle davacının tamamen ıslah dilekçesinin esas alınarak yani alacağın sebebinin değiştirilerek davaya yine itirazın iptali davası olarak devam edilmesi mümkün değildir.
Mevcut durumda yapılan değerlendirmede ise; takipteki ödeme emrinde borcun sebebinin belirtilmediği, yalnızca "asıl alacak" yazıldığı görülmüştür.
İİK'nın 58. maddesinde; takip talebinin icra dairesine yazılı veya sözlü olarak ya da elektronik ortamda yapılacağı ile senet, senet yoksa borcun sebebinin belirtilmesi gerektiği, alacak belgeye dayanmakta ise, belgenin aslının veya alacaklı yahut mümessili tarafından tasdik edilmiş, borçlu sayısından bir fazla örneğinin takip talebi anında icra dairesine tevdiinin mecburi olduğu hususu düzenlenmiştir. Anılan Kanunun 61. maddesinde ise takibin belgeye dayanması halinde, belgenin tasdikli bir örneğinin ödeme emrine bağlanacağı belirtilmiştir.
Dosyanın incelenmesinde; ödeme emrinde söz konusu mevzuata uygun şekilde borcun sebebinin belirtilmediği anlaşılmakla İİK md. 58 ve 61 hükümlerine göre usulüne uygun ödeme emri düzenlenmediğinden davanın usulden reddi gerekmektedir.
Burada davalının cevap dilekçesi içeriği ve davanın geldiği aşama itibariyle ödeme emrinde borcun sebebinin belirtilmemesinin davanın usulden reddini gerektirip gerektirmediği hususunun da tartışılması gerekir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Esas: ... , Karar: ... sayılı kararında; "...21. İtirazın iptali davalarında alacaklı, takipte dayanmadığı belgeler dışındaki başka belgelere dayanamaz. Şu durumda bizatihi kendisi bir borç sebebi ve dayanağı teşkil eden ancak takipte dayanılmayan genel kredi sözleşmesinin itirazın iptali davasında kullanılması davanın yukarıda açıklanan niteliği ile bağdaşmamaktadır. Ayrıca takip talebinde "kredi kartı üyelik sözleşmesi, ihtarname ve hesap özeti" yazmakta olup, ihtarname takip talebine eklenmiş ise de ihtarnamenin amacının genel olarak borcun varlığına delalet etmeyip, borçluyu temerrüde düşürmekten ibaret olduğu cihetle itirazın iptali davasında takip talebinde gösterilen borç ve borcun sebebi ile bağlılığın asıl olmasına göre kaynak belgeye (temel alacak-sözleşme) itibar edilmesi gerekmektedir.
. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; takip konusu alacağın kaynağı ve miktarının takibe ekli ihtarnamede açıkça belirtildiği, takibe konu alacağın genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığı, takip talebine kredi kartı üyelik sözleşmesinin sehven yazıldığı, yerel mahkemenin takip dayanağının genel kredi sözleşmesi ve bu sözleşmeye dayalı ihtarnamede yazılı alacak olduğu yönündeki gerekçesinin isabetli olduğu, yerel mahkeme kararının onanması ve işin esasının incelenmesi için dosyanın özel daireye gönderilmesi gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir..." şeklinde değerlendirme yapılmış olup davalının söz konusu davaya sunduğu cevap dilekçesinde uyuşmazlığın ne olduğunu bildiği, takibin de hangi borçtan kaynaklı başlatıldığı açıkça anlaşılmasına rağmen yine de yukarıda bahasedilen sebeplerle davanın usulden reddine karar verilmiştir. İşbu emsal kararın içeriği de gözetilerek eldeki davada "borcun sebebinin hiç belirtilmediği" görülmekle takipte usulüne uygun ödeme emri düzenlenmediğinden USULDEN REDDİNE dair karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Takipte usulüne uygun ödeme emri düzenlenmediğinden davanın USULDEN REDDİNE,
2-Peşin olarak alınan 1.854,69TL harçtan Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40TL karar ve ilam harcının mahsubu ile fazladan alınan 1.239,29TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Hazine tarafından karşılanan 3.120,00TL arabuluculuk giderinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-6100 Sayılı HMK'nın 323–333. maddeleri gereğince hükmün verilmesinden kesinleşmesine kadar olan dönemde davacının sorumlu olduğu yargılama giderleri de ödendikten sonra var ise karar kesinleştiğinde; Kullanılamayan ve bakiye kalan gider avansının Hukuk Muhakemeleri Kanunun Gider Avansı Tarifesinin 5. Maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra talep eden tarafından hesap numarası bildirilmiş ise iade elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle, talep eden tarafından hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak İADESİNE,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Konya Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere yapılan yargılama sonunda karar verildi. 18/09/2025
Katip Hakim