T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
KONYA TÜRK MİLLETİ ADINA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ... ...
VEKİLİ :
DAVALI : ... - ... ...
VEKİLLERİ :
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
KARAR YAZMA TARİHİ :
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafça, davacı aleyhine Konya . İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile 30.01.2023 tarihinde Örnek 10 icra takibi başlatıldığını ve takibin dayanağı olarak da 10.04.2019 tanzim tarihli, 15.03.2020 vade tarihli ve 73.500 TL bedelli senet gösterildiğini, ayrıca bu takip sebebiyle ihtiyati haciz başvurusu yapıldığını ve Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... D. İş sayılı dosya kapsamında 31.01.2023 tarihli ihtiyati haciz kararı verildiğini ve bu karar kapsamında davacının tüm malvarlığı değerleri üzerine ihtiyati haciz şerhi konulduğunu, ancak davacının, takibe konu edilen senede istinaden ne davalıya ne de dava dışı ... herhangi bir borcunun olmadığını, bu senede dayalı olarak verilen ihtiyati haciz kararı da davacının mağduriyetine yol açtığını, işbu dava kapsamında davacının davalıya borcunun olmadığının tespiti için işbu menfi tespit davasını açtıklarını, fazlaya dair her türlü dava ve tazminat talep hakları saklı kalmak kaydıyla öncelikle ihtiyat-i tedbir talebinin kabulü ile, Konya . İcra Müd.'nün ... E. sayılı dosyası ile devam eden Örnek 10 icra takibinin bu aşamada tedbiren durdurulmasını, davanın kabulü ile, davacının işbu dava konusu edilen Konya . İcra Müd.'nün ... E. sayılı takibe ve takip dayanağında yer alan 10.04.2019 tanzim tarihli, 15.03.2020 vade tarihli ve 73.500 TL senede istinaden herhangi bir borcunun olmadığının tespitini, kötüniyetli alacaklının takip konusu alacağın %20'si oranında tazminata mahkum edilmesini, her türlü yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ettiği görülmektedir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından tanzim edilen 10.04.2019 tanzim,15.03.2020 vade tarihli 73.500,00 TL bedelli bononun davacının dilekçesindeki dava dışı ... lehine düzenlendiğini, ... tarafından da ciro edilerek davalının alacağına karşılık olmak üzere müvekkiline verildiğini, Konya .Asliye Ticaret Mahkemesinin ... D.İş esas, ... D.iş karar sayılı dosyasından tesis edilen ihtiyati haciz kararının Konya . İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından infaz edildiğini, icra dosyasından borçluya ödeme emrinin 31.01.2023 tarihinde tebliğ edilmiş ve icra takibi kesinleşmiş olduğunu, Her ne kadar itiraz eden tarafça sahte senet iddiasında bulunulmuş ise de, beyanlarının ispata muhtaç, gerçek dışı ve soyut iddialar olduğunu, takibe konu olan senette davalının iyi niyetli 3. şahıs konumunda olup, davacı tarafın lehtarla doğrudan doğruya aralarında mevcut olan münasebetlere dayanan def'ileri, müracaatta bulunan müvekkiline karşı ileri süremeyeceğini, takibe konu olan senette de görüleceği üzere, tanzim edilen iş bu bononun ... , ondan da ciro yoluyla davalıya verildiğini, davalının iyi niyetli 3. şahıs olup, davacının iddialarını bilebilecek durumda olmadığını, müvekkiline karşı ileri sürülen iddiaların hukuki mesnetten yoksun olduğunu, davanın bu yönüyle reddi gerektiği gibi nedenlerle öncelikle tedbir kararının tümüyle kaldırılmasını, bu talepleri kabul görmemesi halinde ise, İ.İ.K.'nun 72/3. maddesi gereğince tedbir kararının icra dosyasına yatacak paranın alacaklı tarafa ödenmemesine yönelik olarak yeniden tesis edilmesini, haksız, kötü niyetli ve hukuki mesnetten yoksun davanın reddini, kötü niyetli davacının, alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ettiği görülmektedir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava bonodan ve bonoya dayalı olarak başlatılan icra takibinden borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Davalı tarafından davacı aleyhine Konya İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile, keşidecisinin davacı ..., lehtarının dava dışı 3. Kişi ... , yetkili hamilinin (cirantanın) davalı ... olduğu,10.04.2019 tanzim tarihli, 15.03.2020 vade tarihli ve 73.500 TL bedelli bonoya dayalı olarak icra takibi başlatıldığı, davacı vekilince, söz konusu bonodaki keşideci imzasının ve yazıların müvekkiline ait olmadığı, müvekkilinin davalıya borcunun olmasını gerektirir bir hukuki ilişkinin bulunmadığı hususlarını ileri sürülerek menfi tespit talebinde bulunulduğu, davalının ise vekili marifetiyle sunduğu dilekçelerinde yukarıda özetlendiği gibi davanın reddini savunduğu anlaşılmıştır.
Bononun yasal şekil şartları TTK m. 776’da gösterilmiştir. Buna göre, bono senet metninde “bono” veya “emre yazılı senet” kelimesini ve senet Türkçe’den başka bir dille yazılmışsa, o dilde bono veya emre yazılı senet karşılığı olarak kullanılan kelimeyi, kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödemek vaadini, vadeyi, ödeme yerini, kime veya kimin emrine ödenecek ise onun adını, düzenlenme tarihini ve yerini, düzenleyenin imzasını içerir. Belirtilen kayıtlardan “bono” ya da “emre yazılı senet” kelimesinin varlığı, belirli bir bedeli kayıtsız şartsız ödeme vaadi, lehtarın adı, düzenleme tarihi ve düzenleyenin imzası zorunlu kayıtlardır. Bu kayıtların olmayışı bonoyu geçersiz kılar. Bu kayıtlar dışında bononun üzerine konan kayıtlar isteğe bağlı (ihtiyari) kayıtlardır. Bu kayıtlar tamamen isteğe bağlı niteliktedir ve bu kayıtların geçerli olup olmadıkları her bir kayıt bakımından kaydın içeriğine göre incelenir. Bu kayıtlar kanunda zikredilmeyen ve bono açısından zorunlu olmayan kayıtlardır. İsteğe bağlı olarak bonoya yazılan belli başlı kayıtlardan bir tanesi de “Bedeli malen/nakden alınmıştır” şeklindeki bedel kaydıdır. Bu kaydın olmasının ya da olmamasının bononun geçerliliğine bir etkisi yoktur. Bu kaydın konulması bonoyu düzenleyenin isteği ile ilgilidir. Bu kayıt taraflar arasındaki temel ilişkiyi tam olarak göstermediğinden bu kayıt bonoyu kayıtsız ve şartsız olma halinden çıkarmaz. Öğretide ispat yükü açısından bu kaydın varlığının bir değişiklik yaratmayacağı, dolayısıyla bu kaydın bonoda yer alan ispat soyutluğuna etki etmeyeceği belirtilmiştir. (Yargıtay Kararları Işığında Bononun Ta’lili, Dr. ... , Ankara Barosu Dergisi ... , s 11 vd.)
Kıymetli evrak ve bu bağlamda bir kambiyo senedi olarak bono, içerdiği hakkın senetten ayrı olarak ileri sürülemediği ve başkalarına da devredilemediği vasıflı ve soyut bir borç ikrarıdır (eTTK m.557, TTK m.645 ve ... : Kıymetli Evrak Hukuku, 2.b., Ankara 1997, s.975; ... : Kıymetli Evrak Hukuku, 5.b., Ankara 1999, s.247). Bononun keşidecisi, bonoda gösterdiği belirli bir bedeli kayıtsız ve şartsız olarak bizzat ödemek konusunda soyut bir vaadde bulunmaktadır. Soyutluk (mücerretlik) ise senedin içerdiği hakkın doğumuna sebep olan temel hukuki ilişkinin senet metninden anlaşılamaması anlamına gelir. Soyutluğun senede yüklediği ilk özellik, hamilin artık senette gösterilen alacağın alacaklısı olduğu konusunda, senetten başka bir delil sunmasına gerek bulunmaması; alacağını sadece bu senetle ispatlayabilmesidir (... , s.173; ... , Ü.: Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, 15.b., İstanbul 2001, s.25).
İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi).
İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.
Davacı tarafından imza inkarında bulunulduğundan sahtecilik ve grafoloji uzmanlarından oluşturulan bilirkişi heyetinden rapor aldırılması lüzumlu olmuştur. Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesi bilirkişi heyeti tarafından Mahkememize sunulan 16/01/2024 tarihli raporda özetle; İnceleme konusu senet ön yüzde ... adına atılı borçlu imzaları ile ...'nın mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzaların ...'nın eli ürünü olduğu ancak inceleme konusu senet ön yüz yazıları ile ...'nın mukayese yazıları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından, söz konusu yazıların mevcut mukayese yazılarına kıyasla ...'nın eli ürünü olmadığı hususlarını bildirir kanaat raporu sunulmuş olduğu görülmüştür.
Müstakar Yargıtay uygulaması kapsamında Yargıtay . Hukuk Dairesinin ... Esas, ... Karar sayılı ilamında ve yine ... Esas, ... Karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, bononun boş olarak verildiği ve sonradan anlaşmaya aykırı doldurulduğu yönündeki iddiaların yazılı delille ispatı gerekmektedir. Davacı vekili tarafından her ne kadar müvekkili ile davalı arasında borç doğurucu bir işlem bulunmadığı iddia edilmiş ise de, bononun illetten mücerret borç ikrarı niteliğini haiz, alacağı kanıtlayan belge niteliğinde olması ve aksinin ancak yazılı delille ispatının gerekmesi karşısında söz konusu iddia yerinde görülmemiştir.
Davalı ..., keşideci ve lehdar açısından 3. kişi konumundadır. Keşideci ile lehtar arasındaki şahsi def’ilerin hamile karşı ileri sürülebilmesi için hamilin senedi iktisabında kötüniyetli olduğunun kanıtlanması gerekir. Aksi takdirde, keşideci ile lehdar arasında doğrudan doğruya mevcut olan münasebetlere dayanan şahsi def’iler müracaatta bulunan iyiniyetli hamile karşı ileri sürülemez. (Yargıtay HGK ... E., ... K. vd.)
Bonodaki imzanın davacıya ait olmadığı kanıtlanamadığı, bononun sonradan usulsüz doldurulduğu iddiaları da yazılı delille ispat edilemediği, davalının kötüniyetli olduğu ispat edilemediği, keşideci ile lehdar arasında doğrudan doğruya mevcut olan münasebetlere (işçi-işveren müasebetine) dayanan şahsi def’iler müracaatta bulunan 3. kişi durumunda olan iyiniyetli hamil davalıya karşı ileri sürülemeyeceği görüldüğünden davanın ispatlanamadığı kanaatine ulaşılmıştır.
Davaya emsal Konya Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi'nin 10/03/2023 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararında: "... HMK 226. Maddesi gereğince konusu suç teşkil eden vakıalar yemine konu olamayacağından bu hususta davalıya yemin teklif edilmesi de mümkün değildir.... Tüm bu hususlar birlikte değerlendirilerek mahkemece davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı..." denilmek suretiyle konusu suç teşkil eden vakıaların yemine konu olamayacağı vurgulanmıştır.
Davacı vekili yemin deliline dayanmış ise de, yukarıda yer verilen İstinaf Mahkemesi kararında belirtildiği üzere bedelsiz senet veya kötü niyetli iktisap iddiaları taraf yemini deliliyle ispata elverişli olmadığından yemin delili hatırlatılmasına lüzum görülmemiştir. Ayrıca bono bedelinin senetle ispat kuralının üzerinde olması, davalının açık rıza göstermemesi, yazılı delil başlangıcı mahiyetinde bir belge bulunmaması hususları karşısında davacının tanık dinletme talepleri kabul edilmemiştir.
Bu itibarla sübut bulmayan davanın reddi gerekmiştir.
Dava konusu icra takibinin tedbiren durdurulmadığı ve böylece İİK 72. Maddesinde belirtilen şartların oluşmadığı anlaşılmakla davacı aleyhine tazminata hükmedilmemiş ve aşağıdaki hüküm oluşturulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Peşin alınan 1.786,31TL harçtan alınması gereken 427,60TL karar ve ilam harcının mahsubu ile fazla alınan 1.358,71TL harcın kararın kesinleşmesi ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı vekili yararına AAÜT'ye göre hesaplanan 30.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
5-Davalı tarafından karşılanan 25,60TL vekalet suret harcının davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,
6-6100 Sayılı HMK'nın 323–333. maddeleri gereğince hükmün verilmesinden kesinleşmesine kadar olan dönemde davacının sorumlu olduğu yargılama giderleri de ödendikten sonra var ise karar kesinleştiğinde; Kullanılamayan ve bakiye kalan gider avansının Hukuk Muhakemeleri Kanunun Gider Avansı Tarifesinin 5. Maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra talep eden tarafından hesap numarası bildirilmiş ise iade elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle, talep eden tarafından hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak İADESİNE,
DAİR; davacı vekilinin yokluğunda, davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Konya Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere yapılan yargılama sonunda karar verildi. 05/12/2024
Katip ... Hakim ...