T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
T.C.
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
DAVACILAR : 1
2-
:3-
VEKİLİ :
DAVALI : 1-
VEKİLİ :
DAVALI : 2-
VEKİLİ :
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
HEYETİMİZCE GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
TALEP :
Davacılar vekili 28/12/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; 22/07/2023 tarihinde meydana gelen trafik kazasında müvekkillerinin murisi ...'in vefat ettiğini, davalı ...'ün kullanmış olduğu ... plakalı aracın kontrolden çıkması sonucu müvekkillerinin murisine çarpması sonucu murisin ölümü ile neticelenen trafik kazasında davalı araç sürücüsünün tam ve ağır kusurlu olduğunu, dava neticesinde başlatılan soruşturma sonunda açılan Konya . Ağır Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında davalının 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiğini, davalı sigorta şirketinin de kazaya sebebiyet veren araç sigortacısı olarak sorumluluğunun bulunduğunu, dava öncesinde davalı sigorta şirketine yapılan başvurunun neticesinin kaldığını, yine dava öncesi yapılan arabuluculuk görüşmelerinden de bir sonuç alınamadığını, gerek kaza sonucunda düzenlenen kaza tespit tutanağı ile gerekse soruşturma ve kovuşturma aşamasında alınan raporlarda davalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunun tespit edildiğini, muris ...'in 7 yaşında olup müvekkillerinin kızı olduğunu, yaşı küçük müvekkili ...'in de kardeşi olduğunu, müvekkillerinin murisin ölümü ile büyük üzüntü içerisinde olduğunu, kaza anına da bizzat şahit olduklarını, hem maddi olarak hem de manevi olarak yıprandıklarını beyanla öncelikle ihtiyati haciz kararı verilerek davalı ... adına kayıtlı taşınır ve taşınmaz malları üzerine haciz konulmasına, ileride arttırılmak üzere şimdilik müvekkili ... için 1.000,00TL, ... için 1.000,00TL olmak üzere 2.000,00TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı sigorta şirketi yönünden sigorta limitleri ile sınırlı olmak kaydıyla davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, müvekkili ... için 200.000,00TL, ... için 200.000,00TL ve müvekkili ... için 100.000,00TL olmak üzere 500.000,00TL manevi tazminatın kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'ten tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacılar vekili 26/03/2025 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; mahkememiz dosyasında alınan hesap raporu doğrultusunda; müvekkili ... için 1.000,00TL olarak talep edilen maddi tazminat taleplerini 1.325.939,05TL'ye, müvekkili ... için 1.000,00TL olarak talep edilen maddi tazminat taleplerini 1.022.850,26TL'ye yükselttiklerini, manevi tazminat taleplerinin dava dilekçelerindeki bedeller olarak devam ettiğini beyanla bu talepleri gibi karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı şirketi vekili 04/01/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin sorumluluğunun kusur oranları ve poliçe limitleri ile sınırlı olduğunu, davaya konu kazaya ilişkin kusur durumunun adli tıp kurumu trafik ihtisas dairesince usulüne uygun olarak tespit edilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin temerrüde düşmediğini, mahkememizce olası hükmedilecek tazminat miktarının faizinin dava tarihi itibariyle başlatılması gerektiğini, SGK İl Müdürlüğünden davacılara gelir sağlanıp sağlanmadığının tespit edilmesini, bu tespitlerden sonra bilirkişi hesap raporu alınması gerektiğini beyanla açılan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili 24/01/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davaya konu kaza nedeniyle müvekkilinin son derece üzgün olduğunu, kazanın müvekkilinin kusurundan kaynaklanmadığını, kazanın oluşumunda kontrolden çıkarak müvekkilinin sürdüğü aracın önüne manevra yapmak suretiyle kıran başka bir aracın etkili olduğunu, müvekkilinin önüne geçen araca çarpmamak için sağ şeride doğru manevra yapmak durumunda kaldığını ve bu elim kazanın oluştuğunu, soruşturma ve kovuşturma aşamalarındaki beyanlarla da kazanın bu şekilde meydana geldiğinin doğrulandığını, ceza dosyasında alınan kusur raporunda her ne kadar müvekkilinin kusurlu olduğu tespiti yapılmış ise de ceza yargılamasının henüz kesinleşmediğini, kusur raporu düzenlenirken detaylı inceleme kusur durumuna etki edecek değerlendirmelerin dikkate alınmadığını bu nedenle mahkememizce keşif yapılmak suretiyle yeniden kusur raporu alınmasına karar verilmesini ayrıca Borçlar Kanunu uyarınca ceza yargılamasında alınan kusur raporunun hukuk hakimini bağlamayacağı, SGK İl Müdürlüğünden davacılar yararına herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığının ya da gelir bağlanıp bağlanmadığının tespit edilmesini, davacıların talep etmiş olduğu manevi tazminat miktarının da fahiş olduğunu, manevi tazminatın sebepsiz zenginleşme aracı olarak kullanılamayacağını, davacı tarafın talep ve iddialarını kabul etmediklerini, davacı taleplerinin zamanaşımına uğradığını beyanla açılan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
Mahkememizce, Konya . Ağır Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası celp edilmiş, davalı sigorta şirketine müzekkere yazılarak, poliçe ve bu poliçe kapsamında müracaat ve ödeme olup olmadığı, SGK İl Müdürlüğüne müzekkere yazılarak, davacılara ödeme yapılıp yapılmadığı ve davacılar ile davalı gerçek kişinin ekonomik ve sosyal durumları araştırılmış, davalı tanıkların dinlenilmiş, Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden kusur raporu, aktüerya hesap bilirkişisinden hesap raporu alınmıştır.
Konya . Ağır Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davalı sürücü hakkında dava konusu kaza sebebiyle taksirle bir kişinin ölümüne ve bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan TCK'nın 85/2 maddesi gereğince suçun işleniş şekli, sanığın amaç ve saiki, meydana gelen zararın niteliği, failin kusur oranı, suçun işlendiği zaman ve yer nazara alınarak takdiren ve teşdiden indirim yapılarak 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın istinaf kanun yolu incelemesinden geçerek 04/03/2024 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
DAVANIN NİTELİĞİ, DEĞERLENDİRİLME VE GEREKÇE :
Dava, trafik kazası sebebiyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacılar vekili, 22/07/2023 tarihinde, davalı ...'ün sevk ve idaresinde bulunan kendi adına tescilli ... plakalı araç ile olay yerinde yaya vaziyette olan ...'e çarpması neticesinde davacıların desteği olan adı geçenin vefat ettiğini belirterek her iki davalıdan destekten yoksun kalma tazminatı ve ayrıca davalı ...'ten manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
Dava tarafları arasında, dava konusu trafik kazasındaki kusur durumu, davacıların uğradığı zararın türü ve miktarı, zararın davalılardan tazmin edilip edilemeyeceği; edilebilir ise ne miktarlarda tazmin edilebileceği, hususları ihtilaflıdır.
Kazaya karışan ... plakalı aracın kaza tarihinde davalı ... adına tescilli olduğu ve kaza sırasında sürücüsünün de adı geçen davalı olduğu ve bu aracın davalı sigorta şirketinin 13/05/2023 - 13/05/2024 tarihli ... poliçe numaralı ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğu, kaza tarihinde geçerli sakatlanma/ölüm ve sağlık/tedavi gideri teminat limitlerinin 1.200.000,00'er TL olduğu dosya kapsamına celp oluna bilgi ve belgelerden anlaşılmıştır.
2918 sayılı KTK'nın 85/1. Maddesine göre; Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.
2918 sayılı KTK'nın 85/5. Maddesine göre; İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.
2918 sayılı KTK'nın 90. Maddesine göre; Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.
Anayasa Mahkemesi’nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/7/2020 tarihli ve ... E, ... K sayılı Kararı ile, 2918 sayılı KTK'nın 90/1. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “…ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresinin ve ikinci cümlesinde yer alan “…ve genel şartlarda…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
2918 sayılı KTK'nın 91. Maddesine göre; İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.
2918 sayılı KTK'nın 97. Maddesine göre; Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.
2918 sayılı KTK'nın 99. Maddesine göre; Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar.
6098 sayılı TBK'nın 49. Maddesine göre; Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
6098 sayılı TBK'nın 50. Maddesine göre; Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.
6098 sayılı TBK'nın 53. Maddesine göre; Ölüm hâlinde uğranılan zararlar özellikle şunlardır: 1. Cenaze giderleri. 2. Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 3. Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar.
6098 sayılı TBK'nın 55. Maddesine göre; Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez. Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz.
Anılan yasal düzenlemelere istinaden bir motorlu aracın işletilmesi sırasında meydana gelen trafik kazasında, zarar görenlerin zararından, 6098 sayılı TBK'nın 49. Maddesi uyarınca araç sürücüsü, 2918 sayılı KTK'nın 85. Maddesi uyarınca araç işleteni ve şartları varsa teşebbüs sahibi ve 2918 sayılı KTK'nın 91. Maddesi uyarınca sigortacı müştereken ve müteselsilen sorumludur.
Trafik kazası nedeniyle zarara uğradığını iddia eden hak sahipleri tarafından açılan tazminat davalarında ispat yükü 6098 sayılı TBK'nın 50. Maddesi uyarınca zarar gören üzerinde olup, zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat etmek zorundadır.
Haksız eylem nedeniyle oluşan zararın tazminine karar verebilmek için, hukuka aykırı kusurlu eylem sonucu oluşan zarar ve hukuka aykırı kusurlu eylem ile zarar arasında uygun illiyet bağının mevcut olması gerekir.
Destekten yoksun kalma tazminatı, haksız fiil sonucu bir kişinin ölümü sonucunda ölenin yardımından mahrum kalanlara ödenecek bir tazminat türüdür. Bu tazminatın kaynağı olan 6098 sayılı TBK m. 53 öngörmüş olduğu hal, ölüm sonucu vukua gelen bir kısım zararların tazminini hükme bağlamaktadır. Bu hükme göre, ölenin yardımından faydalananlar, bu yüzden yoksun kaldıkları faydayı, tazminat olarak, sorumludan isteyebilirler. Kanun metninden de anlaşılacağı gibi destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Yani haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse BK'nın 45/2 maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir.
Destekten yoksun kalma zararının hesabında, destekten yoksun kalanlara müteveffanın sağlığında sağlamış olduğu yardımın miktarı belirlenmelidir. Bu belirlemede destek ile destek olunan kimse arasındaki yakınlığın derecesi, aralarındaki manevi bağ, davacıların yaşları, dahil oldukları sosyal ve ekonomik çevre, yaşam standartları, cinsiyetleri gibi bakım ilişkisine ve miktarına etkili olabilecek unsurlar da göz önünde bulundurulacaktır. Hayatın olağan akışı içinde, destek sayılan kimsenin baktığı kimselere gelirini belli paylara bölerek baktığı pek söylenemese de tazminat hesabında bir paylaştırma yapmak zorunlu hale gelmektedir.
Buna göre öncelikle gelirin tamamının, yardım görenlere tahsis olunmuş varsayılamayacağı, ölenin gelirinden bir bölümünü kendisine ayıracağı, bu tahsisten vazgeçilemeyeceği ve bu suretle yardımın (payların) geliri yutmaması ilkesi dikkate alınmalıdır. Ayrıca ölenin kendi geçim masraflarından artan miktarın tamamının (hiçbir tasarruf düşüncesine yer bırakmadan) destek görenlere dağıtılması da kabul olunamaz. Öte yandan, destek görecek kimselere ayrılacak miktar da bunların ihtiyaçlarının toplamı kadar olmalıdır. Bunun dışında destekten yoksun kalanlardan bir kısmının davacı olup diğer kısmının davacı olmadığı durumda talepte bulunmayan destek görenlerin paylarının da hesaplamada göz önünde tutulması gerekmektedir.
Yargıtay . Hukuk Dairesinin yerleşmiş içtihatlarına göre; çocuklar için destekten yoksun kalacakları sürenin belirlenmesinde yaşları, okuldaki eğitim durumları, içinde yaşadıkları sosyal ve ekonomik koşulların ayrı ayrı değerlendirilmesi, yüksek öğrenim yapacaklar ise, 25 yaşının doldurulmasına kadar; yüksek öğrenim yapmamakta ise yerleşik ve kabul gören uygulamaya göre, erkek çocukları için 18 yaşın, kız çocukları için 22 yaşın desteğin sona ereceği yaş olarak kabul edilerek hesaplama yapılması gerekmektedir.
Davacılar, davaya konu trafik kazasında vefat edenin anne, babası ve kardeşi olup, ölümle birlikte destekten mahrum kaldıklarını savunarak destekten yoksun kalma tazminatı isteminde bulunmuşlardır. Davacılar ile müteveffa arasındaki ölüm tarihindeki akrabalık durumu nedeniyle desteklik ilişkisi bulunduğu kabul edilmiştir.
Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesince düzenlenen 09/12/2024 tarihli kusur raporunda özetle;
"...A)Davalı sürücü ...'ün %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu,
B)Yayalar ... ve ...'in kusurlarının bulunmadığı..." kanaatleri bildirilmiştir.
Kusur raporunun olayın oluş şekline ve dosyadaki mevcut delillere uygun olması sebebiyle hükme esas alınması gerekmiştir.
Aktüerya hesap bilirkişisi tarafından düzenlenen 13/03/2025 tarihli hesap raporunda özetle;
"...A 1931 YAŞAM TABLOSUNA GÖRE YAPILAN HESAPLAMAYA İTİBAR EDİLMESİ HALİNDE;
a-)Desteğin babası ...'in destekten yoksun kalma maddi zarar toplamının 856.144,21-TL olarak hesaplandığı ve bu miktarın garame hesabına göre poliçe limitindeki payının 590.447,72-TL,
b-)Desteğin annesi ... in destekten yoksun kalma maddi zarar toplamının 883.845,65-TL olarak hesaplandığı ve bu miktarın garame hesabına göre poliçe limitindeki payının 609.552,28-TL,
2-)MAHKEMECE TRH 2010 YAŞAM TABLOSUNA GÖRE YAPILAN HESAPLAMAYA İTİBAR EDİLMESİ HALİNDE İSE;
a-)Desteğin babası ...'in destekten yoksun kalma maddi zarar toplamının 1.022.850,26-TL olarak hesaplandığı ve bu miktarın garame hesabına göre poliçe limitindeki payının 522.575,74-TL,
b-)Desteğin annesi ...'in destekten yoksun kalma maddi zarar toplamının 1.325.939,05-TL olarak hesaplandığı ve bu miktarın garame hesabına göre poliçe limitindeki payının 677.424,26-TL olduğu..." kanaatleri bildirilmiştir.
Destek zararı tazminatının hesaplanmasında hükme esas alınması gereken yaşam formülünün TRH 2010 ya da PMF 1931 yaşam formüllerinden hangisinin olması gerektiğine ilişkin olarak yapılan değerlendirmede;
Konuya ilişkin Yargıtay . Hukuk Dairesinin Bölge Adliye Mahkemeleri kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi istemine ilişkin olarak vermiş olduğu, 30/05/2024 Tarih, ... Esas, ... Karar sayılı kararında;
"...
KTK'nın 85 inci maddesinin birinci fıkrasında; bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi hâlinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibinin, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı, 91 inci maddesinin birinci fıkrasında; işletenlerin, bu Kanun'un 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarının zorunlu olduğu, yine 90 ıncı maddesinin birinci fıkrasında ise; zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatların bu Kanunda öngörülen usul ve esaslara tabi olduğu ve 2918 sayılı Kanun'da düzenlenmeyen hususlar hakkında 6098 sayılı Kanun'un haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı şeklinde düzenleme getirilmiştir.
TBK'nın 49 ilâ 51 inci maddelerine göre, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlü olup zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispatla mükelleftir. Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.
TBK'nın "Bedensel zararlar" başlıklı 54 üncü maddesinde bedensel zararlar "özellikle" ifadesine yer verilmek suretiyle tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak örnekseme yoluyla açıklandıktan sonra, "Tazminatın belirlenmesi" başlıklı 55 inci maddenin birinci fıkrasında ise; "Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır." hükmüne yer verilmiştir.
Açıklanan düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere tazminatın hesaplanmasına yönelik somut kurallar bulunmadığından tazminatın (uğranılan gerçek zararın) belirlenmesine yönelik ilkeler, somut olayın özelliği gözetilmek suretiyle yeksenak uygulamaların ortaya konulabilmesi amacıyla ilgili Kanunlar çerçevesinde oluşturulan içtihatlarla belirlenmiştir.
Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir.
Sürekli iş göremezlik oranı tespit edilirken uygulamada yeksenaklığın oluşturulabilmesi amacıyla Dairemizin istikrar kazanmış kararlarında; kaza tarihine göre 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ilâ 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 ilâ 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 ilâ 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve 20.02.2019 tarihinden sonra ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik uyarınca sağlık kurulu raporu düzenlenmesi gerektiği vurgulanmaktadır.
Gerçek zararın belirlenmesine yönelik ilkeler (yukarıda açıklandığı üzere somut tazminat hesabına ilişkin belirlemeler) istikrar kazanan Dairemiz içtihatlarıyla belirlenmiş ve uygulamaya yön verilmiştir.
Buna göre haksız fiilden kaynaklanan zararın tespitinde haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri dikkate alınarak hesaplama yapılmaktadır. Oluşan zararın tespit edilmesinde aynı konuya yönelik aynı tarihlerde farklı düzenlemeler bulunmasının da genel ilkelerden ayrılmak için bir gerekçe olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Zira aksinin kabulü hukuki güvenlik ve istikrar ilkesine de aykırı düşmektedir. (Hukuk Genel Kurulu'nun 28.02.2024 tarihli, ... E, ... K sayılı kararı ile Hukuk Genel Kurulu'nun 28.02.2024 tarihli, ... E, ... K sayılı kararı da bu yöndedir.)
Trafik kazası sonucu bedensel zarara uğrayan ve buna dayalı olarak iş gücü kaybı tazminatı ile ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı isteminde bulunan hak sahiplerinin gerçek zararının belirlenmesi için bakiye ömrün belirlenmesi gerekmektedir. Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir tespit olduğundan gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle yapılan bilimsel çalışmalar sonucu “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmış olup bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içermesi ve yargı mercileri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından Dairemizce de tazminata esas bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinde TRH 2010 Yaşam Tablosu’nun kullanılmasının uygun olacağına dair içtihat değişikliğine gidilmiş olup istikrarlı şekilde bu yönde kararlar verilmeye devam edilmektedir. Uyuşmazlığın giderilmesine konu edilen iki husus hakkında da hem sürücü, hem işleten, hem de sigorta şirketleri açısından Daire uygulaması aynı şekildedir.
Dolayısıyla uyuşmazlığın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi'nin ilgili kararlarına göre giderilmesi gerekir.
KARAR: Trafik kazalarından kaynaklanan tazminat davalarında; sürekli iş göremezlik oranının tespitinde kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ilâ 01.09.2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 ilâ 01.06.2015 tarihleri arasında ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 ilâ 20.02.2019 tarihleri arasında ise Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve 20.02.2019 tarihinden sonra ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerinin uygulanmasına; tazminata esas bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinde TRH 2010 Yaşam Tablosu’nun kullanılmasına; Konya Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi'nin kesin kararları arasındaki görüş ve uygulama UYUŞMAZLIKLARININ BU ŞEKİLDE GİDERİLMESİNE... " şeklinde karar verilmiştir.
Yukarıda yer verilen Yargıtay içtihadında da değinildiği üzere, Trafik kazasından kaynaklı tazminat davalarında esas alınan bakiye ömür daha önceki yıllarda Fransa'dan alınan 1931 tarihli "PMF" cetvellerine göre saptanmakta ise de; Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi'nin çalışmalarıyla "TRH 2010" adı verilen "Ulusal Mortalite Tablosu" hazırlanmıştır. Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması gerekmektedir. Bu durumda tazminat davalarında zarar hesabında birliğin sağlanması ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içermesi göz önüne alındığında TRH 2010 Tablosu'na göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesi, güncel verilere ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olacaktır. Dava konusu olayda da, aktüerya bilirkişisi tarafından TRH 2010 Tablosu'na göre belirlenen muhtemel bakiye ömür süresi ve %1,8 teknik faiz uygulanmadan, bilinmeyen/işleyecek devre hesabı yapılırken, bilinen son gelirin her yıl için %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi yöntemi kullanılarak hesap edilen zarar miktarına göre davacıların destek zararlarının belirlenmesi gerekmiştir.
Manevi tazminat talebi açısından yapılan değerlendirmede ise;
Davacılar vekili manevi tazminat talebini davalı araç maliki ve sürücüsü ...'e yöneltmiştir. Adı geçen davalı hem araç işleteni olarak hem de haksız fiil faili olarak davacıların manevi tazminat talebinden sorumludur.
TBK'nın 56. Maddesine göre; Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.
Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek, tazminata benzer fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin, bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminatı takdir etmesi gerekir( HGK 23/06/2004, ... )
Somut olayda; tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kaza tarihinde paranın satın alma gücü, dosya kapsamına uygun olduğundan hükme esas alınan yukarıda belirtilen kusur raporu ve adli tıp raporu, müteveffa ile davacılar arasındaki yakınlık derecesi, olay sonrasında duyulan manevi acı hususları dikkate alınarak davacıların manevi tazminat isteminin kabulüne karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-DAVACILARIN MADDİ TAZMİNAT DAVASININ KABULÜ İLE,
Davacı ... için 1.022.850,26TL,
Davacı ... için 1.325.939,05TL olmak üzere 2.348.789,31TL destekten yoksun kalma tazminatının, (Davalı sigorta şirketinin sorumluluğu davacı ... için hükmedilen tazminat yönünden 522.575,74TL ile, davacı ... için hükmedilen tazminat yönünden 677.424,26TL olmak üzere, toplamda 1.200.000,00 TL ile sınırlı olmak kaydıyla) davalı ... yönünden kaza tarihi olan 22/07/2023 tarihinden, davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 27/10/2023 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,
2-DAVACILARIN MANEVİ TAZMİNAT DAVASININ KABULÜ İLE,
Davacı ... için 200.000,00TL,
Davacı ... için 200.000,00TL,
Davacı ... için 100.000,00TL olmak üzere 500.000,00TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 22/07/2023 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'ten alınarak davacılara verilmesine,
3-Hazine tarafından karşılanan 3.200,00TL arabuluculuk giderinin davalı sigorta şirketinden tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Harçlar Kanunu uyarınca maddi tazminat davası yönünden alınması gereken 160.445,80TL karar-ilam harcı ve manevi tazminat davası yönünden alınması gereken 34.155,00TL karar-ilam harcı olmak üzere toplam alınması gereken 194.600,80TL karar ve ilam harcından dava açılırken peşin olarak alınan 1.714,59TL harç ile yargılama sırasında alınan 8.015,46TL ıslah harcı toplamı olan 9.730,05TL'nin mahsubu ile bakiye 184.870,75TL harcın davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına, (Davalı ... Sigorta A.Ş.'nin poliçe limiti dahilinde hesaplanan (1.200.000,00/2.848.789,31) 77.873,40TL'den diğer davalı ile birlikte sorumlu olmak kaydıyla, diğer davalının tamamından sorumlu olmak kaydıyla),
5-Davacılar tarafından yapılan 809,55TL başvuru harçları, 38,40TL vekalet suret harcı, 1.714,59TL peşin harç, 8.015,46TL ıslah harcı, 4.375,50TL tedbir harçları, 645,75TL posta-tebligat gideri, 8.200,00TL bilirkişi ücretleri ve 2.000,00TL Adli Tıp Kurumu kusur raporu fatura bedeli olmak üzere toplam 25.799,25TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, (Davalı ... Sigorta A.Ş.'nin poliçe limiti dahilinde hesaplanan (1.200.000,00/2.848.789,31) 10.867,46TL'den diğer davalı ile birlikte sorumlu olmak kaydıyla, diğer davalının tamamından sorumlu olmak kaydıyla),
6-AAÜT'ye göre davacı ... için kabul edilen maddi tazminat yönünden hesaplanan 197.631,47TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e verilmesine, (Davalı ... sigorta şirketinin (677.424,26/1.200.000,00 oranında) hesaplanan 111.566,96TL'den diğer davalı ile birlikte sorumlu olduğuna, diğer davalının tamamından sorumlu olduğuna,)
7-AAÜT'ye göre davacı ... için kabul edilen maddi tazminat yönünden hesaplanan 155.199,04TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e verilmesine, (Davalı ... sigorta şirketinin (522.575,74/1.200.000,00 oranında) hesaplanan 67.586,04TL'den diğer davalı ile birlikte sorumlu olduğuna, diğer davalının tamamından sorumlu olduğuna,)
8-AAÜT'ye göre Davacı ... için kabul edilen manevi tazminat yönünden hesaplanan 32.000,00TL vekalet ücretinin davalı ...'den alınarak davacı ...'e verilmesine,
9-AAÜT'ye göre Davacı ... için kabul edilen manevi tazminat yönünden hesaplanan 32.000,00TL vekalet ücretinin davalı ...'den alınarak davacı ...'e verilmesine,
10-AAÜT'ye göre Davacı ... için kabul edilen manevi tazminat yönünden hesaplanan 30.000,00TL vekalet ücretinin davalı ...'den alınarak davacı ...'e verilmesine,
11-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair; davacı vekili, davalı sigorta vekili ile davalı ... vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince (2) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere ve oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 14/05/2025
Başkan Üye Üye Katip