T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
T.C.
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
DAVACILAR : 1-
2-
3-
4-
VEKİLİ :
DAVALI : 1-
DAVALILAR : 2-
3-
VEKİLİ :
İHBAR OLUNAN :
VEKİLİ :
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
KARAR YAZIM TARİHİ :
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
HEYETİMİZCE GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
TALEP :
Davacılar vekili 08/03/2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; 25/11/2023 tarihinde meydana gelen trafik kazasında müvekkillerinin murisi olan ...'in vefat ettiğini, davalı ... araç sürücüsü, davalı ...'ın araç maliki diğer davalı sigorta şirketinin de araç sigortalayanı olarak sorumluluğunun bulunduğunu, oluşan kazada davalı araç sürücüsünün müvekkillerinin murisinin kullandığı bisikletle çarptığını ve tam kusurlu olduğunu, müvekkillerinin murisinin oluşan kazada bir kusurunun bulunmadığını, kaza sonrası tutulan kaza tespit tutanağı ve savcılık dosyasında alınan kusur raporunda da bu durumun ortaya çıktığını, murisin vefat etmesi ile müvekkillerinin murisin desteğinden yoksun kaldıklarını, müvekkillerinin murisin eşi ve çocukları olduğunu, murisin ölümü ile maddi ve manevi olarak zor durumda kaldıklarını, davalı sigorta şirketine yapmış oldukları başvurunun sonuçsuz kaldığını, dava açılmadan önce yapılan arabuluculuk görüşmelerinden de bir netice alınamadığını, murisin ani ölümü ile müvekkillerinin büyük üzüntü içinde olduklarını, manevi olarak zor durumda olduklarını, murisin eşi olan müvekkilinin ev hanımı olduğunu, diğer müvekkilleri olan murisin çocuklarının da çocuk yaşta olduklarını, ailenin büyük bir kayıp yaşadığını beyanla öncelikle müvekkillerinin olası alacaklarının karşılıksız kalmaması için tedbir kararı verilerek davalıların menkul ve gayrimenkulleri üzerine ihtiyati haciz kararı verilmesine, mahkememizce alınacak raporlarla tespit edilecek bedel üzerinden ileride arttırılmak üzere şimdilik müvekkili ... ve ... için 1.000,00'er TL'den 2.000.00TL destekten yoksun kalma maddi tazminatın davalı sigorta şirketi yönünden poliçe limitleriyle sınırlı olmak üzere tüm davalılardan, müvekkili ... için 1.500.000,00TL, diğer müvekkilleri için 1.000.000,00'er TL olmak üzere toplam 4.500.000,00TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'tan tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacılar vekili 18/04/2024 tarihli cevaba cevap dilekçesinde özetle; cevap dilekçelerindeki aleyhe olan hususları kabul etmediklerini, davalı vekilinin cevap dilekçesindeki beyanlarının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, destekten yoksun kalma tazminatının ölen kişinin hayatta iken destek verdiği kişilerin aldığı destek olduğunu ve müvekkillerinin murisin desteğinden yoksun kaldıklarının açık olduğunu, oluşan kazada davalı sürücünün tam kusurlu olduğunun da açık olduğunu, murisin vefat etmesinden önce çalıştığı iş yerinden maaş ve çalışma bilgilerinin temin edilebileceğini, davalılar vekilinin murisin kask takmaması nedeniyle vefat ettiğine yönelik iddialarını da kabul etmediklerini, kask takılmama durumunun yalnızca hükmedilecek tazminat bedelinde indirim unsuru olarak değerlendirilebileceğini, kazanan tamamen davalı araç sürücüsünün kusuru nedeniyle meydana geldiğini, soruşturma aşamasında alınan bilirkişi raporuyla da bu durumun açık bir şekilde ortada olduğunu beyanla dava dilekçesindeki talepleri gibi karar verilmesini talep etmiştir.
Davacılar vekili 23/10/2025 tarihli bedel arttırım dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde 1.000,00'er TL olarak talep etmiş oldukları destekten yoksun kalma maddi tazminat taleplerini dosya kapsamında alınan raporlar doğrultusunda müvekkili ... için davalı sigorta şirketi yönünden 918.462,60TL ile sınırlı olmak kaydıyla 3.346.625,11TL'ye, müvekkili ... için davalı sigorta şirketi yönünden 136.392,21TL ile sınırlı olmak kaydıyla 496.975,70TL'ye yükseltiklerini, manevi tazminat taleplerinin dava dilekçelerindeki talepleri gibi devam ettiğini beyanla talepleri gibi karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAPLAR:
Davalı ... Sigorta Şirketi vekili 26/03/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; dava açılmadan önce dava şartı olan usulünce müvekkili şirkete başvuru şartının yerine getirilmediğini, müvekkili şirketin temerrüde düşmediğini, davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, müvekkili sorumluluğunun poliçe limitleriyle sınırlı olduğunu, davacılar tarafından talep edilen destekten yoksun kalma taleplerinin ispat edilmesi gerektiğini, kazaya ilişkin kusur durumunun mahkememizce usulüne uygun olarak tespit edilmesini, kusur durumunun tespitinden sonra hesap bilirkişisince hesap raporu alınmasını, muris ile davacılar arasındaki illiyet bağı ve murisin yaralanma öncesinde mevcut hastalıklarının olup olmadığının tespit edilmesini beyanla açılan davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili 03/04/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; oluşan kazada müvekkilinin tam kusurlu olduğu iddiasını kabul etmediklerini, kazada vefat eden murisin de kusurlu olduğunu, karayolları yönetmeliğine göre bisiklet sürücüsü olan murisin kask ve koruyucu gözlük takmasının zorunlu olduğunu, müvekkilinin işleten sıfatına haiz olmadığını, araç işleteni olarak bir sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkilinin aracı ilk defa emanet aldığını, sürekli menfaat sağlamak üzere aracın kullananı olmadığını, davacıların destekten yoksun kalma tazminatı alabilmeleri için destek zararının mevcut olması gerektiğini, destekten yoksun kalma tazminatı talebinin miras yoluyla kazanılan, mirasçılık sıfatına bağlı bir hak olmadığını bu nedenle desteğin veya mirasçıların da herhangi bir tasarruf hakkının bulunmadığını, müvekkilinin destekten yoksun kalma tazminatı yönünden sorumluluğunun bulunmadığını beyanla açılan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili 08/04/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; oluşan kazada müvekkilinin tam kusurlu olduğu iddiasını kabul etmediklerini, kazada vefat eden murisin de kusurlu olduğunu, karayolları yönetmeliğine göre bisiklet sürücüsü olan murisin kask ve koruyucu gözlük takmasının zorunlu olduğunu, müvekkilinin aracının lastiğinin patlaması sonucu aracın kayarak geriye döndüğünü ve murisin bisikletine dokunduğunu, murisin bisikletten düşerek kafasını kaldırıma çarptığını, oluşan kazada bisikletin dahi zarar görmediğini, murisin kafasını kaldırıma çarpması sonucu vefat ettiğini, murisin kafasında kask olması halinde bu durumun ortaya çıkmayacağını, oluşan kazada kask takılmamasının ağır kusur durumu olduğunu, zarar görenin ağır kusur durumunun illiyet bağını keseceğini, oluşan kazadaki kusur durumunun Adli Tıp Kurumunca tespit ettirilmesini, dosya kapsamındaki raporların hükme esas alınamayacağını, davacıların destekten yoksun kalma tazminatı alabilmeleri için destek zararının mevcut olması gerektiğini, destekten yoksun kalma tazminatı talebinin miras yoluyla kazanılan, mirasçılık sıfatına bağlı bir hak olmadığını bu nedenle desteğin veya mirasçıların da herhangi bir tasarruf hakkının bulunmadığını beyanla açılan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İhbar olunan ... Sigorta A.Ş. vekili 25/026/2025 tarihli cevap dilekçesinde özetle; kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe limitleri ve kusur durumu ile sınırlı olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun ZMMS poliçe limiti tükendikten sonra başlayacağını, ZMMS poliçe limitinin tükendiğine ilişkin dosyada bir belge bulunmadığını, oluşan kazadaki kusur durumunun tespit edilmesi gerektiğini, oluşan kazada Karayolları Genel Müdürlüğünün kusurlu olup olmadığının da tespit edilmesi gerektiğini, zarar görenin koruyucu ekipman kullanmaması durumunda müterafik kusur durumunun da dikkate alınması gerektiğini, SGK tarafından yapılan ödemelerin de tespit edilerek hesap raporunda dikkate alınması gerektiğini, manevi tazminat talebine ilişkin müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkili şirketin faize ilişkin sorumluluğunun bulunmadığını, aksi kanaat olursa ancak dava tarihi itibariyle yasal faize hükmedilebileceğini beyanla açılan davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
Mahkememizce, Konya . Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası, davalı sigorta şirketinden davaya konu kazaya ilişkin ödeme yapılıp yapılmadığı da tespit edilerek ilgili bilgi ve belgeler, UYAP sisteminden kazaya karışan araçların trafik sicil kayıtları alınmış, Konya SGK İl Müdürlüğünden davacılara ödeme yapılıp yapılmadığına ilişkin bilgi ve belgeler celp edilmiş, Emniyet müdürlüklerinden davacı ve davalı gerçek kişilerin sosyal ve ekonomik durumları araştırılmış, Adli Trafik bilirkişisi ve Adli Tıp Uzmanı bilirkişi heyetinden kusur raporu alınmış, Aktüerya hesap uzmanı bilirkişiden hesap raporu alınmıştır.
Konya . Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde; müştekilerinin mahkememiz dosyası davacısı ..., sanığının mahkememiz dosyası davalılarından ... olduğu, taksirle ölüme neden olma suçundan dava açıldığı anlaşılmıştır.
DAVANIN NİTELİĞİ, DEĞERLENDİRİLME VE GEREKÇE:
Dava, trafik kazası sebebiyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacılar vekili, davalı ...'ın sevk ve idaresindeki davalı ... adına tescilli ... plakalı aracın, bisikletiyle trafikte seyir halinde olan davacıların desteği ...'e çarpması neticesinde ...'in vefat ettiğini ileri sürerek; tüm davalılardan destekten yoksun kalma tazminatı ve ayrıca davalı araç maliki ve sürücüsünden manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
Dava tarafları arasında, dava konusu trafik kazasındaki kusur durumu, davacıların uğradığı zararın türü ve miktarı, zararın davalılardan tazmin edilip edilemeyeceği; edilebilir ise ne miktarlarda tazmin edilebileceği, kazada müterafik kusur ve hatır taşıması durumlarının olup olmadığı hususları ihtilaflıdır.
Kazaya karışan ... plakalı aracın, kaza tarihinde davalı ... adına tescilli olduğu ve kaza sırasında sürücüsünün davalı ... olduğu, aracın, ticari kamyonet kullanımına tahsisli olarak trafik siciline tescilli olduğu, aracın davalı sigorta şirketinin 24/05/2023-24/05/2024 tarihli ... poliçe numaralı, ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğu, kaza tarihinde geçerli sakatlanma/ölüm ve sağlık/tedavi gideri teminat limitlerinin 1.200.000,00'er TL olduğu, dosya kapsamına celp olunan bilgi ve belgelerden anlaşılmıştır.
Davanın, uzamış ceza zamanaşımı hükümlerine tabi olması ve kaza tarihinde geçerli TCK hükümlerine göre dava tarihi itibariyle 8 yıllık ceza dava zamanaşımı süresinin dolmamış olması karşısında, davalı vekilinin zamanaşımı def'isi yerinde görülmemiştir.
Trafik kazasından kaynaklı tazminat davaları davacının yerleşim yerinde de görülebileceğinden ve davacıların dava tarihindeki yerleşim yeri Mahkememiz yetki sınırları içerisinde bulunduğundan iş bu davayı görmeye Mahkememiz yetkilidir.
2918 sayılı KTK'nın 85/1. Maddesine göre; Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.
2918 sayılı KTK'nın 85/5. Maddesine göre; İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.
2918 sayılı KTK'nın 90. Maddesine göre; Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.
Anayasa Mahkemesi’nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/7/2020 tarihli ve ... E, ... K sayılı Kararı ile, 2918 sayılı KTK'nın 90/1. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “…ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresinin ve ikinci cümlesinde yer alan “…ve genel şartlarda…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
2918 sayılı KTK'nın 91. Maddesine göre; İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.
2918 sayılı KTK'nın 97. Maddesine göre; Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.
2918 sayılı KTK'nın 99. Maddesine göre; Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar.
6098 sayılı TBK'nın 49. Maddesine göre; Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
6098 sayılı TBK'nın 50. Maddesine göre; Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.
6098 sayılı TBK'nın 53. Maddesine göre; Ölüm hâlinde uğranılan zararlar özellikle şunlardır: 1. Cenaze giderleri. 2. Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 3. Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar.
6098 sayılı TBK'nın 55. Maddesine göre; Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez. Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz.
Anılan yasal düzenlemelere istinaden bir motorlu aracın işletilmesi sırasında meydana gelen trafik kazasında, zarar görenlerin zararından, 6098 sayılı TBK'nın 49. Maddesi uyarınca araç sürücüsü, 2918 sayılı KTK'nın 85. Maddesi uyarınca araç işleteni ve şartları varsa teşebbüs sahibi ve 2918 sayılı KTK'nın 91. Maddesi uyarınca sigortacı müştereken ve müteselsilen sorumludur.
Trafik kazası nedeniyle zarara uğradığını iddia eden hak sahipleri tarafından açılan tazminat davalarında ispat yükü 6098 sayılı TBK'nın 50. Maddesi uyarınca zarar gören üzerinde olup, zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat etmek zorundadır.
Haksız eylem nedeniyle oluşan zararın tazminine karar verebilmek için, hukuka aykırı kusurlu eylem sonucu oluşan zarar ve hukuka aykırı kusurlu eylem ile zarar arasında uygun illiyet bağının mevcut olması gerekir.
Destekten yoksun kalma tazminatı, haksız fiil sonucu bir kişinin ölümü sonucunda ölenin yardımından mahrum kalanlara ödenecek bir tazminat türüdür. Bu tazminatın kaynağı olan 6098 sayılı TBK m. 53 öngörmüş olduğu hal, ölüm sonucu vukua gelen bir kısım zararların tazminini hükme bağlamaktadır. Bu hükme göre, ölenin yardımından faydalananlar, bu yüzden yoksun kaldıkları faydayı, tazminat olarak, sorumludan isteyebilirler. Kanun metninden de anlaşılacağı gibi destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Yani haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse BK'nın 45/2 maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir.
Destekten yoksun kalma zararının hesabında, destekten yoksun kalanlara müteveffanın sağlığında sağlamış olduğu yardımın miktarı belirlenmelidir. Bu belirlemede destek ile destek olunan kimse arasındaki yakınlığın derecesi, aralarındaki manevi bağ, davacıların yaşları, dahil oldukları sosyal ve ekonomik çevre, yaşam standartları, cinsiyetleri gibi bakım ilişkisine ve miktarına etkili olabilecek unsurlar da göz önünde bulundurulacaktır. Hayatın olağan akışı içinde, destek sayılan kimsenin baktığı kimselere gelirini belli paylara bölerek baktığı pek söylenemese de tazminat hesabında bir paylaştırma yapmak zorunlu hale gelmektedir.
Buna göre öncelikle gelirin tamamının, yardım görenlere tahsis olunmuş varsayılamayacağı, ölenin gelirinden bir bölümünü kendisine ayıracağı, bu tahsisten vazgeçilemeyeceği ve bu suretle yardımın (payların) geliri yutmaması ilkesi dikkate alınmalıdır. Ayrıca ölenin kendi geçim masraflarından artan miktarın tamamının (hiçbir tasarruf düşüncesine yer bırakmadan) destek görenlere dağıtılması da kabul olunamaz. Öte yandan, destek görecek kimselere ayrılacak miktar da bunların ihtiyaçlarının toplamı kadar olmalıdır. Bunun dışında destekten yoksun kalanlardan bir kısmının davacı olup diğer kısmının davacı olmadığı durumda talepte bulunmayan destek görenlerin paylarının da hesaplamada göz önünde tutulması gerekmektedir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin yerleşmiş içtihatlarına göre; çocuklar için destekten yoksun kalacakları sürenin belirlenmesinde yaşları, okuldaki eğitim durumları, içinde yaşadıkları sosyal ve ekonomik koşulların ayrı ayrı değerlendirilmesi, yüksek öğrenim yapacaklar ise, 25 yaşının doldurulmasına kadar; yüksek öğrenim yapmamakta ise yerleşik ve kabul gören uygulamaya göre, erkek çocukları için 18 yaşın, kız çocukları için 22 yaşın desteğin sona ereceği yaş olarak kabul edilerek hesaplama yapılması gerekmektedir.
Davacılar, davaya konu trafik kazasında vefat edenin eşi ve çocukları olup, destekten mahrum kaldıklarını belirterek destekten yoksun kalma tazminatı isteminde bulunmuşlardır. Davacılar ile müteveffa arasındaki ölüm tarihindeki akrabalık durumu nedeniyle desteklik ilişkisi bulunduğu kabul edilmiştir.
Adli Trafik bilirkişisi ve Adli Tıp Uzmanı bilirkişi heyetince mahkememize sunulan 06/11/2024 tarihli raporda özetle;
"...Olay yukarıda izah ettiğimiz şekilde meydana gelmiştir, Tazminat dosyası üzerinde yapılan incelemede, ifadelere, kaza tespit tutanağına, krokiye, CD görüntüleri, fotoğraflar, trafik bilirkişi raporları ve diğer tutanaklara göre;
... plakalı Kamyonet Sürücüsü ...' bu kazanın oluşumunda 2918 sayılı KTK nun Madde 52/1-b (Sürücüler Hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun getirdiği şartlara uydurmak zorundadırlar.) Kuralını ihlal ettiğinden olayda Kural İhlali olup %100 (yüzde yüz) ORANINDA KUSURLU olduğu;
... Marka Bisiklet Sürücüsü ...” ise bu kazada her hangi bir kural ihlali yapmadığı,
Mütevveffa ...'in trafik kazası ile husulü mümkün künt genel beden travmasına bağlı kafatası, kaburga, bel omur kemik kırıkları ile birlikte beyin kanaması, beyin doku harabiyeti ve gelişen komplikasyonlar sonucu öldüğünün anlaşıldığı,
Kafa bölgesi ile ilgili tariflenen patolojilerin kafa ve yüz bölgesini koruyan başlık (kask) kullanılmaması ile meydana gelmesinin mümkün olduğu, çarpma yönü, kaza şiddeti, çarpma noktası, vb. etkenlerin de bisiklet kazalarında kafa ve yüz bölgesi ile ilişkili yaralanma ağırlığını artırıcı rolü bulunduğu bilinmekle birlikte kask kullanılmamasının müteveffanın ölümünde %70 oranında etkili olduğu..." kanaatleri bildirilmiştir.
Raporun dosya içerisindeki tüm raporları irdeler ve çelişkileri giderir mahiyette olması ve aynı zamanda kazanın oluş şeklinde ve dosya kapsamındaki delillere uygun nitelikte olması sebebiyle mahkememizce benimsenerek dava konusu kazada davalı ...'ın %100 oranında tam kusurlu olduğu, kazada müteveffanın bir kusurunun bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Aktüerya hesap uzmanı bilirkişisi tarafından mahkememize sunulan 28/06/2025 tarihli ek raporda özetle;
"...1)Hesaplama, ... plakalı araç sürücüsüne atfedilen 96100 kusur oranına göre yapılmıştır. Müteveffa desteğe kusur atfedilmediği için, hesap edilen tazminatlardan kusur indirimi yapılmamıştır. Müterafik kusur indirimi münhasıran mahkemeniz takdirindedir. Bu nedenle bu hususta bir hesaplama yapılmamıştır.
2)Müteveffa destek ...'in, 09.12.2023 tarihinde, trafik kazasından vefatı nedeniyle;
a)Davacıların PMF 1931 Yaşam Tablosuna göre talep edebileceği, destekten yoksun kalma tazminatı,
-Davacı eş ... için 2.794.176,78TL
-Davacı kız ... için 517.690,93TL olarak hesaplanmıştır.
b)Davacıların TRH 2010 Yaşam Tablosuna göre talep edebileceği, destekten yoksun kalma tazminatı,
-Davacı eş ... için 3.346.625,11TL,
-Davacı kız ... için 496.975,70TL olarak hesaplanmıştır.
3)Davalı ... Sigorta Şirketi'nin, KTK ZMSS 2023 yılı Kişi Başı Ölüm Teminat Limiti 1.200.000,00 TL dir. Davacıların ihtiyari dava arkadaşı olması ve teminat limitinin tüm tazminatı karşılamaması nedeniyle garame hesabı yapılmıştır. Garame hesabına göre davacıların, davalı sigorta şirketinden talep edebileceği tazminat miktarları şöyledir:
a)PMF 1931 Yaşam Tablosuna Göre
Hak sahibi
Hesap edilen DYK Tazminatı
Toplam DYK Tazminatı
Oranı
Teminat Limiti
Nihai
Eşi ...
2.794.176,78
/
3.797.160,69
=
0,747674
x
1.200.000,00
=
897.208,445TL
Kızı ...
517.690,93
/
=
0,138525
x
=
166.230,24TL
Babası ...
250.961,25
/
=
0,067153
x
=
50.583,50TL
Annesi ...
174.331,73
/
=
0,046648
x
=
55.977,81TL
TOPLAM
1.200.000,00T
b) TRH 2010 Yaşam Tablosuna Göre
Hak sahibi
Hesap edilen DYK Tazminatı
Toplam DYK Tazminatı
Oranı
Teminat Limiti
Nihai
Eşi ...
3.346.625,11
/
4.372.469,95
=
0,765386
x
1.200.000,00
=
918.462,60TL
Kızı ...
496.975,70
/
=
0,113660
x
=
136.392,21TL
Babası ...
273.065,92
/
=
0,062451
x
=
74,941,42TL
Annesi ...
255.803,22
/
=
0,058503
x
=
70.203,77TL
TOPLAM
1.200.000,00T
..." kanaatleri bildirilmiştir.
Destek zararı tazminatının hesaplanmasında hükme esas alınması gereken yaşam formülünün TRH 2010 ya da PMF 1931 yaşam formüllerinden hangisinin olması gerektiğine ilişkin olarak yapılan değerlendirmede;
Konuya ilişkin Yargıtay . Hukuk Dairesinin Bölge Adliye Mahkemeleri kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi istemine ilişkin olarak vermiş olduğu, 30/05/2024 Tarih, ... Esas, ... Karar sayılı kararında;
"...
KTK'nın 85 inci maddesinin birinci fıkrasında; bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi hâlinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibinin, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı, 91 inci maddesinin birinci fıkrasında; işletenlerin, bu Kanun'un 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarının zorunlu olduğu, yine 90 ıncı maddesinin birinci fıkrasında ise; zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatların bu Kanunda öngörülen usul ve esaslara tabi olduğu ve 2918 sayılı Kanun'da düzenlenmeyen hususlar hakkında 6098 sayılı Kanun'un haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı şeklinde düzenleme getirilmiştir.
TBK'nın 49 ilâ 51 inci maddelerine göre, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlü olup zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispatla mükelleftir. Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.
TBK'nın "Bedensel zararlar" başlıklı 54 üncü maddesinde bedensel zararlar "özellikle" ifadesine yer verilmek suretiyle tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak örnekseme yoluyla açıklandıktan sonra, "Tazminatın belirlenmesi" başlıklı 55 inci maddenin birinci fıkrasında ise; "Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır." hükmüne yer verilmiştir.
Açıklanan düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere tazminatın hesaplanmasına yönelik somut kurallar bulunmadığından tazminatın (uğranılan gerçek zararın) belirlenmesine yönelik ilkeler, somut olayın özelliği gözetilmek suretiyle yeksenak uygulamaların ortaya konulabilmesi amacıyla ilgili Kanunlar çerçevesinde oluşturulan içtihatlarla belirlenmiştir.
Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir.
Sürekli iş göremezlik oranı tespit edilirken uygulamada yeksenaklığın oluşturulabilmesi amacıyla Dairemizin istikrar kazanmış kararlarında; kaza tarihine göre 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ilâ 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 ilâ 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 ilâ 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve 20.02.2019 tarihinden sonra ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik uyarınca sağlık kurulu raporu düzenlenmesi gerektiği vurgulanmaktadır.
Gerçek zararın belirlenmesine yönelik ilkeler (yukarıda açıklandığı üzere somut tazminat hesabına ilişkin belirlemeler) istikrar kazanan Dairemiz içtihatlarıyla belirlenmiş ve uygulamaya yön verilmiştir.
Buna göre haksız fiilden kaynaklanan zararın tespitinde haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri dikkate alınarak hesaplama yapılmaktadır. Oluşan zararın tespit edilmesinde aynı konuya yönelik aynı tarihlerde farklı düzenlemeler bulunmasının da genel ilkelerden ayrılmak için bir gerekçe olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Zira aksinin kabulü hukuki güvenlik ve istikrar ilkesine de aykırı düşmektedir. (Hukuk Genel Kurulu'nun 28.02.2024 tarihli, ... E, ... K sayılı kararı ile Hukuk Genel Kurulu'nun 28.02.2024 tarihli, ... E, ... K sayılı kararı da bu yöndedir.)
Trafik kazası sonucu bedensel zarara uğrayan ve buna dayalı olarak iş gücü kaybı tazminatı ile ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı isteminde bulunan hak sahiplerinin gerçek zararının belirlenmesi için bakiye ömrün belirlenmesi gerekmektedir. Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir tespit olduğundan gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle yapılan bilimsel çalışmalar sonucu “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmış olup bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içermesi ve yargı mercileri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından Dairemizce de tazminata esas bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinde TRH 2010 Yaşam Tablosu’nun kullanılmasının uygun olacağına dair içtihat değişikliğine gidilmiş olup istikrarlı şekilde bu yönde kararlar verilmeye devam edilmektedir. Uyuşmazlığın giderilmesine konu edilen iki husus hakkında da hem sürücü, hem işleten, hem de sigorta şirketleri açısından Daire uygulaması aynı şekildedir.
Dolayısıyla uyuşmazlığın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi'nin ilgili kararlarına göre giderilmesi gerekir.
KARAR: Trafik kazalarından kaynaklanan tazminat davalarında; sürekli iş göremezlik oranının tespitinde kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ilâ 01.09.2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 ilâ 01.06.2015 tarihleri arasında ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 ilâ 20.02.2019 tarihleri arasında ise Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve 20.02.2019 tarihinden sonra ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerinin uygulanmasına; tazminata esas bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinde TRH 2010 Yaşam Tablosu’nun kullanılmasına; Konya Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi'nin kesin kararları arasındaki görüş ve uygulama UYUŞMAZLIKLARININ BU ŞEKİLDE GİDERİLMESİNE... " şeklinde karar verilmiştir.
Yukarıda yer verilen Yargıtay içtihadında da değinildiği üzere, Trafik kazasından kaynaklı tazminat davalarında esas alınan bakiye ömür daha önceki yıllarda Fransa'dan alınan 1931 tarihli "PMF" cetvellerine göre saptanmakta ise de; Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi'nin çalışmalarıyla "TRH 2010" adı verilen "Ulusal Mortalite Tablosu" hazırlanmıştır. Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması gerekmektedir. Bu durumda tazminat davalarında zarar hesabında birliğin sağlanması ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içermesi göz önüne alındığında TRH 2010 Tablosu'na göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesi, güncel verilere ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olacaktır.
Dava konusu olayda da, aktüerya bilirkişisi tarafından TRH 2010 Tablosu'na göre belirlenen muhtemel bakiye ömür süresi ve %1,8 teknik faiz uygulanmadan, bilinmeyen/işleyecek devre hesabı yapılırken, bilinen son gelirin her yıl için %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi yöntemi kullanılarak hesap edilen zarar miktarına göre davacıların destek zararları belirlenmiştir.
Manevi tazminat talebi açısından yapılan değerlendirmede ise;
Davacılar vekili manevi tazminat talebini davalı araç işleteni ve sürücüsüne yöneltmiştir.
TBK'nın 56. Maddesine göre; Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.
Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek, tazminata benzer fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin, bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminatı takdir etmesi gerekir( HGK 23/06/2004, ... )
Somut olayda; davacılar ile davalıların sosyal ve ekonomik durumları, kaza tarihinde paranın satın alma gücü, dosya kapsamına uygun olduğundan hükme esas alınan yukarıda belirtilen kusur raporu, müteveffa ile davacılar arasındaki yakınlık derecesi, olay sonrasında duyulan manevi acı hususları dikkate alınarak davacıların manevi tazminat isteminin aşağıdaki şekliyle kabulü gerekmiştir.
Dava konusu kazadaki müterafik kusur durumu yönünden yapılan değerlendirmede;
6098 sayılı TBK'nın 52. Maddesine göre; Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir. Anılan yasal düzenlemede de belirtildiği üzere zarar görenin zararın oluşmasında ya da zararın artmasında bir ihmali varsa bu hususun tazminatın belirlenmesinde dikkate alınması gerekir. Bir başka deyişle zararın oluşumunda zarar görenin de müterafik kusurunun bulunması halinde tazminattan indirim yapılması gerekmektedir. Müterafik kusurun dikkate alınması için bu yönde yapılan bir savunmaya gerek olmayıp Mahkemece müterafik kusurun resen dikkate alınması gerekmektedir. Nitekim bu husus Yargıtay . Hukuk Dairesi'nin ... E ... K sayılı ilamında da vurgulanmıştır. Ayrıca müterafik kusur indirimi nedeniyle kısmen reddedilen tutar üzerinden davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmeyeceği noktasında da duraksama bulunmamaktadır.
Somut olayda, müteveffa bisiklet sürücüsünün olay tarihinde zorunlu olmasına rağmen kaskının takılı olmadığı, benimsenen bilirkişi raporuna göre bu durumun ölüm sonucunun meydana gelmesinde etkili olduğu kanaatine ulaşılarak yerleşik Yargıtay uygulamasına göre %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerekmiş ve yine aynı şekilde manevi tazminat tutarları belirlenirken yerleşik Yargıtay uygulamasına göre %20 oranında müterafik kusur indirimi dikkate alınmıştır.
Dava dilekçesinde ve ayrıca bedel arttırım dilekçesinde işletilecek faizin türü belirtilmediğinden yerleşik Yargıtay uygulamasına göre belirlenen tazminatlara yasal faiz işletilmek suretiyle aşağıdaki şekilde hüküm tesisi gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-DAVACI ...'İN DESTEKTEN YOKSUN KALMA TAZMİNATI TALEBİNİN, dava konusu trafik kazasındaki müterafik kusur durumu da dikkate alınarak KISMEN KABULÜ İLE; 2.677.300,09TL destekten yoksun kalma tazminatının, davalı sigorta şirketinin sorumluluğu kaza tarihinde geçerli ölüm/sakatlanma teminat klozu kapsamında 918.462,60TL ile sınırlı olmak kaydıyla, davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 16/01/2024 tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden kaza tarihi olan 25/11/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak adı geçen davacıya verilmesine,
2-DAVACI ...'İN DESTEKTEN YOKSUN KALMA TAZMİNATI TALEBİNİN, dava konusu trafik kazasındaki müterafik kusur durumu da dikkate alınarak KISMEN KABULÜ İLE; 397.580,56TL destekten yoksun kalma tazminatının, davalı sigorta şirketinin sorumluluğu kaza tarihinde geçerli ölüm/sakatlanma teminat klozu kapsamında 136.392,21TL ile sınırlı olmak kaydıyla, davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 16/01/2024 tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden kaza tarihi olan 25/11/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak adı geçen davacıya verilmesine,
3-DAVACI ...'İN MANEVİ TAZMİNAT TALEBİNİN, KABULÜ İLE; 1.500.000,00TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 25/11/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen alınarak adı geçen davacıyaverilmesine,
4-DAVACI ...'İN MANEVİ TAZMİNAT TALEBİNİN KABULÜ İLE; 1.000.000,00TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 25/11/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen alınarak adı geçen davacıya verilmesine,
5-DAVACI ...'İN MANEVİ TAZMİNAT TALEBİNİN KABULÜ İLE; 1.000.000,00TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 25/11/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen alınarak adı geçen davacıya verilmesine,
6-DAVACI ...'İN MANEVİ TAZMİNAT TALEBİNİN KABULÜ İLE; 1.000.000,00TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 25/11/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen alınarak adı geçen davacıya verilmesine,
7-Hazine tarafından karşılanan 3.800,00TL arabuluculuk giderinin, iş bu davadaki arabuluculuğun son dönemdeki Yargıtay uygulaması gereği ihtiyari arabuluculuk olması sebebiyle (Bkz. Yargıtay . Hukuk Dairesi ... Esas, ... Karar sayılı ilamı) davacılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
8-Harçlar Kanunu uyarınca kabul edilen maddi tazminat davası yönünden alınması gereken 210.045,10TL ve manevi tazminat davası yönünden alınması gereken 307.395,00TL olmak üzere toplam alınması gereken 517.440,10TL karar ve ilam harcından dava açılırken peşin olarak alınan 15.376,59TL harç ile yargılama sırasında alınan 13.121,00TL tamamlama harcı toplamı olan 28.497,59TL harcın mahsubu ile bakiye 488.942,51TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, (davalı sigorta şirketinin 1.054.854,81/7.574.880,65 oranında hesaplanan 68.088,64TL'den diğer davalılar ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğuna, diğer davalıların tamamından sorumlu olduğuna,)
9-Davacı tarafından yapılan 1.710,40TL başvuru harçları, 15.376,59TL peşin harç, 13.121,00TL tamamlama harcı, 60,80TL vekalet suret harcı, 2.818,00TL tedbir harcı, 4.677,60TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 11.000,00TL bilirkişi ücretleri, 1.029,00TL posta-tebligat gideri olmak üzere toplam 49.793,39TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, (davalı sigorta şirketinin 1.054.854,81/7.574.880,65 oranında hesaplanan 6.934,08TL'den diğer davalılar ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğuna, diğer davalıların tamamından sorumlu olduğuna,)
10-Davacı ... için AAÜT'ye göre kabul edilen maddi tazminat talebi yönünden hesaplanan 390.049,01TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e verilmesine, (davalı sigorta şirketinin 918.462,60/2.677.300,09 oranında hesaplanan 133.808,47TL'den diğer davalılar ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğuna, diğer davalıların tamamından sorumlu olduğuna,)
11-Davacı ... için AAÜT'ye göre kabul edilen maddi tazminat talebi yönünden hesaplanan 63.612,89TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e verilmesine, (davalı sigorta şirketinin 136.392,21/397.580,56 oranında hesaplanan 21.822,75TL'den diğer davalılar ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğuna, diğer davalıların tamamından sorumlu olduğuna,)
12-Davacı ... için AAÜT'ye göre kabul edilen manevi tazminat talebi yönünden hesaplanan 228.000,00TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e verilmesine,
13-Davacı ... için AAÜT'ye göre kabul edilen manevi tazminat talebi yönünden hesaplanan 156.000,00TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e verilmesine,
14-Davacı ... için AAÜT'ye göre kabul edilen manevi tazminat talebi yönünden hesaplanan 156.000,00TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e verilmesine,
15-Davacı ... için AAÜT'ye göre kabul edilen manevi tazminat talebi yönünden hesaplanan 156.000,00TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e verilmesine,
16-Davacı ... ve ...'in maddi tazminat taleplerinin tam kabulü gerekirken, müterafik kusur uygulanmasından dolayı davanın kısmen kabulüne karar verildiğinden, bu talepler yönünden davacı aleyhine yargılama gideri ve karşı vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
17-Karar tebliği için gereken masraflar dahil hükmün kesinleşmesine kadar yapılan tüm masraflardan sonra taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
18-İş bu davanın basit usule tabi olması sebebiyle 6100 sayılı HMK'nun 321/2. maddesi gereğince gerekçeli kararın herhangi bir talep aranmaksızın, re'sen dava taraflarına tebliğine, (Yargıtay HGK. ... E., ... K.,Ankara BAM . H.D. ... E. ... K., Konya BAM .HD. ... E, Adana BAM . HD ... E, İstanbul BAM . HD. ... E , Ankara BAM .HD ... E ... K)
Dair; davacılar vekili, davalılar ... ve ... vekili, davalı ...'ın yüzüne karşı, davalı sigorta vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince (2) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere ve oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 10/12/2025
Başkan Üye Üye Katip