T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ... ...
VEKİLİ :
DAVALI : ... - ... ...
VEKİLİ :
İHBAR OLUNAN : 1- ... -...
VEKİLİ :
İHBAR OLUNAN : 2-
DAVA : İpoteğin Kaldırılması (Fekki)
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Konya . Tüketici Mahkemesinin 25/09/2020 tarih, ... esas ... karar sayılı ilamı ile verilen görevsizlik kararının 22/10/2020 tarihinde kesinleştiği, dosyanın 09/11/2020 tarihinde mahkememize tevzi edilerek mahkememiz ... esas kaydedildiği, mahkememiz 30/03/2022 tarih, ... esas ... karar sayılı kararı ile verilen kararın davacı vekilince istinaf edildiği, Konya BAM . Hukuk Dairesinin 06/03/2024 tarih, ... esas, ... karar sayılı kararı ile mahkememizce verilen kararın kaldırılmasına karar verildiği ve dosyanın mahkememize gönderildiği, mahkememizce 21/03/2024 tarihinde yukarıda yazılı esas sırasına kaydının yapıldığı anlaşılmakla davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
HEYETİMİZCE GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
TALEP :
Davacı vekili 05/12/2019 tarihli dava dilekçesinde özetle; davalının ortak olduğu dönemde dava dışı ... İnşaat şirketi ile müvekkili arasında 24/04/2010 tarihli düzenlenen sözleşme ile taşınmaz devri konusunda anlaşma sağlandığını, müvekkilinin sözleşme gereğince edimini yerine getirdiğini, dava dışı şirketin ise ipoteksiz ve rehinsiz olarak devretmeyi taahhüt etmesine rağmen sözleşme ihlali yaparak 17/08/2010 tarihinde sözleşmeye konu taşınmazın ipotekli olarak tapu devrini müvekkile yaptığını, tapu devri sırasında taraflar arasında yapılan devir sözleşmesi ile alacak verecek ilişkisinin sonlandırıldığını, sözleşme kapsamında müvekkilinin üzerine düşen ödemeyi yaparak tapu devrini aldığını ancak tapu üzerinde bulunan ipotek şerhinin davalı ve ortağı olduğu şirket tarafından kaldırılmadığını, bu hususun müvekkili tarafından defalarca söylenmesine rağmen müvekkilinin sürekli oyalandığını, arsa payı ipoteğinin müvekkili ile ilgisi olmayıp inşaatı yapan yüklenici şirket döneminde olduğunu, şirketin ipotek kaldırmak yerine taşınmazı davalı ...'a temlik yaptığını, ipoteği temlik eden ve temlik alana bakıldığı zaman aralarındaki bağın ortada olduğunu, bu konuda Konya C. Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu, davalının hukuka aykırı bir şekilde taşınmazı sattırmak için Ankara . İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile işlem başlattığını beyanla öncelikle davaya konu olan Konya ili, ... ilçesi, ... ada, ... pafta, ... parselde kayıtlı taşınmaz üzerine satılmaması için ihtiyati tedbir konulmasına, icra dosyasının durdurulmasına, taşınmaz üzerindeki ipotek kaydının silinmesine ve bu durumun Tapu Müdürlüğüne bildirilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı asil ... 24/09/2020 tarihli duruşmaki beyanında; "... Ben Seydişehirde bulunan ... Otelin sahibiyim, ben ticaret odasına bağlı olarak faaliyet yürütmekteyim. dava dışı ancak davalı ...'ın eşine ait olan ... İnşaatın çalışanlarının ve tokinin kontrol elemanlarının konaklaması amacıyla kendilerine yaklaşık 1 sene hizmet vermiştim, bu hizmetin karşılığı olarak bana ödeme yapamadılar, son olarak 24/04/2010 tarihinde dava dilekçesinde sunduğumuz sözleşme ... İnşaat Tic. Ltd. Şti. ile aramızda düzenlenmiştir ve bu sözleşmede borçlarına karşılık olarak ... Mah. ... Ada, ... Parsel 64/3400 arsa paylı C1 Blok 1. Kat ... Nolu bağımsız bölümü 150.000,00 TL bedelle devredeceklerini, 60.000,00 TL alacağa bu sözleşmede kabul ederek bende kalan 90.000,00 TL'yi ödemeyi kabul ettim ve ödedim. Ben ... İnşaatın sahibi ... 90.000,00 TL'ye karşılık senet düzenleyerek teslim ettim, bu sırada şirketin operasyonel yetkilisi ... ve ... da buna şahittir, kendileri bu senedi ciro ettiler ve ciro ettikleri şahsa ödemeleri gerçekleştirdim, dava konusu taşınmazın tapusu bana 3 ay sonra geçmiştir, ayrıca kendileri sözleşmede her türlü haciz, ipotekten ari olarak devredeceklerini taahhüt etmelerine rağmen ipotekli hali ile devir yaptılar üstelik ipotek sahibi iyi niyetli 3.şahıs değil, ... İnşaat Tic. Ltd. Şti. Sahibi ... eşi ...'dır. Neticeten davanın kabulüne karar verilsin..." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacı vekili 03/12/2020 tarihli beyan dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz üzerine tedbir konulmaması nedeniyle ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile taşınmazın satışının yapıldığını, söz konusu taşınmazın satışı aşamasında yapılan kıymet takdiri ile değerinin açık ve net olarak belirlendiğini, ipotek bedeli olan 20.000.000,00USD üzerinden harç ikmali talep edilmesinin mümkün olamayacağını, bu ipotek bedelinin tüm siteye ait olup yalnızca müvekkiline ait taşınmazdaki ipoteğin kaldırılmasına talep ettiklerini bu nedenlerle öncelikle açmış oldukları davaya tazminat davası olarak devamına karar verilmesini bu taleplerinin kabul edilmemesi halinde ipotek bedeli olan icra dosyasındaki bedel üzerinden harç yatırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 03/12/2020 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; davaya konu müvekkile ait taşınmazın 327.250,00TL bedelle satıldığını, davaya bu miktar üzerinden tazminat davası olarak devam edilmesini, harç miktarının da bu bedel üzerinden hesaplanarak ödenmesi için kendilerine süre verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 02/10/2024 tarihli duruşmadaki beyanında; "Dava konusu taşınmaz ipotekli takip sonucunda satılmıştır ve müvekkilin elinden çıkmıştır, biz davamıza tazminat davası olarak devam etmek istiyoruz, bu konudaki ıslahımız dikkate alınarak belirtmiş olduğumuz tazminat miktarı kadar harç ikmalini sağlamak üzere süre talep ediyoruz" şeklinde beyanda bulunmuştur.
CEVAP:
Davalı vekili 20/01/2020 tarihli cevap dilekçesinde özetle; öncelikle görevsizlik ve yetki itirazlarının olduğunu, müvekkilinin adresinin Ankara olduğundan ve uyuşmazlık konusunun ticari olduğundan davaya bakmaya görevli ve yetkili mahkemelerin Ankara Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davacının sözünü ettiği sözleşmede müvekkilinin taraf olmadığını, müvekkilinin şahsi olarak sözleşme gereğince herhangi bir yükümlülüğünün olmadığını bu nedenle de husumet itirazlarının olduğunu, ayrıca davanın zaman aşımına uğradığını, hak düşürücü süre ve zaman aşımı defi itirazlarının da olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte dava açılmadan önce davacı tarafından müvekkiline gönderilmiş bir ihtar olmadığını dava açma şartlarından olan bu şartında yerine getirilmediğini, davacının sözleşme gereğince dava dışı şirkete yapması gereken toplam 90.000,00TL ödemeyi yapmadığından üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmediğini bu nedenle de davacı tarafın sözleşme gereğince ipotek kaldırılmasını talep etme hakkının olmadığını, müvekkilinin ipotek alacaklısı 3.kişi olup takip borcu ya da ipotek bedeli ödenmedikçe ipoteğin kaldırılmasının mümkün olmadığını, davacının davaya konu taşınmazı ipotek şerhli olarak devraldığını açıkça beyan ettiğini, davacının ipoteğin paraya çevrilmesini geciktirmeye yönelik iş bu davaya açmakla dürüstlük ilkesine aykırı hareket ettiğini, davacının takibin durdurulması talebinin de haksız olduğunu beyanla açılan davanın reddine karar verilmesini, davacının %20 az olmamak üzere inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
İhbar olunan ... Bankası T.A.O. vekili 24/05/2024 tarihli beyan dilekçesinde özetle; davacının müvekkili banka lehine 1.dereceden 20.000.000USD bedelli ipotekli olan taşınmazı ipotekle yükümlü olarak satın aldığını ve ipoteğin fekkinin talep etmiş olduğunu ancak dava dışı ... Gayrimenkul A.Ş., davalı ... ve müvekkil banka arasında düzenlenen protokol gereğince davaya konu taşınmaz üzerindeki ipotek hakkının davalıya temlik edildiğini, taşınmaz üzerindeki tasarruf hakkının müvekkili banka üzerinde olmadığını, davalı üzerinde olduğunu, davacı tarafın ipoteği kabul ederek taşınmazı satın aldığını ve tasarruf hakkınında davalıda olduğunu bildiğini, müvekkili bankanın davacının kusuru ve üçüncü şahıslar arasında yaşanacak alacak verecek ilişkisi sebebiyle sorumlu tutulamayacağını, davaya diğer ihbar edilen ... Gayrimenkul ile müvekkil banka arasında düzenlenen sözleşme gereğince de kullandırılan konut kredisi dolayısıyla müvekkili bankaya karşı tüm sorumluluk ve ödeme yükümlülüğünün ... Gayrimenkul şirketine ait olduğunu beyanla haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İhbar olunan ... Gayrimenkul şirket temsilcisi duruşmadaki beyanında; "davacı ipotek yükünü bilerek taşınmazı satın almıştır, ipoteğin kaldırılmasını istemekte hukuki yararı yoktur, davanın reddini talep ederiz" şeklinde beyanda bulunmuştur.
DELİLLER:
Mahkememizce İstinaf mahkemesinin kaldırma öncesinde, ... Tapu Müdürlüğüne müzekkere yazılarak davaya konu taşınmazın tapu kayıtları ve davacıya tapu devrine ilişkin resmi senet örneği celp edilmiş, Ankara . İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası celp edilmiş, dava dışı yüklenici şirkete müzekkere yazılarak davaya konu sözleşme ve protokoller celp edilmiş, ... Bankası Genel Müdürlüğünden ve dava dışı şirketten davaya konu taşınmaz üzerindeki ipoteği ilişkin tüm bilgi ve belgeler celp edilmiş, ... Belediye Başkanlığına müzekkere yazılarak davaya konu taşınmazın yapı ve iskan ruhsatları celp edilmiş, Konya Ticaret Sicil Müdürlüğünden dava dışı ... İnşaat ... A.Ş.'ne ait tüm bilgi ve belgeler celp edilmiş, Konya Esnaf ve Sanatkarlar Odasından davacının esnaflık düzeyinde kaydının olup olmadığı araştırılmış, davacı asilin duruşmada beyanları alınmıştır.
İstinaf mahkemesinin kaldırma kararı sonrasında ise, Konya . Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası, ... Tapu Müdürlüğünden davaya konu taşınmazın güncel tapu kayıtları, Konya . İcra Müdürlüğünün ... talimat sayılı dosyası ve Ankara . İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası kapsamında düzenlenen ihale şartnamesi, ihale tutanağı, tapu tescil yazıları ve diğer belgeler celp edilmiştir.
DAVANIN NİTELİĞİ, DELİLLER, DEĞERLENDİRİLME VE GEREKÇE :
Dava, ipoteğin kaldırılması istemine ilişkindir.
Mahkememiz 30/03/2022 tarih, ... esas ... karar sayılı kararı ile;
"Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre harç ikmali yapılmadığında dosya işlemden kaldırılarak nihayetinde üç ay içerisinde yenilenmediği takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmektedir. Eldeki dava için harç miktarının oldukça yüksek olması sebebiyle davacı vekili tarafından harcın yatırılmayacağı ve bu konuda dosyanın işlemden kaldırılmasının da bir neticeye varamayacağı açıkça beyan edildiğinden ve karar ilam harcı yatırılmadığı ve dahası hiç yatırılmayacağı bildirildiği halde yargılamaya devam edilemeyeceğinden ve sair talep ve itirazlar değerlendirilemeyeceğinden davanın açılmamış sayılması yönünde aşağıdaki karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA..." şeklinde karar verilmiştir.
Mahkememizce verilen karar davacı vekilince istinaf edilmiş olup Konya BAM . Hukuk Dairesinin 06/03/2024 tarih, ... esas, ... karar sayılı kararı ile:
"...Davanın ipoteğin kaldırılması talebine ilişkin olduğu, ipoteğin kaldırılması davasının nisbi harca tabi olduğu, davacının dava dilekçesinde dava değerini göstermediği, mahkemece 20.000,00 USD üzerinden eksik harcı tamamlamak üzere davacıya kesin süre verildiği, davacının bu bedel üzerinden eksik harcı tamamlamayacaklarına ilişkin beyanı dikkate alınarak mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş ise de, davacının mahkemeye sunduğu 03/12/2020 tarihli dilekçesinde, dava konusu taşınmazın 327.250,00 TL'ye satıldığını, davaya bu miktar üzerinden tazminat olarak devam edilmesini talep ettiği ve bu miktar üzerinden harcın yatırılması gerektiğini beyan ettiği, dava konusu taşınmazın da aralarında bulunduğu 50 adet bağımsız bölüm üzerine toplam 20.000.000,00 USD ipotek tesis edildiği nazara alındığında, mahkemece dava tarihi itibariyle ipoteğin dava konusu taşınmazın değeri oranında hesaplanarak tespit edilecek miktar üzerinden eksik harcın ikmalinin sağlanması için davacıya süre verilip, harcın yatırılması halinde yargılamaya devam edilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile karar verilmesi yerinde olmamıştır.
Kabule göre de; mahkemece eksik harcın yatırılmaması nedeniyle Harçlar Kanununun ilgili hükümleri ile HMK 150. Maddesi gereğince dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Ayrıca görevsizlik kararı nedeniyle davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi de yerinde olmadığından davacının istinaf talebinin kabulü ile HMK 353/1a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davacının istinaf talebinin KABULÜ ile; Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/03/2022 tarih, ... Esas ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,
2- Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE... "şeklinde karar verilmiştir.
İstinaf kaldırma kararı gereğince dosya 21/03/2025 tarihinde mahkememize gönderilmiş olup mahkememiz ... esasına kaydedilmiştir.
Dosya kapsamında toplanan deliller, tarafların dayandığı iddia ve savunmalar, yürürlükteki mevzuat ve yargısal içtihatlarla birlikte değerlendirildiğinde;
Davaya konu ipoteğin Konya ili, ... ilçesi, ... mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz üzerine konulan ve dava dışı ... Bankası A.Ş. tarafından davalı ...'a temlik edilen 20.000.000,00 USD tutarlı ipotek olduğu anlaşılmıştır.
İstinaf mahkemesinin kaldırma kararı gereğince Mahkememizce, dava konusu olan 20.000.000,00USD tutarındaki ipoteğin dava konusu taşınmaza karşılık gelen kısmının oransal tespitinin yapılması için mahallinde keşif icrasına karar verilmiş ise de, keşif harcı ve masraflarının verilen kesin süreye rağmen ikmal edilmemesi sebebiyle bu yönde bir tespitin yapılması mümkün olmamıştır.
İstinaf mahkemesi kararında ayrıca, davacının dosyaya sunduğu 03/12/2020 tarihli dilekçesinde taşınmazın icra yoluyla satılması sebebiyle satım bedeli üzerinden davaya devam edilmesi talebinin olduğu vurgulandığından, davacının bu dilekçesine göre davaya 327.250,00TL'lik tazminat davası olarak devam edilmesi gerektiği sonucuna varılarak davacı vekiline, 327.250,00TL üzerinden hesaplanan peşin karar ilam harcının dosyaya depo edilmesi ihtaratı yapılmıştır. Davacı tarafça 28/11/2025 tarihinde eksik karar ilam harcı dosyaya depo edildiğinden eldeki davaya tazminat davası olarak devam edilmiştir.
Dava konusu ipoteğin paraya çevrilmesi için Ankara . İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası ile, alacaklı ... tarafından, dava dışı takip borçlusu ... Gayrimenkul ... A.Ş. ve davacı taşınmaz maliki ... hakkında 212.618,00TL asıl alacak, 104.590,58TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 317.208,58TL üzerinden icra takibi başlatıldığı, taşınmazın Konya . İcra Müdürlüğünün ... talimat sayılı dosyası aracılığıyla dava dışı ...'e satıldığı ve icra dosyanın böylelikle infaz edilerek takip alacaklısı ...'ın alacağını tahsil ettiği anlaşılmıştır.
Dava konusu ipoteğin davalı ... tarafından temlik alınmasından sonra ... tarafından ipoteğin paraya çevrilmesi takibinin başlatılması ve bu takip dosyasının infaz edilerek ...'ın alacağını tahsil etmesi durumu gözetildiğinde, davanın, aynı davalı (...) için tazminat davasına dönüştürülmesinde usulen bir sakınca ve eksikliğin olmadığı mahkememizce tespit edilerek işin esasının incelenmesine geçilmiştir.
Somut olayda davacı, ipoteğin temliki işleminin muvazaalı olduğunu ileri sürmektedir. Bu durumda davalının temlik veren bankaya muvazaadan ari olarak bir ödeme yapıp yapmadığı, ödemenin gerçekte kimin tarafından yapıldığı hususlarının tespiti gerekmektedir.
Davalı vekili tarafından dosyaya sunulan 20/01/2025 tarihli dilekçe ile, aynı iddialarla müvekkili hakkında başka bir şahıs tarafından açılan Konya . Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında müvekkili lehine derece incelemesinden de geçerek davanın reddi kararı verildiği belirtilmiştir. Bu itibarla usul ekonomisi gereğince anılan dava dosyası UYAP sistemi üzerinden celp edilmekle incelenmiştir. Konya . Asliye Hukuk Mahkemesinin 18/01/2024 tarih, ... esas ... karar sayılı kararı ile, davacı ... tarafından davalı ... hakkında açılan ipoteğin muvazaalı olarak temlik alındığı iddiasına dayalı davada "davanın reddine" kararı verildiği anlaşılmıştır.
Konya . Asliye Hukuk Mahkemesinin 18/01/2024 tarih, ... esas ... karar sayılı kararının istinafı üzerine Konya BAM . Hukuk Dairesinin 20/05/2024 tarih, ... esas, ... karar sayılı kararı ile;
"...İcra İflas Kanunu'nun 140/1. maddesinde, İcra Müdürlüğünce hangi hallerde haciz sıra cetveli düzenleneceği belirtilmiştir. Maddeye göre haciz sıra cetvelinin düzenlenebilmesi için, icra dosyasına girmiş olan, mahcuzun satış tutarı ya da haczedilmiş bir paranın bütün alacaklıların alacağını tamamen ödemeye yetmemesi gerekir. Bu madde uyarınca düzenlenen bir sıra cetvelinde, hacizlere ilişkin takip dosyası (takip tarihi, haciz tarihi, alacak miktarı gibi) bilgilerine, ipotek veya hapis hakları varsa bu hakların tesis edildiği tarihlere ve dayanak bilgilerine yer verilmesi gerekir.
Aynı Kanunun 142. maddesine göre, cetvel suretinin tebliğinden itibaren 7 gün içinde her alacaklı takibin icra edildiği mahal mahkemesinden alakadarlar aleyhine dava etmek suretiyle cetvel mündericatına itiraz edebilir. Buna göre, sıra cetveline itiraz davalarının sıra cetvelinin tebliğinden itibaren yedi günlük süre içerisinde açılması gerekmektedir. Eldeki davada icra müdürlüğünce verilen sıra cetveli yapılmamasına dair ek kararın davacıya 08/12/2021 tarihinde tebliğ edildiği, davanın tebliğden itibaren 7 günlük süre içerisinde 10/12/2021 açıldığı anlaşılmış ve işin esasının incelenmesine geçilmiştir.
Muvazaa nedenine dayalı sıra cetveline itiraz davalarında iddia, kural olarak, borçlu ile davalı alacaklının anlaşmalı (muvazaalı) biçimde borç ilişkisi oluşturarak, diğer alacaklılardan mal kaçırma amacı güttükleri noktasındadır. Bunun için muvazaalı muamelenin borçlandırıcı işleme göre yapıldığı tarih önem taşır. Muvazaadan söz edilebilmesi için, kural olarak, muvazaalı olduğu ileri sürülen alacağın, kendisinden mal kaçırıldığı iddia edilen alacaktan daha sonra doğmuş olması, diğer anlatımla kural olarak muvazaalı tasarrufun, diğer alacaklı lehine yapılan borçlandırıcı işlemden sonraki tarihi taşıması gerekir. Daha önce doğan alacak, daha sonra doğan alacak için muvazaa oluşturamaz.
Muvazaa iddiasına dayalı sıra cetveline itiraz davalarında ispat yükü, davalı alacaklıdadır. Davalı alacaklı, alacağının varlığını ve miktarını, takipten önce düzenlenmiş ve üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilecek nitelikte olan usulüne uygun, birbirini doğrulayan yazılı delillerle kanıtlamalıdır. Her zaman düzenlenmesi mümkün olan çek ve bono, alacağın varlığını ispatlamaya tek başına yeterli değildir. Senetler ve çekler ancak tarafları ve onların cüz'i ve külli halefleri yönünden delil niteliğinde olup, temel ilişkinin ve kambiyo ilişkisinin dışında kalan davacı üçüncü kişi bakımından bu nitelikte bir ispat vasıtası olarak kabul edilemez. Öte yandan, alacağın miktarına göre diğer tarafın açık muvafakati bulunmadığı sürece tanık dinlenemez ve tanık beyanına dayalı olarak hüküm kurulamaz. Davalı alacaklının savunma ve delilleri çerçevesinde alacağın gerçek olup olmadığının tartışılması, davalı ile borçlu arasındaki hukuki ilişkinin ve davalının alacağının doğum tarihinin değerlendirilmesi, sonucuna göre karar verilmesi gerekir. (Yargıtay .HD'nin 11.12.2015 tarih, ... Esas-... Karar sayılı ilamı da aynı yöndedir).
Somut olayda; Dava dışı ... lehine dava dışı borçluya ait Konya ili, ... ilçesi, ... mahallesi, ... ada, 1 parselde kayıtlı, A 3 blok, 2.kat ... numaralı bağımsız bölüm üzerine 1.250.000,00 TL bedelle, 31/08/2007 tarihinde ipotek tesis edildiği, daha sonra alacaklı ... ile davalı arasında 22/10/2018 tarihinde temlik sözleşmesi düzenlendiği, temlik sözleşmesine ek aynı tarihli protokolde belirtilen tarihlerde davalının sözleşmede kararlaştırılan bedel olarak 9.732.750,00 TL ödediği, dava dışı banka tarafından davalıya ipotek alacağının temlik edildiği, davalının ipotek borçlusuna karşı Konya .İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyasıyla ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yaptığı, cebri icrada taşınmazın alacağına mahsuben davalıya ihale edilerek satıldığı, ihalenin kesinleşmesi üzerine icra müdürlüğünce, satış bedelinin dosya alacaklısının alacağını karşılamaması nedeniyle sıra cetveli yapılmadan ihale bedelinin davalıya ödenmesine karar verildiği görülmüştür.
Davacı, dava dışı borçlu şirketin ortağının davalının eşi olduğunu, ipoteğin temliki işleminin muvazaalı olduğunu, bu işlemin diğer alacakların alacaklarının tahsilini önlemek amacıyla yapıldığını ileri sürmektedir. Bu durumda davalının temlik bedeli olarak yaptığı ödemenin, aslında gerçek borçlu tarafından yapıldığının davacı tarafından ispatlanması gerekir.
Alacağın temlikinin ivazlı yapılarak ipotek tutarı kadar bir paranın bankaya yatırılmış olması, kural olarak borcun ödemeyle sona erdiği anlamına gelmez. Ödeme tutarının, dekontta temlik ivazı olarak gösterildiğinde tartışma yoktur. Borçlunun şahsının önem taşımadığı borç ilişkilerinde edimin, üçüncü kişi tarafından yerine getirilmesine engel bir durum bulunmamakla birlikte, temlik işleminin iptale tâbi bir tasarruf olarak (İİK.m.277 vd.) ödemeyi gizleyecek bir muvazaaya dayandığı ispatlanmadıkça, ödemenin alacağı temlik alan kişi tarafından değil de asıl borçlu tarafından yapıldığı kabul edilemez.
Yargıtay . Hukuk Dairesinin 17/10/2022 tarih ve ... Esas- ... Karar sayılı kararı " Dava, sıra cetvelinin 1.sırasında yer alan ipotek alacağına itiraza ilişkindir. Bu alacağın muvazaalı olduğuna dair herhangi bir iddia bulunmamakta, davacı davasını ipoteğin asıl alacağa bağlı olarak sona erdiği iddiasına dayandırmaktadır. İlk derece mahkemesince yaptırılan inceleme sonucunda ipotekten kaynaklanan borcun ödenerek ipoteğin sona ermiş olduğuna dair bir bilgi veya belge bulunmadığı anlaşıldığına göre yapılan temlik işlemi geçerlidir. Bu nedenle ipotek alacaklısı davalı alacağına sıra cetvelinin 1. sırasında pay ayrılması doğru olup Bölge Adliye Mahkemesince, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, ancak sonucu itibariyle doğru olan kararın gerekçesi değiştirilmek suretiyle onanması gerekmiştir." şeklindedir.
Davacının yaptığı ödemelere ilişkin banka kayıtları celbedilmiş olup davalının dava dışı ...'a toplam 9.732.750,00 TL ödediği görülmüştür. Davalı ile dava dışı ... arasındaki temlikin muvazaalı olması, alacağın davalı tarafından ödendiği gerçeğini değiştirmez (aynı yönde Yargıtay . H.D'nin 16/09/2019 tarih ve ... Esas- ... Karar sayılı kararı). Dava dışı bankaya yapılan ödemenin, dava dışı borçlu tarafından borcu sona erdirmek (söndürmek) amacıyla yapıldığı, fakat bunun üçüncü kişilere karşı varlığını koruyor gibi gösterilmesi için temlik ivazı olarak bankaya yatırıldığını ispat yükü davacı üzerinde üzerinde olup (aynı yönde Yargıtay .HD'nin ... E.-... K.sayılı kararı) davacının temlikin muvazaalı olduğuna ilişkin dosyaya yazılı belge ibraz edemediği, davacının yemin deliline de dayanmadığı, mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut olayın özelliklerine uygun olarak belirlendiği, yargılamanın Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda belirtilen usullere uygun olarak yürütüldüğü, taraflarca gösterilen hükme etki edecek delillerin usulüne uygun olarak toplandığı, davalının ipotek alacağını dava dışı bankaya ödeyerek ipoteği ve ipotek alacağını temlik aldığı, davalının alacağın muvazaalı olmadığını ve gerçek bir alacağı olduğunu ispatladığı, davacının, ipoteğin temlikinin sağlanması için yatırılan paranın gerçekte borçlular tarafından davalıya verilerek ödemenin yapıldığına ilişkin iddiasını ispatlayamadığı, davacı tarafından ileri sürülen istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı, davanın reddine ilişkin kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığı anlaşıldığından, ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla, davacının istinaf başvuru talebinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..." şeklinde karar verilmiştir.
Konya . Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası içerisinde yer alan ve UYAP sisteminden celp edilmekle incelenen delillerden anlaşıldığı üzere, davalı ... tarafından dava dışı ...'a toplam 9.732.750,00 TL temlik ödemesinin yapıldığı anlaşılmıştır. Dava dışı bankaya yapılan ve banka kayıtlarına yansıyan ödemenin, dava dışı borçlu tarafından borcu sona erdirmek (söndürmek) amacıyla yapıldığı, fakat bunun üçüncü kişilere karşı varlığını koruyor gibi gösterilmesi için temlik ivazı olarak bankaya yatırıldığını ispat yükü davacı üzerinde üzerinde olup (aynı yönde Yargıtay .HD'nin ... E.-... K.sayılı kararı) davacı, temlikin muvazaalı olduğuna ilişkin dosyaya yazılı belge ibraz edememiştir. Davacı, yemin deliline de dayanmadığından muvazaa iddiası yemin deliliyle de ispatlanamamıştır. Hal böyle olmakla, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-DAVANIN REDDİNE,
2-Yargılama sırasında alınan 5.588,61TL harçtan Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40TL harcın mahsubu ile fazla alınan 4.973,21TL artan karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan 7,80TL vekalet suret harcı ve 359,00TL posta-tebligat gideri olmak üzere toplam 366,80TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-AAÜT'ye göre 52.360,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalanın karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair; davacı vekili, davalı ... vekili ve ihbar olunan ... vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince (2) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere ve oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 30/04/2025
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır