T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
T.C.
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLLERİ :
DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
KARARIN MAHİYETİ : RED
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinden özetle; davacı ile ... Ticaret Limited Şirketi arasında 31/03/2017 tarihli POsta Taşıma Hizmetine Ait Sözleşme Ve Şartname (konya-karaman Posta Hattı) konulu sözleşme akdedildiğini, davacının, 3065 sayılı KDV Kanununun 9. maddesi ve KDV Genel Uygulama Tebliğinin (VC.2.1.3.2.5.) bölümü uyarınca, söz konusu sözleşmelere istinaden anılan Şirkete yaptığı ödemelerden KDV tutarının 9/10'unu sorumlu sıfatıyla tevkif edip kendi vergi dairesine ödenmesi gerekmekle birlikte KDV tutarının tamamı anılan Şirkete ödenmiş, akabinde ise KDV mevzuatından kaynaklanan zorunlulukların gereği olarak 9/10 oranındaki tevkif KDV'yi 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 371. maddesi hükümlerine göre pişmanlıkla vergi dairesine beyan ederek ödenmek durumunda kalındığını, ... Ticaret Limited Şirketi tarafından katlanılması gereken vergi yükünün hak ediş ödemelerinde yükleniciye KDV'nin tevkifat yapılmaksızın tam olarak ödenmiş olması sebebiyle davacı şirket üzerinde kaldığı, bu nedenle, anılan İş Ortaklığında sebepsiz zenginleşme yaratan bu durum karşısında davacının adlarına vergi dairesine yatırılan 54.469,44 TLnin davacıya iade edilmesi gerektiği, davacı, kendisine fuzulen ve fazladan ödenen tutarların 30 gün içinde Şirketimize iade edilmesi ihtar edilmiş olup bunu müteakip kendi KDV beyanlarını düzeltebileceği ve bu suretle vergi dairesine ödediği bir KDV varsa da iade/düzeltme konusu edebileceği hatırlatılmış olmasına rağmen firma tarafından bugüne kadar söz konusu alacak konusunda ödeme yapılmadığını, 54.469,44TL'nin temerrüt tarihinden (03/03/2021) itibaren işleyecek ticari (avans) faizi ile birlikte davalı şirketten rücuen tahsili talebi ile birlikte davalının taşınır, taşınmaz, bankadaki mevduatlarına ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları hakkında şimdilik 54.469,44 TL 'lik ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinden özetle; davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
Mahkememiz ara kararı gereğince Ankara . Asliye Ticaret Mahkemesi'ne talimat yazılarak bilirkişi Mali Müşavir ... ve Nitelikli Hesap Bilirkişisi ... tarafından düzenlenen müşterek rapordan özetle; Taraflar arasında akdedilen sözleşmenin konusun Ankara-Nallıhan arasındaki posta taşıma işine ait olduğu, sözleşme döneminin 01.04.2017-30.09.2019 dönem aralığı olduğu, davacı tarafından dosyaya sunulan faturaların da davalının davacıya 01.04.2017- 30.09.2019 dönem aralığında Ankara- Nallıhan ve Ankara-Çamlıdere arası yük taşıma işine ait olduğu, 16.02.2021 Tarihli 31397 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No: 35) ile KDV Genel Uygulama Tebliği'nde yapılan düzenleme ile karayolu ile yük taşımacılığı daha evvel tevkifat uygulamasına tabi değil iken 35 Seri Nolu KDV Uygulama Genel Tebliği ile bu hizmet tevkifata tabi tutulduğu ve tevkifat oranının da 2/9 olarak belirlendiği, bu sebeple dava konusu hizmet ile ilgili olarak davalının tevkifatlı KDV faturası düzenlemesini gerektirir bir husus olmadığı, dosyada yer alan faturaların ilgili dönem KDV düzenlemelerine uygun olduğu, Davacının davalıya ödediği tevkifatsız KDV tutarlarının (dava konusu ettiği) 9/10'u oranında 213 sayılı Vergi Usul Kanunun 371. Maddesi kapsamında pişmanlık dilekçesi ile Vergi dairesine ödendiğine yönelik dosyada herhangi bir belge bulunmadığı, davacının davalıya ödemiş olduğu KDV tutarlarının mükerrer olarak (9/10'u kadarı) vergi dairesine ödenmesi halinde davalının sebepsiz zenginleştiğinden bahsedilemeyeceği, mükerrer ödeme ile vergi dairesinin sebepsiz zenginleştiği, bu nedenle davacının alacağının hesap edilmesinin mümkün olmadığını bildirir müşterek rapor tanzim ettikleri görülmüştür.
Mahkememiz ara kararı gereğince İzmir . Asliye Ticaret Mahkemesi'ne talimat yazılmış, ... Talimat sırasına kaydı yapılmış ve 10/05/2024 tarihinde keşif icra edildiği görülmüştür.
Keşif neticesinde dosyaya bilirkişi SMMM ... tarafından düzenlenen bilirkişi raporundan özetle; Dava konusu, davalının davacıya düzenlemiş olduğu faturalarda yer alan KDV tutarları üzerinden KDV tevkifatı yapılıp yapılamayacağı, davacının tevkifatsız KDV faturaları üzerinden davalıya ödemiş olduğu KVD'yi aynı zamanda vergi dairesine de (mükerrer olarak) ödemiş olması sebebiyle davalıdan geri isteyip isteyemeyeceği, davalının sebepsiz zenginleşme içinde olup olmadığı ile ilgili olduğu, 16.02.2021 tarih 31397 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No:35) ile; “Mükellef Ve Vergi Sorumlusu” başlıklı (V/C.) bölümünde yer alan *2.1.3.2.11." alt bi suretiyle , 5/10 oranında tevkifat uygulanmakta olan servis taşımacılığı hizmetlerinin yanı sıra, 01.03.2021 tarihinden itibaren uygulanmak üzere, “Kara Yolu İle Yük Taşımacılığı” hizmetleri de 2/10 oranında KDV tevkifatı uygulaması kapsamına alınmıştır. Tarafların dosyaya sundukları yeni ve somut veriler ile konu hakkındaki yargı makamlarının mevcut kararları da göz önünde bulundurularak dava dosyasında mevcut sözleşmeler üzerinde yapılan yeni incelemede; sözleşme konusunun, raporun 8.1 bölümünde belirtilen güzergahlar arasında "posta maddesi" nakliyesini içerdiği, esas olarak nakliye
Mahkememiz ara kararı gereğince Ankara . Asliye Ticaret Mahkemesi'ne talimat yazılarak dosyanın bilirkişi ... ve ... tevdii ile düzenlenen müşterek rapordan özetle; Taraflar arasındaki sözleşme konusunun posta taşıma hizmetine ilişkin olduğu ve işgücü temini sözleşmesi olarak değerlendirilmesine imkan bulunmadığı, 2017-2019 yılları arasında alınan hizmetin tevkifata tabi olmadığı, dosyada mevcut faturaların ilgili KDV düzenlemelerine uygun olduğu, Davacının, davalıya ödediği tevkifatsız KDV tutarlarının (dava konusu ettiği) 9/10'u oranında 213 sayılı Vergi Usul Kanunun 371. Maddesi kapsamında pişmanlık dilekçesi ile Vergi dairesine ödendiğine yönelik dosyada herhangi bir belge bulunmadığı, Davacının davalıya ödediği KDV tutarının 9/10'u kadarını mükerrer olarak ödemesinin davalının sebepsiz zenginleşmesine neden olmadığı, mükerrer ödeme nedeniyle vergi idaresinin sebepsiz zenginleştiği, Ödenen KDV nedeniyle davalının sebepsiz zenginleşmediği, bu nedenle KVD bedellerinin davalıdan istenemeyeceğini bildirir müşterek rapor tanzim etmişlerdir.
Mahkememiz dosyasına kazandırılan bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.
Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde: davacı vekili, 54.469,44TL'nin temerrüt tarihinden (03/03/2021) itibaren işleyecek ticari (avans) faizi ile birlikte davalı şirketten rücuen tahsili talebi ile birlikte davalının taşınır, taşınmaz, bankadaki mevduatlarına ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları hakkında şimdilik 54.469,44 TL 'lik ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ve dava ettiği,
Mahkememiz dosyasına Ankara . Asliye Ticaret Mahkemesi'ne talimat yazılarak dosyanın bilirkişi ... ve ... tevdii ile düzenlenen ve hükme esas alınan raporda; Taraflar arasındaki sözleşme konusunun posta taşıma hizmetine ilişkin olduğu ve işgücü temini sözleşmesi olarak değerlendirilmesine imkan bulunmadığı, 2017-2019 yılları arasında alınan hizmetin tevkifata tabi olmadığı, dosyada mevcut faturaların ilgili KDV düzenlemelerine uygun olduğu, Davacının, davalıya ödediği tevkifatsız KDV tutarlarının (dava konusu ettiği) 9/10'u oranında 213 sayılı Vergi Usul Kanunun 371. Maddesi kapsamında pişmanlık dilekçesi ile Vergi dairesine ödendiğine yönelik dosyada herhangi bir belge bulunmadığı, Davacının davalıya ödediği KDV tutarının 9/10'u kadarını mükerrer olarak ödemesinin davalının sebepsiz zenginleşmesine neden olmadığı, mükerrer ödeme nedeniyle vergi idaresinin sebepsiz zenginleştiği, Ödenen KDV nedeniyle davalının sebepsiz zenginleşmediği, bu nedenle KVD bedellerinin davalıdan istenemeyeceğini bildirir müşterek rapor da dikkate alındığında,
Sıfat, dava konusu kılınan sübjektif hakla davanın tarafları arasındaki ilişkiyi ifade eder ve dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilmiş kişilerin maddi hukuk bakımından gerçekten hak sahibi veya yükümlü konumunda bulunup bulunmadığına ilişkin bir kavramdır (... .: Medeni Usul Hukuku, C.I, Ankara 2016, s. 512). (18) Davacı tarafta yer alan taraf için aktif dava sıfatı, davalı tarafta yer alan için pasif taraf sıfatından söz edilebilir. Uygulamada, "sıfat" yerine "husumet" terimi de kullanılmaktadır. Sıfat, dava şartı olmayıp itirazdır. Çünkü bir kimsenin hak sahibi veya borçlu olup olmadığı davanın esasına girildikten sonra tespit edilebilir. Bu durumda ise dava esastan ret veya kabul edilir. Oysa dava şartları davanın esasına girilmesini engelleyen niteliktedir. Ancak sıfat bir itiraz olduğundan hakim diğer itirazlar gibi taraf sıfatını da dava dosyasından anlayabildiği sürece kendiliğinden nazara alır. Sıfat, davada taraflardan birinin davaya konu subjektif dava hakkının bulunup bulunmadığı ile ilgili bir husustur. Tarafların sıfatının yargılama sonuna kadar devam etmesi zorunludur. Bu husus mahkemece re'sen göz önünde bulundurulmalıdır. Bir davada, taraflardan birinin, davacı ya da davalı sıfatının (aktif ya da pasif husumet ehliyetinin) olmadığı belirlenirse, artık bu davanın esasının çözümüne girilmeden, davanın husumet yokluğundan reddi gerekir. Bir kişinin belli bir davada davacı ya da davalı sıfatını haiz olup olmadığı şeklinde nitelendirilen husumetin ileri sürülme zamanı yasa ile kabul edilen bir ilk itiraz olmadığı gibi, davalı tarafından ileri sürülmesi gerekilen bir defi de değildir.Davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece vakıf olunduğu takdirde resen nazara alınması gerekli hukuki bir durumdur.(... .: Hukuk Muhakemeleri Usulü,C.I İstanbul 2001, s. 1157 vd.) (Yargıtay HGK 24.06.2021 T... E... K.)
Husumet Taraf Sıfatı: Bir usul hukuku sorunu olmayıp, davaya konu edilen subjektif hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunudur. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, taraflardan birinin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatı yoksa, davanın esası hakkında karar verilemeyeceğinden dava sıfat yokluğundan (husumetten) red edilir.Taraf sıfatı bir dava şartı değildir. Taraf sıfatı, davada taraf olarak görünen kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için def'i değil, yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilmesi mümkün ve mahkemece de kendiliğinden nazara alınması zorunlu olan bir olgudur.... .: Medeni Usul Hukuku el kitabı, Ankara 2020, C.I s.331 vd).(19) Eş söyleyiş ile taraf sıfatının araştırılması, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir.Dava konusu şey üzerinde kim yada kimler hak sahibi ise davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukuki koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayinin de olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir.Taraf sıfatının bu anlamda önemli özelliği ise def'i değil itiraz niteliğinde olması nedeniyle taraflarca süreye ve davanın aşamasına bakılmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve taraflar ileri sürmemiş olmasa bile mahkemece re'sen nazara alınmasıdır.(Yargıtay HGK 22/06/2021 T... E... K.) bilgileri değerlendirildiğinde,
6098 Sayılı TBK'nın 77. Maddesinde; "Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür. Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur. 78. Maddesinde; " Borçlanmadığı edimi kendi isteğiyle yerine getiren kimse, bunu ancak, kendisini borçlu sanarak yerine getirdiğini ispat ederse geri isteyebilir.Zamanaşımına uğramış bir borcun ifasından veya ahlaki bir ödevin yerine getirilmiş olmasından kaynaklanan zenginleşmeler geri istenemez. Borç olmadığı hâlde ödenmiş olan edimin geri istenmesine ilişkin diğer kanun hükümleri saklıdır." hükümlerinin geçerli olduğunu,
6100 Sayılı HMK'nın 114. Maddesinde;
"(1) Dava şartları şunlardır:
a) Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunması.
b) Yargı yolunun caiz olması.
c) Mahkemenin görevli olması.
ç) Yetkinin kesin olduğu hâllerde, mahkemenin yetkili bulunması.
d) Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması.
e) Dava takip yetkisine sahip olunması.
f) Vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması.
g) Davacının yatırması gereken gider avansının yatırılmış olması.
ğ) Teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi.
h) Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması.
ı) Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması.
i) Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması.
(2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır.
Aynı kanunun 115. maddesinde; (1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.
(2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.
(3) Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez." şeklindeki düzenlemeler ile birlikte değerlendirildiğinde,
Somut olayda; dava konusunun temelinde "taşımacılık" sözleşmesi vardır. Davacının talebi "işgücü" kapsamında olan işler için geçerlidir. Taraflar arasındaki ihtilafın kaynağı Konya Karaman arası taşımacılık işidir. Bu nedenle bilirkişi raporları ile de sabit olduğu üzere ortada sebepsiz zenginleşen taraf davalı yan değildir. Vergi Dairesidir. (Hazine)
TMK 1/3. Maddesinde; "Hâkim, karar verirken bilimsel görüşlerden ve yargı kararlarından yararlanır."
Anayasa'nın 138/1. Maddesinde; " Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler." şeklinde düzenlemeler olduğu,
Somut olayımızda; tüm dosya kapsamı, dosyadaki tüm bilgi - belgeler, tüm deliller, alınan bilirkişi rapor/ları, tarafların iddia - savunmaları, yukarıda yapılan açıklamalar, bir bütün halinde değerlendirildiğinde, Mahkememizce benimsenen hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu sonuç ve kanaatine varılarak, TMK 1/3 ve 6100 Sayılı HMK 297. Maddesi kapsamında Anayasa'nın 138/1 maddesi atfı ile davacının, davasının pasif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle usulden reddine dair mahkememizde oluşan vicdani kanaate göre aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : GEREKÇESİ YUKARIDA AÇIKLANDIĞI ÜZERE
1-Davacının, davasının pasif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,
2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL harçtan dava başında yatırılan 930,21TL peşin harcın mahsubu ile fazladan alınan 314,81-TL'nin davacıya İADESİNE,
3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Davalı tarafından yapılan 165,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
6-6102 sayılı TTK'nun 5/A maddesi kapsamında arabuluculuğa başvurulduğundan 1.560,00-TL arabulucu ücretinin 6235 sayılı Kanunu 18/A-13.maddesi gereğince davacıdan alınarak Hazine'ye gelir KAYDINA,
7-Tarafların depo edilip kullanılmayan gider avansının bulunması halinde karar kesinleştiğinde davacı tarafa İADESİNE,
Dair, davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek dilekçe ile Konya Bölge Adliye Mahkemesi'ne İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.21/05/2025
Katip Hakim