T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
KONYA
.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI : ... - ...No:..., ...
VEKİLİ :
DAVA : Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)
DAVA TARİHİ :
BİRLEŞEN KONYA .ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN ... E. - ... K. SAYILI DOSYA
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI : ... - ...No:..., ...
VEKİLİ :
DAVA : Alacak
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizce verilen 13.12.2022 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararı Konya Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 15.09.2023 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı ilamıyla kaldırılarak dosya Mahkememize iade edilmekle, davanın Mahkememizin yukarıdaki esasına kaydının yapılarak yapılıp bitirilen açık yargılaması sonucunda;
HEYETİMİZCE GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı 09.08.2022 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; Kendisinin, ... Tic, Ltd. Şti.'nin kurucusu olduğunu, 2008 yılında hafif bir depresif rahatsızlık geçirdiğini, bu dönemde eşi olan davalı ...'ın, fabrikada işlerin yürütülmesi ve müşterilerle iletişimin kesilmemesi gerekliliğinden bahsederek kendisine “Şirket hislerini bana devret ben de sonra sana iade ederim” diyerek kendisinin tedavi gördüğü dönemde şirket hisselerini kendi üzerine aldığını, söz konusu hisse devri için şahsına tek bir kuruş dahi ödemediğini, davalı ...'ın, kendi içinde bulunduğu rahatsızlıktan da istifade ederek hiçbir bedel ödemeksizin şirketi tamamen kendi üzerine geçirdiğini, davalı ...'ın, ev hanımı olup hiçbir meslek ve zanaat ile alakası olmayan ve özellikle devre konu şirketin faaliyet alanıyla ilgili en küçük bir bilgi birikimi olmayan birisi olduğunu, sadece bu durumun bile yapılan devrin gerçek bir devir olmadığını ispat ettiğini, kendisinin davalı ...'tan ısrarla hisselerini iade etmesini talep etmiş ise de şimdiye kadar davalı ...'ın, asla ama asla şirketi hisselerini kendisine iade etmediğini, kendisinin hisselerinin kendisine iadesi konusunda ısrar edince davalı ...'ın kendisine kumpas kurduğunu ve kendisini kendine vasi tayin ettirdiğini, Konya . Sulh Hukuk Mahkemesi'nin kendisini dinlemeksizin duruşmaya çağırmaksızın ... E. sayılı dosyada eşi ...'ı kendisine vasi tayin ettiklerini, Prof. Dr. ... tarafından verilen epikriz raporunda ruh sağlığında herhangi bir problem olmadığının tespit edildiğini, yine Konya . Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından hakem hastane vasfında olan (raporuna itiraz yolu kapalı olan hastane) Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildiğini ve oradan da şahsına vasi tayinine gerek olmadığı yönünde rapor çıktığını, Sulh Hukuk Mahkemesi hakem hastane vasfında olan Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesinin şahsına vasi tayin edilmesine gerek olmadığı yönündeki raporundan sonra şahsı hakkındaki vesayeti kaldırılacağının, kendisine bu şekilde kumpas kurarak şirket hisselerimi devralan ve kendisini vasi tayin ettiren davalı ...'a karşı boşanma davası açtığını, söz konusu boşanma davası Konya . Aile Mahkemesi ... E. sayılı dosyasında derdest olduğunu, Bu nedenle de kendileri ile arasında husumet ortaya çıktığını, buna istinaden Konya . Aile Mahkemesinin talebi ile Konya . Sulh Hukuk Mahkemesi'nin eşi ...'ı vasilikten aldığını ve onun yerine Konya Barosu Avukatlarından Av. ... (... Sicil Numaralı) isimli avukatı şahsına vasi tayin ettiğini, davalı ...'ın, şirket hisselerini iade etmeyeceğini ve şirketi oğlu ... veya güvendiği bir başka şahıslara devredeceğini beyan ettiğinden bahisle; Davalı ...'a yapılan şirket hisse devrinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili 14.10.2022 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacının Konya .Sulh hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile kısıtlandığını, kısıtlı davacının dava ehliyetinin bulunmadığını, hal böyle iken yargı makamları nezdinde bir davanın yöneltilmesinin mümkün olmadığını, davanın usulden reddinin gerektiğini, davacı tarafın, müvekkiline karşı aynı konuyu ve taleplerini içerir davayı ve dahi aynı mahiyette bir dilekçe ile Konya .Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile yöneltildiğini, davacı ile müvekkili arasında arabulucuk sürecinin başlamadığını, yürümediğinin, dolayısıyla eksikliğin giderilmesinin de mümkün olmadığını, davanın usulden reddinin elzem olduğunu, davacı tarafın eşi olan müvekkiline 23.06.2008 tarihinde sattığını, işbu satışın Konya .Noterliği'nin ... yevmiye numaralı ortaklar kurulu kararı olarak onandığını, hakeza yine Konya .Noterliği'nin aynı tarihli ... yevmiye numaralı onamı ile müvekkili ...'ın 20 yıl süre ile şirket yetkilisi olarak atandığının oy birliği ile karar alındığını, ... Ticaret Ltd. Şti.'nin ortaklık paylarına ilişkin yürütülen bu devir sürecinin şekli şartlar yönü ile tam ve eksiksiz olduğunu, davanın zamanaşımı yönü ile reddinin gerektiğini, davacı tarafın şirket hisselerini müvekkiline emaneten devrettiğini, sonradan iade alacağını iddia ettiğini, bu iddiaların hiçbir şekilde kabul edilebilir olmadığını, devir sözleşmesinde bu hususa ilişkin bir ibarenin de bulunmadığını, davacının, davalı müvekkili olan eşinin kendisine kumpas kurduğunu, bu vesile ile kendisine vasi tayin edildiğini, rehin tutulduğunu, esasında sağlıklı bulunduğunu ifade ettiğini, bu iddiaların vaki mahkememiz dava dosyası ile alakasının bulunmadığını, zira devirin 2008 yılında yapıldığını, vesayet dosyasının ise 2021 yılında açıldığını, müvekkilinin hiçbir şekilde davacıya kumpas kurmadığını, eşinin iyileşmesi için çabaladığını, elinden gelen tüm maddi manevi imkanları da bu yönü ile seferber ettiğinden bahisle; fazlaya ilişkin hakları ve sair tüm hakları saklı kalmak kaydıyla haksız ve yersiz olarak açılan davacının davasının usul yönünden reddine, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde davanın esastan reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
Mahkememiz dosyası ile birleşen Konya .Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. - ... K. sayılı dosyada davacı vekili 05.07.2023 tevzi tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, ... Tic. Ltd. Şti.'nin kurucusu olduğunu, yıllardır Konya sanayisinde bilinen saygın bir iş insanı olduğunu, müvekkilinin 2008 yılında hafif bir depresif rahatsızlık geçirdiğini, müvekkilinin şuan bir rahatsızlığının kalmadığını, müvekkilinin tedavi gördüğü dönemde şirket işlerinin aksamaması için davalı eşinin istediği üzerine şirket hisselerini 23/09/2008 tarihinde davalıya devrettiğini, davalının söz konusu şirket hisselerinin devri için müvekkiline tek kuruş dahi ödeme yapmadığını, davalının müvekkilinin hastalığından faydalanarak şirketi bedel ödemeksizin tamamen kendi üzerine geçirdiğini, davalının ev hanımı olup şirket faaliyeti ile ilgili en ufak bir tecrübesinin bulunmadığını, müvekkilinin irade fesadı halinde yapmış olduğu devrin hukuken sakat ve geçersiz olduğunu, müvekkilinin sonrasında şirketi tekrar devralmak istemesi üzerine davalının müvekkilinin sürekli oyaladığını, Konya . Sulh Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile müvekkilinin dinlenmeksizin kısıtlandığını, vasi olarak davalının atandığını, müvekkilinin yeniden rapor alması üzerine sözü geçen mahkeme kararının ortadan kalktığını ve kısıtlılık halinin son bulduğunu, Konya . Aile Mahkemesince görülmekte olan mal rejimi davasında alınan tedbir kararı gereğince şirket hisselerinin yarısına tedbir konulduğunu, davalının tedbir konulmayan diğer hisselerin tamamını dava dışı ... devrettiğini, davalının mal kaçırma amacının bu durumundan da açıkça anlaşıldığını, davalının şirket üzerindeki menkulleri ve gayrimenkulleri başkalarına devredeceğini beyan ettiğini, bu nedenle şirket üzerindeki kayıtlı taşınır ve taşınmaz malların üzerine ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğinden bahisle öncelikle dava dışı ... Tic. Ltd. Şti.' ne ait olan Konya İli ... İlçesi ... Mahallesi ... Caddesi ... Sokak ... Sitesi E Blok 10. Kat 22 ve 29 numaralı dairelerin, dava dışı şirketin faaliyet gösterdiği Konya Organize Sanayi Bölgesi, T. ... Cad. No:... Selçuklu/Konya adresindeki taşınmazın ve mülkiyeti dava dışı şirkete ait olan Konya İli, ... İlçesi, . Organize Sanayii Bölgesi ... Cad. No:... adresinde bulunan taşınmazın, dava dışı ... Tic. Ltd. Şti. fabrika binasında bulunan tüm makinelerin, dava dışı şirketin mülkiyetinde bulunan bütün taşıtların üzerine, üçüncü kişilere devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini, tahkikat sonucunda davalıya devredilen şirket hisselerinin bedellerinin davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkememiz dosyası ile birleşen Konya .Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. - ... K. sayılı dosyada davalı vekili 08.08.2023 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davacının evli olduğunu, davacının 2007 yılından beri psikiyatrik rahatsızlıklar geçirdiğini, hastalığının ilerlemesi ve hekimlerin tavsiyesi üzerine Konya . Sulh Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasıyla kısıtlandığını, davacının kısıtlılık halinin 1 yıl sonra tekrar değerlendirilerek kısıtlılık halinin 19/10/2022 tarihinde kaldırıldığını, davacının müvekkiline ve müşterek çocuklarına yönelik tehdit ve hakaretlere başladığını, müvekkilinin ve çocuklarının şikayette bulunması nedeniyle Konya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma sayısıyla dosya açıldığını, bu dosya kapsamında davacının cezai ehliyetinin bulunup bulunmadığına ilişkin muayenesine karar verildiğini ancak davacının muayeneden imtina ettiğini, davacının yurt dışına çıktığını, yakalama kararı çıkartıldığını, TBK'nın 39. maddesi hükmü gereğince davanın hak düşürücü süre yönünden reddinin gerektiğini, davacı tarafın müvekkiline karşı aynı konuya ve talepleri içerir davalaraı Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası, Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasıyla yönelttiğini ve iş bu davaların reddedildiğini, yine Mahkememizin ... Esas sayılı dosyasıyla dava açıldığını ve görevsizlik kararı verildiğini daha sonra davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, davanın derdestlik nedeniyle reddinin gerektiğini, davacı ile müvekkili arasında arabuluculuk sürecinin başlamadığını, bu sebeple de davanın usulden de reddinin gerektiğini, pey devrine ilişkin ihtilaflarda zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğunu, davaya karşı genel zaman aşımının süresi olan 10 yılın da geçtiğini davanın zamanaşımı yönü ile reddinin gerektiğini, davacının dava dilekçesinde muvazaalı devir işlem iddialarının kabul etmediklerini, yöneltilen iddialarının ispatı mümkün olmadığını, davacı tarafın yersiz davanın konusu olmayan tüm iddialarına itiraz ettiklerini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dilekçeler aşaması tamamlanmış, taraflara duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilerek duruşma açılmıştır.
Tarafların bildirmiş oldukları delilleri ilgili yerlerden dosyamız içerisine celbedilmiş, Konya .Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı UYAP dosyası, Konya .Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası, dava dışı ... Tic. Ltd. Şti.'nin ticaret sicil kayıtları, kuruluş sözleşmesi, ortaklarının isim ve soyisimleri ile payları, yönetim kurulunda bulunan kişilerin isim ve soyisimleri, genel kurul kararları ile yönetim kurulu kararları, şirket hisse devrine ilişkin kayıtlar (devir sözleşmesi, genel kurulca alınan kararlar, sözleşmeler) v.s. tüm bilgi ve belgelerin birer örnekleri dosyamız içerisine celbedilmiştir.
Mahkememizce verilen 13.12.2022 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararı Konya Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 15.09.2023 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı ilamıyla kaldırılarak dosya Mahkememize iade edilmekle, davanın Mahkememizin ... Esas sırasına kaydı yapılarak yargılamaya devam olunmuştur.
Mahkememizin 21.05.2024 tarihli duruşmasında dinlenen davacı tanığı ... beyanında; Tarafları tanırım, 2017 yılında ben şirkete satış ve pazarlama müdürü olarak göreve başladım, tarafların müşterek çocukları ... benim çok eski arkadaşım olur, zaten komşularımızdı, benim şirkete başladığımda davacı işyerine geliyordu, işleri ... yürütüyordu, 2017 yılı öncesi bu şirkette çalışmıyordum, ancak ben 17-18 yıldır bu aileyi tanıyorum, ben göreve geldikten sonra davacı ... bana kimseye inanma, kimseye güvenme, şirketi devredeceğini bilmeden imza attığını bana söyledi, yemeğine suyuna, çayına farklı ilaçların katıldığını söyledi, bana Notere KDV iadesi için gittiğini söyledi, oysaki şirketi devrettiğini sonradan anladığını söyledi, bana da hep hayatında kimseye güvenme, inanma bana en çok güvendiğim eşim bile bunu yaptı derdi, 2021 yılında davacı ... ailesi tarafından zorla hastaneye yatırıldı, benim davacı ... ile sürekli telefon ile ve whatsap ile görüşürdüm o süreçte kendisine ulaşamadım, oğlunu aradım kendisinin de babasına ulaşamadığını söyledi, ancak bir gün önce hastaneye yatırmışlar kendisi de bunu biliyormuş ben daha sonra bunu öğrendim, yaklaşık 8 ay kadar davacı hastanede yattı ben ... ile birlikte 2 yıl daha çalıştım, 2017 yılı öncesinde davacı psikolojik sıkıntılar yaşadı ancak yaşadığı sıkıntılarda genelde çok yardımsever olması herkese yardım etmesi ailesi de bundan şikayetçiydi, ben davacının bu hisseleri almak için uğraştığını kendisinden duydum, 2017 yılında bana anlattığı şu şekildeydi, kendisinin KDV iadesi için notere böyle bir imza verdiğini zannettiğini ancak daha sonra kendisine şirket hissesini devredildiğini söylediklerinde gerçekten şirket hissesini bu imza ile devrettiğini anladığını bundan sonra hisseyi almak için çok mücadele ettiğini eşinin de kendisine şirket hissesini aldığını söylediğini bana defalarca anlattı, ben daha önceki tedavileri ile ilgili yanında hiç bulunmadım, ancak ben işe başladıktan sonra ailesi tarafından hastaneye zorla yatırıldığını kimseyle irtibatının sağlanmadığını kendisi anlattı hatta 10 kişinin kendisini zorla hastaneye götürdüğünü, zorla eli ayakları bağlanarak, iğne vurularak İstanbul'a götürüldüğünü anlattı, ben ... 2022 yılı Aralık ayında ayrıldım, 2017 ile 2022 yılı arasında kesintisiz olarak çalıştım, davacı ...'ın aynı zamanda ... Motorlu araçlar adı altında başka bir şirketi vardı, aslında sigorta kayıtlarım bu şirkette tutulurdu, ben gün içerisinde ... Otomotiv'de fabrikada bulunurdum, diğer şirket pazarlama şirketiydi, pazarlama şirketi olan ... aldığı ürünlerin bedelleri fazlasıyla Yumak şirketine ödenirdi, zaten her iki şirkette davacının şirketiydi, ben ... isimli kişiyi tanımıyorum, ... şirketinde hiçbir zaman çalışmadı, benim çalıştığım dönemde de SSK kayıtlarında yoktu, benim şuan ... ile ortak bir şirketim vardı, ... Tic. Ltd. Şti. adı altında ortak bir şirketimiz vardı, resmiyette de ortaklığımız vardır, 2023 yılı Haziran ayında kuruluşunu yaptık, davacı İstanbul'daki özel hastaneye 2021 yılında zorla yatırıldı, yaklaşık 8 ay kaldıktan sonra çıktı, 2. kez kendi iradesiyle aynı hastanede yatış yapmadı, zaten bundan sonra kendi evine bir daha gitmedi, benim ... şirketine ait taşınmazlar içerisinde kiracının olduğu bir fabrika binasının yaklaşık 3-4 aydır satışta olduğunu biliyorum, ben ... şirketinin ekonomik olarak kötü durumda olduğunu, hatta maaşlarını ödeyemediğini tedarikçilere de ödeme yapmadığını biliyorum, demiştir.
Mahkememizin 21.05.2024 tarihli duruşmasında dinlenen davacı tanığı ... beyanında; Ben ...'ı ... şirketinde 2006 ila 2021 yılları arasında çalışmam nedeniyle tanırım, burada kalıp hane sorumlusu olarak çalışırdım, davacı ...'ın 2008 yılında rahatsızlandığını biliyoruz, resmi kayıtlarında böyle görünüyormuş, bir komplo ile şirketin hisselerinin eşine devredildiğini duydum, eşi eskiden işyerine gelmezdi, ancak son dönemlerinde birkaç sefer geldi, asıl yönetim ...'ın kurduğu temeller üzerinden yürüyordu, ... ara ara işyerine gelirdi, ancak aktif şekilde çalışmazdı, zaten iş tecrübesi de yoktu, 2008 ve 2009 yıllarında ... rahatsızlandı işe gelmedi, işe birkaç yıl gelmedi, bu süreçte işi fabrika müdürü ve bölüm amirleri yürüttü, daha sonra tekrardan ... işin başına geçti, beni 2021 yılı Ocak ayında ... beni işten çıkarttı, babasının fabrikada ekibini sevmezdi, bende babasının ekibindeydi, ilk önce benden başladı, diğer tüm çalışanları da yavaş yavaş işten çıkarttı, beni ... işten çıkarttıktan sonra ben ... ile telefon ve whatsap üzerinden görüştüm, 2 ay kadar kendisiyle görüştüm, ancak bir daha haber alamadım, irtibat bir anda kesildi, yaklaşık 8 ay kadar hastanede ... ve annesinin zorla götürerek yatırıldığını duydum, hatta daha sonra da ... kendisi bu durumu bana anlattı, sürekli davacı kendisine komplo kurarak eşinin aldığını bunu geri alacağını bununla mücadele ettiğini 2009-2010-2011-2012 yılları arasında ve sonrasında da sürekli söylüyordu, hatta ben ...'a ben 2009 veya 2010 gibi işten ayrılmak istediğimi söyledi, az sabret hisseleri geri alacağım dedi ve benim biraz daha çalışmamı istedi bende 2021 yılına kadar çalıştım, şuan şirketin duyduğuma göre maaşlarının geç ödendiğini, tedarikçi firmaların alacaklarını zamanında alamadıklarını eskiden birlikte çalışmış olduğum arkadaşlarım anlattı, fabrika binasının satışa çıkarıldığını duymadım, kalıp hane sorumlusu olarak çalıştığım için fabrikada bir ofisimiz vardı, ben sürekli ... ile irtibat halindeydim, ... Otomotive karşı işten çıkartılmam nedeniyle yasal haklarım ödenmemesi nedeniyle İş Mahkemesine dava açtım, yasal haklarımı aldım, ben ayrıldıktan sonra ... ban sabretmemi söylemişti, bende yaklaşık 3 ay kadar bekledim ancak ... ile irtibatı kestikten sonra başka bir firmada çalıştım, oradan da emekli oldum, bu süreç içerisinde davacıdan maddi destek almadım, demiştir.
Mahkememizin 21.05.2024 tarihli duruşmasında dinlenen davacı tanığı ... beyanında; Ben 1997 ila 2008 yılları arasında davacının sahip olduğu Yumak şirketinde dış ticaret uzmanı olarak çalıştım, 2007 yılında davacı depresif bir rahatsızlık geçiriyor o dönem davalı eşinin kendisini notere KDV iadesi için götürdüğünü ancak gerçekte şirket hissesini devrettiğini davacının kendisi anlattı ben o dönem işyerinde çalışıp çalışmadığımı tam hatırlamıyorum, ancak zaman zaman notere giderlerdi, rahatsızlığı olduğu dönemde ben orada çalışıyordum, kendisi çok hareketli olduğundan dolayı gözle görülür şekilde rahatsızlığı anlaşılmıyordu, davacı oldukça yetenekli ve çalışkan bir insandı yapacağı kalıpları kendisi tasarlar oldukça fazla çalışırdı, iyi niyetliydi, davalı eşini hiç görmedim gıyabında tanıyorum, ancak davacının yaptığı işi davalı ev hanımı olan eşinin yapma ihtimali yoktu, 2018 yılında ben davacının kurmuş olduğu diğer şirkette tekrar işe başladım, 2021 yılında işten ayrıldım, 2021 yılında davacı akıl sağlığı yerinde olmadığı iddiasıyla hastaneye yatırıldığını biliyorum, oğlu Zeplin şirketine gelerek şirketi basmıştı, hatta benimle de arasında tartışma yaşandı buna ilişkin karakolda kayıtlarımız vardır, davacının yanında ailesi kimseyi istemiyordu, şirket hissesini davacı tarafça devrinden sonra davacı hisselerin eşi tarafından tekrardan kendisine verilmesini defalarca istediğini ve buna rağmen hisseleri eşinin vermediğini söyledi, ben ... işe başlamadan daha öncesinde söylemişti, sanırım hisse devrinin yapılmasından birkaç yıl sonraydı tam tarihini hatırlamıyorum, belki bir yıl belki iki yıl sonrada söylemiş olabilir, demiştir.
Ana davanın; Davacı ... tarafından davalı ...'a yapılan limited şirket hisse devrinin hile nedeniyle iptali ile davacı adına tescili istemine ilişkin olduğu, Birleşen davanın; Hile iddiasına dayalı hisse devrinden kaynaklı alacak davasıdır.
Tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde; Davacının; ... Tic, Ltd. Şti.'nin kurucusu olduğunu, 2008 yılında hafif bir depresif rahatsızlık geçirdiğini, bu dönemde eşi olan davalı ...'ın, fabrikada işlerin yürütülmesi ve müşterilerle iletişimin kesilmemesi gerekliliğinden bahsederek kendisine “Şirket hislerini bana devret ben de sonra sana iade ederim” diyerek kendisinin tedavi gördüğü dönemde şirket hisselerini kendi üzerine aldığını, söz konusu hisse devri için şahsına tek bir kuruş dahi ödemediğini, davalı ...'ın, kendi içinde bulunduğu rahatsızlıktan da istifade ederek hiçbir bedel ödemeksizin şirketi tamamen kendi üzerine geçirdiğini, davalı ...'ın, ev hanımı olup hiçbir meslek ve zanaat ile alakası olmayan ve özellikle devre konu şirketin faaliyet alanıyla ilgili en küçük bir bilgi birikimi olmayan birisi olduğunu, sadece bu durumun bile yapılan devrin gerçek bir devir olmadığını ispat ettiğini, kendisinin davalı ...'tan ısrarla hisselerini iade etmesini talep etmiş ise de şimdiye kadar davalı ...'ın, asla ama asla şirketi hisselerini kendisine iade etmediğini, kendisinin hisselerinin kendisine iadesi konusunda ısrar edince davalı ...'ın kendisine kumpas kurduğunu ve kendisini kendine vasi tayin ettirdiğini, Konya . Sulh Hukuk Mahkemesi'nin kendisini dinlemeksizin duruşmaya çağırmaksızın ... E. sayılı dosyada eşi ...'ı kendisine vasi tayin ettiklerini, Prof. Dr. ... tarafından verilen epikriz raporunda ruh sağlığında herhangi bir problem olmadığının tespit edildiğini, yine Konya . Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından hakem hastane vasfında olan (raporuna itiraz yolu kapalı olan hastane) Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildiğini ve oradan da şahsına vasi tayinine gerek olmadığı yönünde rapor çıktığını, Sulh Hukuk Mahkemesi hakem hastane vasfında olan Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesinin şahsına vasi tayin edilmesine gerek olmadığı yönündeki raporundan sonra şahsı hakkındaki vesayeti kaldırılacağının, kendisine bu şekilde kumpas kurarak şirket hisselerimi devralan ve kendisini vasi tayin ettiren davalı ...'a karşı boşanma davası açtığını, söz konusu boşanma davası Konya . Aile Mahkemesi ... E. sayılı dosyasında derdest olduğunu, bu nedenle de kendileri ile arasında husumet ortaya çıktığını, buna istinaden Konya . Aile Mahkemesinin talebi ile Konya . Sulh Hukuk Mahkemesi'nin eşi ...'ı vasilikten aldığını ve onun yerine Konya Barosu Avukatlarından Av. ... (... Sicil Numaralı) isimli avukatı şahsına vasi tayin ettiğini, davalı ...'ın, şirket hisselerini iade etmeyeceğini ve şirketi oğlu ... veya güvendiği bir başka şahıslara devredeceğini beyan ettiğinden bahisle; Davalı ...'a yapılan şirket hisse devrinin iptaline karar verilmesini talep ve dava ettiğini, davalının, davanın reddine karar verilmesini talep ettiği, Mahkememiz dosyası ile birleşen Konya .Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. - ... K. sayılı dosyada davacının; Davalıya devredilen şirket hisselerinin bedellerinin davalıdan alınarak ödenmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği, Mahkememiz dosyası ile birleşen Konya .Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. - ... K. sayılı dosyada davalının; Davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan ettiği görülmüştür.
Mahkememizce verilen 13.12.2022 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararı Konya Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 15.09.2023 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı ilamıyla kaldırılarak dosya Mahkememize iade edilmekle, davanın Mahkememizin ... Esas sırasına kaydı yapılarak yargılamaya devam olunmuştur.
Konya .Aile Mahkemesi'nin ... Esas ve ... Esas sayılı UYAP dosyası ile Konya .Sulh Huku Mahkemesi'nin ... Esas sayılı UYAP dosyası ve davacının tedavi evrakları ilgili kurumlardan dosyamız içerisine celbedilerek; Mahkememiz dosyasının İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'na gönderilerek; Davacı tarafça davacı asilin hazır edilememesi nedeniyle dosyadaki mevcut hastane kayıtları ve diğer belgeler dikkate alınmak suretiyle davacı tarafın dava dışı şirketin hisselerini davalıya devredildiği tarih itibariyle fiil ehliyetinin bulunup bulunmadığı yönünde rapor düzenlenmesinin istenildiği, Adli Tıp Kurumu Adli Tıp 10.İhtisas Kurulu Başkanlığı'nın 12.02.2025 ... Karar numaralı raporu ile; Yaşayan kişiler hakkında mütalaa düzenlenebilmesi için Kurullarınca bizzat muayenesi gerektiğinden kişinin (lüzum halinde gerekli sağlık tedbirlerinin alınarak ambulans, sağlık görevlisi v.b.) tüm tıbbi belgelerini içeren dava dosyasının onaylı fotokopisinin ve dosyanın UYAP'tan taranarak muayene edilmek üzere Kurula gönderilmesinin istenildiğinin bildirildiği görülmüştür.
Dava konusu şirket hissesinin devredildiği tarihte yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nun 520.maddesinde; "Bir payın devri, şirket hakkında ancak şirkete bildirilmek ve pay defterine kaydedilmek şartiyle hüküm ifade eder. Devir hususunun pay defterine kaydedilebilmesi için, ortaklardan en az dörtte üçünün devre muvafakat etmesi ve bunların esas sermayesinin en az dörtte üçüne sahip olması şarttır. Ortağın koymayı taahhüt ettiği sermaye ayın ise, payını şirketin kuruluşunu takip eden üç yıl içinde başkasına devredemez. Şirket mukavelesi payların devrini yasak edebileceği gibi yukarıki fıkralarda derpiş edilenlerden daha ağır şartlara da bağlı tutabilir. Payın devri veya devir vadi hakkındaki mukavele yazılı şekilde yapılmış ve imzası noterce tasdik ettirilmiş olmadıkça ilgililer arasında dahi, hüküm ifade etmez." şeklinde düzenleme yapıldığı, benzer düzenlemenin 6102 sayılı TTK'nun 595. Maddesinde de yapıldığı anlaşılmıştır.
Yargıtay . Hukuk Dairesi'nin 20/09/2017 tarih ve ... Es. ... Kar. Sayılı ilamında;" Dava, limited şirket hisse devir işleminin ticaret siciline tescil ve ilanına ilişkin olup, limited şirket hisse devri 24.05.2010 günü yapılmış olduğundan somut olayda 6762 sayılı TTK 520. maddesinin uygulanması gerekmektedir. TTK m. 520’ye göre limited şirket hisse devrinin gerçekleşmesi için devrin noterde yapılması, esas sermayenin en az dörtte üçüne sahip ortakların dörtte üçünün devre muvafakat etmesi ve ayrıca devrin şirket pay defterine işlenmesi gerekmektedir. İlgili şekilde yapılmayan pay devri, şirkete karşı hüküm ifade etmeyeceği gibi ilgililer arasında da hüküm ifade etmez. Davacı, dava dilekçesinde noterde devir işleminin yapıldığını, karar defterine işlendiğini ve fakat pay defterine devrin işlenmediğini bildirmiştir. Bu durumda devrin tamamlanması için gerekli işlemlerden biri eksik olduğundan pay devri gerçekleşmemiştir. Pay devri gerçekleşmediğinden bu devrin ticaret siciline tescil ve ilanı yapılamaz. Ayrıca devir 24.05.2010 günü yapılmış olduğundan 6102 sayılı TTK’nın 595. maddesinin uygulanması hatalı olup, devrin yapıldığı tarihte yürürlükte olan 6762 sayılı TTK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Bu nedenle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir." şeklinde kabul edilmiştir.
Anılan düzenleme ve Yargıtay uygulamaları dikkate alındığında Limited Şirket hisse devrinin üç aşamalı olacağı, limited şirket hisse devrinin noterlikte yapılması, esas sermayenin en az dörtte üçüne sahip ortakların dörtte üçünün devre muvafakat vermesi ve devrin şirket pay defterine geçirilmesi gerekmektedir.
Limited şirket hissesini devir edenlerle devir alanlar arasında hisse devir sözleşmesine dayalı davalarda zamanaşımını düzenleyen devir tarihinde yürürlükte bulunan mülga BK'nun 126/4. Maddesinde;" Aşağıdaki alacak veya davalar hakkında beş senelik müruru zaman cari olur:(Ek bent: 29/06/1956 - 6763/41 md.) Ticari olsun olmasın bir şirket akdine dayanan ve ortaklar arasında veya şirketle ortaklar arasında açılmış bulunan bütün davalar ile bir şirketin müdürleri, temsilcileri, murakıplariyle şirket veya ortaklar arasındaki davalar, vekalet akdinden, komüsyon aktinden, acentalık mukavelesinden, ticari tellallık ücreti davası hariç, tellallık akdinden doğan bütün davalar, mütaahhidin kasıt veya ağır kusuru ile akdi hiç veya gereği gibi yerine getirmemiş ve bilhassa ayıplı malzeme kullanmış veya ayıplı bir iş meydana getirmiş olması sebebiyle açılacak davalar hariç olmak üzere istisna akdinden doğan bütün davalar." şeklinde düzenleme yapıldığı, TBK'nun 147. Maddesinde de benzer düzenlemenin yapıldığı görülmüştür.
Yargıtay . Hukuk Dairesi'nin 05/11/2015 tarih ve ... Es... Kar. Sayılı ilamında; "Dava, limited şirket hisse devir sözleşmelerinin hile nedeniyle feshi ile şirketin davalılar adına hükmen tescili istemine ilişkindir. Mahkemece, uyuşmazlık şirket ile ortakları arasında olmayıp sözleşmeden kaynaklandığı gerekçesiyle zamanaşımı süresi 10 yıl kabul edilerek zamanaşımı def’i reddedilerek, sözleşmelerin iptal nedeni olarak gösterilen vergiye esas borcun hisse devir tarihinden önce 2006 yılına ait olduğunun 19.11.20011 tarihli vergi inceleme raporu ile anlaşıldığı, ihbarın 26.10.2011 tarihinde davacı ... ’a yapılması ile borca batıklık durumunun anlaşıldığı, öğrenme tarihinden itibaren bir yıllık sürede davanın açıldığı kabul edilerek yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Oysa, limited şirket hissesini devir edenlerle devir alanlar arasında hisse devir sözleşmesine dayalı işbu davada zamanaşımı mülga BK.nun 126.maddesinde ( TBK. 147m.) düzenlenen 5 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Limited şirketlerde pay devri usulü mülga 6762 sayılı TTK’nın 520. maddesinde düzenlenmiş olup, “Bir payın devri, şirket hakkında ancak şirkete bildirilmek ve pay defterine kaydedilmek şartıyla hüküm ifade eder. Devir hususunun pay defterine kaydedilebilmesi için, devre ilişkin mukavelenin yazılı şekilde yapılmış ve imzasının noterce tasdik edilmiş olması ve ortaklardan en az dörtte üçünün devre muvafakat etmesi ve bunların esas sermayenin en az dörtte üçüne sahip olması şarttır.” hükmünden de anlaşılacağı üzere birbirini takip eden üç işlemin yapılması halinde pay devri gerçekleşir. Bu durumda, pay devri şirket pay defterine tescil ile tekemmül ettiğinden zamanaşımının başlangıç tarihi de devrin pay defterine tescil tarihinden başlar." şeklinde kabul edilmiştir.
Buna göre limited şirket hisse devrine ilişkin davalarda zamanaşımının hisse devrinin pay defterine tescilinden itibaren 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu anlaşılmıştır.
İrade sakatlıklarına ilişkin düzenlemelerin hisse devrinin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan mülga BK'nun 20.ve devam eden maddelerinde düzenlendiği(6098 sayılı TBK'nun 30.vd. Eden maddeleri) Mülga BK'nun 28.(TBK'nun 36.)maddesinde;" Diğer tarafın hilesiyle akit icrasına mecbur olan tarafın hatası esaslı olmasa bile, o akit ile ilzam olunmaz. Üçüncü bir şahsın hilsine düçar olan tarafın yaptığı akit lüzum ifade eder. Şu kadar ki diğer taraf bu hileye vakıf bulunur veya vakıf olması lazımgelirse, o akit lazım olmaz." şeklinde, Mülga BK'nun 31.(TBK'nun 39.) maddesinde; "Hata veya hile ile haleldar olan yahut ikrah ile yapılan akit ile mülzem olmayan taraf bu akdi ifa etmemek hakkındaki kararını diğer tarafa beyan yahut verdiği şeyi istirdat etmeksizin bir seneyi geçirir ise, akde icazet verilmiş nazariyle bakılır. Bu mehil, hata veya hilenin anlaşıldığı veya korkunun zail olduğu tarihten itibaren cereyan eder. Hile ile haleldar olmuş yahut ikrah ile yapılmış olan bir akde icazet, zarar ve ziyan talebinden feragati istilzam etmez." şeklinde düzenleme yapıldığı görülmüştür.
Yargıtay . Hukuk Dairesi'nin 17/12/2019 tarih ve ... Es... Kar. Sayılı ilamında;" Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, mahkemenin ... Esas- ... Karar sayılı dosyası davacısı Güngör ....’ın bu dosyaya sunduğu 02/10/2015 havale tarihli dilekçesinde “davalı İrfan ..'ın kendisini kandırarak şirketin çoğunluk hissesine sahip olduğunu, çoğunluk hissesine sahip olunca kendi evladını tanıyamadığını, şirket genel kurulunu toplamadığını” beyan ettiği, davacı Güngör....’ın davalı İrfan ....'ın davaya konu hisseleri hile ile devraldığı hususunu 02/10/2015 tarihinde öğrenmiş olup, bu tarihten itibaren bir yıl içerisinde dava açması gerekirken TBK 39. maddesinde düzenlenen bir yıllık hak düşürücü süreyi geçirdikten sonra 13/04/2017 tarihinde bu davayı açtığı, hisse devrine ilişkin Denizli . Noterliği 06/12/2012 tarih.... yevmiye numaralı sözleşmesinin 6102 sayılı Yasa'nın 595 maddesindeki koşullara uygun olduğu, hisse devri bedelinin nakden ve tamamen ödendiği gerekçesi ile davanın TBK 39. maddesinde düzenlenen 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığından hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmiştir.Antalya Bölge Adliye Mahkemesince, Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasına davacının sunduğu 02/05/2010 havale tarihli dilekçenin içeriğine göre davacının aldatıldığını bildiği, davanın TBK'nın 39. maddesinde belirtilen bir yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı, dava hile ve aldatma iddiası ile irade sakatlığı hukuksal nedenine dayalı olup, konusu suç oluşturan hususta yemin teklif edilemeyeceği, kaldı ki mahkemece davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verildiği değerlendirildiğinde davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf başvurusunun yerinde olmadığı, dava hisse devrinin iptali, olmadığı takdirde hisse devir bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, basit yargılama usulüne tabi olduğundan yargılama sırasında ayrıca sözlü yargılama için duruşma günü verilmesinin gerekmediği gerekçeleri ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir." şeklinde kabul edilmiştir.
Davaya konu dava dışı ... Tic, Ltd. Şti.'nde davacı şirket ortaklarından iken Konya .Noterliği'nin 23/06/2008 tarih ve ... yevmiye nolu "Limited şirket Hisse Devri" sözleşmesi ile 39.990 adet her biri 25,00 TL değerindeki hissesini 999.750,00 TL bedelle davalı ...'a her türlü hak ve sorumlulukları ile birlikte devrettiği, devir bedelinin alındığı, hisse devrinin şirket ortaklar kurulunun 23/06/2008 tarih ve 20 sıralı kararı ile onandığı, 23/06/2008 tarihinde şirket pay defterine kaydının yapıldığı, böylelikte 6762 sayılı TTK 520. ve 6102 sayılı TTK'nun 595. Maddelerinde düzenlenen aşamaların tamamlandığı görülmüştür.
Davalı tarafın derdestlik itirazının değerlendirilmesinde;
Yargıtay . Hukuk Daire'sinin 25/06/2019 tarih ve ... Es. ... Kar.ilamı ile;"...Derdestlik 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-ı maddesinde olumsuz dava şartı olarak düzenlenmiştir. Buna göre önceden açılmış bir dava devam etmekte iken aynı konuda yeniden dava açılamaz, buna rağmen açılırsa yeni dava usulden reddedilir. Bunun için, aynı davanın iki kere açılmış olması ve birinci ile ikinci davanın aynı olması gerekir. Aynı dava olduğunu söyleyebilmek için, birinci ile ikinci davanın taraflarının, konularının ve dava sebeplerinin aynı olması gerekir. Mahkeme, yaptığı, inceleme sonucunda, iki davanın taraflarının, konularının ve dava sebeplerinin aynı olduğu kanısına varırsa ikinci davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verir.(... ; İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku, Yetkin Yayınları,2017,s.140-141)...." şeklinde kabul edildiği, mahkememizce açılan davanın limited şirket hisse devrinin iptali davası olduğu, Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Es. Sayılı dosyasından açılan davanın hisse bedelinin tahsili davası olduğu, her iki davanın konularının aynı olmadığı, bu nedenle davalının derdestlik itirazının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Davalı Tarafın zamanaşamı def'ine yönelik yapılan değerlendirmede;
Dava konusu edilen hisselerin limited şirket pay defterine 23/06/2008 tarihinde kaydının yapıldığı, dava tarihi itibariyle BK.nun 126.maddesinde ( TBK. 147m.) düzenlenen 5 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği, davalının zamanaşımı def'inin yerinde olduğu anlaşılmıştır.
Her ne kadar davanın hiçbir aşamasında davacının işlem tarihi olan 23/06/2008 tarihinde fiil ehliyetinin varlığı veya yokluğu ileri sürülmemesine rağmen Konya Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 15.09.2023 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı ilamıyla kaldırma sebebi yapıldığından davacının tedavilerine ve kullandığı ilaçlara ilişkin hastane kayıtları ve SGK kayıtları celbedilerek Adli Tıp kurumundan rapor düzenlenmesinin istenildiği, Adli Tıp kurumunca ön raporun düzenlendiği, davacı vekilinin 06/01/2025 tarihli dilekçe ile davacının hazır edilemeyeceğini ve dosya üzerinden raporun düzenlenmesini talep etmesi üzerine dosyanın yeniden Adli Tıp Kurumuna gönderildiği, Adli Tıp Kurumu Adli Tıp 10.İhtisas Kurulu Başkanlığı'nın 12.02.2025 ... Karar numaralı raporu ile; Yaşayan kişiler hakkında mütalaa düzenlenebilmesi için Kurullarınca bizzat muayenesi gerektiğinden kişinin (lüzum halinde gerekli sağlık tedbirlerinin alınarak ambulans, sağlık görevlisi v.b.) tüm tıbbi belgelerini içeren dava dosyasının onaylı fotokopisinin ve dosyanın UYAP'tan taranarak muayene edilmek üzere Kurula gönderilmesinin istenildiği, mahkememizce davacı vekilin asili hazır edemeyeceği beyanı, Adli Tıp Kurumunca da rapor düzenlenmesi için asilin hazır edilmesi gerektiğinin bildirilmesi karşısında davacının işlem tarihinde fiil ehliyetinin olduğu kabul edilmiştir.
Davacı taraf dava dilekçesinde; davalının "şirket hisselerini bana devret ben de sana iade derim" diyerek hisseleri üzerine aldığını, davalının kendisine kumpas kurduğunu, şirket hisselerinin iadesini istediğinde kendisine vasi atandığını iddia ettiği, davacının bu iddiası değerlendirildiğinde davacı tarafın kendi muvazaasına değil hile hukuksal nedenine dayalı dava açtığı, mülga BK'nun 20.ve devam eden maddelerinde düzenlendiği(6098 sayılı TBK'nun 30.vd. Eden maddeleri), Mülga BK'nun 31.(TBK'nun 39.) maddesi dikkate alındığında dinlenen tanık beyanlarından davacının dava konusu hisselerin eşi tarafından alındığını ve geri vermediğini, almak için mücadele ettiğini 2009 ve daha sonraki yıllarda öğrendiği, Konya .Noterliği'nin 04/03/2020 tarih ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile devredilen hisselerin iadesinin talep edildiği, davacının iptal hakkını öğrenme tarihinden itibaren bir (1) yıllık hakdüşürücü süre içerisinde kullanmadığı, kullandığının davacı tarafça ispat edilemediği, hak düşürücü sürenin taraflarca ileri sürülmese bile mahkemece re'sen dikkate alınması gerektiği, 6100 sayılı HMK'nun 142. Maddesi gereğince hakdüşürücü sürenin dava şartı olup zamanaşımı def'inden önce incelenmesi gerektiği, davanın bir yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı, mahkememiz dosyası ile birleşen Konya .Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/11/2023 tarih ve ... Es... Kar. Sayılı dosyasından davacının hisse bedelinin davalıdan tahsilini istediği, ana dava için yukarıda anlatılan hususların birleşen dosya yönünden de geçerli olduğu, ilave gerekçeye gerek bulunmadığı anlaşılmakla ana davanın ve Mahkememiz dosyası ile birleşen Konya .Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/11/2023 tarih ve ... Es... Kar. sayılı dosyasından açılan davanın hakdüşürücü sürenin geçmesi nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın hakdüşürücü sürenin geçmesi nedeniyle usulden reddine REDDİNE,
2-Mahkememiz dosyası ile birleşen Konya .Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/11/2023 tarih ve ... Es... Kar. Sayılı dosyasından açılan davanın hakdüşürücü sürenin geçmesi nedeniyle usulden REDDİNE,
3-Ana davada; Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad KAYDINA,
4-Ana davada; Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Ana davada; Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta hüküm kurulmasına yer OLMADIĞINA,
6-Ana davada; Davacı tarafından sarfına mecbur kalınan 179,90 TL istinaf karar harcının Konya Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 15.09.2023 tarih ... Esas ... Karar sayılı kararı gereğince talep halinde davacıya İADESİNE,
7-Ana davada; Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT'ne göre hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
8-Ana davada; Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansı bulunması halinde ilgilisine İADESİNE,
9-Mahkememiz dosyası ile birleşen Konya .Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas - ... Karar sayılı dosyasında; Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 21.346,88 TL harçtan mahsubu ile davacı tarafça fazladan yatırıldığı anlaşılan 20.731,48 TL harcın kararın kesinleşmesi ve talep halinde davacıya İADESİNE,
10-Mahkememiz dosyası ile birleşen Konya .Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas - ... Karar sayılı dosyasında;6102 sayılı TTK'nun 5/A maddesi kapsamında arabuluculuğa başvurulduğundan 1.560,00 TL arabulucu ücretinin davacıdan alınarak hazineye irad KAYDINA,
11-Mahkememiz dosyası ile birleşen Konya .Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas - ... Karar sayılı dosyasında; Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
12-Mahkememiz dosyası ile birleşen Konya .Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas - ... Karar sayılı dosyasında; Davalı tarafından sarfına mecbur kalınan tebligat ve posta giderinden oluşan 400,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya VERİLMESİNE,
13-Mahkememiz dosyası ile birleşen Konya .Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas - ... Karar sayılı dosyasında; Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT'nin 13. ve 7/2 md.'ne göre hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
14-Mahkememiz dosyası ile birleşen Konya .Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas - ... Karar sayılı dosyasında;Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansı bulunması halinde ilgilisine İADESİNE,
Dair, Davacı - mahkememiz dosyası ile birleşen Konya .Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas - ... Karar sayılı dava dosyası davacı vekilinin ve Davalı - mahkememiz dosyası ile birleşen Konya .Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas - ... Karar sayılı dava dosyası davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.27/05/2025
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
* Bu evrak UYAP-DYS üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.