T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
"TÜRK MİLLETİ ADINA"
T.C. GEREKÇELİ KARAR
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO :
KARAR NO :
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACILAR : 1- ... - ...
2- ... - ...
3- ... - ...
4- ... - ...
VEKİLİ :
DAVALI : ...
VEKİLİ
DAVALI :
DAHİLİ DAVALILAR:1-...-..., ...
VASİSİ :
VEKİLİ :
2- ... - ... - ...
3- ... - ..., ...
4- ... - ..., ...
5- ... - ..., ...
6- ... - ..., ...
DAVA : Tazminat
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesiyle özetle; müvekkilleri ... ve ...'a 29/01/2018 tarihinde davalı ...'ın idaresindeki ... plakalı aracın çarpması sonucu yaralandıklarını, davalı hakkında kamu davası açıldığını, kaza sonunda ... %22, ... %85 oranında malul kaldıklarını, müvekkillerinin trafik kazasında hiçbir kusurlarının olmadığını, kaza karışan araca davalı ...Ş. tarafından zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi düzenlendiğini, kaza sonra sigorta şirketine maddi zararlarının karşılanması için başvuru yaptıklarını ancak ödeme yapılmadığını, müvekkili ... için; 1.000,00 TL sürekli/geçici iş göremezlik tazminatı, 1.000,00 TL tedavi giderleri, 1.000,00 TL bakıcı giderlerini; müvekkili ... için; 1.000,00 TL sürekli/geçici iş göremezlik tazminatı, 1.000,00 TL tedavi giderleri, 1.000,00 TL bakıcı giderlerini davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak müvekkillerine verilmesini, müvekkili ... için 100.000,00 TL manevi tazminatı, müvekkili ...'ın anne ve babası olan ... ve ... ... için ayrı ayrı 50.000,00 TL manevi tazminatı, müvekkili ... için 100.000,00 TL manevi tazminatı davalı ... Aydın'dan alınarak müvekkillerine verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 26.11.2024 tarihli ıslah dilekçesiyle özetle; davalı şirket ile düzenlenen 06/01/2023 tarihli "makbuz ve ibraname" başlıklı sulh sözleşmesi hükümleri doğrultusunda karar verilmesini, 1.634.085,85 TL sürekli iş göremezlik tazminatının ise kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte diğer davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak müvekkillerine verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesiyle özetle; müvekkili sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmadığından dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğu sigortalı aracı işletenin kusur oranı ile sınırlı olduğunu, trafik kazası tespit tutanağında sürücünün kusursuz olduğunun tespit edildiğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının maluliyet oranı, niteliği ve maluliyetin dava konusu trafik kazası ile bağlantısının tespit edilmesi gerektiğini, geçici iş göremezlik maluliyetinden doğan zararların poliçe teminatı dışına çıkarıldığını müvekkil sigorta şirketinin hukuki sorumluluğunun bulunmadığını, davacıların bakıma muhtaç olup olmadığı hususunda bilirkişi raporu alınmasının gerektiğini, müterafik kusuru açısından değerlendirme yapılması gerektiğini, getiri/gelir kaybı gibi kazaya bağlı oluşan zararlar nedeniyle yöneltilecek tazminatların teminat kapsamı dışında olduğunu, davacıların müvekkili sigorta şirketine eksik evrakla başvuru yaptıklarını, haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, trafik kazası nedeniyle uğranılan zararın tahsiline ilişkin tazminat isteminden ibarettir.
Bir motorlu aracın işletilmesi sırasında meydana gelen trafik kazasında, zarar görenlerin zararından, 6098 sayılı TBK'nın 49. Maddesi uyarınca araç sürücüsü, 2918 sayılı KTK'nın 85. Maddesi uyarınca araç işleteni ve şartları varsa teşebbüs sahibi ve 2918 sayılı KTK'nın 91. Maddesi uyarınca sigortacı müştereken ve müteselsilen sorumludur.
Trafik kazası nedeniyle zarara uğradığını iddia eden hak sahipleri tarafından açılan tazminat davalarında ispat yükü 6098 sayılı TBK'nın 50. Maddesi uyarınca zarar gören üzerinde olup, zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat etmek zorundadır.
Yine bu tür davalarda 2918 sayılı KTK'nın 97. Maddesi uyarınca, zarar görenin dava açmadan önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı olarak başvuru yapması gerekmekte olup bu husus sonradan giderilmesi de mümkün olmayan dava şartlarındandır. Ayrıca yazılı başvurudan hemen sonra dava açılması mümkün olmayıp 15 günlük sürenin dolmasından sonra dava açılabilecektir. Sigorta kuruluşu kendisine yapılan yazılı başvuruya karşı 15 gün içinde cevap vermek ve 2918 sayılı KTK'nın 99. Maddesine göre 8 iş günü içinde de tazminatı ödemek zorundadır. Sekiz iş günü içinde sorumlu olduğu tazminatı ödemeyen sigortacı 9. gün itibariyle temerrüde düşecektir.
Hak sahipleri tarafından talep edilebilecek tazminatlar ise 2918 sayılı KTK'nın 90. Maddesi uyarınca 2918 sayılı KTK ile 6098 sayılı TBK'nın haksız fiile ilişkin hükümleri uygulanacaktır.
Somut olayda davacı ... ile davacı ..., davaya konu trafik kazası neticesinde yaralandıklarını iddia ederek, geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri tazminatı ve tedavi gideri tazminatı istemlerinde bulunmuşlardır. Yine yaralanmalarına dayalı olarak manevi tazminat isteminde de bulunmuşlar, bunun yanında ...'ın annesi ... (...) ... ve babası ... da kızlarının yaralanmasına dayalı olarak manevi tazminat isteminde bulunmuşlardır.
Dava dilekçesinin talep sonucu manevi tazminat davası yönünden çelişkilidir. Bu nedenle dava dilekçesinin 3. sayfasındaki anlatımlara uygun olan 12/03/2024 tarihli celsedeki tavzih beyanına itibar edilerek yargılama yürütülmüştür.
Davaya konu 29/01/2018 tarihli trafik kazasının muris ..., yönetimindeki "..." plaka sayılı otomobil ile ... Caddesi'ni takiben ... Kavşağı yönünden seyirle olay yerine geldiğinde, seyir yönüne göre yolun sağından karşısına geçiş yapmak isteyen yaya ... ile ...’a aracının ön sol kısmıyla çarpması sonucu meydana geldiği anlaşılmıştır.
Kaza sonrasında görevli kolluk tarafından tanzim edilen kaza tespit tutanağı ile, trafik kazasının oluşmasında davacıların tam kusurlu olduğu belirlenmiştir. Soruşturma aşamasında alınan 20/09/2018 tarihli rapor ile kazanın oluşmasında davacıların asli, davalı muris ...'ın ise tali kusurlu olduğu mütalaa edilmiş, yine ceza dosyasında alınan raporun da bu yönde olduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce tanzim ettirilen 06/02/2020 tarihli ATK raporu ve 06/10/2020 Karayolları Fen Heyeti raporu ile kazanın oluşmasında davacıların % 75, muris ...'ın ise % 25 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir.
Mahkememizce, 06/02/2020 tarihli ATK raporu ve 06/10/2020 Karayolları Fen Heyeti raporundaki tespitlerin dosya kapsamına ve olayın oluş şekline uygun olması nedeniyle, davaya konu trafik kazasının oluşmasında davacıların % 75, muris ...'ın ise % 25 oranında kusurlu olduğu kabul edilmiştir.
Bu kapsamda öncelikle zarar görenlerin davaya konu trafik kazası nedeniyle sürekli iş göremez hale gelip gelmediğinin tespiti için hangi yönetmelik hükümlerinin uygulanması gerektiği belirlenmelidir. Maluliyetin tespiti yönünden hangi yönetmeliğin uygulanacağına ilişkin KTK'da ve TBK'da açık hüküm bulunmadığından bu boşluğun içtihatlarla doldurulması gerekmektedir.
Konya BAM . Hukuk Dairesi'nin süregelen uygulamasına göre; 2918 sayılı KTK'nın 90. ve 92. maddeleri ile genel şartlara yapılan atfın 09/10/2020 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Anayasa Mahkemesi'nin 17/07/2020 tarihli ... E ... K sayılı kararı ile iptaline karar verilmesi nedeniyle genel şartların ve Özürlülük Ölçütü ... Yönetmeliği ile Erişkinler ... Yönetmeliği hükümlerinin uygulanma kabiliyetinin kalmadığı gerekçesiyle, haksız fiil tarihi 11/10/2008 tarihinde önce ise Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinin uygulanması gerekir. (Konya BAM . HD.'nin 08/02/2023 tarihli, ... E ... K sayılı kararı)
AYM'nin 17/07/2020 tarihli ... E ... K sayılı iptal kararı karşısında genel şartların uygulanma kabiliyetinin kalmadığı açık ise de, iptal kararı Özürlülük Ölçütü ... Yönetmeliği ile Erişkinler ... Yönetmeliği hükümlerinin uygulanmasına engel değildir. Her ne kadar 01/06/2015 tarihli Genel Şartlar'da bu yönetmeliklere atıf yapılmakta ise de bu yönetmelikler genel şartlardan bağımsız olup, genel şartlara yapılan atfın hatta doğrudan genel şartların yürürlükten kaldırılması bu yönetmeliklerin uygulanmasına engel değildir. Zira bu yönetmeliklerin dayanağı 01.06.2015 tarihli genel şartlar olmayıp, Özürlülük Ölçütü ... Yönetmeliği'nin 3. Maddesinde, Erişkinler ... Yönetmeliği'nin de yine 3. Maddesinde belirtildiği üzere bu yönetmeliklerin dayanağı kanundur. Dolayısıyla bu yönetmelikler ya da yönetmeliğe dayanak teşkil eden kanunlar yürürlükten kalkmadığı sürece bu yönetmeliklerin uygulanmasına engel bir durum bulunmamaktadır.
Bunun yanında her ne kadar Özürlülük Ölçütü ... Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihli genel şartların yürürlüğe girmesi ile birlikte uygulanmaya başlanmış ise de; bu yönetmeliğin 30.03.2013 tarihinde yürürlüğe girdiği, yürürlüğe girdiği tarihten 01.06.2015 tarihine kadarki süreçte de uygulanmasına engel bir halin olmadığı, ancak yargı kararları ile bu süreçte Çalışma Gücü ... Yönetmeliği hükümlerinin uygulanmasının tercih edildiği, tercihin bu yönde kullanılmasına bir engel olmadığı gibi aksi yönde kullanılmasına da bir engel olmadığı, ancak 2918 sayılı KTK'daki atıf nedeniyle 01.06.2015 tarihli genel şartların yürürlüğe girmesiyle birlikte bu tarihten itibaren Özürlülük Ölçütü ... Yönetmeliği hükümlerinin uygulanmasının bir zorunluluk olduğu, AYM iptal kararının sadece bu zorunluluğu ortadan kaldırdığı, dolayısıyla yargı organlarının takdir hakkını kullanarak yürürlükte olan yönetmeliklerden herhangi birisini tercih etmesinin mümkün olduğu, Yargıtayca bu takdir hakkı kapsamında hangi tarihler arasında hangi yönetmelik hükümlerinin uygulanması gerektiğine yönelik oluşturulan uygulamanın yerleşik hale geldiği, Yargıtay ve diğer BAM uygulamalarının aksine Özürlülük Ölçütü ... Yönetmeliği ile Erişkinler ... Yönetmeliği hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığı yönündeki kabule açık yasal bir engel yoksa da TMK'nın 4. maddesi uyarınca kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hâkimin, hukuka ve hakkaniyete göre karar vereceği, hakimin takdir hakkını kullanırken keyfi uygulamalardan kaçınmasının gerektiği, yerleşik ve genel kabul gören uygulamaların aksine hareket edilmesinin adil yargılanma ilkesine aykırılık teşkil edeceği ve yargıya güveni ortadan kaldıracağı, Yargıtay uygulamasının da herhangi bir yasa hükmüne aykırılık teşkil etmemesi karşısında KONYA BAM . HD'NİN ANILAN GÖRÜŞÜNE İŞTİRAK EDİLMEMİŞTİR.
Kısaca üzerinde durulmasının faydalı olacağı düşünülen bir diğer husus ise, 14/02/2023 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Anayasa Mahkemesi'nin 29/12/2022 gün ve ... E. ... K sayılı kararı iptal kararıdır. 7237 sayılı yasanın 18. maddesiyle 2918 sayılı KTK'nın 90. maddesinde yapılan değişiklik ile, 09/06/2021 tarihinden sonra meydana gelen trafik kazaları yönünden maluliyetin tespitinde Erişkinler ... Yönetmeliği hükümlerinin uygulanması yasal zorunluluk haline gelmiştir. Ancak, anılan değişikliğin AYM tarafından iptaline karar verilmesi karşısında bu zorunluluk ortadan kalkmış olup, iptal kararının Erişkinler ... Yönetmeliği'nin uygulanmasına engel bir yönü yoktur.
Yargıtay . Hukuk Dairesinin yerleşik hale gelen uygulamasına göre; maluliyet belirlemesinin, kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.(Emsal ilam:Yargıtay . Hukuk Dairesi ... E ... K)
Davaya konu trafik kazası 29/01/2018 tarihinde meydana gelmiş olup, davacının kalıcı sakatlığının bulunup bulunmadığının Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre belirlenmesi gerekir.
İstanbul ATK 2. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 24.08.2023 tarihli raporu ile; " davacı ...’ın 29/01/2018 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının, Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları hakkında yönetmelik dikkate alındığında; Kas İskelet Sistemi, Omurgaya Ait Sorunlar, Tablo 1.1’ Kategori II’ye göre %8, Kişinin Tüm Vücut Engellilik Oranının %8(yüzdesekiz) olduğu, iyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 6 (altı) aya kadar uzayabileceği, devamlı olarak bir başkasını bakımına muhtaç durumda olmadığı, iyileşme süreci içinde 6 (altı) aylık dönemde 2(iki) ay başka birisinin yardımına ihtiyaç duyabileceği,
davacı ...’ın 29/01/2018 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının, Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları hakkında yönetmelik dikkate alındığında; Santral ve Periferik Sinir Sistemi Hastalıklarına bağlı Bozukluklar, Tablo 4.1-Ayakta durabilme, yürüme ve hareket bozuklukları, 2-Hafif-Orta %40, Tablo 4.2.a-üst ekstremite bozuklukları 2-Hafif- Orta (dominant ekstremite) %25, Balthazard formülüne göre, %55, kişinin Tüm Vücut Engellilik Oranının %55(yüzdeellibeş) olduğu, iyileşme(iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 6 (altı) aya kadar uzayabileceği, devamlı olarak bir başkasının bakımına muhtaç durumda olmadığı, iyileşme süreci içinde 6 (altı) aylık dönemde 3(üç) ay başka birisinin yardımına ihtiyaç duyabileceği" mütalaa edilmiştir.
Ayrıca, S.Ü. Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından tanzim edilen 03.02.2021 tarihli rapor ile de davacı ...'ın tedavi gideri zararının 4.000,00 TL, davacı ...'ın tedavi zararının ise 3.000,00 TL olduğu belirlenmiştir.
Bahsi geçen raporlardaki değerlendirilmelerin dosya kapsamına uygun olduğu kabul edildiğinden,
Davacı ...'ın kalıcı sakatlık oranının % 55, geçici iş göremezlik süresinin 6 ay, başkasının yardımına muhtaç olduğu sürenin 3 ay ve tedavi gideri zararının 4.000,00 TL olduğu
Davacı ...'ın kalıcı sakatlık oranının % 8, geçici iş göremezlik süresinin 6 ay, başkasının yardımına muhtaç olduğu sürenin 2 ay ve tedavi gideri zararının 3.000,00 TL olduğu kabul edilmiştir.
Tazminat hesabının ne şekilde yapılacağı konusunda 2918 sayılı KTK'da ve 6098 sayılı TBK'da açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu kapsamda hesaplamanın yargı kararları ile yerleşik hale gelen uygulamalara göre yapılması gerekir. Hesaplamalarda prograsif rant yönteminin uygulanması konusunda herhangi bir görüş farklılığı yoksa da bakiye yaşam süresinin tespitinde hangi yaşam tablosunun esas alınacağı konusunda Konya BAM . HD. nin uygulamaları ile Yargıtay uygulamaları farklılık arz etmektedir.
Konya BAM . HD.'nin yerleşik hale gelen uygulamalarına göre, 2918 sayılı KTK ile genel şartlara yapılan atfın, AYM'nin 17/07/2020 tarihli ... E ... K sayılı kararı ile iptaline karar verilmesi nedeniyle bakiye yaşam süresinin PMF 1931 yaşam tablosuna göre belirlenmesi gerekir. (Konya BAM . HD.'nin 17/02/2023 gün ve ... E ... K)
TRH 2010 yaşam tablosunun, genel şartların yürürlüğe girmesiyle uygulanmaya başlandığı, önceki dönemde PMF 1931 yaşam tablosunun uygulandığı bilinen bir gerçektir. Genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki dönemde, her ne kadar Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Yargıtay Dairelerinin uygulamalarına istinaden PMF 1931 yaşam tablosu esas alınmaktaysa da TRH 2010 yaşam tablosunun esas alınmasına da engel yasal bir düzenleme bulunmamaktaydı. Genel şartların yürürlüğe girmesiyle birlikte, KTK'da genel şartlara yapılan atıflar nedeniyle, hesaplamalarda TRH 2010 yaşam tablosunun dikkate alınması yasal bir zorunluluk haline gelmiş, devam eden süreçte ise AYM'nin 17/07/2020 tarihli 2019/40 E 2019/40 K sayılı iptal kararı ile bu zorunluluk ortadan kalkmıştır. Hemen belirtilmelidir ki, iptal kararı ile sadece bu zorunluluk ortadan kalkmış olup, iptal kararı TRH 2010 yaşam tablosunun uygulanmasını imkansız hale getirmemiştir. Gelinen aşamada, mahkemeler takdir yetkisi kapsamında gerek PMF 1931 yaşam tablosunu, gerekse TRH 2010 tablosunu esas alabilecektir. Ancak takdir hakkının, 4721 sayılı TMK'nın 4. maddesi uyarınca hakkaniyete uygun olarak kullanılması gerekir. Bu takdir hakkı kapsamında, genel kabul gören yaşam tablosunun esas alınması hakkaniyete daha uygun olacaktır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 02/12/2021 tarihli, ... E, ... K sayılı ilamı ve 21/12/2021 tarihli, ... E., ... K sayılı ilamı ile bakiye yaşam süresinin tespitinde ülkemize özgü ve güncel verileri içeren TRH 2010 yaşam tablosunun dikkate alınması gerektiğine işaret etmiştir. Yine, Yargıtay Daireleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin uygulamaları da bu yönde olmuştur. Bu nedenle, TRH 2010 yaşam tablosunun dikkate alınmasının hakkaniyete daha uygun olacağı kabul edildiğinden, Konya BAM . HD.'nin PMF 1931 yaşam tablosunun dikkate alınmasına yönelik görüşüne iştirak edilmemiştir.
Kısaca üzerinde durulmasının faydalı olacağı düşünülen bir diğer husus ise, 14/02/2023 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Anayasa Mahkemesi'nin 29/12/2022 gün ve ... E. ... K sayılı kararı iptal kararıdır. 7237 sayılı yasanın 18. maddesiyle 2918 sayılı KTK'nın 90. maddesinde yapılan değişiklik ile, 09/06/2021 tarihinden sonra meydana gelen trafik kazaları yönünden bakiye yaşam süresinin tespitinde TRH 2010 yaşam tablosunun uygulanması yasal zorunluluk haline gelmiştir. Ancak, anılan değişikliğin AYM tarafından iptaline karar verilmesi karşısında bu zorunluluk ortadan kalkmış olup, iptal kararının TRH 2010 yaşam tablosunun uygulanmasına engel bir yönü yoktur.
Dava devam ederken 06/01/2023 tarihinde davacılar ile davalı ... arasında imzalanan ibraname ile davacılar davaya konu trafik kazasına dayalı olarak sigorta şirketini ibra etmiştir. Bu ibraya istinaden, davacı ... ve davacı ...'a fiilen yapılan ödemeye bakılmaksızın poliçe limiti kadar davalı ... şirketinin ve diğer davalıların ibra edildiği kabul edilmelidir. Kaza tarihi itibariyle geçerli poliçe limiti sakatlanma ve sağlık gideri için ayrı ayrı 360.000,00 TL'dir. İbranamenin ödeme ile geçerlilik kazanacağı belirlendiğinden ve ödeme 01/02/2023 tarihinde yapıldığından bu tarih itibariyle poliçe limiti olan 360.000,00 TL'nin davacıların zararını karşılayıp karşılamadığının tespiti gerekir.
Bahsi geçen yönteme göre tanzim edildiğinden hükme esas alınan 22/01/2025 tarihli hesap raporu ile poliçe limiti olan 360.000,00 TL dikkate alındığında ödeme tarihindeki verilere göre davacı ...'ın karşılanmamış bakiye zararının kalmadığı, davacı ...'ın da yine karşılanmayan tedavi gideri, geçici iş göremezlik zararı ve bakıcı gideri zararının kalmadığı, ancak poliçe limitinin sürekli iş göremezlik zararını karşılamadığı, bu davacının talep edebileceği sürekli iş göremezlik zararının 2.213.257,17 TL olduğu tespit edilmiştir.
06/01/2023 tarihli ibranameye istinaden davalı ... şirketine yönelik dava konusuz kalmıştır. Bu ibraname poliçe limiti kadar diğer davalılara da sirayet edecektir. Bu yönde yapılan değerlendirme neticesinde poliçe limiti dikkate alındığında davacı ...'ın tüm zararı karşılanmış olduğundan ...'ın tüm davalılara yönelik davasının konusuz kaldığı kabul edilmiştir. Yine, ...'ın sürekli iş göremezlik zararı dışındaki zararları da dava aşamasında karşılandığından, bu zararlar yönünden sigorta şirketi dışındaki davalılara yönelik davanın da konusuz kaldığı kabul edilmiştir.
6098 sayılı TBK'nın 52. Maddesine göre; Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir. Anılan yasal düzenlemede de belirtildiği üzere zarar görenin zararın oluşmasında ya da zararın artmasında bir ihmali varsa bu hususun tazminatın belirlenmesinde dikkate alınması gerekir. Bir başka deyişle zararın oluşumunda zarar görenin de müterafik kusurunun bulunması halinde tazminattan indirim yapılması gerekmektedir. Müterafik kusurun dikkate alınması için bu yönde yapılan bir savunmaya gerek olmayıp Mahkemece müterafik kusurun resen dikkate alınması gerekmektedir. Nitekim bu husus Yargıtay . Hukuk Dairesi'nin ... E ... K sayılı ilamında da vurgulanmıştır. Ayrıca müterafik kusur indirimi nedeniyle kısmen reddedilen tutar üzerinden davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmeyeceği noktasında da duraksama bulunmamaktadır.
Somut olayda, davacı ...'a atfı mümkün bir müterafik kusur tespit edilmediğinden hesaplanan tazminattan müterafik kusur indirimi yapılamayacağı kabul edilmişitr.
Davacı ... vekili, 26/11/2024 tarihli ıslah dilekçesi ile davalı ... dışındaki davalılara yönelik dava yönünden sürekli iş göremezlik tazminatı istemini 1.634.085,85 TL'ye çıkarmıştır.
Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde; davaya konu trafik kazasının oluşmasında davacı ... ile davacı ...'ın %75, davalı muris ...'ın ise % 25 oranında kusurlu olduğu, dava devam ederken davacılar ile davalı ... arasında anlaşma sağlandığı, dolayısıyla davalı ... şirketine yönelik davanın konusuz kaldığı, imzalanan ibranamenin poliçe limiti kadar diğer davalılara da sirayet edeceği, poliçe limiti dikkate alındığında davacı ...'ın bakiye zararı kalmadığından bu davacının diğer davalılara yönelik maddi tazminat davasının da konusuz kaldığı, sirayet sonucu davacı ...'ın sigorta şirketi dışındaki davalılara yönelik geçici iş göremezlik, bakıcı ve tedavi gideri zararı isteminin konusuz kaldığı, ancak bu davacının sürekli iş göremezlik zararının tamamen karşılanmamış olduğu, davacı ...'ın bakiye sürekli iş göremezlik zararı 2.213.257,17 TL ise de talebinin 1.634.085,85 TL olması karşısında taleple bağlılık ilkesi gereğince ancak bu tutara hükmedilebileceği sonucuna varıldığından davacı ...'ın sürekli iş göremezlik tazminatı isteminin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
TBK'nın 56. Maddesine göre; Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.
Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek, tazminata benzer fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin, bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminatı takdir etmesi gerekir( HGK 23/06/2004, ... )
Somut olayda, kazanın oluş şekli, davacı ... ile davacı ...'ın yaralanma dereceleri, diğer davacıların davacı ...'ın anne ve babası olması hasebiyle mevcut olan yakınlık derecesi, tarafların kusur oranları, paranın alım gücü, tarafların sosyal ekonomik durumları, manevi tazminatın tatmin ve caydırıcılık fonksiyonu dikkate alınarak davacıların manevi tazminat davalarının kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle ;
1-DAVACI ... İLE DAVACI ...'IN DAVALI ...Ş.'YE YÖNELİK MADDİ TAZMİNAT DAVALARI HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2-DAVACI ...'IN DAVALILAR ..., ..., ..., ..., ... VE ...'A YÖNELİK MADDİ TAZMİNAT DAVASI HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
3-DAVACI ...'IN DAVALILAR ..., ..., ..., ..., ... VE ...'A YÖNELİK MADDİ TAZMİNAT DAVASI YÖNÜNDEN;
a)Geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri tazminatı ve tedavi gideri tazminatı talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
b)Sürekli iş göremezlik tazminatı isteminin kabulü ile 1.634.085,85 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 29/01/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine,
4-DAVACILARIN MANEVİ TAZMİNAT DAVALARININ KABULÜ ile,
... için 50.000,00 TL,
.. için 150.000,00 TL,
... (...) ... için 50.000,00 TL ve
... için 50.000,00 TL olmak üzere toplam 300.000,00 TL manevi tazminatın 29/01/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,
4-Alınması gereken 132.117,40 TL harçtan peşin ve ıslahen alınan 6.623,15 TL harcın mahsubu ile bakiye 125.494,25 TL harcın davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
5-Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan (davacı ... ve davacı ... yönünde ayrı ayrı arabuluculuğa başvurulduğundan ve her biri için 1.320,00 TL gider yapıldığından toplam) 2.640,00 TL yargılama giderinin davalı ...Ş.'den alınarak Hazine'ye gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
6-Davacılar tarafından yapılan 6.667,55 TL harç giderinin, davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara (eşit oranda) verilmesine,
7-Davacılar tarafından yapılan 28.344,81 TL yargılama giderinin davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara (eşit oranda) verilmesine,
8-Gerekçeli karar tebliği için davacılar tarafından yapılacak (ve 1.095,00 TL olacağı değerlendirilen) yargılama giderinin de, davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara (eşit oranda) verilmesine,
9-Maddi tazminat davası yönünden;
a-Davacı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve takdir olunan, 239.749,44 TL vekalet ücretinin davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine,
b-Davacı ... lehine (ibranameye istinaden) vekalet ücret takdirine yer olmadığına,
10-Manevi tazminat davası yönünden,
a-Davacı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve takdir olunan, 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine,
b)Davacı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve takdir olunan, 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine,
c)Davacı ... (...) ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve takdir olunan, 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ... (...) ...'a verilmesine,
d)Davacı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve takdir olunan, 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine,
11-Davacılar tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmının 6100 sayılı HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davacılara iadesine,
Dair ; hazır olan tarafların yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere ve oy çokluğuyla verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.19/03/2025
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
NOT: Her ne kadar duruşmada hükmün oybirliği ile verildiği yazılmış ise de bunun maddi hataya dayalı olduğu kabul edilmiş, hükmün dair kısmı gerekçeli kararda "oyçokluğuyla" şeklinde düzeltilerek, üye hakim Dr. ... tarafından muhalefet şerhi yazılmıştır.
MUHALEFET ŞERHİ: Sürekli iş göremezlik tazminatının hesaplanmasında Konya BAM . Hukuk Dairesinin kararları nazara alınarak, yönetmelik yönünden çalışma gücü yönetmeliği hükümlerinin dikkate alınması, yaşam süresi yönünden ise PMF 1931 yaşam tablosunun esas alınması gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun maddi tazminat davasına ilişkin kararına muhalefet ediyorum.
...
Üye Hakim-...
e-imzalıdır