T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
"TÜRK MİLLETİ ADINA"
T.C. GEREKÇELİ KARAR
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO :
KARAR NO :
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVA : ALACAK
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesiyle özetle; davalı şirket ile müvekkili arasında imzalanmış olan 22/11/2019 tarihli sözl.eşme hükümlerinin yerine getirilmemesi nedeniyle davalıya ön peşinat olarak verilmiş olan 152.000,00 USD alacağın iadesine karar verilmesi için açılan ve halen istinaf aşamasında olan Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas ... Karar sayılı kararında, talep gibi 2.000,00 USD nin tahsiline, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına karar verildiğini, bu davada Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında saklı tutulan 150.000,00 USD alacağın tahsilini talep ettiklerinden bahisle ön ödeme olarak ödedikleri kısmi davada talep edilmeyen bakiye 150.000,00 USD nin fiili ödeme tarihindeki T.C.Merkez Bankası Efektif Satış Kuru üzerinden hesaplanacak TL karşılığının, temerrüt tarihi olan 12/3/2020 tarihinden itibaren Devlet Bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine, mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesiyle özetle; Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında davanın kabulüne karar verildiğini, taraflarınca sözü geçen kararın istinaf edildiğini, istinaf başvurularının temyiz parasal sınırı aldığında kaldığı için esastan reddine karar verildiğini, bu kez istinaf mahkemesinde verilen karara karşı temyiz talebinde bulunduklarını, temyiz sonucunun beklendiğini, davacının kısmi dava açtığını, bir çok emsal Yargıtay kararında da belirtildiği gibi istinaf kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenmesi gerektiğinden Konya BAM . HD nin karının açıkça hukuka aykırı olduğunu, ayrıca yerel mahkemece itirazlarının olması rağmen süresinde ibraz edilmeyen arabuluculuk tutanağı ile ilgili inceleme yapılmadığını, yerel mahkemece davacının davasının hatalı olarak kabul edildiğini, yargılama sırasında tüm cevap ve beyan dilekçelerinde davacı tarafından gönderilmesi gereken 355.000,00 USD bedelin gönderilmemesi nedeniyle dava konusu malın gemiye yüklenemediğini, taraflarınca dilekçeleri ekinde proforma faturanın sunulmasına rağmen mahkemece dikkate alınmadığını, sözü geçen dosyada bulunan tüm bilirkişi raporlarında müvekkilinin haklılığının ortaya çıktığını, müvekkilli şirketin tedarikçi olduğunu, müvekkili şirketin müşteriden aldığı ön peşinat tutarını üretime başlaması için üreticiye ödediğini, bakiye ödemenin yapılmadığı için üretimi tamamlanmış ürünlerin sevk ettirilemediğini, sözleşmenin ifa edilemez hale gelmesinde davacının sebep olduğundan bahisle davanı reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, alacak isteminden ibarettir.
Taraflar arasındaki ihtilaf; 22/11/2019 tarihli sözleşme hükümlerinin davalı tarafından ihlal edilip edilmediği, davalının edimlerini yerine getirmede temerrüde düşüp düşmediği, davacının temerrüde dayalı olarak sözleşmeden dönme hakkını kullanmasının mümkün olup olmadığı, ödenen 152.000 USD tutarında peşinatın davacıya iadesinin gerekip gerekmediği, kısmi davada verilen ve kesinleşen hükmün eldeki ek davaya etkisinin ne olduğu hususlarından ibarettir.
Uyuşmazlığın çözümü için kısmi dava ve ek dava arasındaki bağlantının ortaya konulması gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ... E. ... K sayılı ilamında kısmi davada verilen hükmün ek davaya etkisi şu şekilde vurgulanmıştır:
"16. Her dava, kural olarak tespit ve eda olmak üzere iki kısımdan oluşur. Davanın kısmi nitelikte olması hâlinde önceden açılan davada kesinleşen ilamın tespit kısmı, kalan kısım hakkında açılan ikinci davanın tespit kısmı için kesin hüküm oluşturur ve kuşkusuz bağlayıcıdır.
17. Öğreti ve yargısal uygulamada; kısmi davanın ret ile sonuçlanması hâlinde tüm alacak hakkında kesin hüküm oluşacağı kısmi dava kısmen kabul kısmen ret ile sonuçlanırsa her iki bölüm yönünden de kesin hüküm oluşacağı, kısmi dava tümüyle kabul edilirse de kararın tespit bölümünün açılan ek dava için kesin hüküm oluşturacağı kabul edilmiştir. Eş söyleyişle; kısmi dava sonunda davalının borcu ödemeye mahkûm edilmesi veya kısmi davanın tamamen veya kısmen reddine karar verilmiş olması hâlinde taraflar arasındaki borç ilişkisinin varlığı ya da yokluğu da tespit edilmiş olur ki bu tespit zorunlu olarak borç ilişkisinin tümünü kapsar. Bu nedenle kısmi dava sonunda verilen ve kesinleşen kararın tespite ilişkin bölümü sonradan açılan ek dava için kesin hüküm oluşturur.
18. Kısacası ikinci davaya bakan mahkeme, kısmi davanın davalının sorumluluğuna ilişkin bu tespit bölümüyle bağlıdır. Burada davalının haksızlığı olgusu artık tartışılamaz hâle gelmiştir. Zira kesin hüküm bulunan bir konuda mahkemenin bu yönün doğruluğunu yeniden araştırma ve inceleme konusu yapmasına hukuken olanak bulunmamaktadır. Bu yön kamu düzenine ilişkin olup mahkemeler ve Yargıtayca doğrudan doğruya (re’sen) göz önünde tutulmalıdır. "
Anılan emsal nitelikteki içtihatta da belirtildiği üzere, kesinleşen kısmi davada verilen hükmün tespit kısmı ek dava yönünden kesin hüküm oluşturacak ve başkaca değerlendirme yapılması mümkün olmayacaktır. Eldeki uyuşmazlıkta, davalının temerrüde düşüp düşmediği ve davacının temerrüde dayalı olarak sözleşmeden dönme hakkını kullanıp kullanmayacağı belirlenmesi gerektiğinden, kısmi davada kesinleşen hükmün bu hususlara isabet eden kısmı eldeki dava yönünden bağlayıcı olacaktır.
Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. ... K sayılı ilamı ile "... teslimatta yerine getirilmemesinden davalı yanın sorumlu olduğu mahkememizce kanaat edildiğinden Borçlar Kanunu uyarınca herkes üzerine düşen sorumluluğunu yerine getirmeden sağlayacağı menfaati elde edemeyeceğinden ve sözleşmenin tarafların karşılıklı edimlerini yerine getirmekle sona ereceğinden taraflar arasında yapılan sözleşmenin tam olarak yerine getirilmediği yani malın teslim edilmemesi nedeniyle davacı tarafın davalı tarafa ihtar suretiyle haklı şekilde sözleşmeyi fesih etmiş olduğu ..." gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Konya BAM . Hukuk Dairesi ... E. ... K sayılı ilamı ile "... Somut olayda, taraflar arasındaki 22/11/2019 tarihli sözleşmenin 5.maddesine uygun olarak alıcı davacı, satıcı davalıya 152.000 USD peşinatı ödemiş olup, sözleşmeye göre geri kalan satış bedeli karşı liman yükleme evrakları ile ödenecektir. Bu sebeple davacının kalan satış bedelini ödemesi için yükleme evraklarının davalı tarafından davacıya ibraz edilmesi gerekmektedir. Karşı liman yükleme evrakları olmadan davalı, bakiye alacağını davacıdan isteyemeyecektir. Malın teslim süresi olarak sözleşmede peşinatın ödenmesine müteakip üretim süresi 60-70 gün, Çin-Türkiye nakliye süresi ise ortalama 35 gün olarak kararlaştırılmıştır. Yine sözleşmede, satıcı firmanın alıcı firmadan 1 kişiyi üreticiye götüreceği, teknik ve miktar onayına müteakip yükleme yapılacağı, vize ve doğal sebeplerden dolayı üreticiye gidilememesi durumunda da malzemelerin yükleme işinin sözleşme maddelerine göre yapılacağı, alıcı firmadan 1 kişinin gelmesinin beklenmeyeceği hususları düzenlenmiştir. Bu sebeple davacı tarafından Çin'e gidecek personellerle ilgili evraklar davalıya ulaştırılmamış olsa bile davalı, sözleşmeye göre zamanında limanda yükleme edimini yerine getirmek zorundadır. Davalı bu edimini yerine getirmediğinden ve belirlenen sürede mal teslimini gerçekleştirmediğinden temerrüde düşmüştür. Davacının 12/03/2020 tarihli noter ihtarnamesi ile teslim için belirlenen sürenin geçmiş olduğunu ve borcun ifasının kendisi için yararının kalmadığını belirterek sözleşmeyi feshettiği görülmüştür. 6098 sayılı TBK'nın 124/2.maddesi gereğince borçlunun temerrüdü sonucunda borcun ifası alacaklı için yararsız kalmışsa borçluya süre verilmesine gerek bulunmamaktadır. Davacı, TBK'nın 125/2.maddesi gereğince sözleşmeyi feshetmiş olup, TBK'nın 125/3.maddesi gereğince verdiği peşinatı davalıdan isteyebilecektir. ..." gerekçeleriyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bu kez istinaf kararına karşı temyiz başvurusunda bulunulması üzerine, Yargıtay ... E. ... K sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin istinaf kararını onamıştır. Bahsi geçen bu safahattan sonra Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. ... K sayılı ilamı 15/01/2025 tarihinde kesinleşmiştir.
Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. ... K sayılı ilamının kesinleşmesi karşısında, davalının 22/11/2019 tarihli sözleşmeden kaynaklı edimlerini yerine getirmemesi nedeniyle temerrüde düştüğü, davacının temerrüde dayalı olarak sözleşmeden dönme hakkını kullanabileceği ve dönmeye dayalı olarak daha önce ödenen 152.000 USD tutarındaki peşinatın davacıya iadesinin gerektiği hususları da kesinleşmiştir.
Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki 22/11/2019 tarihli sözleşmeye istinaden davalıya ön peşinat olarak 152.000 USD tutarında ödeme yapıldığı, davalının sözleşmeden kaynaklı edimlerini yerine getirmede temerrüde düştüğü, davacının temerrüde dayalı olarak sözleşmeden dönme hakkını kullandığı, dönme nedeniyle sözleşmenin ortadan kalktığı ve tarafların verdiklerini iade etmelerinin gerektiği, daha önce hükme bağlanan tutarın mahsubundan sonra bakiye 150.000 USD'nin iadesinin gerektiği sonucuna varıldığından davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle ;
1-DAVANIN KABULÜ ile, 150.000,00 USD'nin 10/04/2020 tarihinden itibaren Devlet Bankalarınca USD cinsinden açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödenen en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Alınması gereken 239.750,68 TL. nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 60.628,08 TL. harcın mahsubu ile kalan 179.122,60 TL. harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
3-Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 3.120,00 TL. yargılama giderinin, davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince ayrı ayrı harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
4-Davacı tarafından yapılan 60.628,08 TL harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 179,90 TL harç gideri ve 72,50 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 252,40 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Gerekçeli karar tebliği için davacı avansından yapılacak olan (ve 30 TL. olacağı değerlendirilen) yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve takdir olunan, 424.779,60 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Davacı tarafından yatırılan gider avansından artan kısmın, 6100 s. HMK.nun 333. maddesine göre karar kesinleştiğinde ve re'sen davacıya iadesine,
Dair ; davacı vekili ile davalı vekilinin ve davalı şirket temsilcisinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 07/05/2025
Başkan Üye Üye Katip