T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
"TÜRK MİLLETİ ADINA"
T.C. GEREKÇELİ KARAR
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO :
KARAR NO :
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : Dr. ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ... ...
VEKİLLERİ :
DAVALI : ... - ... ...
VEKİLLERİ :
DAVA : Menfi Tespit
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesiyle özetle; müvekkili aleyhine davalı kooperatif tarafından Konya . İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü takip başlatıldığını, ilgili icra takibine konu senetler taraflar arasındaki temel ilişkinin geçersiz olması nedeniyle açıkça bedelsiz ve müvekkilinin tüketici olması nedeniyle hükümsüz olduğunu, müvekkilinin davalı kooperatife herhangi bir borcu olmadığının tespiti ile söz konusu icra takibinin de iptali gerektiğini, müvekkili ile davalı kooperatif arasında sözleşmede tapu bilgileri belirtilen arsa üzerinde inşa edilecek binanın yapılmasına ilişkin olarak 3+1 daire için 13/03/2023 tarihinde kanuna aykırı, eksik ve usulsüz bir şekilde kooperatif üyelik sözleşmesi düzenlendiğini, söz konusu sözleşmenin son sayfasında görüleceği üzere işbu sözleşme karşılığında peşinat alınmamakla birlikte sözleşme tarihinde müvekkili tarafından farklı vade ve meblağları içerir kambiyo senedi keşide edilerek davalı kooperatife teslim edildiğini, taraflar arasında düzenlenen kooperatif üyelik sözleşmesi kanunen taşıması gereken şartları ihtiva etmemekle birlikte suç teşkil ettiğinden ötürü geçersiz kaldığını, müvekkili kooperatif yöneticisine ve diğer yetkililere defalarca sözleşmeden dönme iradesini sözleşmenin imza altına alınmasından hemen sonraki günlerde defaatle belirttiğni, keşide edilen senetleri tarafına iadesini istemişse de bir türlü sonuç alamadığını, nihayetinde bu durum müvekkili tarafından davalı kooperatife Konya . Noterliği'nin 27/03/2023 tarihli ... Yevmiye Nolu ihtarnamesiyle kanuna aykırı sözleşmeden dönüldüğünü, böyle eksik ve kanuna aykırı bir sözleşme yapmak iradesinin olmadığını belirlerek sözleşmeye istinaden keşide edilerek teslim edilen kambiyo senetlerinin iadesi ihtar edildiğini, her ne kadar müvekkil tarafından davalı kooperatife yukarıda belirtilen hususları ihtiva eden ihtarname gönderilmekle birlikte bedelsiz ve konusuz kalan senetlerin iadesi talep edilmişse de davalı kooperatif müvekkili haftalarca oyaladığını, hatta yasal hakkını kullanmaya çalışan müvekkiline tehditlerle karşılık verdiğini, söz konusu tüm senetlerin keşidecisi, lehtarı, tanzim tarihleri aynı olduğunu ve taraflar arasında tanzim edilen sözleşmeye karşılık olarak teslim edildiğini, davalı taraf, müvekkilinin hukuki bilgisizliğinden faydalanarak yukarıda belirtilen toplamda 3.100.00,00 TL tutarındaki kambiyo senetlerini elde ettiğini ve bedelsiz olan işbu senetleri haksız ve kötü niyetli bir şekilde icra takibine konu etmeye başladığını beyanla; müvekkilinin ekonomik imkanlarının yetersiz olması sebebiyle sayın mahkememizce uygun görülmesi halinde öncelikle teminatsız, aksi halde belirleyeceği teminat mukabili Konya . İcra Dairesi ... E. Sayılı icra takibinin durdurulmasını, bu mümkün görülmediği takdirde, icra veznesindeki paranın dava sonuçlanıncaya kadar davalı tarafa ödenmemesi yönünde ihtiyat-i tedbir kararı verilmesine, haklı davalarının kabulü ile; Konya . İcra Dairesi ... E. Sayılı icra takibine konu senetler yönünden müvekkilinin davalı tarafa borçlu olmadığının tespitine ve takibe konu senetlerin iptaline karar verilmesine, taraflar arasında tanzim olunan kanuna aykırı ve geçersiz olan sözleşmeden müvekkil Konya . Noterliği'nin 27/03/2023 tarihli ... Yevmiye Nolu ihtarnamesi ile döndüğünden henüz takibe konu edilmemiş sözleşmeye konu senetler yönünden de usul ekonomisi gereği müvekkilin davalı tarafa borçlu olmadığının tespitine ve senetlerin iptaline karar verilmesine, alacaklı olmadığını bildiği halde haksız ve kötü niyetli olarak icra takibine girişen davalı taraf aleyhine takibe konu alacak miktarının %20’sinden az olmamak kaydıyla tazminata hükmedilmesine karar verilmesine, yargılama giderleri ile ücret-i vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesiyle özetle; davanın arabuluculuğa başvurulmadan açıldığını davanın usulden reddi gerektiğini, taraflar arasındaki dava konusu olayın kooperatif ve üyesi arasındaki uyuşmazlıktan kaynaklandığını, tüketici işleminden kaynaklanmadığını, davacının davalı kooperatife üye olmak istediğini ve kooperatif yönetim kurulu kararı ile üye olduğunu ve ortaklık sıfatını kazandığını, daha sonra davacının sözleşmeden dönmek istediğini ve sözleşmeye istinaden keşide edilen senetlerin iadesini istediğini, ortaklıktan çıkmanın bir hesap senesi sonu için ve en az 6 ay önceden haber verilerek yapılabileceğini, hesap senesi sonuna kadar üyeliğinin devam edeceğini, davacının kooperatife karşı sorumluğunun devam ettiğini, kooperatifi temsil yetkisinin yönetim kuruluna ait olduğunu, davalı kooperatifin davacıyı oyalama veya tehdit etme durumunun olmadığını, davacının beyanlarının çelişkili olduğunu, davacının tüketici konumunda olmadığını, davacının hür iradesi ile kooperatife üye olduğunu sonrasında ayrılma beyanının kötü niyetli olduğunu, haksız ve hukuka aykırı şekilde, kötü niyeti olarak açılan davanın ve davacının tüm taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, menfi tespit isteminden ibarettir.
Taraflar arasındaki ihtilaf; taraflar arasında akdedilen "ÜYE SÖZLEŞMESİ" başlıklı sözleşmenin geçersiz olup olmadığı, davacının üyelik iradesinin bulunup bulunmadığı, davacının bu sözleşmeye dayalı olarak kooperatif üyesi sıfatını kazanıp kazanmadığı, davacının kooperatif üyesi olup olmadığı, davadan önce gönderilen ihtarnamelerin çıkma istemi olarak kabul edilip edilemeyeceği ve sözleşmeye dayalı olarak verilen senetler nedeniyle davacının borçlu olup olmadığı hususlarından ibarettir.
Her ne kadar davacı sözleşmeyi üye olma iradesiyle imzalamadığını iddia etmiş ise de, sözleşme başlığında "ÜYE SÖZLEŞMESİ" ibaresinin yazılı olduğu, sözleşmenin bir çok yerinde de kooperatif üyeliğinden bahsedilmekte olduğu, yine davacının imzasının bulunduğu yerde dahi "Kooperatif Üyesi" ibaresinin yazılı olması karşısında davacının üye olma iradesinin olmadığı yönündeki iddiasına itibar edilmemiştir.
Davacı, sözleşmenin kooperatif adına tek temsilci tarafından imzalandığını bu nedenle de geçersiz olduğunu ileri sürmüş ise de, davacının bu iddiasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, ayrıca cevap dilekçesi ekinde ibraz edilen sözleşmede kooperatife atfen çift imzanın yer alması karşısında davacının buna ilişkin iddialarına itibar edilmemiştir.
Bunun yanında, genel kurul tarafından peşin bedelli üyelik konusunda yönetim kuruluna yetki verilmediğinden bahisle sözleşmenin geçersiz olduğu iddia edilmiş ise de tek başına bu husus sözleşmenin geçersiz sayılmasına neden olacak nitelikte değildir.
Anılan nedenlerle, kooperatif tarafından davacının üyeliğe kabul edilmesinde herhangi bir usulsüzlüğün bulunmadığı kabul edilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ... E. ... K. sayılı ilamı;
"6. Kooperatif ortakları bakımından geçerli olan ve öğretide açık kapı ilkesi olarak kabul edilen ilke uyarınca ortaklık şartlarını taşıyan ve kooperatife ortak olmak isteyen gerçek ve tüzel kişiler kooperatife girmekte serbest olduğu gibi kooperatiften çıkarken de serbesttir. Açık kapı ilkesi kooperatiflere özgün bir nitelik katar ve onu diğer ticaret şirketlerinden ayırır. Ancak bu kural mutlak olarak serbestlik anlamına da gelmemektedir. Zira açık kapı ilkesinin bir uzantısı olup onu tamamlar nitelikte olan kooperatifin korunması ilkesi gereğince ortağın kooperatiften çıkışı kooperatife zarar vermemelidir. Kooperatifin korunması ve varlığını sürdürebilmesi için ana sözleşme ile birtakım koruyucu ve sınırlandırıcı hükümler getirilebilir, ancak ana sözleşmeye konulan sınırlandırıcı hükümler hiçbir şekilde ortağın kooperatiften çıkmasını önleyemez ve kooperatiften ayrılmayı da haksız olarak güçleştiremez.
7. Kooperatiflerde ortaklık sıfatını kazanan herkesin, açık kapı ilkesi gereğince kooperatiften çıkma hakkı olduğu gibi ana sözleşmede açıkça belirtilmiş olan nedenlerle ortağın çıkarılmasına (ihracına) karar verilmesi de mümkündür. Bir ortağın ortaklık sıfatı, çıkma hakkının kullanılması suretiyle ortağın kendi isteği üzerine ayrılması (1163 sayılı Kanun m. 10), ortağın ölümü (m. 14/I), ortaklık payının başkasına devredilmesi (m. 14/III), ortaklık sıfatının bir görev veya hizmetin yerine getirilmesine bağlı olması hâlinde bu görev veya hizmetin sona ermesi (m. 15), ortağın kooperatif ana sözleşmesinde gösterilen sebeplerle ortaklıktan çıkarılması (m. 16) ve ortağın parasal yükümlülüklerini yerine getirmemesi sebebiyle ihracı (m. 27) hâllerinde sona ermektedir." şeklindedir.
Anılan ilamda da belirtildiği üzere, açık kapı ilkesinin bir gereği olarak kişiler üye olma ve üyelikten ayrılma konusunda serbesttir. Dolayısıyla, üyelik ilişkisini sona erdirmek isteyen üyenin ortaklıktan ayrılması haksız olarak zorlaştırılamaz. Ancak, hemen belirtilmelidir ki ayrılmanın kooperatifi de zor durumda bırakmaması gerekir. Bu söylenenlere uygun olarak, 1163 sayılı KoopK'nın 11. maddesi ile, çıkma hakkının kullanılmasının ana sözleşmeyle 5 yıla kadar sınırlandırılabileceği ve bu hakkın tamamen ortadan kaldırılmasına ilişkin hükümlerin geçersiz olacağı düzenlenmiştir.
Davalı kooperatifin ana sözleşmesinde çıkma hakkının sınırlandırılmasına ilişkin bir hüküm bulunmadığından çıkma hakkının her zaman kullanılabileceği kabul edilmiştir.
Davacı Konya . Noterliği'nin 27/03/2023 tarihli, ... yevmiye numaralı ihtarname ile sözleşmeden döndüğünü ihtar etmiştir. Davacının bu ihtarı üyelikten çıkma iradesi olarak kabul edilmelidir. Bu ihtarnameye ilişkin tebliğ şerhi ibraz edilememiş ise de kooperatif tarafından davacıya gönderilen 05/05/2023 tarihli ihtarname içeriği dikkate alındığında davacının çıkma iradesini içeren ihtarnamenin en geç 05/05/2023 tarihinde kooperatife tebliğ edildiği kabul edilmelidir.
Yargıtay . Hukuk Dairesi'nin ... E. ... K. sayılı ilamı;"...Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 13 ncü maddesinde ortağın anasözleşmeye uygun olarak istifa etmesine rağmen kooperatifin istifayı kabulden kaçınması halinde ortağın çıkma dileğini noter aracılığı ile kooperatife bildirmesi halinde çıkmanın gerçekleşeceğinin düzenlendiği, ortağın istifa bildirimi yenilik doğurucu nitelikte olup kooperatife ulaştığı anda sonuç doğuracağı, davacının noter ihtarnamesi ile istifasını kooperatife bildirdiği, ihtarnamenin 21.11.2018 tarihinde davalı kooperatife ulaştığı anlaşıldığından davacının bu tarih itibariyle istifasının gerçekleştiğinin kabulünün gerektiği, davalı kooperatifçe istifa hususunda muaraza yaratıldığı anlaşıldığından davacının üye olmadığının tespitini istemekte hukuki yararının bulunduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, ..." şeklindedir.
Yargıtay . Hukuk Dairesi'nin ... E. ... K sayılı ilamı;" ...Mahkemece ilk ihtar noter aracılığıyla keşide edilse dahi istifa talebinin kabul edilmemesi halinde ikinci kez noterden ihtar keşide edilmesinin gerekli olduğu, aksi halde istifanın kooperatifçe kabul edildiği tarihte çıkmanın gerçekleşeceği gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiştir. Yukarıda anılan 13. maddenin yazılış biçimi ortağın istifasının kooperatifçe kabulünün gerekli olduğu izlenimini yaratmakla beraber, noter aracılığı ile yapılan bildirime özel bir önem verilmek suretiyle, noter aracılığı ile yapılan bildirimin kabulünün gerekli bulunmadığı vurgulanmıştır. Bu durumda ortağın yenilik doğurucu nitelikteki istifa iradesini ilk olarak noter vasıtasıyla kooperatife duyurması, ortaklıktan çıkmanın gerçekleşmesi için yeterlidir. Dairemizin yerleşmiş uygulaması da bu yöndedir. (Yargıtay . HD. 28.03.2005 tarih ... E.- ... K., 16.05.2005 tarih ... E.- ... K., 24.04.2006 tarih ... E.- ... K.)..." şeklindedir.
Gerek KoopK'nın 13. madde içeriği gerekse anılan ilamlar dikkate alındığında davacının üyeliğinin 05/05/2023 tarihinde sonra erdiği, diğer ifadeyle bu tarihte çıkmanın gerçekleştiği kabul edilmiştir.
Her ne kadar davalı, davacının toplantılara ve kura çekimine katılarak üyeliğe devam etme iradesi gösterdiğini iddia etmiş ise de, bunun sulh görüşmeleri kapsamında gerçekleştiği ve sulhun gerçekleşmemesi nedeniyle davacı aleyhine değerlendirilemeyeceği kabul edilmiştir.
Dosya kapsamına uygun olduğundan hükme esas alınan 13/04/2025 tarihli bilirkişi raporu ile davacı hissesine düşen giderin 3.027,36 TL olduğu tespit edilmiştir.
Davacının üyeliği 05/05/2023 tarihinde sona erdiğinden, üyelik kapsamında verilen ve toplam bedeli 3.100.000,00 TL olan davaya konu bonolar nedeniyle davacının davalıya (3.100.000,00 - 3.027,36=) 3.096.972,64 TL tutarında borçlu olmadığı sonucuna varılmıştır.
Davacı üyelikten çıktığına göre talep edebileceği ayrılma akçesinin belirlenmesi gerekir. Çıkmanın 05/05/2023 tarihinde gerçekleşmiş olması karşısında bu tarihe kadar sadece 30/04/2023 vade tarihli bono bedelinin ödenmesi gerekir. Bu bonoya istinaden ödeme yapılmış olup davacının çıkma payı alacağı (25.000,00 TL - 3.027,36 TL =) 21.972,64 TL'dir. Bu tutarın çıkma payı alacağı niteliğinde olması nedeniyle 21/07/2024 tarihinde muaccel olacağı kabul edilmiş ve bu tutara 21/07/2024 tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmiştir.
Vadesi 05/05/2023 tarihi sonrasına tekabül eden bonolar yönünden ise davalının talepte bulunamayacağı kabul edilmelidir. Dolayısıyla, 05/05/2023 tarihinden sonra vadesi gelen bonolar nedeniyle yapılan tahsilatların tahsilat tarihinden itibaren işleyecek faiziyle davalıdan istirdadı gerekir.
Bonolar nedeniyle yapılan toplam tahsilat 175.436,00 TL olup, bunun 3.027,36 TL'lik kısmının davacının hissesine düşen gidere mahsup edilmesi gerekir. Bu kapsamda davacıya iadesi gereken toplam tutar 172.408,64 TL'dir. Bunun 21.972,64 TL'lik kısmının çıkma payı alacağı olarak talep edilebileceğine göre bakiye kısım olan 150.436,00 TL doğrudan haksız tahsilat niteliğindedir. Dolayısıyla bu tutarın ödeme tarihinden itibaren işleyecek faiziyle istirdadının istenebileceği sonucuna varılmıştır.
Tarafların tazminat istemleri yönünden yapılan değerlendirmede, takibin kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından davacının, davalının alacağına geç kavuşmasına neden olacak bir tedbir kararı verilmediğinden ise davalının tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Anılan nedenlerle davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle ;
1-DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, Konya . İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı takibine konu edilen 30/04/2023 vade tarihli 25.000 TL bedelli, 30/05/2023 vade tarihli 25.000 TL bedelli, 30/06/2023 vade tarihli 25.000 TL bedelli bonolar ve 30/07/2023 vade tarihli 25.000 TL bedelli, 30/08/2023 vade tarihli 25.000 TL bedelli, 30/09/2023 vade tarihli 25.000 TL bedelli, 30/10/2023 vade tarihli 25.000 TL bedelli, 30/11/2023 vade tarihli 25.000 TL bedelli, 30/12/2023 vade tarihli 500.000 TL bedelli, 30/01/2024 vade tarihli 25.000 TL bedelli, 30/02/2024 vade tarihli 25.000 TL bedelli, 30/03/2024 vade tarihli 25.000 TL bedelli, 30/04/2024 vade tarihli 25.000 TL bedelli, 30/05/2024 vade tarihli 25.000 TL bedelli, 30/06/2024 vade tarihli 25.000 TL bedelli, 30/07/2024 vade tarihli 300.000 TL bedelli, 30/08/2024 vade tarihli 25.000 TL bedelli, 30/09/2024 vade tarihli 25.000 TL bedelli, 30/10/2024 vade tarihli 25.000 TL bedelli, 30/11/2024 vade tarihli 25.000 TL bedelli, 30/12/2024 vade tarihli 300.000 TL bedelli, 30/01/2025 vade tarihli 25.000 TL bedelli, 30/02/2025 vade tarihli 25.000 TL bedelli, 30/03/2025 vade tarihli 25.000 TL bedelli, 30/04/2025 vade tarihli 25.000 TL bedelli, 30/05/2025 vade tarihli 25.000 TL bedelli, 30/06/2025 vade tarihli 25.000 TL bedelli, 30/07/2025 vade tarihli 25.000 TL bedelli, 30/08/2025 vade tarihli 300.000 TL bedelli, 30/09/2025 vade tarihli 25.000 TL bedelli, 30/10/2025 vade tarihli 25.000 TL bedelli, 30/11/2025 vade tarihli 25.000 TL bedelli, 30/12/2025 vade tarihli 300.000 TL bedelli, 30/01/2026 vade tarihli 25.000 TL bedelli, 30/02/2026 vade tarihli 25.000 TL bedelli, 30/03/2026 vade tarihli 25.000 TL bedelli, 30/04/2026 vade tarihli 25.000 TL bedelli, 30/05/2026 vade tarihli 25.000 TL bedelli, 30/06/2026 vade tarihli 25.000 TL bedelli, 30/07/2026 vade tarihli 300.000 TL bedelli, 30/08/2026 vade tarihli 25.000 TL bedelli, 30/09/2026 vade tarihli 25.000 TL bedelli, 30/10/2026 vade tarihli 25.000 TL bedelli, 30/11/2026 vade tarihli 25.000 TL bedelli, 30/12/2026 vade tarihli 150.000 TL bedelli BONOLAR NEDENİYLE DAVACININ DAVALIYA 3.096.972,64 TL TUTARINDA BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, icra tehdidi altından ödenen 172.408,64 TL'nin, 21.972,64 TL'lik kısmının 21/07/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, 150.436,00 TL'lik kısmının ise 27/12/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Tarafların tazminat istemlerinin ayrı ayrı reddine,
3-Alınması gereken 211.554,20 TL. nispi karar ve ilam harcından, peşin ve ıslahen alınan 52.959,44 TL. harcın mahsubu ile kalan 158.594,76 TL. harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan 52.959,44 TL harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 714,45 TL harç gideri ve 7.538,07 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 8.252,52 TL yargılama giderinden kabul ret oranına göre hesaplanan 8.244,46 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalı tarafından yapılan 9,25 TL yargılama giderinin takdiren davalı üzerinde bırakılmasına,
7-Davacı kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T.'ye tayin ve takdir olunan 391.757,81 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T.'ye tayin ve takdir olunan 3.027,36 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
9-Gerekçeli kararın tebliği için davacı avansından yapılacak (ve 30 TL olacağı değerlendirilen) yargılama giderinin de davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
10-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın, 6100 s. HMK'nın 333. maddesine göre karar kesinleştiğinde ve re'sen taraflara iadesine,
Dair ; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere ve oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.07.05.2025
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...