T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ... Karar
"TÜRK MİLLETİ ADINA"
T.C. GEREKÇELİ KARAR
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO :
KARAR NO
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLLERİ :
DAVA : ŞİRKETİN FESHİ ve TASFİYESİ
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan Şirketin Feshi ve Tasfiyesi davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesiyle özetle; davalı şirketin dört ortaklı bir aile şirketi olduğunu, ...ın 7.192, ...'ın 6.796, ...'ın 7.192 ve müvekkili ...'ın 10.759 hissesinin bulunduğunu, şirket kurucusu olan müvekkilinin babası ...'ın sağlık sorunları nedeniyle hisselerini Konya Noterliğinin 02/02/2023 tarih ve ... yevmiye nolu satış sözleşmesi ile müvekkiline sattığını, müvekkilinin bu yolla şirketin ortağı olduğunu, davalı şirketin küçükbaş ve büyükbaş yem üretimi ve satışı konusunda Cihanbeyli ilçesindeki tek firma olduğunu, şirketin aynı zamanda süt toplama merkezi ile süt toplandığını, bulunduğu konum itibariyle çevre ilçelere de satış yapabilecek kapasitede olduğunu, davalı şirket adına kayıtlı taşınır ve taşınmazların bulunduğunu, davalı şirketin üretim ve satış şartlarına bakıldığında her geçen gün büyümesi ve karlılığını artırması gerekirken müvekkilinin haricindeki diğer ortakların eline hapsolduğunu, azınlık olan müvekkilinin dışlandığını, ticaret gereklerine uygun olmayan alış satış politikası uygulandığını, müvekkilinin şirketin devamında hiçbir yararının kalmadığını, davalı şirketin yasal düzenlemeler gereğince feshi koşullarının oluştuğunu, müvekkilinin davalı şirketin %33,68 paya sahip ortağı olduğunu, müvekkilinin haklı nedenlerle şirketin feshini talep edebilecek konumda olduğunu, davalı şirketin çoğunluk pay sahipleri tarafından kötü yönetildiğini, şirket müdürü olan ...' in şirketin yönetim kuruluna 2022 yılında yazmış olduğu raporda bir çok problem nedeniyle şirketin büyüyüp gelişmesi bir yana ayakta durmasının dahi mümkün olmadığını ifade ettiğini, ortaklar arasında anlaşma ve uzlaşma imkansızlığının var olduğunu, müvekkilinin yaşının ufak olmasından dolayı şirkete katkı vermesinin diğer ortaklar tarafından imkansızlaştırıldığını, şirketin ekonomik amaçlarla kurulup kar elde etme amacı güttüğünü, ancak kötü yönetim nedeniyle şirketin kar etmesi gerektiğinin unutulduğunu, müvekkilinin ailenin küçük çocuğu olarak görülmekte olup; hiç kaale alınmadığını, davalı şirketin mali açıdan hiçbir geçerli sebep bulunmamasına rağmen 3 yıldır kar payı dağıtılmadığını, davalı şirket varlıklarının yanlış kullanıldığını ve şirket tüzel kişiliğinin sürekli olarak zarara uğratıldığını, işbu davada verilecek hükmün infaz kabiliyetinin kalmaması durumunda müvekkilinin maddi ve manevi zararlara uğrayacağını, bu nedenle TTK 636/4 maddesi kapsamında gerekli önlemlerin alınması hususunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiklerini, bu kapsamda davalı şirkete yasal temsilci atanması, müvekkilinin de şirketin yönetimine iştirak edebilmesi yönünde veya yönetim konusunda uygun görülecek başka şekilde karar verilerek davalı şirketin zararlandırıcı biçimde borçlandırılmaması ve şirketim emvalinin zararlandırıcı şekilde aktarılmaması yönünde ihtiyati tedbir kararının infaz şeklinin belirtilmesine, davalı şirketin bilirkişi marifetiyle değerinin tespit edilmesine ve değerlerinin ayrıntılı olarak yazılmasına. Ayrıca şirketin ticari defter ve kayıtlarıyla birlikte kayıt dışı tüm hareketlerinin tespitini, davalı şirket malvarlığının ve davalı şirketin zarara uğramaması için TTK 531 ve 636/4 maddeleri kapsamında gerekli görülen önlemlerin alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesiyle özetle; davacının 02.02.2023 tarihinde şirkete ortak olduğunu, davacının ortak olduktan sonra yapılan genel kurullarda istediği kadar her türlü bilgi ve belge kendisine verildiğini, dava dilekçesinde iddia olunan hususlardan hiçbirisi gerçekleşmediğini, kanunun tanıdığı haklardan yararlanmak istediği henüz hukuki takvim dolmadığını, davanın detaylı şekilde esasına girilmeden reddine karar verilmesi gerektiğini, dava dilekçesinde şirketin faaliyetlerine yer verildiğini, dava dilekçesinin devamında şirketin iyi yönetilmediği iddia edildiğini, davacının çelişkiye düştüğünü, davacının şirketten uzaklaştırılmasının söz konusu olmadığını, şirketin amacına uygun yönetilmediği iddialarının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, genel kurul toplantısında şirketin kar dağıtımı yapılmaması, şirket karının şirkete bırakılmasına karar verildiğini, şirketin karı şirketi daha da büyütmek için kullanılmak istenildiğini, davacının hiçbir somut delil ve gerekçe göstermeksizin soyut bir şekilde şirketin zarara uğratıldığını iddia ettiğini, 25.09.2023 tarihli genel kurulun usulüne uygun bir şekilde gerçekleştirildiğini, sermaye artışı yapılarak davacının devre dışı bırakılmak istenildiği iddialarının gerçek dışı olduğunu, davacının her talep ettiğinde müvekkili şirkete ait bilgi ve belgeleri rahatlıkla incelediğini, şirketin sistematik bir şekilde boşaltıldığı iddiasının asılsız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkili şirketin satıj tonajı ve cirosunun her sene arttığını, müvekkili şirketin hiçbir surette kayıt dışı çalışmadığını, tasfiye talebinin hukuki şartları ve fesih koşullarının oluşmadığını, anonim şirketin feshine karar verilebilmesi için azınlık tarafından ileri sürülen sebeplerin haklı olması tek başına yeterli olmadığını, müvekkili şirketin işleyişinde hiçbir olumsuzluk bulunmadığını, her sene büyüyen ve gelişen bir şirket olduğunu, şirketin feshi kararı işletmenin tamamını, çalışanlarını ve şirketle ilişki içerisindeki üçüncü kişileri etkileyeceğini, arz ve izah edilen ve resen nazara alınacak olan nedenlerle haksız ve kötü niyetli davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, şirketin feshi ve tasfiyesi istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki ihtilaf; davalı şirketin çoğunluk tarafından kötü yönetilip yönetilmediği, ortaklar arasında anlaşmazlık bulunup bulunmadığı, varsa bu anlaşmazlığın ortaklığın devam ettirilmesine engel olacak derecede büyük olup olmadığı, davalı şirketin kar payı dağıtım dağıtmadığı, ne zamandan bu yana kar payı dağıtmadığı, davacının kar payı dağıtmama nedenine dayalı olarak fesih isteminde bulunmasının mümkün olup olmadığı, şirketin kötü yönetim nedeniyle zarara uğrayıp uğramadığı, zararın süreklilik arz edip etmediği, davalı şirketin düzenli olarak genel kurul toplantısı yapıp yapmadığı, davacının ortaklığa giriş tarihi ile dava tarihi arasındaki zaman zarfı dikkate alındığında davacının kar payı dağıtmama ve düzenli genel kurul yapılmamasına dayalı olarak talepte bulunmasının mümkün olup olmadığı, sonuç olarak davalı şirketin feshi ve tasfiyesi için haklı nedenlerin bulunup bulunmadığı, varsa bu haklı nedenlerin oluşmasında davacının kusurlu olup olmadığı ile davalı şirketin fesih ve tasfiyesinin gerekip gerekmediği hususlarından ibarettir.
Konya . Noterliği'nin 02/02/2023 tarihli ... yevmiye numaralı pay devir sözleşmesi ile dava dışı ...'ın davalı şirketteki 10759 adet payını davacıya devrettiği anlaşılmıştır.
Davacı, dava dilekçesi ekinde ... imzasını içeren bir belge sureti ibraz etmiştir. Belge içeriğinde şirketin kötü yönetildiği yönünde iddialar bulunmakta ise de bu belgenin hangi amaçla düzenlendiği ve gerçeği yansıtıp yansıtmadığı teyide muhtaçtır. Dolayısıyla tek başına bu belgeye dayalı olarak şirketin kötü yönetildiğinin kabulü mümkün değildir. Bununla birlikte, belge içeriğinde davacı tarafından şirket çalışanı olduğu iddia edilen ...'e yönelik hakaret içerikli mesajlar atıldığının ifade edilmesi karşısında, belge içeriğinin bu olaya olan öfkeye dayalı olduğu izlenimi de ortaya çıktığından belgenin delil niteliği son derece zayıf kalmaktadır.
Davalı şirket ortaklarından ... 25/09/2024 tarihli celse de "bende yöneticisi olduğum şirketin daha fazla itibar kaybetmemesi için bir an önce mal varlığının tespit edilmesini talep ediyorum, davacı ile artık aynı şirket bünyesinde birlikte çalışmamış mümkün değildir" şeklinde beyanda bulunmuş ise de, ortaklığın devamının çekilmez hale gelip gelmediğinin mahkemece değerlendirilebileceği, ortakların buna ilişkin beyanlarının bağlayıcı olmadığı, ortakların sadece yaşanan vakıaları ileri sürebileceği, dolayısıyla 25/09/2024 tarihli celsedeki beyanın herhangi bir vakıa ileri sürülmemesi nedeniyle kayda değer olmadığı kabul edilmiştir.
Dinlenen tanıklardan,
... " ... ... yönetim kurulunda olmasına rağmen fabrikaya gelmedi ,1 gün bile çalışmadı kendisi kamyonculuk yaptığı için devamlı fabrikayı arka planda tuttu , Hatta fabrikamızın nakliye ihtiyacı olduğu zamanlar kendisini arardık genelde gelmezdi , nakliyemizi fabrika sahibi olmasına rağmen hep ücretli yaptı. Biz diğer ortaklar şirketteki tüm emek ve mücadelemize rağmen huzur hakkı ve ücret adı altında hiçbir ödeme almazken kendisi hisse çoğunluğu öne sürerek ortağı olmadığı zaman bile ergen davranışlar göstermiş şirketimizi diğer ortaklarının bilgisi dışında sahibinden.com sitesine şirket yönetim kurulu ve diğer hissedarların haberi olmadan satışa koydu. yukarıda belirtiğim hususlardan dolayı ... şirkette huzursuzluk çıkartıyordu hep çalışanlara üst den bakan ve tehditkar konuşmasına çocuk diyorduk babasına şikayet ediyorduk.deneyimi olmayan birisi olmasına rağmen fabrikada çalışan 15-20 yılık deneyimli usta başından bile yüksek maaş istemesi sonucu diğer ortaklar asgari ücret vermek istemişler. Ancak davacı asgari ücreti kabul etmemiştirDavacı ve babasının amaçları kendi işleri yürüsün yaklaşımındaydı. Şirket kötü yönetilmedi , şirketin Cihanbeyli çarşısı içerisinde bulunan dükkanının taşınmaz devredildiği tarihteki emsal/uygun ve değerince satılmıştır.dükkan eski hissedar davacı tanığı ...’ın bilgisi dahilinde satılmıştır.şirket yöneticilerinin davacı taraf haricinde davalı şirkete finansal destekleri olmuştur.davacıya istediği belgeler kameralar önünde kendisine verilmiştir. Ayrıca davacı finansal tabloları evinde incelemek istemişti, da taraf haksız bir şekilde şirketten maddi taleplerde bulundu , kabul etmediğimiz için bu davayı açtı." şeklinde;
... " ben davalı şirketin kurucularındanım, biz bu şirketi ... İnşaat Şirketinden ayrılmak suretiyle kurduk, ben daha sonra hissemi davacı olan oğlum ...' a devrettim ancak bu devirden sonra davacı oğlumu davalı şirketin diğer ortak ve yetkilileri şirkete sokmadılar, ortak olarak oğlumu kabul etmediler, bu hususları bana davacı oğlum söyledi, ayrıca benim ve benim devrettiğim davacının davalı şirketteki hisse oranı yüksek olmasına rağmen davalı şirketin aynı zamanda muhasebecisi olan ve şirket yönetiminde olan ... davacı oğluma şirkette ayak işlerini uygun gördü, şuanda da oğlum şirkete yaklaştırılmamaktadır, kendisine herhangi bir kar payı ödenmemektedir, şirketin içerisinde olmadığım için davalı şirketin şuanda nasıl yönetildiği konusunda bilgiye sahip değilim, davalı şirketin genel kurulları da usulüne uygun yapılmamaktadır, davacı oğlumun şirket hissedarlığından başka müstakil bir işi bulunmamaktadır, kendisi şirkette görev almak istediğinde buna izin vermemişlerdir kendisi yönetime girmek istemiştir ancak izin verilmeyip yönetim dışarıdan temin edilmiştir , biz davalı şirketi kurarken herhangi birinden borç almadan zararsız bir şekilde kurduk, şirketin genel durumu iyiydi, şuanda da şirketin ekonomik durumunun iyi olduğunu biliyorum ancak son zamanlarda şirketin süt toplama ve dağıtım araçlarını şirkette olmadığını tespit ettim, ayrıca ...' ın davalı şirkette hali hazırda hangi görevleri yaptığını bilemiyorum zira şirketten uzak tutuluyoruz ayrıca davalı şirket hissedarlarından ... beni telefonla arayarak davalı şirkete kendi hammaddesini satmak istediğini söyledi, ben böyle bir şey olmaz dememe rağmen davalı şirkete hammadde sattığını duydum, ayrıca 2022 yılından sonra şirkete ait arpanın ... ve ... adına Konya Ticaret Borsasına satıldığını duydum, şirketin kötü yönetildiğine dair ve zarar ettiğine dair şirket müdürü tarafından whatsapp kayıtlarına atılan bildirim ... tarafından tarafıma iletilmiştir, ayrıca yukarıda davacı için ... ayak işlerini yapsın diye söyledi yer davalı şirket değil ...' in kendi muhasebe bürosundaki işlerdir, ayrıca şirketin Cihanbeyli çarşı içerisinde bulunan dükkanının değerinin çok altında davalı şirket yöneticilerinin akrabalarına 1.000.000,00 TL bedelle satıldığını duydum, ben bu duyumu davadan sonra edindim, davadan önce ve sonrasında karşı tarafla anlaşmak için aracılar gönderdim karşı taraf anlaşmaya yanaşmadı, davalı şirket ortaklarından ... beni ziyarete gelerek siz bu şirketten fazla bir ortaklık pay alamazsınızs bir daire parası bile etmez, tüm bu aşamalardan sonra ben ve oğlum davalı şirketten hakkımızı alamayacağımız kanaatiyle yargı yoluna başvurduk ayrıca davalı şirkette faturaların usulsüz düzenlendiği ve ikincil kayıt tutulduğu yönünde duyumlarım da mevcuttur, şuandaki davacı oğlum dışında davalı şirkette yer alan diğer hissedarlar ve şirket yöneticilerinin davalı şirkete finansal destekleri olmamıştır, üç yıldır davalı şirketten hiçbir ortak ve yetkili huzur hakkı almadığını duydum, zaten kimsenin huzur hakkına ihtiyacı da yoktu" şeklinde;
... ise " ben davacının kız kardeşi olmamdan dolayı taraflar arasındaki uyuşmazlığı biliyorum, aynı zamanda ben avukat olduğumdan dolayı hukuki sürece de vakıfım, pandemi döneminde babamın ortak olduğu Cihanbeyli' de başka bir şirket vardı, bu şirketin bölünmesi suretiyle davaya konu şirket kuruldu, şirket kurulduğunda babam davalı şirketin en büyük hissedarı olarak işleri takip ediyordu, ancak yaşı ve ekonomik sebeplerden dolayı şirketteki hissesini 2023 yılının şubat ayında abim olan davacıya devretti, bu devir işleminden sonra geçtiğimiz yılın mayıs haziran aylarında davalı şirketin genel kuruluna çağrıldı, gittiğinde şirket merkezinde kimsenin olmadığını görmüş bunun üzerine ...' la görüştüğünde kendisine ofisine gelmesini söylemiş, ... davacı abime ofisinde önceden hazırlanmış bir kısım evrakları imzalamasını söylemiş, söz konusu evraklar genel kurul tutanakları ve bu kurulda yokluğunda alınan kararlara ilişkin olduğundan dolayı abim imzalamamış ve toplantının usule aykırı olduğunu ileri sürerek itirazda bulunmuş ve ilgili tutanakların fotoğrafını çekmiş, daha sonra benimle görüşmeye geldiğinde bunları bana da gösterdi, bu evraklardan öncesinde şirketin yönetim kurulu belirlenmiş ayrıca kar dağıtımı yapılmayacağına ilişkin maddeler konulmuş ancak sermaye artırımına ilişkin herhangi bir hüküm bulunmamaktaymış, itirazı üzerine kendisine imzalamazsan ve itiraz edersen sonuçlarına katlanırsın şeklinde beyanlarda bulunulmuş, bundan sonra yeni bir genel kurula çağrı tutanağı abime gönderildi gündem maddeleri arasında sermaye artırımı da vardı, ortaklar arasında ekonomik olarak zayıf olduğumuzdan dolayı sermaye artırımını koz olarak kullanmaya çalıştılar, daha sonra babama abim için şirkete gelmesin şeklinde söylemlerde bulundular babam ortak akrabaları aracı koydu, ancak karşı taraf ortak ve yetkililer abimin şirkete gelmesini istememelerini ve onunla ortak olmak istemediklerini söylemeleri üzerine anlaşma sağlanamadı, şirketin kötü yönetildiğine dair ... tarafından babam adına gönderilen whatsapp kayıtları mevcuttur, şirkette ikincil kayıt tutulduğu şeklinde duyumlarım mevcuttur, yine şirketin mallarının diğer hissedarlar tarafından kendi adlarına dışarıda satıldığını yine davacı abimden ve babamdan duydum, yine şirket müdürünün şirkete alkollü olarak geldiği ve diğer çalışanlarla davalık olduğunu duydum, ben ikinci genel kuruldan öncesinde davalı şirket yetkililerinden ... abiyi aradım kendisine sermaya artırımının zorunlu olup olmadığını sordum gerekirse oybirliğiyle alınması yönünde teklifte bulundum ancak kendisi bana davacı abimin lafını önemsemediklerini dile getirdi, niye bu şekilde davranıyorsunuz herkesin 30 yıllık emeği var dediğimde bu şirkette benden başka kimsenin emeği yok şeklinde beyanda bulundu, yapılan genel kurulda davacı abim finansal tabloların incelenmesi için bir ay erteleme talebinde bulundu, bir ay sonra yapılacak genel kurulla ilgili olarak finansal tablolar abime inceletilmedi, sermaye artırımı nereden çıktı diye abim sorduğunda ise ... ben istedim, bu şekilde istiyorum param var şeklinde kendisine beyanda bulunmuş, bir ay sonra genel kurula ben de abimin vekili olarak katıldım, toplantıda ... Kart bakanlık yetkilisi olmadığı için toplantının yapılamayacağını söyledi, tutanak o şekilde tutuldu ben herhangi bir şekilde imza atmadım, daha sonra toplantının tekrarlanacağı söylendiği halde bizim gıyabımızda bize haber verilmeden tekrar toplantı yapılmış toplantı saati geçtikten sonra ... Kart beni aradı toplantıya gelmiyor musunuz diye beni aradı bende toplantının saati geçti bu saatten sonra gelemeyeceğimi söyledim bizim katılmadığımız bu genel kurulda yeni yönetim kurulu oluşturulmuş, davalı şirkete hissedar olmayan kişiler ..., ... ve ... şirkete yönetici olarak atanmışlardır, ayrıca davalı şirket yetkililerinden ... ile babam arasında muhasebe işlerinden kaynaklı ayrı bir ilişki vardı, babam bu ilişkiyi bitirmek için görüşmelerde bulundu görüşmeler sonrasında belli bir rakam çıktı babam bu rakamı ödedi buna rağmen babamın defterlerini kendisine teslim etmedi bu anlamda taraflar arasında husumet doğdu, abim de kendisine şirketin aynı zamanda muhasebe işlerini de yaptığından dolayı muhasebeciler odasına şikayet etti, taraflar arasında bu anlamda uyuşmazlık da mevcuttur, abimin bana gösterdiği evraklar içerisinde şirketin kar payı dağıtımı yapılamayacağına ilişkin ibareyi gördüm ancak kar payının şirkete aktarılacağı hususunda bir ibare gördüğümü hatırlamıyorum, katılmadığımız toplantıda sermaye artırımına ilişkin olarak herhangi bir karar alınmadığını duydum, zira böyle bir karar alınsa idi genel kurulun iptali için davası açılacağını abim kendisine daha önceden söylemiş idi" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık beyanlarından bir çoğu bilgi ve görgüye dayalı olmayıp salt duyum ve tahmine dayalıdır. Duyum ve tahmine dayalı tanık beyanlarına itibar edilmesi ise mümkün değildir. Bununla birlikte dinlenen davacı tanıkları şirket ortakları arasında anlamazlık olduğunu ve buna davacı dışındaki ortakların neden olduğunu belirtmiş ise de davalı tanığı şirketteki huzursuzluğun davacının davranışlarından kaynaklandığını ifade etmiştir. Tüm tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde, şirket ortakları arasında anlaşmazlık bulunmakla birlikte, bu anlaşmazlık ortaklığın devamını çekilmez hale getirecek nitelikte ve büyüklükte değildir. Ayrıca, davacının pay devir tarihi ile dava tarihi arasında geçen süre zarfı, tanık beyanlarından şirketteki huzursuzluğun genel itibariyle devirden önceki dönemden itibaren süregelen sürece ilişkin olması karşısında davacının kendinden önce var olan uyumsuzluğa dayalı olarak talepte bulunamayacağı da açıktır. Dolayısıyla, tanık beyanlarının ortaklığın devamının çekilmez hale geldiğinin ispatına elverişli olmadığı kabul edilmiştir.
05/06/2025 tarihli bilirkişi heyeti ek raporu ile, -Davalı şirketin ticari defter kayıtlarına göre; 2022 yılı net satışlarının 30.432.780,99 TL olduğu, 2023 yılında bu tutarın bir önceki yıla göre yaklaşık % 41 oranında artarak 42.921.257,73 TL'ye yükseldiği, 2024 yılında ise 2023 yılına göre yaklaşık %62 oranında artışla net satışların 69.385.105,50 TL'ye ulaştığı, davalı şirketin ticari defter kayıtlarına göre; muhtelif tarihlerde, davalı şirketin banka hesabından ortakların banka hesaplarına ve ortakların banka hesaplarından davalı şirketin banka hesaplarına para giriş ve çıkışlarının olduğu, yapılan sondajlama yöntemiyle gerçekleştirilen incelemelerde bu tutarların davalı şirketin kayıtlarına intikal ettirildiği, 31.12.2023 tarihi itibarıyla, şirket ortaklarının davalı şirkete herhangi bir borçlarının bulunmadığı, aksine toplam 7.268.057,50 TL tutarında alacaklı oldukları, 31.12.2024 tarihi itibarıyla da yine ortakların şirkete herhangi bir borçlarının bulunmadığı ve bu tarih itibarıyla ortakların şirketten toplam 6.070.863,98 TL tutarında alacaklı oldukları, şirket ortaklarına ait şahsi çeklerin, şirketin ticari borçlarının ödenmesinde kullanıldığı, söz konusu çeklerin karşılıklarının ise şirket tarafından banka aracılığıyla nakit olarak şirket ortaklarına ödendiği ve çek bedellerinin vade tarihlerinde bu şekilde karşılandığı, şirket ortaklarının 23.572.565,24 TL'lik şirket borçları için düzenlediği ve şirkete emanet verdiği, vadesinde ise ilgili çeklerin bedellerini davalı şirketten alarak çeklerin ödemelerini yaptığı, ikinci kayıt olarak belirlenen tutarın üzerinde bir satış hasılatının ticari defterlere kaydedildiği ve dolayısıyla asıl takdiri yüce mahkemenize ait olmak üzere, tüm hasılatın ticari defterlerde yer aldığı tespit edilmiştir.
Yargıtay . Hukuk Dairesi'nin ... E. ... K. sayılı ilamı; "...Türk Hukukuna, mehaz İsviçre Borçlar Kanunundan esinle, ilk defa 6102 sayılı Kanun ile giren “anonim şirketlerin haklı sebeple feshi” kurumunda, “haklı sebep” kavramından neyin anlaşılması gerektiğinin ortaya konulması gerekir. İsviçre öğretisinde, çok önemli ve esaslı sebeplerin varlığı (... ) haklı sebep olarak kabul edilmiştir (... , Şirketler Hukuku, 7.Bası, s.616, yönleşi: ... , ... N.). 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 531 inci maddesi gerekçesinde, İsviçre öğretisine atıfla; genel kurulun birçok kez kanuna aykırı bir şekilde toplantıya çağrılmış olması, azlık hakları ile bireysel hakların devamlı ihlali, özellikle bilgi alma ve inceleme haklarının engellenmesi, şirketin sürekli zarar etmesi, dağıtılan kâr payının düzenli olarak azalması haklı sebepler arasında sayılmıştır. Haklı sebeplere; genel kurulun uzun süredir toplantıya çağrılmamış olması, şirketin uzun süredir organsız kalması, şirket yönetiminin sistematik şekilde şirket menfaatleri ya da azınlık menfaatlerini ihlal edici tavır ve davranışlar içerisinde bulunması, haklı gerekçesi olmadığı halde uzun süredir kâr yapı dağıtılmaması veya göstermelik olarak düşük oranda dağıtılması, buna karşılık şirket yöneticilerine huzur hakkı adı altında örtülü kazanç aktarımı, hakim ortak yöneticilerin şirket imkanlarından kendileri yararlanıp azınlık pay sahiplerini yararlandırmamaları gibi sebeplerin eklenmesi gerekir. ..." şeklindedir.
Yargıtay . Hukuk Dairesi'nin ... E. ... K. sayılı ilamı; "...Dava dilekçesiyle, şirketin 2012-2013 yılı olağan genel kurul toplantısının diğer ortaklar katılmadığı için yapılamadığı, şirketin ticari faaliyette bulunmadığı, gelir elde etmediği, şirkete ait fabrika binasının kiraya verildiği, fabrikadaki dinamo ve malzemelerin diğer ortaklar tarafından alındığı hususları davalı şirketin feshine gerekçe gösterilmiştir. Davada ileri sürülen sebepler 6102 sayılı TTK'nın 531. maddesi uyarınca haklı neden olarak kabul edilemeyeceği gibi şirket zarar etse dahi Vergi Dairesi yazı cevaplarından şirketin faaliyetine devam ettiği, beyannamelerini düzenli bir şekilde verdiği anlaşılmakta olup, şirkete ait fabrikanın kiraya verilmesi suretiyle kira geliri de elde ettiği görülmektedir. Yine, şirkete ait fabrikadaki dinamo ve malzemelerin diğer ortaklar tarafından alınıp götürüldüğü iddiaları da ispatlanamamıştır. Bunla birlikte haklı nedenlerle fesih davasının açılabilmesi için, haklı nedenlerin ortaya çıkmasında davacı ortakların kendi eylem ve işlemlerinin katkısının bulunmaması, diğer bir anlatımla feshe dayanak gösterilen haklı nedenlerin diğer ortaklardan kaynaklandığının kanıtlanması gerekir. Hiç kimsenin kendi eylem ve işlemlerine dayanarak kendisi lehine sonuç çıkaramayacağı ilkesi de bunu gerektirmektedir..." şeklindedir.
Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde; davacının 02/02/2023 tarihli pay devir sözleşmesi ile davalı şirketin hissedarı olduğu, eldeki fesih davasını ise devirden yaklaşık 8 ay sonra 23/09/2023 tarihinde açtığı, bu kısa zaman zarfı içinde şirket ortakları arasında ortaklığın devamını çekilmez hale getirecek olaylar yaşanmasının hayatın olağan akışında çok da mümkün olmadığı, davalı şirketin ortakları arasında anlaşmazlık bulunmakla birlikte bu anlaşmazlığın ortaklığın devamını çekilmez hale getirecek nitelikte ve büyüklükte olmadığı, yine anlaşmazlıkların meydana gelmesinde salt diğer ortaklarının kusurlu olduğu, en azından davacının diğer ortaklar kadar kusurlu olmadığı, diğer ortakların daha fazla kusurlu olduğu, ortaklığın devamının çekilmez hale geldiği iddiasının usulünce ispatlanamadığı, davalı şirketin genel kurul toplantılarını düzenli olarak yapmadığı, genel kurulların sürekli olarak yasal mevzuata aykırı olarak yapıldığı ve kar payı dağıtılmadığı iddia edilmiş ise davacının ortaklık tarihi ile dava tarihi arasındaki dönemde sadece 04/07/2023 tarihinde genel kurul toplantısı yapıldığı, bu toplantının da davacının talebi üzerine ertelendiği, bunun haricinde başkaca bir genel kurul toplantısının yapılmadığı, davacının ortak olmadan önceki döneme ilişkin olarak iddia ve talepte bulunmasının iyiniyet kurallarına aykırı olduğu, zira davalı şirketin 02/02/2023 tarihi öncesi dönemde kar dağıtmayan, düzenli genel kurul toplantısı yapmayan, yapılan toplantılarda da mevzuata aykırılık bulunan bir şirket olduğu kabul edilse dahi davacı bu hususu bilerek şirket ortağı olduğundan sonradan bu nedenlere dayalı olarak şirketin feshini talep edemeyeceği, şirketin zarar ettiği iddia edilmiş ise de şirketin faal olması, satışlarının düzenli olarak artması karşısında bu iddianın yerinde olmadığı, kötü yönetim iddialarının usulünce ispatlanamadığı, şirket ortakları ile şirket arasındaki para alışverişinin banka kanalıyla yapılması ve şirket kayıtlarında yer alması nedeniyle bu hususun fesih nedeni olamayacağı, şirketin ikincil kayıtlarının defter kayıtları ile uyumlu olduğu, davacıya inceleme hakkının kullandırılmadığı iddia edilmiş ise de bunun ispatına yarayan bir delil ibraz edilmediği, tanık ifadelerin soyut nitelikte olduğu, davacının inceleme hakkı kapsamında dava yoluna başvurma hak ve yetkisinin bulunduğu, dava açıldığı yönünde herhangi bir iddianın bulunmadığı, bununla birlikte inceleme hakkının kullandırılmaması hususunun fesih nedeni olması için devamlılık arz etmesinin gerektiği, somut olayda bu durumun mevcut olmadığı, davacının davalı şirketin feshi için haklı nedenlerin bulunduğu iddiasının usulünce ispatlayamadığı sonucuna varıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle ;
1-DAVANIN REDDİNE,
2-Alınması gereken 615,40 TL harçtan, peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55 TL. eksik harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA.
3-Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 3.120,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan 550,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve takdir olunan, 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmının HMK 333.maddesine göre karar kesinleştiğinde TARAFLARA İADESİNE,
Dair ; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 24/09/2025
Başkan Üye Üye Katip