T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
"TÜRK MİLLETİ ADINA"
T.C. GEREKÇELİ KARAR
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO :
KARAR NO :
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
ANA DAVADA
DAVACI :
VEKİLLERİ :
DAVALI :
VEKİLLERİ :
BİRLEŞEN DAVADA
DAVACI :
VEKİLLERİ :
DAVALI :
VEKİLLERİ :
DAVA : Tazminat ve İstirdat
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Davacı vekilinin davalı aleyhine açtığı tazminat davası mahkememizin ... Esas sırasına kaydedilmekle ve yine davacı vekilinin davalı aleyhine açtığı istirdat davası da Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sırasına kaydedilmekle ve sözü geçen ... Esas sayılı dava dosyası da aralarındaki hukuki, fiili ve şahsi bağlantı nedeniyle mahkememizin ... Esas sayılı dosyası ile birleştirilmekle, iki dava dosyasının birleştirilmesi üzerine, mahkememizce yapılan aleni/açık yargılama sonunda, mahkememizin 05/10/2022 tarih ... Esas ... Karar sayılı kararında belirtilen nedenlerle ana davada karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davadaki taleplerin ise reddine ilişkin istinaf kanun yolu açık olan bu kararımıza karşı davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine KONYA Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesinin 03/01/2024 tarih ... Esas ... Karar sayılı kararı ile kararımızın kaldırılmasına ve dava dosyasının mahkememize gönderilmesine kesin olarak karar verilmesi üzerine mahkememize gelen dava dosyası mahkememizin ... Esas sırasına kaydedilmekle, davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Ana davada davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında 2018 yılının Nisan ayında bayilik/distribütörlük anlaşması yapıldığını, davalı şirket tarafından verilen distribütörlük formu 01/04/2018 tarihinde müvekkili tarafından imzalanarak davalı şirkete teslim edildiğini, müvekkili tarafından defalarca istenilmesine rağmen davalı şirket tarafından imzalı sözleşme müvekkiline gönderilmediğini, sözleşme gereğince 2.700 m² büyüklüğünde bir depo kiralanarak tüm maliyetleri müvekkili tarafından karşılanmak suretiyle soğuk hava deposu kurulduğunu, 2019 yılı sonuna kadar işbu depo kirası peşin olarak ödenerek yine sözleşme kapsamında edimlerin ifası için 13 adet araç satın aldığını, söz konusu ticari anlaşmanın gereklerinin layığı ile yerine getirilebilmesi için müvekkili tarafından ayrı bir şirket merkezi kurulduğunu, çokça personel istihdam edildiğini, bir çok masraflar yapıldığını, sözleşme tarihinden bugüne kadar davalı tarafından müvekkili şirketin bir çok anlamda zarara uğratılmasına rağmen müvekkilinin sözleşme edimlerini eksiksiz yerine getirdiğini, müvekkili şirketin tüm talep ve ısrarlarına rağmen 2019 yılına ait Ekim ve Kasım ayı siparişlerinin davalı tarafından gönderilmediğini ve iptal edildiğini, davalı tarafça iade alınmayan ürünlere ilişkin olarak 199.336,19 TL bedelli fatura düzenlenerek davalı tarafa gönderildiğini, davalı tarafın işbu fatura sonrasında müvekkili şirketten 99.985,67 TL alacağı bulunduğundan sözü geçen bedel müvekkili şirket tarafından ödendiğini ve davalının carisinın sıfırlandığını, taraflar arasındaki sözleşme haklı nedenle müvekkili tarafından feshedildiğini, müvekkili tarafından evvelce davalı tarafa teslim edilen 1.250.000,00 TL bedelli teminat mektubunun müvekkiline iadesine ilişkin davalı tarafa ihtarname keşide edildiğini, davalı tarafından teminat mektubunun iade edilmediği gibi ihtara cevap da verilmediğinden bahisle öncelikle teminat mektubunun nakde çevrilmesinin önlenmesi için tedbir kararı verilmesine, müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile teminat mektubunun müvekkiline iadesine karar verilmesine, müvekkilinin hesaplanması gereken zararlarına karşılık şimdilik 1.000,00 TL nin, kar kaybı alacaklarının şimdilik 1.000,00 TL sinin ve ciro primi alacaklarının şimdilik 1.000,00 TL sinin davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Ana davada davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; davacı şirket ile müvekkili şirket arasında 07/04/2018 tarihinde bayilik sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme ve eklerine göre davacının Rize Merkez ve ilçelerinde pazar ağı kurarak müvekkili şirketten satın alacağı ... markalı gıda ürünlerinin tanıtım, satış ve dağıtım işlerini kendi nam ve hesabına yürüteceğini, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi gereği ürün alım satım ilişkisi bulunmakta olduğunu, bu nedenle taraflar karşılıklı olarak cari hesap kayıtları tutulanacağını, bayinin fatura borçlarının ... Bankası nezdinde doğrudan borçlandırma sistemi aracılığı ile tahsil edileceğini, davacının DBS limitlerini vadesinde tahsilata elverişli tutarlarla güncellemeyi taahhüt ettiğini, bununla birlikte sözleşmenin 12. maddesi gereğince davacının 1.250.000,00 TL tutarlı teminat mektubunu müvekkiline teslim ettiğini, davacı taraf sözleşmenin taraflarında olmadığını iddia etmiş ise de sözleşmenin iki nüsha tanzim edildiğini, müvekkilinin davacı taraftan araç satın alması gibi bir koşulunun söz konusu olmadığını, davacı tarafın asli edimlerini hiç bir zaman yerine getirmediğini, davacının önceki bayinin satış oranlarını yakalayamadığını, davacının müvekkili şirketin bölgede kar ve itibar kaybetmesine neden olduğunu, davacının sözleşmeyi gereği gibi ifa etmemesi nedeniyle tazminat ve sair haklarını saklı tuttuklarını, davacı şirketin 2019 yılının tamamında 2018 yılının ilk 6 ayındaki satış rakamlarını yakalayamadığını, davacı tarafın kötü niyetli hareket ederek ısrarla mahkemeyi cari hesap mutabakatı ile yanıltmaya çalıştığını, davacının müvekkili şirkete olan 199.336,19 TL cari alacağı 23/07/2020 tarihinde ödediğini, bu sebeple zikredilen teminat mektubunun davacıya iade edildiğini, teminat mektubunun paraya çevrilmesi ile ilgili talebin hukuki anlam ifade etmediğinden bahisle davacının hukuka aykırı ve uygulanabilirliği bulunmayan ihtiyati tedbir taleplerinin reddine, tüm dava ve alacak haklarının saklı kalması kaydıyla haksız ve mesnetsiz davanın da reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 2018 yılının Nisan aynıda bir bayilik anlaşması yapıldığını, davalı tarafından verilen Distribütörlük Formunun da 01/04/2018 tarihinde müvekkili şirketi tarafından imzalanarak ilgili şirkete teslim edildiğini, 2018 Nisan ayında taraflar arasındaki ticari ilişki kurulduğunu, davalı taraftan müvekkili şirketçe talep edilmesine rağmen müvekkili şirkete imzalı sözleşmenin gönderilmediğini ve müvekkil şirketin DBS hesabından haksız ve mesnetsiz olarak tahsil edilen 199.336,19 TL'nin davalı şirket hesabına aktarıldığı tarihten itibaren yürütülecek olan ... ... Şubesinin DBS hesabına uyguladığı faiz ile birlikte davalı şirketten istirdadı ile müvekkili şirkete iadesine, DSB hesabı için tahakkuk eden hizmet ve komisyon bedelleri başta olmak üzere maddi zararlarından şimdilik 500,00 TL'nin dava tarihinden itibaren bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faiziyle davalı şirketten tazminine, davalı şirketinin dava değerinin %20'sinden aşağı olmamak üzere uygun bir kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, ayrıca açmış olduğu dava ile Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan ... Esas sayılı dava arasında aynı ticari ilişkiden kaynaklandığından ve her iki dava arasında bağlantı bulunduğundan usul ekonomisi gereği tensiben birleştirilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; davacının DBS hizmet ve komisyon bedeli talepleri belirlenebilir nitelikte olduğundan hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın bu talep yönünden reddinin gerektiğini, davacı şirket ile müvekkili şirket arasında 07/04/2018 tarihinde bayilik sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme ve eklerine göre davacının Rize Merkez ve ilçelerinde pazar ağı kurarak müvekkili şirketten satın alacağı ... markalı gıda ürünlerinin tanıtım, satış ve dağıtım işlerini kendi nam ve hesabına yürüteceğini, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi gereği ürün alım satım ilişkisi bulunmakta olduğunu, bu nedenle taraflar karşılıklı olarak cari hesap kayıtları tutulanacağını, bayinin fatura borçlarının ... Bankası nezdinde doğrudan borçlandırma sistemi aracılığı ile tahsil edileceğini, davacının DBS limitlerini vadesinde tahsilata elverişli tutarlarla güncellemeyi taahhüt ettiğini, bununla birlikte sözleşmenin 12. maddesi gereğince davacının 1.250.000,00 TL tutarlı teminat mektubunu müvekkiline teslim ettiğini, davacı taraf sözleşmenin taraflarında olmadığını iddia etmiş ise de sözleşmenin iki nüsha tanzim edildiğini, davacı tarafın asli edimlerini hiç bir zaman yerine getirmediğini, davacıdan önceki bayinin satış oranlarını yakalayamadığını, davacının müvekkili şirketin bölgede kar ve itibar kaybetmesine neden olduğunu, davacının sözleşmeyi gereği gibi ifa etmemesi nedeniyle tazminat ve sair haklarını saklı tuttuklarını, davacı şirket 2019 yılının tamamında 2018 yılının ilk 6 ayındaki satış rakamlarını yakalayamadığını, davacının dilekçesinde tek yetkili distribütör olduğu bölgede AS Gelişim Ltd. Şti. isimli başka bir şirketin yetkilendirildiği ve davacının satış yapmasının engellediğini iddia ettiğini, davacı taraf ile yapılan sözleşmede de açık bir şekilde belirtildiği gibi müvekkili şirketin Rize Bölgesindeki ticari faaliyetlerinin akıbeti yalnızca davacının keyfiyetine bırakılmadığını, yine davacı ile yapılan sözleşmede açıkça belirtildiği gibi davacının buna hiç bir şekilde karşı çıkamayacağı ve şirketten hiçbir hak ve alacak talep edemeyeceğinin sabit olduğunu, sözleşmeden anlaşılacağı üzere ürünlerin iadesi konusunda tek yetkili karar mercinin müvekkili şirket olduğunu, bu nedenle davacı tarafın tüm itirazlarının dayanaksız olduğunu, müvekkilinin iyi niyetli olarak STK si geçmemiş ürünleri iade alarak davacının cari hesabından düştüğünü, 04/05/2020 tarihli cari hesap mutabakat mektubunda ise müvekkil şirketin davacıya borcu olmadığı yönünde mutabakat sağlandığını, bu durumların yapılacak bilirkişi incelemesi ile ortaya çıkacağını, sözleşme gereği somut olayda alacağını tahsil edemeyen müvekkilinin DBS limitlerini kendi güncelleyen davacının DBS hesabı aracılığı ile tahsil etmesinin tabii olduğundan bahisle öncelikle dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine, tüm dava ve alacak hakları saklı kalmak üzere davanın reddine, yargılama giderleriyle vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Ana dava sözleşmenin feshine dayalı olarak teminat mektubunun iadesi ve tazminat istemine, birleşen dava ise haksız tahsil ve buna dayalı oluşan zarar iddiasına dayalı ödenen bedelin istirdadı ve tazminat istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki ihtilaf;
Ana dava yönünden; sözleşmenin davacı tarafça haklı nedenlerle feshedilip feshedilmediği, teminat mektubunun davacıya iadesinin gerekmediği, fesih nedeniyle davacının zarara uğrayıp uğramadığı, feshe dayalı olarak hangi zararların ortaya çıktığı, zarar miktarının ne kadar olduğu, sözleşmenin feshinde kimin ya da kimlerin kusurlu olduğu, davacının fesihte az da olsa kusurlu olup olmadığı, dolayısıyla davacının feshe dayalı olarak tazminat ve teminat mektubunun iadesini isteyip isteyemeyeceği,
Birleşen dava yönünden; davacının DBS hesabından tahsil edilen 199.336,19 TL tutarındaki paranın haksız olarak tahsil edilip edilmediği, davalının tahsil tarihi itibariyle davacıdan bu tutarda alacaklı olup olmadığı, tahsil edilen tutarın davacıya iadesinin gerekip gerekmediği, tahsilat haksız ise davacının buna dayalı olarak zarara uğrayıp uğramadığı, oluşan zarar tutarının ne kadar olduğu ile davalının varsa bu zarardan sorumlu olup olmadığı hususlarından ibarettir.
Açılan dava daha önce Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E sırasına kaydedilmiş bu sıra üzerinden yapılan yargılama neticesinde verilen 05/10/2022 gün ve ... E. ... K. sayılı karara karşı istinaf başvurusunda bulunulması üzerinde Konya BAM . Hukuk Dairesi'nin 03/01/2024 gün ve ... E. ... K. sayılı ilamı ile " ... 6100 sayılı HMK'nun 193/2. maddesinde "Taraflardan birinin ispat hakkının kullanımını imkansız kılan veya fevkalade güçleştiren delil sözleşmeleri geçersizdir." denilmekte olup davalıya itiraz hakkı tanımayan delil sözleşmesinin geçerli olduğunun kabul edilemeyeceği (Yargıtay .Hukuk Dairesi'nin 21.11.2012 tarih ... Esas ... Karar sayılı ilamı), davalının sözleşmeyi fesh etmekte haklı olup olmadığı değerlendirilerek buna göre davacı-birleşen dosya davacısının dava dilekçesinde belirttiği kalemleri talep edip edemeyeceği hususunda inceleme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir..." gerekçeleriyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.
Kaldırma kararı sonrasında dava Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sırasına kaydedilmiş ve yargılamaya bu sıra üzerinden devam edilmiştir.
30/10/2024 tarihli bilirkişi raporu ile, davalının 2018-2019-2020 yılı ticari defterini kendi lehine delil olarak kullanabileceği, davalının ticari defter kayıtlarına göre, davacının davalıya 10.07.2020 tarihi itibariyle 199.336,19 TL borcu olduğu, 30.07.2020 tarihi itibariyle borcun kalmadığı, davacının sözleşmedeki şartları sağlamaktan uzaklaştığı, son aylarda kullanılabilir risk limitinin 0,00 yada çok düşük 24,25 seviyeye gerilediği, borçlarını ödemeyi geciktirdiği, satış rakamlarının önceki dönemlerin gerisinde kaldığı bu durumda Sözleşmenin 7. Maddesinin yeni bayii ihdası hakkını davalıya verdiği, davalının buna itiraz etmemeyi, bu durumda hiçbir hak ve alacak talebinde bulunmamayı taahhüt ettiği, dolayısıyla davalının başka bir firma ile anlaşmasının davacının sözleşmeyi feshetmesine haklı neden olmayacağı mütalaa edilmiştir.
05/03/2025 tarihli bilirkişi raporu ile, DBS yönünden yapılan incelemede, davacının limitlerinin eksik kaldığı, tali bayilik ve iade ürünlerin teslim alınmamasını sebep göstererek davacı tarafından tek taraflı haksız fesih yapıldığı, davacı tarafından düzenlenen iade ürünlere ait 199.336,19 TL tutarındaki fatura davacı ticari defterinde 25.02.2020 tarihinde kayıt edildiği, davalının söz konusu faturayı yasal süresinde iade ettiği ve iade prosedürüne uygun hareket ettiği, ticari defter kayıtlarına söz konusu faturayı almadığı, dolayısıyla davalının ticari defter kayıtlarında davacının cari hesap bakiyesi 199.336,19 TL olup davacının sözleşmeyi fesih etmesine rağmen açık bulunan DBS hesabından davalı tarafça vapılan tahsilat usulüne uygun olduğu, sonuç olarak; davacının sözleşmeye ticari defter kayıtlarına göre yapılan tahsilat tutarı kadar borcunun bulunduğu yapılan tahsilat tutarının davacıya iadesinin gerekmediği, ana ve birleşen dosyalar yönünden alacak ve tazminat hakkının doğmadığı mütalaa edilmiştir.
05/03/2025 tarihli rapor içeriğinde bir takım hususların açık olmaması ve tereddüte neden olması nedeniyle ek rapor tanzimine karar verilmiştir.
15/05/2025 tarihli ek rapor ile, davacı ... Ltd. Şti.'nin 2019 yılı Ekim ve Kasım aylarına ilişkin siparişlerinin, davalı tarafından haksız şekilde teslim edilmediği iddiasına yönelik olarak ticari defter ve belge kayıtlarında bu iddiayı destekleyen herhangi bir kayda rastlanmadığı, siparişlerin iptal gerekçesinin, davacının davalıya olan borç bakiyesi ile güvence olarak verilen DBS (Doğrudan Borçlandırma Sistemi) limitlerinin yetersizliğinin olabileceği, şirket kayıtları ve kök raporumuzun 6. sayfasında yer alan DBS limit bilgilerini içeren tablolar dikkate alındığında, DBS limitlerinin yetersiz olduğu, e-posta yazışmalarından da davacının borçlarını vadesinde ödemediği, bu kapsamda, davacının ödemelerinde gecikme yaşadığı, sözleşmenin haklı nedenle fesih şartlarının oluşmadığı mütalaa edilmiştir.
Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde; davacının sözleşmenin feshine dayalı olarak tazminat isteminde bulunabilmesi için feshin haklı nedene dayandığını usulünce ispatlamasının gerektiği, davalının siparişleri haksız olarak iptal ettiği ileri sürülmüş ise de davacının DBS limitlerinin yetersiz olması, ödemelerini vadesinde yapmaması karşısında tek başına bu hususun davacı yönünden haklı neden sayılmayacağı, fesihte davacının kendi kusurunun da etkili olduğu, fesihte az da olsa kusurlu olan tarafın tazminat isteminde bulunamayacağı, davalının başka firmalara bayilik vermesinin sözleşmeye aykırı olmadığı, sözleşme ile davalıya bu konuda serbesti tanındığı, dolayısıyla davacının haklı nedenle fesih iddiasını ispatlayamadığı, bu kapsamda feshe dayalı olarak tazminat isteminde bulunamayacağı, teminat mektubunun dava devam ederken iade edilmesi nedeniyle davanın bu yöne isabet eden kısmının konusuz kaldığı, birleşen dava yönünden 199.336,19 TL tutarında haksız tahsilat yapıldığı iddia edilmiş ise de davacının bu tutarda borcunun bulunduğu, davalı tarafça yapılan tahsilatın haksız ve usulsüz olmadığı, davacının aksi yöndeki iddialarını ispatlayamadığı, yine haksız tahsilat iddiası ispatlanamadığından davacının buna dayalı tazminat isteminde de bulunamayacağı sonucuna varıldığından asıl davada teminat mektubunun iadesi davası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, tazminat istemlerinin reddine, birleşen dava yönünden de davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle ;
1-ANA DAVA YÖNÜNDEN;
a-)Davacının teminat mektubunun iadesi davası hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
b-)Davacının maddi tazminat davasının REDDİNE,
2-BİRLEŞEN DAVA (Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sayılı davası) YÖNÜNDEN; DAVANIN REDDİNE,
3-ANA DAVADA;
a)Peşin alınan 21.398,11 TL. nispi karar ve ilam harcından karar tarihi itibariyle alınması gereken 615,40 TL. karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 20.782,71 TL. harcın istek halinde davacıya iadesine,
b)Davacı tarafından yapılan yargılama giderleri ile gerekçeli kararın tebliği için davacı avansından yapılacak olan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
c)Davalı tarafından yapılan 30,00 TL yargılama gideri davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
d)Davacının teminat mektubunun iadesine yönelik yaptığı her hangi bir yargılama gideri bulunmadığından tüm yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına ve taraflar arasındaki Bayilik Sözleşmesinin 24/9 maddesi nazara alınarak davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
e)Davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 3.000,00 TL. vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
f)Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 1.320,00 TL. yargılama giderinin, davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
g)Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmının HMK 333.maddesine göre karar kesinleştiğinde TARAFLARA İADESİNE,
h)Mahkememizin dosyasından (...) daha önce yazılan harç tahsil müzekkeresinin iadesinin istenilmesine,
4-BİRLEŞEN DAVADA;
a)Peşin alınan 3.412,71 TL. nispi karar ve ilam harcından karar tarihi itibariyle alınması gereken 615,40 TL. karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 2.797,31 TL. harcın istek halinde davacıya iadesine,
b)Davacı tarafından yapılan yargılama giderleri ile gerekçeli kararın tebliği için davacı avansından yapılacak olan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
c)Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına,
d)Davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 31.973,79 TL. vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
e)Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmının HMK 333.maddesine göre karar kesinleştiğinde TARAFLARA İADESİNE,
Dair ; taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere ve oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.02/07/2025
Başkan Üye Üye Katip