T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
"TÜRK MİLLETİ ADINA"
T.C. GEREKÇELİ KARAR
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO :
KARAR NO:
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
DAVACILAR : 1- ... -
2- ... -
VEKİLLERİ :
DAVALI : 1-
VEKİLİ :
DAVALI : 2-
VEKİLİ :
DAVALI : 3-
DAVA : Tazminat
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı dava dilekçesiyle özetle; davacıların murisi müteveffa ... geçirmiş olduğu kaza sebebiyle hayatını kaybettiğini, 08.11.2023 tarihinde davalı ... ... plakalı araç ile müteveffa ... idaresindeki ... plakalı motosiklete arkadan çarpması sonucu hayatını kaybettiğini, kazanın oluşumunda sürücü ...'ın hatalı olduğunu, müteveffa ...'ın herhangi bir kural ihlalinin bulunmadığını, sürücü ...'ın olay tarihinde alkollü bir şekilde araç kullandığını, davacılardan ... müteveffanın kızı, ... da eşi olduğunu, davalı ... tarafından kullanılan aracın davalı şirkete ait olduğunu, davalı sürücü tarafından 3 günlüğüne kiralandığını, davalı şirketin araç üzerindeki fiili hakimiyetini ortadan kaldıracak uzun süreli bir kira sözleşmesi bulunmadığını, davalı şirkete ait araç davalı sigorta şirketi tarafından kasko poliçesi ile kaskolandığını, davalı sigorta şirketinin kasko poliçesi limitleriyle sınırlı olmak üzere maddi ve manevi tazminat taleplerinden sorumlu olduğunu, sigorta şirketin sadece ZMMS poliçesi kapsamında poliçe limitleriyle sınırlı olmak üzere ödeme yaptığını, kasko poliçesi nedeniyle herhangi bir ödeme yapmadığını, davacı ... için şimdilik 1.000-TL maddi tazminat, 750.000-TL manevi tazminatın, davacı ... için şimdilik 1.000-TL maddi tazminat, 750.000-TL manevi tazminatın olay tarihinden işleyecek mevduata uygulanan en yüksek faizi, yargılama giderleri ve vekalet ücretleriyle birlikte davalılardan sigorta şirketi açısından kasko poliçesi limitiyle sınırlı olmak üzere davalılardan müşterek ve müteselsilen alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 30/04/2025 tarihli ıslah dilekçesiyle özetle; davacı ... için 1.077.198,81 TL maddi tazminatın ve 750.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ... için 6.920.221,53 TL maddi tazminatın ve 750.000,00 TL manevi tazminatın tüm alacak kalemleri bakımından olay tarihinden işletilecek mevduata uygulanan en yüksek faizi, yargılama giderleri ve vekalet ücretiyle birlikte; davalılardan ... Sigorta A.Ş. açısından KASKO Poliçesi limitleriyle sınırlı olmak üzere davalı ... ve araç işleten davalı ... Anonim Şirketi ile birlikte müşterek ve müteselsilen tahsil edilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesiyle özetle; müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğu teminat limitleri doğrultusunda olduğunu, müteveffanın yakınlarınca yapılan talep neticesinde hasar dosyasından yapılan ödeme neticesinde sigorta şirketinin sorumluluğu son bulduğunu, işbu sebeple davanın reddi gerektiğini, müvekkili sigorta şirketi tarafından, 08/02/2024 tarihinde 772.316,01 TL tutarında ödeme yapıldığını, yapılan ödeme davacıların zararının karşılandığı ve kazazedenin bakiye alacağı olmadığını, müteveffanın anne babasına ise yapılan başvuru neticesinde 08/02/2024 tarihinde 427.683,99 TL tutarında ödeme yapıldığını, sigortalının kaza tarihi itibariyle ZMMS poliçe teminat tutarı 1.200.000,00 TL olduğu, işbu yapılan ödemeler neticesinde teminat limiti tükendiğini, bilirkişi tarafından yapılacak incelemelerde ödeme tarihinin dikkate alınması gerektiğini, destekten yoksun kalma tazminatı hesaplamaları Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre değil, ZMM genel şart ekinde yer alan TRH-2010 kadın/erkek tablosu ve %1,65 teknik faiz kullanılarak hesaplama yapılması gerektiğini, müvekkili şirketin sorumluluğundan bahsedebilmek için, öncelikle sigortalı araç sürücüsünün kusurunun ispat edilmesi gerektiğini, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, müteveffanın kask ve koruyucu ekipmanı takıp takmadığı kaza tespit tutanağında belirsiz olduğunu, talep edilen tazminatın miktarının fahiş olduğunu, temerrüt tarihi itibariyle yasal faiz istenebileceğini, müvekkili sigorta şirketi aleyhine ikame edilen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesiyle özetle; zamanaşımı itirazı ve husumet itirazlarının bulunduğunu, dava konusu kazaya karışan araç, müvekkili şirket tarafından diğer davalı ...'a kiralandığını, meydana gelen zararlardan, kaza sırasında aracı fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla sorumlu tutulması gerektiğini, meydana gelen kazaya karışan ... plakalı araç kaza tarihinde müvekkili şirketin fiili hakimiyetinde olmadığını, Yargıtay kararları ışığında ve KTK hükümleri gereğince müvekkili şirketin araç işleten sıfatı bulunmadığını, davacı tarafın tazminat taleplerinden müvekkil şirketinin sorumlu olmadığını, davanın husumetten reddi gerektiğini, maddi ve cismani zararlar ödenmesi kapsamında sigorta şirketi sorumlu olduğunu, müvekkili şirketinin bir sorumluluğunun bulunmadığını, tarafların kusur oranının tespit edilmesi gerektiğini, müteveffanın kask ve koruyucu ekipmanı kullanmadığını, talep edilen tazminatın miktarının fahiş olduğunu, müvekkili şirketin araç işleten sıfatı bulunmaması nedeniyle davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, mahkeme aksi kanaatte ise maddi ve manevi her iki tazminat yönünden ve sair asli ve feri tüm talepler yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... cevap dilekçesiyle özetle; kazada kusur durumunu kabul etmediğini, müteveffanın koruyucu ekipmanlarının bulunmadığını, istenilen tazminat taleplerinin yüksek olduğunu, maddi gücünün bulunmadığını, davacıların iddia ettiği gibi müteveffanın kendisine manevi bir desteği söz konusu olmadığını, tarafların birbirlerine karşı şiddet uyguladığını ilişkin soruşturma dosyalarının bulunduğunu, taraflarca boşanma davası açıldığını, tarafların manevi destek iddiası gerçeği yansıtmadığını, açıklanan nedenlerle davanın reddine, yargılama giderlerini davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, trafik kazası nedeniyle uğranılan zararın tahsiline ilişkin tazminat isteminden ibarettir.
Bir motorlu aracın işletilmesi sırasında meydana gelen trafik kazasında, zarar görenlerin zararından, 6098 sayılı TBK'nın 49. Maddesi uyarınca araç sürücüsü, 2918 sayılı KTK'nın 85. Maddesi uyarınca araç işleteni ve şartları varsa teşebbüs sahibi ve 2918 sayılı KTK'nın 91. Maddesi uyarınca sigortacı müştereken ve müteselsilen sorumludur.
Trafik kazası nedeniyle zarara uğradığını iddia eden hak sahipleri tarafından açılan tazminat davalarında ispat yükü 6098 sayılı TBK'nın 50. Maddesi uyarınca zarar gören üzerinde olup, zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat etmek zorundadır.
Yine bu tür davalarda 2918 sayılı KTK'nın 97. Maddesi uyarınca, zarar görenin dava açmadan önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı olarak başvuru yapması gerekmekte olup bu husus sonradan giderilmesi de mümkün olmayan dava şartlarındandır. Ayrıca yazılı başvurudan hemen sonra dava açılması mümkün olmayıp 15 günlük sürenin dolmasından sonra dava açılabilecektir. Sigorta kuruluşu kendisine yapılan yazılı başvuruya karşı 15 gün içinde cevap vermek ve 2918 sayılı KTK'nın 99. Maddesine göre 8 iş günü içinde de tazminatı ödemek zorundadır. Sekiz iş günü içinde sorumlu olduğu tazminatı ödemeyen sigortacı 9. gün itibariyle temerrüde düşecektir.
Hak sahipleri tarafından talep edilebilecek tazminatlar ise 2918 sayılı KTK'nın 90. Maddesi uyarınca 2918 sayılı KTK ile 6098 sayılı TBK'nın haksız fiile ilişkin hükümleri uygulanacaktır.
Somut olayda davacılar davaya konu trafik kazası neticesinde vefat eden ...'ın desteğinden yoksun kaldıklarını, ölüm nedeniyle manevi zarara uğradıklarını iddia ederek maddi ve manevi tazminat istemlerinde bulunmuştur.
Davaya konu 08.11.2023 tarihli trafik kazasının, ... sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobil ile Selçuk Üniversitesi Kampüsü istikametinden, Büyükşehir Belediyesi Üniversite Köprülü Kavşağı alt geçit bağlantı yolunu takiben seyredip, Yeni İstanbul Caddesine katılış yapmak istediği esnada aracının ön kısımları ile aynı istikamette ve önünde seyredip önünde yolcu indirmek için duraklama halinde olan şoför ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otobüsün arka kısmında durma/duraklama haline olan sürücü ... idaresindeki ... plakalı motosiklete arka tarafından çarpması neticesinde meydana geldiği, kaza sonucu ...'ın vefat ettiği anlaşılmıştır.
Kaza sonrasında görevli kolluk tarafından tanzim edilen kaza tespit tutanağı ile, trafik kazasının oluşmasında davalı ...'ın tam kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Yine soruşturma aşamasında düzenlenen 25.12.2023 tarihli bilirkişi raporu, kovuşturma aşamasında düzenlenen 06.02.2024 tarihli ATK raporu ve bu dosyada tanzim edilen 01.12.2024 tarihli bilirkişi raporu ile kazanın oluşmasında davalı ...'ın tam kusurlu olduğu mütalaa edilmiştir.
Mahkememizce, 01.12.2024 tarihli bilirkişi raporundaki tespitlerin dosya kapsamına ve olayın oluş şekline uygun olması nedeniyle, davaya konu trafik kazasının oluşmasında davalı ...'ın % 100 oranında kusurlu olduğu kabul edilmiştir.
Kazada vefat eden ... davacı ...'ın eşi, davacı ...'ın ise babası olup, kural olarak davacılar ile müteveffa arasında desteklik ilişkisinin bulunduğu kabul edilmelidir. Davalı tarafça bu karinenin aksi usulünce ispatlanamadığından davacılar ile müteveffa arasında desteklik ilişkisi bulunduğu kabul edilmiştir. Her ne kadar davacı eş ile müteveffanın boşanma aşamasında oldukları iddia edilmiş ise de bahsi geçen Konya . Aile Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyasının eldeki davanın taraflarıyla ilgili olmadığı, genel dava sorgulamasında da mevcut bir boşanma davasının bulunmadığı anlaşılmıştır.
“Destek, Hukuk sistemimizde bir başkasının geçimini sağlayan veya ileride sağlayacak olan kişidir. Destek tazminatı isteyebilmek için; ölenin kanuni ve akdi bakım yükümlülüğünün bulunması veya fiilen veya düzenli olarak bakması veya ileride bakması kuvvetle muhtemel olması yeterlidir. Desteğin kanunen bakmakla yükümlü olduğu kişiler de desteğin sağlığında herhangi bir yardım görmeseler bile tazminat talep edebilirler. Ölenin ölüm tarihine kadar bakma mükellefiyetini yerine getirmemiş olması destekten yoksun kalma tazminatı talep edilmesine engel değildir. Evlilik birliği devam ettiği sürece ayrı yaşıyor olsalar dahi eşler birbirlerinin desteği sayılır, boşanma halinde dahi nafaka ödeniyorsa yine destek sayılır.” (Yargıtay . HD, E:... - K:... - T:19.01.2021)
Bununla birlikte, müteveffa ile davacı eş arasında boşanma davası mevcut olsa dahi, ölüm tarihi itibariyle evlilik birliği devam ettiğinden desteklik ilişkinin mevcut olduğu yöndeki karinenin aksinin davalı tarafça ispatı gerekir. Davalı tarafça karinenin aksi ispat edilemediğinden eş ile müteveffa arasında desteklik ilişkisinin bulunduğu kabul edilmiştir.
Davalı ... A.Ş., aracın uzun süreliğine kiralanması nedeniyle işleten sıfatının bulunmadığını iddia etmiştir.
2918 sayılı KTK'nın Tanımlar başlıklı 3. Maddesine göre; İşleten : Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun... E. ... K. sayılı ilamı; '' ... İşleten sıfatının belirlenmesinde araç üzerinde fiili hâkimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması ve fiili hâkimiyetin uzun süreli olması gerekmektedir. Uzun süre kavramı, belirli bir gün sayısı ile sınırlı olmayıp, her somut olayın özelliğine göre ayrıca değerlendirilir. Ayrıca bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarına halel getirecek bir sonuç oluşturmaması şarttır. O hâlde; kısa süreli olmamak kaydıyla, araç herhangi bir sebeple yararlanılması için bir başka kimseye devredildiğinde artık üzerindeki fiili hâkimiyetin ortadan kalkması, bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının da bulunmadığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hâkimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimse işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulacak, araç maliki sorumlu tutulamayacaktır. Aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 22.06.2021 tarihli ve ... E., ... K. sayılı kararında da benimsenmiştir. ... '' şeklindedir.
Aracın 08.11.2023-11.11.2023 arası dönem yönünden kiralandığı, kira süresinin oldukça kısa olduğu, dolayısıyla uzun süreli kiralama nedeniyle işleten sıfatının bulunmadığı yönündeki savunmanın yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
Tazminat hesabının ne şekilde yapılacağı konusunda 2918 sayılı KTK'da ve 6098 sayılı TBK'da açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu kapsamda hesaplamanın yargı kararları ile yerleşik hale gelen uygulamalara göre yapılması gerekir. Hesaplamalarda prograsif rant yönteminin uygulanması konusunda herhangi bir görüş farklılığı yoksa da bakiye yaşam süresinin tespitinde hangi yaşam tablosunun esas alınacağı konusunda Konya BAM . HD. nin uygulamaları ile Yargıtay uygulamaları farklılık arz etmektedir.
Konya BAM . HD.'nin yerleşik hale gelen uygulamalarına göre, 2918 sayılı KTK ile genel şartlara yapılan atfın, AYM'nin 17/07/2020 tarihli ... E ... K sayılı kararı ile iptaline karar verilmesi nedeniyle bakiye yaşam süresinin PMF 1931 yaşam tablosuna göre belirlenmesi gerekir. (Konya BAM . HD.'nin 17/02/2023 gün ve ... E ... K)
TRH 2010 yaşam tablosunun, genel şartların yürürlüğe girmesiyle uygulanmaya başlandığı, önceki dönemde PMF 1931 yaşam tablosunun uygulandığı bilinen bir gerçektir. Genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki dönemde, her ne kadar Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Yargıtay Dairelerinin uygulamalarına istinaden PMF 1931 yaşam tablosu esas alınmaktaysa da TRH 2010 yaşam tablosunun esas alınmasına da engel yasal bir düzenleme bulunmamaktaydı. Genel şartların yürürlüğe girmesiyle birlikte, KTK'da genel şartlara yapılan atıflar nedeniyle, hesaplamalarda TRH 2010 yaşam tablosunun dikkate alınması yasal bir zorunluluk haline gelmiş, devam eden süreçte ise AYM'nin 17/07/2020 tarihli ... E ... K sayılı iptal kararı ile bu zorunluluk ortadan kalkmıştır. Hemen belirtilmelidir ki, iptal kararı ile sadece bu zorunluluk ortadan kalkmış olup, iptal kararı TRH 2010 yaşam tablosunun uygulanmasını imkansız hale getirmemiştir. Gelinen aşamada, mahkemeler takdir yetkisi kapsamında gerek PMF 1931 yaşam tablosunu, gerekse TRH 2010 tablosunu esas alabilecektir. Ancak takdir hakkının, 4721 sayılı TMK'nın 4. maddesi uyarınca hakkaniyete uygun olarak kullanılması gerekir. Bu takdir hakkı kapsamında, genel kabul gören yaşam tablosunun esas alınması hakkaniyete daha uygun olacaktır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 02/12/2021 tarihli, ... E, ... K sayılı ilamı ve 21/12/2021 tarihli, ... E., ... K sayılı ilamı ile bakiye yaşam süresinin tespitinde ülkemize özgü ve güncel verileri içeren TRH 2010 yaşam tablosunun dikkate alınması gerektiğine işaret etmiştir. Yine, Yargıtay Daireleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin uygulamaları da bu yönde olmuştur. Bu nedenle, TRH 2010 yaşam tablosunun dikkate alınmasının hakkaniyete daha uygun olacağı kabul edildiğinden, Konya BAM . HD.'nin PMF 1931 yaşam tablosunun dikkate alınmasına yönelik görüşüne iştirak edilmemiştir.
Kısaca üzerinde durulmasının faydalı olacağı düşünülen bir diğer husus ise, 14/02/2023 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Anayasa Mahkemesi'nin 29/12/2022 gün ve ... E. ... K sayılı kararı iptal kararıdır. 7237 sayılı yasanın 18. maddesiyle 2918 sayılı KTK'nın 90. maddesinde yapılan değişiklik ile, 09/06/2021 tarihinden sonra meydana gelen trafik kazaları yönünden bakiye yaşam süresinin tespitinde TRH 2010 yaşam tablosunun uygulanması yasal zorunluluk haline gelmiştir. Ancak, anılan değişikliğin AYM tarafından iptaline karar verilmesi karşısında bu zorunluluk ortadan kalkmış olup, iptal kararının TRH 2010 yaşam tablosunun uygulanmasına engel bir yönü yoktur.
Belirlenen kriterlere ve dosya kapsamına uygun olduğundan hükme esas alınan 26.06.2025 tarihli bilirkişi raporu ile davacılardan ...'ın destek zararının 6.232.576,89 TL, davacılardan ...'ın destek zararının ise 941.590,04 TL olduğu tespit edilmiştir.
6098 sayılı TBK'nın 52. Maddesine göre; Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir. Anılan yasal düzenlemede de belirtildiği üzere zarar görenin zararın oluşmasında ya da zararın artmasında bir ihmali varsa bu hususun tazminatın belirlenmesinde dikkate alınması gerekir. Bir başka deyişle zararın oluşumunda zarar görenin de müterafik kusurunun bulunması halinde tazminattan indirim yapılması gerekmektedir. Müterafik kusurun dikkate alınması için bu yönde yapılan bir savunmaya gerek olmayıp Mahkemece müterafik kusurun resen dikkate alınması gerekmektedir. Nitekim bu husus Yargıtay . Hukuk Dairesi'nin ... E ... K sayılı ilamında da vurgulanmıştır. Ayrıca müterafik kusur indirimi nedeniyle kısmen reddedilen tutar üzerinden davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmeyeceği noktasında da duraksama bulunmamaktadır.
Somut olayda, desteğin kaza esnasında kaskının takılı olmaması ve ölüm nedeninin de kafa travmasına bağlı olması nedeniyle hesaplanan tazminat tutarlarından müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır. Davacıların destek zararlarından % 20 oranında müterafik kusur indirimi yapıldığında davacı ...'ın talep edebileceği destek tazminatı tutarının 4.986.061,51 TL, davacı ...'ın talep edebileceği destek tazminatı tutarının ise 753.272,03 TL olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Davalı ...'ın haksız fiil faili, davalı ... A.Ş.'nin ise araç işleteni sıfatıyla oluşan bu zarardan müteselsilen sorumlu oldukları kabul edilmiştir.
Müterafik kusur indirimi nedeniyle reddedilen tutar yönünden davacılar aleyhine yargılama giderine hükmedilmesi mümkün değildir. Ancak, davanın reddedilen kısmının tamamı müterafik kusur indiriminden kaynaklanmamaktadır. Davacı ...'ın maddi tazminat davasının 687.644,64 TL'lik kısmı, davacı ...'ın maddi tazminat davasının ise 135.608,77 TL'lik kısmı müterafik kusur indirimi dışında kalan nedenlerden ötürü (eksik incelemeye dayalı hesap raporuna istinaden talep artırım yapıldığından) reddedilmiştir. Dolayısıyla bu tutarlar üzerinden davacılar aleyhine yargılama giderine hükmedilmesi gerekmiştir.
TBK'nın 56. Maddesine göre; Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.
Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek, tazminata benzer fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin, bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminatı takdir etmesi gerekir( HGK 23/06/2004, ... )
Somut olayda, kazanın oluş şekli ve sonucu, davacıların müteveffa ile olan bağları, tarafların kusur oranları, paranın alım gücü, tarafların sosyal ekonomik durumları, manevi tazminatın tatmin ve caydırıcılık fonksiyonu dikkate alınarak davacıların manevi tazminat davalarının kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş.'nin kazaya karışan ... plakalı aracın hem ZMMS sigortacısı hem de İMMS sigortacısıdır. Eldeki davada husumet İMMS sigortasına dayalı olarak yöneltilmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. ZMMS poliçesi kapsamında poliçe limiti olan 1.200.000,00 TL'nin tamamını tükettiğinden sorumluluğu maddi manevi ayrımı olmaksızın toplam İMMS limiti olan 150.000 TL ile sınırlı olacaktır. Bununla birlikte, birden fazla zarar gören olduğundan İMMS kapsamındaki sorumluluğun garame hesabına göre belirlenmesi gerekir. Bilirkişi raporundaki garame hesabının dosya kapsamına uygun olduğu kabul edildiğinden davalı ... Sigorta A.Ş.'nin davacı ...'ın maddi ve manevi zararından sorumluluğu 84.164,21 TL, ...'ın maddi ve manevi zararından sorumluluğu ise 12.715,16 TL ile sınırlı olacaktır. Bu kapsamda davacıların davalı ... Sigorta A.Ş.'ye yönelik maddi ve manevi tazminat davalarının bu tutarlar üzerinden kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle ;
1-DAVACI ...'IN MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT DAVASININ KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, 4.986.061,51 TL destekten yoksun kalma tazminatı ve 750.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 5.736.061,51 TL tazminatın davalı ... Sigorta A.Ş.'nin sorumluluğu 84.164,21 TL ile sınırlı olmak üzere, davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden 08/01/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı ... A.Ş. ile davalı ... yönünden ise 08/11/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-DAVACI ...'IN MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT DAVASININ KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, 753.272,03 TL destekten yoksun kalma tazminatı ve 750.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 1.503.272,03 TL tazminatın davalı ... Sigorta A.Ş.'nin sorumluluğu 12.715,16 TL ile sınırlı olmak üzere, davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden 08/01/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı ... A.Ş. ile davalı ... yönünden ise 08/11/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
3-Alınması gereken 494.518,87 TL harçtan, peşin ve ıslahen alınan 32.438,36 TL harcın mahsubu ile bakiye 462.080,51 TL eksik harcın (davalı ... Sigorta A.Ş.'nin sorumluluğu 6.183,72 TL ile sınırlı olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
4-Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 3.800,00 TL. yargılama giderinin davalı ... Sigorta A.Ş.'den alınarak Hazine'ye gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
5-Davacılar tarafından yapılan 32.438,36 TL harç giderinin (davalı ... Sigorta A.Ş.'nin sorumluluğu 434,10 TL ile sınırlı olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara eşit oranda verilmesine,
6-Davacılar tarafından yapılan 427,60 TL harç gideri ve 13.342,00 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 13.769,60 TL yargılama giderinden kabul ret oranına göre hesaplanan 12.576,03 TL yargılama giderinin (davalı ... Sigorta A.Ş.'nin sorumluluğu 168,29 TL ile sınırlı olmak üzere) tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara eşit oranda verilmesine,
7-Davalı ... San. A.Ş. tarafından yapılan 700,00 TL yargılama giderinden kabul ret oranına göre hesaplanan 60,67 TL yargılama giderinin davacılardan (eşit oranda) alınarak davalı ... San. A.Ş.'ye verilmesine,
8-Davacı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve takdir olunan, (maddi tazminat davası yönünden 525.303,08 TL, manevi tazminat davası yönünden 116.500,00 TL olmak üzere toplam) 641.803,08 TL vekalet ücretinin (davalı ... Sigorta A.Ş.'nin sorumluluğu 30.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine,
9-Davacı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve takdir olunan, (maddi tazminat davası yönünden 116.990,80 TL, manevi tazminat davası yönünden 116.500,00 TL olmak üzere toplam) 233.490,80 TL vekalet ücretinin (davalı ... Sigorta A.Ş.'nin sorumluluğu 12.715,16 TL ile sınırlı olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine,
10-Davalı ... San. A.Ş. kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve takdir olunan 107.146,70 TL vekalet ücretinin davacı ...'dan alınarak davalı ... San. A.Ş.'ye verilmesine,
11-Davalı ... San. A.Ş. kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacı ...'dan alınarak davalı ... San. A.Ş.'ye verilmesine,
12-Gerekçeli karar tebliği için davacı avansından yapılacak (ve 255 TL olacağı değerlendirilen) yargılama giderinin de, kabul ret oranına göre hesaplanan 232,90 TL yargılama giderinin (davalı ... Sigorta A.Ş.'nin sorumluluğu 3,11 TL ile sınırlı olmak üzere) tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara eşit oranda verilmesine,
13-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmının 6100 sayılı HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair ; davacılar vekili ile davalı ... A.Ş. vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere ve oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.08/10/2025
Başkan Üye Üye Katip