T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
"TÜRK MİLLETİ ADINA"
T.C. GEREKÇELİ KARAR
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO :
KARAR NO:
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLLERİ :
DAVALI : 1-
VEKİLİ :
DAVALI : 2-
VEKİLLERİ:
DAVALI : 3-
VEKİLİ :
DAVALI : 4-
DAVA : Tazminat
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesiyle özetle; müvekkilinin 13/11/2022 tarihinde yaya olarak kaldırımda yürümekte iken, davalı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile arkadan çarpması sonucu yaralandığını, davalı ...'ın tam kusurlu olduğunu, kazaya karışan aracın davalı ...'a ait olduğu, kaza tarihi itibariyle davalı ... Sigorta şirketi tarafından kasko poliçesinin, davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından ZMMS poliçesinin bulunduğunu, dava açmadan önce sigorta şirketlerine zararların tazmini için başvuruda bulunduklarını, ancak herhangi bir ödemenin yapılmadığını, müvekkilinin kazada hiçbir kusurunun bulunmadığını, davalının tam kusurlu olduğunu, müvekkilinin kaza sebebiyle tedavi giderleri olduğunu, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar dahil kazanç kaybı doğduğunu, çalışma gücünün azalmasının olduğunu, bu sebeple maddi tazminat taleplerinin bulunduğunu, müvekkilinin ağır ve uzun süren tedavi sürecine maruz kaldığını, müvekkilinin vücudunda kalıcı izlerinin olduğunu, meydana gelen kaza neticesinde müvekkilinin tüm tedavi giderleri, bakıcı gideri ile iş göremediğinden kaynaklanan kazanç kaybı ile geçici ve sürekli iş göremezlik oluşması nedeniyle oluşan (maluliyet/özürlülük) kaybı sebebiyle şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminat talebimizin araç sahibi ve sürücü yönünden olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsili ile sigortacı şirketleri yönünden sigorta limiti dahilinde temerrüt tarihinden işletilecek avans faizi ile birlikte müşterek ve müteselsilen tahsiline, şimdilik 50.000,00TL TL manevi tazminatın olay tarihinden işletilecek avans faiziyle birlikte müşterek ve müteselsilen araç sahibi, sürücü ve poliçe limiti ile sınırlı olarak kasko şirketi ... Şirketinden tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesiyle özetle; davacı tarafın müvekkili şirketten alacağının net olduğunu, belirsiz alacak davası açmasında hukuki bir yararın bulunmadığını, davanın usulden reddi gerektiğini, kazaya karışan ... plakalı aracın genişletilmiş kasko ile sigortalı olduğunu, dosyada öncelikle kusur tespitinin yapılması gerektiğini, davacı tarafın trafik kazası sebebiyle meydana gelmiş bir maluliyetinin olup olmadığının ve varsa oranının belirlenmesinin gerektiğinin, tazminat hesaplamasının aktüer sıfatına sahip bilirkişilerce azami poliçe limitleri ve aküeryal kurallar gözetilmesi gerektiğini, hesaplamada TRH-2010 mortalite tablosunun esas alınması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri tazminatı poliçe kapsamında olmadığını, davacının müterafik kusur durumunun mevcudiyeti durumunda belirlenen tazminattan indirim yapılması gerektiğini, müvekkil şirkete yapılan başvurunun ZMMS poliçe teminatın tükenip tükenmediğine ilişkin belirsizlik olması sebebiyle reddedildiği, müvekkili şirketin temerrüde düşmediğini, haksız faiz talebinin olduğunu, davanın, yargılama giderlerinin ve vekalet ücreti taleplerinin de reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesiyle özetle; davacı tarafın iş bu davayı açmadan önce hasar başvurusu yapmadığını, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, kazaya karışan ... plakalı aracın zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkili şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti dahilinde olduğunu, davaya konu trafik kazasının meydana gelmesinde davacının tam kusurlu olduğunu, müvekkil şirketin herhangi bir sorumluluğunun mümkün olmadığını, mahkeme aksi kanaatte ise kusur oranının bilirkişi marifetiyle belirlenmesi gerektiğini, dava dilekçesin de davacının gelirinin açıkça belirtilmediğini, tazminat hesabına esas alınacak ücretin tespit edilmesi gerektiğini, davacıya SGK tarafından herhangi bir ödemenin yapılıp yapılmadığı veya gelir bağlanıp bağlanmadığının araştırılması gerektiğini, rücu dikkate alındığında bu durumun poliçe limitlerinin belirlenmesinde önem arz ettiğini, davacının maluliyet oranı ile sürekli iş göremezlik süresi ve geçici olarak bakıma muhtaç olup olmadığının belirlenmesinin gerektiğini, ZMMS genel şartlarına göre geçici iş göremezlik, bakıcı giderleri, hastane masrafları, tedavi masrafları vs. poliçe teminatında olmadığını, davacının asıl alacağa ancak dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilebileceğini, açıklanan nedenler ve resen dikkate alınacak nedenlerle davanın redddine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, trafik kazası nedeniyle uğranılan zararın tahsiline ilişkin tazminat isteminden ibarettir.
Bir motorlu aracın işletilmesi sırasında meydana gelen trafik kazasında, zarar görenlerin zararından, 6098 sayılı TBK'nın 49. Maddesi uyarınca araç sürücüsü, 2918 sayılı KTK'nın 85. Maddesi uyarınca araç işleteni ve şartları varsa teşebbüs sahibi ve 2918 sayılı KTK'nın 91. Maddesi uyarınca sigortacı müştereken ve müteselsilen sorumludur.
Trafik kazası nedeniyle zarara uğradığını iddia eden hak sahipleri tarafından açılan tazminat davalarında ispat yükü 6098 sayılı TBK'nın 50. Maddesi uyarınca zarar gören üzerinde olup, zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat etmek zorundadır.
Yine bu tür davalarda 2918 sayılı KTK'nın 97. Maddesi uyarınca, zarar görenin dava açmadan önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı olarak başvuru yapması gerekmekte olup bu husus sonradan giderilmesi de mümkün olmayan dava şartlarındandır. Ayrıca yazılı başvurudan hemen sonra dava açılması mümkün olmayıp 15 günlük sürenin dolmasından sonra dava açılabilecektir. Sigorta kuruluşu kendisine yapılan yazılı başvuruya karşı 15 gün içinde cevap vermek ve 2918 sayılı KTK'nın 99. Maddesine göre 8 iş günü içinde de tazminatı ödemek zorundadır. Sekiz iş günü içinde sorumlu olduğu tazminatı ödemeyen sigortacı 9. gün itibariyle temerrüde düşecektir.
Hak sahipleri tarafından talep edilebilecek tazminatlar ise 2918 sayılı KTK'nın 90. Maddesi uyarınca 2918 sayılı KTK ile 6098 sayılı TBK'nın haksız fiile ilişkin hükümleri uygulanacaktır.
Somut olayda davacı, davaya konu trafik kazası neticesinde yaralandığını iddia ederek, geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri tazminatı, tedavi gideri tazminatı ve manevi tazminat istemlerinde bulunmuştur.
Davaya konu 13.11.2022 tarihli trafik kazasının ...'ın idaresindeki ... plakalı araç ile N. Erbakan İlahiyat fakültesi istikametinden, ... caddesini takiben seyredip, ... kavşağı istikametine doğru seyredip, No:... önüne geldiğinde, aracın direksiyon hakimiyetini kaybederek sağa doğru savrulup, yaya kaldırımında yürüyen ... çarpması neticesinde meydana geldiği anlaşılmıştır.
Kaza sonrasında görevli kolluk tarafından tanzim edilen kaza tespit tutanağı ile, trafik kazasının oluşmasında davalı ...'ın tam kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Yine ceza dosyasında tanzim edilen 02.04.2023 tarihli bilirkişi raporu ve bu dava dosyasında tanzim edilen 17.07.2024 tarihli rapor ile de davalı ...'ın kazanın oluşmasında tam kusurlu olduğu mütalaa edilmiştir.
Mahkememizce, 17.07.2024 tarihli bilirkişi raporundaki tespitlerin dosya kapsamına ve olayın oluş şekline uygun olması nedeniyle, davaya konu trafik kazasının oluşmasında davalı ...'ın tam kusurlu olduğu kabul edilmiştir.
Bu kapsamda öncelikle zarar görenlerin davaya konu trafik kazası nedeniyle sürekli iş göremez hale gelip gelmediğinin tespiti için hangi yönetmelik hükümlerinin uygulanması gerektiği belirlenmelidir. Maluliyetin tespiti yönünden hangi yönetmeliğin uygulanacağına ilişkin KTK'da ve TBK'da açık hüküm bulunmadığından bu boşluğun içtihatlarla doldurulması gerekmektedir.
Konya BAM . Hukuk Dairesi'nin süregelen uygulamasına göre; 2918 sayılı KTK'nın 90. ve 92. maddeleri ile genel şartlara yapılan atfın 09/10/2020 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Anayasa Mahkemesi'nin 17/07/2020 tarihli ... E ... K sayılı kararı ile iptaline karar verilmesi nedeniyle genel şartların ve Özürlülük Ölçütü ... Yönetmeliği ile Erişkinler ... Yönetmeliği hükümlerinin uygulanma kabiliyetinin kalmadığı gerekçesiyle, haksız fiil tarihi 11/10/2008 tarihinde önce ise Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinin uygulanması gerekir. (Konya BAM . HD.'nin 08/02/2023 tarihli, ... E ... K sayılı kararı)
AYM'nin 17/07/2020 tarihli ... E ... K sayılı iptal kararı karşısında genel şartların uygulanma kabiliyetinin kalmadığı açık ise de, iptal kararı Özürlülük Ölçütü ... Yönetmeliği ile Erişkinler ... Yönetmeliği hükümlerinin uygulanmasına engel değildir. Her ne kadar 01/06/2015 tarihli Genel Şartlar'da bu yönetmeliklere atıf yapılmakta ise de bu yönetmelikler genel şartlardan bağımsız olup, genel şartlara yapılan atfın hatta doğrudan genel şartların yürürlükten kaldırılması bu yönetmeliklerin uygulanmasına engel değildir. Zira bu yönetmeliklerin dayanağı 01.06.2015 tarihli genel şartlar olmayıp, Özürlülük Ölçütü ... Yönetmeliği'nin 3. Maddesinde, Erişkinler ... Yönetmeliği'nin de yine 3. Maddesinde belirtildiği üzere bu yönetmeliklerin dayanağı kanundur. Dolayısıyla bu yönetmelikler ya da yönetmeliğe dayanak teşkil eden kanunlar yürürlükten kalkmadığı sürece bu yönetmeliklerin uygulanmasına engel bir durum bulunmamaktadır.
Bunun yanında her ne kadar Özürlülük Ölçütü ... Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihli genel şartların yürürlüğe girmesi ile birlikte uygulanmaya başlanmış ise de; bu yönetmeliğin 30.03.2013 tarihinde yürürlüğe girdiği, yürürlüğe girdiği tarihten 01.06.2015 tarihine kadarki süreçte de uygulanmasına engel bir halin olmadığı, ancak yargı kararları ile bu süreçte Çalışma Gücü ... Yönetmeliği hükümlerinin uygulanmasının tercih edildiği, tercihin bu yönde kullanılmasına bir engel olmadığı gibi aksi yönde kullanılmasına da bir engel olmadığı, ancak 2918 sayılı KTK'daki atıf nedeniyle 01.06.2015 tarihli genel şartların yürürlüğe girmesiyle birlikte bu tarihten itibaren Özürlülük Ölçütü ... Yönetmeliği hükümlerinin uygulanmasının bir zorunluluk olduğu, AYM iptal kararının sadece bu zorunluluğu ortadan kaldırdığı, dolayısıyla yargı organlarının takdir hakkını kullanarak yürürlükte olan yönetmeliklerden herhangi birisini tercih etmesinin mümkün olduğu, Yargıtayca bu takdir hakkı kapsamında hangi tarihler arasında hangi yönetmelik hükümlerinin uygulanması gerektiğine yönelik oluşturulan uygulamanın yerleşik hale geldiği, Yargıtay ve diğer BAM uygulamalarının aksine Özürlülük Ölçütü ... Yönetmeliği ile Erişkinler ... Yönetmeliği hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığı yönündeki kabule açık yasal bir engel yoksa da TMK'nın 4. maddesi uyarınca kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hâkimin, hukuka ve hakkaniyete göre karar vereceği, hakimin takdir hakkını kullanırken keyfi uygulamalardan kaçınmasının gerektiği, yerleşik ve genel kabul gören uygulamaların aksine hareket edilmesinin adil yargılanma ilkesine aykırılık teşkil edeceği ve yargıya güveni ortadan kaldıracağı, Yargıtay uygulamasının da herhangi bir yasa hükmüne aykırılık teşkil etmemesi karşısında KONYA BAM . HD'NİN ANILAN GÖRÜŞÜNE İŞTİRAK EDİLMEMİŞTİR.
Kısaca üzerinde durulmasının faydalı olacağı düşünülen bir diğer husus ise, 14/02/2023 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Anayasa Mahkemesi'nin 29/12/2022 gün ve 2021/82 E. 2022/167 K sayılı kararı iptal kararıdır. 7237 sayılı yasanın 18. maddesiyle 2918 sayılı KTK'nın 90. maddesinde yapılan değişiklik ile, 09/06/2021 tarihinden sonra meydana gelen trafik kazaları yönünden maluliyetin tespitinde Erişkinler ... Yönetmeliği hükümlerinin uygulanması yasal zorunluluk haline gelmiştir. Ancak, anılan değişikliğin AYM tarafından iptaline karar verilmesi karşısında bu zorunluluk ortadan kalkmış olup, iptal kararının Erişkinler ... Yönetmeliği'nin uygulanmasına engel bir yönü yoktur.
Yargıtay . Hukuk Dairesinin yerleşik hale gelen uygulamasına göre; maluliyet belirlemesinin, kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.(Emsal ilam:Yargıtay . Hukuk Dairesi ... E ... K)
Davaya konu trafik kazası 13.11.2022 tarihinde meydana gelmiş olup, davacının kalıcı sakatlığının bulunup bulunmadığının Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre belirlenmesi gerekir.
NEÜ Meram Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından tanzim edilen 01.10.2024 tarihli maluliyet raporu ile, davacının yaralanmasının Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre % 2 oranında kalıcı sakatlık niteliğinde olduğu, davacının geçici iş göremezlik süresinin 1.5 ay, başkasının yardımına muhtaç olduğu sürenin 2 hafta ve tedavi gideri zararının 3.000,00 TL olduğu belirlenmiştir.
01.10.2024 tarihli rapordaki değerlendirilmelerin dosya kapsamına uygun olduğu kabul edildiğinden davacının kalıcı sakatlık oranının % 2, geçici iş göremezlik süresinin 1.5 ay, başkasının yardımına muhtaç olduğu sürenin 2 hafta ve tedavi gideri zararının 3.000,00 TL olduğu kabul edilmiştir.
Tazminat hesabının ne şekilde yapılacağı konusunda 2918 sayılı KTK'da ve 6098 sayılı TBK'da açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu kapsamda hesaplamanın yargı kararları ile yerleşik hale gelen uygulamalara göre yapılması gerekir. Hesaplamalarda prograsif rant yönteminin uygulanması konusunda herhangi bir görüş farklılığı yoksa da bakiye yaşam süresinin tespitinde hangi yaşam tablosunun esas alınacağı konusunda Konya BAM . HD. nin uygulamaları ile Yargıtay uygulamaları farklılık arz etmektedir.
Konya BAM . HD.'nin yerleşik hale gelen uygulamalarına göre, 2918 sayılı KTK ile genel şartlara yapılan atfın, AYM'nin 17/07/2020 tarihli ... E ... K sayılı kararı ile iptaline karar verilmesi nedeniyle bakiye yaşam süresinin PMF 1931 yaşam tablosuna göre belirlenmesi gerekir. (Konya BAM . HD.'nin 17/02/2023 gün ve ... E ... K)
TRH 2010 yaşam tablosunun, genel şartların yürürlüğe girmesiyle uygulanmaya başlandığı, önceki dönemde PMF 1931 yaşam tablosunun uygulandığı bilinen bir gerçektir. Genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki dönemde, her ne kadar Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Yargıtay Dairelerinin uygulamalarına istinaden PMF 1931 yaşam tablosu esas alınmaktaysa da TRH 2010 yaşam tablosunun esas alınmasına da engel yasal bir düzenleme bulunmamaktaydı. Genel şartların yürürlüğe girmesiyle birlikte, KTK'da genel şartlara yapılan atıflar nedeniyle, hesaplamalarda TRH 2010 yaşam tablosunun dikkate alınması yasal bir zorunluluk haline gelmiş, devam eden süreçte ise AYM'nin 17/07/2020 tarihli 2019/40 E 2019/40 K sayılı iptal kararı ile bu zorunluluk ortadan kalkmıştır. Hemen belirtilmelidir ki, iptal kararı ile sadece bu zorunluluk ortadan kalkmış olup, iptal kararı TRH 2010 yaşam tablosunun uygulanmasını imkansız hale getirmemiştir. Gelinen aşamada, mahkemeler takdir yetkisi kapsamında gerek PMF 1931 yaşam tablosunu, gerekse TRH 2010 tablosunu esas alabilecektir. Ancak takdir hakkının, 4721 sayılı TMK'nın 4. maddesi uyarınca hakkaniyete uygun olarak kullanılması gerekir. Bu takdir hakkı kapsamında, genel kabul gören yaşam tablosunun esas alınması hakkaniyete daha uygun olacaktır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 02/12/2021 tarihli, ... E, ... K sayılı ilamı ve 21/12/2021 tarihli, ... E., ... K sayılı ilamı ile bakiye yaşam süresinin tespitinde ülkemize özgü ve güncel verileri içeren TRH 2010 yaşam tablosunun dikkate alınması gerektiğine işaret etmiştir. Yine, Yargıtay Daireleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin uygulamaları da bu yönde olmuştur. Bu nedenle, TRH 2010 yaşam tablosunun dikkate alınmasının hakkaniyete daha uygun olacağı kabul edildiğinden, Konya BAM . HD.'nin PMF 1931 yaşam tablosunun dikkate alınmasına yönelik görüşüne iştirak edilmemiştir.
Kısaca üzerinde durulmasının faydalı olacağı düşünülen bir diğer husus ise, 14/02/2023 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Anayasa Mahkemesi'nin 29/12/2022 gün ve ... E. ... K sayılı kararı iptal kararıdır. 7237 sayılı yasanın 18. maddesiyle 2918 sayılı KTK'nın 90. maddesinde yapılan değişiklik ile, 09/06/2021 tarihinden sonra meydana gelen trafik kazaları yönünden bakiye yaşam süresinin tespitinde TRH 2010 yaşam tablosunun uygulanması yasal zorunluluk haline gelmiştir. Ancak, anılan değişikliğin AYM tarafından iptaline karar verilmesi karşısında bu zorunluluk ortadan kalkmış olup, iptal kararının TRH 2010 yaşam tablosunun uygulanmasına engel bir yönü yoktur.
Belirlenen kriterlere ve dosya kapsamında uygun olduğundan hükme esas alınan 07.08.2025 tarihli hesap raporu ile, kusur durumuna göre davacının sürekli iş göremezlik zararının 941.249,63 TL, geçici iş göremezlik zararının 42.519,00 TL, bakıcı gideri zararının 3.235,50 TL ve tedavi gideri zararının 3.000,00 TL olduğu tespit edilmiştir.
6098 sayılı TBK'nın 52. Maddesine göre; Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir. Anılan yasal düzenlemede de belirtildiği üzere zarar görenin zararın oluşmasında ya da zararın artmasında bir ihmali varsa bu hususun tazminatın belirlenmesinde dikkate alınması gerekir. Bir başka deyişle zararın oluşumunda zarar görenin de müterafik kusurunun bulunması halinde tazminattan indirim yapılması gerekmektedir. Müterafik kusurun dikkate alınması için bu yönde yapılan bir savunmaya gerek olmayıp Mahkemece müterafik kusurun resen dikkate alınması gerekmektedir. Nitekim bu husus Yargıtay . Hukuk Dairesi'nin ... E ... K sayılı ilamında da vurgulanmıştır. Ayrıca müterafik kusur indirimi nedeniyle kısmen reddedilen tutar üzerinden davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmeyeceği noktasında da duraksama bulunmamaktadır.
Somut olayda, davacı yaya olup, kendi yaralanmasında müterafik kusurunun bulunduğuna dair herhangi delil bulunmadığından, hesaplanan tutardan müterafik kusur indirimi yapılamayacağı kabul edilmiştir.
Bu kapsamda, davaya konu trafik kazası neticesinde yaralanan davacının talep edebileceği sürekli iş göremezlik tazminatı tutarının 941.249, 63 TL, geçici iş göremezlik tazminatı tutarının 42.519,00 TL, bakıcı gideri tazminatı tutarının 3.235,50 TL ve tedavi gideri tazminatı tutarının 3.000,00 TL olduğu sonucuna varılmıştır. Davalı ... haksız fiil faili, davalı ... araç işleteni, davalı ... Sigorta A.Ş. İse ZMMS sigortacısı sıfatıyla oluşan bu zarardan davacıya karşı müteselsilen sorumludur. Dolayısıyla bu davalılara yönelik maddi tazminat davasının belirtilen tutarlar üzerinden kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay . Hukuk Dairesi'nin ... E ... K sayılı ilamı; "Motorlu Kara Taşıt Araçları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın, sigorta teminatının kapsamını belirleyen 1. maddesine göre, bu tür sorumluluk sigortasını yapan sigortacı, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası hadlerinin üzerinde kalan kısmını poliçede yazılı hadlere kadar temin etmekle yükümlüdür. Bahse konu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere, yasa koyucu, uğranılan maddi zararlar yönünden trafik sigortacısı ve varsa ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı bakımından müştereken ve müteselsilen bir sorumluluk öngörmemiş, sıralı bir sorumluluk düzenlemiştir. Başka bir anlatımla meydana gelen zarar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası kapsamında ise ihtiyari mali mesuliyet sigortacısının sorumluluğu doğmayacaktır. Ancak limit aşımında ihtiyari mali mesuliyet sigortacısının sorumluluğu söz konusu olacaktır." şeklindedir.
Davalı ... Sigorta Şirketi ise kazaya karışan ... plakalı aracın İMMS (KASKO poliçesindeki imms klozuna istinaden) sigortacısıdır. İMMS sigortacısının sorumluluğu ZMMS poliçe limitini aşan kısım yönünden ve yine İMMS maddi tazminat limiti kadardır. Diğer ifadeyle oluşan zararın ZMMS poliçe limitini aşmadığı hallerde İMMS sigortacısının sorumluluğu söz konusu olmayacaktır. Kaza tarihi itibariyle geçerli ZMMS poliçesi sakatlanma klozu teminat limiti ve sağlık gideri klozu teminat limiti ayrı ayrı 1.000.000,00 TL'dir. Bu kapsamda davacının maddi zararı ZMMS poliçe limitini aşmadığından, davalı ... Sigorta Şirketi'nin sorumluluğunun doğmadığı sonucuna varılmış ve bu davalıya yönelik maddi tazminat davasının reddine karar vermek gerekmiştir.
TBK'nın 56. Maddesine göre; Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.
Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek, tazminata benzer fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin, bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminatı takdir etmesi gerekir( HGK 23/06/2004, ... )
Somut olayda, kazanın oluş şekli ve sonucu, davacının yaralanmasının derecesi, tarafların kusur oranları, paranın alım gücü, tarafların sosyal ekonomik durumları, manevi tazminatın tatmin ve caydırıcılık fonksiyonu dikkate alınarak, davalı ... Sigorta Şirketi'nin manevi tazminat taleplerini 50.000,00 TL'ye kadar teminat altına aldığı hususu da göz önünde bulundurularak davacının manevi tazminat davasının kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Yargılama giderinin hesabında, davacının talep artırımda bulunurken sigorta şirketleri yönünden talebini poliçe limitiyle sınırlaması nedeniyle, davalı ... Sigorta A.Ş'ye yönelik maddi tazminat isteminin (sakatlanma klozuna dayalı 1.000.000,00 TL, sağlık gideri klozuna dayalı 59.126,37 TL olmak üzere toplam) 1.059.126,37 TL (dolayısıyla reddedilen miktarın 69.122,24 TL), davalı ... Sigorta Şirketi'ne yönelik maddi tazminat isteminin ise 250.000,00 TL (dolayısıyla reddedilen miktarın 250.000,00 TL) olduğu kabul edilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle ;
1-DAVACININ MADDİ TAZMİNAT DAVASININ DAVALI ... SİGORTA ŞİRKETİ YÖNÜNDEN REDDİNE,
2-DAVACININ MADDİ TAZMİNAT DAVASININ DAVALI ..., DAVALI ... VE DAVALI ... SİGORTA A.Ş. YÖNÜNDEN KSIMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, 941.249,63 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 42.519,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 3.235,50 TL bakıcı gideri tazminatı ve 3.000,00 TL tedavi gideri tazminatı olmak üzere toplam 990.004,13 TL tazminatın davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden 30/09/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı ... ile davalı ... yönünden ise 13/11/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Sigorta A.Ş., davalı ... ve davalı ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
3-DAVACININ MANEVİ TAZMİNAT DAVASININ KABULÜ ile, 50.000,00 TL manevi tazminatın, davalı ... Sigorta Şirketi yönünden 13/11/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı ... ve davalı ... yönünden ise 13/11/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Sigorta Şirketi, davalı ... ve davalı ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
4-Alınması gereken 71.042,68 TL harçtan, peşin ve ıslahen alınan 43.199,77 TL harcın mahsubu ile bakiye 27.842,91 TL eksik harcın (davalı ... Sigorta A.Ş.nin sorumluluğu 26.504,31 TL, davalı ... Sigorta Şirketi'nin sorumluluğu 1.338,59TL ile sınırlı olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
5-Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 3.200,00 TL. yargılama giderinin, 751,36 TL'lik kısmının davacıdan, 117,72 TL'lik kısmının ... Sigorta Şirketi'nden, 2.330,92 TL'lik kısmının ise davalı ... Sigorta A.Ş.'den alınarak Hazine'ye gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
6-Davacı tarafından yapılan 43.199,77 TL harç giderinin (davalı ... Sigorta A.Ş.nin sorumluluğu 41.122,86 TL, davalı ... Sigorta Şirketi'nin sorumluluğu 2.076,90 TL ile sınırlı olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan 1.132,10 TL harç gideri, 17.560,29 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 18.692,39 TL yargılama giderinden kabul ret oranına göre hesaplanan 7.684,98 TL yargılama giderinin (davalı ... Sigorta A.Ş.nin sorumluluğu 7.315,51 TL, davalı ... Sigorta Şirketi'nin sorumluluğu 369,46 TL ile sınırlı olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine.
8-Maddi tazminat davası yönünden;
a)Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve takdir olunan, 150.600,58 TL vekalet ücretinin davalılar ..., ... ve ... Sigorta A.Ş.den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
b)Davalılar ..., ... Sigorta A.Ş. ve ... Sigorta Şirketi kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve takdir olunan, 150.600,58 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak,
6.988,22 TL'lik kısmının davalılar ..., ... Sigorta A.Ş. ve ... Sigorta Şirketi'ne eşit oranda,
25.274,89 TL'lik kısmının davalılar ... ve ... Sigorta Şirketi'ne eşit oranda,
118.337,47 TL'lik kısmının ise davalı ...'a verilmesine,
9-Manevi tazminat davası yönünden; davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve takdir olunan, 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ..., ... ve ... Sigorta Şirketinden müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
10-Gerekçeli karar tebliği için davacı avansından yapılacak (ve 270 TL olacağı değerlendirilen) yargılama giderinden kabul ve ret oranına göre hesaplanan 111,00 TL'nin (davalı ... Sigorta A.Ş.nin sorumluluğu 105,66 TL, davalı ... Sigorta Şirketi'nin sorumluluğu 5,33 TL ile sınırlı olmak üzere) tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
11-Davacı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmının 6100 sayılı HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair ; hazır olan tarafların yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere ve oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.08/10/2025
Başkan Üye Üye Katip