T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
"TÜRK MİLLETİ ADINA"
T.C. GEREKÇELİ KARAR
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO :
KARAR NO :
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVA : İTİRAZIN İPTALİ
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesiyle özetle; müvekkilinin 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun hükümlerine göre faaliyette bulunan bir kooperatif tüzel kişiliği olduğunu, davalının ise müvekkili kooperatifin üyesi olduğunu, müvekkili kooperatifin 19/12/2021 tarihli genel kurulda kooperatifin zorunlu ihtiyaçları için üyelerden toplam 30.000,00 TL toplanmasına karar verildiğini, davalı tarafından ödenmeyen üye aidatı nedeniyle Konya . İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından icra takibine yapılan itiraz nedeniyle takibin durduğunu, davalı tarafından genel kurul kararına karşı yapılan herhangi bir itirazın veya genel kurul kararının iptaline yönelik açılan herhangi bir davanın bulunmadığını, genel kurul kararının kesinleştiğini, bilirkişi incelemesi ile müvekkilinin haklılığının ortaya çıkacağından bahisle davalarının kabulü ile icra takibine yönelik yapılan itirazın iptaline, takibin kaldığı yerden devamına, kötü niyetle zaman kazanmaya yönelik itiraz sebebiyle alacağın en az %20' sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesiyle özetle; davacı kooperatifin almış olduğu genel kurul kararının toplantı ve karar yeter sayılarının sağlanmamış olması nedeniyle yok hükmünde olduğunu, bu durumun dava dilekçesi ekindeki tutanaktan anlaşıldığını, genel kurul toplantı ve karar nisabının kanun ve ana sözleşmeye uygun olmadığı takdirde yoklukla malul olacağından bu genel kurula dayalı olarak aidat toplanmasının mümkün olmadığını, genel kurul kararlarına karşı iptal davası açılmamasının huzurdaki davaya etkisinin olmadığını, ayrıca davacı tarafın genel nitelikte bir kooperatif olmayıp yapı kooperatifi niteliğinde olduğunu, kanun gereği toplantı yeter sayısının en az 26, karar yeter sayısının ise en az 14 olması gerektiğini, bu sebeple genel kurulca alınan kararların yok hükmünde olduğunu, toplantı çağrısının müvekkili şirkete usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğini, borcun aidat borcu olduğu iddia edilmiş ise de bahse konu borcun kaynağının aidat olmadığını, müvekkilinden tahsil edilmeye çalışılan borcun kooperatifin önceki yöneticilerinin kusurlu davranışları sonucu meydana gelen borç olduğundan bahisle genel kurulda alınan kararın usule uygun alınmış bir karar olmaması nedeniyle davanın reddine, davacı aleyhine %20' den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin dava taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, itirazın iptali isteminden ibarettir.
Davaya konu Konya . İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı takibinin 100.000,00 TL asıl alacak ve 19.416,66 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 119.416,66 TL üzerinden başlatıldığı, takip dayanağının 30/07/2023 tarihli genel kurul kararına dayalı olarak 2023/Ağustos - 2024/Mayıs arası döneme ilişkin aidat alacağı olarak gösterildiği, itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği ve itirazın hükümden düşürülmesi için de eldeki itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır.
İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre itirazın iptali davasında; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17.09.2019 tarihli ve ... E., ... K.; 25.11.2020 tarihli ve ... E., ... K. sayılı ilamları)
Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; davanın kabulü hâlinde takibin devamı hükmünü de içerecektir.
Bu kapsamda itirazın iptali davası; icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. (Yargıtay HGK'nın 22/11/2022 gün ve ... E ... K sayılı ilamı)
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; 30/07/2023 tarihli genel kurulda toplantı ve karar nisabının sağlanıp sağlanmadığı, bu toplantıdaki aidat ödemesine ilişkin genel kurul kararının batıl olup olmadığı, davacı kooperatifin bu karara dayalı olarak aidat isteminde bulunmasının mümkün olup olmadığı, aidat alacaklarına hangi oranda faiz işletilebileceği ve dolayısıyla takip tarihi itibariyle davacının alacaklı olup olmadığı ile varsa alacak tutarının ne kadar olduğu hususlarından ibarettir.
Genel kurul kararlarının yoklukla malul olduğu her zaman ileri sürülebileceği gibi bunun tespiti için ayrı bir dava açılmasına da gerek yoktur. Eldeki davada da olduğu gibi, açılmış bir davada da ileri sürülmesi mümkündür. Takip, batıl olduğu ileri sürülen genel kurul kararına dayandığından öncelikle genel kurul kararının batıl olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Davalı genel kurulda toplantı ve karar nisabının sağlanmadığından bahisle kararın batıl olduğunu iddia etmiştir.
1163 sayılı KoopK'nın 81/4. maddesine göre; "Anasözleşme ile özel bir nisap belirlenmemiş ise, tasfiye halinde kooperatiflerin genel kurul toplantılarında nisap aranmaz. Kararlar oy çokluğu ile verilir."
Davacı kooperatifin tasfiye aşamasında olması ve ana sözleşmesinde de aksi bir nisap belirlenmemesi karşısında, genel kurullarında toplantı nisabının aranmayacak ve kararlar oy çokluğu ile alınacaktır. 30/07/2023 tarihli genel kurula 21 ortağın katılması ve kararların oybirliğiyle alınması karşısında aidat toplanmasına ilişkin kararın batıl olmadığı kabul edilmiştir.
Davalı bu kez kooperatifin tasfiyeye girmesine ilişkin kararın batıl olduğunu iddia etmiş ise de, kooperatifin tasfiyeye girmesi için toplantıya katılanların 2/3'ünün olumlu oy kullanmasının gerektiği, tasfiye kararının alındığı genel kurula 36 üyenin katıldığı ve 34 üyenin de olumlu oy kullandığı, dolayısıyla toplantı ve karar nisabında bir eksikliğin bulunmadığı kabul edilmiştir.
Yargıtay . Hukuk Dairesi'nin ... E. ... K. sayılı ilamı; "Genel kurulca, ödeme günü belirlenerek, (belirlenmemişse ayın sonu ödeme günü olup) aidatın süresinde ödenmesine, süresinde ödenmemesi halinde ise temerrüt faizi uygulanmasına ilişkin alınan kararın kesinleşmesi halinde, bu kararın tüm ortakları bağlayacağı açıktır." şeklindedir.
Aynı Daire'nin ... E. ... K. sayılı ilamı ise; " Bu sebeple, kooperatif genel kurulunca, kooperatif aidatlarının ödenmesinde temerrüde düşen üyelerden, talep edilecek temerrüt faizinin oranı belirlenirken TBK'nın madde 120’de ifade edilen sınıra uygun karar alınmalıdır. Bir başka ifadeyle, kooperatif genel kurulunca belirlenecek temerrüt faiz oranı, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre belirlenen yasal faiz oranının yüzde yüzünden fazla olamayacaktır. Huzurdaki olayda kooperatif genel kurulunca belirlenebilecek temerrüt faiz oranı yıllık yasal faiz oranı olan %9’un yüzde yüz fazlası olan %18 oranından fazla belirlenemeyecektir."
Bahsi geçen içtihatlarda da belirtildiği üzere, aidat alacakları yönünden ayrı bir temerrüt ihtarı gönderilmesine gerek yoktur. Genel kurulda belirlenen tarihte ödemesini yapmayan üye kendiliğinden temerrüde düşecek ve kooperatif bu tarihten itibaren alacağa faiz işletebilecektir. Yine, genel kurulda temerrüt faiz oranının da belirlenmesi mümkün olmakla birlikte belirlenecek temerrüt faiz oranının faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre belirlenen yasal faiz oranının yüzde yüzünden fazla olamayacaktır.
Anılan husular dikkate alınmak suretiyle tanzim edildiğinden hükme esas alınan 24/02/2025 tarihli bilirkişi ek raporu ile, davacının takip tarihi itibariyle 100.000,00 TL aidat alacağı ve 5.784,66 TL faiz alacağı olmak üzere toplam 105.784,66 TL tutarında alacaklı olduğu tespit edilmiştir.
Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde; davalının davacı kooperatif üyesi olduğu, kooperatifin 30/07/2023 tarihli genel kurulunda aylık 10.000,00 TL aidat toplanmasına karar verildiği, genel kurulda toplantı ve karar nisabı yönünden bir eksikliğin bulunmadığı, dolayısıyla davalı kooperatif üyesi yönünden bağlayıcı olduğu, davacının takip tarihi itibariyle 100.000,00 TL tutarında aidat alacağının bulunduğu, yine takip tarihi itibariyle talep edebileceği faiz alacağı tutarının 5.784,66 TL olduğu, bu kapsamda davacının takip tarihi itibariyle toplamda 105.784,66 TL tutarında alacaklı olduğu anlaşılmakla davanın bu tutar üzerinden kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Davacının feri nitelikteki icra inkar tazminatı istemi yönünden yapılan değerlendirmede, takibe itirazın haksız olması ve alacağın da likit nitelikte kabul edilmesi nedeniyle davacı lehine icra inkar tazminatına hükmetmek gerekmiştir.
Her ne kadar davalı da tazminat isteminde bulunmuş ise de, reddedilen tutar yönünden takibin kötü niyetli olduğu davalı tarafça ispat edilemediğinden davalının tazminat isteminin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle ;
1-DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, Konya . İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı takibine davalı tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 100.000,00 TL asıl alacak ve 5.784,66 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 105.784,66 TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık % 18 oranında faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-105.784,66 TL'nin % 20'si oranında hesaplanan 21.156,93 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Davalının tazminat isteminin reddine,
4-Alınması gereken 7.226,15 TL harçtan, peşin alınan 1.060,26 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.165,89 TL eksik harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
5-Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 3.600,00 TL yargılama giderinin 3.189,04 TL'lik kısmının davalıdan, 410,96 TL'lik kısmının ise davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
6-Davacı tarafından yapılan 1.060,26 TL harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan 427,60 TL harç gideri ve 5.119,50 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 5.547,10 TL yargılama giderinden kabul ve ret oranına göre hesaplanan 4.913,87 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlasının davacının kendi üzerinde bırakılmasına,
8-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve takdir olunan, 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve takdir olunan, 13.632,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
10-Gerekçeli karar tebliği için davacı avansından yapılacak (ve 30 TL olacağı değerlendirilen) yargılama giderinden davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 26,57 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlasının davacının kendi üzerinde bırakılmasına,
11-Davacı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmının 6100 sayılı HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair ; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.07.05.2025
Başkan Üye Üye Katip