T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
"TÜRK MİLLETİ ADINA"
T.C. GEREKÇELİ KARAR
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO :
KARAR NO :
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
ANA DAVADA
DAVACILAR : 1-
2-
3-
4-
5-
6-
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLLERİ :
BİRLEŞEN DAVADA
DAVACILAR : 1-
2-
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVA : Genel Kurul Kararının Batıl olduğunun Tespiti ya da İptali
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan Genel Kurul Kararının İptali (Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Ana davada davacılar vekili dava dilekçesiyle özetle; davalı kooperatifin 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu hükümleri uyarınca faaliyet göstermekte olduğunu ve yaklaşık 40 bin çiftçi ortağının bulunduğunu, davalı kooperatifin 2023 faaliyet yılına ilişkin 72. Olağan Genel Kurul Toplantısının 27/07/2024 tarihinde gerçekleştirildiğini, yönetim kurulu tarafından haklarında usul ve yasaya aykırı olarak ortaklıktan ihraç kararı alınan ve bu kararların kendilerine tebliğ edilmeyen ve bu nedenlerle ortaklıkları devam eden 12.500 ortağın dava konusu genel kurula katılmalarını engellemek amacıyla hazirun listelerinde yer almadıklarını, sözü geçen 12.500 ortağın noter kanalıyla tebliğ edilmeden fiilen kooperatif kayıtlarından silindiklerinin tespit edildiğini, genel kurul toplantısının 13. maddesinde alınan genel kurul kararına ilişkin toplantı ve karar nisabına doğrudan doğruya etki edecek sayıda olduğundan dava konusu genel kurul kararının iptaline karar verilmesi gerektiğini, davalı kooperatif tarafından sermaye yükümlülüklerini yerine getirmeyen ortakların ortaklarının sona erdirebilmesi için bu ortaklara öncelikle elden yazılı olarak bu mümkün olmazsa iadeli taahhütlü mektupla bildirimde bulunarak yükümlülüklerini yerine getirmelerinin istenmesi bu şekilde gönderilecek mektupla bildirimde bulunamayan ortakların adreslerinin tespit edilmeye çalışılması tespit edilememesi durumunda ise ilan yoluna başvurulmasının gerekli olduğunu, bundan sonra yükümlülüklerini yerine getirmeyen ortaklar hakkında ihraç kararı alınarak ihraç kararının noter vasıtasıyla tebliğ edilmesi gerektiğini, davalı kooperatif tarafından ise Kooperatifler Kanunun 27. ve ana sözleşmenin 14. maddesinde yer alan usullere uyulmadan doğrudan doğruya ilan yapılmak suretiyle gerçekleştirildiğini bu nedenle usule uyulmayan ihraç kararlarının yok hükmünde olduğunu, ihraç prosedürüne uyulmadan yapılan bu genel kurula böylelikle 12.500 adet ortağın katılımının engellendiği, ayrıca iptali talep edilen genel kurul toplantısından önce kooperatife 15.000 yeni ortağın yasaya ve usule aykırı şekilde üye kayıt edildiği, yeni üyelerden apek olarak 100,00 TL gibi cüzi bir üyelik bedeli alındığını, bu şekilde eski üyeler ve yeni üyeler arasında olması gereken eşitlik ilkesinin bozulduğu, dava konusu genel kurul toplantısında kanun ve ana sözleşme hükümlerine uygun vekaletnameler olmaksızın vekaleten oy kullandırıldığını, iptali istenen genel kurul toplantısında 67 adet oy pusulasının kayıp olduğu tespit edildiği, 20.000 oy kullanıldıktan sonra seçim pusulasının tükenmesi nedeniyle kullanılmış 2.813 adet oy pusulasının tekrar kullanıldığı tespit edilerek bu hususun tutanağa geçirildiği, bu şekilde seçimde kanunun aradığı şekil şartlarına uyulmadığından bahisle ile neticeten davalı kooperatifin 27.07.2024 tarihinde gerçekleştirilen genel kurul toplantısının 13 numaralı yönetim kurulu üyeleri ve yedek üyelerinin seçimine ilişkin gündem maddesinde alınan kararın butlanının tespitine, bunun mümkün olmaması halinde iptaline, ihraç edilen yaklaşık 12.500 ortağın haksız olarak üyelikten çıkarıldığının ve ortaklığının devam ettiğinin tespiti ile dava konusu genel kurul toplantısına katılmaları engellenen ortakların haklarının korunması, gecikme sebebiyle zarara uğramalarının önlenmesi ile kooperatif ve ortaklarının ciddi zararlara uğramalarının önlenmesi için dava konusu genel kurul kararının ticaret sicil gazetesine ilan ve tescil edilmemesi, ivedilikle yönetim kurulu ve denetim kurulu üyelerinin dinlenerek kararın dava sonuna kadar yürütmesinin geri bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Ana davada davalı vekili cevap dilekçesiyle özetle; müvekkilinin halen devam etmekte olan bir çiftçi kooperatifi olduğunu, müvekkili kooperatifinin 39.968 üyeli ülkenin en büyük kooperatiflerinden birisi olduğunu, huzurdaki davanın davacılar tarafından herhangi bir maddi kaygı taşımaksızın gelişigüzel ikame edildiğini, müvekkili kooperatifi ve ortaklarının ağır maddi zararlarının önüne geçilmesi için yasada belirtilen teminatın yatırılması gerektiğini, davacı tarafın yürütmenin geri bırakılması ihtiyati tedbir taleplerinin yersiz ve dayanaksız olduğunu, davanın yasada belirtilen hak düşürücü sürede açılmadığını, davacıların taleplerinin zamanaşımına uğradığını, dava konusu genel kurulda yönetim kurulunun ibrası dahil her gündem maddesi davacılardan da bir kısmının hazır bulunduğu oylamanın oy birliğiyle kabul edildiğini, davacıların dava dilekçelerinde ileri sürdükleri hususlarla ilgili olarak dava konusu 72. genel kurulda usulüne uygun herhangi bir itirazlarının olmadığını, müvekkili kooperatifinin 72. genel kurulu 27.07.2024 tarihinde 23.124 hazirun ile toplandığını herhangi bir olumsuzluk olmaksızın gerçekleştiğini, davanın konusu ihtiva eden kooperatif ortaklığının düşmesi ile ilgili iş ve işlemlere müvekkil kooperatifin kendi iradesinde olmadığını, kanun koyucu ve kamu idaresinin iradeleriyle başladığını, dava dilekçesinde belirtildiği gibi ortaklıktan çıkarılma veya ihraç olmadığını, kamunun düzenleyici ve emredici işlemleri sonucu ortaklığın kendiliğinden düştüğünü, 14.01.2022 tarihinde Ticaret Bakanlığı tarafından Kooperatif Bilgi Sistemi (KOOPBİS) Yönetmeliği yayınlanarak yürürlüğe girdiğini, yasal düzenleme gereği ve pancar kooperatifleri üst birliği olan S.S. ... Kooperatifleri Birliğinin (... ) talimat yazıları gereğince müvekkili kooperatifince çalışmalar tüm ortak kayıtlarının incelendiğini, sisteme ortak girişi için zorunlu olan TC kimlik numarası ve açık adresleri olan tüm ortaklar sisteme kayıt edildiğini, sisteme girmeye yeter düzeyde bilgileri elde edilemeyen ortakların sisteme kayıtlarının yapılamadığını, bunun üzerine müvekkili kooperatifi tarafından ilana çıkıldığını, ilanların kooperatif internet sitesinde de yayınlandığını, süre bitiminde toplam 834 ortak yükümlülüklerini yerine getirdiğini, yükümlülüklerini yerine getirmeyen 12.791 ortağın ortaklıklarının kendiliğinden düştüğü kooperatif yönetim kurulu kararıyla tespit edildiğini, bahsi geçen üye ortaklarının kimlik ve adres bilgilerinin müvekkili kooperatifte bulunmaması nedeniyle iadeli taahhütlü mektup süreci işletilmediğini, ana sözleşmenin aradığı diğer şart olan ilan yöntemine başvurulduğunu, pek çok üyenin kimlik ve adres bilgileri tespit edildikçe zamanla sisteme dahil edildiğini, ortaklığı düşen 12.791 ortağın uzun süredir fiilen pancar ekmediğini ve kooperatifle alışverişlerinde olmadığını ve ayrıca kooperatifle fiilen irtibatlarının bulunmadığını, davacı tarafça herhangi bir somut bilgi ve belgeye dayanmaksızın yönetim kurulu tarafından kanun ve ana sözleşmeye aykırı olarak 15.000 yeni ortak kaydedildiği iddiasını, hangi yönetim kurulu tarafından, hangi zamanda, ne şekilde ortak kaydı yapıldığı belirtilmediğini ve somutlaştırma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, ortak sayısında herhangi bir sınırlama olmadığını, genel kurul tarihinden 3 ay önce ortak olmayan ortaklar genel kurula katılamadığını, kooperatif yönetimince bu hüküm hilafına herhangi bir işlem gerçekleştirilmediğini, her ortağın bir oya sahip olduğunu, genel kurulun yapılacağı yıl içerisinde alınmış noterden tasdikli vekaletname ile bir ortağı temsil eden eş ve birinci derece akrabalar için ortaklık şartı aranmadığını, 72. genel kurulda toplam 5965 ortak vekaletle oy kullandığını, bakanlık temsilcileri/görevlileri tarafından kontrol edilerek yine temsilcilerin gözetim ve denetiminde haziruna işlendiğini, genel kurulun tamamıyla devlet kontrolü altında yapıldığını, dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaların kanuna ve kooperatif ana sözleşmesine uygun olmadığını, sayılan sebeplerle huzurdaki davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davacılar vekili dava dilekçesiyle özetle; davalı kooperatifin 27.07.2024 tarihinde gerçekleştirilen genel kurul toplantısının yasaya, usule ve Yargıtay yerleşik içtihatlarına aykırı olması nedeniyle iptali gerektiğini, 72. Olağan genel kurul toplantısının yasaya ve usule aykırı olarak toplantı nisabı sağlanmadan gerçekleştirildiğini, yaklaşık 12.500 ortak söz konusu genel kurul toplantısından önce haksız olarak kooperatif üyeliğinden çıkartıldığını, ortaklıkları devam eden 12.500 adet ortağa hazirun listesinde yer verilmediğini, genel kurul kararları kanun ve ana sözleşmede yer alan toplantı ve karar nisaplarına aykırı olarak kanun ve anasözleşmeye aykırı olarak alındığı tespit edildiğini, dava konusu genel kurul kararının iptali gerektiğini, sistematik olarak yıllardır üye olan ortaklar kooperatiften çıkarıltığını, erlerine ortaklık şartlarına haiz olmayan yeni üyeler kayıt edildiğini, haksız olarak üyelikleri sonlandırılan ortakların genel kurula katılmaları, oy kullanmaları engellendiğini, dava konusu genel kurul toplantısında kanun ve ana sözleşme hükümlerine uygun vekaletnameler olmaksızın vekaleten oy kullandırıldığını, davalı kooperatifin 27.07.2024 tarihinde gerçekleştirilen 72. Olağan genel kurul toplantısı ile genel kurul kararlarının tamamının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesiyle özetle; müvekkilinin halen devam etmekte olan bir çiftçi kooperatifi olduğunu, müvekkili kooperatifinin 39.968 üyeli ülkenin en büyük kooperatiflerinden birisi olduğunu, huzurdaki davanın davacılar tarafından herhangi bir maddi kaygı taşımaksızın gelişigüzel ikame edildiğini, davacı tarafın yürütmenin geri bırakılması ihtiyati tedbir taleplerinin yersiz ve dayanaksız olduğunu, davanın yasada belirtilen hak düşürücü sürede açılmadığını, davacıların taleplerinin zamanaşımına uğradığını, dava konusu genel kurulda yönetim kurulunun ibrası dahil her gündem maddesi davacılardan da bir kısmının hazır bulunduğu oylamanın oy birliğiyle kabul edildiğini, davacıların dava dilekçelerinde ileri sürdükleri hususlarla ilgili olarak dava konusu 72. genel kurulda usulüne uygun herhangi bir itirazlarının olmadığını, müvekkili kooperatifinin 72. genel kurulu 27.07.2024 tarihinde 23.124 hazirun ile toplandığını herhangi bir olumsuzluk olmaksızın gerçekleştiğini, davanın konusu ihtiva eden kooperatif ortaklığının düşmesi ile ilgili iş ve işlemlere müvekkil kooperatifin kendi iradesinde olmadığını, kanun koyucu ve kamu idaresinin iradeleriyle başladığını, dava dilekçesinde belirtildiği gibi ortaklıktan çıkarılma veya ihraç olmadığını, kamunun düzenleyici ve emredici işlemleri sonucu ortaklığın kendiliğinden düştüğünü, 14.01.2022 tarihinde Ticaret Bakanlığı tarafından Kooperatif Bilgi Sistemi (KOOPBİS) Yönetmeliği yayınlanarak yürürlüğe girdiğini, yasal düzenleme gereği ve pancar kooperatifleri üst birliği olan S.S. ... Kooperatifleri Birliğinin (... ) talimat yazıları gereğince müvekkili kooperatifince çalışmalar tüm ortak kayıtlarının incelendiğini, sisteme ortak girişi için zorunlu olan TC kimlik numarası ve açık adresleri olan tüm ortaklar sisteme kayıt edildiğini, sisteme girmeye yeter düzeyde bilgileri elde edilemeyen ortakların sisteme kayıtlarının yapılamadığını, bunun üzerine müvekkili kooperatifi tarafından ilana çıkıldığını, ilanların kooperatif internet sitesinde de yayınlandığını, süre bitiminde toplam 834 ortak yükümlülüklerini yerine getirdiğini, yükümlülüklerini yerine getirmeyen 12.791 ortağın ortaklıklarının kendiliğinden düştüğü kooperatif yönetim kurulu kararıyla tespit edildiğini, bahsi geçen üye ortaklarının kimlik ve adres bilgilerinin müvekkili kooperatifte bulunmaması nedeniyle iadeli taahhütlü mektup süreci işletilmediğini, ana sözleşmenin aradığı diğer şart olan ilan yöntemine başvurulduğunu, pek çok üyenin kimlik ve adres bilgileri tespit edildikçe zamanla sisteme dahil edildiğini, ortaklığı düşen 12.791 ortağın uzun süredir fiilen pancar ekmediğini ve kooperatifle alışverişlerinde olmadığını ve ayrıca kooperatifle fiilen irtibatlarının bulunmadığını, davacı tarafça herhangi bir somut bilgi ve belgeye dayanmaksızın yönetim kurulu tarafından kanun ve ana sözleşmeye aykırı olarak 15.000 yeni ortak kaydedildiği iddiasını, hangi yönetim kurulu tarafından, hangi zamanda, ne şekilde ortak kaydı yapıldığı belirtilmediğini ve somutlaştırma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, ortak sayısında herhangi bir sınırlama olmadığını, genel kurul tarihinden 3 ay önce ortak olmayan ortaklar genel kurula katılamadığını, kooperatif yönetimince bu hüküm hilafına herhangi bir işlem gerçekleştirilmediğini, her ortağın bir oya sahip olduğunu, genel kurulun yapılacağı yıl içerisinde alınmış noterden tasdikli vekaletname ile bir ortağı temsil eden eş ve birinci derece akrabalar için ortaklık şartı aranmadığını, 72. genel kurulda toplam 5965 ortak vekaletle oy kullandığını, bakanlık temsilcileri/görevlileri tarafından kontrol edilerek yine temsilcilerin gözetim ve denetiminde haziruna işlendiğini, genel kurulun tamamıyla devlet kontrolü altında yapıldığını, dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaların kanuna ve kooperatif ana sözleşmesine uygun olmadığını, sayılan sebeplerle huzurdaki davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava ve birleşen dava genel kurul kararının batıl olduğunun tespiti olmadığı takdirde iptali isteminden ibarettir.
Taraflar arasındaki ihtilaf; ana dava ve birleşen dava davacılarının dava tarihi itibariyle kooperatif üyesi olup olmadıkları, davalı kooperatifin 27/07/2024 tarihli genel kurul toplantısında toplantı ve karar yeter sayısının sağlanıp sağlanmadığı, bir takım kooperatif üyelerinin genel kurulu toplantısına katılmalarının engellenip engellenmediği, genel kurul tarihi itibariyle ihracına karar verilen ancak ihraç kararı kesinleşmeyen üye bulunup bulunmadığı, varsa bu üye ya da üyelerin genel kurula katılıp katılmadıkları, hazirun listesinde isimlerinin bulunup bulunmadığı, varsa genel kurula katılmaları engellenen üyelerin toplantı karar ve yeter sayısına etkili olacak nicelikte olup olmadığı, davalı kooperatif tarafından eşitlik ilkesine aykırı olarak 15.000 üyenin üyeliğe kabulüne karar verilip verilmediği, bu kararın ana sözleşmeye ve mevzuata aykırı olup olmadığı, varsa üyeliğe kabulde eşitlik ilkesinin gözetilmemesi hususunun karar ve toplantı yeter sayısına etkili olup olmadığı, genel kurulda vekaleten oy kullanılıp kullanılmadığı, kullanılmış ise ana sözleşmeye ve mevzuata aykırı bir durumun mevcut olup olmadığı, 27/07/2024 tarihli genel kurulda alınan kararların batıl olup olmadığı, batıl değilse kararların kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olup olmadığı, birleşen her iki dava davacılarının genel kurul toplantısında alınan kararların iptalini istemelerinin mümkün olup olmadığı, hangi davacılar yönünden hangi maddelerin iptalinin istenebileceği, 27/07/2024 tarihli genel kurulda alınan kararların iptalinin gerekip gerekmediği ile davada zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin dolup dolmadığı hususlarından ibarettir.
Ana davadaki dava dilekçesinin talep sonucuna "Kanun ve anasözleşme hükümlerine aykırı olarak ortaklıktan ihraç edilen yaklaşık 12.500 ortağın belirlenip kooperatif ortaklığından haksız çıkarıldığının, ortaklıklarının devam ettiğinin tespitine," şeklinde bir talep eklenmiş ise de, davada taraf olmayan kişi hakkında hüküm kurulamayacağı gibi bu şahısların kim olduğunun da açıklanmaması karşısında istem dikkate alınmamış, açıklatmaya da gerek görülmemiş, ancak dilekçe içeriği uyarınca dava sebebi olarak değerlendirilmiştir.
Birleşen her iki davaya konu genel kurul 27/07/2024 tarihinde yapılmış, ana dava 02/08/2024 tarihinde, birleşen dava ise 27/08/2024 tarihinde açılmış olup, dava tarihleri dikkate alındığında 1 aylık zamanaşımı süresinin dolmadığı açıktır. (KoopK m.53) Bu nedenle davalı tarafın zamanaşımı itirazı reddedilmiştir.
Davalı hak düşürücü süre itirazında bulunmuş ise de, somut olaya uygulanması gereken bir hak düşürücü süre bulunmadığından bu yöndeki itirazlar da reddedilmiştir.
Yargıtay . Hukuk Dairesi'nin ... E. ... K sayılı ilamı; "Somut davada Mahkemece, dava tarihinde davalı şirketin ortağı olmasına rağmen yargılama aşamasında ortaklık sıfatı sona eren davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı ve davacı sıfatı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de yukarıda ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere hukuki yararı bulunan her ilgili genel kurul kararlarının yokluğunun tespitini isteyebilir. O halde, Mahkemece, dosya kapsamında yer alan ticaret sicil kayıtları ve taraflar arasında görülen diğer davalara ilişkin ilam suretleri de nazara alınarak, yukarıdaki ilkeler doğrultusunda iptali istenilen her iki karar yönünden de kararların niteliği ve aranması gerekli nisaplar itibariyle kararların yoklukla malül olup olmadığı ve bu itibarla davacının işbu davayı açmakta ve sürdürmekte hukuki yararının bulunup bulunmadığı konusunda bir değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine dair verilen kararın Dairemizce onaması doğru olmadığından davacı vekilinin karar düzeltme istemi yerinde görülmekle Dairemizin 07.12.2017 tarih ... E. ... K.sayılı onama ilamının kaldırılarak, mahkemece verilen kararın açıklanan nedenlerle davacı yararına bozulması gerekmiştir." şeklindedir.
Yargıtay . Hukuk Dairesi'nin ... E. ... K. sayılı ilamı; "... İşte bu değişik özellikler gözönüne alınmak suretiyle öze ilişkin emredici hükümlere aykırılık halinde mutlak butlandan ve hukuki işlemin şekli unsurlarını tespit eden emredici hukuk kurallarına aykırılık sebebiyle hukuki işlemin mevcudiyet kazanamaması halinde ise hukuki işlemin yokluğundan söz edilmektedir. Yok hükmünde olan kararlar, baştan beri hüküm ifade etmezler ve bunların yok hükmünde olduğunun tespiti için açılacak davalarda genel kurulda muhalefette bulunmuş olma şartı aranmayacağı gibi, bir aylık hak düşürücü süre içinde açılmış olmaları da dinlenmeleri yönünden zorunlu değildir. Sonradan icazetle dahi geçerli hale gelmezler. Yokluk halinde, hukuki işlem bir veya daha fazla unsurunun yokluğu nedeniyle şeklen dahi olsa mevcudiyet (varlık) kazanamamaktadır. Hukuken yok olan bir işleme hiçbir hukuki sonuç bağlanabilmesi mümkün değildir. Batıl bir hukuki işlem unsurları itibariyle şeklen ve fiilen mevcut olmakla beraber konusu veya içeriği bakımından amaçlanan hukuki hüküm ve sonuçları daha başlangıçtan itibaren hiç kimseye karşı meydana getiremez; yani mutlak olarak hükümsüzdür. Bu mutlak hükümsüzlük kural olarak düzeltilemez (ıslah edilemez) nitelikte olup, buna istinat etmekte hukuki yararı bulunan herkes tarafından ve bir süre ile sınırlı olmaksızın ileri sürülebilir ve mahkemeye sunulmuş olan olaylardan anlaşılmak koşulu ile Hakim tarafından da kendiliğinden (re'sen) gözönünde tutulur. Şeklen mevcut olan batıl bir hukuki işleme konversiyon (hukuki tahvil) yolu ile bir hukuki sonuç bağlanabilmesi mümkün olduğu gibi; bir hukuki işlemin butlanı da dürüstlük kuralına (TMK md. 2) aykırı olarak ileri sürülemez. Yokluk halinde bu hukuki imkânlar kesin olarak söz konusu değildir. İptali kabil kararlar ise, daha çok ortakların menfaatlerini koruyan düzenlemelere aykırılık teşkil eden, emredici kurallar dışında, yorumlayıcı ve şekle ilişkin kuralların ihlâl edildiği kararlardır. İptali gereken kararlar, baştan itibaren geçersiz olmadıklarından, iptal edilinceye kadar geçerli bir kararın hüküm ve sonuçlarını doğururlar. İptal edilebilir bir karar, şekil veya özü bakımından sakat olsa bile, iptaline dair hüküm kesinleşinceye kadar geçerli bir karar olarak kabul edilir. (Prof. Dr. ... , Türk Ticaret Kanunu'na göre Anonim Ortaklara Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, 3. Bası, İstanbul, 2001, Sh. 18 vd.)..."
Yargıtay . Hukuk Dairesi'nin ... E. ... K. sayılı ilamı; "1.Dava Kooperatif Genel Kurul Kararlarının iptaline ilişkindir. Bir hukuki uyuşmazlıkta o olayların anlatımı ve taleplerin açıklanması taraflara HMK’nın 33 ncü maddesi gereğince uyuşmazlığa uygulanacak hukuk kurallarının belirlenmesi ile hukuki niteleme ve değerlendirme hakime aittir.
2. A) Kooperatif genel kurul kararlarını sakatlayan hukuka aykırılıklar bakımından kararlar; yoklukla malul, mutlak butlanla malul ve iptal edilebilir kararlar olarak üçe ayrılmaktadır. Emredici kurallara aykırı kararlar bakımından kararın şekil ve kurucu unsurları bakımından emredici kurallara aykırılık halinde (örneğin, toplantı ve karar yeter sayılarının bulunmaması) yokluk yaptırımı ile karşı karşıya kalacağı, maddi-öze ilişkin kanunun emredici kurallarına aykırılık halinde ise (örneğin, kararın ahlaka ve adaba aykırı olması, konusunun imkansız olması, kesin hükme ve kanunun emredici madde hukuk kurallarına aykırı olması) alınan kararların mutlak butlanla malul olacağı, kişisel hakları ilgilendiren kanunun emredici olmayan hükümleri ile ana sözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırı kararların ise iptal edilebilir kararlar olduğu öğreti ve yargı kararlarında kabul edilmektedir.
B) 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 45 nci maddesinin ikinci fıkrasındaki "Genel Kurul sözleşmede gösterilen şekil ve surette toplantıya çağırılır. Toplantı nisabı sözleşmede gösterilir.", Kooperatif ana sözleşmesinin 33 ncü maddesi "Genel kurulun toplanabilmesi ve gündemdeki konuların görüşülebilmesi için kooperatife kayıtlı ortaklardan genel kurula katılma hakkına sahip olanların en az 1/4'nün şahsen veya temsilen toplantıda hazır bulunması gerekir." hükmü ile aynı Kanunun 51 nci maddesinin birinci fıkrasındaki "Kanun veya ana sözleşmede aykırı hüküm bulunmadıkça genel kurul kararlarında ve seçimlerde oyların yarıdan bir fazlasına itibar olunur." hükümleri emredici nitelikte olup, bu hükümlere aykırı olarak yapılan toplantı ve alınan kararlar yok hükmündedir.
3. Yukarıdaki ilkelere göre somut olay değerlendirildiğinde; Dava Kooperatif Genel Kurul kararlarının iptaline ilişkindir. Davalı kooperatifin iptali istenen olağanüstü genel kurul toplantısının sonradan usulüne aykırı şekilde ortak kaydedilen kişilerin katılımıyla yapıldığı ve bu kişilerin kooperatife alımına ilişkin yönetim kurulu kararının yok hükmünde olduğunun yargı kararı ile tespit edilerek kesinleştiği anlaşılmaktadır. İptali istenen 05.09.2012 tarihli olağan genel kurul toplantısında ortak olmayan üyelerin toplantı sayısından çıkarılması halinde toplantı ve dolayısıyla karar nisabının oluşmadığı anlaşılmaktadır. Nisap oluşmadan yapılan genel kurul toplantısı ve alınan kararlar emredici kurallara aykırı olduğundan alınan kararlar hukuk aleminde hiçbir şekilde varlık kazanamayacak baştan itibaren geçersiz olduğu için geçmişe etkili olarak hüküm ve sonuç doğurmayacaktır.
Kararın bu nedenlerle bozulması gerekmekte ise de bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 370 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Re'sen yapılan inceleme neticesinde; Mahkeme kararının hüküm fıkrasının 1. bendinde yer alan "Davalı Kooperatifin 05.09.2012 tarihinde yapılan Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan kararların İPTALİNE” ibaresinin çıkartılarak yerine "Davalı Kooperatifin 05.09.2012 tarihinde yapılan Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan kararların yoklukla malul olduğunun tespitine" ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, " şeklindedir.
KoopK'nın 53/1. maddesine göre "Aşağıda yazılı kimseler kanuna, anasözleşme hükümlerine ve iyi niyet esaslarına aykırı olduğu iddiası ile Genel Kurul kararları aleyhine, toplantıyı kovalıyan günden başlamak üzere bir ay içinde, kooperatif merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemeye başvurabilirler.1. Toplantıda hazır bulunup da kararlara aykırı kalarak keyfiyeti tutanağa geçirten veya oyunu kullanmasına haksız olarak müsaade edilmiyen yahut toplantıya çağrının usulü dairesinde yapılmadığını veyahut gündemin gereği gibi ilan veya tebliğ edilmediğini yahut da Genel Kurul toplantısına katılmaya yetkili olmıyan kimselerin karara katılmış bulunduklarını iddia eden pay sahipleri;2. Yönetim Kurulu;3. Kararların yerine getirilmesi Yönetim Kurulu üyeleri ile denetçilerin şahsi sorumluluklarını mucip olduğu takdirde bunların her biri;"
Kooperatif genel kurul kararının iptalini anılan yasal düzenlemede bahsi geçen şahıslar isteyebilir ise de, kararın yok hükmünde diğer ifadeyle batıl nitelikte olduğunun tespitini bunda hukuki yararı olan herkes isteyebilir. Davacıların iddiaları genel itibariyle karar nisabına, yetkisiz olarak toplantıya katılıma ve oy kullanımına ilişkin olduğundan esas itibariyle alınan kararların batıl nitelikte olduğu ileri sürülmektedir. Bu nedenle, davacıların davaya konu genel kurul kararına muhalefet edip etmediklerine hatta kooperatif üyesi olup olmadıklarına bakılmasızın alınan kararların batıl olduğunu isteme hak ve yetkilerinin bulunduğu kabul edilmiştir. Aksi yöndeki davalı savunmalarına itibar edilmemiştir.
Anılan nedenlerle davalı tarafın usule ilişkin itirazları reddedilerek davanın esasının incelenmesine geçilmiştir.
24/02/2025 tarihli bilirkişi heyeti raporu ile, 27/07/2024 tarihli genel kurulda toplantı ve karar yeter sayısının mevcut olduğu, Divan Başkanlığı ve Bakanlık temsilcilerinin birlikte imza altına aldığı tutanakta, Genel Kurula katılan tüm üyelere oy kullandırıldıklarının tespit edildiği, kamera görüntülerinde, bakanlık temsilcilerinin saat 17:00 itibariyle anons yaptıkları, “bir takım kooperatif üyelerinin genel kurula katılımlarının engellenme” durumuna ilişkin bir tespitin bulunmadığı, davalı tarafından 30 Eylül 2022 ve 10 Kasım 2022 tarihli Konya . Noteri onaylı ilanlarda, T.C ve açık adres bilgisine ulaşılamayan, Kooperatifler Kanunu mad 19. ve Ana Sözleşmenin 14, 15 ve 16. maddeleri ile dayanak bulan 23.07.2009 tarih, 27297 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 14.07.2009 tarihli 2009/15233 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca belirlenen bir ortaklık pay değeri üzerinden sermaye yükümlülüklerinde kooperatife borçlu bulunan, kooperatife üyelik tarihleri 1952 - 2010 yılları arasında olan 13.625 ortakla ilgili Kooperatifler Kanunun 27. ve Kooperatif Ana Sözleşmesinin 14 maddesindeki usule uygun olarak tebligat yapıldığı, süre bitiminde toplam 834 ortak yükümlülüğünü yerine getirdiği, yükümlülüklerini yerine getirmeyen 12.791 ortağın ortaklıklarının kendiliğinden düştüğü, davalı kooperatifin 16.09.2022 tarihli ... nolu kararında 67 yeni üyenin alınmasına karar verdiği, bu tarihten sonra yeni üye alımının yapılmadığı, 27.07.2024 tarihli genel kurul tarihi itibariyle 15.000 üyenin kabulünün söz konusu olmadığı, en son üye alımı 2022 yılındaki yönetim kurulu kararı ile 67 kişi olduğu, ortaklar listesinde kayıtlı 39.968 (Otuz dokuz bın dokuz yüz altmış sekız) ortaktan,17.159 (On yedi bin yüz elli dokuz) ortağın asaleten ve 5.965 (Beş bin dokuz yüz altmış beş) ortağın vekaleten katılımı ile toplam 23.124 (Yirmi üç bin yüz yirmi dört) ortağın toplantıda hazır bulunduğu” belirtildiği, vekaleten oy kullanımında ana sözleşme veya mevzuata aykırı bir durum olmadığı mütalaa edilmiştir. İtirazlar uyarınca tanzim ettirilen ek rapor ile de kök rapordan farklı bir mütalaa da bulunulmamıştır.
Davacılar, 12.500 üyenin usulsüz olarak üyelikten ihraç edildiğini, bu üyelerin genel kurula katılmalarının engellendiğini, bu sayının nisabı etkiler nitelikte olduğunu iddia etmişlerse de bu iddianın davacılar tarafından ileri sürülmesi mümkün değildir. İhraç kararının usulsüzlüğünü ancak ihraç edilen ortak ileri sürebilir. İhraç usulsüz olsa bile ihraç edilen üyenin ihraç kararını açık ya da zımnen kabul etmesi mümkündür. Her hak ancak sahibi tarafından kullanılabilir. İhraç edilen üyeler tarafından ihraç kararına itiraz edildiğine ve ihracın dava konusu yapıldığına dair bir iddia da bulunmamaktadır. Eldeki davada ise, ihraç edilen üyeler davanın tarafı olmadıklarından, çıkarılmalarının usulsüz olup olmadığının değerlendirilmesi mümkün değildir. Bununla birlikte, ilgililer hakkında işletilen ihraç prosedüründe de yokluk yaptırımına tabi tutulması gereken bir sakatlık da bulunmamaktadır. Bu nedenlerle davacıların usulsüz ihraca dayalı üyelerin genel kurula katılmalarının engellenmesi nedeniyle kararların batıl olduğuna yönelik iddiaları yerinde görülmemiştir.
Davacılar 15.000 üyenin usulsüz olarak kooperatife kabul edildiğini, bu sayının nisabı etkilediğini dolayısıyla kararların yok hükmünde olduğunu ileri sürmüşlerdir. Özellikle dosya kapsamında uygun olduğundan hükme esas alınan bilirkişi raporu ile en son 2022 yılında 67 yeni üye alımı yapıldığının tespit edilmesi karşısında, davacıların bu iddialarının yerinde olmadığı kabul edilmiştir. Bununla birlikte, üyelikleri usulsüz olduğu ileri sürülen üyeler bu davanın tarafı olmadıklarından lehlerine ya da aleyhlerine bir değerlendirme yapılması da mümkün değildir. Bu şahısların üyeliklerini iptaline ilişkin dava açıldığı iddia ve ispat da edilmediğinden davacıların usulsüz üye kabulü nedeniyle kararların batıl olduğu yönündeki iddialarına itibar edilmemiştir.
Yine davacılar genel kurul toplantısına katılan üyelerden bir kısmının genel kurul tarihinden önceki 3 ay içinde üyeliğe kabul edildiklerini, toplantıya katılma hak ve yetkilerinin bulunmadığını ileri sürmüşler ise de, yeni üye alımının en son 2022 yılında yapılmış olması karşısında bu iddianın yerinde olmadığı, yine devir yoluyla üyelik sıfatı kazananların sayısının 713 olması, bunların da bir kısmının (115) 2023 yılında, bir kısmının ise (173) 2024 yılının ilk 4 ayında üyeliği devralmış olması karşısında karar nisabına etkili bir hususun mevcut olmadığı sonucuna varılmıştır.
Davacıların bir takım üyelerin vekaletsiz olarak oy kullandığı ve vekaletnamelerin geçersiz olduğu yönündeki iddiaları yönünden yapılan değerlendirmede, dava dilekçelerinde herhangi bir somutlaştırma yapılmadığı, 02/04/2025 tarihli celsede tavzih için davacılara süre verildiği, bu süre uyarınca beyanda bulunulduğu, belirtilen kişiler yönünden vekaletnamesiz oy kullanma iddiasının yerinde olmadığı, bununla birlikte sadece 5 üyenin isminin belirtilmiş olması karşısında vekaletler geçersiz olsa dahi nisabı etkiler nitelikte olmadığı sonucuna varılmıştır.
Davacıların iptal istemi yönünden yapılan değerlendirmede ise davacılardan ..., ..., ..., ... ve ...'ın üyeliklerinin 2022 yılında sona erdiği, dolayısıyla kararların iptalini isteyemeyecekleri, diğer davacıların ise alınan kararlara muhalefet etmedikleri, 13 nolu gündem maddesinin seçime ilişkin olduğu, seçimden sonra ibraz edilen dilekçelerin muhalefet şerhi olarak değerlendirilemeyeceği, aksi kabul edilse dahi 13 nolu gündem maddesinin kanuna, ana sözleşmeye ya da iyiniyet prensiplerine aykırı olduğunu usulünce ispatlayamadıkları sonucuna varılmıştır.
Anılan nedenlerle ana davanın ve birleşen davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle ;
1-ANA DAVANIN VE BİRLEŞEN DAVANIN AYRI AYRI REDDİNE,
2-Karar tarihi itibariyle,
ANA DAVADA;
a-I) Davacı ...'dan alınması gereken 615,40 TL. harçtan, peşin alınan 427,60 TL. harcın mahsubu ile kalan 187,80 TL. harcın davacı ... alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
a-II) Davacı ...'dan alınması gereken 615,40 TL. harçtan, peşin alınan 427,60 TL. harcın mahsubu ile kalan 187,80 TL. harcın davacı ...'dan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
a-III) Davacı ...'dan alınması gereken 615,40 TL. harçtan, peşin alınan 427,60 TL. harcın mahsubu ile kalan 187,80 TL. harcın davacı ...'dan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
a-IV) Davacı ...'den alınması gereken 615,40 TL. harçtan, peşin alınan 427,60 TL. harcın mahsubu ile kalan 187,80 TL. harcın davacı ...'den alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
a-V) Davacı ...'dan alınması gereken 615,40 TL. harçtan, peşin alınan 427,60 TL. harcın mahsubu ile kalan 187,80 TL. harcın davacı ...'dan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
a-VI) Davacı ...'dan alınması gereken 615,40 TL. harçtan, peşin alınan 427,60 TL. harcın mahsubu ile kalan 187,80 TL. harcın davacı ...'dan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
BİRLEŞEN DAVADA;
b-I) Davacı ...'den alınması gereken 615,40 TL. harçtan, peşin alınan 427,60 TL. harcın mahsubu ile kalan 187,80 TL. harcın davacı ...'den alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
b-II) Davacı ...'tanalınması gereken 615,40 TL. harçtan, peşin alınan 427,60 TL. harcın mahsubu ile kalan 187,80 TL. harcın davacı ...'tan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3-Birleşen her iki davada davacılar tarafından yapılan yargılama giderleri ile gerekçeli kararın tebliği için davacılar avansından yapılacak yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
5-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca,
ANA DAVADA;
a-I) Davacı ...'nun davası yönünden davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden 30.000,00 TL. vekalet ücretinin davacı ...'dan alınarak davalıya verilmesine,
a-II) Davacı ...'nın davası yönünden davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden 30.000,00 TL. vekalet ücretinin davacı ...'dan alınarak davalıya verilmesine,
a-III) Davacı ...'nun davası yönünden davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden 30.000,00 TL. vekalet ücretinin davacı ...'dan alınarak davalıya verilmesine,
a-IV) Davacı ...'nin davası yönünden davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden 30.000,00 TL. vekalet ücretinin davacı ...'den alınarak davalıya verilmesine,
a-V) Davacı ...'ın davası yönünden davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden 30.000,00 TL. vekalet ücretinin davacı ...'tan alınarak davalıya verilmesine,
a-VI) Davacı ...'ın davası yönünden davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden 30.000,00 TL. vekalet ücretinin davacı ...'dan alınarak davalıya verilmesine,
BİRLEŞEN DAVADA;
b-I) Davacı ...'nin davası yönünden davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden 30.000,00 TL. vekalet ücretinin davacı ...'den alınarak davalıya verilmesine,
b-II) Davacı ...'ın davası yönünden davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden 30.000,00 TL. vekalet ücretinin davacı ...'tan alınarak davalıya verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmının HMK 333.maddesine göre karar kesinleştiğinde taraflara İADESİNE,
7-İbraz edilen belge asıllarının imza karşılığında ilgililerine iadesine,
Dair ; taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 11/06/2025
Başkan Üye Üye Katip