T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
"TÜRK MİLLETİ ADINA"
T.C. GEREKÇELİ KARAR
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO :
KARAR NO :
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVA : İTİRAZIN İPTALİ
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesiyle özetle; müvekkili şirketin 500 çalışanı olan "... " markasıyla tanınan ve 40 yılı aşan sınai ve ticari yolculuğunun bulunduğunu, davalı tarafın müvekkiline birtakım mahcuz satın alma talebinde bulunduğunu, tarafların anlaşma sağlaması üzerine icra takibine konu faturalar düzenlenerek davalıya gönderildiğini, davalı ile birçok kez yapılan görüşmelere rağmen faturalara konu bedellerin ödenmediğini, müvekkilince davalıya gönderilen ihtara rağmen davalı tarafın fatura bedellerini ödememesi üzerine Konya . İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile müvekkili tarafından icra takibi başlatıldığını, başlatılan icra takibine davalının haksız itirazı neticesinde takip dosyasının durduğunu, ticari defter ve belgeler incelendiğinde müvekkilinin alacaklı olduğunun ortaya çıktığını, müvekkilinin alacağının likit olması nedeniyle davalının kötü niyet tazminatından da sorumlu olduğundan bahisle davalının Konya . İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, davalının haksız itiraz nedeni ile alacak miktarının %20' sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili dava dilekçesiyle özetle; davacı şirket tarafından müvekkili şirket aleyhine 09/07/2024 tarihinde 75.585,80 USD bedelli icra takibi başlatıldığını, taraflarınca icra takibine itiraz ettiklerini, müvekkilinin icra takibindeki itiraz dilekçelerinde de belirttikleri gibi davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, ticari defterler incelendiğinde bu hususun ortaya çıkacağını, davacının müvekkili ile aralarındaki ticari ilişkiyi ve faturaya konu malların müvekkili tarafından teslim alındığını ispat etmesi gerektiğini, davacı tarafın bu konulara ilişkin herhangi bir delil sunmadığını, davaya konu faturalar incelendiğinde teslime ilişkin herhangi bir imzanın yer almadığının görüleceğini, davacı tarafın icra takibi yapmakta tamamen kötü niyetli olduğunu, bu nedenle davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesi gerektiğinden bahisle davanın ve her türlü taleplerin reddine, davacı tarafın işbu davaya konu icra takibini tamamen kötü niyetli olarak yaptığından asıl alacağın %20' sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, itirazın iptali isteminden ibarettir.
Davaya konu Konya . İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı takibinin 75.585,80 USD asıl alacak üzerinden başlatıldığı, takip dayanağı olarak 16 adet faturanın ve açık hesap ilişkisinin gösterildiği, itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği ve itirazın hükümden düşürülmesi için de eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.
İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre itirazın iptali davasında; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17.09.2019 tarihli ve ... E., ... K.; 25.11.2020 tarihli ve ... E., ... K. sayılı ilamları)
Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; davanın kabulü hâlinde takibin devamı hükmünü de içerecektir.
Bu kapsamda itirazın iptali davası; icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. (Yargıtay HGK'nın 22/11/2022 gün ve ... E ... K sayılı ilamı)
Eldeki davada, uyuşmazlığın her iki tarafı tacir olup, uyuşmazlık konusu iş her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgilidir. Bu nedenle fatura ve faturaların delil olma niteliği üzerinde de durmakta yarar vardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır. Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir. Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 Sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve ... E., ... K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Sözleşme ilişkisinin inkâr edilmesi durumunda öncelikle akdi ilişkinin ispat edilmesi gerekmektedir.
Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticarî defterlerine kaydedilmesi, faturaya konu hizmetin sunulduğuna karine teşkil eder. (Ems: Yargıtay HGK'nın 22/11/2022 gün ve ... E ... K sayılı ilamı)
Karinenin varlığı hâlinde, karineye dayanan taraf sadece karinenin temelini ispatla yükümlüdür. Kesin kanunî karineler dışında, karşı taraf karinenin aksini ispat edebilir. Karine söz konusu olduğunda, karine ile kabul edilen durumun aksini ispat etmek gerekir. (Yargıtay HGK'nın ... E ... K sayılı ilamı)
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 89. (6762 sayılı TTK’nin 87.) maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukukî sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddelerde cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK’nin cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır. Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK’nin cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamaz. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ... E ... K sayılı ilamı)
Somut olayda, takip dayanağı olarak 16 adet fatura ile cari hesap ilişkisi gösterilmiş ise de, taraflar arasında yazılı cari hesap sözleşmesi bulunmadığından takip dayanağının faturalar ile açık hesaptan kaynaklı alacak olduğu kabul edilmiştir.
Tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde tanzim edilen 16/01/2025 tarihli bilirkişi raporu ile her iki tarafa ait ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu, takibe konu faturaların tamamının her iki taraf defterlerinde de kayıtlı olduğu, faturaların ödenmesine ilişkin olarak her iki taraf defterlerinde herhangi bir kaydın bulunmadığı tespit edilmiştir.
Takibe konu faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olması karşısında, karine olarak davalının faturalara konu hizmeti aldığının kabulü gerekir. Bu kapsamda davalı, faturalara konu hizmetin sunulmadığını ya da ödeme yapıldığını yazılı delillerle ispatlamalıdır. Ancak bu yönde yazılı bir delil sunulmamıştır.
Davaya ve takibe konu faturalar USD para cinsinden düzenlenmiştir. Faturalarda, fatura bedelinin TL karşılığının gösterilmesi alacağı TL alacağı haline getirmeyecektir. Yine, yasal zorunluluk gereği defter kayıtlarında TL karşılığının yazılmış olması da bu durumu değiştirmeyecektir.
Bilirkişi raporu ile, davacının takip tarihi itibariyle kendi defterlerine göre 75.664,29 USD tutarında alacaklı olduğu, davalı defterlerine göre ise davacının alacağının 2.211.862,22 TL olduğu tespit edildikten sonra farklılığın davalı defterlerinde yer almayan 8.176,76 USD tutarındaki virman işleminden ve 13.000,00 USD tutarındaki ödemenin taraf defterlerine TL karşılığının farklı girilmesinden kaynaklandığı belirtilmiştir.
Defter kayıtlarının takip tarihi itibariyle birbiriyle uyumsuz olmasının en büyük sebebi davalının USD cinsinden faturaların TL karşılığını defterine işlemesi USD cinsinden bir kayıt tutmamasından kaynaklanmaktadır. Bir diğer sebep olan 8.176,76 USD tutarındaki virman işlemi davalı defterlerinde kayıtlı değil ise de, davacı defterlerinde kayıtlı olması ve davacının aleyhine bir kayıt olması nedeniyle bu kayda itibar edilmesi gerekir. Takip tarihi itibariyle davacı kendi defterine göre 75.664,29 USD alacaklı göründüğüne ve virman işleminin mahsubundan sonra bu tutara ulaşıldığına göre mükerrer bir mahsup yapılamayacaktır. Yine, 13.000,00 USD tutarındaki ödeme davacı defterlerinde kayıtlıdır ve bu tutar USD bazında mahsup edildiğinden tekrar mahsubu mümkün değildir. Dolayısıyla bilirkişi raporundaki TL cinsinden alacak hesabına itibar edilmesi mümkün değildir. Bahsi geçen iki husus haricinde taraf defterlerinin birbiriyle uyumludur. Davalı defterinde kayıtlı olmasına rağmen davacı defterinde kayıtlı olmayan bir ödeme ile her iki taraf defterlerinde kayıtlı olmamakla birlikte belgeli bir ödeme bulunmaması karşısında, davacının açık hesaba dayalı olarak takip tarihi itibariyle 75.664,29 USD tutarında alacaklı olduğu kabul edilmelidir.
Bu kapsamda, faturalara konu hizmetin davalıya sunulduğu, faturalara istinaden davalı tarafça herhangi bir ödeme yapılmadığı, davacının faturalar nedeniyle ve açık hesap şeklinde yürütülen ticari ilişki nedeniyle takip tarihi itibariyle davalıdan 75.664,29 USD tutarında alacaklı olduğu kabul edilmiş ve takibe itirazın taleple bağlılık ilkesi gözetilerek 75.585,80 USD üzerinden iptaline karar vermek gerekmiştir.
Tarafların feri nitelikteki tazminat istemleri yönünden yapılan değerlendirmede; takibe itirazın haksız olması ve alacağın likit olması nedeniyle hükmedilen alacağın (takip tarihindeki TL karşılığı üzerinden taleple bağlılık ilkesi de gözetilerek) % 20'si oranında davacı lehine tazminata hükmetmek gerekmiş, davalı tarafça takibin kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından davalının tazminat isteminin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle ;
1-DAVANIN KABULÜ ile, Konya . İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin 75.585,80 USD asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 s. Kanun'un 4/a maddesi gereğince Devlet Bankalarınca 1 yıl vadeli USD cinsinden açılan hesaplara uygulanan en yüksek faiz oranının işletilmesine,
2-2.471.572,50 TL'nin % 20'si oranında hesaplanan 494.314,50 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Davalının tazminat isteminin reddine,
4-Karar tarihi itibariyle (ve dava değerinin 75.585,80 $ X dava tarihindeki kur bedeli: 33.5088 TL.= 2.532.789,45 TL. olduğunun kabulü ile) alınması gereken 173.014,84 TL. nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 30.877,34 TL. harcın mahsubu ile kalan 142.137,50 TL. harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
5-Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 3.600,00 TL. yargılama giderinin, davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince ayrı ayrı harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
6-Davacı tarafından yapılan 31.304,94 TL harç gideri ve 5.607,50 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 36.912,44 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Gerekçeli karar tebliği için davacı avansından yapılacak olan (ve 30 TL. olacağı değerlendirilen) yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve takdir olunan, 338.606,84 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Davacı tarafından yatırılan gider avansından artan kısmın, 6100 s. HMK.nun 333. maddesine göre karar kesinleştiğinde ve re'sen davacıya iadesine,
Dair ; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere ve oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 12/03/2025
Başkan Üye Üye Katip