T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
"TÜRK MİLLETİ ADINA"
T.C. GEREKÇELİ KARAR
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO :
KARAR NO :
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesiyle özetle; müvekkili banka ile dava dışı ... Tic. Ltd. Şti. arasında kredi sözleşmeleri imzalandığını, bu sözleşmelere davalının müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladığını, kullanılan kredilerin geri ödemesi zamanında yapılmaması nedeniyle borçlu firma, müteselsil kefillere ve kanunen sorumluluğu bulunan kefillere ihtarname keşide edildiğini, ihtar çekilmesine rağmen kredi ödemesi yapılmaması nedeniyle kefiller ve yasal mirasçılar hakkında Konya . İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, davalı/borçlu tarafından icra dosyasına itiraz bulunulduğunu ve takibin durdurulduğunu, itirazın tamamen kötü niyeti ve zaman kazanma amacıyla yapıldığından bahisle icra dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin 5.000.000,00 TL üzerinden devamına, davalı aleyhine %20' den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesiyle özetle; müvekkilinin dava dışı ... Tic. Ltd. Şti.nde bulunan tüm payını hukuki ve mali yükümlükleri ile birlikte ... devrettiğini, şirkette imza ve temsil yetkisinin kalmadığını, müvekkili tarafından asıl borçlu şirket ile ortaklık ve temsil yetkisinin kalmadığı bu nedenle de kefillik borcunun son bulduğu davacı tarafa bildirildiğini, davaya konu borcun devirden 4 yıl sonra oluşan bir borç olduğunu, müvekkilinin kefil olarak imzalamadığını, şirketten ayrıldığı tarihten sonra kullandırılan sözleşmeden doğan borçtan sorumlu tutulmasının hukuka ve kanuna aykırı olduğunu, kefiller yönünden genel kredi sözleşmesinde kefilin sorumlu olduğu bedelin ne kadar olduğu açıklanmadığını, hesap kat ihtarının usulüne uygun gönderilmediğini, davacı tarafın talep ettiği faiz oranı fahiş olduğunu, haksız ve kötü niyetli açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, itirazın iptali isteminden ibarettir.
Davaya konu Konya. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı takibinin 5.000.000,00 TL asıl alacak üzerinden başlatıldığı, takip dayanağı olarak ... numaralı Ticari kredili mevduat hesabından kaynaklanan borcun 5.000.000,00 TL'lik asıl alacak kısmının gösterildiği, itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği ve itirazın hükümden düşürülmesi için de eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.
İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre itirazın iptali davasında; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17.09.2019 tarihli ve ... E., ... K.; 25.11.2020 tarihli ve ... E., ... K. sayılı ilamları)
Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; davanın kabulü hâlinde takibin devamı hükmünü de içerecektir.
Bu kapsamda itirazın iptali davası; icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. (Yargıtay HGK'nın 22/11/2022 gün ve ... E ... K sayılı ilamı)
Davaya konu icra takibinin kredi sözleşmesi kapsamında açılan ... umaralı ticari kredili mevduat hesabına dayalı olması karşısında eldeki davada takip tarihi itibariyle davacının bu kredili mevduat hesabına dayalı olarak davalıdan alacaklı olup olmadığının ve varsa alacak tutarının ne kadar olduğunun belirlenmesi gerekir.
Dosya kapsamına uygun olduğundan hükme esas alınan 13/04/2025 tarihli bilirkişi raporu ile, ... numaralı ticari kredili mevduat hesabının 26/09/2019 tarihli GKS'ye dayalı olarak açıldığı, bu kredi nedeniyle bankanın 7.000.00,00 TL asıl alacak, 1.541.680,00 TL işlemiş faiz ve 77.084,00 TL BSMV olmak üzere toplam 8.618.764,00 TL tutarında alacaklı olduğu tespit edilmiştir.
26/09/2019 tarihli genel kredi sözleşmesinin incelenmesinde, davacı ile dava dışı Ltd. Şti. arasında kredi sözleşmesi imzalandığı, davalının bu sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı ve kefalette geçerlilik şekli yönden bir eksikliğinin bulunmadığı anlaşılmıştır.
Her ne kadar davalı dava dışı asıl borçlu şirket ile olan ortaklık ilişkisinin sona ermesi nedeniyle kefaletin de sona erdiğini iddia etmiş ise de, ortaklık ilişkisi ile kefalet ilişkisinin birbirinden bağımsız olduğu, ortaklık ilişkisinin sonra ermesinin kefaletin geçerliliğine bir etkisinin olmadığı, kefaletten tek taraflı dönmenin de mümkün olmadığı sonucuna varıldığından davalının bu yöne isabet eden savunmalarına itibar edilmemiştir. Yine, davalı alacağın rehinle teminat altına alındığını iddia etmiş ise de, davalının bu kefaletten kaynaklı borcunun rehinle teminat altına alındığına dair bir delil ibraz edilmediği, ipoteklerin dava dışı asıl borçlunun borcunu teminat altına aldığı, dolayısıyla davalı yönünden ilamsız takip başlatılmasında usul ve yasaya aykırı bir durumun mevcut olmadığı sonucuna varılmıştır. Cevap dilekçesi içeriğinden imza ve yazı inkarında bulunup bulunmadığı net olarak anlaşılmadığından, davalı vekiline imza ve yazı inkarında bulunup bulunmadıklarını açıkça belirtmeleri için kesin süre verilmiş ise de kesin süre içinde herhangi bir beyanda bulunulmadığından davalının imza ve yazı inkarında bulunmadığı kabul edilmiştir.
Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde, davacı banka tarafından dava dışı ... Ltd. Şti.ne, bu firma ile imzalanan 26/09/2019 tarihli kredi sözleşmesine istinaden kredi tahsisi yapıldığı, kredinin geri ödemesinin yapılmaması üzerinde kredi hesabının kat edildiği, davalının kredi sözleşmesini kefil sıfatıyla imzalaması ve kefaletin geçerli olması nedeniyle banka alacağından kefalet limiti dahilinde sorumlu olduğu, davacı bankanın 26/09/2019 tarihli GKS'ye dayalı olarak açılan dışı ... numaralı ticari kredili mevduat hesabı nedeniyle 7.000.00,00 TL asıl alacak, 1.541.680,00 TL işlemiş faiz ve 77.084,00 TL BSMV olmak üzere toplam 8.618.764,00 TL tutarında alacaklı olduğu, talebin ise 5.000.000,00 TL asıl alacaktan ibaret olduğu anlaşılmakla takibin 5.000.000,00 TL asıl alacak üzerinden devamına karar vermek gerekmiştir.
Davacının feri nitelikteki icra inkar tazminatı istemi yönünden yapılan değerlendirmede ise takibe itirazın haksız olması ve alacağın da likit nitelikte kabul edilmesi nedeniyle davacı lehine icra inkar tazminatına hükmetmek gerekmiştir.
Her ne kadar davalı da tazminat isteminde bulunmuş ise de, takibin haksız ve kötü niyetli olduğu ispat edilemediğinden davalının tazminat isteminin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle ;
1-DAVANIN KABULÜ ile, Konya . İcra Müdürlüğü'nün dışı ... Mühendislik ... E. sayılı takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin 5.000.000,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren %63,60 oranında temerrüt faizi işletilmesine,
2-5.000.000,00 TL'nin % 20'si oranında hesaplanan 1.000.000,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Davalının tazminat isteminin reddine,
4-Alınması gereken 341.550,00 TL harçtan, peşin alınan 60.387,50 TL harcın mahsubu ile bakiye 281.162,50 TL eksik harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
5-Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 3.600,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
6-Davacı tarafından yapılan 60.387,50 TL harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan 427,60 TL harç gideri ve 4.787,00 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 5.214,60 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve takdir olunan, 526.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
10-Gerekçeli karar tebliği için davacı avansından yapılacak (ve 30 TL olacağı değerlendirilen) yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
11-Davacı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmının 6100 sayılı HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair ; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere ve oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.28.05.2025
Başkan Üye Üye Katip