T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
"TÜRK MİLLETİ ADINA"
T.C. GEREKÇELİ KARAR
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO :
KARAR NO :
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : Dr. ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ...
VEKİLLERİ :
DAVALI :
DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesiyle özetle; davalının müvekkiline olan borcu nedeniyle Konya . İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, davalı/borçlu şirketin anılan icra takibine itiraz ettiğini ve takibin durdurulduğunu, davalı şirket ile müvekkili şirketi arasında sözleşmeler akdedildiğini, sözleşme uyarınca adam/saat esasına göre ücret hesaplanacağını, aylık olarak faturalandırılacağını ve davalı tarafça ilgili fatura, tarihinden itibaren 10 gün içerisinde ödeneceğini, sözleşmeler kapsamında müvekkili şirketin üstlenilen tüm yükümlülükler zamanında ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini, davalı şirketin iş yaptırmak için sözleşmeler akdettiğini, işi yaptırdığını ve ödeme yapmaktan imtina ettiğini, davalı şirket adına iki adet fatura düzenlendiğini davalı şirket bu faturaları ödemeyince davalı şirket adına icra takibi başlatıldığını, davalı tarafça herhangi bir borcu bulunmadığı iddia edilerek takibe itiraz ettiğini ve takibin durdurulduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşmeler doğrultusunda müvekkili şirketçe yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davlı şirket borcunu ödemediğini, başlatılan icra takibine haksız ve kötü niyetli bir şekilde itiraz ettiğini, davanın kabulü ile itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı şirket aleyhine asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, itirazın iptali isteminden ibarettir.
Davaya konu Konya . İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı takibinin 42.369,60 Euro asıl alacak üzerinden başlatıldığı, takip dayanağı olarak açık hesap ilişkisinin gösterildiği, itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği ve itirazın hükümden düşürülmesi için de eldeki itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır.
İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre itirazın iptali davasında; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17.09.2019 tarihli ve ... E., ... K.; 25.11.2020 tarihli ve ... E., ... K. sayılı ilamları)
Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; davanın kabulü hâlinde takibin devamı hükmünü de içerecektir.
Bu kapsamda itirazın iptali davası; icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. (Yargıtay HGK'nın 22/11/2022 gün ve ... -... E ... K sayılı ilamı)
Eldeki davada, uyuşmazlığın her iki tarafı tacir olup, uyuşmazlık konusu iş her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgilidir. Bu nedenle fatura ve faturaların delil olma niteliği üzerinde de durmakta yarar vardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır. Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir. Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 Sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve ... E., ... K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Sözleşme ilişkisinin inkâr edilmesi durumunda öncelikle akdi ilişkinin ispat edilmesi gerekmektedir.
Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticarî defterlerine kaydedilmesi, faturaya konu hizmetin sunulduğuna karine teşkil eder. (Ems: Yargıtay HGK'nın 22/11/2022 gün ve ... E ... K sayılı ilamı)
Karinenin varlığı hâlinde, karineye dayanan taraf sadece karinenin temelini ispatla yükümlüdür. Kesin kanunî karineler dışında, karşı taraf karinenin aksini ispat edebilir. Karine söz konusu olduğunda, karine ile kabul edilen durumun aksini ispat etmek gerekir. (Yargıtay HGK'nın ... E ... K sayılı ilamı)
6100 sayılı HMK'nın 222/2. maddesine göre; Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
6100 sayılı HMK'nın 222/3. maddesine göre; İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.
Tarafların tacir olmaları nedeniyle ticari defter ve belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir. Davalıya ticari defter ve belgelerini ibraz etmesi ya da inceleme yapılacak yerin açık adresini bildirmesi için kesin süre verilmiş ise de, kesin süreleri içerir davetiyenin usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen davalı defter ibrazında bulunmamıştır.
Davacı tarafın defterlerinde yapılan inceleme neticesinde düzenlenen 08/04/2025 tarihli bilirkişi raporu ile davacı tarafa ait ticari defter ve belgelerin usulüne uygun olarak tutulduğu, davacının 05.05.2023 tarihli 35.230,40 Euro ve 31.05.2023 tarihli 7.139,20 Euro bedelli 2 adet faturaya dayalı olarak toplam 42.369,60 Euro tutarında alacaklı olduğu, faturalara davalı tarafça yasal sürede itiraz edildiğine dair dosya kapsamında belge bulunmadığı, takip tarihi itibari ile davacı ticari defterlerinde, davalının 42.369,60 Euro borç bakiyesinin bulunduğu tespit edilmiştir.
Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde; takibin açık hesaba dayalı olması nedeniyle takiple sıkı sıkıya bağlılık ilkesi gereğince takip tarihi itibariyle açık hesaba dayalı alacak borç durumunun tespitinin gerektiği, davacının kendi defter kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle ve açık hesaba dayalı olarak davalıdan 42.369,60 Euro tutarında alacaklı olduğu, davalının ticari defterlerini ibraz etmemesi nedeniyle davacı defterlerindeki bu kayda itibar edilmesinin gerektiği dolayısıyla davacının takip tarihi itibariyle 42.369,60 Euro davalıdan alacaklı olduğu sonucuna varıldığından davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Davacının feri nitelikteki icra inkar tazminatı istemi yönünden yapılan değerlendirmede, takibe itirazın haksız olması ve alacağın likit olması nedeniyle emsal nitelikteki Yargıtay . Hukuk Dairesi'nin ... E. ... K. sayılı ilamında gözetilerek hükmedilen alacağın takip tarihindeki TL karşılığı üzerinden %20 oranında davacı lehine icra inkar tazminatına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle ;
1-DAVANIN KABULÜ ile, Konya . İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin 42.369,60 Euro asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren Devlet Bankalarınca Euro cinsinden açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödenen en yüksek faiz oranının işletilmesine,
2-1.251.242,07 TL'nin % 20'si oranında hesaplanan 250.248,41 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Alınması gereken 110.071,88 TL harçtan, peşin alınan 21.270,81 TL harcın mahsubu ile bakiye 88.801,07 TL eksik harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
4-Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 3.120,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
5-Davacı tarafından yapılan 21.270,81 TL harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 427,60 TL harç gideri ve 5.612,00 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 6.039,60 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve takdir olunan, 237.249,41 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Gerekçeli karar tebliği için davacı avansından yapılacak (ve 225 TL olacağı değerlendirilen) yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Davacı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmının 6100 sayılı HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair ; davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere ve oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.28.05.2025
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...