T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI : 1-
VEKİLLERİ :
DAVALI : 2-
VEKİLİ :
DAVA İHBAR OLUNAN :
VEKİLİ :
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
KARARIN YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
BEYANLAR:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle şu hususları belirtmiştir; 05.04.2024 tarihinde davacı ... ’un sevk ve idaresindeki ... plakalı motosiklet ile davalı ... ’a ait ve ... Sigorta A.Ş. tarafından ... numaralı zorunlu trafik sigortası ile sigortalı bulunan ... plakalı aracın karıştığı trafik kazasında, karşı tarafın tam kusurlu olması nedeniyle davacının yaralandığı, geçici ve kalıcı iş göremezliğe uğradığı, bakıcı ihtiyacı doğduğu ve aracının zarar gördüğü, kazaya ilişkin trafik kazası tespit tutanağında davacının kusursuz olduğunun belirlendiği, sigorta şirketine yapılan 07.10.2024 tarihli başvuruya rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığı, 2918 sayılı KTK m.97 gereği başvuru şartının yerine getirildiği, ayrıca ... sayılı arabuluculuk başvurusunda anlaşma sağlanamadığı, bu nedenle HMK m.107 uyarınca belirsiz alacak davası açma zorunluluğunun doğduğu, davacının geçici ve kalıcı iş göremezlik, bakıcı gideri ve tedavi giderleri nedeniyle zarara uğradığı, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik kalıcı iş göremezlik için 100 TL, geçici iş göremezlik için 100 TL, bakıcı gideri için 100 TL ve tedavi gideri için 100 TL olmak üzere toplam 400 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı ... Sigorta A.Ş.’den (teminat limiti ile sınırlı olmak üzere) tahsiline, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği belirtilmiştir.
Davacı değer arttırım dilekçesinde özetle şu hususları belirtmiştir; 05.04.2024 tarihli trafik kazası nedeniyle açılan davada fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak kaydıyla daha önce talep edilen tazminat kalemlerine ilişkin bedel artırımında bulunulduğu, bu kapsamda geçici iş göremezlik yönünden başlangıçta talep edilen 100 TL’nin aynen korunduğu, kalıcı iş göremezlik yönünden 100 TL olarak talep edilen bedelin 416.746,16 TL artırılarak toplam 416.846,16 TL’ye çıkarıldığı, belgeli ve belgesiz tedavi ile iyileştirme giderleri yönünden 100 TL olan talebin 4.900,00 TL artırılarak toplam 5.000,00 TL’ye yükseltildiği, bakıcı gideri yönünden 100,00 TL olan talebin 19.902,50 TL artırılarak toplam 20.002,50 TL olarak belirlendiği, bu tutarların kaza tarihinden itibaren işleyecek faizleriyle birlikte davalılardan tahsilini talep ettikleri, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini istedikleri belirtilmiştir.
Davalı Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle şu hususları belirtmiştir; 05.04.2024 tarihli kazaya ilişkin olarak davacı tarafından sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı talep edildiği, ancak öncelikle 6102 sayılı TTK m.5/A ve 6325 sayılı Kanun uyarınca sigorta uyuşmazlıklarında zorunlu arabuluculuk dava şartı olduğu halde davacının usulüne uygun arabulucuya başvurmadan dava açtığı iddiasıyla davanın dava şartı yokluğundan usulden reddi gerektiği, esasa ilişkin olarak müvekkil şirketin ... numaralı ZMSS poliçesiyle sigortalı ... plakalı araç ile davacının ... plakalı motosikletinin 05/04/2024 tarihinde çarpıştığı, kaza tespit tutanağındaki “sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu” tespitinin taraflarca düzenlenmiş olup hükme esas alınamayacağı, kusurun Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesince oranlı şekilde belirlenmesi için dosyanın ATK Trafik İhtisas Dairesine gönderilmesinin talep edildiği, davacının kalıcı/geçici maluliyetinin bulunmadığı ve illiyet bağının ispatlanması gerektiği, kalıcı maluliyet tespiti için 20.02.2019 tarihli Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre ATK 3. İhtisas Dairesinden rapor alınması ve kaza tarihinden itibaren en az 12 ay geçmesi gerektiği, tazminat miktarının kabul edilemeyeceği, sigortanın zenginleşme aracı olmadığı ve gerçek zarar kadar (poliçe limiti dâhilinde ve kusur oranında) sorumluluk bulunduğu, müvekkil sigorta şirketinin geçici iş göremezlikten sorumlu olmadığı, davacının polis memuru olması nedeniyle maaş ve varsa ek ödemeler yönünden araştırma yapılarak geçici iş göremezlik zararının bulunmadığının tespiti gerektiği, 19.02.2021 tarihli değişikliklerle KTK m.90 ve genel şartlar çerçevesinde aktüeryal hesaplamada teknik faiz/iskonto esaslarının dikkate alınması gerektiği, ceza soruşturması/kovuşturma dosyasının celbi ile CMK m.253 kapsamında uzlaşma sağlanıp sağlanmadığının tespitini, uzlaşma varsa tazminat davası açılamayacağından davanın reddini talep ettikleri, müvekkil şirketin eksik evrakla başvuru nedeniyle temerrüde düşmediği ve faizin kaza tarihinden değil en erken dava tarihinden başlatılması gerektiği, ayrıca davacının kask/koruyucu ekipman kullanıp kullanmadığı yönünden müterafik kusur araştırılarak %20 indirim uygulanması gerektiği, avans faizi talebinin hatalı olup yasal faiz uygulanması gerektiği; neticede dosyanın ATK Trafik İhtisas Dairesine kusur tespiti için gönderilmesine ve davacının ATK 3. İhtisas Dairesine maluliyet yönünden sevkine, davanın esastan reddine ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği belirtilmiştir.
Davalı ... Vekili Cevap Dilekçesinde Özetle; Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle şu hususları belirtmiştir; dava dilekçesinin müvekkile tebliğ edildiğini, davanın hukuken mesnetsiz olduğunu ve tüm talepler yönünden reddi gerektiğini, davacının iddia ettiği maddi zararların gerçek zarar olduğunun, zarar ile kaza arasında illiyet bağı bulunduğunun ve kusurun davalıya ait olduğunun ispatlanamadığını, bu nedenle taleplerin kabul edilemeyeceğini, usulen Konya . Asliye Ceza Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasını ve davacının polis memuru olması nedeniyle olayın iş kazası niteliği taşıyıp taşımadığının değerlendirilmesi için İçişleri Bakanlığı’nın davaya ihbar edilmesi gerektiğini, esasa ilişkin olarak 05.04.2024 tarihinde ... plakalı araç ile meydana gelen trafik kazasında davalının kusur ve kural ihlalinin bulunmadığını, kaza tespit tutanağının gerçeği yansıtmadığını ve hüküm kurmaya elverişli olmadığını, kusurun belirlenmesi için öncelikle Adli Tıp Kurumu’ndan, çelişki halinde Karayolları Trafik Fen Heyeti veya İTÜ Karayolları Kürsüsü’nden rapor alınması gerektiğini, davacının kask ve koruyucu ekipman kullanmaması nedeniyle müterafik kusurunun araştırılması ve tazminattan indirim yapılmasının zorunlu olduğunu, maluliyet iddiasının davalıdan kaynaklanmadığını, aksi kanaatte olunması hâlinde maluliyet oranının kaza tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuata, özellikle 20.02.2019 sonrası için Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre ATK 3. İhtisas Dairesi veya üniversitelerin adli tıp anabilim dallarından alınacak raporla tespit edilmesi gerektiğini, davacının talep ettiği kalıcı iş göremezlik, geçici iş göremezlik, tedavi ve bakıcı giderlerinin hukuken mümkün olmadığını, davacının polis memuru olması nedeniyle geçici iş göremezlik süresince maaş almaya devam ettiğinden kazanç kaybı bulunmadığını, tedavi ve bakıcı giderlerinin 6111 sayılı Kanun ve 2918 sayılı Kanun uyarınca SGK sorumluluğunda olduğunu ve bu kalemlerden davalının sorumluluğu bulunmadığını, SGK’ya müzekkere yazılarak varsa yapılan ödemelerin tespit edilip tenzil edilmesi gerektiğini, maddi tazminat alacakları yönünden sorumluluğun davalıya değil sigorta şirketine ait olduğunu, sonuç olarak davalının kusuru bulunmadığından ve talep edilen tüm kalemler davalı sorumluluğunda olmadığından davanın usul ve esastan reddine, reddedilmemesi hâlinde İçişleri Bakanlığı’na ihbarına, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEMEMİZCE TOPLANAN DELİLLER VE YAPILAN İŞLEMLER:
Bilirkişi (... ) 19.05.2025 tarihli raporunda özetle şu hususları belirtmiştir; dosya kapsamındaki kaza tespit tutanağı, taraf beyanları ve mevcut belgeler birlikte değerlendirildiğinde, 05.04.2024 tarihli trafik kazasının meydana gelmesinde ... plakalı otomobil sürücüsü ... ’un, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 67/1-a maddesinde düzenlenen “manevra sırasında diğer yol kullanıcılarını tehlikeye düşürmeme” kuralını ihlal ettiği, ayrıca aynı Kanun’un 84. maddesinde yer alan asli kusur hallerinden “manevraları düzenleyen genel şartlara uymama” fiilini işlediği, bu nedenle kazanın oluşumunda %100 oranında kusurlu olduğu, buna karşılık ... plakalı motosiklet sürücüsü ... ’un kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kural ihlalinin bulunmadığı ve kusursuz olduğu, yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda kazanın tamamen otomobil sürücüsünün kusurundan kaynaklandığı kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
Selçuk Üniversitesi Rektörlüğü Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimliği'nin 08/07/2025 tarihili raporunda özetle; 05.04.2024 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu davacı ... ’un sağ radius şaft kırığı oluştuğu, kırığın redükte edilerek plak-vida ile tespit edildiği, sağ el bileğinde fleksiyon, ekstansiyon ve deviasyon hareketlerinde kısıtlılık bulunduğu, sağ el bileği eklem hareket açıklığının sola göre yaklaşık %17 azaldığı, kırığın kaynamasının yeterli olduğu ancak kalıcı sakatlık bıraktığı, davacının 1987 doğumlu olduğu ve olay tarihinde 36 yaşında bulunduğu, mesleğinin polis/bekçi olarak kabul edildiği, 11.10.2008 tarihli Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği’ne göre çalışma gücü kayıp oranının %4,3 olduğu, 20.02.2019 tarihli Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre sağ el bileğindeki fonksiyon kaybı nedeniyle tüm vücut fonksiyon kaybının %2 oranında olduğu, bu durumun sürekli iş göremezlik (kalıcı maluliyet) niteliğinde bulunduğu, radius kırığına bağlı iyileşme süresinin yaklaşık 3 ay olduğu ve bu sürede geçici iş göremezlik halinin mevcut olduğu, dosyada tedavi giderlerine ilişkin fatura bulunmadığı ve tedavi giderlerinin SGK tarafından karşılandığı, ancak yaralanmanın niteliği gereği ulaşım, refakatçi, bakım ve benzeri zorunlu giderlerin oluşmasının hayatın olağan akışına uygun olduğu, bu giderlerin olay tarihi itibarıyla takriben 5.000,00 TL olarak değerlendirilmesi gerektiği, ayrıca yaralanmanın ağırlığı dikkate alındığında davacının 1 ay süreyle bakıcıya ihtiyaç duyacağı kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
Bilirkişi (Av. Arb. ... ) 26.08.2025 tarihli raporunda özetle şu hususları belirtmiştir; dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile yapılan tıbbi değerlendirmeler esas alınarak 05.04.2024 tarihinde meydana gelen trafik kazasında yaralanan ... ’un yaklaşık 3,07 ayda iyileştiği, bu sürenin ilk 1 ayında bakıcı ihtiyacının bulunduğu, iyileşme sonrası tüm vücut fonksiyon kaybı oranının %2, meslekte kazanma gücü kayıp oranının ise %4,3 olduğu, geçici iş göremezlik süresi yönünden (05.04.2024–07.07.2024 arası) herhangi bir maddi zarar oluşmadığı, sürekli iş göremezlik nedeniyle 08.07.2024–12.01.2062 tarihleri arasına ilişkin %2 engel oranı ve TRH-2010 yaşam tablosu esas alınarak 416.846,16 TL, 08.07.2024–04.03.2056 tarihleri arasına ilişkin %4,3 maluliyet oranı ve PMF-1931 yaşam tablosu esas alınarak 829.427,55 TL maddi zarar hesaplandığı, 05.04.2024–05.05.2024 tarihleri arasındaki 1 aylık süre için bakıcı giderinden kaynaklanan zararın 20.002,50 TL olduğu, belgeye bağlanamayan ancak yaralanmanın niteliği gereği kaçınılmaz kabul edilen tedavi giderlerinin 5.000,00 TL olarak değerlendirildiği, tüm bu hususlar dikkate alınarak hesaplamaların yapıldığı ve takdirin mahkemeye ait olduğu kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
05.04.2024 tarihinde davacı ... ’un sevk ve idaresindeki ... plakalı motosiklet ile davalı ... ’a ait ve ... Sigorta A.Ş. tarafından ... numaralı zorunlu trafik sigortası ile sigortalı bulunan ... plakalı aracın karıştığı trafik kazasında, karşı tarafın tam kusurlu olması nedeniyle davacının yaralandığı, geçici ve kalıcı iş göremezliğe uğradığı, bakıcı ihtiyacı doğduğu ve aracının zarar gördüğü, kazaya ilişkin trafik kazası tespit tutanağında davacının kusursuz olduğunun belirlendiği, sigorta şirketine yapılan 07.10.2024 tarihli başvuruya rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığı, 2918 sayılı KTK m.97 gereği başvuru şartının yerine getirildiği, ayrıca ... sayılı arabuluculuk başvurusunda anlaşma sağlanamadığı, bu nedenle HMK m.107 uyarınca belirsiz alacak davası açma zorunluluğunun doğduğu, davacının geçici ve kalıcı iş göremezlik, bakıcı gideri ve tedavi giderleri nedeniyle zarara uğradığı, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik kalıcı iş göremezlik için 100 TL, geçici iş göremezlik için 100 TL, bakıcı gideri için 100 TL ve tedavi gideri için 100 TL olmak üzere toplam 400 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı ... Sigorta A.Ş.’den (teminat limiti ile sınırlı olmak üzere) tahsili ile maddi tazminat davası açtığı görülmüştür.
Mahkememizce aldırılan uzman bilirkişi raporuna göre; "...’un, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 67/1-a maddesinde düzenlenen “manevra sırasında diğer yol kullanıcılarını tehlikeye düşürmeme” kuralını ihlal ettiği, ayrıca aynı Kanun’un 84. maddesinde yer alan asli kusur hallerinden “manevraları düzenleyen genel şartlara uymama” fiilini işlediği, bu nedenle kazanın oluşumunda %100 oranında kusurlu olduğu..." kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
Sorumluluğu doğuran olayın, zarar görenin vücut bütünlüğünü ihlâl etmesi hali Türk Borçlar Kanunu madde 54 düzenlenmiştir. Buna göre; bedensel zarar sonucu zarara uğrayanın tedavi giderleri, çalışma gücünün azalması ya da yitirilmesi zararları, ekonomik geleceğin sarılması nedeniyle uğranılan zararlar ve kazanç kayıpları talep edilebilecektir (... : Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Genişletilmiş 20. Bası, Ankara 2016, s.431-433).
Çalışma gücü, zarar görenin iş gücünün, yani beden ve fikir gücünün, gelir getirici şekilde kullanılması demektir. Burada asıl önem arz eden kazanç kaybı veya azalması değil, kazanma gücünün kaybı veya azalmasıdır. Bu kayıp ve azalmadan doğan olumsuz ekonomik sonuçlar, zararı oluşturur (... : Borçlar Hukuku Genel Hükümler, B. 9, İstanbul 2006, s.713). Bununla birlikte Yargıtay'ın yerleşik uygulaması gereğince kişinin vücut bütünlüğünün ihlâli nedeniyle ortaya çıkan beden gücü kayıplarının, gelirinde veya malvarlığında bir azalma meydana gelmese dahi tazminat gerektirdiği kabul edilmekte ve bu husus güç kaybı tazminatı olarak ifade edilmektedir. Bu durum, ilk bakışta sorumluluk hukukundaki zarar kavramına aykırı gibi görünse de, burada vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişinin aynı işi zarardan önceki durumu ve diğer kişilere göre daha fazla güç sarf ederek yaptığı gerçeğinden hareket edilmekte ve zararı, fazladan sarf edilen bu gücün oluşturduğu kabul edilmektedir. (Y. HD, ... E, ... K, 07/10/2019 T).
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası sözleşmesinin konusu, karayolunda motorlu taşıt işletenin, motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin uğrayabileceği destekten yoksun kalma zararını, bedensel zararı ve/veya eşya zararını tazmin yükümlülüğünü teminat altına almaktır. Başka bir ifadeyle sigorta şirketinin bu sözleşme ile yüklendiği borç, işletenin motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilere zarar vermesi hâlinde doğacak tazminat borcunu sigorta teminat limiti dâhilinde ödeme borcudur. Sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğan sorumluluğunun kapsamı düzenlenmemiş olup bu kapsamın idarenin düzenleyici nitelikte işlemi olan genel şartlar ile belirlenmesi öngörülmüştür. Böylece sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğacak borcu, idare tarafından her zaman değiştirilebilir nitelikteki kurallar olan genel şartlara göre belirlenecektir. Borcun kapsamının tespiti hususunda temel çerçeve ve ilkelerin kanunda belirlenmediği, idareye geniş bir takdir yetkisinin tanındığı anlaşılmaktadır.
Mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin içeriğine ilişkin düzenleme öngören itiraz konusu kuralların, sözleşmenin tarafları olarak motorlu taşıt işleten ile sigorta şirketinin yanında motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle zarara uğrama riskine maruz kalan üçüncü kişilerin menfaatleri arasındaki dengenin dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin zarara uğraması hâlinde işletenin tazminat borcunun kapsamı 6098 sayılı Kanun’un gerçek zararın tazminini öngören kurallarına göre belirlenmektedir. Bu tazminat borcunun ödenmesini teminat altına almak amacıyla zorunlu kılınan mali sorumluluk sigortası uyarınca sigorta şirketinin borcunun kapsamı ise itiraz konusu kurallarda atıf yapılan genel şartlara göre belirlenmektedir.
Maddi Tazminat Yönünden Yapılan Yargılamada;
Meydana gelen haksız fiil sebebiyle davacının geçici iş göremezlik süresinde uğradığı maddi zararın bulunmadığı davacının meydana gelen trafik kazasında kusurunun bulunmadığı, davacının sürekli iş göremezlik, bakıcı ve tedavi gideri olmak üzere toplamda: 441.848,66 TL maddi zarara uğradığı ilgili maddi zarardan davalı gerçek kişinin sürücü sıfatıyla davalı sigorta şirketinin ise poliçe limitleri dahilinde sorumlu olduğu, geçici iş göremezlik süresinde uğradığı maddi zararın bulunmadığı için 100,00 TL geçici iş göremezlik talebinin reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Arabuluculuk Ücreti Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) madde 5/A; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi ile konusu bir miktar paranın ödenmesine ilişkin olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava şartı olarak getirilmiştir.
Ancak TTK'nın 5/A maddesi ile konusu para alacağına ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava ön şartı olarak düzenlenmişken 26.04.2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile Karayolları Trafik Kanunu madde 97'de yapılan değişiklik ile;" zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta Kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurulabilir." ifadesi ile zorunlu mali sorumluluk sigortasına karşı açılacak davalarda dava açmadan önce sigortacıya yazılı başvuru yapılması ve bu süre içinde hiç cevap verilmemesi veya verilen cevabın zarar görenin talebini karşılamaması halinde yani zarar gören ile sigortacı arasında uyuşmazlık çıkmasından sonra dava açılabileceği düzenlenmiştir.
Bu düzenleme ile sigortacıya başvuru bir dava şartı olarak getirilmiştir. Bir başka deyişle KTK madde 97 ile trafik kazası sonucu zarar gören kişilerin sigortacıya karşı dava açabilmesi için aralarında bir uyuşmazlık çıkması gerektiği şartı düzenlenmiştir. Buna göre zarar gören öncelikle tazminat taleplerini sigortacıya iletecek ve böylece uyuşmazlığı kendi aralarında çözmeye çalışacaklardır. Bu haliyle zarar görenin dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartı alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olarak önümüze çıkmaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu madde 18/A-18; "Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz." ifadesi ile dava şartı olarak arabuluculuğun sınırları özel kanunlarda tahkim ve başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvurunun zorunlu olması ile çizilmiştir.
Bir başka deyişle tahkimin veya başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının zorunlu kılındığı durumlarda arabuluculuğa başvuru dava şartı olarak uygulanmayacaktır.
Yukarıda belirtildiği üzere davacının dava şartı olarak ilgili KTK gereğince sigorta şirketine yazılı olarak başvurmasının yeterli olduğu, ayrıca arabuluculuk sürecine gitmesinin gerek olmadığı değerlendirmekle arabuluculuk yönünden yapılan yargılama giderinin davacının üzerine bırakılmasına karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: (Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere);
DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE;
1-Davacının bedensel zararı sebebiyle belirlenen 441.848,66 TL'nin davalı sigorta şirketinden 30/12/2024 temerrüt tarihinden itibaren (poliçe limiti dahilinde ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla), diğer davalıdan kaza tarihi olan 05/04/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
2-100,00 TL Geçici İş Göremezlik Bedeli TALEBİNİN REDDİNE,
3-Kabul miktarı üzerinden hesaplanan toplam 30.182,68 TL karar ilam harcından davacının ödediği peşin ve ıslah harcı toplamı olan: 7.552,36 TL'nin masubu ile bakiye 22.630,32 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafça yatırılan peşin ve ıslah harcı toplamı olan : 7.552,36 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafça ödenen 615,40 TL başvuru harcının kabul ret oranı nazara alınarak 615,26 TL 'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davacı tarafça yapılan 16.663,85 TL masrafın kabul/ ret oranına göre 16.660,08 TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı tarafça masraf yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödendiğinden ve bu ücret ve ayrıca adliye arabuluculuk bürosu tarafından yapılmış zaruri giderler de Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılandığından ve bu giderler de yargılama gideri sayıldığından buna göre 4.700,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazine’ye gelir kaydına (harç tahsil müzekkeresi yazılmasına).
9-Karardan sonra yapılacak masrafların %99,98 oranında (kabul oranı) davalılara; %0,02 oranında (ret oranı) davacıya yüklenmesine,
10-Artan gider/delil avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
11-Davacı taraf kendisi vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık asgari ücret tarifesine göre hesaplanan 70.695,79 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
12-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden Avukatlık asgari ücret tarifesine göre hesaplanan 100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
Kabul edilen kısım yönünden; hazırda bulunan tarafların yüzüne karşı, davalı ... vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın kendilerine tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize iletilmek üzere bulundukları yer Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verecekleri dilekçe veya tutanağa kaydedilmek koşuluyla beyanda bulunmak suretiyle Konya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verildi.
Reddedilen kısım yönünden; hazırda bulunan tarafların yüzüne karşı, davalı ... vekilinin yokluğunda miktar itibari ile kesin olarak verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 16/12/2025
Katip Hakim