T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLLERİ :
DAVALILAR : 1-
2-
DAVA : Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali)
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
KARARIN YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
BEYANLAR:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle şu hususları belirtmiştir; Müvekkil bankanın 27.01.2021 tarihli sözleşmeler ile davalı şirkete kredi verdiği, business kart hesabı açarak kart tahsis ettiği ve ayrıca 75.000 Euro tutarında teminat mektubu sağladığı, ancak davalı borçlunun taahhütlerini yerine getirmemesi üzerine 12.04.2023 tarihli Beyoğlu . Noterliği ihtarnamesi ile temerrüde düşürüldüğü, konkordato tedbirleri nedeniyle takibe başlanamamışsa da tedbirlerin kalkması üzerine 26.08.2024 tarihinde Konya . İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile toplam 89.894,31 TL (61.321,46 TL asıl alacak, 27.212,24 TL faiz, 1.360,61 TL gider vergisi, 792,06 TL noter masrafı) üzerinden icra takibine geçildiği, ayrıca 23.316.000 TL çek garanti bedeli ve 2.831.482,50 TL teminat mektubu tutarına ilişkin gayrinakit alacakların da nakde dönüşmeleri halinde temerrüt faizi, gider vergisi, avukatlık ücreti ve masraflarla birlikte talep edildiği, buna rağmen davalıların kötü niyetle borca ve faize itiraz ederek takibi durdurduğu, arabuluculuk sürecinde de uzlaşma sağlanamadığı, alacağın dayanağının kredi ve teminat sözleşmeleri ile banka defter ve kayıtları olduğu, bu kayıtların kesin delil niteliğinde bulunduğu, davalıların itirazlarının yalnızca borcu sürüncemede bırakma amacına yönelik olduğu, bu sebeple haksız ve mesnetsiz itirazın iptali ile takibin devamına, davalıların %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar cevap dilekçesi sunmamıştır.
MAHKEMEMİZCE TOPLANAN DELİLLER VE YAPILAN İŞLEMLER:
İlgili icra dosyası ile Mahkememiz dosyası ilişkilendirilmiştir.
Bilirkişi (... ) 05.06.2025 tarihli raporunda özetle şu hususları belirtmiştir; Davacı vekilinin 25.03.2025 tarihli dava dilekçesinde bankanın 27.01.2021 tarihli sözleşmeler ile davalılara kredi verdiği, business kart hesabı açtığı ve 75.000 Euro tutarında teminat mektubu sağladığı, borçluların taahhütlerini yerine getirmemesi üzerine 12.04.2023 tarihli ihtarname gönderildiği, buna rağmen borcun ödenmeyerek temerrüde düşüldüğü, konkordato tedbirlerinin kalkmasının ardından Konya . İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ile 26.08.2024 tarihinde 89.894,31 TL tutarında icra takibi başlatıldığı, ayrıca çek garanti bedeli ve 2.831.482,50 TL tutarındaki teminat mektubuna ilişkin gayrinakit alacakların da nakde dönüşmeleri halinde faizi ve masraflarıyla talep edildiği belirtilmiştir. Ayrıntılı rapor hazırlanabilmesi için; davacı bankadan davalılara ait kredi sözleşmeleri, teminat mektubu evrakları, ödeme dekontları, cari hesap ekstreleri, çek taahhütnameleri ve teslim makbuzları ile davalıların kullandığı business kart hesap özetleri gibi belgelerin dosyaya kazandırılması gerektiği kanaatine varıldığını bildirerek raporunu mahkemenin takdirine sunmuştur.
Bilirkişi (... ) 04.07.2025 tarihli 1. Ek raporunda özetle şu hususları belirtmiştir; Davalının davacı bankadan toplam 615.000 TL tutarında 5 kredi kullandığı, ayrıca 75.000 Euro tutarında teminat mektubu aldığı ve çek karnesi kullanarak 2.670 TL riskli bakiye doğurduğu, faizli bakiyesinin 3.256,04 TL olduğu, gönderilen ihtarnamede toplam borcun 822.724,28 TL olarak göründüğü, buna rağmen icra takibinin 61.321,46 TL asıl alacak, 27.212,24 TL işlemiş faiz ve 1.360,61 TL gider vergisi olmak üzere 89.894,31 TL üzerinden başlatıldığı anlaşılmıştır. Ancak takip talebinin hangi krediye dayandığının dosya kapsamında açık olmadığı, bu nedenle davalının itiraz ettiği borcun ödenip ödenmediği konusunda bir kanaate varılamadığı belirtilmiş, takibin dayanağını teşkil eden alacağa ilişkin dekont, ekstre, döküm ve sair belgelerin davacı banka tarafından dosyaya sunulması gerektiği görüşüne ulaşılmıştır.
Bilirkişi (... ) 19.08.2025 tarihli 2. Ek raporunda özetle şu hususları belirtmiştir; Dosyaya sonradan sunulan belgelerden davalı lehine 3 adet araç rehni, 160.000 TL mevduat rehni, Kredi Garanti Fonu garantisi ve 900.000 TL’lik gayrimenkul ipoteği bulunduğu, ancak borçların ödendiğine dair dosyada herhangi bir kayıt olmadığı tespit edilmiştir. Davacı bankanın 61.321 TL asıl alacak ile 2.924 TL karşılıksız çek bedeli toplamı olan 64.245 TL için, borcun kat edildiği 05.11.2021 tarihinden dava tarihi 25.03.2025’e kadar geçen 1219 gün üzerinden %140,4 temerrüt faizi ve %5 BSMV talep ettiği, yapılan hesaplamada 305.427 TL faiz ve 15.271 TL BSMV olmak üzere toplam 320.698 TL faiz tutarı ile birlikte alacağın 384.943 TL olduğu belirlenmiştir. Ayrıca davacı bankanın iade edilmemiş çek karneleri ve 75.000 Euro tutarındaki teminat mektubu karşılığının depo edilmesini talep etmesinde yasal bir engel bulunmadığı, takdirin mahkemeye ait olduğu kanaatine varılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Tarafların iddia ve savunmaları dikkate alındığında uyuşmazlık konusunun Bankacılık Sözleşmesine dayalı itirazın iptaline ilişkin olduğu görülmüştür.
Kredinin tanım olarak 5411 sayılı Bankacılık Kanununda (Ban. K) kanun koyucu tarafından bir belirlemesi yapılmamıştır. Bununla birlikte kredi sınırlarının çizilmesinde bankanın hangi işlemlerinin kredi sayılacağı hususu Ban. K madde 48 belirlenmiştir.
Buna göre, krediler, bankalarca verilen nakdî krediler ile teminat mektupları, kontrgarantiler, kefaletler, aval, ciro, kabul gibi gayri nakdî krediler ve bu niteliği haiz taahhütler, satın alınan tahvil ve benzeri sermaye piyasası araçları, tevdiatta bulunmak suretiyle ya da herhangi bir şekil ve surette verilen ödünçler, varlıkların vadeli satışından doğan alacaklar, vadesi geçmiş nakdî krediler, tahakkuk etmekle birlikte tahsil edilmemiş faizler, gayrinakdî kredilerin nakde tahvil olan bedelleri, ters repo işlemlerinden alacaklar, vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri ile benzeri diğer sözleşmeler nedeniyle üstlenilen riskler, ortaklık payları ve Kurulca kredi olarak kabul edilen işlemler izlendikleri hesaba bakılmaksızın bu kanun uygulamasında kredi sayılacağı şeklinde düzenlenmiştir.
Kredinin birden çok çeşidi olmakla beraber uygulamada en çok kullanılan tür nakit ödeme yapılmak suretiyle verilen kredilerdir. Bu tür ise, nakdi kredi olarak tanımlanabilecektir. Bu itibarla kredi kartı hesabı suretiyle kullandırılan kredi, tüketici ya da ticari krediler nakdi krediye örnek olarak verilebilecektir.
Nakdi kredinin alt türlerinden olan sabit vadeli para ödüncü kredisinde değinilecek olursa; banka parayı bir defada kredi alana verecek, kredi alan ise almış olduğu bu para ödüncünü tek defada veya taksitler halinde kararlaştırmış oldukları vadede geri ödeyecektir.
Bu kredi sözleşmelerinde cari hesap şeklinde çalışmaz. Bu nedenle kredinin yenilenmesi, döner çalışması söz konusu değildir. Banka krediyi bir defada verir, kredi alan ödeme yapmakla belli limite kadar tekrar kredi çekme imkânı yoktur. Kredi belli bir limite kadar cari hesap şeklinde açılmamıştır. Bu sebeple kredi alanın ödemeler yaparak krediyi döner olarak kullanması mümkün değildir. (... : Kredi ve Kredi İşlemlerinin Hukuki Açıdan Değerlendirilmesi, Pamukkale Journal of Eurasian Socioeconomic Studies 6/2 (Aralık2019), 45-46).
Kredi Sözleşmesinin genel hükümler bağlamında hukuki niteliği; Türk Borçlar Kanunu (TBK) madde 386 ve devamında düzenlenmiştir. Kanuni tanım da dikkate alındığında, kanun koyucu tüketim ödüncüne ancak ya bir miktar para ya da tüketilebilen bir şeyin söz konusu olabileceği, ödünç verenin bu ödüncü devretmeyi yükümlendiği, ödünç alanın ise aynı nitelik ve miktardaki şeyi geri vermeyi taahhüt ettiği tam iki tarafa borç yükleyen, rızai sözleşme olarak tanımlamıştır.
Sözleşmenin rızai niteliği sebebiyle; banka ve kredi talep edenin anlaşması halinde artık sözleşmenin kurulacağı yorumu yapılabilecektir. Bu nedenle ayrıca paranın devredilmesi şart değildir. Bu hususa ilişkin ihtilaf olması halinde ancak tarafların yükümlülükleri dairesinde bakmak ve değerlendirmek gereklidir. (... ,s.47).
Kanun koyucu, ticari olmayan tüketim sözleşmelerinde ancak kararlaştırılmış olması halinde faiz istenebileceğini belirlemişken, ticari işlerde ise, tarafların bu konuda herhangi bir anlaşması olmasa bile faiz talebinde bulunulabileceği şeklinde düzenleme yapmıştır.
Kefalet Sözleşmesi irdelenecek olursa, ilgili sözleşme TBK madde 581 ve devamında düzenlenmiş olup, kefilin alacaklıya karşı borçlunun borçlarını ifa etmemesi halinde ödemeyi kişisel olarak üstlenmesi hali olarak tanımlanmıştır.
Kefalet, halihazırdaki borç için yapılabileceği gibi gelecekte doğacak borç için de yapılabilecektir. Yine sözleşme, yazılı şekilde yapılması gerekli olup, kefilin sorumlu olacağı miktarın ve kefalet tarihinin yazılması da geçerlilik şartı olarak düzenlemiştir.
Kefaletin türü bakımından ayırım ise, kefilin sözleşmeye müteselsil kefil olduğunu açıkça belirtmesi gerekli olup aksi halde adi kefalete ilişkin hükümlerin uygulanması gereklidir. Bunun önemi ise, adi kefalet halinde alacaklı, istisnai hükümler hariç öncelikle borçluya başvurmadan kefilin sorumluluğuna gidemeyecekken, müteselsil kefalette ise, alacaklı borçlu yerine kefile doğrudan takibe geçme imkanına sahip olacaktır.
İtirazın iptali davası, takip alacaklısı tarafından takip borçlusuna karşı itirazla duran takibin devamını sağlama amacıyla açılan bir davadır. Alacaklı davayı kazanır; yani borçlunun itirazı hükümden düşürülürse bununla aynı zamanda borçlunun itirazı da iptal edilmiş olur.
Mahkeme bir alacak davasında olduğu gibi bu davada da tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere inceleyecek, borçlunun ödeme emri itirazının doğru olup olmadığı hususunu araştırır. Burada alacaklı alacağını ispat bakımından İcra ve İflas Kanunu madde 68'de sınırlı sayıda belirtilmiş bulunan belgelere bağlı değildir. Alacaklı bir alacak davasında olduğu gibi alacağını Hukuk Muhakemeleri Kanununa göre her tür delil ile ispat edebilecektir (... ... :İcra ve İflâs Hukuku, Ankara 2018, s. 172-184).
İtirazın iptali davasında davacı alacaklı takip konusu alacağın varlığını ispat etmelidir. Ancak borçlunun itirazındaki beyana göre ispat yükü yer değiştirebilir. İtirazında borcunun varlığını kabul edip, ödeme savunmasında bulunan borçlu bu savunmasını ispat etmelidir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu madde 6'ya göre; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her bir taraf hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür hükmü amirdir.
Somut olayda; davacının banka olduğu, davalı şirketin davacı bankanın müşterisi olduğu davacı ile müşteri davalı arasında kredi, kredi kartı sözleşmesi akdedildiği, diğer davalının sözleşme içeriği incelendiğinde müteselsil kefil durumunda olduğu, davalı müşterinin davacıya borcunu ödememesi sebebiyle davaya konu icra dosyası üzerinden takibe geçildiği, uzman bilirkişi vasıtasıyla yapılan tespite göre, davalı borçlunun ödenmemiş borcunun bulunduğunun sabit olduğu görülmekle, davalı müşterinin asıl borçlu diğer davalının ise müteselsilen kefil olması sebebiyle borcun tamamından sorumlu olduklarının değerlendirildiği, yargılama sırasında davalıların borcun ödendiğine dair herhangi bir belgeyi de dosyaya sunmadıkları görüldüğünden icra dosyasına davalıların yapmış olduğu itirazın haksızlığına karar verilmiştir.
Davacının icra inkar tazminatı talebi hususu değerlendirildiğinde; İcra ve İflas Kanunu madde 67/2 gereğince; alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklının talebinin yanı sıra mahkemenin, itirazın iptali yargılaması sonucunda borçlunun ödeme emrine karşı yapmış olduğu itirazın haksız olduğuna karar verilmesi gerekir. Borçlunun itirazının haksız olduğunun tespiti yapabilmek için borçlunun itiraz etmiş olduğu alacağın likit yani muayyen/belirli olması gereklidir. Buna karşılık likit olmayan alacaklarda alacağın miktarı belirli değildir. Yani borçlu tarafından alacağın gerçek miktarını tespit edebilmek için bütün unsurlar bilinmemekte veya bilinememektedir. Bu sebeple borçlu ne kadar borcu olduğunu kendisi tespit edememe durumu içerisindeyse yapmış olduğu itirazda haklı olacaktır (... : İstinaf Sistemine Göre Yazılmış İcra ve İflas Hukuku Ders Kitabı, İstanbul 2018).
Somut olayda; borcun olgusal anlamda sabit olduğu gibi davacı banka tarafından gönderilen ihtarnamenin borcun asıl ve fer'ileri yönünden yeterince bilgi içerdiği, davalıların borçlarını bilmelerine rağmen icra takibine itiraz ettikleri, bu bağlamda itiraz kapsamının kötü niyetli olduğu değerlendirilmiş talebin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: (Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere):
DAVANIN KABULÜ İLE;
1-) Konya . İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra dosyasına davalılar tarafından yapılan itirazın iptali ile asıl alacak üzerinden TAKİBİN DEVAMINA,
-Asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,
2-) Davanın kabul edilen kısmı üzerinden alınması gereken 6.140,68 TL karar ilam harcından davacının ödediği peşin harç ve ıslah harcının toplamı olan 1.535,18 TL nin mahsubu ile eksik kalan 4.605,50 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-) Davacı tarafından yatırılan toplam peşin ve ıslah harcı toplamı olan 1.535,18 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
4-) Davacı tarafından yatırılan: 615,40 TL başvuru harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili davacıya verilmesine,
5-) Davacı tarafından yapılan masraf olan: 8.325,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili davacıya verilmesine,
6-) Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödendiğinden ve bu ücret ve ayrıca adliye arabuluculuk bürosu tarafından yapılmış zaruri giderler de Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılandığından ve bu giderler de yargılama gideri sayıldığından buna göre hesaplanan toplam 4.700,00 TL arabuluculuk ücretinin davalılardan tahsili ile Hazine’ye gelir kaydına,
7-) Davacı kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili davacıya verilmesine,
8-) Karardan sonra yapılacak masrafların davalılardan müştereken ve müteselsilen alınmasına,
9-) Taraflarca yatırılan ve dosyada bakiye kalan delil/gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda gerekçeli kararın kendilerine tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize iletilmek üzere bulundukları yer Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verecekleri dilekçe veya tutanağa kaydedilmek koşuluyla beyanda bulunmak suretiyle Konya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 26/09/2025
Katip Hakim