T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: ... Esas - ...
-{YÜCE TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR}-
T.C.
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:
KARAR NO:
BAŞKAN:
ÜYE:
ÜYE:
KATİP:
DAVACI :
VEKİLİ:
DAVALI :
VEKİLİ:
DAVA
İHBAR OLUNAN:
DAVA: Munzam Zararın Tazmini
DAVA TARİHİ:
KARAR TARİHİ:
{}Davacı taraf vekilinin davalı taraf aleyhine açtığı işbu dava mahkememizin ... Esas sırasına kaydedilmekle, mahkememizce yapılan aleni/açık yargılama sonunda;
-{HEYETİMİZCE GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:}-
{}DAVACI TARAFIN İDDİASI: DAVACI TARAF VEKİLİ DAVA DİLEKÇESİ İLE ÖZETLE; müvekkili şirketin hammadde ve mallarına davalı şirket tarafından elektrik güvenliği sağlanmadığından o günün değeri itibarıyla zarar geldiğini, müvekkili şirket tarafından bu zararın tazmini amaçlı Ilgın Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine dava açıldığını, açılan davada davanın kısmen kabulüne ilişkin karar verildiğini, tarafların temyiz kanun yoluna başvurması üzerine dosyanın Yargıtayca bozularak Ilgın Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas sırasına kaydedildiğini, dosyada yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne kısmen reddine ilişkin karar verildiğini, verilen karara karşı yapılan temyiz başvuruları üzerine Yargıtayca dosyanın yeniden bozulduğunu, bozma kararı sonrasında dosyanın sözü geçen mahkemenin ... Esas sırasına kaydedildiğini, mahkemece verilen karara karşı yine tarafların temyiz başvurusu üzerine dosyanın düzeltilerek onandığını ve dosyanın halen karar düzeltme sürecinde olduğunu, 2009 yılında başlayan yargılama sürecinin halen devam ettiğini, yargılama akıbetinin ne olacağının da bilinmediğini, alacağın tahsili için Ilgın İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası ile takip başlatıldığını, başlatılan takipte 270.265,00 TL ana para, 261.400,08 TL yasal faiz talep edildiğini, takip sonrası bir kısım borcun ödendiğini ancak bakiye alacağın halen devam ettiğini, somut davada yasal yani yıllık %9 oranındaki temerrüt faizini aşan bir zararın söz konusu olduğunu, borçlu şirketin temerrüde düşmeden önce borcunu ödemiş olsaydı müvekkilinin mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan son durum arasındaki farktan temerrüt faizi ile karşılanamayan ve onu aşan bölüme ilişkin zararın munzam zarar olarak tespiti ve tahsili taleplerinin bulunduğunu, müvekkilinin parasını zamanında alabilmiş olsaydı zayi olan malların yerine yenilerini üretebilecek ve sermayesini çeşitli yatırımlara yönlendirerek kazanç sağlayabileceğini, ancak alacağın zamanında ödenmemesi nedeniyle bu imkanı değerlendiremediğini, bu nedenle yoksun kalınan karın munzam zarar olarak tespitini ve tahsilini talep ettiklerini, temerrüt nedeniyle alacağını zamanında alamayan müvekkili şirketin başka kaynaklardan borç para aldığını, kredi kullandığını ve teminat göstermek zorunda kaldığını, bu nedenle bunlar için yapılan masrafların ve ödenen faizlerin munzam zarar olarak tespit edilmesi gerektiğini, TBK 112 maddesinde bu durumun hüküm altına alındığını, emsal Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğunu, Anayasa Mahkemesince de bu yönde verilmiş kararının bulunduğundan bahisle davanın toplanacak deliller, alınacak rapor veya sunulacak belgeler sonucu alacağın belirli hale gelmesiyle belirli alacak şeklinde yeniden davalarını düzenleyecekleri için davanın öncelikle HMK 107/1 gereği belirsiz alacak davası şeklinde yürütülmesine, ihtilafın belirsiz alacak davası şeklinde kabul edilmemesi halinde harç ikmali ve ıslah dahil fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına, delillerinin toplanması ile birlikte davamızın bütün sonuçları ile kabulüne, uğranılan zararın bedelinin dava tarihi itibariyle en yüksek mevduat faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVACI VEKİLİ 21/06/2023 HAVALE TARİHLİ TALEP AÇIKLAMA DİLEKÇESİ İLE ÖZETLE; mahkemece 05/06/2023 tarihli ön inceleme oturumunda dava dilekçesindeki netice-i taleplerini dilekçe içeriğindeki taleplerine göre kalem kalem açıklamak ve her bir kalem için ayrı ayrı dava değerini belirlemek üzere taraflarına süre verildiğini, delil listelerinde sundukları manzum zarara esas olması adına TEFE, TÜFE-ÜFE oranları, banka vadeli mevzuat faiz oranları, döviz kurları, devlet tahvil faiz oranları, işçi ücretlerinin tespiti, 1 kw elektriğin bedeli, 1 kg granül petrol hammaddesi değerinden oluşan bir sepet yapılarak işlemiş yasal faiz ile aradaki farkın tespit edilmesi ve dava değerini şuanda bilmedekileri için dava değerini şimdilik 20.000,00 TL olarak gösterdiklerini, alınacak rapora göre alacağın belirlilik kazanması ile belirli hale getireceklerini, harcı ikmal edecekleri, aksi halde ıslah haklarının saklı kalması kaydıyla davalarının kabulüne karar verilmesini talep ettiklerinin açık olduğunu, müvekkili şirketin hammadde ve mallarına davalı şirket trafından elektrik arz güvenliği sağlanmadığı için o günün değeri itibarıyla ana parası 270.265,00 TL zarara maruz kalındığını, müvekkili şirket tarafından bu zararın tanzimi amaçlı açılan davanın 14 yıl sürdüğünü, davalı şirketin temerrüdünde ısrar ettiğinden bahisle alınacak rapor veya sunulacak belgeler sonucu alacağın belirli hale gelmesiyle belirli alacak şeklinde yeniden davalarını düzenleyecekleri için davanın öncelikle belirsiz alacak davası şeklinde yürütülmesine, ihtilafın belirsiz alacak davası şeklinde kabul edilmemesi halinde harç ikmali ve ıslah dahil fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına, somut davada 261.400,08 TL tutarlı yıllık %9 yasal temerrüt faizini aşan bir zarar söz konusu olması nedeniyle borçlu şirket temerrüde düşmeden ihtilafa konu zararı gidermiş olsaydı alacaklı müvekkilinin mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan son durum arasındaki farktan temerrüt faizi ile karşılanamayan ve onu aşan bölüme ilişkin zararın şimdilik 18.000,00 TL munzam zarar olarak tespiti ve tahsiline, yoksun kalınan karın şimdilik 1.000,00 TL munzam zarar olarak tespiti ve tahsiline, müvekkili şirketin masraf ile zorunlu ödenen faizler ve komisyon ücretlerinin şimdilik 1.000,00 TL munzam zarar olarak tespiti ve tahsiline, davalarının bütün sonuçları ile kabulüne, uğranılan zararların bedelinin dava tarihi itibarıyla ve en yüksek mevduat faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVACI VEKİLİ 15/11/2023 HAVALE TARİHLİ TALEP ARTIRIM DİLEKÇESİ İLE ÖZETLE; dosyada bilirkişi raporunun geldiğini, bilirkişinin hesapladığı değerler üzerinden mevduata uygulanan en yüksek faizin hükmedilmesini, faizler hariç 29/09/2009-31/03/2023 tarihleri için yapılan hesaplamalar doğrultusunda munzam zararın 4.398.929,78 TL olduğu, bu nedenle 20.000,00 TL olan dava değerini 4.378.929,78 TL artırarak 4.398.929,78 TL nin mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
{}DAVALI SAVUNMALARININ ÖZETİ: DAVALI VEKİLİ CEVAP DİLEKÇESİ İLE ÖZETLE; davacının Ilgın Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında verilen karara konu yargılamanın uzun sürmesi sonrasında munzam zarar talebiyle işbu davayı açtığını, davacının davasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, Ilgın Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında verilen karara konu olayın 30/06/2009 tarihine kadar gerçekleşen olaylarla ilgili olduğunu, iddia edilen munzam zararın tazminini isteme süresi asıl borcun ifasını isteme kapsamına dahil ve onun uzantısı mahiyetinde olduğunu, bu nedenle tazminat istemi asıl borca uygulanan zamanaşımına tabi olduğunu, somut olayda on yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini, davacının zarar iddiaları ve ferilerine ilişkin açtığı davanın Ilgın Asliye Hukuk Mahkemesince karara bağlandığını ve dosyanın halen Yargıtay' da olduğunu, aynı olayla ilgili mükerrer davanın açılmasının mümkün olmadığını, davacının davasını somutlaştırma yükünü yerine getirmeksizin soyut olarak ortaya koyduğu taleplerine itibar edilemeyeceğini, davacının soyut munzam zarar iddialarını kabul etmediklerini, Ilgın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen ve karar verilen dosyada alacağın temerrüt faiziyle ödendiğini, mahkeme kararından önce müvekkilinin yasal olarak ödeme zorunluluğunun olmadığını, davacının temerrüt faizini aşan bir zararının da olmadığını, davacının malvarlığının mevcut hali ile olayın meydana gelmesinden sonraki hal arasında bir farkın bulunmadığını, bu nedenle davacının soyut iddiada bulunduğunu, Yargıtay içtihatlarının da bu yönde olduğunu, müvekkilinin Anayasanın 36. maddesi çerçevesinde mahkeme önünde savunma yapmış olmasının bir kusur yada hata olmadığını, davacının yargılamanın gecikmesi nedeniyle bir zararı oluşmuş ise bunun devlet tarafından karşılanması gerektiğini, davacının munzam zarar iddiasıyla mükerrer tazminat olarak haksız menfaat temin etmesini hukukun korumayacağını, tazminatların zenginleşme aracı olmadığını, yargılamanın uzaması nedeniyle munzam zararın tazminine hükmedilmesinin mümkün olmadığını, Yargıtay içtihatları gereğince davacının somut zararını ispatlamak zorunda olduğunu, salt enflasyonun varlığı munzam zararı ispatlamadığını, müspet zarar için fiili zarar veya yoksun kalınan karın aranacağını, menfi zarar da fiili zararın veya kaçırılan fırsatın varlığının şart olduğunu, davacının soyut iddiaları karşısında varsayımsal bir yaklaşımla munzam zarara hükmedilmesinin mümkün olmadığından bahisle derdestlik ve zamanaşımı itirazlarının kabulüne, davacının somutlaştırma yükünü yerine getirmeksizin soyut olarak ortaya koyduğu taleplerinin ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALI VEKİLİ 12/05/2023 HAVALE TARİHLİ İHBAR DİLEKÇESİ İLE ÖZETLE; davacının taleplerini hiçbir şekilde kabul etmemekle birlikte HMK nun 61 ve devamı maddeleri uyarınca davanın ... A.Ş.' ne ihbarını talep ettiklerini talep etmiştir.
İşbu dava; davacının uğradığı munzam zararın giderilmesine yönelik tazminat davasıdır.
Mahkememizce; dava dilekçesi, cevap dilekçesi, talep açıklama ve talep artırım dilekçeleri, taraf vekillerince verilen diğer dilekçe ve belgeler, Ilgın İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosya örneği, Ilgın Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosya örneği, ihbar talep dilekçesi, mahkememizce talimat yoluyla temin edilen bilirkişi raporu, davacının yemin teklifine ilişkin dilekçesi ve mahkememizce yemin teklifinin reddine ilişkin duruşmada verilen ara kararı ile dosya arasındaki tüm kayıt ve belgeler tek tek incelenmiştir.
{}HUKUKİ DELİLLER{}
TBK'nun Borçlunun temerrüdü, koşulları
başlıklı 117. maddesi; “Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır.” hükmünü amirdir.
TBK'nun Hükümleri, genel olarak, gecikme tazminatı başlıklı 118. maddesi; “Temerrüde düşen borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat etmedikçe, borcun geç ifasından dolayı alacaklının uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür.” hükmünü amirdir.
TBK'nun Temerrüt faizi, genel olarak başlıklı 120. maddesi; “Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz. Akdî faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdî faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı hakkında akdî faiz oranı geçerli olur.” hükmünü amirdir.
TBK'nun Aşkın zarar başlıklı 122. maddesi; “Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder.” hükmünü amirdir.
TMK'nun İspat kuralları, İspat yükü başlıklı 6. maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. ” hükmünü amirdir.
HMK'nun İspat yükü
başlıklı 190. maddesi; “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” hükmünü amirdir.
HMK'nun Somutlaştırma yükü ve delillerin gösterilmesi başlıklı 194. maddesi; “(1) Taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırmalıdırlar. (2) Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur” hükmünü amirdir.
HMK'nun Yeminin konusu başlıklı 225. maddesi; “(1) Yeminin konusu, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalardır. Bir kimsenin bir hususu bilmesi onun kendisinden kaynaklanan vakıa sayılır.” hükmünü amirdir.
HMK'nun Yemine konu olamayacak vakıalar başlıklı 226. maddesi; “(1) Aşağıdaki hususlar yemine konu olamaz: a) Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği vakıalar. b) Bir işlemin geçerliliği için, kanunen iki tarafın irade açıklamalarının yeterli görülmediği hâller. c) Yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek veya onu ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıalar.” hükmünü amirdir.
{}DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE{}
Mahkememizce yapılan yargılama ve değerlendirmede; davacı vekilince davalı şirket aleyhine açılan bu davada; Konya ili Ilgın ilçesinde plastik sanayi alanında faaliyet gösteren davacı şirketin imalathanesinde 2009 yılı ve öncesinde meydana gelen elektrik kesintileri ve voltaj dalgalanmaları nedeniyle davacı şirketin çalışmalarının sekteye uğrayarak, bazı cihazlarının arızalanması ve mallarına zarar gelmesi nedeniyle 05.06.2009 tarihli ... D.İş dosyasından yapılan tespite dayanılarak, davalı şirket aleyhine Ilgın Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasıyla dava açıldığı, ilgili davada verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin hükmün Yargıtay . Hukuk Dairesince bozulduğu, mahkemece verilen 2. hükmün de Yargıtay . Hukuk Dairesince bozulduğu, mahkemenin 3. kez ... Esas ... Karar sayılı ilamının ise Yargıtay . Hukuk Dairesinin ... Esas, ... Karar sayılı ilamı ile düzeltilerek onandığı, ancak dava tarihi itibariyle mahkeme kararının henüz kesinleşmediği ileri sürülerek, ilk davanın açıldığı 01.10.2009 tarihinde başlayan yargılama sürecinin henüz neticelenmemesi nedeniyle davacı tarafın Adil Yargılanma Hakkının ihlal edildiği, bu hususta 06.12.2022 tarihinde ... Muhabere numarası ile Anayasa Mahkemesine başvurulduğu, Ilgın Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas, ... Karar sayılı ilamının Ilgın İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında yıllık %9 oranında yasal faiz işletilmek suretiyle 270.265,00 TL asıl alacak, 261.400,08 TL temerrüt faizi olmak üzere takibe konulmuş ise de; davacı müvekkilinin temerrüt faizini aşan bir zararı olduğu ileri sürülerek oluşan munzam zararının tespiti ve davalı şirketten tahsili talep edilmiş olup; davalı vekilince öncelikle zamanaşımı itirazında bulunulduğu, esastan da davacının aşkın zararını somut olarak ispatlaması gerektiği ileri sürülerek davanın reddi talep edilmiştir.
Davalı vekilinin zamanaşımı definin değerlendirilmesinde; davalı vekilince her ne kadar yasal süre içerisinde zamanaşımı definde bulunulmuş ise de; zamanaşımı doktirinde ve uygulamada kabul edildiği gibi borcun nispi sona erme sebebidir. Yani belirli bir zamanın geçmesiyle borcun özü sonlanmaz, alacaklının alacağını dava ve takip yoluyla tahsil imkanını ortadan kaldırır. Zamanaşımı, borçluya sadece bir defi hakkı verir. Munzam zarar asıl borçtan ve temerrüt faizinden ayrı bir zarar türüdür. Bu zarar haksız fiil ve sebepsiz zenginleşmeden farklı olarak doğrudan kanundan doğan yeni bir borç türüdür. Buradaki zamanaşımı süresi 10 yıl olup; zamanaşımı başlangıcı ise ilk alacak davası sonunda karara bağlanan alacağın tahsil tarihidir. (Yargıtay . H.D.nin 30.11.1995 tarih ... E., ... K.) Somut uyuşmazlıkta Ilgın Asliye Hukuk Mahkemesince hükmedilen tazminat ve faizin tahsilinden itibaren dava tarihine kadar 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmadığı anlaşıldığından bu itirazın reddine karar vermek gerekmiştir.
TBK 117. maddesi gereğince haksız fiil halinde bir borcun borçlusu haksız fiilin gerçekleştiği andan itibaren temerrüde düşmüş olur. TBK 118. maddesi gereğince temerrüde düşen borçlu ise, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat etmedikçe, borcun geç ifasından dolayı alacaklının uğradığı zararları gidermek zorundadır.
TBK 122. maddesinde ise munzam (aşkın) zarara ilişkin düzenleme mevcuttur. Alacaklı, yukarıda bahsi geçen temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin bu durumda hiçbir kusuru bulunmadığı ispat etmedikçe oluşan zarardan sorumlu olacaktır.
Munzam zararın varlığı için borçlunun mütemerrit olması, borçlunun temerrüdü ile aşkın zararı arasında nedensellik bağı bulunması, temerrüt faizi ile karşılanmayan bir zararın bulunması ve borçlunun zararın doğmasında kusurlu olması koşullarının birlikte mevcut olması zorunludur.
Mahkememizce davanın esası yönünden yapılan değerlendirmede uyuşmazlık konusunun davada varlığı iddia edilen aşkın zarar olgusunun ne şekilde ispatlanacağı hususunda toplandığı anlaşılmaktadır.
TMK 6. ve HMK 190. Maddeleri gereğince ispat yükü kural olarak davacı taraftadır. Yani davacı tarafça davalı tarafın eylem ve kusurlu davranışlarıyla temerrüt faizini aşan miktarda bir zarara uğradığının ispatı gerekmektedir.
HMK 194. maddesi gereğince taraflar dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırmaları gerekir. Yani davacı tarafın TBK 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın zararın, genel ekonomik olumsuzlukların, eldeki cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken kurlar, mevduat faizleri, paranın satın alma gücündeki meydana gelen azalma vs. olgunların dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlaması gerekir. Burada kanıtlanacak hususlar, ekonomik şartların değişmesi sonucu ortaya çıkan genel olumsuzluklardan ziyade, geç ödeme nedeniyle davacının kendisinin, şahsen ve somut olarak uğradığı zararıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29.03.2022 tarih ... E, ... K sayılı ilamında özellikle bu hususlara dikkat çekilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararları yerel mahkemeler için bağlayıcı nitelik taşıdığından mahkememizce de aynı görüş benimsenmiştir.
Açıklanan nedenlerle dosya kapsamı ve dosyada toplanan deliller ile davacı tarafça kendi durumuna ilişkin zarar miktarı somut olarak ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır. Davacı taraf yemin deliline başvurmuş ise de; ispatı gereken hususlar yemin delili ile ispatlanacak türden olmadığından yasal şartları bulunmayan bu talebin de reddine karar verilerek aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir.
-{HÜKÜM:}- Yukarıda gerekçesi açıklanan nedenlerle;
DAVACININ DAVASININ REDDİNE.
Alınması gereken 269,85 TL karar ve ilam harcının peşin ve sonradan alınan 75.124,55 TL harçtan mahsubu ile fazladan alınan 74.854,70 TL harcın Harçlar Kanunu 31. maddesi gereğince karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine.
Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödendiğinden ve bu ücret ve ayrıca adliye arabuluculuk bürosu tarafından yapılmış zaruri giderler de Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılandığından ve bu giderler de yargılama gideri sayıldığından buna göre 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin Arabuluculuk Kanununun 25/9. maddesi gereğince DAVACIDAN alınarak Hazine’ye gelir kaydına ve Harçlar Kanununun 28. ve 130. maddeleri, HMK'nun 302. maddesi ve Bölge Adliye ve Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 206. maddesi hükümleri kıyasen uygulanarak işbu kararın arabuluculuk ücreti yükümlüsüne tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmemesi halinde bir ayın bitiminden sonraki 15 gün içinde mahkememizce arabuluculuk ücretinin yükümlüsünden tahsili için müzekkere yazılmasına.
Davacının yaptığı tüm yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına.
Davalının yaptığı herhangi bir yargılama gideri olmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına.
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen miktara göre takdir ve hesaplanmış olan 333.967,89 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine.
İşbu hükümden sonra gerekli olan 20,00 TL karar tebliğ giderinin davacı tarafından karşılanmasına ve hükümden sonraki bu masrafların davacının kendi üzerinde bırakılmasına.
HMK nun 323–333. maddeleri gereğince hükmün verilmesinden kesinleşmesine kadar olan dönemde tarafların sorumlu olduğu yargılama giderleri de ödendikten sonra varsa tarafların yatırdığı avanstan artanının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine.
İşbu gerekçeli kararın 26/12/2023 tarihinde yazıldığına.
Dair gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere yapılan duruşma sonunda oy birliği ile verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup usulen anlatıldı. 13/12/2023
Başkan Üye Üye Katip