T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: ... Esas - ...
T.C.
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO:
KARAR NO:
BAŞKAN:
ÜYE:
ÜYE:
KATİP:
DAVACI :
VEKİLİ:
DAVALI :
VEKİLLERİ:
DAVA: Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:
KARAR TARİHİ:
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine mahkememize açılan "Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)" davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
HEYETİMİZCE GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin 31.05.2022 tevzi tarihli dava dilekçesinde özetle; Davalı şirket ve kurucularının Konya’nın ileri gelen müteşebbislerinden olduğunu, sözlerine güvenilir, saygın intibaı ile tanındıklarını, kendi taşınmazlarına son yılların en prestij inşaat yapacaklarını duyurduklarını, davacının bu taşınmazdan 116,38 m2 miktarlı büro sahibi olmak ve ticari aktivitelerini itibarlı yerde yürütmek üzere 30.05.2018 tarihinde ... Ofis satış sözleşmesini imzaladıklarını, davacının sözleşmedeki bedelinin eksiksiz ödediğini, tarafların onucu kat ... bağımsız bölümü 30.04.2021 tarihinde teslimde anlaştıklarını, davacının sözleşme ve eki yükümlülüklerini sözleşmeye uygun gününde ifa ettiğini, davalının, inşaat sürecini termin programına uygun yapmaması üzerine defalarca uyarıldığını, iş bitim ve büro teslim tarihi geçtikten, sözleşmedeki makul sürede bittikten sonra dahi inşaatın %5 sevilerde olduğunu, uzun süre bir ilerleme olmadığını gören davacının, ihtar keşide etmek zorunda kaldığını, davacının, teslim süresi ve makul süre geçmesine rağmen işin ifa edilemeyeceğini imalatın %5 seviyesinde dahi olmadığını, sözleşmedeki taahhüdün davalıca yerine getiremeyeceği açık olduğu için sözleşmeyi feshettiğini, fesih ihtarında ödemelerin iadesi ile diğer tüm zarar/ziyan ve tazminatların ödenmesinin istendiğini, davalının, ihtara cevap vermediğini, davacı veya vekili ile irtibata geçmediğini, davacının ödemelerini iade etmediğini, uğranılan zarar ve kayıpları tazmin etmediğini, olumlu bir gelişme olmaması üzerine fazlaya ilişkin hak ve alacaklar saklı tutulup Ankara .İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasından davalı aleyhine icra takibi yapmak zorunda kaldığını, davalının, icra takibine ve içeriğine itiraz etmediğini, davalının fazlaya ait saklı tutulan haklara ve saklı tutulmaya bir itirazının bulunmadığını, hiçbir çekince ileri sürmeden sözleşme ile davacının ödediği ana bedeli davalının icraya yatırdığını, davacının yükümlülüklerini gününde eksiksiz yerine getirdiğini ve sözleşmenin sona ermesinde davacıya ait hiçbir borç ve kusurun bulunmadığını, davalının, tam kusurlu olduğunu, davalının sözleşme yükümlülüğünü hiç yerine getirmediğinden bahisle; Fazlaya ait ve diğer hak ve talepleri saklı kalmak kaydıyla; ... Ticaret A.Ş.’nin sahibi olduğu Konya ... ... Mahallesi ... pafta ... ada ... inşa edeceği sözleşme eki krokide tanımlanan onuncu kat 116,38 m2 miktarlı ... bağımsız bölüm satışına konu 30.05.2018 tarihli ... Ofis satış sözleşmesinin feshinden doğan müspet ve menfi zararların (zarar ve ziyanın), kâr kaybının, emsal kira bedelleri ile faizinin, avukat ücreti, cezaevi tahsil harcı, noter gideri gibi zararları emsal kira bedellerinin de dikkate alınıp kira kaybı, avukat ücreti, noter masrafı gibi zararlar için şimdilik 500.000,00 TL zarar ziyan ve tazminatın tahakkuk tarihleri itibariyle işleyen ticari faizi ile birlikte tespiti ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin UYAP sistemi üzerinden mahkememiz dosyasına sunmuş olduğu 04.07.2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacının, müvekkiline ödediği bedeli Ankara . İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi yoluyla talep ettiğini, söz konusu bedelin müvekkili tarafından icra dosyasına ödendiğini, davacının tacir olduğunu ve tacir olmanın hukuki ve ticari neticelerini bilmesinin gerektiğini, davacının müvekkiline ödediği bedelin davacıya iade edildiğini, sözleşmenin 7. maddesine göre davacı alıcının, müvekkil satıcıdan "faiz, vade farkı (vs.)" herhangi bir hak ya da alacak talebinde bulunamayacağını, tarafların, sözleşmenin imzalandığı tarihteki piyasa şartlarına ve inşaat ve arsa maliyetlerine göre sözleşme şartlarını ve bedelini belirlediğini, sözleşme tarihinden sonra müvekkili şirketin inşaata başladığını, inşaat maliyetini etkileyen demir, çimento, tuğla, işçilik bedeli, arsa, akaryakıt (vs.) fiyatlarının aşırı derece yükseldiğini, bu fiyat artışlarının tamamen piyasa koşullarından ve ülkenin içinde bulunduğu ekonomik koşullardan kaynaklandığını, bu hususlarda müvekkili şirkete yüklenebilecek herhangi bir kusurun ya da sorumluluğun bulunmadığını, sözleşmenin 8 inci maddesine göre bu halin taraflarca "mücbir sebep" olarak kabul edildiğini, davacı tarafın bu nedenle dahi müvekkilinden tazminat, vade farkı, paranın değer kaybı vs. taleplerde bulunamayacağını, sözleşmede tarafların tacir olduklarını, eşit güçte ve konumda olduklarını, davacı tarafın müvekkili şirkete göre güçsüz konumda olması ya da müvekkili şirketin davacı şirkete göre daha güçlü ya da avantajlı konumda olmasının söz konusu olmadığını, dava dilekçesindeki "banka-müşteri" örneğiin işbu davanın tarafları yönünden nazara alınamayacağını, müvekkili şirketin sözleşme imzalandıktan sonra fiyatlardaki aşırı artışlar nedeniyle "sözleşmenin mevcut şartlara göre devamının mümkün olmadığını, bu durumun kendisi için çekilmez bir hâl aldığını, sözleşmenin değişen şartlara göre uyarlanmasını" istemiş ise de davacı tarafın bunu kabul etmediğini, bu şartlarda müvekkilinin sözleşmeye devam etmesinin düşünülemeyeceğini, bu durumun objektif iyi niyet ilkesine de aykırı olduğunu, müvekkili şirketin iyi niyetli olduğunu, müvekkilinin sebepsiz olarak zenginleşmesi ve/veya davacının sebepsiz olarak fakirleşmesinin söz konusu olmadığını, zarara uğrayanın davacının değil, müvekkilinin olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin resmi şekil şartına tâbi olduğunu, ancak, sözleşme adi yazılı şekilde yapıldığını, davacı tarafın fesih ihbarının vekil avukatı vasıtasıyla yaptığını, sözleşmenin feshi bozucu yenilik doğurucu bir hak olduğunu, bu hakkın vekil vasıtasıyla kullanılabilmesi için vekaletnamede bu hususta özel yetkinin gerektiğini, vekaletnamedeki genel anlamda ihtar ya da ihbar keşide etme yetkisinin yeterli olmadığını, davacının sözleşmeyi bu şekilde feshetmesinin geçerli olmadığını ve hukuka aykırı olduğunu, davacının, sözleşmenin feshinde haksız olduğunu, davacının müvekkili şirketten herhangi bir hak ve alacağının bulunmadığını, davacının herhangi bir zarar ziyanın da söz konusu olmadığını, aksine, zarar ve ziyana uğrayanın müvekkili şirket olduğundan bahisle; Haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
Dilekçeler aşaması tamamlanmış, taraflara duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilerek duruşma açılmıştır.
Tarafların bildirmiş oldukları delilleri ilgili yerlerden dosyamız içerisine celbedilmiş, Ankara .İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı UYAP dosyası, davacı ve davalı şirketin ticari kayıtları, Ankara .Noterlik Makamı'nın 01.11.2021 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamenin tebligat şerhli fotokopisi, dava konusu taşınmazın tapu kayıtları, plan ve projesi ile imar durumunu gösterir bilgi ve belgeler ilgili kurumlardan dosyamız içerisine celbedilmiş ve bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Davacı taraf davayı ıslah etmiş ve ıslah harcını mahkememiz dosyasına yatırdığı
görülmüştür.
Davanın, Davalı şirketin sahibi olduğu Konya İli ... İlçesi ... Mahallesi ... pafta ... ada ... inşa edeceği krokide tanımlanan onuncu kat 116,38.-m2 miktarlı ... bağımsız bölüm satış sözleşmesinin feshi ile doğan müspet ve menfi zararların tespiti ve tazminat istemine ilişkindir.
Tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde; Davacının, davalı şirket ve kurucularının Konya’nın ileri gelen müteşebbislerinden olduğunu, sözlerine güvenilir, saygın intibaı ile tanındıklarını, kendi taşınmazlarına son yılların en prestij inşaat yapacaklarını duyurduklarını, davacının bu taşınmazdan 116,38 m2 miktarlı büro sahibi olmak ve ticari aktivitelerini itibarlı yerde yürütmek üzere 30.05.2018 tarihinde ... Ofis satış sözleşmesini imzaladıklarını, davacının sözleşmedeki bedelinin eksiksiz ödediğini, tarafların onuncu kat ... bağımsız bölümü 30.04.2021 tarihinde teslimde anlaştıklarını, davacının sözleşme ve eki yükümlülüklerini sözleşmeye uygun gününde ifa ettiğini, davalının, inşaat sürecini termin programına uygun yapmaması üzerine defalarca uyarıldığını, iş bitim ve büro teslim tarihi geçtikten, sözleşmedeki makul sürede bittikten sonra dahi inşaatın %5 sevilerde olduğunu, uzun süre bir ilerleme olmadığını gören davacının, ihtar keşide etmek zorunda kaldığını, davacının, teslim süresi ve makul süre geçmesine rağmen işin ifa edilemeyeceğini imalatın %5 seviyesinde dahi olmadığını, sözleşmedeki taahhüdün davalıca yerine getiremeyeceği açık olduğu için sözleşmeyi feshettiğini, fesih ihtarında ödemelerin iadesi ile diğer tüm zarar/ziyan ve tazminatların ödenmesinin istendiğini, davalının, ihtara cevap vermediğini, davacı veya vekili ile irtibata geçmediğini, davacının ödemelerini iade etmediğini, uğranılan zarar ve kayıpları tazmin etmediğini, olumlu bir gelişme olmaması üzerine fazlaya ilişkin hak ve alacaklar saklı tutulup Ankara .İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasından davalı aleyhine icra takibi yapmak zorunda kaldığını, davalının, icra takibine ve içeriğine itiraz etmediğini, davalının fazlaya ait saklı tutulan haklara ve saklı tutulmaya bir itirazının bulunmadığını, hiçbir çekince ileri sürmeden sözleşme ile davacının ödediği ana bedeli davalının icraya yatırdığını, davacının yükümlülüklerini gününde eksiksiz yerine getirdiğini ve sözleşmenin sona ermesinde davacıya ait hiçbir borç ve kusurun bulunmadığını, davalının, tam kusurlu olduğunu, davalının sözleşme yükümlülüğünü hiç yerine getirmediğinden bahisle; Fazlaya ait ve diğer hak ve talepleri saklı kalmak kaydıyla; ... Ticaret A.Ş.’nin sahibi olduğu Konya ... ... Mahallesi ... pafta ... ada ... inşa edeceği sözleşme eki krokide tanımlanan onuncu kat 116,38 m2 miktarlı ... bağımsız bölüm satışına konu 30.05.2018 tarihli ... Ofis satış sözleşmesinin feshinden doğan müspet ve menfi zararların (zarar ve ziyanın), kâr kaybının, emsal kira bedelleri ile faizinin, avukat ücreti, cezaevi tahsil harcı, noter gideri gibi zararları emsal kira bedellerinin de dikkate alınıp kira kaybı, avukat ücreti, noter masrafı gibi zararlar için şimdilik 500.000,00 TL zarar ziyan ve tazminatın tahakkuk tarihleri itibariyle işleyen ticari faizi ile birlikte tespiti ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ettiği, davalı tarafın davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememiz dosyasının mahkememizce re'sen seçilen hesap uzmanı bilirkişisi Mehmet İnce'ye tevdi edilerek; Tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda davacının haketmiş ise ne kadar zararının olduğu yönünde bilirkişi raporu düzenlenmesinin istenildiği, İcra İflas ve Borçlar Hukukunda Hesap Uzmanı Bilirkişisi Mehmet İnce tarafından düzenlenen 27.01.2023 tarihli bilirkişi raporunda; Taraflar arasındaki 30.05.2018 tarihli yazılı sözleşmenin Noter tasdikli olmamasının tarafları bağlayıp bağlamayacağı konusundaki hukuki değerlendirmenin mahkemeye ait olduğunu, taraflar arasında düzenlenen 30.05.2018 tarihinde düzenlenen ... Ofis Ön Satış Sözleşmesinin Diğer Hükümler Başlıklı 7. Maddesinin 4 fıkrasında "Sözleşmenin Satıcının kusuru ile fesih edilmesi veya sona ermesi durumunda alıcının satıcıya ödemiş olduğu bedel alıcının satıcıdan talebinden 30 gün sonra ödeneceğini, bu süre için alıcının herhangi bir faiz, vade farkı vb. talep etme hakkı yoktur” yönündeki hükmü hakkında hukuki değerlendirme hakkının mahkememize ait olduğu, davacı/alıcı tarafından sözleşmenin 01.11.2021 tarihinde Ankara . Noterliğince düzenlenen ve muhatabı davalı şirkete 02.11.2021 tarihinde tebliğ edilen ihtamame ile fes edildiğini, davalı/alıcının iş bu 02.11.2021 tarihi üzerine 30 günlük sürenin sonunda yapılan taksit ödemelerinin davacı/alıcıya ödenmesi gerektiğini, ancak bu ödemenin yapılmaması nedeniyle Ankara .İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasından takip başlatıldığı ve davalı/yüklenicinin yapılan ödemeleri iş bu icra takibi başlatıldıktan sonra asıl alacak miktarı ve fer'ilerinin 14.01.2022 tarihinde ödendiğini, davacı/alıcının seçimlik hakkını kullanmak suretiyle sözleşmeden dönmesi nedeniyle sözleşmede kararlaştırılan her geciken gün için m2 *18 TL üzerinden hesaplanacak olan kira tazminatını talep edemeyeceğinin değerlendirildiğini, bu yöndeki hukuki değerlendirmeninin mahkemeye ait olduğunu, davacı/alıcının seçimlik hakkını kullanmak suretiyle sözleşmeden dönmesi nedeniyle davacı/alıcının kira gelirinden yoksun kaldığı iddiasına dayalı kira bedelini talep edemeyeceğinin değerlendirilerek kira gelirinin hesaplanmadığını, davacı/alıcı tarafından ana paranın tahsili için icra takibinin başlatıldığını, İcra takibinde yapılan masraflar ile icra vekalet ücretinin davalı/yükleniciden tahsil edildiği için keza davacı ile vekili arasında düzenlenen ücret sözleşmesi bulunmadığından icra vekalet ücreti hesaplamasının yapılamadığını, davalı/yüklenicinin iş bu davanın açılmasına sebebiyet vermiş ise de yargılama aşamasında yapılacak olan yargılama giderleri ile ilam vekalet ücretine yargılama sonunda hüküm altına almacak olması nedeniyle bu yönde bir hesaplamanın yapılmadığını, davacı /alıcının iş bu sözleşme kapsamında yapmış olduğu her bir ödemenin Denkleştirici Adalet ilkesi kapsamında İcra dosyasından anaparanın tahsil edildiği 14.01.2022 tarihine kadar ulaşacağı toplam değerinin 893.559,42 TL olacağının, davacı tarafından dava ve takip başlatılandan yapılan Noter ihtar masrafı ve icra takibinde tahsilat aşamasında yapılan CEYP bedeli ödemesini karşı taraftan talep edebileceğideğerlendirilerek yapılan bu masrafların toplamının 11.236,96 TL anapara ve 632,04 TL dava tarihine kadar işlemiş faizinin olacağını, mahkememizce davacı/alıcının iş bu sözleşmeden dönmesi nedeniyle denkleştirici adalet kuralı gereğince ödediği paraları talep edebileceği yönünde değerlendirme yapılması halinde davalının İcra dosyasına ödeme yaptığı 14.01.2022 tarihi itibariyle 523.885,00 TL ödemenin ulaşacağı değer olarak hesaplanan 893.559,42 TL üzerine 11.236,96 TL yapılan masrafları ve bu masraflara işleyecek 632,04 TL faizin toplamı olan 905.428,42 TL'den 14.01.2022 tarihinde icra dosyasına yapılan 587.000,00 TL ödemenin B.K:'nun 100 maddesi gereğince dışlandığında davacı/alıcının dava tarihi itibariyle toplam 318.428,42 TL alacaklı olacağının bildirildiği görülmüştür.
Mahkememiz dosyasının hesap uzmanı bilirkişisine bir gayrimenkul değerlendirme uzmanı da eklenerek oluşturulacak heyet ile taraf vekillerinin ayrı ayrı itirazlarını da karşılayacak şekilde rapor düzenlenmesinin istenildiği, İnşaat Mühendisi - Gayrimenkul Değerleme Uzmanı bilirkişi İsmail Dinç ve İcra İflas Hukuku-Borçlar Hukuku Nitelikli Hesaplamalar Bilirkişisi Mehmet İnce tarafından düzenlenen 29.05.2023 havale tarihli bilirkişi heyet raporunda; Taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin fesh edilmesi nedeniyle davacı tarafın davalı şirkete yaptığı ödemelerin ödeme tarihleri dikkate alınarak Denkleştirici Adalet İlkesi gereğince ulaşacağı toplam değerinin kök rapordaki maddi hatalar düzeltildikten sonra 992.391,15 TL olacağının, davacı /alacaklı taraf yapmış olduğu taksit ödemelerine karşılık 14.01.2022 tarihinde asıl alacak ve faizi olmak üzere toplam 524.853,00 TL tahsilat yapıldığını, (icra vekalet ücreti, icra masraf ve fer'ilerinin dahil olmadığını), Denkleştirici Adalet ilkesi gereğince hesaplanan 992.391,15 TL'den tahsil edilen 524.853,00 TL dışlandığında davacı tarafın 467.538,15 TL alacağının olacağının, davacı/alıcının seçimlik hakkını kullanmak suretiyle sözleşmeden dönmesi nedeniyle sözleşmede kararlaştırılan her geciken gün için m2 *18 TL üzerinden hesaplanacak olan kira tazminatını talep edemeyeceğini, davacı vekili tarafından dosyaya sunulan Hukuki danışmanlık sözleşmesine göre davacı tarafın yapılan taksit ödemelerinin süresinde iade edilmemesi nedeniyle başlatılan icra takibinden dolayı %4 akdi vekalet ücreti alacağının 20.994,12 TL olacağının, davacı/alıcının sözleşmeden dönme hakkını kullandığı için menfi zararları kapsamında (Noter ihtar masrafı + tahsilat sırasında ödenmek zorunda kalınan C.E.Y.P bedeli + İcra takibi nedeniyle ödenecek olan akdi vekâlet ücretine ödeme tarihinden dava tarihine kadar işleyecek avans faiz miktarları hesaplandığında davacı tarafın 32.231,08 TL masraflar yönünden asıl alacak + 632,04 TL masraflar yönünden faiz zararının olacağının, davacı/alıcının taşınmasın teslim tarihi ile icra takibi nedeniyle paranın tahsil edildiği tarihe kadar kira gelirinin 17.500,00 TL olacağının, davacı/alıcının taşınmasın teslim edilmesi gereken tarih ile iş bu davanın açıldığı tarih arasında ki kira gelirinin 49.000,00 TL olacağının, davacı/alıcı tarafın taşınmazın teslim edilmesi gereken tarih ile icra takibi nedeniyle paranın tahsil edildiği tarihe kadar geçen süre yönünden taşınmazın değerinde 250.00,00 TL artış alacağının, davacı/alıcı tarafın taşınmazın teslim edilmesi gereken tarih ile dava tarihi arasındaki süre yönünden taşınmazın değerinde 1.500.000,00 TL artış alacağının, mahkememizce davacının sözleşmenin feshi nedeniyle yapılan masraflar + sözleşme kapsamında ödemesi gereken akdi vekalet ücreti + kira kaybı + değer kaybı yönünden icra nedeniyle paranın tahsil edildiği 14.01.2022 tarihine kadar oluşan toplam zararının ( 32.863,12 TL + 17.500.00 TL + 250.000,00 TL) 300.363,12 TL zararının bulunacağının, (Ödenen bedel geri alındığı için hesaplamaya dahil edilmediğinin), mahkememizce davacının sözleşmenin feshi nedeniyle yapılan masraflar + sözleşme kapsamında ödemesi gereken akdi vekalet ücreti + kira kaybı + değer kaybı yönünden dava tarihinde kadar oluşan toplam zararının (32.863,12 TL + 49.000,00 TL + 1.500.000,00 TL ) 1.581.863,12 TL zararının bulunacağının (ödenen bedel geri alandığı için hesaplamaya dahil edilmediğinin) bildirildiği görülmüştür.
Taşınmaz satış sözleşmeleri; alıcının borçlandığı bir bedel karşılığında satıcının taşınmaz mülkiyeti ve zilyetliğini devretmeyi üstlendiği tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme türüdür.
Taşınmaz satışına ilişkin 6098 sayılı TBK'nun 237. maddesinde;" Taşınmaz satışının geçerli olabilmesi için, sözleşmenin resmî şekilde düzenlenmesi şarttır. Taşınmaz satışı vaadi, geri alım ve alım sözleşmeleri, resmî şekilde düzenlenmedikçe geçerli olmaz. Önalım sözleşmesinin geçerliliği, yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlıdır." şeklinde, TMK'nun 706.maddesinde; " Taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olması, resmi şekilde düzenlenmiş bulunmalarına bağlıdır. Ölüme bağlı tasarruflar ve mal rejimi sözleşmeleri, kendilerine özgü şekillere tabidir." şeklinde, düzenlemelerin yapıldığı anlaşılmıştır.
Yargıtay .Hukuk Dairesi'nin 23/05/2023 tarih ve ... Es.... Kar. Sayılı ilamında;"1.Tapulu taşınmazlarda mülkiyetin devrini öngören her türlü sözleşmenin resmî şekilde yapılması zorunludur. Bu bir geçerlilik koşuludur [4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 706; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (6098 sayılı Kanun) 237; Noterlik Kanunu m. 60/3; Tapu Kanunu m. 26]. Resmî biçimde yapılmayan taşınmaz satış sözleşmeleri hukuken geçersiz olup geçerli sözleşmelerde olduğu gibi taraflarına hak ve borç doğurmaz; taraflar verdiklerini sebepsiz zenginleşme kuralları gereğince geri isteyebilirler. " şeklinde kabul edilmiştir.
Yargıtay .Hukuk Dairesi'nin 10/03/2020 tarih ve ... Es.... Kar. sayılı ilamında; "müspet zarar sözleşmenin ifa edilmemesinden doğan zararı, menfi zarar ise, sözleşmenin kurulmamasından veya geçerli olmamasından kaynaklanan zararı ifade etmektedir.(HGK’nun 29.09.2010 gün ve ... E. ... K.). Yani, müspet zarar; borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durum ile eylemli durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla, müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarar olup, alacaklının ifadan vazgeçerek zararının tazminini istemesi halinde söz konusu olur; bu durumda sözleşme ortadan kalkmamakta, yalnızca alacaklının ifaya ilişkin talep hakkının yerini müspet zararının tazminine dair talep hakkı almaktadır. Menfi zarar ise, uyulacağı ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması dolayısıyla uğranılan zarardır. Diğer bir anlatımla, sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarardır. Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; yukarıda da belirtildiği üzere, tapulu bir taşınmazın mülkiyetinin devrini öngören her türlü sözleşmenin resmi şekilde yapılması geçerlilik şartı olup, söz konusu geçerlilik şartını taşınmayan yani resmi şekilde yapılmayan tapulu taşınmazların harici satım sözleşmeleri geçersizdir ve bu durumda taraflarca geçersiz sözleşmeye dayanılarak menfi ve müspet zarar talep edilemeyip, sadece, sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanarak tarafların birbirlerine verdikleri talep edebilecektir." şeklinde kabul edilmiştir.
Taraflar arasında davalı ... Ticaret A.Ş.’nin sahibi olduğu Konya ... ... Mahallesi ... pafta ... ada ... inşa edeceği sözleşme eki krokide tanımlanan onuncu kat 116,38 m2 miktarlı ... bağımsız bölüm satışına konu 30.05.2018 tarihli ... Ofis satış sözleşmesi yapıldığı, sözleşme gereğince davalı tarafın sözleşmeye konu taşınmazı 30/04/2021 tarihinde teslim etmeyi taahhüt ettiği, taşınmazın davalı tarafından teslim edilmemesi üzerine davacı tarafından Ankara .Noterliği'nin 01/11/2021 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğine ilişkin ihtarname gönderildiği, eldeki dava ile de sözleşmenin haklı nedenle feshine bağlı olarak menfi müspet zarar talebinde bulunduğu anlaşılmıştır.
Taraflar arasında düzenlenen 30/05/2018 tarihli "... Ofis satış sözleşmesi" resmî biçimde yapılmadığından TMK'nun 706. TBK'nun 237; NK'nun 60/3; TK'nun 26. Maddeleri gereğince geçersiz olduğu, geçersiz bir sözleşmenin haklı nedenle feshinin mümkün olmadığı, geçersiz sözleşmeye istinaden sebepsiz zenginleşme kapsamı dışında menfi ve müspet zarar ile diğer zararların talep edilemeyeceği (Yargıtay .Hukuk Dairesi'nin 23/03/2023 tarih ve ... Es.... Kar. sayılı ilamı, Konya Bölge Adliye Mahkemesi .Hukuk Dairesi'nin 19/01/2022 tarih ve ... Es.... Kar sayılı ilamları benzer) anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 269,85 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 8.538,75 TL harç ve 18.475,52 TL ıslah harcı toplamı 27.014,27 TL harçtan mahsubu ile davacı tarafça fazladan yatırıldığı anlaşılan 26.744,42 TL harcın kararın kesinleşmesi ve talep halinde davacıya İADESİNE,
3-6102 sayılı TTK'nun 5/A maddesi kapsamında arabuluculuğa başvurulduğundan 1.560,00 TL arabulucu ücretinin 6235 sayılı Kanunu 18/A-13.maddesi gereğince davacıdan alınarak Hazineye İrad KAYDINA,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta hüküm kurulmasına yer OLMADIĞINA,
6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT'ne göre hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya VERİLMESİNE,
7-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansı bulunması halinde ilgilisine İADESİNE,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.14/11/2023
Başkan Üye Üye Katip