T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: ... Esas - ...
T.C.
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO:
KARAR NO:
HAKİM:
KATİP:
DAVACI :
VEKİLİ:
DAVALI :
VEKİLİ:
DAVA: Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:
KARAR TARİHİ:
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
KARARIN MAHİYETİ: RED
Mahkememizde görülmekte bulunan " Menfi Tespit " davasının yapılan açık yargılamasının sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "1-) Davacı müvekkil şirket enerji sektöründe faaliyet gösteren önemli firmalardan birisidir. 2-) Müvekkil şirketin iştigal alanını; kurulu güneş elektrik santralleri vasıtasıyla elektrik üretimi yapmak ve bu elektriği daha sonra elektrik dağıtım firmaları (EDAŞ'lar) aracılığıyla devlete satmak olarak özetlemek mümkündür. 3-) Davalı şirket ise yukarıda değindiğimiz elektrik dağıtım şirketlerinden (EDAŞ'lardan) birisidir. 4-) Davacı şirket ürettiği elektriği davalı şirketin kurulu tesisleri üzerinden geçirerek devlete satmaktadır. Bu anlamda davacı müvekkil, davalı şirketin tesislerini kullanması nedeniyle davalıya bir bedel ödemektedir. Bu bedele kısaca "dağıtım bedeli katkı payı" denilmektedir. İşbu davamızın konusunu son dönemde davalı şirketin müvekkilden talep ettiği fahiş ve haksız dağıtım bedeli katkı payı oluşturmaktadır. Şöyle ki; 5-) Davalı şirket son dönemde yaptığı uygulamalarla 2018 yılı öncesinde devreye alınan güneş enerji santrallerinin (GES) dağıtım bedeli katkı payını 5,6882krş/kwh'tan 28,2765krş/kwh'a yükseltmiştir. Kısacası davalı katkı payında 5 katından fazla bir artış yapmıştır. 6-) Davalı şirketin önceden haber vermeksizin, davacı şirketin finansal hazırlık yapmasına imkan tanımaksızın, bu konuda davacıya hiçbir süre vermeksizin yaptığı bu artış; davacı şirketin projelerinin kredilendirilmesinde büyük zorluklara sebep olmuştur. Keza davalının bu hareketi kreditör bankaları da olumsuz etkileyecektir. Bu nedenle sektörde faaliyet gösteren pek çok oyuncunun iflası dahi gündeme gelebilecektir. Davalı şirketin bu hamlesi; hukuk devletinin en önemli ilkelerinden birisi olan "öngörülebilirlilik ilkesine" de aykırıdır. 7-) Keza davalı şirketin katkı payını aşırı ve fahiş oranda arttırmaya dair bu tavrı kesinlikle iyiniyet ilkelerine aykırıdır. Böyle bir artış yapılmasının hiçbir hakkaniyetli sebebi olamaz. Zira üretilip sisteme verilen meta (yani elektrik) aynı iken üretenler arasında lisanslı veya lisanssız ayrımına gidilip mantıklı hiçbir açıklama yapmaksızın lisanssız üreticilere 5 katı aşan miktarda dağıtım bedeli uygulanmaktadır. Bu anlamda davalının tavrıyla lisanssız elektrik üreticileri özel sektör tarafından işletilen elektrik dağıtım şirketlerini (EDAŞ'ları) sübvanse etmeye mecbur bırakılmaktadır. Bu durum piyasa oyuncuları arasında adaletsizliğe de neden olmaktadır. 8-) Yine davalı şirketin dağıtım bedeli katkı payında bu denli büyük bir artış yapmasının hukuki bir izahı da olamaz. Zira davacının ürettiği meta aynıdır. Ayrıca davacının ürettiği elektriğin aktarımı için kullanılan tesisler de aynı olup bu tesislerin işletilmesinin maliyeti de (davacıya yapılan artış kadar) fahiş oranda artmamıştır. 9-) Nihai tüketicinin elektrik faturalarından son derece yakındığı bu dönemde davalı şirketin söz konusu faturaların artmasının nedenlerinden birisi olan dağıtım bedeli katkı payını fahiş oranda arttırması açıkça hakkın kötüye kullanımı olup dürüstlüğe aykırıdır. Bu anlamda davalı şirket piyasadaki hakim durumunu kötüye kullanmaktadır. Davacı ürettiği elektriği davalı gibi EDAŞ'lar yoluyla satmak zorunda olduğundan davalı bu durumu kendisi lehine fahiş ve haksız bir kâr elde etmek için kullanmaktan çekinmemiştir. Maalesef davalı şirketin bu haksız kâr amacının öncelikli mağduru davacının bizatihi kendisi, daha sonra da nihai tüketici olmuştur. 10-) Bu bakımdan öncelikle davacının, daha sonra da nihai tüketicinin haklarının korunması bakımından davalı şirketin haksız, adil olmayan ve öngörülemeyen dağıtım bedeli katkı payındaki fahiş artış yapmasına engel olunabilmesi için işbu davanın açılması zarureti hasıl olmuştur. İşbu davanın konusunu bir miktar para alacağının ödenmesinin oluşturmaması ve yerleşik yargısal uygulamalar (Örneğin; İstanbul BAM .H.D.'nin 21.03.2019 tarih ve ... esas ... karar; İstanbul BAM .H.D.'nin 17.01.2020 tarih ve ... esas ... karar; İstanbul BAM .H.D.'nin 26.12.2019 tarih ... esas ... karar; Yargıtay .H.D.'nin 13.02.2020 tarih ve ... esas ... karar, Yargıtay .H.D.'nin 01.04.2021 tarih ve ... esas ... karar sayılı kararları gibi) nedeniyle arabuluculuk yoluna gidilmemiştir. 11-) Bu kapsamda davamızın kabulü ile davalının davacı müvekkilden talep ettiği şimdilik 1.000,00TL tutarında davacının davalıya dağıtım bedeli katkı payı borcunun olmadığının, davalının dağıtım bedeli katkı payında yaptığı artışın yasalara ve sözleşmeye uygun olup olmadığının, günün ekonomik koşulları ve diğer hususlar dikkate alınarak adil bir dağıtım bedeli katkı payı miktarının ne kadar olması gerektiğinin ve bu kapsamda davacının davalıya (güneş enerji santrallerinin dağıtım bedeli katkı payının 5,6882krş/kwh'tan 28,2765krş/kwh'a yükseltildiği tarihten itibaren) fazla ödeme yapıp yapmadığı ile yapmış ise bunun miktarının tespitine, yapılacak bu tespite kadar davacının fazla ödeme yapmasının ve hak kaybı yaşamasının engellenmesi amacıyla davacının yapacağı ödeme işlemlerinin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ediyoruz." şeklinde dava açmıştır.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Yargı yolu itirazları bulunduğunu, dava şartı arabuluculuk sürecinin işletilmemiş olduğunu ve bu duruma itiraz ettiklerini, dava şartı olan ön başvurunun yapılmamış olmasına ilişkin itirazları bulunduğunu, husumete ilişkin itirazları olduğunu, davanın belirsiz alacak davası olarak görülmesinin mümkün olmayacağını, dava dilekçesinde talep sonucunun açık şekilde gösterilmediğini, mahkemenin EPDK'nın yerine geçerek dağıtım bedeli katkı payı belirleyemeyeceğini, zamanaşımına ve davanın süresinde olmamasına dair itirazları olduğunu, davacının lisanssız güneş enerjisi santrali işletmecisi olduğunu, lisanssız elektrik üretimi yapan tesislere yönelik teşviklerin yenilenebilir enerji kaynaklarından lisanssız elektrik üretimine cevaz veren ikincil mevzuatın ilk olarak 2010 yılında yürürlüğe girdiğini, daha sonra bu yönetmeliğin 6446 sayılı Elekrtik Piyasa Kanununun yürürlüğe girmesiyle mülga olduğunu, yönetmeliğin lisanssız üreticilere, lisanslı üreticilerden farklı bir hukuki statü tanıyarak lisans alma uğraşılarından kurtararak hem kendi elektriğini üretmek hem de piyasanın büyümesi adına teşvik geliştirdiğini, nihai amacı tüketilen enerjinin yerinde üretilmesi ve şebekeye olan ihtiyaçların en aza indirilmesi olup, lisanssız üretimin esasen tüketime özgüleşmiş üretim haline gelmesi olarak gösterdiğini, lisans alma, lisans yenileme, lisans sureti çıkartma ve yıllık lisans bedellerini kuruma ödemek zorunda olduğunu, davacının lisanssız statüde olması sayesinde tüm bu bedelleri ödemekten muaf tutulduğunu, dağıtım şirketlerinin faaliyetleri ve bu faaliyetleri finansmanı tarife ve üst kavramı olarak kurul tarafından tüketici özelliklerine göre abone grupları veya yenilenebilir enerji kaynaklarının desteklenmesi amacıyla ayrı tarifeler belirlenebileceğini, davaya konu taleplerin müvekkilleri açısından hukuki öngörülebilirlik ve hukuk güvenliği yönüyle kabulünün mümkün olmayacağını, bu nedenlerle açılan davanın reddini talep ettikleri görülmüştür.
Mahkememizce verilen 14/09/2022 tarih ve ... Esas ... sayılı kararı Konya Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 13/09/2023 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı ilamıyla kaldırılarak dosya mahkememize iade edilmekle, dava mahkememizin ... esasına kaydı yapılmıştır.
Mahkememiz ara kararı gereğince dosyanın talimat yazılmak suretiyle Ankara . Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilerek ... Talimat sırasına kaydı ile bilirkişi heyeti Elektrik Elektronik Mühendisi ... ve Mali Müşavir ... tarafından düzenlenen bilirkişi raporundan özetle; Davacı şirketin ticari defter kayıtları ile davalı adına kayıt altına alınmış işlemleri gösteren 120.M.001 muhasebe kodlu cari hesap ekstresi kayıtlarına göre, davalı tarafın dava tarihi itibari ile 276.398,72 TL borcunun bulunduğu, Davacı şirketin ticari defter kayıtları ile davalı tarafın düzenlemiş olduğu elektrik kullanım bedellerine ait kayıtların yer aldığı 320.M.002 muhasebe kodlu cari hesap ekstresi kayıtlarına göre ise davalı tarafın 16.484,30 TL alacak bakiyesinin bulunduğu kanaatini bildirir müşterek rapor tanzim etmişlerdir.
Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı vekili davalı aleyhine Menfi Tespit davası açmıştır.
Davacının davalıya güneş enerji santrallerinin dağıtım bedeli katkı payının 5,6882 krş/kwh'tan 28,2765 krş/kwh'a yükseltildiği tarihten itibaren fazla ödeme yapıp yapmadığı le yapmış ise bunun miktarının ne kadar olduğunun tespiti hususu ile ilgili olarak; 29/12/2016 tarihli ve 6838 sayılı Kurul Kararı'nın c maddesi, 1/1/21 iyle yürürlükten kaldırılmıştır. 1/1/2022 tarihi itibarıyla tüm lisanssız üretim tesisleri için veri bir sistem kullanım bedeli uygulanmaya başlanmıştır. Bu bedel, yukarıda da ifade edildiği üzere maliyet yapısı çerçevesinde ticarethane OG abone grubu ile aynı şekilde belirlenmiştir." denildiği. Davacının dava dilekçesinde bahsettiği dağıtım bedeli katkı payının 22,7527 krş / kwh'tan olması 01.07.2021 tarihinde olmuştur. (Davacı dava dilekçesi eki) 01.01.2022de ise 28,2765 krş/kwh olmuştur. 5,6882 krş / kwh ise EPDK fiyatlarının 31/12/2017 fiyatlarına (yönetmelik değişmeden önce) oluşan fiyatlardır.
Davalı taraf olan MEDAŞ'ın EPDK'nın belirlediği Elektrik Tarifelerini uygulamakla yükümlü bir dağıtım şirketi olduğu için tarife belirleme yetkisi yoktur.
Taraflar arasında akdedilen "Lisanssız Elektrik Üreticileri İçin Dağıtım Sistem Kullanım Anlaşmasında" dağıtım sistem kullanım birim fiyatı ile ilgili bir düzenleme bulunmadığı ve anlaşma ile mevzuatın ve mevzuat değişikliklerinin geçerli kılındığı; yasal mevzuat gereğince lisanssız elektrik üreticilerine uygulanacak dağıtım sistem kullanım tarifelerinin dağıtım bedelinin düzenleyici kurum olan enerji piyasası düzenleme kurumu (EPDK) kurul kararları ile yürürlüğe konan dönem tarifeleri ile berilendiği, davalı ... AŞ'nin EPDK kurul kararlarıyla belirlenen tarifelere uymak zorunda olduğu 6719 sayılı yasa ile değişik 6446 sayılı yasanın geçici 20. Maddesine göre, açılmış davalılar hakkında dahi uygulanmak üzere, EPDK kararlarının geçerli bağlayıcı olduğu; ... AŞ tarafından EPDK kurul kararları ile yürürlüğe konan dönem tarifelerinde yer alan dağıtım sistem kullanım tarifeleri kapsamında dağıtım bedelinin davacıya doğru şekilde uygulandığı ve faturaların fazladan bir bedel içermediği, dolayısıyla davacıdan fazla dağıtım bedeli tahsil edilmediği,
EPDK'nın lisanssız elektrik üreticileri için uygulamaya koyduğu tarifelerin dayanağı Kurul Kararları ile 6446 sayılı yasanın değişik geçici 20. Maddesinin yürürlükte olduğu, ... AŞ'nin EPDK Kurul Kararı ile uygulamaya konulan dönem tarife tablolarında yer alan lisanssız üreticiler için geçerli birim fiyatları doğru şekilde alarak faturaları düzenlemesi olmasına bağlı olarak, davacı şirketin davalı ... AŞ'den uyuşmazlığa konu taleplere ilişkin bir alacağının bulunmadığından, belirlenen tarifelere uygun şekilde tahakkuk ve tahsil edilen dağıtım bedellerini talep hakkı olmayacağı anlaşılmakla;
TMK 1/3. Maddesinde; "Hâkim, karar verirken bilimsel görüşlerden ve yargı kararlarından yararlanır."
Anayasa'nın 138/1. Maddesinde; " Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler." şeklinde düzenlemeler olduğu,
Somut olayımızda; tüm dosya kapsamı, dosyadaki tüm bilgi - belgeler, tüm deliller, alınan bilirkişi rapor/ları, tarafların iddia - savunmaları, yukarıda yapılan açıklamalar, bir bütün halinde değerlendirildiğinde, Mahkememizce benimsenen hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu sonuç ve kanaatine varılarak, TMK 1/3 ve 6100 Sayılı HMK 297. Maddesi kapsamında Anayasa'nın 138/1 maddesi atfı ile davacının, davalı aleyhine açtığı davasının reddine dair oluşan vicdani kanaate göre aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: GEREKÇESİ YUKARIDA AÇIKLANDIĞI ÜZERE
1-Davacının, davalı aleyhine açtığı davasının REDDİNE,
2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 427,60TL'den dava başında yatırılan 80,70TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 346,90-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad KAYDINA,
3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 1.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine YER OLMADIĞINA,
6-Taraflarca depo edilip kullanılmayan gider avansının bulunması halinde karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE,
Dair, davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek dilekçe ile Konya Bölge Adliye Mahkemesi'ne İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 22/05/2024
Katip Hakim