T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: ... Esas - ...
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR
ESAS NO:
KARAR NO:
HAKİM:
KATİP:
DAVACI :
VEKİLİ:
DAVALI :
VEKİLİ:
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:
KARAR TARİHİ:
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Konya Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesinin 13/03/2023 tarih ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile Mahkememizin ... Esas ... Karar sayılı kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına karar verilmesi üzerine mahkememize gönderilmekle ve dava dosyası mahkememizin ... Esas sırasına kaydedilmekle; yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
(I) TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; Davalı borçlu ile müvekkil firma arasında ticari ilişkiden kaynaklı davalı borçlunun satın almış olduğu ürünlerin ücretlerini ödemediğini, bunun üzerine davalı hakkında Konya . İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasıyla taraflar arasındaki gerçekleşen ticari faaliyete ait faturalara binaen genel haciz yoluyla takip yapıldığını, davalı ise 28/05/2018 tarihinde haksız ve kötü niyetli olarak borca itiraz ederek takibi durdurduğunu, borçlu davalı böyle bir borçlarının olmadığını iddia etmekte ise de müvekkil tarafından davalı borçlu satın alınmış olduğu ürüne ait faturalar ile alacağı sabit olduğunu, taraflara ait ticari defterler incelendiğinden de müvekkilin alacaklı olduğu açıkça görüneceğini, bu nedenlerle davalı borçlunun itirazının iptalini sağlamak için davalı borçlunun takibine yaptığı itirazının iptaline, borçlunun takip konusu borcu takip dosyasında belirtilen avans faiziyle ödemeye ve takip konusu alacağın % 20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının açmış olduğu dava hukuki dayanaktan yoksun olup, reddinin gerektiğini, davacı taraf müvekkil aleyhine Konya . İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatmış olup müvekkil şirket tarafından 28/05/2018 tarihinde yapılan itiraz neticesinde takip durduğunu, davacı tarafça hukuka aykırı bir şekilde itirazın kaldırılması için bu dava açıldığını, ancak müvekkil şirketin davacı tarafa hiçbir borcu bulunmadığını, daha sonra müvekkilin oğlu olan ... tarafından gönderilmiş olan mailde müvekkil şirketin yanında müvekkilin oğluna ait ekstrede gönderildiğini, bu nedenlerle haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddi ile % 20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; Davalının mesnetsiz iddiası ise malları teslim almadığına dair gerçeklerden uzak iddia olduğunu, söz konusu fatura kayıtlarının tamamı irsaliyeli olarak davalıya teslim edildiğini, ayrıca söz konusu faturaların BA-BS formlarından anlaşılacağı üzere davaya ve takibe konu faturaların tamamının davalı firmanın kayıtlarında mevcut olduğunu, dolayısıyla söz konusu fatura ve faturaya konu malları teslim edilmedi şeklindeki iddialar davalının müvekkili firmaya karşı iftira niteliğinde beyan olduğunu, bu nedenlerle delillerimizin kabulü ile davalı borçlunun icra takibine yaptığı itirazının iptaline, borçlunun takip konusu borcu asıl alacakla birlikte takip dosyasında belirtilen avans faiziyle ödemeye ve takip konusu borcu alacağın % 20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
(II) YARGILAMADA TOPLANAN DELİLLER:
Mahkememizce; Konya . İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası celp edilerek incelenmiştir.
Mali Müşavir bilirkişi ... alınan 11/06/2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Taraflar arasında davacı şirket satıcı davalı şirkette de alıcı olmak üzere 2017 yılında gerçekleşen bir alışverişin olduğunu, bu alışverişin her iki tarafın ticari defterlerinde de açık cari hesap şeklinde izlenmiş olduğunu, dökümlerde de görüldüğü üzere tarafların ticari defter kayıtlarının 31/12/2017 tarihi itibariyle (0,05 TL fark ile) birbirini faturalar ve yapılan ödemeler yönünden teyit ettiğini, ancak davacı şirketin ticari defter kayıtlarına göre takip tarihi olan 21/05/2018 tarihinde davacı şirketin davalı şirketten 247.819,90 TL alacaklı olduğunu, davalı şirketin ticari defter kayıtlarına göre takip tarihi olan 21/05/2018 tarihinde davacı şirkete 172.239,85 TL borçlu olduğunu, aradaki farkın davalı şirketin ticari defterlerinde davacıya 27/03/2018 tarihinde yapılmış olan 75.580,10 TL'lik ödeme kaydından kaynaklanmakta olduğunu, zira bu tahsilatın davacı şirketin kayıtlarında görünmediğini, davacı şirketin ticari defter kayıtlarına göre icra takip tarihi olan 21/05/2018 tarihinde davacı şirketin davalı şirketten 247.819,90 TL alacaklı olduğunu, davalı şirketin ticari defter kayıtlarına göre ise icra takip tarihi olan 21/05/2018 tarihinde davacı şirkete (247.819,95 - 75.580,1) = 172.239,85 TL borçlu göründüğünü, davacı tarafın icra takibinde talep etmiş olduğu asıl alacak tutarının 281.208,21 TL olduğu hakkında görüş ve kanaat bildirmiştir.
Bilirkişi Av. Melike Köksal'dan alınan 08/01/2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Mali müşavir bilirkişi raporuna göre davacı kayıtlarına göre 21/05/2018 tarihinde görünen 247.819,90 TL tutarındaki davalı şirket borcundan 75.580,10 TL'lik ödeme tenzil edildiğinde davacı şirketin takip tarihi itibariyle davalı şirketten 172.239,80 TL alacağının olacağını, bu rakamın davalı şirket kayıtlarında da davacı şirkete olan borç miktarı olarak gösterildiği (172.239,85 TL) dosyada bulunan mali müşavir bilirkişi raporundan tespit edildiğini, tüm dosya kapsamına göre davacı şirketin takip tarihi itibariyle davalı şirketten 172.239,80 TL alacağının olacağını sonuç ve kanaatini bildirmiştir.
Mali Müşavir bilirkişi ... alınan 10/03/2020 tarihli bilirkişi EK raporunda özetle; 06/02/2020 tarihli duruşmada davalı tarafa 50.000,00 ABD dolarlık ödemeye ait dekontu sunması ve bu ödemenin şirketin borcuna ilişkin olup olmadığına dair delillerini bildirmesi için 1 aylık kesin süre verilmiş olmasına rağmen dosyaya 50.000,00 USD'lik ödemeye ilişkin olarak herhangi bir belgenin sunulmadığı anlaşılmakta olup bu 50.000,00 USD ödeme hususunda davacı şirketin ticari hususlarını tespit etmiş olduğu hakkında görüş ve kanaat bildirmiştir.
(III) DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Davacı taraf dava dilekçesiyle, davalıya irsaliyeli fatura ile mal verdiklerini davalının ödeme yapmadığını, davalı hakkında takip yaptıklarını, davalının itiraz ettiğinden bahisle alacak talebinde itirazın iptali dilemiştir.
Davalı taraf ise ise 19.000 USD (75.509,85 TL) havale ödeme yaptıklarını ve ayrıca davalının şirket sahibinin oğlunun 50.000 USD ödeme yaptığını, yaklaşık 4.000 USD borçlarının kaldığından davanın reddini dilemiştir.
Davacı taraf tarafların ticari defterlerine dayanmıştır. Mahkememizce tarafların ticari defterleri incelenmiştir. Mahkememiz muhasebeci bilirkişiden rapor ve ek rapor almıştır. Raporların incelenmesi, taraflar arasında USD para birimi ile alışveriş ilişkisi olduğu alınan malları ve yapılan USD ödemelerin karşılıklı olarak birbirini teyit ettiği ve miktarların uyuştuğu görülmüştür. Tarafların ticari defterleri karşılıklı incelendiğinde USD ödemelerinin karşılıklı aynı olduğundan taraflar arasında bir kur farkından kaynaklı bir uyuşmazlık bulunmadığı görülmüştür. Taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı defterlerinde 19.000 USD (75.509,85 TL)'lik ödeme ve 50.000,00 USD ödemenin davacı defterlerinde yer almamasında kaynaklı olduğu görülmüştür. Nihai olarak ise davacının kendi defterleri 247.819,90 TL alacaklı bulunduğu, davalı defterlerinde ise davacı defterlerinden farklı olarak 19.000 USD (75.509,85 TL)'lik düşüldükten sonra 172.239,85 TL borçlu olduğunun görülmüştür. Davalı defterlerinde ve davacı defterlerinde 50.000,00 USD ödemenin kaydının olmadığı anlaşılmıştır. Davacı taraf 19.000 USD (75.509,85 TL)'lik ödemenin davalı şirketinin ortağına ait cari hesaptan kaynaklı olduğunu belirtmiştir. Davalı taraf 19.000 USD (75.509,85 TL)'lik ödeme ile ilgili dekont sunmuştur. Anılan dekont incelenmesinde taraflar arasında bir havale işlemi olduğu ve başka kişinin borcuna ait ödeme olduğu noktasında açıklama olmadığı görülmüştür. İspat yükü açısında davacı tarafa alınan havalenin şirket ortağına ait olduğuna dair kanıt sunulması, davalı ise 50.000 USD ile ilgili belgeleri sunmak için kesin süre verilmiş olup davacı taraf geçerli bir beyan sunmamıştır. Davalı ise delil sunmamıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).
Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2).
İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3).
Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir.
Mahkememizce ... Esas ... Karar sayılı ilamı istinaf edilmesi neticesinde; Konya Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesinin 13/03/2023 tarih ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile; "... davacının delil listesinde yemin deliline de dayandığı gözetilerek davacıya yemin teklif etme hakkı hatırlatıldıktan sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığının... " tespiti ile mahkememiz kararının kaldırılmasına hükmedilmiştir.
Davacı vekilinin 15/05/2023 tarihli dilekçesi ile mahkememize sunmuş olduğu yemin metnini dosya içeriğindeki beyanlar ile örtüşmediğinden, yemin metninin "davalı cevap dilekçesi ekinde sunulan 27/03/2018 tarihli cari ödeme açıklaması ile yapılan, 19.000 $ (75.580,00 TL) havalenin şirket yetkililerinin borcu nedeniyle değil davalı şirketin borcuna mahsuben gönderildiğine dair namusum, şerefim ve kutsal saydığım tüm inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum" şeklinde düzeltilmiş ve davalıya usulüne uygun tebliğ edilmiştir. Yapılan tebligatta ihtarat bulunmasına rağmen davalı şirket yetkililerinin duruşma salonunda hazır olmadığı görülmüştür.
HMK 229. Maddesi "yemin için davet edilen kimse, tayin edilen gün ve saatte mahkemede geçerli bir özrü olmaksızın bizzat hazır bulunmaz yahut hazır bulunup da yemini iade etmek yada yemine eda etmekten kaçınırsa yemin konusu vakiaları ikrar etmiş sayılır" hükmüne havi olup, geçerli bir mazereti bulunmaksızın davalı mahkememizde hazır olmaması karşısında yemin metnindeki hususları ikrar edilmiş sayılmış ve 19.000 $ (75.580,00 TL) havalenin şirket adına yapılmadığı takdir ve kanaatine varılmıştır.
Davalı takibe ilişkin borca itirazda bulunmuş ise de; taraflar arasındaki sözleşmenin varlığına dair herhangi bir uyuşmazlık bulunmayıp bu durumda fatura karşılığı bedellerin ödendiğine dair ispat külfeti davalı - borçlu üzerindedir. Yargılama safhasında davalı borcun ödendiğine dair herhangi bir delil sunmamış olup, ayrıca davalı usulüne uygun şekilde tebliğ edilen yemin metni ve ihtarnameye rağmen mahkememizde hazır bulunmadığından yemin metninde geçen hususları kabul etmiş sayılmış; bu cihetle dosya muhtevası itibariyle davacının usulüne uygun şekilde tutulmuş ticari defterlerinin aksini gösterir herhangi bir delil sunulmadığından davacının, davalıdan 247.819,90 TL alacaklı olduğu kanaatine varılmış olup, vaki itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmiştir.
İtirazın iptâli davalarında İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde itiraz etmesi ve alacaklının, alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada, borçlu itirazının kötüniyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. İcra inkâr tazminatı, hakkındaki icra takibine itiraz ederek durduran ve çabuk sonuçlandırılmasına engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likid olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likid olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likid bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likid bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir (HGK'nun 07.06.2006 tarih ... Esas, ... Karar sayılı kararı).
Bu ilke ve kurallar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; mahkememizce hükmedilen asıl alacak miktarı davacı ticari defterlerinde yapılan inceleme ile de sabit olmuş ve bu miktar alacağın varlığı saptanarak hüküm kurulmuştur. Hükmedilen miktarın likid bir alacak olduğunun kabulü gerekir. Anılan açıklamalar uyarınca icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.
Kötüniyet tazminatı yönünden ise, İcra İflas Kanunun 67/2.maddesi uyarınca itirazın iptali davasının kısmen veya tamamen reddi halinde, borçlu lehine hükmedilecek tazminat kötü niyet tazminatı olup, borçlu lehine kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için icra takibinin haksız olmasının yanında takip alacaklısının kötü niyetli olması gerekir. Alacaklı icra takibi başlatmakta kötü niyetli değilse aleyhine kötü niyet tazminatı hükmedilemez.
Somut olayda, davacı kendi ticari defterlerinde dahi toplam 247.819,90 TL alacaklı görünmesine rağmen bu miktarı aşan nitelikte 281.208,21 TL asıl alacak üzerinden takip başlattığından davacı taraf takipteki haksız kısmi nedeniyle reddedilen tutar için kötüniyetli görülmüştür. Reddedilen miktar nazara alınarak 6.677,66 TL miktarınca kötüniyet tazminatına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
(IV) HÜKÜM SONUCU, YARGILAMA GİDERLERİ VE KANUN YOLU:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının davasının kısmen KABULÜ ile; Konya . İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sırasında kayıtlı icra takibinde davalının itirazının kısmen iptali ile, takip tarihi itibariyle 247.819,90 TL asıl olmak üzere üzerinden takibin devamına, alacağa takip tarihinden itibaren ticari avans faizi uygulanmasına,
Fazlaya ait istemin REDDİNE,
2-Haksız itiraz nedeniyle kabul edilen miktar üzerinden %20 oranında hesap edilen 49.563,98 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Haksız kısmi nedeniyle reddedilen tutar olan 33.388,31 TL üzerinden %20 oranında hesap edilen 6.677,66 TL icra kötüniyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Alınması gereken 16.928,57 TL karar harcından peşin olarak alınan 480,02 TL harcın mahsubu ile bakiye 16.448,55 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
5-Davacı tarafından yatırılan 35,90 TL başvurma harcı, 5,20 vekalet harcı, 480,02 TL peşin harç toplamı 521,12 TL' nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 1.200.00 TL bilirkişi ücreti, 424,95 TL posta tebligat gideri olmak üzere toplam: 1.624,95 TL'nin 1.429,95 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davacı kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 39.172,99 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
8-Davalı kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
9-Davacı tarafından yatırılan ve dosyada bakiye kalan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı 6100 sayılı HMK'nın 341-345 maddeleri uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile Konya Bölge Adliye Mahkemesi ilgili İstinaf Dairesine İstinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 05/10/2023
Katip Hakim