T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: ... Esas - ...
T.C.
KONYA TÜRK MİLLETİ ADINA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO:
KARAR NO:
HAKİM:
KATİP:
DAVACI :
VEKİLİ:
DAVALI :
VEKİLİ:
DAVA: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:
KARAR TARİHİ:
KARAR YAZMA TARİHİ:
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin Konya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalı yanında çelik konstrüksiyon işi üstlendiğini, bu kapsamda Konya . İcra müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına konu olan 26/12/2019 tarihli faturayı kestiğini, fatura tarihinden itibaren müvekkilinin yaptığı işin ve malzemelerin parasının ödenmediğini, ve bu ödemeleri kendi cebinden yaptığını ve bu sebeple müvekkilinin 44.254,00 TL tutarlı fatura alacağı için Konya . İcra müdürlüğünün ... esas sayılı ilamsız icra takibini yaptığını, davalının bu takibe "borcum yoktur" diyerek itiraz ettiğini ve itiraz üzerine takibin durduğunu , itirazın iptali davasının açılabilmesi için ara buluculuk başvurusu yapıldığını ancak anlaşma sağlanamadığını bu sebeplerle davalının Konya . İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına , kabul olan kısım üzerine %20 icra-inkar tazminatına hükmedilmesine ve davalı aleyhine ödeme emrinin tebliğ tarihi olan 28/08/2021 tarihinden bu yana değişen oranlarda ticari temerrüt faizine hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı tarafa usulüne uygun olarak davetiye tebliğ edilmiş, davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davaya konu faturanın daha önce davacının banka hesabına ödendiğini, davalı müvekkil firmanın davacı ile anlaştığı üzere dava konusu 27/06/2019 tarihli fatura bedeli olan 37.760,00 TL yi banka dekontlarından, noter tasdikli yevmiye defteri, envanter defteri ve muavin defterinden anlaşılacağı üzere dava konusu icra takibinden önceki tarihlerde ödemiş olduğunu ve borcunu kapattığını ve başkaca borcunun bulunmadığını bu sebeple davanın reddine ayrıca görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olması sebebiyle görevsizlik kararı verilerek dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Konya . Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas,... Karar sayılı 11.05.2022 tarihli ilamı ile görevsizlik kararı verildiği, kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Konya Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesinin ... Esas, ... Karar sayılı 16.09.2022 tarihli ilamı ile istinaf başvurusunun reddine kesin olarak karar verildiği, akabinde dava dosyasının Mahkememizin iş bu esas sırasına kaydının yapılarak yargılamaya devam olunduğu görülmektedir.
ÇEKİŞMELİ HUSUSLAR, TOPLANAN DELİLLER, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali ve inkar tazminatı istemine ilişkindir.
Mahkememizce tarafların bildirdiği deliller toplanmış, Konya . İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası UYAP üzerinden dosyamız arasına alınmış, dava taraflarına 2019 ve 2020 yılına ait ticari defterlerini sunmak üzere 2 haftalık kesin süre verilmiş, taraflarca ticari defterlerin sunulması üzerine defterler üzerinde inceleme yapılarak rapor tanzimi için dosya Mahkememizce resen seçilen SMMM uzmanı bilirkişiye tevdi edilmiştir.
Mahkememize sunulan 15/06/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; taraflar arasında davacı satıcı, davalı şirket de alıcı olmak üzere 2019 yılında gerçekleşmiş bir ticari ilişkinin olduğu, davacının 2019 yılındaki ticari kayıtlarının Gelir İdaresi Başkanlığı’na bağlı defter beyan sistemi üzerinden oluşturulmuş olduğu, eski sistemdeki fiziki olarak tutulan işletme defterine karşılık gelen bu beyan sisteminde sadece işletmenin gelir ve gider belgelerinin (fatura, ödeme kaydedici cihaz belgeleri, perakende satış fişleri, gider pusulası, müstahsil makbuzu, yolcu bileti, vb.) kaydedilmekte olduğu, başka bir ifade ile bu kayıt sisteminde cari hesap kaydı oluşturulmamakta, dolayısıyla işletmenin alış ve satışlarının peşin ya da veresiye olduğu ve doğal olarak da gelir ve gider belgelerinin ödemelerinin nasıl yapıldığı hususlarında oluşturulan bu kayıtlardan herhangi bir tespit yapabilmenin mümkün olmadığı, bu doğrultuda davacının 2019 yılı kayıtlarında yapılan incelemelerde takip ve dava konusu 26.12.2019 tarihli, ... nolu ve 44.254,72 TL bedelli faturanın davacının gelir kayıtlarının 6. sırasında kayıtlı olduğunun görülmekte olduğu, ancak yukarıda da belirtilmiş olduğu üzere bu kayıt sisteminde sadece işletmenin gelir ve gider belgeleri kaydedilmekte olduğundan ve cari hesap kaydı oluşturulmamakta olduğundan, takip ve dava konusu faturanın bedelinin tahsil edilip edilmediği hususunda davacının 2019 yılı kayıtlarından bir tespit yapabilmenin mümkün olmadığı,
Davacı ... ’nın 2020 yılında bilanço esasına göre defter tutmaya başlamış olduğu görülmekte olup, 2020 yılının açılış bilançosunda davalı şirketten herhangi bir alacak kaydının görünmediği, bunun dışında 2020 yılı içerisinde davalı şirketin borçlu olduğuna ilişkin herhangi bir
kaydın da olmadığı, sonuç olarak davacı ... ’nın 2020 yılı ticari defter kayıtlarında davalı şirketin borçlu olduğuna dair herhangi bir kaydın olmadığının tespit edilmiş olduğu, davacının 2020 yılı ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin süresinde yaptırıldığı, defterlerin muhasebe usul ve prensiplerine göre tutulduğu, yevmiye defterinin kapanış tasdikinin de olduğu ve süresinde yaptırılmış olduğu, davalı şirketin ticari defterlerinde davacı ile olan alışverişin; fatura geldiğinde davacı alacaklandırılmak, ödeme yapıldığında da davacı borçlandırılmak suretiyle açık cari hesap şeklinde izlenmiş olduğu, icra takibine ve davaya konu edilen 44.254,72 TL bedelli faturanın davalı şirketin ticari defterlerinde davacı alacaklandırılmak suretiyle veresiye mal ve hizmet alışı olarak kayıtlı olduğu, davalı şirketin kayıtlarında açık cari hesap şeklinde izlenmiş olan alışveriş sonucunda 05.01.2020 tarihinde nakit olarak ödenmiş olduğu, kayıtlı 6.014.72 TL ödeme sonrasında davalı şirketin davacıya herhangi bir borcunun görünmediği (cari hesap bakiyesinin sıfır olduğu), davalı şirketin incelenen ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin süresinde yaptırılmış olduğu, defterlerin muhasebe usul ve prensiplerine göre tutulduğu, yevmiye defterlerinin kapanış tasdiklerinin de olduğu ve süresinde yaptırılmış olduğu hususlarında rapor sunulduğu görülmektedir. Söz konusu rapor Yüksek Mahkemenin denetimine elverişli, ayrıntılı, gerekçeli ve yöntemine uygun olarak hazırlandığı değerlendirilmekle Mahkememizce hükme esas alınmıştır.
Hukuk Muhakemeleri Kanununun ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 222. Maddesi; MADDE 222 - (1) "Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır. " hükmünü amirdir.
Yine belirtmek gerekir ki; HUMK'daki ve HMK'daki yazılı belge ile (ki belge kişinin kendi aleyhine olarak kendisi tarafından düzenlenir) ispat ilkesinin yegâne istisnasının tacirlerin basireti ilkesinin sonucu olan ticari defterler olduğu asla nazardan kaçırılmamalıdır.
Tacir basiretlidir, defterlerinde sadece ve sadece gerçekler yazılıdır. Defter delilini delil yapan tacirle ilgili basiret ilkesidir. Basiret ilkesi olmasaydı, defter delili diye bir delil olmazdı. Tacir basiretlidir, tacir basireti gereği her işi gibi defterlerini de yasalara göre tutar, silahların denkliği ilkesi önemli bir ilkedir, ticari defterler hasmın defterlerine hasretme durumu hariç, her iki tacirinde ticari işletmesi ile ilgili davalarda delil olabilir.
Yine HMK'nın 222 ve devamı maddelerine göre defterlerin sahibi lehine delil olabilmesi için uyuşmazlığın ticari işten kaynaklanması, uyuşmazlığın tacirler arasında çıkmış olması, ticari defterlerdeki kayıtların birbirini doğrulaması, ticari defterlerin kanuna uygun olarak tutulmuş olması gerekir. Davaya bu açıklamalar ışığında da bakıldığında; yukarıda izahı yapılan hususlar muvacehesinde davacı yan ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK. ilgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu bu haliyle defterlerinin leh ve aleyhe delil kabiliyetini haiz bulunduğu, davalı defterlerinin ise delil kabiliyetini haiz olmadığı anlaşılmıştır.
Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesine göre; “Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” İspat yükü kenar başlıklı HMK'nın 190. maddesine göre; “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.”
SMMM bilirkişisi tarafından sunulan ve hükme esas alınan 22/01/2024 tarihli bilirkişi raporuna göre dava ve takip konusu faturanın gerek davacı gerekse de davalının ticari defter ve belgelerinde yer alması sebebiyle yukarıda detayı verilen T.C. Yargıtay . Hukuk Dairesinin 12/09/2012 Tarih ve ... Esas-... Karar sayılı ilamı da emsal alınarak davacının fatura konusu edimleri yerine getirdiği, bu sebeple ödeme hususunda ispat yükünün davalı üzerinde olduğu anlaşılmıştır.
Taraflar arasındaki hukuki ilişkiden kaynaklı olarak 26.09.2019 tarihli 37.760,00 TL bedelli ve 26.12.2019 tarihli takibe ve davaya dayanak 44.254,00 TL bedelli toplamda 82.014,72 TL bedelli 2 adet faturanın düzenlendiği, davalı tarafça davacı tarafa yapılan toplam ödeme miktarı olan 76.000,00 TL'nin davalı vekili tarafından cevap dilekçesi ekinde sunulan banka dekontları ve bilirkişi raporu ile sabit olduğu , söz konusu ödemelerin ikinci fatura tarihi olan 26.12.2019 tarihinden önce yapıldığı görülmektedir.
TBK'nun 102. Maddesinde ; " Kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılır. Birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğu kabul edilir. Takip yapılmamış ise ödeme, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış olur." şeklinde düzenleme yer almaktadır. Söz konusu kanun maddesi uyarınca somut dava dosyasına bakıldığında toplamda 82.014,72 TL bedelli 2 adet faturanın davacı tarafından davalıya kesildiği, davalı tarafça davacı tarafa yapılan toplam ödeme miktarı olan 76.000,00 TL'nin banka dekontları ile sabit olduğu, yapılan tüm ödemelerin ikinci fatura tarihi olan 26.12.2019 tarihinden önce yapıldığı görülmektedir. 76.000,00 TL tutarındaki ödemenin bir kısmının öncelikle ilk faturaya istinaden yapıldığı bir kısmının ise ikinci faturaya istinaden yapıldığı değerlendirilmiştir. İkinci faturaya istinaden geriye kalan borç miktarı olan 6.014,72 TL lik kısım yönünden ise davacının defterlerinde herhangi bir kayıt yer almadığı, davalının incelenen ticari defter ve belgelerinde ise bu kısmın"nakit ödeme" şeklinde gösterilmek suretiyle borcun kapatıldığı bilirkişi raporunda ifade edilmiş ise de bu ödemeye ilişkin davalı tarafından herhangi bir ödeme belgesi ibraz edilmediği görülmektedir. Dava dilekçesinde ve cevap dilekçesinde yemin deliline dayanıldığı görülmekle davalı taraf vekiline 6.104,72 TL'lik kısmın davacıya ödenip ödenmediği hususunun ispatına yönelik olarak yemin delili hatırlatılmış, davacı vekiline de 38.212, 28 TL'lik kısmın ispatına yönelik yemin delili hatırlatılmış, davalı tarafça yemin deliline başvurulmamış, davacı tarafça yemin metni sunulmuş, Mahkememizce davalı şirket yetkilisine sunulan yemin metni doğrultusunda usulüne uygun olarak yemin yaptırılmış, davalı şirket yetkilisi davacı tarafın davalıdan 38.212,28 TL tutarında herhangi bir alacağı olmadığı hususunda Mahkememiz huzurunda yemin etmiştir. Tüm bu hususlar doğrultusunda davacının davasının kısmen kabulüne karar verilmiş, Konya . İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasında davalı(borçlu) tarafından asıl alacak yönünden yapılan itirazın kısmen iptaline, takibin 6.014,72 TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faiz uygulanmasına karar verilmiştir.
Davacı vekili ayrıca dilekçesinde %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur.
İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesinde; Madde 67 – (Değişik: 18/2/1965-538/37 md.)
(Değişik birinci fıkra: 17/7/2003-4949/15 md.) "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
(Değişik: 9/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." Hükmünü amirdir.
İİK.'nun 67. maddesinin 2. fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının İcra Hakimliğıne başvurmadan, alacağını mahkemede dava ederek, haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun kötü niyetli itiraz etmiş bulunması şart değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bunlardan ayrı olarak alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli sabit veya belirlenmek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte ve böylece borçlu tarafından tahkik ve tayin edilmesi mümkün nitelikte olması yeterlidir.
Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir.
Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde; tarafların tacir olduğu, alacağın faturadan kaynaklı olarak likit ve belirlenebilir olduğu, borçlunun takibe haksız olarak itiraz ettiği görülmekle davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekeceği kanaatine varıldığından Mahkememizce hükmedilen asıl alacağın %20'si oranındaki 1.202,94 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş , ayrıca takip talebinde her ne kadar işlemiş faize ilişkin de talepte bulunulmuş ise de takipten önce davalının davacı tarafından temerrüde düşürüldüğüne dair dosyaya sunulan herhangi bir bilgi ve belge olmadığından işlemiş faiz hesabı yaptırılmamış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE;
(a) T.C. Konya . İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasında davalı(borçlu) tarafından asıl alacak yönünden yapılan itirazın KISMEN İPTALİNE, takibin 6.014,72 TL asıl alacak üzerinden DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin reddine,
(b) Asıl alacağa takip tarihinden itibaren alacağın tahsili tarihine kadar tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla değişen oranlarda yıllık avans faizi UYGULANMASINA,
2-Davalı(borçlunun) takibe itirazında haksız olduğu anlaşılmakla 2004 Sayılı Kanunun 67/2. Maddesi gereğince; T.C. Konya . İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasında Mahkememizin kabulü ve itirazın iptali davası sonucu tespit edilen asıl borç miktarı üzerinden %20 oranında hesaplanan 1.202,94 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
3-Peşin ve tamamlama yoluyla alınan 929,99TL harçtan alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcının mahsubu ile fazla alınan 502,39TL harcın kararın kesinleşmesi ve talep halinde davacıya iadesine,
4-Hazine tarafından karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin haklılık oranına göre (6.014,72/54.456,67) hesaplanan 1.174,21 TL'sinin davacıdan, 145,79 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-Davacı tarafından yapılan 427,60TL peşin harç, 59,30-TL başvuru harcı harcı olmak üzere toplam 486,90TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından sarfedilen 8,50-TL vekalet harcı, 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 2.000,00-TL bilirkişi ücreti, 97,70 TL ihtiyati haciz harcı ve 250,00 TL yazışma ve tebligat gideri olmak üzere toplam 2.576,90 TL yargılama giderinin haklılık oranına göre (6.014,72/54.456,67) hesaplanan 284,62 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan bölümün davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı tarafından sarfedilen 8,50-TL vekalet harcı ve 145,10 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 153,60TL yargılama giderinin haklılık oranına göre (48.441,95/54.456,67) hesaplanan 136,63 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalan bölümün davalı üzerinde bırakılmasına,
8-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT'ye göre belirlenen 6.014,72 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden dolayı karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre belirlenen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
10-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde HMK'nun 333.maddesi uyarınca taraflara iadesine,
DAİR; Taraf vekillerinin ve davalı şirket yetkilisinin yüzüne karşı, kararın 7201 Sayılı Kanununun 11. Maddesi gereğince taraf vekillerine tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ NEZDİNDE İSTİNAF KANUN YOLUNA müracaat etme hakları açık olmak üzere Türk Milleti adına verilen karar duruşma tutanağına geçirilerek açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/04/2024
Katip Hakim