T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
KONYA "TÜRK MİLLETİ ADINA"
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO:
KARAR NO:
HAKİM: ... ...
KATİP: ... ...
DAVACI : ... - (T.C. KİMLİK NO: ...)
VEKİLİ:
DAVALI: ... - (T.C. KİMLİK NO:...) ...
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:
KARAR TARİHİ:
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili 27/03/2023 tarihli dilekçesiyle; : müvekkilinin ısı sistemleri satış kurulum ve malzeme tedariği yaptığını, davalının müvekkilinden 2 adet Newatherm Triton 24 KW kombi 1 adet Newatherm Triton 45 KW kombi 4 adet döküm konik rakor ve 3 adet döküm nipel satın aldığını, ürünlerin tam ve eksiksiz olarak davalı tarafa teslim edildiğini, davalının müvekkiline ödemeleri 2 hafta içerisinde yapacaklarını beyan ettiğini, aradan geçen süre içerisinde davalının müvekkile ödemeleri gerçekleştirmediğini, Davalı tarafın müvekkiline olan borcundan dolayı Fatura takip dayanağı ile Konya . İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı icra takibi başlatıldığını, davalı tarafın süresi içerisinde başlatılan icra takibine itiraz ettiğini, İtiraz neticesinde icra takibinin durduğunu, durmuş iş bu takip nedeniyle, zorunlu dava şartı olan arabuluculuk görüşmelerinde de anlaşma sağlanamadığından iş bu davayı açma zaruretinin hasıl olduğunu, izah edilen nedenlerle haklı davalarının kabulüne karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı 19/04/2023 tarihinde mahkememize sunduğu cevap dilekçesinde özetle; ilamsız takibe dayanak olarak gösterilen fatura içeriği olan ürünlerin kendisine teslim edilmediğini, davacı ile aralarında önceden gerçekleşen bir alış verişin söz konusu olduğunu, bu ilişki neticesinde davacıdan mal aldığını ve karşılığında düzenli olarak belli aralıklarla ödemeler gerçekleştirdiğini, söz konusu mal alımlarına dair davacıdan fatura kesilmesini istediğini, ancak faturalandırma konusunu kendisini geçiştirdiğini, sonrasında fatura kesmediğini, davaya konu fatura içeriğinde yer alan ürünleri seri yada barkod numaralarının bulunmadığını bu şekilde düzenlenen faturanın geçerli şartlara sahip olmadığını, davacı tarafın malın teslim edildiğine dair delil olarak sevk irsaliyesi teslim tutanağını sunmadığını, haksız ve hukuka aykırı olarak açılan davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
Dilekçeler aşaması tamamlanmış, taraflara duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilerek duruşma açılmıştır.
İncelenen dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde;
Dava, "İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)" davasıdır.
Mahkememizce Ticaret Sicil Müdürlüğüne, Esnaf ve Sanatkarlar Odasına, Konya Vergi Dairesi Başkanlığına gerekli müzekkereler yazılmış, ilgili bilgi ve belgeler dosyamız arasına konulmuştur.
Mahkememizce malimüşavir bilirkişi ... bilirkişi raporu alınmış raporda özetle; davacı taraf defterlerinde Davalı tarafın Davacı tarafa 40.243,02 TL borçlu olduğu, davacı tarafın davalı taraftan 40.243,02 TL alacaklı olduğu ve 2022 yılı Ticari Defterlerinin kapanış kaydının da bu şekilde olduğu, davalı taraf defterlerinde; e Ticari defter kayıtlarına göre herhangi bir fatura muhasebe kaydının olmadığı, bu nedenle davalı tarafın Davacı tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığı, (0) TL Davacı tarafın Davalı taraftan herhangi bir alacağının bulunmadığı, (0) TL ve 2022 yılı Ticari Defterlerinin kapanış kaydının da bu şekilde olduğu bildirilmiştir.
İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre itirazın iptali davasında; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17.09.2019 tarihli ve ... E., ... K.; 25.11.2020 tarihli ve ... E., ... K. sayılı ilamları)
Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; davanın kabulü hâlinde takibin devamı hükmünü de içerecektir.
Bu kapsamda itirazın iptali davası; icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. (Yargıtay HGK'nın 22/11/2022 gün ve ... E ... K sayılı ilamı)
Eldeki davada, uyuşmazlığın her iki tarafı tacir olup, uyuşmazlık konusu iş her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgilidir. Bu nedenle fatura ve faturaların delil olma niteliği üzerinde de durmakta yarar vardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır. Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir. Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 Sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve ... E., ... K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Sözleşme ilişkisinin inkâr edilmesi durumunda öncelikle akdi ilişkinin ispat edilmesi gerekmektedir.
Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticarî defterlerine kaydedilmesi, faturaya konu hizmetin sunulduğuna karine teşkil eder. (Ems:Yargıtay HGK'nın 22/11/2022 gün ve ... E ... K sayılı ilamı)
Karinenin varlığı hâlinde, karineye dayanan taraf sadece karinenin temelini ispatla yükümlüdür. Kesin kanunî karineler dışında, karşı taraf karinenin aksini ispat edebilir. Karine söz konusu olduğunda, karine ile kabul edilen durumun aksini ispat etmek gerekir. (Yargıtay HGK'nın ... E ... K sayılı ilamı)
Somut olayda; davacı ile davalı arasındaki sözleşmeye istinaden, davalıya mal teslim edildiği, teslim edilen malı bedelinin ise ödenmediği iddiası ile Konya .İcra Müdürlüğünün ... Esas nolu dosyasında takip yapıldığı, yapılan takibe itiraz üzerine ise mahkememizde itirazın iptaline yönelik dava açıldığı anlaşılmıştır. Mahkememizce taraflar arasındaki ticari ilişki ile borç ve alacak durumunun tespiti amacıyla tarafların ticari defterleri üzerinde, uzman bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmıştır. Bilirkişi tarafından sunulan rapora göre; davacı taraf defterlerinde Davalı tarafın Davacı tarafa 40.243,02 TL borçlu olduğu, davalı taraf defterlerinde; e Ticari defter kayıtlarına göre herhangi bir fatura muhasebe kaydının olmadığı, bu nedenle davalı tarafın Davacı tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığı tespitinde bulunulmuştur. Ticari defter incelemesi neticesinde, davacı tarafın mal teslim ettiğini ispatlayamaması nedeniyle, davacı tarafa yemin teklifinde bulunup bulunmayacağı hatırlatılmış, ancak davacı tarafça yemin teklifinde bulunulmamıştır. Toplanan bütün deliller bir arada değerlendirildiğinde, davacının iddiasını ispatlayamadığı sonucuna varılmış, davacının davasının reddine karar verilmiş ve oluşan vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle ;
1-Davacının davasının REDDİNE,
2- Şartları oluşmadığından davalı tarafın kötü niyet tazminat talebinin reddine,
3-Diğer hususların gerekçeli kararda yazılmasına,
4-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 427,60 TL. nispi karar ve ilam harcından, peşin alınan 859,75 TL. harcın mahsubu ile kalan 432,15 TL. fazla harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
7-Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 3.120 TL. yargılama giderinin, davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
8-Davacı ile davalı tarafından yatırılan gider avansından artan kısmın, 6100 s. HMK'nın 333. maddesine göre karar kesinleştiğinde ve re'sen davacıya ve davalıya iadesine,
Dair ; davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.02/07/2024
Katip ... Hakim ...
Bu belge 5070 sayılı kanun uyarınca Elektronik İmza ile imzalanmıştır.