T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: ... Esas - ...
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR
T.C.
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:
KARAR NO:
HAKİM:
KATİP:
DAVACILAR : 1-
2-
VEKİLİ:
DAVALILAR : 1-
2-
VEKİLİ:
DAVALILAR : 3-
4-
VEKİLİ:
DAVALILAR : 5-
6-
VEKİLİ:
DAVA: Tespit
DAVA TARİHİ:
KARAR TARİHİ:
GEREKÇE YAZIM TARİHİ:
Davacılar vekilinin davalılar aleyhine açtığı işbu dava mahkememizin ... Esas sırasına kaydedilmekle, mahkememizce duruşma yapılmaksızın evrak üzerinden yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; müvekkillerinin kurucuları ve ortakları oldukları ... Şirketinin, davalılar tarafından usul ve yasaya ve ahlaka aykırı bir şekilde ellerinden alınmasından sonra şirketi geri kazanmak için açıldığını, ... Şirketinin asıl sahiplerine geri döndürülmesini, davalıların tefecilik faaliyetlerinin tespitini, dava ile davalıların tefeci olduklarının ve tefecilik yaptıklarının tespitini talep ettiğini, davacı ...'in, ... ... Tic. Ltd. Şti.nin kurucusu ve halihazırda Müdürler Kurulu Başkanı olduğunu, diğer davacı ... ise davacı ...'in kızı olduğunu, davalı ... Şirketi'nde ortak olduğunu, davalı ... ile diğer davalıların birlik olup davacıları zorlayarak ve davalıların şirketi yönetilmez noktaya getirerek ... Şirketine temsilci olduğunu, davalı ... 13/02/2015 tarihinde 20 yıllığına ... Şirketi temsilciliğine atanmış şirket müdürü olduğunu, davalı ...'nin ise ... Şirketinde vekili/temsilcisi olarak tayin edildiğini, davacıların sahibi ve yöneticisi oldukları ... Şirketi'nin 2014-2015 yıllarında muhtelif sebepler neticesinde ekonomik zorluk yaşaması üzerine, ticari hayattan tanıdıkları olan davalılardan borç aldıklarını, ancak bu borcun geri ödenmesinde sıkıntılar yaşadıklarını, davalılardan ... ve ...'ın verilen bu borç karşılığında bir teminat talep ettiğini, ilerleyen dönemde, davalıların ... Şirketi'nde daha çok söz sahibi olmak ve şirketteki varlıklarını iyice pekiştirmek amacıyla bu kez yine aynı borca teminat olarak hisse talebinde bulunduklarını, Mart/2015'te davacının , ... Şirketi'nde bulunan 19.800 adet hisseye karşılık 3.900.000tl hissesinin 10.000 adet hisseye karşılık 2.000.000tl hissesini davalı ...'e (söz konusu borca teminat olarak) devrettiğini, Ekonomik ve İdari anlamda zor durumda olan ... Şirketi'nin iyileştirilmesi ve kurtarılması için davacıların Antalya ve Mersin inşaat projeleriyle meşgulken şirketin işlemlerini kolaylaştırmak amacıyla ... Şirketini müştereken temsile yetkili müdürleri olan ... ve ... tarafından Konya . Noterliği'nin 13/01/2020 tarih ... yevmiye nolu Vekaletnamesi ile ... Şİrketine vekil olarak tayin edildiğini, şirketin içinin boşalmasında, zarar uğramasında, TSE belgelerinin yenilenmemesinde, icra takiplerine itiraz etmemekte ve benzeri her türlü iş ve işlemlerde vekillik görevine aykırı olarak ... Şirketi zararına hareket ettiğini, şirketi zarara uğrattığını, davacı ortakların ve ... Şirketi'nin hak ve menfaati korumak bakımından şirkete tedbiren yönetim ve temsil kayyımı atanması gerektiğini, davalıların, davacıların sahibi ve yöneticisi oldukları ... Şirketi'ni kötü niyetli olarak ve planlı bir şekilde ele geçirmeye başladığını, zamanla şirkete kendi adamlarını yerleştirdiklerini, ... Şirketi'nin muhasebe ve defter kayıtlarını davacılardan gizlediklerini, ... Şirketinin merkez adresini kendi şirketlerinin bulunduğu adrese naklettirdiklerini, düzenledikleri sahte senetlere davacılar adına sahte imzalar attıklarını, ... Şirketi'ni kendilerine borçlandırdıklarını, bu borçlar nedeniyle ... Şirketi'ne karşı başlattıkları yasal süreçlerden davacıları haberdar etmedikleri ni, ... Şirketi aleyhinde Konya . İcra Dairesi ... Esas ve ... Esas sayılı icra dosyalarından icra takibi başlattıklarını, bu takiplerden davacıları itiraz etmelerini engellemek amacıyla kasten haberdar etmediklerini, müvekkillerinin sonradan olayı öğrenip gecikmiş itiraz yapmaları üzerine takibin durduğunu, bunun üzerine yine davalı ... Şirketi tarafından (bu şirketin ortak ve yöneticilerinin ortak ve yönetici oldukları diğer şirket olan) ... Şirketi aleyhinde Konya Asliye Ticaret Mahkemesinde alacak davası açıldığını, davalılara yapılan hisse devrinin, davalılar tarafından amacı dışında kullanılarak şirketi ele geçirmeye ve davacıları şirketten uzaklaştırma maksadıyla hareket edilmesi, şirketin ekonomik olarak çöküşe sürüklenmesi göz önünde bulundurulduğunda davacıların hak ve menfaatlerinin korunması bakımından ve tefeciliğin doğrudan mağduru konumunda bulunan ... Şirketi'ne mali müşavir yönetim kayyımı atanmasını, aynı zamanda petrol işletmeciliği yapan ... Şirketinin de bu tür tefecilik faaliyetlerine aracı yapılıyor olmasının göz önünde bulundurulmasını davalı ... ve ... ... Şirketi yönetiminden uzaklaştırılarak ... Şirketi'ne de ivedilikle tedbiren mali müşavir yönetim kayyımı atanmasını, davalıların yeniden refah partisi (yrp) ile siyaset yapması ve davalılardan ...'in de YRP Konya İl Başkanlığına getirilmiş olması sebebiyle, öncelikle Yrp Genel Başkanı ... ...'ın bilgisinde ve YRP Konya milletvekili ...'in hakemliğinde çözülmesi için çaba gösterdiğini, davanın Yrp Gn. Bşk. ...'a ve milletvekili ...'e ihbarı gerektiğini, davalıların finans kaynağının petrol işleri olduğundan işbu davanın T.c. Enerji Ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, T.c.enerji Piyasası Düzenleme Kurumu, ... (epdk Başkanı), ... (epdk İkinci Başkan), ... (epdk Başkan Yardımcısı), ... Epdk (epdk Başkan Yardımcısı), ... (epdk Başkan Yardımcısı), ... (epdk Kurul Üyesi), ... (epdk Kurul Üyesi), ... (epdk Kurul Üyesi), ... (epdk Kurul Üyesi), ... ... (epdk Kurul Üyesi) ihbarını, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasını talep etmiştir.
Davalı ... ve ... vekilinin cevap dilekçesinden özetle; Söz konusu iddiaların gerçek dışı ve hukuki dayanaktan yoksun iddialar olduğunu, tefeciliğin ceza yargılamasının konu olduğunu, müvekkilleri aleyhinde tefecilik suçu kapsamında herhangi bir soruşturma/kovuşturma söz konusu olmadığını, davacı tarafın dilekçesinin ön açıklamalar-açıkalamalar kısmındaki pek çok ifadenin münasebetsiz evrak niteliğinde olduğunu, davacı ... tarafından Konya CBS ... Soruşturma sayılı dosyası ile müvekkilleri hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, söz konusu şikayet dilekçesinde '' şirket hissesini teminat ve inançlı olarak devrettiğini '' ifade ettiğini, davacılar dilekçesinde iş bu dava konusu hisse devir işleminin teminat amaçlı bir temlik işlemi olduğunu iddia ettiğini ancak söz konusu iddia soyut olmaktan öteye geçmediğini, davacı taraf ile müvekkili arasında davaya konu hisse devir işleminin teminat amacıyla devredildiği iddiaların gerçek dışı olduğunu, müvekkilinin, davacıların tüm hissesine sahip oldukları dava dışı şirket ... ... Ticaret Limited Şirketindeki Davacı ...'a ait olan 19.800 adet hisseye karşılık gelen 3.960.000,00-TL hissesinin, 10.000 adet hisseye karşılık 2.000.000,00-TL hissesini satın aldığını, akabinde de iş bu devir karşılığında davacı ...'a, Konya .Noterliği'nin 04/03/2015 Tarih ve ... yevmiye numaralı pay devri sözleşmesi ile de sabit olarak 2.000.000,00-TL ödendiğini, iddia edilen borca ilişkin olarak teminat kapsamında bir devir olduğu iddiası söz konusu işlemin açıkça inançlı işlem kapsamında olduğunu açıkladığını, bu bağlamda teminat kapsamında bir devir işlemi söz konusu olmadığını, taraflar arasında herhangi bir şekilde inanç sözleşmesi-devir işleminin teminat kapsamında olduğuna dair yazılı bir belge bulunmadığını, söz konusu devir sözleşmesi karşılıklı edimlerin ifa edildiği gerçek bir pay devri sözleşmesi olduğunu, hazırlanmasına noterin katılmış olduğu bir belgenin dava konusu olayda pay devri sözleşmesine resmi senet niteliğini kazandırdığını, Konya .Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas, ... Karar sayılı ilamı nazara alındığında söz konusu devir işlemi gerçek bir devir işlemi olduğunu, anılan mahkeme kararı ile de bu hususun ispat edildiğini, davalılar, davacıların iddia ettiği gibi davalı ... ... Şirketinin tesislerini kapattırmadığını, şirket çalışanlarını işten çıkarmadığını, şirketin iflas ve tasfiyesine neden olmadığını, şirketin tasfiyesini bizzat davacılar kendilerinin talep ettiğini, Konya .Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas dosyası ile davalı ... ... Şirketinin tasfiyesini talep ettiklerini, davalı ... ise davalı ... ... Şirketine davacılar ... ve ... Şimşek tarafından 26.02.2015 tarihinde 8767 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi ile de sabit olduğunu ve şirket müdürü olarak atandığını, Konya CBS ... Soruşturma sayılı dosya ile suç duyurusunda bulunulduğu ve söz konusu soruşturma işlemi Takipsizlik kararı ile neticelendiğini, ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, yönetim kayyımı atanması talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, bu sebeplerle ihtiyati tedbir ve yönetim kayyımı atanması talebinin reddine, davacıların haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasının öncelikle usulden mahkemenizce aksi kanaat hasıl olması halinde esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesi ile özetle; Davacının dava dilekçesinde iddia ettiği söz konusu iddiaların gerçek dışı, somut gerçeklikten uzak, hukuki dayanaktan yoksun iddialar olduğunu, başka bir deyişle gerçeğe aykırı, soyut beyandan ileri gitmeyen, hukuki yarardan yoksun ve münasebetsiz evrak niteliğindeki beyanlarından dolayı davanın usulden aksi kanaatte ise esastan reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusuna bakıldığı zaman davalıların tefeci olduklarının ve tefecilik yaptıklarının tespitine ilişkin olduğunu, fakat HMK, TMK, TTK, TBK kısaca özel hukuka ilişkin mevzuat incelendiği zaman tefecilik'e ilişkin bir düzenleme söz konusu olmadığını, tefeciliğe ilişkin düzenlemelerin sayın Mahkemenin ve tüm hukukçuların da takdir edeceği üzere ceza yargılamasının konusu olduğunu, müvekkilleri aleyhinde tefecilik suçu kapsamında herhangi bir soruşturma/kovuşturma söz konusu olmadığını, zira müvekkillerin TCK.m.241 bağlamında herhangi bir eylemleri söz konusu olmadığını, bunların söz konusu olmadığı gibi tefeciliğin tespitinde görevli-yetkili yargı hukuk yargılaması değil ceza yargılaması olduğunu, HMK.m.114. Maddesine bakıldığında dava şartlarından davacının dava açmakta hukuki yararının bulunması gerektiğini, hukukî yarardan maksatın davacının sübjektif hakkına hukukî korunma sağlanması hususunda mahkemeye başvurmasında hâli hazırda hukuken korunmaya değer bir yararının bulunması olduğunu, bir başka ifadeyle davacı hakkına kavuşmak için hâli hazırda mahkeme kararına muhtaç bir konumda değilse onun hukukî yararının bulunduğundan söz etmek mümkün olmadığını, bu şekilde anlam ve içerik yüklenen hukukî yarar kavramına grup davası bağlamında yeni bir açılımın getirilmesi de sağlandığını, hâli hazırda kollektif hukukî himaye ihtiyacı içerisinde bulunma da bu kapsamda mütalaa edildiğini, ayrıca hukuk ve ceza yargısı bağlamında dava konusu irdelendiğinde adli Yargı kendi içinde medeni yargı ve ceza yargısı olmak üzere ikiye ayrıldığını, bu sebeple yargılama hukuku da medeni yargılama hukuku ve ceza yargılama hukuku olmak üzere ikili bir ayrıma tabi tutulduğunu, medeni yargılama hukukunun konusunu, bir dava veya talebin mahkeme önüne getirilişinden bunun mahkemece karara bağlanmasına kadar olan sürecin yöntem açısından düzenlenmesine, verilen kararın kesinleşmesi ile doğurduğu sonuçların ortaya konulmasına dair kuralları oluşturduğunu, davacıların huzurdaki davayı ikame etmesinde başka bir anlatımla mahkemelere başvurmasında herhangi bir hukuki yararları söz konusu olmadığını, zira iddia ettikleri tefecilik iddiası hukuk yargılamasının konusunu oluşturan bir hukuki konu olmadığını, yine aynı şekilde tefeciliğe ilişkin bir tespitte hukuk mahkemelerinin yargılama konusu olmadığını, tüm bu açıklamalar bağlamında müvekkilleri hakkında tefecilik iddiasına ilişkin bir soruşturma ve kovuşturma da olmadığı nazara alınarak huzurdaki davanın hem hukuk yargılamasının konusunu oluşturmaması hem de hukuki yarar açısından usulden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, kanaatlerince davacı tarafın dilekçesinin ön açıklamalar-açıkalamalar kısmındaki takdiri mahkemeye ait olmak üzere pek çok ifadenin münasebetsiz evrak niteliğinde olduğunun aşikar olduğunu, davacıların dilekçesinde iş bu dava konusu hisse devir işleminin teminat amaçlı bir temlik işlemi olduğunu iddia etmiş ise de söz konusu iddianın soyut olmaktan öteye geçmeyip hukuki mesnetten yoksun olduğunu, davacı ...'a hisse devri işlemi karşılığında söz konusu bedelin kendisine ödendiğini, taraflar arasında herhangi bir teminat amaçlı bir devir işlemi başka bir anlatımla inanç sözleşmesi olmaksızın, davacıların devirden önce tamamen pay sahibi oldukları dava dışı ... ... Tic. Ltd.Şti. Adlı şirkete ilişkin hisse devri işlemi gerçek bir işlem olup müvekkili ... tarafından davalı ...'dan ile 2.000.000,00-TL bedel karşılığında devralındığını, davacıların 14.03.2020 Tarihinde de hisse devrinin iptaline yönelik ( teminat kapsamında olduğu iddiasıyla ) olarak davalı ...'a karşı Konya .Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dosya ile dava açtıklarını, iş bu dosya da davanın reddine karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, davalıların davacıların iddia ettiği gibi davalı ... ... Şirketinin tesislerini kapattırmamış, şirket çalışanlarını işten çıkarmamış, şirketin iflas ve tasfiyesine neden olmadıklarını, davacılar iddialarının aksine, şirketin tasfiyesini bizzat davacıların kendileri talep ettiklerini, davacı ... müvekkilleri ..., ... ve diğer davalı ... aleyhine Konya CBS 2020/15684 Soruşturma sayılı dosya ile suç duyurusunda bulunduklarını, söz konusu suç duyurusu içeriğinin ise sahte senet ile icra takibi başlatıldığı iddiası olduğunu, Konya CBS tarafından yapılan tahkikat neticesinde söz konusu soruşturma işlemi takipsizlik ( KYOK ) kararı ile neticelendiğini, iş bu kararın da kesinleştiğini, bu nedenlerle her türlü talep ve dava açma hakları saklı kalmak kaydı ile ihtiyati tedbir ve yönetim kayyımı atanması talebinin reddini, davacıların haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasının öncelikle usulden mahkemenizce aksi kanaat hasıl olması halinde esastan reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... TİC. LTD. ŞTİ. ve ... vekilinin cevap dilekçesinden özetle; Dava konusuna bakıldığı zaman tefeciliğe ilişkin düzenlemeler Sayın Mahkemenin ve tüm hukukçuların da takdir edeceği üzere ceza yargılamasının konusu olduğunu, müvekkilleri hakkında tefecilik iddiasına ilişkin bir soruşturma ve kovuşturma da olmadığı nazara alınarak huzurdaki davanın hem hukuk yargılamasının konusunu oluşturmaması hem de hukuki yarar açısından usulden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacı tarafın dilekçesinin ön açıklamalar-açıkalamalar kısmındaki pek çok ifadenin münasebetsiz evrak niteliğinde olduğunu, davacıların dava dilekçesinde iş bu dava konusu hisse devir işleminin teminat amaçlı bir temlik işlemi olduğunu iddia ettiğini ancak söz konusu iddia soyut olmaktan öteye geçmediğini hukuki mesnetten yoksun olduğunu, davacı taraf ile müvekkili arasında davaya konu hisse devir işleminin teminat amacıyla devredildiği iddiaları tamamen gerçek dışı olduğunu, müvekkili davacıların tüm hissesine sahip oldukları dava dışı şirket ... ... Ticaret Limited Şirketindeki Davacı ...'a ait olan 19.800 adet hisseye karşılık gelen 3.960.000,00-TL hissesinin, 10.000 adet hisseye karşılık 2.000.000,00-TL hissesini satın alındığını, akabinde de iş bu devir karşılığında davacı ...'a, Konya .Noterliği'nin 04/03/2015 Tarih ve ... yevmiye numaralı pay devri sözleşmesi ile de sabit olduğu üzere 2.000.000,00-TL ödendiğini, bu bağlamda teminat kapsamında bir devir işlemi söz konusu olmadığını, taraflar arasında herhangi bir şekilde inanç sözleşmesi-devir işleminin teminat kapsamında olduğuna dair yazılı bir belge bulunmadığını, söz konusu devir sözleşmesi karşılıklı edimlerin ifa edildiği gerçek bir pay devri sözleşmesi olduğunu, davacı/lar eğer söz konusu hisse devri işleminin inançlı ve teminat amacı ile devredildiğini iddia ediyorsa söz konusu işlem ispatla yükümlü olduğunu, davacı ...'a hisse devri işlemi karşılığında söz konusu bedel kendisine ödendiğini, ayrıca hazırlanmasına noterin katılmış olduğu bir belgenin, dava konusu olayda pay devri sözleşmesi, resmî senet niteliğini kazandığını, davacılar 14.03.2020 tarihinde de hisse devrinin iptaline yönelik (teminat kapsamında olduğu iddiasıyla) olarak davalı ...'a karşı Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dosya ile dava açıldığını, karar ilamı nazara alındığında söz konusu devir işlemi gerçek bir devir işlemi olup anılan mahkeme kararı ile de bu husus ispat edildiğini, davalılar, davacıların iddia ettiği gibi davalı ... ... Şirketinin tesislerini kapattırmadığını, şirket çalışanlarını işten çıkarmadığını, şirketin iflas ve tasfiyesine neden olmadıklarını, davacıların iddialarının aksine, şirketin tasfiyesini bizzat davacılar kendileri talep ettiklerini, davacı ... müvekkilleri ..., ... ve diğer davalı ... aleyhine Konya CBS ... Soruşturma sayılı dosya ile suç duyurusunda bulunulduğunu, söz konusu soruşturma işlemi Takipsizlik kararı ile neticelendiğini ve bu karar da kesinleştiğini, ihtiyati tedbir talebi hakkında hisse devrinin amacı dışında kullanıldığını, şirketin ekonomik olarak çöküşe sürüklendiği gerekçesiyle ihtiyati tedbir talep edildiğini, bu bağlamda HMK.m.389-390 şartları da nazara alındığında ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın yönetim kayyımı atanması talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, bu sebeplerle ihtiyati tedbir ve yönetim kayyımı atanması talebinin reddini, davacıların haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasının öncelikle usulden; mahkememizce aksi kanaat hasıl olması halinde esastan reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
I.DAVANIN NİTELENDİRİLMESİ
Taraflar arasında görülmekte olan davanın; 6100 Sayılı Kanunun 106/1 maddesi gereğince tespit davası olduğu anlaşılmıştır.
II.HÜKME EMSAL ALINAN YÜKSEK MAHKEME İLAMLARI
(1) T.C. Konya Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesinin 30/12/2021 Tarih ve ... Esas-... Karar sayılı ilamında;
" Yargıtay .Hukuk Dairesinin 14/09/2021 tarih ... esas ... karar sayılı ilamında da belirtiltiği gibi TTK'nun 776/1-g maddesi gereğince, takip konusu belgenin kambiyo vasfını taşıması için "senedi düzenleyenin imzasını" ihtiva etmesi zorunlu olduğu, TTK'nun 372. maddesi hükmüne göre ise şirket adına imza yetkisini haiz kişiler şirketin unvanı altında imza atacakları, anılan maddelerde "sorumluluk" için şirket kaşesi üzerinde imzanın bulunmasının koşul olarak öngörülmediği, davacıların davalı ... 'ın lehtar olarak gözüktüğü takibe konu senetten dolayı borçlu olmadıklarının tespitini talep ettikleri, Yargıtay .Hukuk Dairesinin 16/12/2013 tarih ... esas ... Karar sayılı ilamında da belirtildiği gibi davacıların ihtiyari dava arkadaşı olup davaları birbirinden bağımsız iki ayrı dava olduğu, bu durumda mahkemece, Harçlar Kanununun 30 ve 32'inci maddeleri resen gözönünde bulundurulup her iki davacıdan ayrı ayrı başvuru harcı ve peşin harç alınarak davaya devam edilmesi gerekirken davacılar tarafından yatırılan tek başvuru ve peşin harçla yetinilip davanın sonuçlandırılmasının da doğru olmadığı ..." denilmiştir.
(2) T.C. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesinin 20/10/2022 Tarih ve ... Esas-... Karar Sayılı ilamında;
"İstinaf incelemesine konu dava, menfi tespit davası olup, davacılar birbirlerinden bağımsız olarak bonoya aval verenlerdir. Davacılar arasında zorunlu değil, ihtiyari dava arkadaşlığı vardır. İhtiyari dava arkadaşı olan davacıların davaları birbirinden bağımsız olduğundan harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinin her davacının davası yönünden ayrı ayrı hesaplanarak hükmedilmesi gerekir. Buna karşılık harca esas değer olan 1.525.698,24 TL üzerinden tek bir nispi harç alınarak davaya devam edilmiştir.
Harç hususu kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece resen dikkate alınması gerektiği gibi istinaf incelenmesinde de resen dikkate alınır.
Bu durumda mahkemece diğer ikinci davacı yönünden dava değeri olan 1.525.698,24TL üzerinden hesaplanacak nispi karar ve ilam harcının dörtte birinin mahkeme veznesine yatırılması için davacılar vekiline imkan tanınması, harç tamamlattırıldıktan sonra işin esasına girilmesi, harcın tamamlanmaması halinde Harçlar Kanununun 30. maddesi uyarınca işlem yapılması gerekirken, belirtilen hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzenine ilişkin nedenlerle kabulü ile mahkeme kararının kaldırılarak, yukarıda bahsedilen şekilde işlem yapıldıktan sonra bir karar verilmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir." denilmiştir.
(3) T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14/09/2021 Tarih ve ... Esas-... Karar sayılı ilamında;
" Tespit davası, hukukî ilişkide bir kaygı, güvensizlik ve endişe olan hâllerde başvurulabilecek bir araçtır. Bu dava ile hukukî ilişki hakkındaki kuşku ve tereddütler giderilebilir. Tespit davaları hakların istikrarını temin etmekle toplumsal bir yarar sağlar. Bu davanın amacı hukukî belirsizliği gidermek, yani hukukî ilişkilerin taraflar açısından belirli hâle getirmekten (hukukî belirliliği sağlamaktan) ve bu yolla hukukî barışı sağlamaktan ibarettir (... , ... : Tespit Davaları, 2. Baskı, İstanbul 2010, s. 68, 69).
...
Mahkeme tarafından tespit davasının esasına girilerek davacının talebi hakkında bir hüküm verilebilmesi için usul hukukundaki genel dava şartlarına ek olarak, dava konusunun bir hakka veya hukukî ilişkiye yönelik olması ve davacının tespit davası açmakta hukukî yararının bulunması gerekmektedir.
Belirtmek gerekir ki, her türlü hukukî ilişki ve hakkın varlığı yahut yokluğu, tespit davasına konu edilebilir: Borç ilişkileri, aile hukuku ilişkileri, ayni haklar, miras hakkı, fikri haklar, isim hakkı gibi birçok hukukî ilişki. Buna karşılık, bir hukukî ilişki niteliğinde olmayıp maddi vakıadan ibaret olan ilişkilerin tespiti için açılan tespit davası dinlenmez. Yine, somut bir olaya ilişkin olmayan soyut hukukî sorunların da tespit davasına konu edilmesi mümkün değildir (... , s. 81).
Tespit davasının ikinci şartı ise, davacının hukukî ilişkinin hemen tespitinde hukukî yararın bulunması gerekliliğidir.
Medeni usûl hukukunda hukukî yarar, mahkemede bir davanın açılabilmesi için, davacının bu davayı açmakta ve mahkemeden hukuksal korunma istemekte bir çıkarının bulunması gerektiğine ilişkin ilke anlamına gelir. Davacının davayı açtığı tarih itibariyle dava açmakta hukuk kuralları tarafından haklı bulunan (korunan) bir yararı olmalı, hakkını elde edebilmesi için mahkeme kararına ihtiyacı bulunmalıdır.
Hukukî yarar dava şartlarından olup, davacının dava açmakta hukuken korunmaya değer bir yararının bulunması gerekir. Bu şart, dava konusuna ilişkin genel dava şartlarından biri olup, davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi ve esas hakkında hüküm verilebilmesi için varlığı gerekli olduğundan, olumlu dava şartları arasında sayılmaktadır. Bu nedenle menfaate, davanın dinlenebilmesi (mesmu olması, kabule şayan olması) şartı da denilmektedir (... :Davada Menfaat, Ankara 2009, s.19-21).
Bir davada, menfaat (hukukî yarar) ilkesinin dava şartı olarak gözetilmesinin, yargılamanın amacına ve usul ekonomisi ilkesine uygun olacağı her türlü duraksamadan uzaktır.
Bu ilkeden hareketle bir davada hukukî menfaatin bulunup bulunmadığı mahkemece, tarafların dava dosyasına sunduğu deliller, olay veya olgular çerçevesinde yargılamanın her aşamasında ve kendiliğinden gözetilmelidir. Böylelikle kişilerin haksız davalar açmak suretiyle dava hakkını kötüye kullanmasına karşı bir güvence de sağlanmış olmaktadır (... : Medeni Usul Hukuku, C.II, 15. Baskı, İstanbul 2017, s. 946-949).
Tespit davası bakımından hukukî yararın bulunup bulunmadığı değerlendirilirken üç şartın birlikte gerçekleşmesi aranmaktadır:
Davacının bir hakkı veya hukukî durumu, güncel (hâlihazır) bir tehlike ile tehdit edilmiş olmalıdır. Söz konusu tehdidin genellikle davalıya ait beyanların yahut davranışların sonucu olduğu kabul edilmektedir. Aynı zamanda, davacıya yönelen tehdidin barındırdığı tehlike güncel bir nitelik taşımalıdır.
Bu tehdit nedeniyle, davacının hukukî durumu tereddüt içinde olmalı ve bu husus davacıya zarar verebilecek nitelikte bulunmalıdır. Daha önce de ifade edildiği gibi, tespit davasına hukukî ilişkilerde yaşanan kaygı, güvensizlik ve endişe durumlarında başvurulmalıdır. Belirtmek gerekir ki, davacının hukukî durumuna ilişkin her türlü tehdit değil; ancak zarara yol açacağına kanaat getirilen bir tehdit sebebiyle tespit davası açılabilir.
Yalnız kesin hüküm etkisine sahip olup, cebri icraya yetki vermeyen (icraya konulamayan) tespit hükmü, bu tehlikeyi ortadan kaldırmaya elverişli olmalıdır. Tespit davası neticesinde verilen hükümler, kesin hüküm niteliği taşımakla birlikte, davacıya icra yetkisi vermez. Bu sebeple, davacının hukukî belirsizliğini ortadan kaldırmak için tespit hükmünün en uygun ve en elverişli olduğu durumlarda, davacının tespit davası açmasında hukukî yararının bulunduğu sonucuna varılabilir.
Buna göre, tespit hükmü davacının içinde bulunduğu hukukî belirsizliği gidermek için bir fayda sağlamadığında ve istenen hukukî koruma için diğer dava türlerinden birinin açılması gerekli olduğunda, hukukî yarar şartının yerine getirildiği söylenemez (... , s. 201, 202)." denilmiştir.
(4)T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 11/04/2019 Tarih ve ... Esas-... Karar sayılı ilamında;
"Dava şartlarının amacı, bir davanın esası hakkında incelemeye geçilebilmesi için gerekli bütün şartları ve bunların incelenmesi usulünü tespit etmek, böylece davaların daha çabuk, basit ve ekonomik bir şekilde sonuçlanmasına yardımcı olmaktır (... : İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku, İstanbul 2016, s 190).
Dava şartlarının neler olduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114. maddesinde belirtilmiş olup, anılan düzenlemenin 1. bendinin (c) alt bendinde mahkemenin görevli olması dava şartı olarak düzenlenmiştir. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, bir dava ancak görevli mahkemece incelenebilir. Mahkeme her şeyden önce görevli olmalıdır. Görevsiz mahkemede açılan davanın dava şartı yokluğundan usulden reddi gerekir (... ... Usul Medeni Usul Hukuku, Cilt II, İstanbul 2017, s. 930).
...
Dava şartlarının bulunması davanın esasının incelenmesi için gerekli olduğundan davanın başından sonuna kadar var olmalıdır. Bu nedenle davanın başında öncelikle dava şartları incelenir. Hâkim dava şartlarının bulunup bulunmadığını kendiliğinden inceler, tarafların bu konuda talepte bulunması gerekli olmadığı gibi hâkim onların bu konudaki talepleri ile de bağlı olmayıp davanın başında dava şartlarının bulunduğunu tespit ettikten sonra davanın esasını incelemeye geçmelidir (... ... , s. 930).
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Dava şartları ve ilk itirazlar hakkında karar” başlıklı 138/1. maddesinde, Mahkemenin, öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar vereceği, gerektiği taktirde kararını vermeden önce, bu konuda tarafları ön inceleme duruşmasında dinleyebileceği belirtilmiştir.
...
Nitekim 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 138. madde gerekçesinde de, usule ilişkin hususların, şekli nitelik taşıdıklarından yargılamanın başında dosya üzerinden de incelenerek karara bağlanabileceği ancak mahkemenin kararını vermek için tarafların dinlenmesine ihtiyaç duyması hâlinde bunu tahkikat aşamasında değil, ön inceleme oturumunda yapacağı, böylece dava şartları ve ilk itirazlarla ilgili sorunların, en geç tahkikat başlamadan ön inceleme duruşması sonunda karara bağlanmasının amaçlandığı belirtilmiştir.
...
Anılan düzenleme ile hâkime dava şartlarına ilişkin olarak hangi aşamada karar verilmesi noktasında takdir hakkı tanınmış olup, hâkim tarafların dinlenmesine ihtiyaç duymaması hâlinde gerekli gördüğü takdirde dosya üzerinden de karar verebilecektir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 30. maddesi uyarınca hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olup, dava şartlarına ilişkin bir sorunun yargılamanın başında çözülmeyip sonrasında dava şartı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi usul ekonomisi ilkesi ile de bağdaşmayacaktır.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya gelindiğinde, mahkemece dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmeden dosya üzerinden görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 115/1. ve 138. maddeleri ve usul ekonomisi uyarınca mümkündür." denilmiştir.
(5) T.C. Konya Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesinin 23/12/2022 Tarih ve ... Esas-... Karar sayılı ilamında;
" İlk Derece Mahkemesince hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı ,Yargıtay .Hukuk Dairesi'nin 06/06/2022 tarih ... Esas ... Karar sayılı kararının da benzer mahiyette olduğu, dava şartlarının davanın her aşamasında resen gözetileceği, 6100 sayılı HMK'nın hakime dava şartlarına ilişkin olarak hangi aşamada karar verilmesi noktasında takdir hakkı tanıdığı, hakimin tarafların dinlenmesine ihtiyaç duymaması halinde gerekli gördüğü takdirde dosya üzerinden de karar verebileceği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 11/04/2019 tarih ... Esas ... Karar sayılı kararının da bu yönde olduğu, bu sebeple duruşma açılmadan dava şartı yokluğu nedeniyle usulden ret kararı verilebileceği kanaatiyle, tarafların istinaf başvuru taleplerinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." denilmiştir.
III.DEĞERLENDİRME VE NETİCE
(1) GÖREV AÇISINDAN YAPILAN DEĞERLENDİRMEDE: Taraflar arasında görülmekte olan davanın şirket ortaklık ilişkisinden kaynaklandığı anlaşılmakla mutlak ticari davaya vücut verdiği ve Mahkememizin görevli olduğuna kanaat edilmiş ve işin esasına geçilmiştir.
(2) HARÇ İKMALİ AÇISINDAN YAPILAN DEĞERLENDİRMEDE: Davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı olduğu anlaşılmakla yukarıda detayı verilen T.C. Konya Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesinin 30/12/2021 Tarih ve ... Esas-... Karar sayılı ilamı ile T.C. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesinin 20/10/2022 Tarih ve ... Esas-... Karar Sayılı ilamı da nazara alınarak Mahkememizin 27/12/2023 tarihli Tensip Zaptının (9) nolu ara kararı çerçevesinde eksik olan harçların ikmali yaptırılmıştır.
(3) DAVAYA TEK HAKİMLE Mİ HEYET HALİNDE Mİ BAKILMASI GEREKTİĞİ AÇISINDAN YAPILAN DEĞERLENDİRMEDE: 5235 Sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev Ve Yetkileri Hakkında Kanunun 5/3-3 maddesinde; Şirketler ve kooperatifler hukukundan kaynaklanan genel kurul kararlarının iptali ve butlanına ilişkin davalara, yönetim organları ve denetim organları aleyhine açılacak sorumluluk davalarına, organların azline ve geçici organ atanmasına ilişkin davalara, fesih, infisah ve tasfiyeye yönelik davaların heyet halinde yürütüleceğinin düzenlendiği, eldeki dava dosyasında dava dilekçesinin 4/8 sayfasında yapılan açıklamalar ile dava dilekçesinin 8/8 sayfasında yer alan Talep Sonucuna ilişkin (1), (2) ve (3) nolu maddelerinde ... ... ... Ltd. Şti ile ... Petrol ... Ltd. Şti'ye "iş bu dava kesin hükümle neticeleninceye kadar" yönetim kayyumu atanmasının "tedbir" olarak talep edildiği, şirket yöneticileri aleyhine açılmış bir sorumluluk davasının olmadığı ve bu sebeple davaya heyetle bakılmasını gerektirir bir halin olmadığına kanaat edilmekle mahkeme başkanı tarafından yapılan tevzii dağılımı ile iş bölümü de nazara alınarak iş bu davaya 6545 s. Kanun'un 45. maddesi ile değişik 5235 s. Kanun'un 5/3. Maddesi gereğince davanın tüm yargılama safhalarının tek hakimle yürütülüp sonuçlandırılmasına karar verilmiştir.
(4) DAVANIN İHBARI TALEBİ AÇISINDAN YAPILAN DEĞERLENDİRMEDE: Dava dilekçesinin 2/8, 3/8 ve 6/8 sayfasında davanın, bir kısım ihbar olunanların hakemliğinde çözülmesi için gösterilen çabanın sonuçsuz kalması sebebiyle ihbarının talep edildiği, kurum yönünden ise lisans verildiği iddia edilen davalıların dava dilekçesinde iddia olunan hususlarda bilgilendirilmesi amacıyla ihbar edildiğinin ifade edildiği, 6100 Sayılı Kanunun 61/1 maddesinde "Taraflardan biri davayı kaybettiği takdirde, üçüncü kişiye veya üçüncü kişinin kendisine rücu edeceğini düşünüyorsa, tahkikat sonuçlanıncaya kadar davayı üçüncü kişiye ihbar edebilir." şeklindeki amir kanun hükmü gereğince ihbar olunanların dava konusu ile doğrudan bir bağlantısı olmadığı değerlendirilmekle davacıların ihbar talebinin reddine, ihbar olunan sıfatıyla dosyada yer alan tarafların uyap bilişim sistemi üzerinden taraf olmaktan çıkarılmalarına karar verilmiştir.
(5) HUKUKİ YARAR DAVA ŞARTI AÇISINDAN YAPILAN DEĞERLENDİRME VE NETİCE:
Somut olayımızda dava dilekçesinin incelenmesinde davacılar tarafından netice-i talep olarak "Davalıların Tefeci Oldukları Ve Tefecilik Yaptıklarının Tespiti" talep edilmiştir.
5237 Sayılı Türk Ceza Kanunumuzun "Tefecilik" başlıklı 241/1. Maddesinde; " Kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para veren kişi, iki yıldan altı yıla kadar hapis ve beşyüz günden beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır." denilmiştir.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunumuzun "Tespit" davası başlıklı 106. Maddesinde;
"Tespit davası yoluyla, mahkemeden, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi talep edilir.
Tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır.
Maddi vakıalar, tek başlarına tespit davasının konusunu oluşturamaz." amir kanun hükmü yer almaktadır.
Yukarıda detayı verilen T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14/09/2021 Tarih ve ... Esas-... Karar sayılı ilamında da ifade edildiği üzere Mahkeme tarafından tespit davasının esasına girilerek davacının talebi hakkında bir hüküm verilebilmesi için usul hukukundaki genel dava şartlarına ek olarak, dava konusunun bir hakka veya hukukî ilişkiye yönelik olması ve davacının tespit davası açmakta hukukî yararının bulunması gerekmektedir.
Yukarıda yapılan açıklamalar, amir kanun hükümleri, Yüksek Mahkeme ilamları ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Tefecilik suçunun maddi ve manevi unsurunun oluşup oluşmadığının tespitinin ceza mahkemelerinin görev alanında kaldığı, bunun yanı sıra davalının tefecilik yapıp yapmadıklarının, davacının dava dilekçesinde iddia ettiği olaylarının gerçekleşip gerçekleşmediği, ne zaman ve ne şekilde meydana geldiği ve kimlerin ne sıfatla bu olayda rol aldıkları hususunun tespitinin "maddi vakıa" kapsamında kaldığı, nitekim davacılar tarafından ileri sürmüş oldukları iddialara ilişkin olarak T.C. Konya Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğu gibi ... Esas, ... Esas, ... Esas sayılı soruşturmaların yürütüldüğü, 6100 Sayılı Kanunun 106/2 maddesi gereğince tespit davasının açılabilmesi için davacıların hukuki yararının olması gerektiği ve adı geçen kanunun 106/3 maddesi gereğince maddi vakıaların tespit davasının konusu olamayacağı anlaşılmakla (eldeki davanın basit yargılama usulüne tabi olması, davacıların "davalıların tefecilik yaptığının ve tefeci olduklarının tespiti" yönündeki taleplerinde açıkça hukuki yararları olmaması, bu taleplerin maddi vakıalara ilişkin olmasının yanı sıra suç teşkil eden eyleminin tespitinin ceza mahkemelerinin görev alanında kalması karşısında yukarıda detayı verilen T.C. Konya Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesinin 23/12/2022 Tarih ve ... Esas-... Karar sayılı ilamı ile T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 11/04/2019 Tarih ve ... Esas-... Karar sayılı ilamı da emsal alınarak 6100 Sayılı Kanunun 320/1 maddesi gereğince basit yargılama usulüne tabi eldeki dava açısından dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde) davacıların davalarının 6100 Sayılı Kanunun 114/1-h maddesi gereğince hukuki yarar dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilerek Mahkememizde oluşan vicdani kanaatin tezahürü olarak aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
(6) ARABULUCULUK DAVA ŞARTI AÇISINDAN YAPILAN DEĞERLENDİRMEDE: 6100 Sayılı Kanunun 114/1 maddesinde düzenlenen dava şartlarının sıralı olarak incelenmesi gerektiği, hukuki yarar dava şartının kanunun 114/1-h maddesinde düzenlendiği, adı geçen kanunun 114/2 maddesinde ise diğer kanunlarda yer alan dava şartlarının düzenlendiği, bu sebeple Mahkememizce dava şartlarına ilişkin sıralama nazara alınarak hukuki yarar dava şartı öncelikle değerlendirilmiş, davacıların eldeki davayı açmakta hukuki yararlarının olmadığına kanaat edilmekle hüküm tesisi cihetine gidilmiş, bu sebeple daha sonra incelenmesi ve değerlendirilmesi gereken arabuluculuk dava şartı yönüyle bu aşamada bir değerlendirme yapılmamıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacıların davalarının 6100 sayılı HMK m. 114/1-h maddesi gereğince hukuki yarar dava şartı yokluğundan her bir davalı yönünden AYRI AYRI USULDEN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60TL harçtan peşin alınan 269,85TL'nin mahsubu ile eksik alınan 157,75TL harcın davacı ...'dan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60TL harçtan peşin alınan 269,85TL'nin mahsubu ile eksik alınan 157,75TL harcın davacı ...'dan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına,
5-Davalılar vekilleri yararına davacı ...'ın davası yönüyle AAÜT'ye göre hesaplanan 17.900,00TL vekalet ücretinin davacı ...'dan alınarak davalılara verilmesine,
6-Davalılar vekilleri yararına davacı ...'ın davası yönüyle AAÜT'ye göre hesaplanan 17.900,00TL vekalet ücretinin davacı ...'dan alınarak davalılara verilmesine,
7-Davalı ... tarafından sarfedilen 60,80TL vekalet harcı giderinin davacılardan alınarak davalı ...'e verilmesine,
8-Davalı ... tarafından sarfedilen 60,80TL vekalet harcı giderinin davacılardan alınarak davalı ...'ye verilmesine,
9-Davalı ... tarafından sarfedilen 60,80TL vekalet harcı giderinin davacılardan alınarak davalı ...'a verilmesine,
10-Davalı ... tarafından sarfedilen 60,80TL vekalet harcı giderinin davacılardan alınarak davalı ...'e verilmesine,
11-Davalı ... tarafından sarfedilen 60,80TL vekalet harcı giderinin davacılardan alınarak davalı ...'a verilmesine,
12-Davalı ... Petrol Ltd Şti tarafından sarfedilen 60,80TL vekalet harcı giderinin davacılardan alınarak davalı ... Petrol Ltd Şti'ne verilmesine,
13-6100 Sayılı HMK'nın 323–333. maddeleri gereğince hükmün verilmesinden kesinleşmesine kadar olan dönemde davacının sorumlu olduğu yargılama giderleri de ödendikten sonra var ise karar kesinleştiğinde; Kullanılamayan ve bakiye kalan gider avansının Hukuk Muhakemeleri Kanunun Gider Avansı Tarifesinin 5. Maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra talep eden tarafından hesap numarası bildirilmiş ise iade elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle, talep eden tarafından hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak İADESİNE,
DAİR; 6100 Sayılı Kanunun 320/1 maddesi gereğince davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedildiği anlaşılmakla dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde verilen kararın 7201 Sayılı Kanununun 11. Maddesi gereğince taraf vekillerine tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ NEZDİNDE İSTİNAF KANUN YOLUNA müracaat etme hakları açık olmak üzere Türk Milleti adına verilen karar duruşma tutanağına geçirilerek açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/01/2024
Katip Hakim