T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: ... Esas - ...
T.C.
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ "TÜRK MİLLETİ ADINA"
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO:
KARAR NO:
HAKİM:
KATİP:
DAVACI :
VEKİLİ:
DAVALI :
VEKİLİ:
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:
KARAR TARİHİ:
KARARIN YAZILDIĞI TARİH:
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak; Davalı şirket tarafından davacı şirkete 01.02.2023 tarihli teklif formu ile "10*30 mm saplama beyaz" şeklinde tabir edilen üründen 60.000 adedi 51.684,00 TL olacak şekilde teklif formu gönderildiğini, davacı tarafın yapılan bu öneriyi kabul etmediklerini ve yeni bir öneri ile cevap verdiklerini, davacının davalı şirkete yapmış olduğu yeni önerinin sözlü olduğunu, " 60.496 adet 10*30 mm anahtar başlı özellikte cıvata" gönderilmesi üzerine olduğunu, davalı şirketin bu ürünlerin de üretimini yaptıklarını sözlü olarak beyan ettiklerini, bunun üzerine taraflar arasında " 60.496 adet 10*30 mm anahtar başlı özellikte cıvata" satış sözleşmesi kurulduğunu,davalı tarafından müvekkili davacıya gönderilen Ek 1 de yer alan teklifformunun alt kısmında "Lütfen siparişi teyit etmek için imzalayıp kaşeledikten sonra geri gönderiniz" şeklinde olduğunu, TBK'nun 17. maddesinde öneren kabulün yazılı şekilde yapılmasını öngörmüş ise kabul beyanı bu şekilde yapılmadıkça geçerli olmayacağını, Müvekkilinin davalının yaptığı öneriyi kabul etmediğini, buna ilişkin yazılı bir beyanı olmadığını, davalı taraf ile 10*30 mm anahtar başlı cıvata için sözlü olarak anlaşma sağlandığını, davalı tarafa ürünlerin tesliminden önce 02.02.2023 tarihinde 51.684,00 TL ve 15.02.2023 tarihinde 428 TL olmak üzere toplam 52.112,00 TL banka ile ödeme yapıldığını, her ne kadar taraflar arasında 10*30 mm anahtar başlı cıvata satışı üzerine anlaşma sağlanmışsa da davalı tarafın teklif formunda yer alan 10*30 mm saplama özellikte civatalardan gönderdiğini, davacı davalı tarafa sipariş edilen ürünlerin yanlış gönderildiğini bildirmesine rağmen halen doğru ürünler müvekkili davacıya gönderilmediğini, davalının göndermiş olduğu ürünlerin iade amacıyla geri gönderildiğini, fakat davalının ürünleri teslim almayıp tekrar geri gönderdiğini, davacının, davalı tarafından kendisine gönderilmiş olan faturalara karşılık olarak 18.02.2023 tarihinde iade faturaları düzenlediğini, ayrıca müvekkili davacı kendisine gönderilmiş olan faturalara 22.02.2023 tarihinde mail üzerinden itiraz ettiğini, akabinde 23.02.2023 tarihinde noterden faturalara yasal süresinde itiraz ettiklerini, bu nedenlerle, Konya . İcra Dairesi ... E. sayılı dosyası ile davalı aleyhine başlatılan takibe yapılan itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Davalı tarafından açılan davaya karşı cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın, davalıdan hangi ürün için fiyat istediyse o ürün için whatsap üzerinden fiyat verildiğini, düzenlenen teklif formu / proformada açık bir şekilde malzeme cinsi olarak *10*30 mm saplama beyaz" yazdığını, proformada açık bir şekilde ürün fiyatı KDV hariç 0,73 TL yazdığını, "10*30 mm saplama beyaz" ile "10*30 mm anahtar başlı özellikte cıvata" nın fiyatının aynı olmadığını, "10*30 mm anahtar başlı özellikte cıvata" nın fiyatı KDV hariç 1 TL olduğu ve taraflar arasında ikinci bir ürün için görüşme olmadığını, proformada yazan bedel ile faturalar üzerindeki bedellerin aynı olması yine ödemenin proformaya ve faturaya uygun olması ikinci teklif iddiasının gerçeği yansıtmadığının açık ispatı olduğunu, davalının siparişi teyit etmek için müşterilerden yazılı onay istediklerini çünkü bazı ürünlerin tedarik edildiğini ya da ürettiklerini, onay almadan üretim veya tedarik sürecine girdiğinde ve daha sonra müşteri siparişten vazgeçtiğinde davalının ödeme almadığını vemağdur olduğunu, tahsilatı peşin yaptıktan sonra yazılı onaya gerek duyulmadığını, ödemenin sipariş onayı niteliğinde olduğunu, davaya konu olayda sözleşme paranın gönderilmesi ile kurulduğunu ve siparişe konu ürünleri göndermekle edimini ifa ettiğini ve 427,13 TLlik eksik ödemeyi de tamamladığını, davalı tarafın faturaların siparişe uygun olduğunu, bu nedenle iade faturalarına noter kanalıyla itiraz ettiklerini, davacı tarafın yanlış ürün satın almasında davalının kusurlu olmadığını belirterek davanın reddini talep etmişlerdir.
TOPLANAN DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, itirazın iptali isteminden ibarettir.
İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre itirazın iptali davasında; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17.09.2019 tarihli ve ... E., ... K.; 25.11.2020 tarihli ve ... E., ... K. sayılı ilamları)
Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; davanın kabulü hâlinde takibin devamı hükmünü de içerecektir.
Bu kapsamda itirazın iptali davası; icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. (Yargıtay HGK'nın 22/11/2022 gün ve ... E ... K sayılı ilamı)
Eldeki davada, uyuşmazlığın her iki tarafı tacir olup, uyuşmazlık konusu iş her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgilidir. Bu nedenle fatura ve faturaların delil olma niteliği üzerinde de durmakta yarar vardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır. Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir. Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 Sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve ... E., ... K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Sözleşme ilişkisinin inkâr edilmesi durumunda öncelikle akdi ilişkinin ispat edilmesi gerekmektedir.
Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticarî defterlerine kaydedilmesi, faturaya konu hizmetin sunulduğuna karine teşkil eder. (Ems: Yargıtay HGK'nın 22/11/2022 gün ve ... E ... K sayılı ilamı)
Karinenin varlığı hâlinde, karineye dayanan taraf sadece karinenin temelini ispatla yükümlüdür. Kesin kanunî karineler dışında, karşı taraf karinenin aksini ispat edebilir. Karine söz konusu olduğunda, karine ile kabul edilen durumun aksini ispat etmek gerekir. (Yargıtay HGK'nın ... E ... K sayılı ilamı)
Davaya konu Konya . İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı takibinin 52.112,00 TL iadesi gereken tutar, 2.230,80 TL nakliye masrafı ve 791,37 TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 55.134,17 TL üzerinden başlatıldığı, itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği ve itirazın hükümden düşürülmesi için de eldeki itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır.
Taraflar arasındaki ihtilaf; taraflar arasındaki satış akdinin konusunu teşkil eden malın cinsinin ne olduğu, davalı tarafça teslim edilen malın sözleşmeye uygun olup olmadığı, davalının edim yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği, davacı taraça yapılan ödemenin iadesinin gerekip gerekmediği, takip tarihi itibariyle davacının alacaklı olup olmadığı ile varsa alacak tutarının ne kadar olduğu hususlarından ibarettir.
Taraflar arasında satış ilişkisi bulunduğu konusunda uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık bu satış ilişkisine konu malın niteliği konusundadır. Davacı satışa konu ürünün anahtar başlı olduğunu iddia etmiş, davalı ise bu ürünün saplama cıvata olduğunu savunmuştur. Davacıya saplama cıvata teslim edildiği konusunda ise bir tereddüt bulunmamaktadır. Davalı tarafından tanzim edilen 01/02/2023 tarihli proforma fatura ile 60.000 adet saplama beyaz cinsi ürünün 51.684 TL bedel karşılığında satışı teklif edilmiş ve aynı fatura ile de davacıya bir günlük opsiyon tanınmıştır. Davacı ise proforma fatura tarihinden 1 gün sonra 02/02/2023 tarihinde davalıya 51.684 TL tutarında ödeme yapmıştır. Proforma fatura ile davacıya bir günlük opsiyon tanınması, davacının bu süre zarfından faturada yazan tutar kadar ödeme yapması karşısında taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin saplama cıvata üzerinden kurulduğunun kabulü gerekir. Her ne kadar davacı satış ilişkisinin anahtar başlı cıvata üzerinde tesis edildiğini iddia etmiş ise de, bu iddianın ispatına yarayan bir delil ibraz etmemiştir. Yine, davacıya yemin delili hatırlatılmışsa da yemin teklifinde de bulunulmamıştır. Anılan nedenlerle, davacının sözleşmenin anahtar başlı cıvata satışına ilişkin olduğu yönündeki iddiasını usulünce ispatlayamadığı sonucuna varıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Davanın reddine karar verilmesi karşısında takibe itirazın haksız olduğunun kabulü mümkün değildir. Bu nedenle davacının tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Alacağın varlığının ispatlanamaması tek başına kötüniyet göstergesi olamayacağından davalının tazminat isteminin de reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Tarafların tazminat istemlerinin ayrı ayrı REDDİNE,
3-Peşin alınan 941,56 TL harçtan, alınması gereken 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 513,96 TL fazla harcın davacıya İADESİNE,
4-Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 3.120,00 TL. yargılama giderinin, davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı, kendini vekille temsil ettiğinden , A.A.Ü.T'ne göre tayin ve taktir olunan 17.900 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
7-Davacı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmının 6100 sayılı HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
Dair ; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.11/07/2024
Katip Hakim
e-imzalıdır e-imzalıdır
5070 Sayılı Kanun Hükümlerine Göre Elektronik İmzalıdır.