T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: ... Esas - ...
"TÜRK MİLLETİ ADINA"
T.C.GEREKÇELİ KARAR
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:
KARAR NO:
BAŞKAN:
ÜYE:
ÜYE:
KATİP:
DAVACILAR : 1-
2- ... ... -
3- ... -
4- ... -
VEKİLLERİ:
DAVALI : 1-
VEKİLİ:
DAVALI : 2-
VEKİLLERİ:
DAVA: Tazminat
DAVA TARİHİ:
KARAR TARİHİ:
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili dava dilekçesiyle özetle; Davacıların, müteveffa ... ...’nın eşi ve çocukları olup, 20/10/2024 tarihinde meydana gelen trafik kazasında ... ...’nın, davalı ...’ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla çarpışması sonucu 23/10/2024’te vefat ettiğini, kazada davalı sürücünün %100 kusurlu bulunduğunu, olay nedeniyle Ereğli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ... Esas sayılı dosyası ile soruşturma açıldığını, davalı ... Sigorta A.Ş.’ye 30/10/2024 tarihli noter ihtarnamesiyle başvuru yapıldığını ancak 01/11/2024 tarihine kadar herhangi bir ödeme yapılmadığını, ayrıca arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamadığını, Davacıların, murisin ölümünden dolayı destekten yoksun kaldıklarını, sosyal ve ekonomik yaşamlarının olumsuz etkilendiğini, eş ... için şimdilik 200 TL, çocuklar ..., ... ve ... ... için ayrı ayrı 200 TL olmak üzere belirsiz alacak davası kapsamında maddi tazminat talep ettiklerini; ayrıca ... için 1.000.000 TL, her bir çocuk için 250.000 TL olmak üzere toplam 1.750.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...’dan tahsilini istediklerini, sigorta şirketinin ise poliçe limitiyle sınırlı olarak sorumlu tutulmasını talep ettiklerini, ayrıca, İİK m.257 gereği davalı ...’ın adına kayıtlı araç ve taşınmazlara ihtiyati haciz mahiyetinde tedbir konulmasını, davalılar yönünden müştereken ve müteselsilen sorumluluğa hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesini talep etmişlerdir.
Davacılar vekilinin 09/07/2025 tarihli talep artırım dilekçesiyle özetle; davacılar, müteveffa ... ...'nın mirasçıları desteğinden yoksun kalanlar eşi ... için maddi tazminatını 800 TL'den 2.250.074,15 TL'ye arttırdığını, davalı Hüseyin Erarslan'a olay tarihinden, davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinden (01.11.2024) itibaren işletilecek faiziyle birlikte müvekkil ...'ya 2.250.074,15 tl'nin müştereken ve müteselsilen davalılardan tazmin ve tahsiline karar verilmesini, (sigorta şirketinden poliçe limiti ile sınırlı ve sorumlu olmak kaydı ile), davacılar için toplam 1.750.000 TL manevi tazminatın davalı ...'dan tazmin ve tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesiyle özetle; Davacıların, müteveffa ... ...’nın ölümü nedeniyle açtıkları tazminat davasında müvekkili ... Sigorta Şirketi’ne 2918 sayılı KTK’nın 97. maddesi uyarınca usulüne uygun başvuru yapılmadığını, eksik belgelerin (özellikle nüfus kayıt örneği) tamamlanmadığını, bu nedenle dava şartı noksanlığı bulunduğunu ve davanın usulden reddi gerektiğini, esasa ilişkin olarak, davacı çocukların yaşları itibarıyla destekten yoksun kalma tazminatına hak kazanamayacaklarını, Yargıtay içtihatlarına göre 25 yaş sınırının esas alınması gerektiğini, müvekkili şirketin Karayolları Trafik Kanunu’nun 91. maddesi gereğince yalnızca sigortalısının kusuru oranında ve poliçe limitiyle sınırlı olarak sorumlu olduğunu, kazada sigortalının kusurlu olmadığını, aksi halde kusur oranının Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi ve Karayolları Fen Heyeti tarafından belirlenmesi gerektiğini, ayrıca tazminat hesabının yalnızca aktüer uzmanı bilirkişilerce yapılması gerektiğini, 04.12.2021 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan genel şartlar uyarınca hesaplamalarda %1,65 iskonto oranının esas alınması gerektiğini, müvekkil şirkete usulüne uygun başvuru yapılmadığından temerrüde düşülmediğini, bu nedenle faiz talebinin haksız olduğunu ifade etmiştir. SGK tarafından davacılara ödeme yapılmışsa bu miktarların tazminattan mahsup edilmesi, kazada birden fazla zarar gören bulunduğundan poliçe limiti dâhilinde garameten paylaşım (proporsiyon) uygulanması ve müterafik kusur tespiti halinde en az %20 oranında indirim yapılması gerektiğini, tüm bu nedenlerle davanın reddini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacılara yükletilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle özetle; Davacılar tarafından, murisleri ... ...’nın 20/10/2024 tarihinde geçirdiği trafik kazasında vefat etmesi nedeniyle müvekkili ... ve ... Sigorta A.Ş. aleyhine açılan destekten yoksun kalma ve manevi tazminat davasında müvekkilinin kazada kusuru bulunmadığını, bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, müteveffanın kavşakta dikkatli davranmayarak kendi kusuruyla kazaya sebep olduğunu, müteveffanın kavşakta tereddüt yaşayıp önce durduğu, ardından aniden hızlanarak müvekkilin aracına çarptığını, bu nedenle asli kusurun müteveffaya ait olduğunu, ayrıca müteveffanın elektrikli bisiklet kullandığını ve kask takmamasının Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 150. maddesine aykırı olduğunu, bu durumun ölüm sonucuna doğrudan etkili olup illiyet bağını kestiğini, bu nedenle müvekkilinin ölüm neticesinden sorumlu tutulamayacağını, zarar görenin kusurlu davranışının zararı doğurduğunu, bu nedenle destekten yoksun kalma tazminatı talebinin hukuken mümkün olmadığını, her ne kadar kabul edilmemekle birlikte müvekkilinin kusurlu olduğu kabul edilse dahi müteveffanın kendi kusurunun zararı artırdığını, bu durumda müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, ayrıca ... için talep edilen 1.000.000 TL ve diğer davacılar için ayrı ayrı 250.000 TL manevi tazminat taleplerinin fahiş olduğunu, Yargıtay içtihatlarına göre manevi tazminatın zenginleşme aracı olamayacağını, tüm bu gerekçelerle davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, trafik kazası nedeniyle uğranılan zararın tahsiline ilişkin tazminat isteminden ibarettir.
Bir motorlu aracın işletilmesi sırasında meydana gelen trafik kazasında, zarar görenlerin zararından, 6098 sayılı TBK'nın 49. Maddesi uyarınca araç sürücüsü, 2918 sayılı KTK'nın 85. Maddesi uyarınca araç işleteni ve şartları varsa teşebbüs sahibi ve 2918 sayılı KTK'nın 91. Maddesi uyarınca sigortacı müştereken ve müteselsilen sorumludur.
Trafik kazası nedeniyle zarara uğradığını iddia eden hak sahipleri tarafından açılan tazminat davalarında ispat yükü 6098 sayılı TBK'nın 50. Maddesi uyarınca zarar gören üzerinde olup, zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat etmek zorundadır.
Yine bu tür davalarda 2918 sayılı KTK'nın 97. Maddesi uyarınca, zarar görenin dava açmadan önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı olarak başvuru yapması gerekmekte olup bu husus sonradan giderilmesi de mümkün olmayan dava şartlarındandır. Ayrıca yazılı başvurudan hemen sonra dava açılması mümkün olmayıp 15 günlük sürenin dolmasından sonra dava açılabilecektir. Sigorta kuruluşu kendisine yapılan yazılı başvuruya karşı 15 gün içinde cevap vermek ve 2918 sayılı KTK'nın 99. Maddesine göre 8 iş günü içinde de tazminatı ödemek zorundadır. Sekiz iş günü içinde sorumlu olduğu tazminatı ödemeyen sigortacı 9. gün itibariyle temerrüde düşecektir.
Hak sahipleri tarafından talep edilebilecek tazminatlar ise 2918 sayılı KTK'nın 90. Maddesi uyarınca 2918 sayılı KTK ile 6098 sayılı TBK'nın haksız fiile ilişkin hükümleri uygulanacaktır.
Somut olayda davacılar davaya konu trafik kazası neticesinde vefat eden ... ...'nın desteğinden yoksun kaldıklarını, ölüm nedeniyle manevi zarara uğradıklarını iddia ederek maddi ve manevi tazminat istemlerinde bulunmuştur.
Davaya konu 20.10.2024 tarihli trafik kazasının, müteveffa ... ... sevk ve idaresindeki elektirikli bisiklet ile Dönel Kavşak içerisinde seyir halindeyken, ... Caddesi istikametine ilerlediği esnada, sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobilin ön kısımları ile bisikletin sağ yan tarafından Dönel Kavşak içerisinde çarpması sonucu meydana geldiği, kaza sonucu ... ...'nın 23.10.2024 tarihinde vefat ettiği anlaşılmıştır.
Kaza sonrasında görevli kolluk tarafından tanzim edilen kaza tespit tutanağı ile, trafik kazasının oluşmasında davalı ...'ın tam kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Yine soruşturma dosyasında alınan 30.10.2024 tarihli bilirkişi raporu, kovuşturma dosyasında alınan 19.02.2025 tarihli ATK raporu ve bu dosya kapsamında tanzim ettirilen 06.05.2025 tarihli bilirkişi raporu ile de kazanın oluşmasında davalı ...'ın tam kusurlu olduğu mütalaa edilmiştir. Bahsi geçen raporlardaki tespitler kazanın oluş şekline ve mevcut dosya kapsamına uygun olduğundan Mahkememizce, davaya konu trafik kazasının oluşmasında davalı ...'ın tam kusurlu olduğu kabul edilmiştir.
Kazada vefat eden ... ..., davacı davacı ...'nın eşi, diğer davacıların ise babası olup, kural olarak davacılar ile müteveffa arasında desteklik ilişkisinin bulunduğu kabul edilmelidir. Bununla birlikte erkek çocukların 18 yaşına kadar, kız çocukların 22 yaşına kadar destek alacakları kabul edilmektedir. Somut olayda, müteveffanın çocukları ölüm tarihi itibariyle destek alabilecekleri yaşın üzerinde olduklarından davacı ..., davacı ... ve davacı ... (...) ...'nın maddi tazminat davalarının reddine karar vermek gerekmiştir. Diğer davacı yönünden davalı tarafça müteveffa ile bu davacı arasında desteklik ilişkisi bulunduğuna yönelik karinenin aksi usulünce ispatlanamadığından davacı ... ile müteveffa arasında desteklik ilişkisi bulunduğu kabul edilmiştir.
Tazminat hesabının ne şekilde yapılacağı konusunda 2918 sayılı KTK'da ve 6098 sayılı TBK'da açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu kapsamda hesaplamanın yargı kararları ile yerleşik hale gelen uygulamalara göre yapılması gerekir. Hesaplamalarda prograsif rant yönteminin uygulanması konusunda herhangi bir görüş farklılığı yoksa da bakiye yaşam süresinin tespitinde hangi yaşam tablosunun esas alınacağı konusunda Konya BAM . HD. nin uygulamaları ile Yargıtay uygulamaları farklılık arz etmektedir.
Konya BAM . HD.'nin yerleşik hale gelen uygulamalarına göre, 2918 sayılı KTK ile genel şartlara yapılan atfın, AYM'nin 17/07/2020 tarihli ... E ... K sayılı kararı ile iptaline karar verilmesi nedeniyle bakiye yaşam süresinin PMF 1931 yaşam tablosuna göre belirlenmesi gerekir. (Konya BAM . HD.'nin 17/02/2023 gün ve ... E ... K)
TRH 2010 yaşam tablosunun, genel şartların yürürlüğe girmesiyle uygulanmaya başlandığı, önceki dönemde PMF 1931 yaşam tablosunun uygulandığı bilinen bir gerçektir. Genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki dönemde, her ne kadar Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Yargıtay Dairelerinin uygulamalarına istinaden PMF 1931 yaşam tablosu esas alınmaktaysa da TRH 2010 yaşam tablosunun esas alınmasına da engel yasal bir düzenleme bulunmamaktaydı. Genel şartların yürürlüğe girmesiyle birlikte, KTK'da genel şartlara yapılan atıflar nedeniyle, hesaplamalarda TRH 2010 yaşam tablosunun dikkate alınması yasal bir zorunluluk haline gelmiş, devam eden süreçte ise AYM'nin 17/07/2020 tarihli ... E ... K sayılı iptal kararı ile bu zorunluluk ortadan kalkmıştır. Hemen belirtilmelidir ki, iptal kararı ile sadece bu zorunluluk ortadan kalkmış olup, iptal kararı TRH 2010 yaşam tablosunun uygulanmasını imkansız hale getirmemiştir. Gelinen aşamada, mahkemeler takdir yetkisi kapsamında gerek PMF 1931 yaşam tablosunu, gerekse TRH 2010 tablosunu esas alabilecektir. Ancak takdir hakkının, 4721 sayılı TMK'nın 4. maddesi uyarınca hakkaniyete uygun olarak kullanılması gerekir. Bu takdir hakkı kapsamında, genel kabul gören yaşam tablosunun esas alınması hakkaniyete daha uygun olacaktır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 02/12/2021 tarihli, ... E, ... K sayılı ilamı ve 21/12/2021 tarihli, ... E., ... K sayılı ilamı ile bakiye yaşam süresinin tespitinde ülkemize özgü ve güncel verileri içeren TRH 2010 yaşam tablosunun dikkate alınması gerektiğine işaret etmiştir. Yine, Yargıtay Daireleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin uygulamaları da bu yönde olmuştur. Bu nedenle, TRH 2010 yaşam tablosunun dikkate alınmasının hakkaniyete daha uygun olacağı kabul edildiğinden, Konya BAM 3. HD.'nin PMF 1931 yaşam tablosunun dikkate alınmasına yönelik görüşüne iştirak edilmemiştir.
Kısaca üzerinde durulmasının faydalı olacağı düşünülen bir diğer husus ise, 14/02/2023 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Anayasa Mahkemesi'nin 29/12/2022 gün ve ... E. ... K sayılı kararı iptal kararıdır. 7237 sayılı yasanın 18. maddesiyle 2918 sayılı KTK'nın 90. maddesinde yapılan değişiklik ile, 09/06/2021 tarihinden sonra meydana gelen trafik kazaları yönünden bakiye yaşam süresinin tespitinde TRH 2010 yaşam tablosunun uygulanması yasal zorunluluk haline gelmiştir. Ancak, anılan değişikliğin AYM tarafından iptaline karar verilmesi karşısında bu zorunluluk ortadan kalkmış olup, iptal kararının TRH 2010 yaşam tablosunun uygulanmasına engel bir yönü yoktur.
Belirlenen kriterlere uygun hazırlandığından ve mevcut dosya kapsamına uygun olduğundan hükme esas alınan 05.06.2025 tarihli hesap raporu ile, davacı ...'nın destek zararının 2.250.074,15 TL olduğu, davalı sigorta şirketinin poliçe kapsamında garameten sorumlu olduğu tutarın ise 1.739.175,22 TL olduğu tespit edilmiştir.
6098 sayılı TBK'nın 52. Maddesine göre; Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir. Anılan yasal düzenlemede de belirtildiği üzere zarar görenin zararın oluşmasında ya da zararın artmasında bir ihmali varsa bu hususun tazminatın belirlenmesinde dikkate alınması gerekir. Bir başka deyişle zararın oluşumunda zarar görenin de müterafik kusurunun bulunması halinde tazminattan indirim yapılması gerekmektedir. Müterafik kusurun dikkate alınması için bu yönde yapılan bir savunmaya gerek olmayıp Mahkemece müterafik kusurun resen dikkate alınması gerekmektedir. Nitekim bu husus Yargıtay . Hukuk Dairesi'nin ... E ... K sayılı ilamında da vurgulanmıştır. Ayrıca müterafik kusur indirimi nedeniyle kısmen reddedilen tutar üzerinden davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmeyeceği noktasında da duraksama bulunmamaktadır.
Somut olayda, müteveffanın kaza esnasında kaskının takılı olmadığı, bu hususun ceza dosyasında tanzim edilen 19.02.2025 tarihli ATK raporuna da yansımış olduğu, yapılan ölü muayenesinde ölümün kafa kemiklerinde meydana gelen kemik ve beyin kanamasına bağlı olduğunun tespit edildiği, dolayısıyla ölüm olayında müteveffanın müterafik kusurunun bulunduğu sonucuna varıldığından hesaplanan tazminattan % 20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerekmiştir. Bu kapsamda yapılan hesaplama neticesinde davacı ...'nın talep edebileceği destekten yoksun kalma tazminatı tutarının 1.800.059,32 TL olduğu sonucuna varılmıştır.
Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde; davaya konu trafik kazasının oluşmasında davalı ...'ın tam kusurlu olduğu, davalı ... Sigorta Şirketi'nin kazaya karışan ... plakalı aracın ZMM sigortacısı olduğu, anılan yasal düzenlemelere istinaden davalıların oluşan zarardan sorumlu olduğu, kaza neticesinde destek ... ...'nın öldüğü, davacı ...'nın destek zararının 1.800.059,32 TL olduğu, davalı ...'ın oluşan bu zararın tamamından sorumlu olduğu, davacının poliçe limiti dahilinde davalı sigorta şirketinden talep edebileceği tazminat tutarının ise 1.739.175,22 TL olduğu, sigorta şirketinin bu tutara kadar olan zarardan diğer davalı ile müteselsilen sorumlu olduğu sonucuna varıldığından davacı ...'nın maddi tazminat davasının kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.
TBK'nın 56. Maddesine göre; Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.
Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek, tazminata benzer fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin, bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminatı takdir etmesi gerekir( HGK 23/06/2004, ... )
Somut olayda, kazanın oluş şekli ve sonucu, davacıların müteveffa ile olan bağları, tarafların kusur oranları, paranın alım gücü, tarafların sosyal ekonomik durumları, manevi tazminatın tatmin ve caydırıcılık fonksiyonu dikkate alınarak davacıların manevi tazminat davalarının kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle ;
1-DAVACI ...'NIN MADDİ TAZMİNAT DAVASININ KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, 1.800.059,32 TL destekten yoksun kalma tazminatının, davalı ... Sigorta Şirketi'nin sorumluluğu 1.739.175,22 TL ile sınırlı olmak üzere, davalı ... Sigorta Şirketi yönünden 14/11/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı ... yönünden ise ölüm tarihi olan 23/10/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'ya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-DAVACI ..., DAVACI ... VE DAVACI ... (...) ...'NIN MADDİ TAZMİNAT DAVALARININ AYRI AYRI REDDİNE,
3-DAVACI ...'NIN MANEVİ TAZMİNAT DAVASININ KABULÜ ile, 1.000.000,00 TL manevi tazminatın ölüm tarihi olan 23/10/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacı ...'ya verilmesine,
4-DAVACI ...'UN MANEVİ TAZMİNAT DAVASININ KABULÜ ile, 250.000,00 TL manevi tazminatın ölüm tarihi olan 23/10/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacı ...'a verilmesine,
5-DAVACI ...'NIN MANEVİ TAZMİNAT DAVASININ KABULÜ ile, 250.0000,00 TL manevi tazminatın ölüm tarihi olan 23/10/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacı ...'ya verilmesine,
6-DAVACI ... (...) ...'NIN MANEVİ TAZMİNAT DAVASININ KABULÜ ile, 250.000,00 TL manevi tazminatın ölüm tarihi olan 23/10/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacı ... (...) ...'ya verilmesine,
7-Alınması gereken 242.504,55 TL harçtan, peşin ve ıslahen alınan 13.664,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 228.840,25 TL eksik harcın (davalı ... Sigorta Şirketi'nin sorumluluğu 112.108,91 TL ile sınırlı olmak üzere) tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
8-Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 3.800,00 TL yargılama giderinin, 1,32 TL'lik kısmının davacı ..., davacı ... ve davacı ... (...) ...'dan (eşit oranda), 3.798,68 TL'lik kısmının ise davalı ... Sigorta Şirketi'nden alınarak Hazine'ye gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
9-Davacılar tarafından yapılan 13.664,30 TL harç giderinin (davalı ... Sigorta Şirketi'nin sorumluluğu 6.694,14 TL ile sınırlı olmak üzere) tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara (EŞİT ORANDA) verilmesine,
10-Davacılar tarafından yapılan 1.629,30 TL harç gideri ve 8.202,50 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 9.831,80 TL yargılama giderinden kabul ret oranına göre hesaplanan 9.830,33 TL yargılama giderinin (davalı ... Sigorta Şirketi'nin sorumluluğu 4.815,88 TL ile sınırlı olmak üzere) tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara (EŞİT ORANDA) verilmesine,
11-Davalılar tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
12-Maddi tazminat davaları yönünden;
a-Davacı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve takdir olunan, 258.006,53 TL vekalet ücretinin (davalı ... Sigorta Şirketi'nin sorumluluğu 251.309,27 TL ile sınırlı olmak üzere) tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'ya verilmesine,
b-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve takdir olunan 200,00 TL vekalet ücretinin davacı ...'dan alınarak tüm davalılara (eşit oranda) verilmesine,
c-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve takdir olunan 200,00 TL vekalet ücretinin davacı ...''dan alınarak tüm davalılara (eşit oranda) verilmesine,
d-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve takdir olunan 200,00 TL vekalet ücretinin davacı ... (...) ...'dan alınarak tüm davalılara (eşit oranda) verilmesine,
13-Manevi tazminat davası yönünden,
a-Davacı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve takdir olunan, 152.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'dan alınarak davacı ...'ya verilmesine,
b-Davacı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve takdir olunan, 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'dan alınarak davacı ...'a verilmesine,
c-Davacı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve takdir olunan, 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'dan alınarak davacı ...'ya verilmesine,
d-Davacı ... (...) ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve takdir olunan, 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'dan alınarak davacı ... (...) ...'ya verilmesine,
14-Gerekçeli karar tebliği için davacı avansından yapılacak (ve 45 TL olacağı değerlendirilen) yargılama giderinin de (davalı ... Sigorta A.Ş.'nin sorumluluğu 22,04 TL ile sınırlı olmak üzere) tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara (eşit oranda) verilmesine,
15-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmının 6100 sayılı HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair ; davacılar vekili ile davalı ... vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere ve oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.15/10/2025
Başkan Üye Üye Katip