T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: ... Esas - ...
T.C.
KONYA TÜRK MİLLETİ ADINA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO:
KARAR NO:
HAKİM:
KATİP:
DAVACI :
VEKİLİ:
DAVALI :
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:
KARAR TARİHİ:
KARAR YAZMA TARİHİ:
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle;Davacının Konya . İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı takip dosyasındaki takip müstenidi belgeye dayalı olarak davalıdan alacaklı olduğunu, yapılan ilamsız icra takibine davalı şirketin süresinde borca itiraz etmesi nedeniyle takibin durduğunu, davalı borçlu tarafından takip müstenidi belgeye dayalı borcun ödenmediğini, davalı borçlunun itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu, alacağın likit olduğu gibi nedenlerle davanın kabulü ile davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptalini, takibin devamına karar verilmesini, davalı - borçlunun % 20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, HMK 329 maddesi gereğince müvekkili vekalet ücretinin de davalıdan alınarak müvekkile ödenmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin borçlu - davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
ÇEKİŞMELİ HUSUSLAR, TOPLANAN DELİLLER, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın faturaya dayalı başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali hususunda olduğu görülmüştür.
Selçuk Vergi Dairesine yazılan müzekkereye cevap verildiği görülmüştür.
Mahkememizin 11/02/2025 tarihli tensip zaptı ile dosyanın bilirkişiye tevdine karar verilmiştir.
Mahkememize sunulan 07/07/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı ... San. A.Ş'nin davalı ... Tic. Ltd Şti'den 2024 yılı sonu itibariyle 12.472,51 TL alacaklı olduğunun tespit edildiğini ve bu alacak bakiyesine herhangi bir ödeme yapılmadığının tespit edildiği, davalı tarafın 2023 ve 2024 yılı ticari defterlerinin incelenemediğinden dolayı davacı tarafla arasında cari hesap ilişkisinden dolayı herhangi bir borç alacak bakiyesinin mevcut olup olmadığının tespit edilemediğini bildirir rapor sunulduğu görülmüştür.
Dava, niteliği itibariyle bir itirazın iptali davasıdır.
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacının davalıdan alacaklı olup olmadığına ilişkindir.
6100 sayılı HMK'nın 222. maddesinde ise ticari defterlerin delil olması düzenlenmiş olup; mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceği, ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulaması, belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği, bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtların birbirinden ayrılamayacağı, açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtlarının, sahibi aleyhine delil olduğu, taraflardan biri tacir olmasa dahi tacir olan diğer tarafın, ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden tarafın iddiasını ispat etmiş sayılacağı öngörülmüştür. Anılan maddede belirtilen koşullar gerçekleşmedikçe ticari defterlerin sahibi yararına delil olma niteliği bulunmayacağı gibi, hükme dayanak teşkil edemeyecektir.
6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddesi, ''Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.'' hükmünü içermektedir. Ancak faturanın içeriğine yasal süresi içerisinde itiraz edilmemesi faturada belirtilen verilerin doğru olduğu karinesini doğurmakla beraber, tek başına faturanın verilmesine neden olan iş veya hizmetin yapılmış olduğu, malın teslim edildiği anlamını taşımaz. Zira karşı tarafça akdi ilişkinin inkar edildiği hallerde, fatura düzenlenmesi ve tebliğ edilen bu faturaya süresinde itiraz edilmemesi tek başına alacağın varlığını göstermez (Bkz. Yargıtay . HD'nin 19/09/2016 tarihli ve ... E., ... K. sayılı kararı ile Yargıtay HGK'nın 01/07/2021 tarihli ve ... E., ... K. sayılı kararı).
" Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır." (Y. 15. HD. ... E. ... K. sayılı ilamı)
Yukarıda belirttilen emsal Yargıtay ilamı ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; mahkememizce taraflara ticari defterlerini sunmaları için süre verilmiş olup davalı ticari defterlerini ibraz etmediğinden usulüne uygun tutulmuş davacı ticari defterlerine göre alınan bilirkişi raporu ile davacının davalıdan söz konusu faturadan kaynaklı alacaklı olduğu, davalı defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının dava tarihinde yürürlükte olan HMK'nın 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan davacı incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerektiği, Davacının ticari defterlerinin TTK'na göre usulüne uygun olarak tutulduğu, açılış kapanış tasdiklerinin zamanında yapıldığı, davacı defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, sahibi lehine delil olma özelliği taşıdığı, özellikle dava konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak dava konusu faturanın davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, fatura bedelinin ödenmediği, davacı ... San. A.Ş'nin davalı ... Tic. Ltd Şti'den 2024 yılı sonu itibariyle 12.472,51 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği ve bu alacak bakiyesine herhangi bir ödeme yapılmadığının tespit edildiği, dava ve takip konusu fatura ve cari hesap ilişkisinden dolayı takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 12.471,16 TL alacağının olduğunun tespit edildiği, bu durumda ticari defter kayıtları ile fatura konusu hizmetin/malların verildiğinin ispatlandığı değerlendirilmiştir.
T.C. Yargıtay . Hukuk Dairesinin 18/09/2018 Tarih ve ... Esas-... Karar sayılı ilamı emsal alınarak davalı/borçlunun icra takibinden önce 6098 Sayılı TBK'nın 117. Maddesi çerçevesinde temerrüde düşürüldüğünün davacı tarafından dosyadaki mevcut delil durumuna göre ispat olunamadığı, kaldı ki davacının harçlandırılmış dava değerinin de işlemiş faizi kapsamadığı anlaşılmıştır.
Alacak belirlenebilir ve likit olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.
Tüm bu nedenlerle davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın KABULÜ ile;
-Davalının Konya . İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında yapmış olduğu itirazın iptali ile, takibin 12.471,16 TL asıl alacak ve takip tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte devamına,
2-Kabul edilen 12.471,16 TL'nin %20'si oranında hesaplanan 2.494,23TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 851,90-TL karar ve ilam harcından dava açılırken alınan 615,40-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 236,50-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Hazine tarafından karşılanan 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
5-Davacı tarafından karşılanan 615,40-TL başvuru harcı, 615,40-TL peşin harç, 85,00-TL posta ve tebligat gideri, 3.500,00-TL bilirkişi ücreti gideri ve 87,50-TL vekalet harcı gideri olmak üzere toplam 4.903,30-TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı vekili yararına AAÜT'ye göre hesaplanan 12.471,16-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
7-6100 Sayılı HMK'nın 323–333. maddeleri gereğince hükmün verilmesinden kesinleşmesine kadar olan dönemde davacının sorumlu olduğu yargılama giderleri de ödendikten sonra var ise karar kesinleştiğinde; Kullanılamayan ve bakiye kalan gider avansının Hukuk Muhakemeleri Kanunun Gider Avansı Tarifesinin 5. Maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra talep eden tarafından hesap numarası bildirilmiş ise iade elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle, talep eden tarafından hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak İADESİNE,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda miktar itibari ile kesin olmak üzere yapılan yargılama sonunda karar verildi. 02/10/2025
Katip Hakim