T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: ... Esas - ...
T.C.
KONYA. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ "TÜRK MİLLETİ ADINA"
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO:
KARAR NO:
HAKİM:
KATİP:
DAVACI :
VEKİLİ:
DAVALI :
VEKİLİ:
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:
KARAR TARİHİ:
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH:
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili 24/12/2024 tarihli dava dilekçesi ile; davalı tarafın dava dilekçesi ekinde sunmuş oldukları faturada belirtilen 39.240,00 TL bedelli ürünleri aldıklarını ancak bedelini ödemediklerini, karşı tarafın müvekkilinden aldığı ürünlerin kendisine teslim edildiğini faturaya da herhangi bir itiraz yapılmadığını, davalı tarafın borcu karşılığında müvekkiline çek vermişse de borcunu ödeyeceğini söyleyerek müvekkilini oyaladığını ve çeki süresinde bankaya ibraz etmesini engellediğini, müvekkilinin alacağını tahsil edebilmek amacıyla Konya .İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasından icra takibi açıldığını ancak karşı tarafın takibe itiraz ederek takibin durdurulmasına sebebiyet verdiğini belirterek müvekkilinin alacağının faturaya dayandığından ve alacak yazılı delil başlangıcı niteliğindeki çek ile de ispatlandığından teminatsız olarak veya uygun bir teminat karşılığında davalının taşınır ve taşınmaz malları ile 3. kişilerdeki hak ve alacakları hakkında alacağımızı karşılayacak miktarda ihtiyati haciz kararı verilmesini, davalı borçlunun icra takibine karşı yaptığı hukuka aykırı ve kötüniyetli itirazın iptali ile takibin devamına, kötüniyetli olarak takibe itiraz ettiği için borçlu/davalı aleyhine takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili 06/01/2025 tarihli cevap dilekçesi ile; davacının alacağının faturaya dayandığını, taraflar arasında akdi bir ilişki bulunmadığını, davacının dosyaya dava dilekçesi ile birlikte bir sözleşme sunmadığını, taraflar arasında bir sözleşme olmadığı ve icra dosyasında da icra müdürlüğünün yetkisine itiraz ettiklerini, davacının talebini yetkisiz icra müdürlüğüne ve mahkemeye yönelttiğini, mahkememizce dosya üzerinden yetkisizlik kararı verilerek dosyanın Ankara Batı Asliye Ticaret mahkemesine gönderilmesini talep ettiklerini, davacının sadece faturaya dayalı olarak alacak talebinde bulunduğunu, tek yanlı olarak düzenlenen bir belge ile alacağın kanıtlanmasının mümkün olmadığını, fatura içeriği malların müvekkiline teslim edildiğini gösteren hiç bir belgeden söz edilmediğini, taraflar arasında bir akit olmadığından davacının çek ile fatura arasında bir bağ bulunduğunu kanıtlamasının olası olmadığını bu nedenle davanın reddi gerektiğini, davacıya bir borç bulunduğunu kabul anlamına gelmemek üzere, çekin bir ödeme aracı olduğuna göre davacı tarafça çek ile talepte bulunulması gerektiğini, sözü edilen çek ile ilgili olarak dava dışı ... tarafından Konya . İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasıyla müvekkil, davacı ve dava dışı ... aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını ve dosyanın 29.11.2024 tarihinde feragat nedeni ile işlemden kaldırıldığını, çekin son yetkili hamili ... olduğunu ve çeki bankaya ibraz etmeyen anılan kişi olduğunu belirterek haksız olarak açılan davanın reddine, davacının asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dilekçeler aşaması tamamlanmış olup, taraflara duruşma gün ve saatin bildirir davetiye çıkartılmıştır.
Dosyamız kapsamında delillerin toplanması amacıyla Konya .İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası dosyamız arasına alınmış ve incelenmiştir.
Mahkememizce tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapmak için dosya bilirkişi ... tevdi edilmiş, bilirkişi 30/05/2025 tarihli raporunda özetle; Davacı firmanın, incelemeye sunulan 2024 yılı ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin zamanında ve usulüne uygun olarak tasdik edildiği, yevmiye defterinin kapanış tasdikinin usulüne uygun ve zamanında yaptırıldığı, dava konusu faturanın davacının ticari defterlerinde davalı firmanın borçlandırılmak sureti ile muhasebe usul ve esaslarına göre kayıtlı olduğu, davalı tarafından herhangi bir iade faturası düzenlenmediği, BA-BS formu “1.1.8. Vergi Usul Kanunu kapsamında elektronik belge olarak düzenlenen belgeler, 2021 yılının Temmuz ayına ilişkin dönemden itibaren Form Ba ve Form Bs bildirimlerine dahil edilmeyecektir”. Elektronik belgeler için BA-BS beyanı kaldırılmış olduğu, ticari defter kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu ve ticari defterlerin kendi içinde birbirini doğruladığı, davacı firmanın incelemeye sunulan ticari defterlerinde, davalı firmaya ait işlemlerin takip edildiği 120.20 nolu hesabın, 30.09.2024 tarihinde 39.240,00 TL. tutarında çek girişi yapılarak hesabın kapatıldığı, ancak çekin akıbetinin ne olduğu (tahsil edilip edilmediği, iade edilip edilmediği, yazdırılıp yazdırılmadığı) hususlarının ticari defterlerden tespiti yapılamamış olduğu tespit edilmiştir.
Mahkememizce tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapmak için dosya bilirkişi ...'a tevdi edilmiş, bilirkişi 07/07/2025 tarihli raporunda özetle; Davacı ticari defterlerinin açılış ve kapanış noter tasdiklerinin süresi içerisinde yapıldığı, ticari defterlerin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulduğu, açılış ve kapanış onaylarının süresinde yapıldığı, defter kayıtlarının karşılıklı olarak birbirine aykırı olduğunun tespit olunduğu, ticari defterlerin sahibi lehine delil niteliğinin bulunmadığı, dava konusu faturanın her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve açık fatura olarak tanzim olunduğu, davalı ... Tic. Ltd. Şti tarafından davalı adına iade faturası tanzim olunmadığı, taraflar arasında cari hesap ilişkisi bulunduğu, davalı kayıtlarında her hangi bir belge bulunmadığı, taraflar arasında yazılı ticari bir sözleşme bulunmadığı, davalı tarafından verilen ve davacı taraf ticari defter kayıtlarına geçen 39.240,00 TL tutarlı çekin davalı ... Tic. Ltd. Şti'nin ticari defter kayıtlarında bulunmadığı, davacı ... davalı ... Tic. Ltd. Şti'den cari hesap kalanı olarak 29/11/2024 takip tarihi itibariyle kaydi olarak 39.240,00 TL asıl alacak tutarı alacaklı olduğu hususlarının tespit edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİLİMESİ VE GEREKÇE:
Dava, itirazın iptali isteminden ibarettir.
Davaya konu, Konya . İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takibinin 39.240,00 TL asıl alacak üzerinden başlatıldığı, takip dayanağı olarak faturaların gösterildiği, itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği ve itirazın hükümden düşürülmesi için eldeki itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır.
Taraflar arasındaki ihtilaf; taraflar arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı, davacının davalıya icra takibine konu faturada belirtilen malları teslim edip etmediği, davacının alacaklı olup olmadığı alacaklı ise takip tarihi itibariyle miktarının ne kadar olduğu hususlarından ibarettir.
İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre itirazın iptali davasında; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17.09.2019 tarihli ve ... E., ... K.; 25.11.2020 tarihli ve ... E., ... K. sayılı ilamları)
Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; davanın kabulü hâlinde takibin devamı hükmünü de içerecektir.
Bu kapsamda itirazın iptali davası; icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. (Yargıtay HGK'nın 22/11/2022 gün ve ... ... - E K sayılı ilamı)
Eldeki davada, uyuşmazlığın her iki tarafı tacir olup, uyuşmazlık konusu iş her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgilidir. Bu nedenle fatura ve faturaların delil olma niteliği üzerinde de durmakta yarar vardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır. Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir. Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 Sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve ... E., ... K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Sözleşme ilişkisinin inkâr edilmesi durumunda öncelikle akdi ilişkinin ispat edilmesi gerekmektedir.
Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticarî defterlerine kaydedilmesi, faturaya konu hizmetin sunulduğuna karine teşkil eder. (Ems: Yargıtay HGK'nın 22/11/2022 gün ve ... ... - E K sayılı ilamı)
Karinenin varlığı hâlinde, karineye dayanan taraf sadece karinenin temelini ispatla yükümlüdür. Kesin kanunî karineler dışında, karşı taraf karinenin aksini ispat edebilir. Karine söz konusu olduğunda, karine ile kabul edilen durumun aksini ispat etmek gerekir. (Yargıtay HGK'nın ... E ... K sayılı ilamı)
Tarafların tacir olmaları nedeniyle ticari defter ve belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, taraf defterlerinde bu kapsamda yapılan inceleme neticesinde düzenlenen 09/07/2025 ve 02/06/2025 tarihli bilirkişi raporları ile taraflara ait ticari defter ve belgelerin usulüne uygun olarak tutulduğu, dava konusu faturaların tarafların defterde kayıtlı olduğu, davacının defterlerine göre fatura bedelinin çek ile ödeme yapılarak kapatıldığı, ve davalının borçlu olmadığı tespit edilmiştir.
Davalı tarafın defterlerinde yapılan incelemede de davaya konu faturanın kayıtlı olduğu, söz konusu çekin defterlerde kayıtlı olmadığı ve davalının takip tarihi itibarıyla 39.240,00 TL borçlu olduğu tespit edilmiştir. Söz konusu çekin ödenip ödenmediği hususu ilgili bankaya sorulmuş ve ödemenin yapılmadığı anlaşılmıştır. Davalı tarafa ödemenin ispatı için yemin deliline başvurup başvurmayacağı konusunda beyanda bulunması için süre verilmiş ancak davalı tarafından yemin deliline başvurulmamıştır. Bu durumda davalı taraf faturaları defterine kayıt ederek malı teslim aldığını kabul etmiş ve ödeme yaptığını usulüne uygun bir şekilde ispatlayamamış olduğundan davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Davacı tarafın feri nitelikteki tazminat istemleri yönünden yapılan değerlendirmede; takibe itirazın olsa haksız olması ve alacağın likit olması nedeniyle hükmedilen alacağın % 20'si oranında davacı lehine tazminata hükmetmek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının Davasının Kabulü İle;
Davalının Konya . İcra Müdürlüğünün ... esas nolu dosyasında yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin aynen devamına,
Asıl alacağın %20 si oranında 7.848,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
2-Alınması gereken 2.680,48 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 473,93 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.206,55 TL eksik harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
3-Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 3.600 TL. yargılama giderinin, davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
4-Davacı tarafından yapılan 1.606,03 TL harç gideri ve 8.172,50 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 9.778,53 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
5-Davacı taraf, kendini vekille temsil ettiğinden, A.A.Ü.T'ne göre tayin ve taktir olunan 39.240,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6-Davacı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmının 6100 sayılı HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
Dair ; davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.11/12/2025
Katip Hakim