T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: ... Esas - ...
T.C.
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO:
KARAR NO:
BAŞKAN:
ÜYE:
ÜYE:
KATİP:
DAVACI :
VEKİLLERİ:
DAVALI :
VEKİLİ:
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:
KARAR TARİHİ:
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
HEYETİMİZCE GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
TALEP :
Davacı vekilleri mahkememize vermiş olduğu 08/04/2016 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin Çanakkale merkezli Marmara ve Ege bölgelerinde faaliyeti olan tanınmış ve büyük bir pazarlama ve dağıtım şirketi olduğunu, davalı şirketinde ürününü bu bölgede dağıtımı yapılan ürünlerden olduğunu, davalı ürününü dağıtmak üzere ... sistemi ile taraflar arasında anlaşma yapılarak sözleşme yapıldığını, yapılan sözleşme gereğince de müvekkili şirketin ekipman, depo alanı gibi üzerine düşen işleri yapmayı taahhüt ettiğini, davalı şirketin de buna karşılık elde edilecek ciro üzerinden %2,5 oranında prim vermeyi taahhüt ettiğini, müvekkili şirketin edimini yerine getirerek satış ağını ve gerekli olan tüm işlemleri yerine getirerek satış cirolarını üst seviyede arttırdığını, davalı şirketin 2015 yılında taşıt kiralama filosu giderlerinin %25'inin müvekkil şirket tarafından karşılanması talepli sözleşme değişikliği talep ederek müvekkilinin onayı alınmadan buna ilişkin fatura keşide ettiğini ve mahsup işlemleri yapıldığını, ayrıca sözleşmede yer almamasına rağmen müvekkili şirket elinde depolardaki ürünlerin fiyat artışından kaynaklı farklarında müvekkilden tahsil edilmesi yönünde mahsup işlemleri yapıldığını, davalı bu ve benzeri tek taraflı taleplerinin ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalı tarafın müvekkil şirkete dayanmış olduğu satış sistemi değişikliğinin de kabul edilemez olduğunu, davalı tarafın kabul edilmeyen yeni satış sistemi nedeniyle müvekkilinin satışını engeller şekilde hareket ettiğini, bu nedenle bir süre satış yapılamadığı bu süre içindeki masrafların müvekkil şirket tarafından karşılandığını, sözleşme gereği anlaşılan sistem üzerinden yapılan hesaplama sonrasında müvekkilinin borcu olan 3.799.745,00TL'nin 750.000,00TL'sinin 19/01/2016 tarihinde ödendiğini, kalan bakiye borcunda çek verilmek suretiyle ödenmesinin teklif edildiğini, ancak davalı tarafın sonraki toplantıya gelmeyip bu teklife yönelik bir karar verilmediğini daha sonra davalı tarafın 162 adet faturayı dayanak göstererek müvekkilinin 4.438.636,88TL borçlu olduğu iddiasıyla noter ihtarı çektiğini, davalı tarafın bu hareketinin düzensiz, basiretsiz ve kötü niyetli olduğunun göstergesi olduğunu, sonrasında da mal sevkiyatlarının olduğunu, davalının devam eden süreçte müvekkilini zor durumda bırakacak şekilde kötü niyetli davrandığını, müvekkilini 9.644.341,38TL borçlu göstererek 9.250.000,00TL bedelli teminat mektubunu nakde çevirdiğini, teminat bedelinin ödenmesinden sonra müvekkilinin alacaklı konuma geçtiğini, müvekkilinin borçlarının düşülmesinden sonra bakiye kalan alacağı olan 4.908.070,92TL'nin tahsili için Konya . İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini, icra müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verildiğini beyanla itirazın iptaline, takibin devamına, davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekilleri mahkememize vermiş olduğu 13/07/2016 tarihli cevaba cevap dilekçesinde özetle; davalının cevap dilekçesinin kendi içinde çelişkili, gerçek dışı ve kötü niyetli olduğunu, müvekkili şirketin davalı şirket kurulmadan önce Konya Şeker'in Çanakkale ve Balıkesir illerindeki toz ve küp şeker bayiliğini yapmakta olduğunu, davalının depo, ekipman ve iş gücü teminini yapılmadığına yönelik iddialarının da gerçek dışı olduğunu, zira bayilik sözleşmesi ile de bunların tamamının davalının istediği şekil ve standartlarla sağlandığının açık olduğunu, yine davalının malların sayısı, tipi ve ne sıklıkla gönderileceğinin müvekkil şirket tarafından belirlendiğine ilişkin iddialarında ve ciroların düşük kaldığı iddialarının gerçek dışı olduğunu, müvekkil şirketin 2013 yılındaki ürünlerine ilişkin cirolarının 2014 yılında beş kat, 2015 yılında da dokuz kat arttığını bu durumun şirket kayıtlarıyla da sabit olduğunu, ... sisteminden kısa sürede çıkılarak iskontolu satış sistemine geçilmesinin davalının tek taraflı beyan ve iradesi ile gerçekleştiğini bu durumun dava dilekçelerinde de ayrıntılı bir şekilde izah edildiğini, müvekkili şirketin masraf kalemlerinin fazla olduğuna yönelik iddiaları da kabul etmediklerini, tarafların karşılıklı olarak borç mutabakatının yapılması ve devamında ödeme protokolü yapılması hususunda anlaşılmışken davalının bu anlaşmaları göz ardı ederek teminat mektubunu paraya çevirmesinin kötü niyetli olduğunun açık göstergesi olduğunu beyanla dava dilekçelerini tekrarla davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili mahkememize vermiş olduğu 11/05/2016 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın dava dilekçesindeki iddialarını kabul etmediklerini, davacı tarafın büyük bir firma olduğu iddialarının davanın konusu olmadığını, dava dilekçesinin kendi içinde çelişkili olduğunu, davacının sözleşme gereğince yaptığını iddia ettiği ekipman ve depo giderlerini yapmış olduğu pazarlama işi gereğince zaten yapması gerektiğini, müvekkili firmanın üretici olmayıp ... markasıyla üretilen ürünlerin pazarlamasını yaptığını, mal siparişlerinin davacının taleplerine göre yapıldığını, davacı tarafın iddialarının aksine sözleşme gereğince edimlerini tam olarak yerine getirmediğini, davacının gider kalemlerinin sözleşme gereğince kararlaştırılan ... sisteminin sonucu ortaya çıkan giderler olup bu durumun normal olduğunu, müvekkilinin bu durumdan sorumlu tutulamayacağını, taraflar arasındaki bayilik sisteminin değiştirme teklifinin esasen ödemelerin gününde yapılamaması, başka firmaların mallarının satılması, müvekkili şirketin ürünleri için kiralanan depoların başka amaçlarla kullanılması, satış hedeflerinin tutturulamaması ve ciroların düşmesi, müşteri memnuniyetsizlikleri gibi sebeplerden dolayı olduğunu, müvekkilinin bayilik sistemine yönelik dayatmalar yaptığı iddiasının da gerçek dışı olduğunu, müvekkilinin sözleşmeye aykırı davranışlarına son vermesi talepli noter ihtarı sonrasında davacının sözleşmeyi fesh ettiğini bildirdiğini, bu davranışın tamamen haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, tarafların ticari defterlerinin incelenmesi ile de kesilen fatura bedellerinin açık olduğunu, fazla tahsilat yapıldığı iddiasını kabul etmediklerini, yapılan icra takibin ve açılan davanın haksız olduğunu beyanla mahkememiz ... esas sayılı dosyasındaki dava konusunun da aynı olup öncelikle birleştirme kararı verilmesine, haksız açılan davanın reddine, davacının %20 'den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili mahkememize vermiş olduğu 31/08/2016 tarihli ikinci cevap dilekçesinde özetle; cevap dilekçelerindeki hususların çelişkili ve gerçek dışı olduğun yönelik beyanları kabul etmediklerini, davacı tarafın cevaba cevap dilekçesi ekinde sunmuş olduğu belgelerin müvekkili bağlamayacağını ve delil niteliği olmadığını, müvekkili şirketin pazarlama işi yaptığını ve üretimi olmadığını, müvekkilinin 2005 yılında kurulan bir şirket olduğunu, davacının 1997 yılından bu yana ... şirketinin bayiliğini yaptığını ancak müvekkili şirket ile Konya Şeker şirketinin farklı şirketler olduğunu, müvekkilinin depo, ekipman, iş gücü temini, malların sayısı tipi ve ne sıklıkla gönderileceğine ilişkin müvekkili şirketin karar verildiği iddialarının gerçek dışı olduğunu böyle bir durumun mümkün olamayacağını, davacının kendi isteğine göre mal sevkıyatları yapıldığını, davacı tarafından müvekkili şirkete gönderilen faturalara ilişkin işlemlerin şişirildiğinin tespit edildiğini, ciroların artışına oranla masrafların daha çok arttığının da tespit edildiğini, taraflar arasındaki anlaşmazlığını asıl sebebinin davacının iddia ettiği gibi bayilik sisteminin değişmesi olmayıp davacının sözleşmeye aykırı hareketleriyle ilgili olduğunu, davacı tarafın bayilik sözleşmesine aykırı hareketle başka firmaların mallarının satışını da yaptığının tespit edildiğini, davacı tarafın aylık cirolarının sürekli değişkenlik gösterdiğini beyanla cevap dilekçesindeki beyanlarını tekrarla açılan davanı reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememiz 16/02/2022 tarih, ... esas, ... karar sayılı kararı ile; mahkememiz ... esas sayılı dosyası ile birleştirme kararı verildiği ve yargılamaya mahkememiz ... esas sayılı dosyasından devam edildiği anlaşılmıştır.
Mahkememiz ... esas sayılı dosyasının 18/09/2024 tarihli duruşmasında verilen ara karar ile; "...Davanın geldiği aşama ve dosyadaki delil durumu itibariyle birleşen mahkememiz ... esas sayılı dava dosyası yönünden tahkikatı gerektirir bir durum kalmadığı buna karşılık ana dosya için dosyanın henüz tekemmül etmediği anlaşılmakla birleşen ... esas sayılı dava dosyasının sürüncemede kalmaması için, ... esas sayılı dava dosyasının bu dosyadan tefrik edilerek mahkememiz yeni esas sayısına kaydedilmesine..." şeklinde ara karar verilmiştir. Verilen karar gereği dosya mahkememiz yukarıda yazılı esasa kaydedildiği anlaşılmıştır.
DELİLLER:
Mahkememizce Konya . İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası, mahkememiz ... esas sayılı dosyası celp edilmiş, mahkememizce keşif yapılarak davalı ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılarak muhasebe uzmanı bilirkişiden rapor alınmış, Çanakkale . Asliye Hukuk Mahkemesi aracılığıyla davacının ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmak suretiyle muhasebe uzmanı bilirkişiden rapor alınmış, dosya kapsamında muhasebe uzmanı bilirkişiden rapor alınmış, İstanbul Anadolu . Asliye Ticaret Mahkemesi aracılığıyla nitelikli hesap uzmanı ve muhasebe uzmanı bilirkişi heyetinden raporlar alınmıştır.
Konya . İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklısının mahkememiz dosyası davacısı olduğu, borçlusunun mahkememiz dosyası davalısı olduğu, teminat mektubunun tahsil edilen bedeline dayalı alacağa ilişkin 4.908.070,82TL alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine borçlu tarafından yapılan itiraz üzerine icra müdürlüğünce 03/08/2016 tarihinde takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
İstanbul Anadolu . Asliye Ticaret Mahkemesi aracılığıyla nitelikli hesap uzmanı ve muhasebe uzmanı bilirkişi heyeti tarafından mahkememize sunulan 07/06/2023 tarihli raporda özetle;
"...1.Davacıya ait ticari defterlerin TTK hükümlerine göre gerekli açılış ve kapanış onayına sahip olduğu, davacı yanın ticari defterlerinin HMK 222’ye göre delil niteliğinde sayılabileceği,
2.Davalının davacı tarafından kendisine verilen teminat mektuplarını, tarafların mutabakatına dayanmayan ve dolayısıyla henüz tahakkuk etmemiş cari hesap alacağına dayanarak nakde çevirmiş olabileceği, ancak bu işlemden önce davalının davacının cari borcunu kat ederek bu durumu ihtarname ile davacıya ihtar etmesinin daha uygun olabileceği, bununla birlikte, teminat mektuplarının nakde çevrilmesi için böyle bir zorunluluk olmadığı, zira davalının bir alacağının da bulunduğu,
3.Nitekim 9.250.000,00 TL (dokuzmilyonikiyüzellibin TL) tutarındaki teminat mektuplarının nakde çevrildiği gün davacının davalıya cari hesabından dolayı kaydi olarak 3.920.343,32 TL (üçmilyondokuzyüzyirmibinüçyüzkırküç TL 32 Kuruş) borçlu olabileceği,
4.Teminat mektuplarının nakde çevrilmesi işleminin piyasada duyulmasının davacının ticari itibarına zarar vermiş olabileceği, ancak zararın davacı tarafça somutlaştırılmasının gerekebileceği, bu hususun takdirinin tamamen Sayın Mahkemenin takdirinde olacağı,
5.Sayın Mahkemenin teminat mektuplarının nakde çevrilmesinden ötürü davacının ticari itibarının zedelenmiş olacağı yönünde hüküm kurması halinde, nakde çevrilme hadisesinin piyasada duyulmasının etkisiyle davacının diğer bayiliklerini kaybetmesi durumu söz konusuysa davacının maddi kayba uğramış olabileceği, ancak zararın davacı tarafça somutlaştırılmasının gerekebileceği,
6.Kıdem tazminatı ve finansal kirala sözleşmeleri bakımından davacının başka şirketler için de bayilik ve dağıtım hizmetleri verdiği, davalı tarafa özgü çalışan sayısının ve bu sözleşmeden kaynaklı, bu sözleşme için münhasıran ihtiyaç duyulacak makine ve teçhizatın ne olabileceği konularının heyetimizin uzmanlık alanı dışında olduğundan tespitinin mümkün olamayacağı,
7.Neticede Sayın Mahkemenin davacı taleplerini kabul edilebilir bulması durumunda ayrıntısı yukarıda gösterildiği şekilde 50.537.487,57 TL davacı zararından bahsedilebileceği...." kanaatleri bildirilmiştir.
DAVANIN NİTELİĞİ, DEĞERLENDİRİLME VE GEREKÇE :
Dava, itirazın iptali davasıdır.
Dava tarafları arasında akdedilen bayilik sözleşmesine göre, sözleşmede belirtilen kar ve maliyet esasına dayalı olarak davacının, davalı tarafından üretilen ürünlerin pazarlama ve dağıtımını gerçekleştiren bayisi olduğu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam ettiği sırada davalı şirketin, davacı tarafından daha önce kendisi için düzenlenmiş 2015 yılı 8,9,10,11 ve 12. aylarına ilişkin e-faturalara yönelik olarak toplam bedeli 4.438.636,88 TL olan 31/12/2015 tarihli 162 adet iade faturasını 25/01/2016 tarihinde davacıya gönderdiği ve ertesi gün olan 26/01/2016 tarihinde sözleşme kapsamında düzenlenen 9.250.000,00 TL tutarındaki teminat mektuplarını nakde dönüştürerek tahsil ettiği, karşılıklı noter ihtarnameleri sonrasında davacı şirket tarafından, teminat mektuplarından haksız tahsilat yapıldığı iddiasıyla davalı şirket aleyhine dava konusu icra takibinin başlatıldığı, takibin itiraza uğraması üzerine eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.
İş bu itirazın iptali davasının yasal bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı Mahkememizce resen tespit edilmiştir.
Davalının, bayilik sözleşmesi kapsamında davacı lehine düzenlenen 9.250.000,00 TL tutarındaki teminat mektuplarını nakde dönüştürmesi için haklı sebebinin bulunup bulunmadığı, teminat mektuplarının nakde dönüştürülmesinden kaynaklı olarak davacının, davalıdan bir alacağının olup olmadığı, varsa alacak miktarının ilgili icra dosyası kapsamında ne tutarda olduğu, tarafların haklılık durumu tespit edilirken davalının ticari defter kayıtlarına itibar edilip edilemeyeceği konularında taraflar ihtilaf halindedir.
Davalı vekilince aşamalarda sunulan dilekçe ve beyanlarda, davacı ile müvekkili şirket arasında münhasır delil sözleşmesi bulunduğu, buna göre davalı şirketin ticari defter kayıtlarının esas alınarak bir inceleme ve değerlendirme yapılması gerektiği savunulmuştur. Davada geçerli ispat araçlarının ne olacağı değerlendirilirken öncelikle davalının bu savunması üzerinde durmak gerekmiştir.
6100 Sayılı HMK'nun Delil Sözleşmesi başlıklı 193. Maddesi:
"(1) Taraflar yazılı olarak veya mahkeme önünde tutanağa geçirilecek imzalı beyanlarıyla kanunda belirli delillerle ispatı öngörülen vakıaların başka delil veya delillerle ispatını kararlaştırabilecekleri gibi; belirli delillerle ispatı öngörülmeyen vakıaların da sadece belirli delil veya delillerle ispatını kabul edebilirler.
(2) Taraflardan birinin ispat hakkının kullanımını imkânsız kılan veya fevkalade güçleştiren delil sözleşmeleri geçersizdir." hükmünü amirdir.
Konuya ilişkin Yargıtay . Hukuk Dairesinin ... E. ... K. Sayılı kararı ile Yargıtay . Hukuk dairesinin ... E. ... K. Sayılı kararlarında, taraflardan birinin ticari defterlerinin münhasır delil olduğuna ilişkin anlaşma, bir davada ilgili taraf ticari defterlerine yazılan herşeyin mutlak olarak kabul edileceği anlamına gelmeyeceği, ticari defter ve kayıtlarının dayanakları gösterilmedikçe ilgili taraf lehine delil olamayacağı vurgulanmıştır. Buradan hareketle eldeki davada, sadece davalı şirketin ticari defter kayıtlarına bakılarak bir neticeye varılmasının davacının ispat hakkının kullanımını güçleştireceği sonucuna varıldığından HMK'nun 193/2. Maddesi gereğince söz konusu delil sözleşmesinin geçersiz olduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce, tarafların ticari defterleri yerinde incelenmek suretiyle birden fazla bilirkişi raporu alınmış ise de, en son görevlendirilen bilirkişi heyetinden İstanbul Anadolu . Asliye Ticaret Mahkemesinden talimat yoluyla aldırılan 07/06/2023 tarihli kök rapor ve aynı heyet tarafından düzenlenen benzer içerikteki ek raporların dosya kapsamına uygun olması ve gerekçeli ve denetlenebilir nitelikte olması sebebiyle diğer raporlar yerine bu raporlara itibar edilmesi gerekmiştir.
Dava taraflarının iddia ve savunmaları, dosya kapsamında toplanan deliller ile 07/06/2023 tarihli bilirkişi heyeti raporu ve aynı heyet tarafından düzenlenen ek raporlar birlikte değerlendirildiğinde;
6102 Sayılı TTK'nun 21. Maddesi:
" (1)Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir.
(2) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.
(3) Telefonla, telgrafla, herhangi bir iletişim veya bilişim aracıyla veya diğer bir teknik araçla ya da sözlü olarak kurulan sözleşmelerle yapılan açıklamaların içeriğini doğrulayan bir yazıyı alan kişi, bunu aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde itirazda bulunmamışsa, söz konusu teyit mektubunun yapılan sözleşmeye veya açıklamalara uygun olduğunu kabul etmiş sayılır.” hükmünü içermektedir.
Yukarıda yer verilen yasa metninden anlaşıldığı üzere, faturayı alan kimsenin 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz hakkı bulunmakta olup, bu süre içerisinde itiraz yapılmamışsa faturayı alanın fatura içeriğini kabul ettiği var sayılır. Şayet faturaya süresinde itiraz yapılmışsa, fatura içeriğinin doğruluğunun faturayı tanzim eden tarafından gösterilmesi gerekmektedir. Buna karşılık faturaya süresi içinde itiraz edilmemişse, artık faturayı tanzim edeninin fatura içeriğinin doğruluğunu göstermek zorunda değildir. Somut olayda davalı şirket tarafından 9.250.000,00 TL tutarındaki teminat mektuplarının nakde çevrildiği 26/01/2016 tarihinde, davacının, davalıya cari hesabından dolayı
kaydi olarak 07/06/2023 tarihli bilirkişi heyeti raporunda belirtildiği gibi 3.920.343,32 TL borçlu olduğu
görülmektedir. Ve fakat düzenlenen iade faturalarına karşı itiraz süresi henüz dolmadan ve dahası cari hesaba ilişkin devre hesabı dahi kapatılmadan teminat mektuplarının paraya çevrildiği anlaşılmıştır. Davalı şirket tarafından davacı şirket muhatap alınarak keşide edilen, davacının satış hedefi altında kalması, başka firmalara rekabet yasağına aykırı olarak mal satması gibi iddiaları ve buna son verilmesi ihtaratını içerir Konya 1. Noterliğinin 1573 yevmiye sayılı ihtarnamesi, 02/02/2016, yani teminat mektuplarının paraya çevrilmesinden sonraki tarihli olduğu gibi, teminat mektuplarındaki tutarın tamamına isabet eder şekilde davalının davacıdan alacaklı olduğunu kanıtlayıcı yeterli belgenin dosya kapsamında bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Hal böyle olmakla, davalının ticari defter kayıtlarını tevsik eder bilgi ve belgenin sunulamaması sebebiyle davalının söz konusu ihtarnamesinde dile getirmiş olduğu iddiaların teminat mektuplarının paraya çevrilmesini haklı kılar nitelikte olmadığı anlaşılmıştır. Buna göre davacının, davalıya cari hesabından dolayı olarak 3.920.343,32 TL'lik borcu dışlandığında 5.329.656,68 TL kadar nakde çevirme işlemi haksız olmuştur. Bu itibarla, davacının talebine bağlı kalınarak dava konusu icra takibinin ödeme emrinde belirtildiği gibi devamına karar vermek gerekmiştir. Dava konusu alacak likit nitelikte olmadığından ve tarafların haklılık durumu bilirkişilerin teknik incelemesine göre belirlendiğinden, yasal koşulların oluşmaması sebebiyle davacı lehine icra inkar tazminatı hükmedilmemiş ve aşağıdaki şekliyle hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-DAVANIN KABULÜ İLE, Davalının Konya . İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin ödeme emrinde belirtildiği şekliyle aynen devamına,
2-Yasal koşulları oluşmadığından davalı aleyhine icra inkar tazminatı hükmedilmesine yer olmadığına,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 335.270,32TL karar ve ilam harcından dava açılırken peşin olarak alınan 59.277,24TL harcın ve 24.540,35TL icra harcı olmak üzere toplam 83.817,59TL'nin mahsubu ile bakiye 251.452,73TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
-Harçlar Kanunun 29. maddesi gereğince davacı alacaklının icra müdürlüğüne yatırdığı binde beş tahsil harcı mahkeme harçlarına mahsup edildiğinden bu hususun icra müdürlüğünce resen dikkate alınmasına,
4-Davacı tarafından yapılan 29,20TL başvuru harcı, 4,30TL vekalet suret harcı, 59.277,24TL peşin harç, 24.540,35TL icra harcı, 221,80TL keşif harcı, 2.926,30TL bilirkişi ücretleri ve 1.359,80TL posta-tebliğat gideri olmak üzere toplam 88.358,99TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-AAÜT'ye göre hesaplanan 521.403,55TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine,
Dair; davacı vekilleri ile davalı vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince (2) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere ve oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 23/10/2024
Başkan Üye Üye Katip
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır