T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: ... Esas - ...
"TÜRK MİLLETİ ADINA"
T.C.GEREKÇELİ KARAR
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:
KARAR NO:
BAŞKAN:
ÜYE:
ÜYE:
KATİP:
DAVACI :
VEKİLİ:
DAVALI :
VEKİLLERİ:
DAVA: ANONİM ŞİRKETİN FESHİ VE TASFİYESİ
DAVA TARİHİ:
KARAR TARİHİ:
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan Anonim Şirketin Feshi ve Tasfiyesi davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesiyle özetle; davalı şirketin çok ortaklı bir şirket olduğunu, müvekkilinin de şirkette pay sahiplerinden birisi olduğunu, çok ortaklı şirketin zaman içerisinde bir aile şirketi haline geldiğini, yöneticiler hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, TTK 529/1-b maddesi gereğince işletmenin konusunun gerçekleşmesinin imkansız hale gelmiş olması nedeniyle davalı şirketin infisah ettiğinin tespitine karar verilmesi gerektiğini, davalı şirketin süreli olarak kurulduğunu, şirket ana sözleşmesinde belirtiline sürenin dolmuş olduğundan şirketin sona erdiğinin tespitine ve tasfiyesine karar verilmesini gerektiğini, davalı şirketin kanunen gerekli organlarından birinin mevcut olmadığını, şirketin 08.06.2022 tarihli toplantısı batıl olup davalı şirketin yönetim kurulu üyeleri usulüne uygun seçilmediğini, dolayısıyla davalı şirketin yönetim organı hukuken mevcut olmadığını, davalı şirketin zorunlu organlarından olan genel kurul toplanamadığını bu sebeple de feshine karar verilmesi gerektiğini, sayılan sebeplerle şirketin tasfiyesine / infisahının tespitine ve tasfiye memuru atanmasına, davalı şirkete tedbiren TTK 235/1 kapsamınnda kayyım atanmasını, davalı şirket gayrimenkullerinin devrinin önlenmesine yönelik tedbir konulmasını, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesiyle özetle; davacının haksız, hukuksuz ve kötü niyetli olduğu davada 1 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, zamanaşımı bakımından davaya itiraz ettiklerini, davacının her hangi bir hissesi ve hisse senedi bulunmadığını, davacı haksız ve kötü niyetli olarak şahsi hırsları nedeniyle iş bu davayı açtığını, davacının öncelikle genel kurul kararının/kararlarının iptali talep edilmesi gerektiği ve ardından böyle bir dava açması gerektiğini, davacı tarafın asılsız ve hukuksuz iddialarının aksine usul ve yasaya aykırı bir sermaye artırımı yapılmadığını, davalı müvekkili şirkette her hususun usul ve yasalara uygun şekilde yapıldığını, müvekkili şirketin faaliyetlerine devam ettiğini, şirketin işleyişinde yasalara aykırı ve suç unsuru içeren herhangi hiçbir hususun bulunmadığını, kesinlikle pay sahiplerinden gizlenerek bir toplantı ve genel kurul yapılmadığını, usul ve yasalara uygun şekilde ilanlarının yapıldığını, müvekkili davalı şirketin infisah ettiğinin tespitine karar verilmesini gerektirecek hukuki nedenler ve olgular olmadığını, davacı Türkiye Sicil Gazetesinin 22 Mayıs 1985 - sayı : 1269, sayfa 32'de "Şirketin müddeti sınırsızdır" şeklinde maddeye rağmen hukuksuz bir iddiada bulunulduğunu, ortada batıl olan bir genel kurulun olmadığını, davalı şirketin feshini gerektirecek hiçbir usulu yasanın aradığı şartları taşıyan, akılca ve mantık bir neden bulunmadığını, davalı müvekkili şirket yetkililerinin kesinlikle şirketi zarar uğratmadıklarını, kesinlikle usulsüz sermaye artırımı dahil hiçbir hukuka aykırı eylem ve işlemlerin olmadığını, neticede yargılama sonunda, haksız, hukuksuz, kötü niyetli ve hukuki dayanaktan yoksun olarak açılan iş bu davanın öncelikle zaman aşımı nedeniyle reddine, hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle reddine, aksi durumda ise diğer usulü nedenlerle usulden reddine, yine aksi durumda ise esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, anonim şirketin feshi ve tasfiyesi isteminden ibarettir.
Taraflar arasındaki ihtilaf; davacının şirket ortağı olup olmadığı, davacının şirketin feshini isteme hak ve yetkisinin bulunup bulunmadığı, davalı şirkette organ boşluğu bulunup bulunmadığı, organ boşluğuna dayalı olarak şirketin feshinin gerekip gerekmediği, şirketin işletme konusunun gerçekleşmesinin imkansız hale gelip gelmediği, esas sözleşmede şirket yönünden süre öngörülüp öngörülmediği, öngörülmüş ise bu sürenin sona erip ermediği, şirketin faaliyetlerine devam ederek süresiz hale gelip gelmediği, şirketin usul ve yasaya aykırı olarak sermaye artırımına gidip gitmediği, bunun şirketin feshi istemi yönünden haklı neden olup olmadığı, davalı şirketin feshi koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği, gerçekleşmiş ise alternatif çözüm yollarının uygulanmasının gerekip gerekmediği ile gerekirse hangi çözüm yollarının uygulanmasının gerektiği hususlarından ibarettir.
6102 s. TTK'nın 529. maddesine göre; " (1) Anonim şirket; a) Sürenin sona ermesine rağmen işlere fiilen devam etmek suretiyle belirsiz süreli hâle gelmemişse, esas sözleşmede öngörülen sürenin sona ermesiyle, b) İşletme konusunun gerçekleşmesiyle veya gerçekleşmesinin imkânsız hâle gelmesiyle, c) Esas sözleşmede öngörülmüş herhangi bir sona erme sebebinin gerçekleşmesiyle, d) 421 inci maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarına uygun olarak alınan genel kurul kararıyla, e) İflasına karar verilmesiyle, f) Kanunlarda öngörülen diğer hâllerde, sona erer.
6102 s. TTK'nın 530. maddesine göre; " (1) Uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli olan organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa, pay sahipleri, şirket alacaklıları veya Gümrük ve Ticaret Bakanlığının istemi üzerine, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi, yönetim kurulunu da dinleyerek şirketin durumunu kanuna uygun hâle getirmesi için bir süre belirler. Bu süre içinde durum düzeltilmezse, mahkeme şirketin feshine karar verir.(2) Dava açıldığında mahkeme, taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir. "
6102 s. TTK'nın 531. maddesine göre; "(1) Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir."
6102 sayılı TTK'nın 529. maddesinde anonim şirketin genel sona erme sebepleri düzenlenmiş, 530. ve 531. maddelerde ise özel sona erme sebepleri düzenlenmiştir. 530. madde ile organ eksikliğine dayalı sona erme sebebi düzenlenirken, 531. maddede haklı nedene dayalı fesih davası düzenlenmiştir. Davacının iddiaları her üç maddeye de girdiğinden öncelikle bahsi geçen maddelere dayalı olarak davacının dava açma ehliyetinin bulunup bulunmadığı belirlenmelidir. Genel sona erme sebeplerinin mevcut olması halinde, şirketin sona erdiğinin tespitini bunda hukuki yararı bulunan herkes ileri sürebilir. Organ boşluğu halinde ise, şirkin feshi bakanlık, pay sahibi ve alacaklı tarafından istenebilir. Haklı nedene dayalı fesih isteminde bulunanın payının en az 1/10, halka açık şirketlerde ise 1/20 olması gerekir. Bu kapsamda, davacının 529. maddeye dayalı olarak talepte bulunmasının mümkün olduğu, 530'a göre talepte bulunabilmesi için pay miktarına bakılmaksızın paydaş olmasının gerekli ve yeterli olduğu, haklı nedene dayalı olarak fesih isteyebilmesi için ise payının en az 1/10 olması gerekir.
Dosya kapsamına uygun olduğundan hükme esas alınan 25/03/2025 tarihli bilirkişi heyeti raporu ile, davacının şirket ortağı olduğu; 250.000,00 TL sermayeli şirketin 124,00 TL karşılığı sermayesinin %0496'sına sahip olduğu, 6102 s. TTK'nın 531. maddesi uyarınca şirketin feshini isteme hak ve yetkisinin bulunmadığı, davalı şirketin davalı şirketin “gayrimenkul kira geliri” dışında gelir ve faaliyetinin bulunmadığı; başlıklı 3'üncü maddesinin kısmen okunamaz durumda olması nedeniyle “şirketin işletme konusunun gerçekleşmesinin imkânsız hale gelip gelmediği” hususunun tespit edilemediği, davalı şirkette yönetim kurulu boşluğunun bulunmadığı, davalı şirketin genel kurul toplantılarını mevzuatta tespit edilen süreler dâhilinde yapmadığı, 2-3 yılda bir toplantı yaptığı; genel kurul toplantılarının zamanında yapılmasına engel bir hal bulunmadığı toplantıların düzensiz yapılmasının muhtemel ihmalden kaynaklanmış olabileceği; şirket esas sözleşmesinde ilk kuruluşta 30 yıl süre öngörülmüş ise de sonradan yapılan esas sözleşme değişikliği ile “şirketin süresiz” olduğunun kararlaştırıldığı, şirketin sermaye artırımlarının (SPK çıkarma kararı sonrası) Usul ve yasaya uygun yapıldığı, şirketin “kira geliri” dışında gelir ve faaliyetinin olmaması sebebiyle ortaklar yâda alacakların
fesih talebinde bulunabileceği mütalaa edilmiştir.
Her ne kadar davacı, şirketin işletme konusunun gerçekleşmesinin imkansız hale geldiğini, ayrıca şirket için belirlenen sürenin sona erdiğini iddia etmiş ise de; davalı şirketin esas sözleşme değişikliği ile süresiz hale getirildiği, yine faaliyetlerine devam etmesi karşısında da süresiz hale geldiği, dolayısıyla davacının aksi yöndeki iddiasının yerinde olmadığı, her ne kadar bilirkişi heyeti tarafından esas sözleşmenin 3. maddesinin okunmadığı belirtilmiş ise de ticaret sicil gazetesinde okunaklı halinin mevcut olduğu (bir suret dosya arasına konulmuştur), okunaksız olduğu belirtilen kısmın " Madde 3- Yurt dışında çalışan Türk işçilerin sermayeleri ile yukarıda ismi geçen şirket bünyesinde toplayarak dışarıda kazanılan dövizleri ortaklar ve Türk ekonomisi yararına en iyi şekilde değerlendirmektir. İlk olarak seri halde modern kapı, pencere, vitrin ve bilimum ağaç ve metalden müteşekkil inşaat malzemeleri, İlerde şirket için faydalı ve lüzumlu görülecek başka işlere girişebilmek istenildiği takdirde idare meclisinin teklifi üzerine keyfiyet umumi heyetin tasvibine sunulacak ve bu yolda karar alındıktan sonra dilediği işleri yapabilecektir." şeklinde olduğu, bu işletme konusunun imkansız hale geldiğinin kabul edilemeyeceği, şirketin her zaman bahsi geçen faaliyetleri yerine getirebileceği, dolayısıyla davacının işletme konusunun imkansız hale geldiği iddiasının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
Davacı, şirkette organ boşluğu olduğunu iddia etmiş ise de, davalı şirketin zorunlu organlarının mevcut olduğu, yönetim kurulunun yasaya uygun olarak teşekkül ettiği, genel kurulun toplanmasına engel bir halin de mevcut olmadığı, davacının aksi yöndeki iddialarını usulünce ispatlayamadığı sonucuna varılmıştır.
Davacının diğer iddialarının 6102 sayılı TTK'nın 531. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekir. Davacı tarafından ileri sürülen sebeplerin, şirketin feshi yönünden haklı neden olup olmadığının belirlenmeden önce, davacının haklı nedenle şirketin feshini isteyip isteyemeyeceğinin belirlenmesi gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 531. maddesi uyarınca, paydaşın haklı nedenle şirketin feshini isteyebilmesi için en az 1/10 paya sahip olması gerekir. Hükme esas alınan bilirkişi raporu ile davacının payının bu orandan çok daha az olması karşısında davacının haklı nedenle fesih isteminde bulunamayacağı kabul edilmiştir.
Tüm dosya kapsamı toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde, davalı şirketin işletme konusunun imkansız hale gelmediği, şirket 30 yıllığına kurulmuş ise de devamından süresi hale geldiği, şirkette organ boşluğunun da bulunmadığı, davacının payının 1/10'dan daha az olması nedeniyle haklı nedene dayalı olarak şirketin feshini isteyemeyeceği, davacının aksi yöndeki iddialarını usulünce ispatlayamadığı sonucuna varıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle ;
1-DAVANIN REDDİNE,
2-Alınması gereken 615,40 TL harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL. eksik harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA.
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve takdir olunan, 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmının HMK 333.maddesine göre karar kesinleştiğinde TARAFLARA İADESİNE,
Dair ; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere ve oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 18/06/2025
Başkan Üye Üye Katip